DOĞA – ÇEVRE – EKOLOJİ – TALANA AÇILAN CERATTEPE * Devletleşmiş şirket I – II * “Bayraklaşmış millet”in günümüz versiyonuna dönüşen “devletleşmiş şirketin” görünmez, neredeyse ilahi bir aktörüdür o. Sesinin duyulması yeter. Vaktiyle diyeceğini gayet veciz biçimde demiş, Türk yargısı 8 bin TL bedel biçse de, gerçekte her harfi milyon dolarlık bir ihaleye karşılık gelen küfrünü, kolektif belleğimize, ülke mirasımıza armağan edip çekilmiştir çoktan.

Cumhuriyet
Çiğdem Toker
22/24 Şubat 2016 Pazartesi

Devletleşmiş şirket I

Şehir ayakta. Kendisini gören yok. Aslına bakılırsa, buna gerek de yok.Özel güvenlik şirketlerine para dökse, bu çeşitlilikte “sonuç” alamayacağı her türden ezayı, devletin polisi uyguluyor zaten Artvin halkına.

Şehri halkına yasaklıyor, yürüyen kadınları ayakları kırılıncaya dek dövüp plastik mermi kullanıyor, TOMA’dan buzlu su püskürtüyor. Hastaneyi dahi hedeflemekten çekinmeyen bütün bu zorbalığın faturası ise bütçeden Emniyet’e aktarılan sizin benim vergilerimizden karşılanıyor.

ANAP hükümetlerinden bu yana, milyonlara “değen” milyar dolarlık projelerin verildiği Mehmet Cengiz’i, kamusal herhangi bir alanda, projelerini anlatırken göremeyişimizin sırrı biraz da burada gizlidir:

“Bayraklaşmış millet”in günümüz versiyonuna dönüşen “devletleşmiş şirketin” görünmez, neredeyse ilahi bir aktörüdür o. Sesinin duyulması yeter. Vaktiyle diyeceğini gayet veciz biçimde demiş, Türk yargısı 8 bin TL bedel biçse de, gerçekte her harfi milyon dolarlık bir ihaleye karşılık gelen küfrünü, kolektif belleğimize, ülke mirasımıza armağan edip çekilmiştir çoktan.

Ülkenin başbakanı, TV ekranından bu hukuksuz madenin, cari açığı kapatmaya yarayacağını söylemişken; millete yönelik o “misyon”un, devlet aygıtına devrolmasından tabii ne olabilir.Kaldı ki o özlü söz, içerik ve üst anlam itibarıyla devamlılık arz etmektedir. Millet ve “fiil”i icra edecek kudret var oldukça da yapılması gereken bellidir: Yazılım programları misali ara ara güncellenmelidir. Bazen bir bakanlık, bazen bir mahkeme, bazen de polis bu güncelleme misyonunu ziyadesiyle yerine getirmektedir.

“Devletleşmiş şirket” gerçeği, Cerattepe direnişinin, AKP rejimi ile “paramiliter” gücü havuz medyasında yol açtığı huzursuzluğu; beraberinde “dış mihraklar” masalının yeniden tedavüle sokulmasını anlaşılır kılıyor.Kitlesel hiçbir tepkinin bir günde ortaya çıkmadığını bilmeyenlerse Cengiz’in “devletleşme” sürecine göz atmayı deneyebilir.

Artvinlilerin yaşam alanlarına, doğalarına sahip çıkma kararlılığının çeyrek yüzyıla ulaşan bir tarihi var. Rastlantı bu ya (!) Cengiz’in devletleşme miladına denk düşen bir mücadele bu. Daha önce de yazdığımız bu tarihi birkaç örnekle hatırlatalım:

– Mevcut ruhsat sahibi Özaltın İnşaat’tan önce, yabancı şirketlerin ilgi gösterdiği Cerattepe’de alınan ilk maden ruhsatı, 2008’de Danıştay kararıyla iptal edilmesine ve saha mühürlenmesine karşın 2010’da yasa değişikliğiyle tekrar ruhsat alımına açılıyor. (Ruhsat iptaline yol açan iki somut olgu; heyelan tehlikesi ve içme suyunun kirlenme olasılığı ortadan kalkmamışken.)

– Özaltın İnşaat, bu ruhsata 2012’deki ihalede 97.6 milyon TL teklifle sahip oluyor. Faaliyet hakkını, bir rödovans sözleşmesiyle Cengiz’in sahibi olduğu Eti Bakır’a devrediyor. Bakır çıkaracağım diye alınan ruhsat, daha sonra bakır ve altın diye değiştiriliyor.

– Rize İdare Mahkemesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca verilen “ÇED olumlu” raporunu Kasım 2014’te iptal etmesine karşın, Özaltın İnşaat, mahkemenin gerekçeli kararını beklemeden, yeniden “ÇED olumlu raporu” alıyor. Şirket-devlet işbirliğiyle hazırlanan ikinci ÇED raporunda, mahkemenin “yer değişikliği” uyarısı dikkate alınmıyor.

Kısaca özetleyebildiğim bu tarihçede; vergi borçlarının silinmesi, Eti Alüminyum’un yanında hediye edilen ve devletin elektrik ürettiği Oymapınar’ın lisansının değiştirilerek özel otoprodüktör yapılışı gibi Cengiz’i “devletleştiren” kara jestleri de arka plan notu olarak düşelim.

Özetle, “devletleşmiş şirket”ten beslenen havuz medyasının “terör” alarmı hükümsüzdür: Cerattepe, eşine az rastlanır biçimde yasallık ile meşruiyetin iç içe geçtiği bir direniştir.

Devletleşmiş şirket – 2

Farkındasınızdır. Cerattepe’deki altın madenine direnen halka polis şiddeti durdu.Sebebi, ne vali ile güvenlik güçlerinin “Artvinliler çok haklıymış” diye merhamete gelmesi ne de haklarında yapılan suç duyurusundan endişe etmesi.

Başbakan Davutoğlu’nun TV ekranından yaptığı görüşme çağrısı, Artvinlilerin randevu talebini hızlandırınca, “mola” fiilen kaçınılmaz hale geldi.Bu gelişmeyle de bir önceki yazıda, Cengiz İnşaat için andığım “devletleşmiş şirket” olgusuna, güncel bir örnek daha eklenmiş oldu. Düşünün ki, o kadar protesto, itiş kakış, yaralamaya rağmen; bütün bunların uğruna yapıldığı o canım bir ormanlık sahaya maden kurmak isteyen şirket yine görünür değil.

Nihayetinde Artvinliler, şirket patronu ya da yöneticileriyle değil, adeta şirket adına da Başbakan ile görüşüyorlar. (Davutoğlu’nun madenler çıkarılmazsa, cari açığın artacağı tespitini bu vesileyle yine hatırlatalım.)

Davutoğlu’nun bugün saat 11.00’de Yeşil Artvin Dernek temsilcileri başta olmak üzere, bir grubu makamında kabul edecek olması önemsiz değil. Başbakan’a sunulacak kapsamlı dosya; hem 25 yıllık öyküsü olan Cerattepe’de hukukun nasıl çiğnendiğini somut biçimde gündeme taşıması; hem de cari açık, açık-kapalı maden sahası, devletin kazancı vs gibi ekonomi alanındaki “ölümcül klişeler”in gözden geçirilmesi açılarından anlam taşıyor kuşkusuz.

Yine de bu randevunun iki kritik boyutu olduğunu söylemek lazım.Artvinlilerin kendilerini, kendilerine şiddet uygulanmayan bir ortamda doğrudan ifade edebilmesi ne kadar önemliyse, bu randevunun, nihai sonuç üretmeden, bir müddet oyalamayla meseleyi soğutma ve nihayetinde haklı bir tepkiyi “sönümleme” işlevi içerme ihtimalini de anmak gerekiyor.

Bu kapsamda Cerattepe direnişinin, rejimde ve rejime iliştirilmiş medyada derin huzursuzluk yaratmasının boşuna olmadığını yineleyelim.
Gülünç olma pahasına; hem hukuksal hem de meşru olan bu direnişin, derinleşerek başka alanlara yayılmasından büyük kaygı duyulduğu saklanamaz halde. “Oradan bakıldığında”, Cerattepe’nin içinde dış mihrakların, muhtelif terör örgütlerinin yer aldığı Gezi’ye benzetilmesi ve hatta ondan da beter bir kalkışma olarak anılması, rejimin yaşadığı tedirginliği yansıtmaya yetiyor da artıyor bile.

Düzgün çalışan ekonomilerde, uluslararası havalimanından bakır işletmesine, büyük otoyol yatırımlarından elektrik dağıtımına dek akla gelebilecek her alanda faaliyet gösteren Cengiz ölçeğindeki işletmeler, hisselerinin tamamını değilse bile, bir kısmını borsada halka açmayı denerler.

Borsaya kayıtlı olmak, bir şirket için birçok anlam ve sonucun da ilanıdır. İlk anda akla gelenleri sıralayalım:

– Ben şeffaf bir şirketim. Gelirlerim de belli giderlerim de. Hesaplarım hem ulusal hem de uluslararası düzeyde denetime açık. Bana not verilmesinden korkmuyorum. Kârımın bir bölümünü de paylaşmaya hazırım.

Ticaret sicili kayıtlarına göre 250 milyon TL sermayeli bir şirket olan Cengiz İnşaat, borsada halka açık değil.Bugünkü Cerattepe randevusunu bir de bu açıdan değerlendirin istedim.

http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/486365/Devletlesmis_sirket_-_2.html

This entry was posted in Doga - Cevre - Ekoloji - Tarim, Madencilik ve Yeralti Kaynaklari, YOLSUZLUKLAR, YOZLAŞMA - AHLAKSIZLIK. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *