ANAYASA YOK SAYILIYOR * MÜFTÜLÜK NİKAHI, AYNI ZAMANDA PARTİ KAPATMA NEDENİ

Ömer Faruk Eminağaoğlu
05 Kasım 2017 Pazar 16:21

MÜFTÜLÜK NİKAHI,
AYNI ZAMANDA PARTİ KAPATMA NEDENİ

*Müftülüklere evlendirme memurluğu yetkisi tanınması; Anayasa’ya da, Siyasi Partiler Yasasına da aykırı.

*Bu aykırılık, yapılan düzenleme hakkında iptal davası için Anayasa Mahkemesine, parti kapatma davası için de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruyu zorunlu kılıyor.

*Cumhuriyetin ve niteliklerinin hukuk ve demokrasi ile korunması için, bu konuda geçerli tüm hukuk ve demokratik yolların kullanılması, hiç birinin eksik bırakılmaması gerekiyor.

*Parti kapatma kurumu, çağdışı bir kurum olmayıp, hukuksal zorunluluk oluştuğunda, her hukuk devletinde çağın gereği bir hukuksal adım olarak uygulanıyor.

*Müftülüklere evlendirme memurluğu yetkisinin tanınmasının parti kapatma nedeni de oluşturması karşısında, bu konuda kararlı bir duruş için, kendilerine başvuru hakkı tanınanların bu başvuru konusunda tarihi bir sorumluluk altında olduklarını asla unutmamaları gerekiyor.

*Bu sorumluluk en başta ana muhalefet partisine düşüyor.

AKP hükümetinin hazırladığı, “İçişleri Bakanlığınca, il ve ilçe müftülüklerine evlendirme memuru yetki ve görevi verilebileceği” hükmünü içeren yasa tasarısı, TBMM tarafından 19 Ekim 2017 tarihinde kabul edildi. 7039 sayılı bu yasayı Erdoğan 03 Kasım 2017 tarihinde onaylayınca, laik hukuk düzenine yeni bir aykırılık daha ortaya çıktı.

2008 yılına kadar ki eylem ve faaliyetleri nedeniyle, demokratik ve laik Cumhuriyete aykırı nitelikte olduğu saptanan AKP, aykırı nitelikteki eylem ve faaliyetlerini tekrarlayarak ve artırarak iktidarını sürdürürken, bu düzenleme yoluyla, laik Cumhuriyete aykırı bir eylem daha gerçekleştirdi.

Cumhuriyet dönemi ile birlikte herkesin kendi inancına göre farklı hukuk sistemine tabi olması, yani çok hukukluluk dönemi de sona erdi.Hukuk devrimleri ile de artık herkesin, eşitlik içinde ve devlet tarafından konulan kurallara bağlı olduğu bir dönem başladı.

Şimdi müftülüklere evlendirme memurluğu yetkisi konusundaki düzenleme ise, din sömürüsü üzerinden, çok hukukluluk yönünde, laik hukuka, Cumhuriyet hukuk düzenine saldırı niteliğinde bir adım.

EVLİLİK İŞLEMİ, BİR HUKUKSAL İŞLEM

Laik hukuk düzeninde, inanç ve ibadet alanı dışında kalan konularda kural koyma ve uygulama, devletin egemenlik yetkisi gereğidir.Laiklik gereği devlet, kişiler arasındaki ilişkileri ve kişilerin de devletle olan ilişkileri konusunda kural koyma yetkisine sahiptir ki, evlilik te bu bağlamdadır.

Evlilik kurumu, bu kurum ile ilgili haklar ve hükümler, evlenmenin başlaması ve sona ermesi, din değil hukuk alanını içinde kalmaktadır.Evlilik işlemi, resmi bir işlem, bir dünya işlemi, bir devlet işlemidir.Böyle bir işlem, laik hukukun söz konusu olduğu bir sistemde, hiçbir gerekçeye sığınılarak asla ve asla bir din görevlisi tarafından yerine getirilemez.

MEVZUAT VE EVLENDİRME MEMURLUĞU

Çok hukukluluğun sona erdirilmesi ve hukuk devrimi bağlamında 1926 yılında kabul edilen Türk Medeni Yasasında(TMY), evlendirme memurunun belediye başkanı veya görevlendireceği vekili veya muhtar olduğu (md 108), evlendirme işleminin evlendirme memuru tarafından gerçekleştirileceği belirtilmiştir(md 110).

Halen yürürlükte olan 2001 tarih ve 4721 sayılı TMY’de de, evlendirme memurunun belediye başkanı veya görevlendireceği vekili veya köylerde muhtar olduğu, evlendirme işleminin evlendirme memurunca gerçekleştirileceği açıkça ifade edilmiştir.(md 134)

“Devrim yasalarının (inkılap kanunlarının) korunması” başlığı altında, gerek 1961 Anayasasında(md 153/4), gerekse 1982 Anayasasında(md174/4) medeni nikah esası ile ilgili TMY (md 110) hükmünün Anayasa aykırı yorumlanamayacağı ifade edilmiştir.

Öte yandan, 1983 tarih ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Yasası’nda(SPY md 84/d) “Atatürk ilke ve devrimlerinin korunması” başlığı altında, siyasi partilerin 1926 tarihli TMY ile kabul edilen, evlenme işleminin evlendirme memuru önünde yapılacağına dair medeni nikah esası ile aynı Yasanın 110 uncu maddesine aykırı amaç güdemeyecekleri ve buna aykırı faaliyette bulunamayacakları ifade edilmiştir. Bu hükme aykırı hareket edilmesi, bir siyasi parti için temelli kapatma nedeni olarak öngörülmüştür(md 101). Temelli kapatma kararı ise, kapatma kararına neden olanlar için, siyasi yasaklılık öngören kapatma kararı biçimidir.

Bu arada ayrıca, 1972 tarihli Nüfus Hizmetleri Yasasında, beş yıl içinde tüm yurtta evlendirme memurluğu görevinin nüfus memurlarına geçeceği belirtilmiştir(md 1587/15). Bu yasada 1984 yılında yapılan değişiklikle ise, belediye başkanlıklarına ve köy muhtarlarına, köy ve kasabalarda ise eğitim öğretim hizmetleri sınıfındakilere de bu yetkinin verilebileceği ifade edilmiştir. Yine 1984 yılında eklenen geçici madde ile yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar, köy muhtarları ve belediye başkanlıklarına bu yetkinin verilmiş sayıldığı belirtilmiştir. Bu tarihten sonra 2006 yılına kadar konu hakkında bir düzenleme yapılmamıştır.

2006 yılında kabul edilen ve halen yürürlükteki 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Hakkındaki Yasa’da, evlendirme memurluğu görevinin, belediye başkanlıkları ve köy muhtarlarında olduğu, ayrıca Bakanlığın, nüfus müdürlükleri ve dış temsilciliklere de bu yetkiyi verebileceği ifade edilmiştir(md 22). 2006 tarihli bu yasa ile de, 1972 tarihli yasa yürürlükten kaldırılmıştır.

Böylece evliliğin “resmi işlemi”, kişinin inancına bakılmaksızın ve inanç ayrımı yapılmaksızın resmi evlendirme memuru tarafından gerçekleştirilmektedir.Şimdi, Nüfus Hizmetleri Yasasının 22 nci maddesi değiştirilmek yoluyla, müftülüklere de evlendirme memurluğu yetki ve görevi verilebilmesinin önü açılmaktadır.

Müftülüklere evlendirme memurluğu yetkisi veren düzenleme yapmak demek, başka bir hukuk, başka bir devlet demek…

EVLENME VE MÜFTÜLÜK

Diyanet İşleri Başkanlığı(DİB), 3 Mart 1924 tarihinde çıkartılan ve üç devrim yasasından biri olan “Şeriye, Evkaf ve Erkanı Harbiye Vekaletlerinin Kaldırılmasına İlişkin 429 sayılı Yasa” ile kurulmuştur.

Bu Yasada, “inanç ve ibadet alanı dışındaki konularda kural koymak ve bunları yürütmenin TBMM’nin ve hükümetin görev alanında kaldığı, islam dininin inanç ve ibadet ilgili eylem ve işlemleri ve de dini kuruluşların yönetimi konusuna özgü olarak ise DİB’in kurulduğu, müftülerin de, DİB’e bağlı olduğu” belirtilmiştir.

DİB’e, hem 1961 Anayasasında (md 153), hem de laiklik ilkesine ayrıca vurgu da yapılarak 1982 Anayasasında (md 136) yer verilmiş, görevlerinin yasa ile düzenleneceği belirtilmiştir.

DİB hakkındaki yasalar da, bu doğrultuda çıkartılmıştır. Bu düzenlemelerde müftülerin görevinin; DİB’i temsil etmek, yine dinin inanç, ibadet alanı içinde kalan ve dini kuruluşların yönetimi ile ilgili olan yani DİB’in görev alanı içindeki konular olduğu belirtilmiştir. Bunların ötesinde müftülere, müftülüklere görev yüklenmesi, (örneğin evlilik işlemi hakkındaki görev yüklenmesi demek,) dinin inanç alanı dışına taşınması, dinin inanç alanı dışında etkin kılınması demektir.

Hukuksal bir konunun, bütün görevi islam dininin inanç alanı içindeki konular olan müftülüklerce de yapılmasına olanak sağlanması demek, dinin inanç alanı dışına çıkması, özel yaşamı düzenler hale gelmesi demektir. Bu durum, açıkça laikliğe de aykırılık yaratmak demektir.

Devletin, müftülere/müftülüklere inanç alanı dışında bir yetki tanıması demek, devletin müftüler/müftülükler ve dolayısıyla islam dini karşısında tarafsız kalmaması anlamındadır ki, bu durum da ayrıca laikliğe aykırıdır.Müftülüklere de evlendirme memurluğu yetkisi tanınması demek, hukuk devriminin ve bu devrimin temeli olan Türk Medeni Yasa’nın içinin boşaltılması demektir.

AYKIRI ADIMLAR, ADIM ADIM SÜRÜYOR, SIRADA BOŞANMA…

Müftülüklere evlendirme memurluğu yetkisi düzenlemesini, laik hukuk devletinde haklı kılacak hiç bir gerekçe söz konusu olamaz.Böyle bir düzenleme devrim yasalarına ve anayasanın değiştirilemez hükümlerine de ayrıca ve açıkça aykırıdır.Yapılan düzenleme arkasından, boşanma konusunda laik hukuktan sapma gösterecek uygulamaları da sürükleyecektir ki, boşanma alanında zorunlu arabuluculuk söylemleri de ifade edilmeye başlanmıştır.

Düzenleme nedeniyle, uygulamada evlendirme memurluğu görevinin müftülüklerce yerine getirilmesi genel bir uygulama haline de gelecektir.İmamlar halen zaten resmi olmayan nitelikte nikah kıymaya devam etmektedirler.Düzenleme sonrası herkes, ayrıca resmi işlem dışında bir de imam nikahı gibi iki ayrı işlem yapmamak adına, müftülüklere yönelecek ya da iktidar belediyeleri verecekleri uzun tarihler nedeniyle, herkesi müftülüklere gitmesini amaçlayacaklardır.

Öte yandan, nikahını müftülüklerce yaptırmayanlar, adeta bir fişlenir gibi olacaktır.Müftülüklere bu yetkinin tanınması sonrasında, nikah kıyılması her zaman resmi anlamda olmayacak, bu durum resmi olmayan müftü nikahlarını da ayrıca körükleyecektir.Böyle bir durum Cumhuriyete, Cumhuriyetin hukuk düzenine, iktidar gücü ile çıkarılan yasalar üzerinden saldırılması demektir.

Kimliklerden din hanesini kaldıran iktidar, başörtüsü üzerinden yarattığı sömürü ile toplumu biçimlendirmesi karşısında, siyasal tükenişi sonrası yeni bir sömürü olarak, şimdi de müftülüklere evlendirme memurluğu yetkisi verilmesini kendisine malzeme olarak seçmiştir.

Yapılması gereken siyasi iktidarla karşılıklı laf dalaşına girmek ve zamanı böyle geçirmek değil, eylemle açıkça mücadele ortaya koymaktır

YASA DEĞİŞİKLİĞİ İÇİN ANAYASA
MAHKEMESİNE İPTAL DAVASI AÇILMASI YOLU

Söz konusu yasa değişikliği, Anayasa’nın başlangıç bölümü ve 2 nci maddesine yani değiştirilemez nitelikteki hükümlerine, devrim yasaları ile ilgili 174 üncü maddesine aykırıdır. Bu nedenle anamuhalefet partisi veya beştebir oranındaki milletvekili, bu yasa değişikliğinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvuru yapmalıdır.

Yasa tasarısı ile hükümet, yasama organındaki gücünü kullanarak, anayasayı ihlal etmiştir.

AKP hükümeti, hazırladığı yasa tasarısı ile TBMM’deki gücünü kullanarak, açıkça anayasanın dışına çıkmış, anayasanın değiştirilemez hükümlerine ve devrim yasalarına aykırı düzenleme yapmak yoluyla anayasayı ihlal etmiştir.

Yapılan değişiklik, bir siyasi parti için temelli kapatma nedenidir(SPY md 84/d, 101).

Temelli kapatma davasını Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının(YCB) bir başvuruyu beklemeksizin kendiliğinden açması gerekmektedir. Yargının içinde olduğu durum itibarıyla, YCB’nin kendiliğinden bu yola gitmeyeceği ortadadır.Herkesin bu konuda yapacağı başvurular, hukuksal yönden ihbar niteliğinde olunca, bu ihbarların da akibeti Başsavcının tutumuna bağlıdır.

İhbarda/başvuruda bulunanların, başsavcı bu yola gitmez ise, bu konuda bir itiraz hakları bulunmamaktadır.Demokrasiyi yaşatmak için parti kapatmak zorunlu ise, bu yola başvurulması hukuksaldır.Parti kapatma davaları, her türlü nedenle benimsenen bir kurum olmayıp, ancak bu durumda çağın da gereğidir ve her hukuk devletinde de bu koşullarda varlığı benimsenmektedir.

Bunu RP kararında İHAM açıkça ifade etmiş, Türkiye’yi RP kapatma kararında haklı bulmuştur.Şimdi daha ağır koşullar söz konusudur.

TBMM’nde grubu olan her siyasi parti, AKP’nin bu aykırı eylemi karşısında YCB’na böyle bir başvuru yaptığında ise, YCB bu konuda işlem yapmadığında, ilgili partinin o konuda Yargıtay’daki ilgili kurula itiraz hakkı bulunmaktadır(SPY md 100).

İtiraz hakkı düşünüldüğünde bu yol mutlaka kullanılmalıdır.

TBMM’deki partilere bakıldığında ise bütün siyasal partiler yanında, özellikle CHP’nin bu yola başvurması tarihsel sorumluluğunun da gereğidir.CHP bu yola başvurmalı, halkın da hukuka sahip çıkması için, halkla beraber olmalı, eylemlerini ortaya koymalıdır.Halkın kendi hukukuna sahip çıkmasıyla, müdafai hukukla kurulan Cumhuriyet, bu yolla yine aynı anlayışla yaşatılmalıdır.

Bu nedenlerle, Cumhuriyet hukuk düzenine karşı darbe niteliğindeki bu yasa değişikliği karşısında, CHP anamuhalefet partisi olarak, varlık nedeni ve Cumhuriyete karşı sorumluluğunun da gereği uyarınca, hem Anayasa Mahkemesine iptal davası açmalı, hem de (2008 yılına kadar ki eylem ve faaliyetleri demokratik ve laik Cumhuriyete aykırı nitelikte olduğu saptanan, bu aykırı eylem ve faaliyetlerini artırarak bugüne kadar her alanda devam ettiren ve iktidar gücünü de bu yolda kullanan, örneğin sadece 2017 yılında eğitim programı, belediye başkanlarının görevden alınması konuları da düşünüldüğünde demokratik laik hukuk devletine aykırı davranışlarını artırarak süren AKP aleyhine) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına kapatma davası açılması için de başvuruda bulunmalıdır.

http://m.abcgazetesi.com/muftuluk-nikahi-ayni-zamanda-parti-kapatma-nedeni-8137yy.htm

This entry was posted in HUKUK-YARGI-ADALET, ŞERİAT - İRTİCA - KARANLIĞIN AYAK SESLERİ, YOBAZLIK - GERİCİLİK. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *