BOP – SURİYE * “Şam’a girsek, bu bir zafer olur mu?”

YORUM

TÜRK ASKERİNİN İDLİB’DE NE İŞİ VAR?

Mustafa ACER / 03. 03. 2020

ABD’nin BOP’una hizmet etmek için Kürt koridorunun açılmasına hizmet etmek Türk Ordusunun işi olamaz.

Suriye Rejim güçlerine karşı savaşan muhalif ÖSO hangi örgütlerden oluşuyor acaba? İŞİD kalıntıları, Haşdi – Şabi, El – Nusra ve Hizbullah Terör örgütlerinden oluşan Özgür Suriye Ordusu ABD’nin taşeronluğunu yapmaktadır. Bu terör örgütleri ile işbirliği yapmak ABD’ye hizmet etmektir.

Terör örgütleri ile işbirliği yapmanın Türk Milletine ve Türkiye Cumhuriyetine ne faydası var? Anlamak mümkün değildir.

Zeytin Dalı, Barış Kalkanı ve Barış Pınarı Harekatlarının bir anlamı vardı. YPG’nin Kuzey Suriye’de Kürt koridoru açmasına karşı yapılmıştı ve Türk Milletinin desteğini kazanmıştı.

Barış Baharı denen Rus güçlerini karşısına alan, Suriye Cumhuriyeti meşru Devletine karşı girişilen harekat, Türk Milleti tarafından desteklenmez. Bu harekat Suriye Devlet güçlerine karşı açılmış bir savaş anlamına gelecek bir girişimdir. Böyle bir durum Türk Milleti tarafından tasvip ve takdir edilemez.

Bu anlamsız savaşı göze alan Hükumete Türk Milleti destek veremez. Türk Ordusunun asker kayıpları çok üzücüdür ve bu anlamsız savaş riskini göze alan Hükumet; Türk Askerinin hayatını riske atamaz.

TBMM; TC Hükumetine savaş yetkisi vermemiştir. TC Hükumeti bu yetkiyi almadan devletler arası savaşı göze alması kabul edilemez.


“Şam’a girsek, bu bir zafer olur mu?”

Arslan BULUT 03 Mart 2020 Yeniçağ

Bir savaş başladıktan sonra, bu mücadelenin iki tarafın dışında olan güçlerin kurgusu olduğu, iki tarafa da zarar vereceği gibi gerçeklerin bir önemi kalmıyor.

Askerleriniz, İdlib’de, ABD’nin “artık terör eylemi yapmıyor” diye okşadığı, hatta başındaki adamla röportaj yaptırdığı El Kaide, El Nusra ve IŞİD artığı Heyet Tahrir El Şam’ın bulunduğu bölgede, havadan vurulmuş olsa bile ne yapacaksınız; karşı tarafı mı destekleyeceksiniz?

Bu itibarla, aldıkları kararlar dolayısıyla iktidara eleştiri yapılırken, Mehmetçiklere her şartta sahip çıkılması gerektiğine dair sözlerimiz bu çerçevede değerlendirilmelidir.

Böyle bir girişten sonra, okurlarımızdan, takipçilerimizden veya dostlarımızdan bazılarının “Asıl tuzak, NATO’yu çağırmak değil mi?” başlıklı yazımla ilgili mesajlarına göz atalım:

Yakup Cemil: Suriye’nin bu durumu, Türkiye için beka sorunu. Dünyanın iki süper gücünden biri Fırat’ın doğusunu, diğeri batısını kontrol ediyor. Biri Esad’ı diğeri PYD’yi himaye ediyor. Başımıza öyle bir belâ aldık ki çık işin içinden çıkabilirsen… Bu durum İsrail’in işine yarıyor. İran ile savaşma riski bile var. Bu, tam bir felaket olur.

Kadir: 1 Mart 2003’de Irak’a saldırmaya hazırlanan ABD’nin 60 bin askerinin Türkiye ye yerleşmesini öngören tezkereyi reddederken 1 Mart 2020’de NATO’yu bu sefer Suriye iç savaşı sebebiyle neredeyse yalvar yakar çağırıyoruz. BOP eş başkanlığı devam ediyor mu? Kazara Kilis’e bir rejim uçağı bomba atar da NATO devreye girerse en az 20 yıl yabancı askerin ülkede yaratacağı etkileri hesaplıyor muyuz? Yarın İran sınırından birkaç bomba atılırsa bu sefer İran ile mi savaşacağız?

Mustafa Özbey: NATO’yu bölgeye davet etmek, intihardır. ABD bölgeye, resmen yamanır. Irak/Suriye Birleşik Kürdistan’ı kurulana kadar bölgeyi asla terk etmez. Bu plân Irak savaşı öncesi vardı. Irak bölündü. Şimdi Suriye bölünüyor. NATO, iki Kürt bölgesini birleştirir. Tuzağa düşme Türkiye!

Yavuz Kayabaşı: Trump’ın, “mal varlığını açıklarım aklını başına al” mektubundan sonra Erdoğan’ın Suriye (İdlip) politikası sertleşti. Suriye’ye, Amerika vurmuş, İngiltere, Fransa, İsrail ve dünyanın her yerinden toplanan teröristler vurmuş; daha neresine vuruyorsunuz? Biz de vurdukça aslında kaybediyoruz!

Kayabaşı, son cümleyle, Roma’ya karşı zafer kazanan ama ordusunun büyük bir bölümün kaybeden Epir kralı Pirus’un “Tanrım, bana bir daha böyle bir zafer verme” veya “Bir zafer daha kazanırsam tamamen biteceğim” demesini hatırlatmış oluyor.

Cumhur: İçerde ayakta duramayacak hale gelen AKP yönetiminin tek umudu dışardan ABD ve NATO desteği getirmek… Ayrıca, İdlib’de, Kamışlı’da savaşmazsak değil tam tersi oralarda savaşırsak Hatay’da, Gaziantep’te, Diyarbakır’da savaşmak zorunda kalacağız. Milleti aptal bellediler iyice!

Mete Yamak: Sizin de bildiğiniz gibi Türkiye’nin şu an Suriye’de batı politikalarını uyguluyor. Yani Suriye’yi paramparça edenlerin.. Onların politik hedeflerini destekleyici hiçbir hamle veya hareket Türk’ün çıkarına değildir. Türkiye’nin Suriye’de kazanabileceği hiçbir zafer yoktur. Türk Ordusu bu gece Şam’a girse dahi bu bir zafer olarak görülemez.

Don Draper: Türkiye, komşusunun toprak bütünlüğüne hiç değilse şu an destek vermelidir. Suriye’de ancak bu bağlamda bulunsaydık kendi güvenliğimizi de sağlamak, bölünmez bütünlüğümüzü korumak için önemli bir adım atmış olurduk. Her Türk, ordusunun yanında, yanlışın karşısında olmalıdır. Türk Ordusu, emperyalistlerin yüzüne vakti geldiğinde şamarını yine indirecektir.

 

This entry was posted in ABD - AB - EMPERYALIZM, BOP, ORTADOĞU ÜLKELERİ. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *