24 HAZİRAN 2018 SEÇİMLERİ GENEL DURUM VE YAPILMASI GEREKENLER

(ANKARA, 11 Haziran 2018-Açıklama No: 02)

Prof. Dr. ANIL ÇEÇEN

24 HAZİRAN 2018 SEÇİMLERİ
GENEL DURUM VE YAPILMASI GEREKENLER

Kurulabilmesi için olağanüstü zorlukların aşıldığı Devletimiz, dönem itibarıyla tarihinin en zor günlerini yaşamaktadır. Her geçen gün kuruluş ilkelerinden uzaklaşılmasından dolayı, bütün alan ve sektörlerde darboğazlar yaşanmakta; Bu nedenle ülkemiz uluslararası durumun merkezi coğrafyada yaratmış olduğu, siyasal kriz, kaos ve karışıklığa itilmiş bulunmaktadır.

Devletimizin kuruluş dayanağını oluşturan ve geleceğimizin güvencesi olan Kuvayı Milliye ruhu, çeşitli araçlar ve yayınlarla yıpratılmaya çalışılmakta, bu ruhun yarattığı birlik ve bütünlüğün ürünü olan merkezi ulusal, üniter, laik ve sosyal devlet modeli emperyalist ülkelerin Orta Doğu bölgesine yönelik çekişme ve çatışmalar yüzünden, büyük saldırı ve tehditlerle karşı karşıya bırakılmaktadır. Öyle ki, Devletimizin geçici bir siyasal yapılanma ve yüz yıllık bir parantez olduğu gibi onursuzluk yaklaşımlarıyla, Cumhuriyetimizin yaklaşan 100. Yılı kutlanamayacakmış gibi bir algı yaratılmaktadır.

Bu tür algılar, bir zamanlar dünyanın en güçlü devletlerinden olan ve ülkemizin öncesini oluşturan Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasında etken güçlerin günümüz temsilcileri tarafından desteklenmektedir. Bu ve benzeri olumsuzluklar karşısında, Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın bilincinde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğinin güvencede olmasını isteyen Cumhuriyetçi ve demokrat yurttaşlarımızın emperyalist beklenti ve tehlikelerin farkında olarak, ulusal plan ve projeleri yaşama geçirebilmek için güçlerini birleştirmeleri, yaşamsal önem taşımaktadır.

Kurulan her devlet, sonsuza kadar yaşamayı ve insanlığın gelecek sürecinde varlığını sürekli kılmayı hedefleyerek yola çıkar. Bu doğrultuda, Türk devletinin kurucu önderi Atatürk,Türkiye cumhuriyetinin ilelebet payidar kalacağını söyleyerek, yurdun yurttaş olma bilincindeki Türk ulusuna, geleceğe dönük görevlerini hatırlatmış; Yüzyıl öncemerkezi coğrafyada çağdaş bir cumhuriyet devleti kuran önder Atatürk, güneşin doğuşunu önceden gördüğü gibi dünyanın doğu bölgelerinde yer alan mazlum ulusların uyanışı ve yer kürenin geleceğe dönük yeniden yapılandırılmasında mazlum ulusların da yer alacağını, bu doğrultuda batının hegemonyacı emperyalist devletler ile dünya halkları arasında yeni bir çekişmenin ortaya çıkacağını da açıkça görmüş ve gelecek nesillere haber vermiştir.

Dönemler geride kaldıkça yeni güçler ortaya çıkmış ve bazı devletler dünya haritasından silinmiştir. Dünyadaki değişimi iyi kavrayan ve bu doğrultuda gerekli adımları atarak kendisini yenileyebilen devletler uzun süreli var olabilirlerken, bu tür dönüşümlere kendisini hazırlayamayan devletlerin ise tarih sahnesinden çekildikleri açıktır.

Küresel sermayenin güdümündeki uluslararası emperyalizm, bütün ulus devletleri etnik kışkırtmalar ile parçalayarak ya da kendi kontrolleri altındaki evrensel bir kapitalist düzen çerçevesinde ekonomik açıdan yeni birsömürge düzenine bağlamaktadır. Yeni bir tür süper emperyalizm yeryüzü haritası üzerinde geçerli kılınırken,Türkiye Cumhuriyeti’nin hem sınırları içinde üniter birliğini çok daha güçlü bir biçimde koruması gerekmekte, hem de emperyalizm ile mücadele edilirken komşu ve mazlum ülkeler ile işbirliğine yönelmesi gerekmektedir.

Türkiye’nin Avrupa Birliğinin dışında bırakıldığı yeni dönemde, Türk Devleti’nin hem merkezi bölge, hem de dünyanın doğusunda kalan bölge ve ülkeler ile daha yakın işbirliğine girerek, emperyalist dış güçlere karşı kendini koruyacak yeni işbirlikleri tesis etmesinde büyük ulusal çıkarlar bulunmaktadır. Batının önde gelen emperyalist devletlerinin saldırgan tutumlarına karşı, Türkiye’nin kendi çıkarları doğrultusunda hem komşuları hem de doğu bölgesi ülkeleri ile yakın işbirliklerine gitmesi giderek kaçınılmaz olmaktadır.

Devlet-i Ebed Müddet ilkesi çerçevesinde çalışması gerekenTürkiye Cumhuriyeti’nin yönetim kadroları;

Bin yıllık Türk egemenliğinin geçerli olduğu merkezi topraklar üzerindeki bağımsız devlet yapılanmasını sürdürebilmek için;

Yasal her yolu deneyerek, demokratik rejime ara vermeden kuruluş ilkeleri doğrultusunda güçlenerek varlığın koruması için,

Türk ekonomisinin tekelci şirketlerin kontrolüne girmemesi için,

Kamu İktisadi Kuruluşlarını yeniden kurup, devletin ve halkın yararına üretimler yapılabilmesi için,

Türkiye’nin kuruluşunda olduğu gibi başkent Ankara’dan yönetilebilmesi için,

Anayasamızda yer alan cumhuriyetin temel ilkeleri, cumhuriyetçi-demokrat yurttaşlarımız tarafından sonuna kadar savunulup başarılacaktır.

CUMHURİYETÇİ DEMOKRATLAR HAREKETİ ADINA
Prof. Dr. ANIL ÇEÇEN

This entry was posted in CUMHURİYET - DEMOKRASİ - ÇAĞDAŞLIK, DEMOKRASİ-ÖZGÜRLÜK, SEÇİM - SEÇSİS. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *