Bir AYDINLANMA savaşçısının Köy Enstitü’lü Öğretmenimizin kaleminden “GERÇEK KÖY ENSTİTÜLÜ YILLARIMIZ!”

Değerli Öğretmen  Mustafa Aslan Aksungur’a
anılarını paylaştığı için teşekkür ederim

Naci Kaptan

Mustafa Aslan AKSUNGUR
maslanaksungur@gmail.com
Eğitimci– Araştırmacı Yazar
Köy Enstitüsü mezunu ve Öğretmeni

22.10.2017

“GERÇEK KÖY ENSTİTÜLÜ YILLARIMIZ!”Adlı yapıtımızdan
GİRİŞ Bölümünü aşağıda sunuyorum.

1940 + 1946

1-ÖN GİRİŞ:

Yaşam durağan değildir; devingendir, doğurgandır. Doğumdan ölüme değin “Tüm Can’lar + Tüm Canlılar” devingen davranışlar içinde değişe gelişe sonlarına ulaşana değin kıpır kıpır yaşar giderler. Cumhuriyet gençliğimiz içinde, bizim 1940-1945 kuşağımız EĞİTİM alanında Türkiye’mizin en şanslı kuşaklarından birisidir demiyorum; birincisidir diyorum ben. Ardından da:

“- Dünyanın en şanslı kuşağıdır!” Diye ekleyleyip, vurguluyorum.

İnsanız!

Şöyle bir düşünüp te akıl gücüyle çözüme varacak olursak:

Köy Enstitüleri gibi dünya genelinde, Dünya Halklarına özgü; Türkiye özelinde, Türkiye Halklarına özgü, yaşamının 24 saatini Kültürle, sanatla, ziraatla, sağlıkla iş iş-başında, + Eğitimle iş içinde, + İş ile, iş içinde karıla karıla, + iş ile iş içinde yoğrula yoğrula doğayı işleyerek üretime dayalı öğrenim yapan bir kuruluşta öğrenci olabilmek, hangi şansı yüksek Canlara, hangi nasibi gür kuşaklara kısmet olabilirdi ki? Hele hele, şu emek sömürgeni, günümüz dünyasının peykimsi Türkiye’sinde..?

Işte, tüm insanlık içinde yalnızca bizim kuşağa nasip oldu böylesi “Köy Enstitülü” olabilme şansı. Hem de tüm evrende salt, yalnızca Türkiye’mizde, salt, yalnızca bizim Kuşağın üstüne doğdu bu şevkli, bu şavklı + bu şanlı İnsanlık Güneşi…

Türkiye’mizdeki bu ilk Köy Enstitüleri adlı “Halkların Kurtuluşu” Kurumları, tüm İnsanlık için: İşin, + Kültürün, + Eğitimin, + Yaşamın, + Sağlığın, + Yaratma ve yaşatma gürlüğünün” omuz omuza verip yarattıkları bir ilk uygulama tümlüğü idi. Hem de tüm dünya ulusları içinde yalnızca bize özgü, yalnızca henüz ergenliğine yenice ulaşmış bulunan on yedi yaşındaki T.C. Devletine özgü bir buluş idi bu şavklı buluş. Yalnızca Türkiye’mizde ve de yalnızca bizim kuşağa nasip oldu bu Köy Enstitüleri öğrenimi ile yoğrula yoğrula eğitilme, + aydınlanma ve aydınlatma şansı.

İşte bu yüzden şanslı ve mutlu buluyorum kendimi de, o kutlu Köy Enstitülü günlerinmizi yaşayan bizim kuşağımızı da…

Acı gerçekliğimiz o ki: Ömür uzununa sürdürülemedi bu güneşli gürlük. Türk Halkının bulduğu, kurduğu, yürüttüğü, Türk Halkına + dünya Halklarına sunduğu ve örnek ürünlerinin de sor-somut alındığı bu Görklü KÖY ENSTİTÜLERİMİZ, gelecek kuşaklarımızdan sakınıldı. Kapatıldı, Yasaklandı. Yedi yaşına yedmeden, daha bıyığı bile bitmeden, haramcıl yönetici kadroların soygunculuğa + hırsızlığa alışkın elleriyle altıncı yaşına girerken boğuldu, boğdurtuldu, yok edildi.

Türk Halkına özgü bir buluş idi KÖY ENSTİTÜLERİ Kuruluşlarımız. Salt Türk halkına özgü de değil, özünde tüm dünya halklarına özgüydü. Özellikle de az gelişmiş dünya ülkelerinin “Geri Bıraktırılmış HALKLARI” için bugünkü uygulanımıyla dahi, erişilmez bir şans olduğunu, o kısacık, altı buçuk yıllık uygulanma pratiğiyle dünyaya, altıyüz elli kez kanıtladı Köy Enstitüleri kurumlarımız…

Geri bırakıtırılmış ülkelerin sofralarında yiyemedikleri ekmekleriydi Köy Enstitüleri kurumlarımız; içemedikleri sularıydı. Aydınlık geleceğimizin şavkıydı Köy Enstitülerimiz, güneşli kültürüydü…

Tüm Türkiye köylerimiz için + geri bıraktırışmış tüm dünya ülkeleri için, damarlarımızda dolaşan kanın alyuvarları + akyuvarları kadar gerekli olan bir Yaşam iksiri, bir yaşam Kültürü idi ol Köy Enstitüleri kuruluşlarımız. Bir ilkti. Bir dünya örneğiydi.

Acı sonuç odur ki, yalnızca altı yılcağız yaşatılabildi dünyaya ilk kez doğan bu HALK Güneşi.

Dışarıdan İngiliz-Amerikan Yahudiliğinin, + Alman ve İtalyan Faşizminin estirdiği koşullu Truman Doktrinlerinin, + “Marshall Plânlarının” zehirli süt-tozu fırtınaları ile zehirlendi. İçeriden Tefeci-Bezirgân sömürücü güruhunun, + Toprak Ağaları Saltanatının, + Politika vurguncularının, + Din sömürgeni hurafeci Şeyhlerin çıkar çarkları arasındaki kavilli ortak toplu tepikleriyle ezildi, yok edildi. Yokluğuna bile dayanılamadı Köy Enstitülerimizin. Varıyla, yokuyla, adıyla, eylemleriyle hepi-topu topluca toprağa gömüldü.

Taa 1941’lerde, 9 Mayıs 1941 günü:

“-Köy Ensttülerimizi Cumhuriyetin eserleri içinde en kıymetlisi, en sevgilisi sayıyorum. Ömrüm oldukça buralardan yetişen evlatlarımızın başarılarını yakından ve candan takip edeceğim Diyen T.C. Cumhurbaşkanı İ. İ. Paşamız, Amerikan Yardımı Alma pahasına, 1946’lardaki bilinçli ve kasıtlı diyebileceğimiz vurdum-duymaz aldırmazlığıyla, + duyarlı kayırmacılığıyla söndürüldü; yok edildi bu Halk ışığımız. Yüce TÜRK Halkının yarattığı bu yüce insanlık buluşu, olmamışa çevrildi…

Buracıkta, “Lozan Kahramanımız” İ. İnönü Paşamız ve hatta hatta Kurtuluş Savaşımızın kotarıcı Kahramanımız + T. Cumhuriyeti Kurucu Cumhurbaşkanımız M.Kemal Paşamız için yapılan eleştirilerim kimseleri tedirgin etmesin lütfen. Bunlar – benim görebildiğim gerçeklikler adına yaptığım- kişicil görüşlerimdir.

Köy Enstitülerinde aldığımız EĞİTİM:

“-Kimden ve nereden, nasıl gelirse gelsin yapılan tüm yanlışlıklar, eksiklikler, bağnazlıklar görmezlikten gelinemez! Her koşul altında Doğruları söylemek+ Doğruları savunmak zorundasınız!”Doğrusunun dayatmasıdır bu davranışları m.a.a.’nın…

* * *

II.nci Dünya Savaşının yorgunluğunu daha henüz üzerinden atamamış bulunan yorgun Türk Halkının uyanmasını, haklarına sahip çıkmasını sağlayacak olan o kişilikli, Özge KÖY ENSTİTÜLERİ KURULUŞLARIMIZIN yaşatılmalarına, + varlığına ol dünya Emperyalizmi izin verebilir miydi hiç? Veremezdi; vermedi…

Dışarıdan: Amerikan-İngiliz Yahudiliği; içeriden: Bu Sömürgen Siyonizm’e şeddelice uşşşaklık yapan çıkarlarının ve makamlarının düşkünü silik ve salak Yöneticilerimizin ikili el-birliği ile, + ikili iş-birliği ile yok edildi; kapatıldı. 27 Ocak 1954 tarihinde 6234 No.lu yasa ile enstitüler, öğretmen okullarına dönüştürüldü.

Gel bil ki o yüce adı silinemedi dünya haritasından. Kendi gitti, korkulu adı kaldı bugünkü sömürgen dünya emperyalizmine yadigar..!

Gün gelecek, o erdemli varlığını bu yıkılası emperyalizme ve de + tüm İnsanlığa kanıtlayacaktır kuşkusuz Köy Enstitülerimiz…

Şu emperyalist dünyada, “Geri bırakıtırılmış ülke Halkları için” tutuşturulmuş bir Halk meş’alesi, bir Halk Güneşi idi köy enstitülerimiz…

Yıl: 1940–1946. Yalnızca 6 yılcağız yaşatabildik o Türk Halkının ve de tüm İnsanlığın kurtuluş güneşi ola-bilecek olan o yüce Köy Enstitülerimizi…

1954 Yılı başlarında da, adına bile dayanılamadı Köy Enstitülerimizin. Adıyla, sanıyla, işlevleriyle, işlemleriyle, hepten-kökten yolunup atıldı. Söndürüldü. Yok edildi.

Kurulduğu 1940 yılları ile kapatıldığı 1953 Yılları sonuna kadar verdiği ürünleri, salt CAN olarak saysak bile bu Köy Enstitülerimizden:

Köy Eğitmeni olarak : 8.675

Köy Öğretmeni olarak : 17.341

Bölge Köy Sağlık Memuru olarak : 1.248

Bölge Köy Ebeleri olarak : 78

Y.K.E. çıkışlı Köy Enstitüsü Öğretmeni olarak : 219 olmak üzere: ________________________________________________

T O P L A M 27.561 CAN

Köy Enstitüsü çıkışlı Aydın, Eğitimci, Sağlıkçı, Teknik-Tarımcı, Teknik-Sanatçı İNSAN yetiştirildiğini görüyoruz o kanlı-bunalımlı İkinci Evren Savaşının ateşleri, külleri arasındaki bin-yıllardır kültür girmemiş, ekin yüzü görmemş Türkiye’sinde.

Bu: 27.561 “Köy Önderi Aydın”ımız içersinde, 1.396 + 78 = 1.474 Köylü kızının da bulunduğunu görüyoruz. 1940’lı yıllar Türkiye’si için bir KURTULUŞ DEVRİMİ sayılabilecek bir üst gelişim atılımı, bir ışıklanma, aydınlanma örneğiydi Türkiye’miz için bu bayan öğretmen + bayan ebelerimiz. Ayrca, 1.474 köylü kızının okuması, aydınlanması, aydınlatıcılığa kanatlanması olayı, 1300 Yıllık kadın-erkek ayrımcılığı kefeninin de yırtılış bayramı oldu.

Bu yırtılış ile salt Türkiye’miz için de değil, özellikle geri bıraktırılmış tüm Dünya Halkları için örnek bir genlik, örnek bir ongunluk, bir gelişimlik anıtı diktirmişti Köy Enstitülerimiz dünyamıza…

1940’lı yıllardaki bu ışıklı gerçekliği, özellikle kabartılandırıp sunmayı Uluslar-üstü bir Üst-İNSANLIK GÖREVİ saydım ve de SAYIYORUM…

Saygılarımız: İnsanı insan yapan, İNSANCA Yaşamaya ağızlayan emeklerimizin ve de emekçilerimizin üstüne olsun..! m.a.a.

Zafer Mah. Gaffar Oktan Cad. Arda Apt No: 74/4
TEPEBAŞI / ESKİŞEHİR
Tel: 0535 445 55 11

This entry was posted in KÖY ENSTİTÜLERİ. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *