Kölelik hazzı

Kölelik hazzı

CUMHURİYET – Mine G. Kırıkkanat – 25 Şubat 2024 Pazar

“1838 yılında İngiliz sömürgesi Barbados Adası, özgün ve kanlı bir ayaklanmaya sahne oldu. Köleliği kaldıran Mart Kararnamesi’yle özgürlüklerine henüz kavuşan kadınlı erkekli sekiz yüz zenci, bir sabah eski beyaz sahipleri Glenelg adlı efendiye gelerek, eskisi gibi köle kalmak istediklerini bildirdiler. Yanlarında, İngiliz rahibe yazdırdıkları bir dilekçe de getirmişlerdi. 
Dilekçe okunduktan sonra, görüşmeler başladı. Sahip Glenelg, ya utandığından ya da düpedüz yasalardan çekindiği için, ahalinin gönüllü kölelik istemini reddetti.
Sekiz yüz zenci, önce yalvarmak için eline koluna yapıştıkları Glenelg’i itip kakmaya başladılar. Sonunda, ailesiyle birlikte katlettiler. 
Katliam gecesi hepsi eski köle kulübelerine yerleşmiş, işleri ve ritüelleriyle tutsaklık konumlarına dönmüşlerdi. 
Olay, Barbados Valisi MacGregor tarafından telaşla hasıraltı edildi ve köleliğin kaldırılma süreci kesintiye uğramadan tamamlandı. Köleliklerini sürdürmeyi talep eden sekiz yüz zencinin dilekçesi ise asla bulunamadı.”
O’NUN HİKÂYESİ
Fransız yazar, eleştirmen ve yayımcı Jean Paulhan’nın insanların zorbalığa boyun eğmekten aldığı zevki inceleyen uzun makalesi, yukarıdaki gerçek öyküyle başlar.
“Kölelikte Mutluluk” başlıklı bu makale, bizzat Jean Paulhan’nın kölesi olmak isteyen Dominique Aury’nin eseri “O’nun Hikâyesi” romanına önsöz olarak kaleme alınmıştır.
Dominique Aury’nin Pauline Reage mahlasıyla yayımladığı “O’nun Hikâyesi”, erotik edebiyatın bir başyapıtı, kadın kaleminden çıkma en ince ve cesur ilk örneğiydi. İlk basımı 1954 yılında yapıldı, edebiyat dünyasının altını üstüne getirdi, yasaklandı, toplatıldı, el altından satıldı ve Saint-Exupéry’nin “Küçük Prens”inden sonra en çok okunan Fransızca eser oldu.
Yazarı, takma isimlere alışık ve Dominique Aury bile gerçek adı değildi. 1908 yılında Anne Desclos olarak dünyaya gelmişti. O zamanki Fransa’da edebiyat dalında yüksek eğitim almış ender kadınlardandı.
GÖNÜLLÜ KÖLELİK
Aşk kölesi “O” ve efendisi Jean Paulhan, İkinci Dünya Savaşı sırasında tanışmış; işgalci Almanlara karşı savaşan Direniş (La Résistance) saflarında yer almışlardı. Jean Paulhan, efsane edebiyat dergisi NFR’nin yönetmeniydi, Dominique Aury de yardımcısı…
“O’nun Hikâyesi”, bir kadının kendisinden 24 yaş büyük âşığına, hafta sonları ve tatillerde asla göremediği, çünkü başka kadınla evli “efendisi”ne yazdığı eşsiz bir aşknameydi. Edebiyat çevreleri, uzunca bir süre romanı Jean Paulhan’nın yazdığını sandılar. Gerçeği anladıklarında ise yazarına itiraf ettiremediler.
Dominique Aury, eserine ancak 1994’te “O’nun Hikâyesi”nin 40. yılını kutlayan The New Yorker’a verdiği röportajda sahip çıktı: “Jean Paulhan’ya âşıktım. Genç değildim, güzel değildim. Başka silahlar bulmam gerekiyordu. Beyin de bir silahtı. Bana bu tür kitaplar yazamazsın demişti. Deneyebilirim, demiştim…”

ATATÜRK’E NİÇİN SALDIRIYORLAR?
Yaşadığımız günlerde çakma tarikat şeyhlerinin ellerini yalayıp ayaklarını vb. huşuyla yıkayan müritlere şaşıyoruz. FETÖ lideri Fethullah Gülen’in sümüklü mendilini kutsal hazine gibi saklayanlara hayret ediyoruz. Tecavüzcü işkenceci Adnan Oktar’a içeri tıkıldıktan sonra bile “maşallah aşkım, inşallah aşkım” diye deli divane olan kediciklerin, övgüler düzen hasta ruhların çokluğuna inanamıyoruz… Bunca insanın alçalmak, aşağılanmak, yok sayılmaktan duyduğu hazzı anlayamıyoruz.
Hatta skalotofil* eğilimlerine bakarak, iğrençlikten zevk aldıklarını düşünmek zaten zor, kabullenmek ise olanaksız…
Oysa onlarin hepsi “O”nun zır cahil birer avatarı. Dominique Aury gibi entelektüel olmadıkları için ne efendiye aşklarını güzel anlatabiliyorlar ne de efendinin aşağılamasından duydukları erotik hazzı.
Köle ruhların tatmin olabilmesi için sevecen ya da zalim, bir efendiye kulluk etmeye, paspas olmaya ihtiyaçları var.
Soyadı bile olmayan kulları “özgür yurttaşsınız” diye azat eden Atatürk’ün anısını bugünlerde linç eden güruh, efendi olmayı reddeden efendiyi ve onun fikir soyundan gelen özgür yurttaşları katletmek için kalkışan köle ruhlardır, sevgili okurlarım.

* Cinselliği idrar, dışkı gibi salgılarla uyarılan.
This entry was posted in Uncategorized. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *