BİLİM BİLİŞİM YAŞAM * İnternete Bağlanan Kabile Porno ve Sosyal Medya Bağımlısı Oldu

İnternete Bağlanan Kabile
Porno ve Sosyal Medya Bağımlısı Oldu

Erman Ertuğrul on 6 Haziran 2024

Amazon’un ücra bir köşesinde yaşayan kabile, Starlink ile internete erişim sonrası porno ve sosyal medya bağımlılığıyla mücadele ediyor.
Brezilya’daki uzak bir kabile, Starlink hizmeti aracılığıyla uydu internete erişim sağladıktan dokuz ay sonra bazı sorunlar yaşıyor. C: Navi Global
Amazon’daki izole bir kabile, Starlink sayesinde nihayet internete bağlandı, fakat yaşlılar, sosyal medya ve pornografi bağımlılığı nedeniyle topluluğun parçalanmasından şikayetçi.
Brezilya’nın 2.000 üyeli Marubo kabilesi, Tesla’nın kurucusunun dokuz ay önce Ituí Nehri boyunca uzanan uzak yağmur ormanı topluluğunu ilk kez internete bağlayan Starlink hizmetinin gelişiyle bölünmüş durumda.
73 yaşındaki Tsainama Marubo, The New York Times’a yaptığı açıklamada “İnternet geldiğinde herkes mutluydu. Ancak şimdi işler daha da kötüye gitti. Gençler internet yüzünden tembelleşti, beyazların yöntemlerini öğreniyorlar” diyor.
(İlgili: Elektrikli Arabalar için Temas Edilmemiş Kabile Yok Oluyor)
Marubolar, toplum içinde öpüşmeyi bile onaylamayan muhafazakar bir kabile. Ancak Alfredo Marubo (tüm Marubolar aynı soyadını kullanıyor), gezegenin en ücra köşelerine internet sağlayan hizmetin gelişinin görgü standartlarını alt üst edebileceğinden endişe duyduğunu söylüyor.
Alfredo, birçok genç Marubo erkeğinin grup sohbetlerinde porno videolar paylaştığını ve bazılarında daha fazla “agresif cinsel davranış” gözlemlediğini belirtiyor.
Alfredo, ekranda birdenbire maruz kaldıkları müstehcen seks eylemleri hakkında “Gençlerin bunu denemek isteyeceğinden endişeleniyoruz” diyor. “Herkes internete o kadar birbirine bağlı ki bazen kendi aileleriyle bile konuşmuyorlar.”
Uydunun kurulumu. C: 2015 Amazon Conservation Team
Starlink, antenleri 6.000 alçak yörüngeli uyduya bağlayarak çalışıyor. Gerekli antenler Amerikalı girişimci Allyson Reneau tarafından kabileye bağışlandı.
Başlangıçta internet, potansiyel olarak ölümcül yılan ısırıkları da dahil olmak üzere acil durumlarda yardım almak için yetkililerle hızlı bir şekilde iletişime geçebilen uzaktaki kabile için olumlu bir gelişme olarak görülüyordu. Kabile üyeleri ayrıca eğitim kaynaklarını diğer Amazon kabileleriyle paylaşabiliyor ve şu anda başka yerlerde yaşayan arkadaşları ve aileleriyle bağlantı kurabiliyor.
İnternet aynı zamanda, bazıları yakın çevrelerinin ötesinde ne olduğunu kavrayamayan genç Marubo için de bir olasılıklar dünyasının kapılarını açtı. Gençlerden biri artık dünyayı gezmeyi hayal ettiğini söylerken, bir diğeri São Paulo’da diş hekimi olmayı arzuladığını söylüyor.
Ancak 40 yaşındaki Enoque Marubo, aynı zamanda önemli olumsuzluklardan da şikayetçi. “Rutini o kadar değiştirdi ki zararlı oldu. Köyde avlanmaz, balık tutmaz ve bitki yetiştirmezseniz yemek yiyemezsiniz.”
42 yaşındaki TamaSay Marubo, “Bazı gençler geleneklerimizi sürdürüyor. Diğerleri ise bütün öğleden sonrayı telefonlarında geçirmek istiyor.” diyor.
C: 2015 Amazon Conservation Team
Kabile insanları o kadar bağımlı hale geldi ki, sözlü olarak aktarılan tarih ve kültürün sonsuza kadar kaybolabileceğinden korkan Marubo liderleri, artık her sabah iki saat, akşam beş saat ve Pazar günü tüm gün internete sınırlı erişime sahipler.
Ancak ebeveynler hâlâ hasarın zaten oluşmuş olabileceğinden endişe ediyor. Bir baba olan Kâipa Marubo, çocuklarının şiddet içeren silah oyunları oynamasından endişe duyduğunu söylüyor. “Birdenbire onları taklit etmek isteyeceklerinden endişeleniyorum”
Bu arada diğerleri, dijital okuryazarlıktan yoksun oldukları için internet dolandırıcılıklarının kurbanı olduklarını söylerken, birçok genç sosyal medyada yabancılarla sohbet ediyor.
Yerli kabilelerle çalışan Brezilyalı aktivist Flora Dutra, Marubo’nun internete bağlanmasına yardımcı oldu. Dutra, İnternet hakkındaki endişelerin abartıldığına inanıyor ve çoğu kabile insanının World Wide Web’e erişimi “istediğini ve hak ettiğini” öne sürüyor.
Yine de Brezilya’daki bazı yetkililer, özel kültür ve geleneklerin artık sonsuza kadar kaybolabileceğini söyleyerek, bu uygulamanın uzak topluluklara yayılmasını eleştiriyor.
Dutra bu tür eleştiriler hakkında “Buna etnik merkezcilik denir. Beyaz adam neyin en iyi olduğunu bildiğini düşünüyor.” diyor.

The New York Times. 4 Haziran 2024.
Posted in Bilim ve Teknoloji, BİLİŞİM - İNTERNET -, HAYATIN İÇİNDEN | Leave a comment

YOLSUZLUKLAR * Yoksa ‘beşli çete’yi unuttuk mu

Yoksa ‘beşli çete’yi unuttuk mu

CUMHURİYET – Barış Terkoğlu – 13 Haziran 2024

Su akıyor, kir akıyor, düşen dal akıyor. İlerleyişi izliyor, konuşuyorsun. Asıl olan ise akış. İşte ona düzen diyoruz.
Mayıs seçimlerine giderken o iki kelimeyi ne çok duyduk: Beşli Çete! Sayısı çok daha fazlaydı. Buna rağmen düzeni anlatan kavram akıllara kazındı. Kamu ihalelerinden beslenen, öncüsü müteahhitlik olan, yaptığı hastaneyle de yolla da halkın cebinden çalan, servet transferiyle iktidarın büyüttüğü sermaye sınıfını tarif ediyordu. Kazandıkları paranın karşılığında siyaseti de medyayı da finanse ediyorlardı. CHP, olası iktidarında, “el koyma”yı ve “kamulaştırma”yı vaat ediyordu.
Seçim geçti. CHP değişim sürecini tamamladı. Hatırlayın, süreci başlatan seçim muhasebesi raporunu bu köşede yayınlamıştım. O raporda da örtülü bir dille “hesaplaşma”ya dayalı bu söylem eleştiriliyordu. Geçenlerde KRT TV’ye çıkan Kılıçdaroğlu, “Beşli Çete”nin partisi tarafından artık eskisi kadar anılmadığını söyleyince arşivi açtım. Gerçekten de hem medya taramalarında hem röportaj ve kürsü konuşmalarında, hem de politik önceliklerde “Beşli Çete” CHP’nin öncelikli gündemi olmaktan çıkmıştı.
Bunun üzerine “acaba” diyerek CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır’ı aradım. Evet, o CHP Grup Başkanvekili. Evet, CHP’deki değişim sürecinin mimarlarından. Ama bundan fazlası da var. CHP, “Beşli Çete” kavramını teorileştirirken, Başarır “Beşli Çete” kitabını yazdı (Kırmızı Kedi). Dahası, o kitabın önsözünde de Kılıçdaroğlu’nun imzası vardı.
10 ŞİRKETE 205 MİLYAR DOLAR
Önsözde “Erdoğan ve ekibi, ‘Beşli Çete’ aracılığıyla ülkemiz birikimlerinin büyük bir bölümüne yolsuzluk yoluyla el koymuş durumda” diyen Kılıçdaroğlu, AKP döneminde Kamu İhale Kanunu’nun yaklaşık 200 kez değiştiğini söylüyor ve ek yapıyordu: “Kanun yaparak, kanunları değiştirerek ortaya çıkartılan ihale rantının, başta ‘Beşli Çete’ olarak nitelendirdiğimiz firmalar olmak üzere, AK Parti iktidarıyla doğrudan ilişkili firmalara dağıtılmasına dayalı bu düzeni değiştireceğiz.”
Kitap, “Beşli Çete”nin kapsamlı bir fotoğrafını çekiyordu. Başarır, 2016-2021 aralığını işaret ederek şu ifadeleri kullanmış:
“AKP döneminde Kamu Özel İşbirliği kapsamında en çok ihale alan 10 şirkete toplam 205 milyar dolarlık proje verilirken, kıyaslama bakımından bu miktarın, toplam dış borcun yarısına, geçen yılın Gayri Safi Milli Hasılası’nın da neredeyse yüzde 25’ine denk geldiğini görmekteyiz. Özetle bugünkü kur üzerinden 1 trilyon lirayı aşkın servet AKP döneminde bu 10 şirkete transfer edilmiştir. 3. havaalanını alan beş şirketin aldığı payın toplamı ise 160 milyar dolardır.”
Başarır, sadece ihaleleri incelemekle kalmıyor; “Beşli Çete”nin çevre katliamlarını, siyasetle bağlarını, yasal düzenlemelere etkilerini, medya dizaynını ve tabii CHP’nin o dönem bu şirketlerle mücadelesini de anlatıyordu. Kitaba toplatma istendi, yazarı “Beşli Çete” medyasının hedefi oldu.
Kısacası, Değişim Sonrası CHP ve “Beşli Çete”yi soracak en doğru isim Başarır’dı.
“BEŞLİ ÇETE” VE CHP
“Beşli Çete”nin ülkede hala etkili olup olmadığını sorduğum Başarır, şunu söyledi: “Sermaye grubu her zaman isteklerinin gerçekleşmesi için siyasi çevrelerde lobi faaliyeti yürütür ve yürütmektedir. İhalelerde bakanları, bürokrasiyi memnun etmektedir. Bu sebeple sorunuza ‘hayır’ yanıtını vermek absürt olacaktır. Ekonomide hali hazırda büyük sermaye gruplarının vergi ödemelerinin, açıklanan ilk 100 vergi rekortmeninde göremediğimize göre, hala beşli çetelere ‘kıyak’ çekildiği apaçık ortadadır.”
Peki CHP’nin bu konuda bakışı değişti mi?
“Bir siyasi strateji değişikliği olup olmadığını soruyorsanız, bu konunun bir kenara bırakılmadığını söyleyebilirim” diyen Başarır, Ulaştırma Bakanı’nın bindiği sermaye uçağını gündem yaptıklarını hatırlattı: “Eğer CHP’nin odağı mı değişti diyorsanız, bizim odağımız bellidir. Halkın yanında, halk için varız. Dolayısıyla şu anda ekonomik ve sosyal adaletin, enflasyon karşısında yaşanan mağduriyetlerin, demokrasi önündeki bariyerlerin mücadelesindeyiz.”
Bir partinin değil her partinin denizinde gemisini yürütmek isteyen “Beşli Çete”nin CHP içinde etkili olma ihtimali var mı?
“CHP’nin ilkeleri 100 yıldır bu ülkeyi ayakta tutan ilkeler. Büyük sermaye grupları ekonomik güçlerini ve bağlantılarını kullanarak partimiz içinde bugüne kadar mevki kazanamadıysa bu ilkeler sayesindedir” diyen Başarır, sözlerini şöyle bitirdi: “Başta halkçılık olmak üzere hiçbir ilkemiz değişmeyecek. Bu nedenle de ne ekonomik gücü olanlar ne lobi faaliyetleri, ne siyasi stratejiler CHP üzerinde etkili olamaz.”
CHP’nin “Beşli Çete” denilen ve kamudan beslenen sermaye konusunda eksen değişikliği yaşayıp yaşamadığına ilişkin sorulara verdiği yanıt böyle. Son yıllarda “sağcılaşma” eleştirileri yapılan partinin, belki de en sol söylemi “Beşli Çete”ydi. Kamudan beslenen sermaye sınıfını hedef alan parti, kamulaştırmayı vaad ederek halkçı bir program öneriyordu. Değişim, normalleşme, yumuşama derken belki de gündemin gerisinde kaldı. Kesin olan şu ki hem cumhuriyetçi hem solcu bir parti, üretim ve bölüşüm ilişkisini yeniden kurmayı vaat etmek zorunda.
Ne su ne kir… Akışı gören insanın iradesi nehirleri tersine akıtacak güçtedir.

İŞTE CHP GRUP BAŞKANVEKİLİ VE BEŞLİ ÇETE KİTABININ YAZARI ALİ MAHİR BAŞARIR’IN SORULARA VERDİĞİ CEVAPLARIN TAMAMI
1.“Beşli Çete” olarak tanımladığınız sermaye grubunun halen ekonomide, siyasette, bürokraside ve medyada etkili olduğunu düşünüyor musunuz?
Öncelikle bizim “Beşli Çete” olarak tanımladığımız sermaye grubu kimdir? Türkiye’de özellikle büyük altyapı projeleri ve devlet ihalelerinde yoğun şekilde yer alan, genellikle de büyük müteahhit firmalarıdır. Bunların ekonomik ve siyasi etkileri görmezden gelinemez. Bu grupların ekonomide, siyasette, bürokraside ve medyada etkili olup olmadığına dair değerlendirme yapmak için şunlara bakabiliriz. Bu firmalar, büyük projeler üstleniyorlar mı? Kamu kaynaklarından önemli paylar alıyorlar mı? Özellikle inşaat ve altyapı sektörlerine dönüp bakıldığında bu etkileri açıkça görebiliriz. Elbette, büyük ekonomik güce sahip firmalar, siyasi bağlantılar ve lobi faaliyetlerinde bulunur. Böylece politikacılar üzerinde etkili olabilirler. Bu da ihale süreçlerinde ve kamu kaynaklarının dağılımında kendini gösterir. Kamu projeleri ve ihaleleri yöneten bürokrasi üzerinde bu firmalar ne zaman etkili olur? Özellikle projelerin onaylanması ve yürütülmesi süreçlerinde. Büyük sermaye grupları, güçlü ekonomileri sayesinde medya kuruluşlarına sahipYOLSUZLUKLAR *  olma ya da medya üzerinde etkili olma yoluyla kamuoyuna da şekil verebilir, en azından bu potansiyele sahiptir. Nasıl görürüz bu etkiyi? Haberlerin sunumunda, gündemin belirlenmesinde.
Özetle, sermaye grubu her zaman isteklerinin gerçekleşmesi için siyasi çevrelerde lobi faaliyeti yürütür ve yürütmektedir. İhalelerde bakanları, bürokrasiyi memnun etmektedir. Bu sebeple sorunuza ‘hayır’ yanıtını vermek absürt olacaktır.
Ekonomide hali hazırda büyük sermaye gruplarının vergi ödemelerinin, açıklanan ilk 100 vergi rekortmeninde göremediğimize göre, hala beşli çetelere ‘kıyak’ çekildiği apaçık ortadadır.
Bugün neden gelir vergisinde adalet istiyoruz? Neden çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınması gerektiğini söylüyoruz?  Sarayın önceliğinin beşli çete olduğunu, birilerini zengin etmek olduğunu tartışmaya gerek bile yok. Sarayın önceliğinde emekliler, çiftçiler, işçiler, yoksullar yok. Gıda fiyatlarındaki artış, işsizlik, hayat pahalılığı yok. 31 Mart seçimlerinin sonuçları o yüzden çok önemlidir. Bizim yerelde iktidar olmamızın sebebi sermayenin değil, halkın gücüydü. Biz sırtımızı sermayeye değil, halka dayadık, Türkiye ittifakına dayadık. Bugün asgari ücrette, emeklinin kök maaşında mutlak bir artış yapılması gerektiğini kim söylüyor? Sırtını beşli çeteye dayayanlar değil, sırtını halka dayayanlar yani Cumhuriyet Halk Partisi söylüyor.
2. CHP’nin yeni liderliği, “Beşli Çete” ile hesaplaşmayı neden eskisi kadar öne çıkarmıyor?
Burada bir siyasi strateji değişikliği olup olmadığını soruyorsanız, bu konunun bir kenara bırakılmadığını söyleyebilirim. Daha bundan iki hafta önce Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu’nun kamudan en çok ihale alan büyük şirketlerden birinin özel uçağıyla yurtdışına seyahat ettiğini açıklamıştık. Üstelik Bakan, bunu o şirketle yaptıkları bir ihale şartnamesindeki maddeye dayanarak yaptığını itiraf etti. Yani kamu ihalesi sözleşmesine, ‘rüşvet’ anlamına gelen bir madde eklettirilmiş. Yani bakan suçunu itiraf etti. Daha kötüsü bunun normal olduğunu düşünüyor. Eski sisteme göre tam gensoru verilecek bir bakan ama Cumhurbaşkanlığı sisteminde bakanı düşürme hakkımız elimizden alındı.
Eğer CHP’nin odağı mı değişti diyorsanız, bizim odağımız bellidir. Halkın yanında, halk için varız. Dolayısıyla şu anda ekonomik ve sosyal adaletin, enflasyon karşısında yaşanan mağduriyetlerin, demokrasi önündeki bariyerlerin mücadelesindeyiz. Mücadele gereken yerde mücadele, müzakere gereken yerde müzakeredeyiz. Bizim en mühim meselemiz Türkiye.
3. “Beşli Çete”nin kitabını yazdınız. Bu yapının CHP içinde mevzi kazanması, birilerini desteklemesi ya da devirmesi ihtimalini görüyor musunuz?
Cumhuriyet Halk Partisi 100 yıllık bir parti. Genel başkan koltuğunda bu ülkenin kurucusu ve kurtarıcısı Atatürk’ün oturduğu bir parti. Halkçı bir parti. Sosyal demokrasinin öncüsü. Cumhuriyet Halk Partisi’nin ilkeleri 100 yıldır bu ülkeyi ayakta tutan ilkeler. Büyük sermaye grupları ekonomik güçlerini ve bağlantılarını kullanarak partimiz içinde bugüne kadar mevki kazanamadıysa bu ilkeler sayesindedir.
Cumhuriyet Halk Partisi halkçı bir parti. Önceliğimiz halktır, halkın ihtiyaçlarıdır. Emeklimiz, çiftçimiz, öğretmenimiz, işçimiz hepsinin derdi derdimizdir. 31 Mart’tan bu yana ne diyoruz; müzakere ise müzakere, mücadeleyse mücadele. Tematik mitinglerimizin sebebi de budur. Emeklilerimizle miting yaptık, sözleşmeli öğretmenlerimizle miting yaptık, çay üreticimizle miting yaptık. Bu hafta sonu buğday üreticimizle miting yapacağız. Çünkü bizim temel ilkemiz halkçılık ve her zaman ortak paydamız halk olacak. Başta halkçılık olmak üzere hiçbir ilkemiz değişmeyecek. Bu nedenle de ne ekonomik gücü olanlar, ne lobi faaliyetleri, ne siyasi stratejiler Cumhuriyet Halk Partisi üzerinde etkili olamaz.
Posted in YOLSUZLUKLAR | Leave a comment

YAŞAM, BİLİM * Bin yıldır dalan kabile ‘mutant gen’ geliştirdi

CUMHURİYET – 11 Haziran 2024 Salı

Bin yıldır dalan kabile ‘mutant gen’ geliştirdi

Güneydoğu Asya’da, yaklaşık 10 asırdır dalgıçlık yapan ve su üstünde yaşayan bir kabile, alışılmadık bir biçimde, su altında daha uzun süre kalmalarına olanak tanıyacak şekilde mutasyon geçirdi.
Bin yıldır dalan kabile 'mutant gen' geliştirdi
Bajau halkı olarak bilinen bu kabile, yaklaşık 1.000 yıldır dalgıçlık yapıyor ve denize çakılmış kazıklar üzerine kurulu evlerde yaşıyor. Nesiller boyu bu şekilde yaşayan halk, bugüne dek zıpkınla balık avlayarak ve kabuklu deniz ürünleri toplayarak yaşamış.
Bin yıldır dalan kabile 'mutant gen' geliştirdi
Bilim insanları tarafından yürütülen bir araştırma, kabile üyelerinin, yüzyıllar boyu su altında geçirdikleri zaman sonucu, dünyanın geri kalanındaki insanlardan genetik olarak farklılaştıklarını gösteriyor.
Bin yıldır dalan kabile 'mutant gen' geliştirdi
Araştırmanın ilk yazarı, Kopenhag Üniversitesi‘nden Melissa Ilardo, BBC’ye demecinde şu ifadeleri kullandı:
“Muhtemelen binlerce yıldır yüzen evlerde yaşıyorlar, Güneydoğu Asya sularında seyahat ediyor ve sadece ara sıra karayı ziyaret ediyorlar. Yani, ihtiyaç duydukları her şeyi denizden karşılıyorlar.”
Bin yıldır dalan kabile 'mutant gen' geliştirdi
“Her gün sekiz saat boyunca tekrar tekrar dalıyor ve zamanlarının yaklaşık yüzde 60’ını su altında geçiriyorlar. Bu süre, 30 saniyeden birkaç dakikaya kadar değişebiliyor. Üstelik 70 metrenin üzerinde derinliklere dalıyorlar.”
Bin yıldır dalan kabile 'mutant gen' geliştirdi
Ilardo’ya göre, “Dalış sırasında kalp atış hızınız yavaşlar, kan damarları küçülür ve son olarak da dalak kasılır. Dalak oksijenli kırmızı kan hücreleri için bir rezervuardır. Bu nedenle, kasıldığında size oksijen takviyesi sağlar. Biyolojik bir tüplü dalış tankı gibi.”
Bin yıldır dalan kabile 'mutant gen' geliştirdi
BİYOLOJİK VE GENETİK FARKLILIKLAR…
Bu verilerden yola çıkan bilim insanları, kabile üyelerinin dalaklarını kontrol etmeye karar verdi. Elde edilen verilere göre, Bajau kabilesi üyelerinin dalakları, dalışla uğraşmayan komşu köyün halkına kıyasla bile yüzde 50 daha büyüktü.
Bin yıldır dalan kabile 'mutant gen' geliştirdi
Bilindiği üzere dalak, kana daha fazla oksijen sağlamak için gerekli olan bir organdır. Bu nedenle daha büyük bir dalak, günün en az 5 saatini su altında geçiren Bajau kabilesi üyeleri için son derece işlevseldir.
Bin yıldır dalan kabile 'mutant gen' geliştirdi
DALAK BOYUTUNU BELİRLEYEN GEN
Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesi’nden yardımcı yazar Profesör Rasmus Nielsen, herhangi bir mutasyon olup olmadığını anlamak için Bajau halkının genetik haritası üzerinde çalıştı.
Bin yıldır dalan kabile 'mutant gen' geliştirdi
Yapılan testler sonucunda, PDE10A geninin, Bajau’ların dalak boyutuyla ilişkili olduğu tespit edildi. Bu genin aynı zamanda, farelerde dalak büyüklüğünü kontrol eden bir tiroid hormonunu da düzenlediği bilinmekte.
Bin yıldır dalan kabile 'mutant gen' geliştirdi
KABİLE LİDERİ: KÜLTÜR ÖLÜYOR
Kabilenin yaşlı lideri Santarawi Lalisan basına demecinde, kültürlerinin Batılı yöntemler nedeniyle artık ölmekte olduğunu söyledi. Lalisan, şu ifadeleri kullandı:
“Buraya çok fazla plastik geldi, çünkü burada artık kağıt yerine plastik kullanıyorlar. Bu geçmişte böyle değildi. Artık deniz plastikle dolu ve bu da kabilenin yoluna devam etmesini zorlaştırıyor…”
Posted in HAYATIN İÇİNDEN | Leave a comment

HAYATIN İÇİNDEN ÖYKÜLER * ÖRTMENİM

ÖRTMENİM

Ali Can Polat – 06.06.2024

Genç adam o gün işyerinde yapacağı işlerini erken bitirmişti. Hava çok güzeldi, her zaman olduğu gibi yine evine gidecekti. Evi işyerine yürüme uzaklığındaydı. Herhangi bir taşıma aracına binmektense bu güzel bahar havasını, çiçek kokularını içine çeke çeke yürümeyi seçti. Geniş parkın yollarında acelesiz, sakin adımlarla yol alıyordu. Dayanamadı, cebinden telefonunu çıkardı, kamerasıyla birkaç tane yeni açmış çiçek fotoğrafı çekti.
İlerde üç kişilik ahşap bir oturağın üstünde bir başına oturan yaşlı bir adam gözüne ilişti. Kalınca, kahverengi cilalı bastonu oturağa üçüncü bir ayak gibi uzanmıştı. Yaşlı adamın belinin kamburu ve bir de gözlüğü dikkat çekiyordu. Yaklaşınca yaşlı adamı tanır gibi oldu. Adımlarını sıklaştırdı, heyecanlanmaya başlamıştı. Yaşlı adam, kafasında hiç yaşlanmamış olan sevgili öğretmeninden başkası değildi.
Elini ellerinin içine almak istedi, “beni anımsadınız mı” dedi. Yaşlı adam pek oralı olmadan “hayır, siz kimsiniz” dedi. Hiç kuşkusu kalmamıştı, bu kişi yıllar öncesinde kendisine büyük bir kapı açmış olan öğretmeniydi. Bu duygu içinde öğretmeninin iki elini acıtmak pahasına da olsa aldı, iki elinin arasında sıktı ve “örtmenim…” dedi.
Ne kadar çok büyümüşsün, sen şu benim “küçük, karaca oğlanım” değil misin, dedi. Sarıldılar, bir süre öylece kaldılar, yaşlı adam delikanlı çok sıkıyorsun, nefes alamıyorum dedi. Sonra söyle bakalım okulu bitirdikten sonra neler yaptın, şimdi ne işler yapıyorsun?
Genç adam, bu soruyu ben de sizin gibi öğretmen oldum diye yanıtlarken gözlerinin içi gülüyor, yüzünde çiçekler açıyordu. Yaşlı adam senin de benim gibi öğretmen olmana çok sevindim dedi.
-Söyle bakalım, seni öğretmen olmaya yönlendiren neydi, niçin öğretmen olmak istedin?
– Öğretmenim, bana siz esin kaynağı oldunuz. Sizin gibi olmak için öğretmenliği meslek olarak seçtim.
– Doğrusu merak ettim…
Delikanlı söylemek istediklerini sıraya sokar gibi kısa bir an durdu ve sonra arka arkaya anlatmaya başladı.
“Aynı sınıfta benimle birlikte öğrenci olan bir arkadaşım o gün elinde yeni, ışıltılı bir saatle okula gelmişti. O saati çok beğenmiştim, gözüm kalmıştı. Saatin benim olmasını, o saatin ondan çok benim kolumda daha güzel duracağını düşündüm. Gözümü saatten alamıyordum. Masasının üzerinde unuttuğunu fark ettim ve hiç zaman kaybetmeden onu aldım cebime koydum.
Aradan çok zaman geçmemişti, arkadaşım saatinin koyduğu yerde olmadığını, kaybolduğunu söyleyerek öğretmenimiz olarak size şikâyette bulundu. İşler hiç düşündüğüm gibi olmamıştı. Planım suya düşmüştü.
Sonra siz sınıfın kapısını kapattınız ve ayağa kalkarak ortada bir çember oluşturmamızı, hepimizin ellerini havaya kaldırmamızı istediniz. Söylenenleri hepimiz aynen yaptık. Daha sonra da siz hepimizin ceplerini tek tek aradınız.
Sonunda saat bulundu.
Saat benim cebimdeydi.
Tüm öğrencilerin ceplerinin tek tek aranması bittikten sonra gözlerimizi açabileceğimizi söylediniz. Saati arkadaşımın masasına olması gereken yere koymuştunuz.
Öğretmenim, o gün siz beni ve başka bir kimseyi azarlamadınız, dövmediniz, ahlak dersi vermediniz. Hiçbir ceza vermediniz. Hiçbir şey olmamış gibi dersimize kaldığı yerden devam ettiniz.
Saati kimin çaldığı hiç ama hiç kimse öğrenemedi. O gün, o gün benim onurumu sonsuza dek kurtardınız. O gün benim için yaşadığım en utanç verici gündü. Ama o gün, ben olmaktan çıkıp siz olmaya karar verdiğim gün oldu.
Okudum, ben de sizin gibi bir öğretmen, sizin gibi bir eğitmen oldum, olmaya çalışıyorum. Sayenizde gerçek bir eğitimcinin ne yapması gerektiğini anladım.”
Yaşlı öğretmen:
Evet böyle bir olayı anımsadım, çalıntı saati bulmak için gerçekten de herkesin cebinde arama yapmıştım. Ama doğrusunu söylemem gerekirse seni anımsayamıyorum. Çünkü ben de bakarken gözlerimi kapatmıştım.
İŞTE eğitimin, öğretmenliğin ilk ve en önemli kuralı budur. Amacınız eğitmek, bir şeyleri düzeltmek ise o zaman karşındakini aşağılamayacaksınız, hor görmeyeceksiniz, anlamakta gecikti, anlamadı diye bağırıp çağırmayacaksınız ve sabırlı olacaksın ve öğrenciyi seveceksiniz.
Günümüzde öğrenci her türlü bilgiye çağımızın gelişkin teknolojileri sayesinde parmak uçlarının küçük dokunuşları ile rahatça ulaşabilmektedir. İnsanın önünde akan bilgi seli varken öğretmenin yapabileceği çok fazla bir şey bulunmamaktadır. Onun yapabileceği bu teknolojiyi kendi kuralları ile daha çok kullanmasını göstermekle sınırlıdır.
Ancak öğretmenin hiç eskimeyen ve yerine bir başka seçeneği konulamayan bir ödevi daha vardır. Eğitim. Eğitimin de pedagojinin de kendine özgü özellikleri ve bilimsel ve çağdaş kuralları bulunmaktadır. Yalnızca öğrenci ve öğretmen olarak değil tüm toplum olarak eğitimin önemini ve değerini bilmemiz ve yükseltmemiz gerekiyor.

Not: Bu öykü belki birçok kişi tarafından değişik yöntemlerle birçok kez anlatılmıştır. Benin tüm yaptığım okuduklarımdan, duyduklarımdan aklımda kalanları derleyerek yeniden kaleme almaktan ibarettir. “Maarif Modeli” gibi bir topluma yapılabilecek ihanetlerin en büyüğü karşısında çağdaş, bilimsel eğitimin önemini ve değerini gündemde tutmak amacını taşımaktadır.

İkinci olarak dilimizdeki kavramları yalnızca bilmek de yeterli değildir. Bu kavramların içlerini doldurmak ve kavramları içselleştirmiş kuşaklar yetiştirmek çok önemli olmaktadır. Bu işlemlerin en kolay ve en güzel yöntemi ise yaşanmış öykülerden örneklerler vermektir. Bu yöntem ile edinilecek bilgiler daha uzun süre akılda kalabilir.
Saygılarımla…
https://kavrammutfagi.com/makale/ortmenim
Posted in EDEBİYAT - ANI - ÖYKÜ - ŞİİR | Leave a comment

SAHTE DİPLOMA KONUSU * ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA

Köy Enstitüsü çıkışlı emekli öğretmen, duyarlı yurttaş sayın Timur EREN senelerdir tüm kamu kurumlarına ve ilgililere aşağıdaki şikayet dilekçesini göndermekte fakat tüm kamu kurumları ve sorumlular bu konuda sessiz kalmaktadır. Bu konuda basılan kitaplar, makaleler ve hatta NOTERİN DÜZENLEDİĞİ SAHTE DİPLOMANIN ONAYLANMASI DAVASINDA noterin suçlu bulunarak ceza alması sayın öğretmen Timur Eren’in haklı olduğu düşüncesini güçlendirmektedir. Birkaç kez kamuoyuna sunulan diploma fotokopilerinin birbirinden farklı olması, farklı numara taşıması, tarihlerdeki tutarsızlıklar AKP’li cumhurbaşkanı Erdoğan’ın diplomasının gerçek olmadığını sorguya açıyor. Bundan da öte Erdoğan ve bazı bakanların aldıkları iddia edilen rüşvet listesi ve Süleymaniye’de askerlerimizi başına çuval geçirilerek tutsak alınması ve TSK’nın, Türk Milleti ve Devletinin onurunun kırılmasına neden olan olayın ABD’li yetkililer ile anlaşan Erdoğan ve Abdullah Gül’ün onay ve bilgisi dahilinde yapıldığı sağcı yazar Ahmet Akgül tarafından yazılmış olan AKP İNTİHARA GİDİYOR isimli kitapta açıkça yazılmış ve bu iddia yalanlanmamıştır. (Bakınız; AKP İLE ANLAŞARAK TÜRK ORDUSUNU KAFESLEDİKhttps://nacikaptan.com/2024/02/18134/ * https://nacikaptan.com/2023/07/suleymaniye-olayinin-perde-arkasi-akp-intihara-gidiyor-cia-ajani-henri-barkey-felaket-ile-flort-akp-ile-anlasarak-turk-ordusunu-kafesledik/
Sayın Eren’in paylaşmış olduğu dilekçe aşağıdadır.
Naci KAPTAN/ 11 Haz 2024

ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA

Sıhhıye / A N K A R A
1- AKP’ nin genel başkanı olan Recep Tayyip ERDOĞAN’ ın; SAHTE EYÜP LİSESİ DİPLOMASI ile, SAHTE MARMARA ÜNİVERSİTESİ DİPLOMALARI TANZİM EDEREK ( ETTİREREK ); TC. DEVLETİ’ nin en yüce devlet makamı olan, CUMHURBAŞKANLIĞI YÜCE MAKAMI’ nı, 2014 YILI’NDAN bu yana; HİLE İLE İŞGAL ETMEKTE OLDUĞU GERÇEĞİ’ nin, dürüstçe aydınlatılması talebim.
2- ÖZEL BÜRO isimli İNTERNET gazeteciliği yapan KURULUŞ’ un; AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ, ADALET BAKANLIĞI BELGELERİ’ ne dayandırdığını belirterek, 04 Ocak 2018 perşembe günü;İNTERNET’ te yayınladığı; RÜŞVET ALMA – RÜŞVET VERME ÇİZELGESİ ( BELGESİ ).Bu BELGE’ de, İran asıllı MUAZZAM SAHTEKÂR REZA ZARRAB’ ın; sadece Recep Tayyip ERDOĞAN’ a, 430.000.000 ( DÖRTYÜZ OTUZ MİLYON ) EURO – 600.000.000 US Doları( ALTIYÜZ MİLYON AMERİKAN DOLARI ) – 125 KİLO ALTIN ve 7 ALTIN KOL SAATİ’ ni; RÜŞVET OLARAK VERDİĞİ BELİRTİLMEKTEDİR. ( İDDİA EDİLMEKTEDİR.)BU RÜŞVET KONUSU’ndaki GERÇEKLER’ in,DÜRÜSTÇE ortaya çıkartılarak, GEREĞİ’ nin ACİLEN yapılmasını ben, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan en derin saygılarımla; arz ve talep ediyorum.
3- Genelkurmay Başkanlığı yüce makamı’ na; RR07639621330 barkod numarası ile, TAAHHÜTLÜ MEKTUP FORMATI’ nda yolladığım, 12 şubat 2024 tarihli,TÜRK SUBAYLARI’ nın BAŞLARINA, Irak – SÜLEYMANİYE’ de; ÇUVALLARIN GEÇİRİLMESİNİ AZMETTİREN VATAN HAİNLERİ’ ne ilişkin; yazılı ve ıslak imzalı dilekçem’ in FOTOKOPİSİ EK’ tedir. Bu konunun dürüstçe aydınlatılarak, YASAL ve ANAYASAL MÜEYYİDELERİ’ nin uygulanmasını ben; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ ndan, saygılarımla arz ve talep ediyorum.
4- TBMM’ nd 09 Aralık 2019 günü yapılan; 2020 yılı bütçesi müzakerelerinde; CHP Grubu adına konuşan ANA MUHALEFET PARTİSİ CHP’ nin o tarihteki genel başkanı sayın KEMAL KILIÇDAROĞLU’ nun; TBMM tutanaklarında olan, AKP Genel Başkanı Recep Tayyip ERDOĞAN’ ın AVUKATLARI’ nın; İBRETLİK MARİFETLERİ’ ne ilişkin sarfettiği CÜMLELER’ in fotokopisi EK’ tedir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ ndan bu konuyu dürüstlükle aydınlatarak, müeyyidelerini tavizsiz uygulamasını ( uygulatmasını ), ben en derin saygılarımla arz ve talep ediyorum.

N E T İ C E’ İ  T A L E P  AKP genel başkanı olan, Recep Tayyip ERDOĞAN; SAHTE EYÜP LİSESİ DİPLOMASI ile, SAHTE MARMARA ÜNİVERSİTESİ DİPLOMALARI TANZİM EDEREK ( ETTİREREK ); TC. DEVLETİ’ nin en yüce devlet makamı olan, CUMHURBAŞKANLIĞI YÜCE MAKAMI’ nı, 2014 YILI’ ndan bu yana; HİLE İLE İŞGAL ETMEKTE OLDUĞU için; Recep Tayyip ERDOĞAN ile birlikte, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ nin MER’İ ( HALEN YÜRÜRLÜKTE OLAN ) ANAYASASI’ nın 101 nci maddesi kesin HÜKMÜ’ nü; PASPAS GİBİ ÇİĞNEYEREK, Recep Tayyip ERDOĞAN’ ın Cumhurbaşkanı ADAYLIK başvurusunu ANAYASAYI PASPAS GİBİ ÇİĞNEYEREK kabul eden ve Recep Tayyip ERDOĞAN’ a CUMHURBAŞKANI MAZBATASI veren, Yüksek Seçim Kurulu BAŞKANI ile ÜYELERİ’ nin de; YÜCE DİVAN ( Anayasa MAHKEMESİ ) nda TUTUKLU OLARAK YARGILANMALARI için; gerekli olan işlemlerin ACİLEN tekemmül ettirilmesini ben, en derin saygılarımla arz ve talep ediyorum.
26 Şubat 2024 Timur EREN

Timur EREN ( emekli öğretmen )
ADRES/ TELEFON; ………………………………………..

Eki :4 ( Dört ) 1- AKP genel başkanı olan Recep Tayyip ERDOĞAN’ ın; GERÇEK EYÜP LİSESİ DİPLOMASI ile GERÇEK MARMARA ÜNİVERSİTESİ DİPLOMALARI’ nın olmamasına karşın, kendisine CUMHURBAŞKANLIĞI ( BAŞKANLIK ) MAZBATASI’ nın; YSK ( Yüksek Seçim Kurulu’ ) nca, HİLELİ YÖNTEMLERLE verildiğinin BELGESİ ( DELİL’ i ) DİPLOMASIZisimli 312 sahifelik, KİTAP’ ın; İNTERNET’ te yayında olan TANITIM BROŞÜRÜ’ nün fotokopisi.
2- ÖZEL BÜRO isimli İNTERNET gazeteciliği yapan KURULUŞ’ un; AMERİKAN BELGELERİ’ ne dayandırdığını belirterek, 04 Ocak 2018 perşembe günü İ N T E R N E T’ te yayınladığı; RÜŞVET ALMA – RÜŞVET VERME ÇİZELGESİ. ( BELGESİ ).Bu BELGE’ de İran asıllı MUAZZAM SAHTEKÂR REZA ZARRAB’ ın; sadece Recep Tayyip ERDOĞAN’ a, 430.000.000 ( DÖRTYÜZ OTUZ MİLYON ) EURO – 600.000.000 US Doları ( ALTIYÜZ MİLYON AMERİKAN DOLARI ) – 125 KİLO ALTIN ve 7 ALTIN KOL SAATİ’ ni RÜŞVET OLARAK VERDİĞİ BELİRTİLMEKTEDİR. ( İDDİA EDİLMEKTEDİR.)
3- Genelkurmay Başkanlığı yüce makamı’ na; RR07639621330 barkod numarası ile, TAAHHÜTLÜ MEKTUP FORMATI’ nda yolladığım, 12 şubat 2024 tarihli, ÇUVAL AZMETTİRİCİLERİ’ ne ilişkin yazılı ve ıslak imzalı dilekçem’ in FOTOKOPİSİ. 4- TBMM’ nde,09 Aralık 2019 günü yapılan 2020 yılı bütçesi müzakerelerinde; CHP Grubu adına konuşan, ANA MUHALEFET PARTİSİ CHP’ nin o tarihteki genel başkanı sayın KEMAL KILIÇDAROĞLU’ nun; TBMM tutanaklarında olan, AKP Genel Başkanı Recep Tayyip ERDOĞAN’ ın; AVUKATLARI’ nın, İBRETLİK marifetlerine ilişkin sarfettiği; CÜMLELER’ in fotokopisi.
Posted in YOLSUZLUKLAR, YOZLAŞMA - AHLAKSIZLIK | Leave a comment

PADİŞAHIM İŞİ BİLİYOR

Nazım Peker – 11 Haziran 2024

Anadolu’da kimi söze başlanırken;
“hikâye bu ya!” diye başlanır.
Ben de yazıma “öykü bu ya!” diye başlayacağım.
Günlerden bir gün padişah, bir imam ile bir baba ereni huzura çağırır. Gerekli ağırlamalar yapılır. Günün konuları üzerine imam ile baba erenin görüşleri alınır.
Vakit olur ayrılma zamanı.
Padişah imama sorar:
–İçki var mı? Cevap yok efendim.
-Kumar var mı? Yok efendim.
–Kadın kız var mı? Hayır efendim.
-Âlâ çok iyi. Der ve kuşağından bir altın çıkarıp imama uzatır.
-Ömrünüze bereket sultanım. Padişahım çok yaşa! Der imam.
Sıra Bektaşi erene gelir.
-İçki var mı?
Cevap eh işte padişahım akşamdan akşama, arpanın durumuna göre.
-Kumar var mı?
Zaman zaman o da arpanın durumuna bağlı.
–Kadın-kız?
Sultanım sonuçta erkeğiz, ihtiyaç oldukça.
Padişah kuşağından bir kese altın çıkarır ve Bektaşi dedeye uzatır.
Bunu gören imam:
–Sulatanım bu nasıl bir adalet, bende içki, kumar, kadın-kız yok ama bir altın. Adam da her şey var ona bir kese altın, sizin hünkârlığınıza yakışıyor mu?
Padişah imama döner ve;
-Be adam senin hiç masrafın yok. Bir altın sana yeter de artar bile. Bak adamın masrafı ne kadar fazla. Ona bir kese altın yetmez bile. Adalet budur işte.
Emekliler isyanlarda imiş. KYK yurtlarında bedava tatil verdiler, takma dişlerinizi, gözlüğünüzü, protez bacağınızı koymak üzere Ziraat Bankası kasalarından indirimli kasa kiralama olanağı sundular, millet bahçelerinde bedava kek yiyip, çay içme şansını verdiler; hatta yuvarlanmak da bonusu.
Nankör olmayın, padişahımızı üzmeyin. Koskoca bir 2024 yılını sizler için de “EMEKLİLER YILI” yılı ilan ettiler. Gözünüze dizinize dursun, daha ne olsun!?
Sahi sizin ne masrafınız var da ek zam istiyorsunuz?
Şekeriniz var, tatlı yemek yasak,
Kolestrolünüz var, et ve etli yemek yasak,
Çoğunuzun zaten ya hanımı ya da beyi ölmüş.
Bir lokantaya gidip yemek yeme, bir pastaneye gidip pasta yeme dermanınız da şansınız da yok. Randevu alıp muayene olabiliyorsanız; ilaç paranızı da iyi kötü ödüyoruz.
Siz zam alıp da parayı ne yapacaksınız?
Üç beş yerden maaş alan arkadaşları düşünün, itibar için elde tutulan uçakları, makam araçlarını, sarayları bir düşünün. Manda yoğurdu, yulaf ezmesi, kestane balı, azıcık da Medine hurması gözünüze mi battı? Hiç düşünüyor musunuz bunlar az parayla mı oluyor?
Sonrası “Ben ekonomistim” Beni yolcu, hasta, araç geçişli; sizler için hizmet yaptırdığım müteahhitlere karşı mahcup etmek mi niyetiniz?
Nankörler sizi! Onca işimin arasında bir de siz çıkmayın aradan!
Doğru söylemiyor mu? Para, harcaması olana verilir! Hikâye bu ya!
Esen kalınız.
Posted in Uncategorized | Leave a comment

BİLİM TEKNOLOJİ * Hatalı park edenlerin yeni kabusu: BARNACLE

Hatalı park edenlerin yeni kabusu: BARNACLE
ABD’nin bazı bölgelerinde hatalı park sorununu çözmek için,
hatalı park eden otomobillere yönelik yeni bir çözüm bulundu.

cumhuriyet.com.tr – 10.06.2024

ABD’de hatalı park eden araçları engellemek amacıyla yeni bir önlem uygulanmaya başlandı.  Barnacle Parking adlı bir şirket tarafından tasarlanan “Barnacle” ismindeki düzenek, hatalı park eden araçların ön camına vantuzları vasıtasıyla yapıştırılarak sürücünün görüş açısını kapatıyor ve aracın kullanmasını engelliyor.

MÜDAHALE EDİLDİĞİNDE ALARM ÇALIYOR
Barnacle, tekerlek kilidine göre çok daha kısa sürede uygulanabildiği için daha avantajlı bir çözüm olarak pazarlanıyor. Mucidi Colin J. Heffron Sr, CBS News’e tekerlek kelepçelerinin verdiği zahmetten bıktığını, arabasının çekilmesi için bütün gün beklemek zorunda kaldığını belirtiyor. Ayrıca, tekerlek kelepçelerinin alüminyum jantlara da zarar verdiğini ifade ediyor.
Chip’in aktardığına göre Barnacle, herhangi biri tarafından kurcalanması halinde devreye giren sesli bir alarma sahip ve cihaz, GPS ve SIM kart desteğiyle hareket tespit ettiği anda bir uyarı gönderiyor.
Barnacle’ın resmi internet sitesinde yazana göre göre, “Eğer bir sürücü Ace Ventura gibi davranıp kafasını camdan çıkararak uzaklaşmaya çalışırsa, Barnacle’ın hareket sensörleri alarmı tetikleyecek ve bir uyarı gönderecek.”
Sürücülerin Barnacle’dan kurtulmasının tek yolu çevrimiçi olarak şehrin trafik ceza sistemine ödeme yapması. Bunun ardından şoförün telefonuna gönderilen şifre Barnacle’ın üzerinde bulunan klavye üzerinden cihaza giriliyor ve cihazın vantuzları aracı serbest bırakıyor.
CBS News’e göre NYPD şu anda Barnacle cihazlarını yasadışı park etmiş kamyon ve araçları belirlemek üzere bir pilot programın parçası olarak kullanıyor, ancak cihaz ABD’deki diğer polis departmanları ve üniversiteler tarafından halihazırda kullanılıyor.
Barnacle Parking, şu anda on binlerce ünitenin kullanımda olduğunu belirtiyor.
Posted in Bilim ve Teknoloji | Leave a comment

ERMENİ YALANLARINI DESTEKLEYEN URUGUAY’A PROTESTO MEKTUBU

Konu: Türkiye, Uruguay tarafından 1915 olaylarını
“soykırım” olarak tanıyan yasayı reddetti ve kınadı.
Tarih: Sun, 9 Jun 2024 22:56:01 +0300
Kimden: Orhan Tan <orhantan41@gmail.com>
Kime: DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI <arty@mfa.gov.tr>

Dışişleri Bakanlığımızın Ermeni Masası Sayın İlgilisine,
Uruguay’ ın kararını reddettiğinizi ve kınadığınızı belirttiğiniz mesajı okudum. Protestonuza aynen katılıyorum. Ancak, sıradan bir vatandaş olarak benim tepkim de bundan farksızdır. Bu standart tepki Türk karşıtlarının konuya bakış açılarını kesinlikle değiştirmemektedir. Ülkelerin bu haksız ve hukuksuz kararlarını boşa çıkaracak yöntem ve hareket tarzları belirlemeliyiz.Bu konuda yoğun gayret içinde faaliyet gösteren kişi ve sivil toplum kuruluşlarımız var. Bakanlığımız, bu büyük gücü disipline edip etkin bir mücadele planı yapmalı ve uygulamalıdır.
Saygılarımla öneriyorum.
Orhan Tan
E.Tümgeneral
FEYM Grubu Danışmanı
Dışişleri Bakanlığı, Uruguay’ın 1915 olaylarını “soykırım” olarak tanımasını kınadı (aa.com.tr)
Posted in ERMENİ SORUNU, FEYM GRUBU ÇALIŞMALARI | Leave a comment

FEYM Grubu ve AYAcademy Bilgilendirme Bülteni (10 Haziran 2024)

FEYM Grubu ve AYAcademy
Bilgilendirme Bülteni
(10 Haziran 2024)


1. Ermeni Meselesi / Ermeni Haberlerindeki İddialar / Azerbaycan ile İlgili Gelişmeler:
a.  ABD’nin Avrupa ve Avrasya İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı James C. O’Brien, 10-12 Haziran tarihleri arasında Ermenistan’ın başkenti Erivan’ı ziyaret edecek. Bakan Yardımcısı O’Brien, ABD -Ermenistan arasındaki ikili ilişkilerin derinleştirilmesinde kaydedilen önemli ilerlemeyi gözden geçirmek ve sonraki adımları tartışmak için ABD-Ermenistan Stratejik Diyalog Sonuç Toplantısına liderlik edecek. Bakan Yardımcısı O’Brien, sınır belirleme sürecinde Alma Ata deklarasyonunun temel olarak kullanılması da dahil olmak üzere, Ermenistan ile Azerbaycan arasında kalıcı ve onurlu bir barış anlaşmasına ilişkin ilerlemeye ABD’nin verdiği desteği görüşmek üzere üst düzey hükümet yetkilileriyle bir araya gelecek. Bakan Yardımcısı O’Brien ayrıca iş dünyasının üyeleriyle ve de sivil toplumla etkileşimde bulunacak.  https://www.panorama.am/en/news/2024/06/08/US-assistant-secretary/3013693
https://en.armradio.am/2024/06/08/us-assistant-secretary-jim-obrien-to-travel-to-armenia/
https://massispost.com/2024/06/us-assistant-secretary-james-obrien-to-visit-armenia/
b.  ABD ve Fransa Başkanları Joe Biden ve Emmanuel Macron, Normandiya çıkarmasının 80’inci yıl dönümü törenleri sonrasında yaptıkları ortak açıklamada, ABD ve Fransa’nın Güney Kafkasya’da adil ve kalıcı bir barışın tesis edilmesini desteklediğini söylediler.  https://en.armradio.am/2024/06/09/france-and-us-support-establishment-of-fair-and-lasting-peace-in-the-south-caucasus-macron-and-biden-say/
c.  Amerika Ermeni Konseyi (ACA), 2025 Mali Yılı Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası’nda Ermenistan yanlısı hayati önem taşıyan değişiklikler için yayınladığı mesajda toplumsal destek talep etti. ACA tarafından “Bu değişiklikler ABD’nin Azerbaycan’a askeri yardımını ve ihracat lisanslarını durdurmayı, Azerbaycan’ın yaptırımlardan kaçınmadaki rolünü araştırmayı ve ABD’nin Ermenistan’ın egemenlik ve güvenliğine verdiği desteği güçlendirmeyi amaçlıyor. Ayrıca ACA, ABD’nin Türkiye’ye yaptığı silah satışlarının gözetimini ve şeffaflığını sağlamayı ve Türkiye’nin bölgedeki istikrarsızlaştırıcı eylemlerini araştırmayı amaçlayan, ABD-Türkiye ilişkilerine yönelik değişiklikleri de destekliyor.” açıklaması yapıldı. https://massispost.com/2024/06/aca-supports-crucial-pro-armenia-2025-ndaa-amendments/
ç.  Ermenistan Parlamentosu Sözcüsü Alen Simonyan, üst düzey bir Rus yetkilinin, Ermenistan’ın Batılı güçlere yaklaşması ve onlarla “hassas” bilgiler paylaşması halinde Rusya ile ilişkilerine onarılamaz zararlar vereceği yönündeki uyarısına karşı tepki gösterdi. Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Galuzin, Rus TASS haber ajansına verdiği röportajda, Ermeni hükümetinin Rusya ile geleneksel ittifakı pahasına Güney Kafkasya’da Batı ile güvenlik bağlarını derinleştirmeye çalıştığını ileri sürmüştü.  https://massispost.com/2024/06/parliament-speaker-alen-simonyan-rejects-russian-threats-to-armenia/
d.  Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah el-Sisi, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile yaptığı ortak basın açıklamasında Aliyev’in Güney Kafkasya’da “barışı tesis etme” yönündeki “çabalarına” destek verdiğini ifade etti.  https://news.am/eng/news/828009.html
e.  AVİM: Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) ve Konrad-Adeneur-Stiftung (KAS) Türkiye, 22 Şubat 2024 tarihinde Ankara’da, Asya ve Avrupa arasındaki enerji ve ulaşım bağlantıları açısından Güney Kafkasya ve Orta Asya’nın öneminin ve Avrupa Birliği ve Türkiye arasında bu bölgelerde yürütülebilecek iş birliklerinin tartışılmasını sağlayacak bir platform oluşturmak amacıyla “EU-Türkiye Cooperation in Central Asia and South Caucasus: Towards a Sustainable Engagement in Energy and Connectivity” başlıklı bir konferans düzenlemiştir. AVİM’in KAS-Türkiye ile iş birliği içinde yayımladığı bu yeni konferans kitabı, bu konferansta yapılan konuşma ve sunumların metin ve özetlerini içermektedir. Kitabın son bölümünde konferans katılımcıları tarafından öne sürülen ortak noktaların genel bir özeti de sunulmuştur. Kitaba aşağıdaki linklerden erişim sağlanabilmektedir. https://avim.org.tr/tr/Duyuru/AVIM-IN-KAS-TURKIYE-ILE-IS-BIRLIGI-ICINDE-YAYIMLADIGI-YENI-KONFERANS-KITABI-EU-TURKIYE-COOPERATION-IN-CENTRAL-ASIA-AND-SOUTH-CAUCASUS-TOWARDS-SUSTAINABLE-ENGAGEMENT-IN-ENERGY-AND-CONNECTIVITY
https://avim.org.tr/tr/Rapor-KonferansKitaplari/105/pdf
2.  Yunan Sorunları / Yunan Haberlerindeki İddialar “” işareti içinde gösterilmiştir / Kıbrıs ile İlgili Gelişmeler:
a.  Yunan haberleri: “GKRY’de siyasi deprem: Yapılan anketine göre YouTuber Phidias GKRY’de üçüncü siyasi güç. 24 yaşındaki YouTuber Phidias Panagiotou tüm tahminleri boşa çıkaracak gibi görünüyor ve iki büyük parti olan Demokratik Alarm (DİSY) ve AKEL’in ardından anketlerde üçüncü sırada yer alıyor. Phidias geleneksel siyasi partileri geride bırakarak seçim sürecine tek bağımsız aday olarak katıldı.”  https://www.pentapostagma.gr/kosmos/7246326_politikos-seismos-stin-kypro-triti-politiki-dynami-o-youtuber-feidias-leei-exit-poll
3.  AYAcademy Bülteni
“Eter Fiziği Modelinin (APM) Görelilik Teorileriyle Tutarlılığı” başlığı ile yayınlanan akademik makaleye ilişkin bilgiler AYAcademy’nin aşağıdaki sosyal medya kanal linklerinde yayınlanmaktadır.
https://www.instagram.com/ayacademy.org.tr/ – https://www.facebook.com/ayacademy.org.tr/ https://www.linkedin.com/company/ayacademy/https://www.threads.net/@ayacademy.org.tr  https://www.tiktok.com/@ayacademy.org.trhttps://twitter.com/ayacademy_tr https://t.me/AYAcademyTelegramhttps://www.youtube.com/@AYAcademy_TR
Saygılarımla,
Serkan KORKMAZ
Posted in Uncategorized | Leave a comment

İki yüz değil, iki bin yıl öncesine götürülüyoruz

İki yüz değil, iki bin yıl
öncesine götürülüyoruz

CUMHURİYET – Emre Kongar – 09 Haziran 2024

Osmanlı’nın 18. ve 19. Yüzyıllardaki “Değişme” adımlarını başlangıç sayan yazarlar, “İki yüz yıldır neden bocalıyoruz” diye sorarlar. (Niyazi Berkes’i yeniden okumanın zamanıdır.)
Şimdiki iktidarın, Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti olan Cumhuriyetimizi, Osmanlı Dönemi’nin din devletine doğru geri götürdüğüne işaret etmek isteyenler de “İki yüz yıl öncesine gidiyoruz” derler.
Aslında belki de Osmanlı-Türk değişme ve gelişme çizgisinin son dönemine bakıldığında, bu yorumlar anlamlıdırlar da.
Ama bana kalırsa, bugünkü sorunlarımızın saptanmasında ve çözümlerin önerilmesinde sadece Osmanlı dönemi değil, bütün insanlık tarihi ve sadece İslam Dünyası değil, başta Hıristiyan Dünyası olmak kaydıyla, bütün uygarlıklar dikkate alınmalıdır.


Ben bugün, iktidarın ülkeyi, Roma İmparatorluğu’nun bile gerisine götürdüğüne işaret etmek istiyorum.
Bilindiği gibi bugünkü çağdaş hukukun temelleri Roma İmparatorluğu tarafından atılmış sayılır. Her ne kadar Hammurabi Kanunları da insanlık tarihinin bilinen en eski yazılı hukuk belgelerinden biriyse de Roma Hukuku’nun ilkeleri, günümüzü daha çok etkilediği için Hukuk Fakültelerinde ders olarak bile okutulur.
Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde, Ceza Hukuku dersimizin hocası Sevgili Prof. Burhan Köni’nin karatahtaya yazarak belleğimize kazıdığı, Roma Hukuku’nun en iyi bilinen ve uygulanan iki ilkesi şudur:
Nullum crimen sine lege (kanun yoksa suç da yoktur; kanunsuz suç olmaz)
ve
Nulla poena sine lege (kanunsuz ceza olmaz; kanun yoksa ceza da yoktur)
Çağımızın hukuk anlayışı da bu ilkeleri benimsemiş ve bazı ünlü uluslararası ve ulusal davalarda bu ilkeler defalarca dile getirilmiştir.

Ne yazık ki bugünkü iktidar, ne Hukuk Devleti’in tanıyor ne Anayasa’yı ne de yasaları… 
Anayasa Mahkemesi’ni de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ni de ve bu mahkemelerin kararlarını da tanımıyor ve uygulamıyor.
Üstelik bunu da açıkça ifade ediyor ve “Şahsım Devleti”ni, Cumhurbaşkanı’nın bunlara aykırı olan kararları ve uygulamalarıyla yönetiyor.
Böylece ülkemiz, siyaseten ve hukuken “tam hukuksuzluk” ve “tam gayri meşruluk” dönemi yaşıyor. Çünkü iktidar, gücünün kaynağı olan Anayasa’yı tanımıyor! 
Oysa bakınız Anayasa Madde 6 ne diyor:
Madde 6 – Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.
Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz.
Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.

İktidarın kanun ve hukuk tanımazlığının pek çok örneği var.
Ama Cumhurbaşkanı’nın aşağıdaki sözlerinde belirttiği son örnek, bir “Hukuk Devleti” olan Türkiye Cumhuriyeti’ni, Roma İmparatorluğu’nun bile öncesine, iki bin yıl geriye götürüyor:
AKP’li Cumhurbaşkanı Beştepe’de, 5 Haziran 2024 tarihinde Anadolu Medya Ödülleri Töreninde, Hakkâri Belediye Başkanı’nın yerine kayyım atanması konusunda “Yargı burada kanunu değil hukuku konuşturmuştur” diyor.
Tam cümlesi şöyle:
“Özellikle yargının Hakkâri ile ilgili vermiş olduğu karar kusura bakmasınlar ama kimseyi rahatsız etmesin. Yargı burada kanunu değil hukuku konuşturmuş ve kararını da buna göre vermiştir.”
Oysa yukarıda açıkladığımız üzere, Roma Hukuku’nda bile, yani iki bin yıl önce dahi, “kanunsuz suç olmaz” ve “kanunsuz ceza olmaz”.
Üstelik bizim Anayasa’mız da 38. Madde’de bunu ifade etmiştir:
Madde 38 – Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda da yukarıdaki fıkra uygulanır.

Tarih, haksızlıkları ve hukuksuzlukları, çıkardıkları “hukuka aykırı” kanunlara dayandıran iktidarları görmüştür…
Ama galiba ilk kez, kendi çıkardığı kanunlara bile uymayan ve bunu olmayan bir “hukuka” dayandırmak isteyen bir iktidar ile karşı karşıyayız!
Posted in DİN-İNANÇ, İrtica, RADİKAL İSLAM, ŞERİAT - İRTİCA - KARANLIĞIN AYAK SESLERİ, SİYASAL İSLAM, TARİKAT VE CEMAATLAR, YOBAZLIK - GERİCİLİK | Leave a comment