AYDINLIK YAZILAR, DÜŞÜNCELER

Değerli bilge yurtsever aydın sayın
Kemal Rastgeldi’nin düşüncelerine katılarak paylaşıyorum


Güzel ülkemizi tehdit eden en büyük tehlikenin laiklik karşıtı girişim ve eylemler olduğunu görebilen Atatürkçü (ve epeyi yaşlanmış) bir yurtseverim. Din istismarı, irtica gibi konularda öncelikli görevimin (kolayca kandırılan) halkımızı bu yönde uyarmak olduğunu düşünüyorum.
Dünyanın en gelişmiş uluslarından sayılan İsveçte yaklaşık 35 yıl yaşadım, elektrik mühendisi, eğitmen olarak çalıştım, değişik ülkelerde kurslar verdim. İsveç halkının büyük çoğunluğu inanç yerine bilimi, akılcılığı, sanatı, dürüstlüğü, çalışkanlığı önemseyip benimsemiş olduğu için, soğuk ve sert iklimine rağmen, fikirlerime, hayat felsefeme uygun bir ortamda yaşamak benim için en doğal yoldu. 65 Yaşında emekli olunca o güvenceli yolda devam etmek yerine, zaten gelişmiş, uygarlaşmış İsveç toplumu için yeterince yararlı olamayacağımı, ona karşılık doğduğum ülkede Atatürkçü düşünceye sahip yurtseverlere katılarak daha önemli hizmetler verebileceğimi düşündüm ve Mersine yerleştim.
İSK, ÇYDD, AKOB gibi derneklere üye olarak ideallerimi gerçekleştirmeye çalışsam da, Atatürk ve laiklik karşıtı, siyasal islamcı bir partinin 20 yıldan fazla süredir iktidarda kalması beni çok tedirgin etmektedir. Özellikle de eğitimin bu denli dinselleştirilmesinden büyük endişe ve korku duymaktayım.
Daha önce kaleme aldığım bir uyarıya yeterince duyarlılık gösterilmediği için, tekrar paylaşmayı uygun görüyorum. Belediye seçimleri yaklaştıkça dinsel içerikli mesajların dozu ve sayısı da artmaktadır ve bu tarz siyasal saygısızlık beni üzmekte, rahatsız etmektedir.
Rica ediyorum, lütfen siz de rahatsız olun ve tepki göstermekten bu denli korkmayın. Özellikle de CHP yetkililerinin laikliği ve bilimsel eğitimi savunma konusunda daha duyarlı ve yürekli olması dileğiyle, tüm Atatürkçü yurtseverlere en içten selam ve sevgiler….
8.02.2024 Kemal Rastgeldi

AKP halkın cehaletinden yararlanan, beslenen bir karşı devrimci partidir; laiklik karşıtlığı mahkeme kararıyla belgelenmiştir. Cehaletin en kötüsü ve tehlikelisi de, kolayca örgütlenip güçlenebildiği, siyaseti araç edinebildiği için dine, kör inanca dayalı olandır.
Tedavisi bulunmayan, bağımlılık yaratan, rahatça bulaşabilen zihinsel bir hastalık şeklinde görmek yanlış olmaz ve bu değerlendirme farklı derecelerde bütün dinler için geçerlidir. Bilim ve akılcılık yerine inancı tartışmasız benimseyenler toplumda sayısal üstünlüğü ele geçirdiğinde yönetim mekanizması kolayca diktatörlüğe, zorbalık ve otokrasiye dayalı “tek adam” sistemine, egemenliğine dönüşebilir.
Camilerin sayısı, bizdeki gibi, okullarınkinden daha fazla olmuşsa eğer, demokrasiye dönüş yolları tıkanmış demektir. CHP’yi destekleyenlerin sayısı bir hayli yüksek olmasına rağmen, yaşadığım şehir Mersinde bile AKP’li yöneticiler iktidarda kalmak için her türlü çareye baş vurmaktadır.
Örneğin, AKP’li Belediye Başkanı Ali Kıratlı telefonuma düzenli olarak “Cumanız hayırlı olsun” mesajları göndererek (inançsız bir kimse olan beni) tedirgin etmektedir. Yine AKP’li Başkan M. Gültak Regaip kandilimi ve üç ayların başlamasını mesaj yollayıp kutladı. Fakat beni asıl endişelendiren kutlama mesajı, Mezitli’nin CHP’li (çok saygı duyduğum, güvendiğim) Belediye Başkanından geldi.
Bu zamanda CHP’nin öncelikli görevi, din istismarı alanında gerici, karşı devrimci partilerle yarışmak değil, laikliği savunmak, Allahla, hayal ürünü “öbür dünya” ile kandırılan halkımızı aydınlatmak, uyarıp uyandırmak olmalıdır. Atatürk’ün nurlu yoluna dönmek için bilinçli yurtseverlerin (yüce Atamız kadar olamasa bile Onun gibi) devrimci olmaya çalışması gerekmektedir. Ne yazık ki, Atatürk’ten sonra ikinci bir devrimci devlet adamı güzel ülkemize bir türlü kısmet olmadı.
This entry was posted in Uncategorized. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *