Bir Cumhuriyet aydınının kaleminden KÖY ENSTİTÜLERİ * EĞİTİMDE DEVRİM KÖY ENSTİTÜLERİ

Köy enstitüleri bizim büyük sevdamız..Türkiyeye en büyük yurtseverleri yetiştirdi bu okullar..Onu yok edenler bu ülkeye en büyük darbeyi vurmuşlardır.Ankara’daki toplantıya katılmayı çok isterdim.Yazık ki bunu yapamayacağım . Sizlere yayınlanmayan bir yazımla katılmak istiyorum.Başarı dileklerimle selam sevgiler iletiyorum.

Prof.Dr. Coşkun özdemir

İsmail Hakkı Tonguç bir köy okulunda öğrencilerle

Prof.Dr. Coşkun özdemir
coskunoz@superonline.com

EĞİTİMDE DEVRİM KÖY ENSTİTÜLERİ

Çökmüş bir devlet ve ümmet toplumundan bir ulus yaratılmıştır. Artık yeni bir toplum ve yeni bir insan amaçlanmaktadır. Bir eğitim seferberliği başlamıştır ve büyük önder kurtuluş savaşının ardından öğretmenlere şöyle seslenir:

“Ordularımızın kazandığı zafer sadece eğitim ordusunun zaferi için zemin hazırlamıştır.Gerçek zaferi bilgisizliği yenerek siz kazanacaksınız.” Ölümünden önce mirasını açıklamıştır Atatürk:

“ Ben size hiç bir ayet, hiç bir dogma, hiç bir donmuş fikir değil, aklı ve bilimi miras bırakıyorum” diyerek öncelik verdiği şeyin altını çizmiştir.Evet, akla ve bilime öncelik veren bir kalkınmaya ve eğitime ihtiyaç vardır. Eğitim seferberliği düşünen, soran, öğrenen, eleştiren, seven sevilen özgür bilinçli bireyler yetiştirmelidir. Köy çocukları yoksulluk ve yoksunluklar içinde yaşamaktan kurtulmalı, dünyaya, bilime, sanata, edebiyata açılmalıdır. Yaşam güzelliklerle ve çok çeşitli olanaklarla doludur. Tüm insanlarımız için bu olanaklara kavuşma fırsatı yaratılmalıdır.”

Yıl 1939, HASAN ALİ YÜCEL milli eğitim bakanı olmuştur. HAKKI TONGUÇ’ la birlikte köy enstitülerinin kuruluşuna öncülük ederler, İsmet İnönü onları desteklemektedir. Sevgili Başaranın deyimi ile bir değil bin gül açmaktadır Anadolu’da. 21 köy enstitüsü kurulmuştur. Toplumun özlemini çektiği insanı, özgür bireyi yetiştirecektir bu okullar, orada öğrencilik ile işçilik birleştirilmiştir. Üreten, halk kaynaklarına açılan topraktan, doğadan öğrenilen bir okul yaratılmıştır. Orada türküler söylenir, halay çekilir, tiyatro yapılır, yurt ve insan sevgisi taşıyan girişimci, akılcı yaratıcı, laik, çağdaş, bağımsız, özgür insanlar, gençler yetişecektir.

Büyük eğitimci Hasan Ali Yücel bu yıllarda Türk toplumuna 500 klasik eser kazandırmış, tercüme büroları kurmuştur. ,Melih Cevdet Anday Nurullah Ataç Orhan Veli Erol Güney bu bürolarda , koservatuar ve köy enstitülerinde görev alırlar Meslek okulları açılmıştır. Enstitülerde öğrenciler yılda 20-25 kitap okumakta ve en geniş hümanist kültürle yoğrulmaktadırlar. Okulların çalışkan idealist müdürleri ve öğretmenleri vardır: Sabahattin Eyüboğlu, Vedat Günyol, Azra Erhat, Cavit Orhan Tütengil de öğreticiler arasındadır.Aşık Veysel halk müziği öğretmenidir.

SALDIRILAR BAŞLIYOR
Bu, tüm dünyada örnek alınan ve övgü ile anılan ama bazı çevrelerde kaygı uyandıran okullarla ilgili söylentiler ve iftiralar gecikmemiştir. Seçimler yaklaşmaktadır, partiler köy ağalarına el atmakta ve onları meclise taşımakta yarar ve çıkar görmektedirler. Aşiretler,şeyhler, ağalar, sömürücü güçler kaygılanmakta haklıdırlar. Köleliğe, ağa baskısına başkaldıracak pırıl pırıl gençler yetişmektedir burada. Tehlike büyüktür, ağalar ağası Kinyas Kartal İnönü’ye gelip “ Paşam, bu okulları kapat yoksa Doğudan oy alamazsın” demiştir. Eğitim yoksunu halkımızın oyunu almak artık gündemdedir. ve bu her şeyin önündedir Bunun için her çareye başvurulabilir ve köy enstitüleri yok edilebilir. Nitekim öyle olmuştur. Enstitüler için soruşturmalar başlatılmış, meclisten heyetler gelip sorgulamalar yapmıştır.

“Hep birlikte ne marşı okuyordunuz?” (Ziraat Marşını kastediyorlar)
“Orhan Veli niçin geldi?”
“Sabahattin Ali niçin ziyaret etti?”
“Hangi Rus yazarlarını okuyordunuz?”
“Kız erkek birlikte eğitim olur mu?”

Bu sorulara okul müdürlerinin verdikleri cevapları, onları saygı ile anarak okumalıdır her çağdaş insan. Adeta bir uygarlık dersi niteliğindedir bu cevaplar. Her şeyden önce kurucuları yok etmek gerekiyordu. Hasan Ali Yücelin karşısına onu suçlayan bir avukat çıkarıldı . Eski kuşaklar ibretle izlemiştir bu davaları. Büyük eğitimci bakanlıktan ayrılma zorunda bırakıldı. Hakkı Tonguç etkisiz hale getirildi. Milli Eğitim bakanlığına getirilen bu tutucu zatın enstitülere hiç sempatisi yoktu. İnönü ile enstitüleri ziyaretten dönerken “paşam, bunlar böyle eğitim görürlerse onları idare edemeyiz” deyişi yaygın bir söylentidir.

Çocuk yaşımda bu gelişmeleri derin bir üzüntü ile izleyen, aralarında annemin babamın bulunduğu cumhuriyet öğretmenlerinin bu kaygılarına tanıklığım, bende çok canlı bir anı olarak yer etmiştir Yavaş yavaş budandı bu mucizeler yaratan okullar. Burada İnönü ne yaptı, nasıl feda etti bu insanları ve bu güzelim kurumları sorusu akla gelecektir.

Kuşkusuz başından beri destek verdiği bu kuruluşları korumaya gücü yetmedi diyebiliriz. Konjonktüre boyun eğdi.”Hayatımın sonuna kadar takip edeceğim tek kuruluş Köy Enstitüleridir” onun sözüdür.

Acı bir şekilde kaybettiğimiz Hasan Oğlan mezunu Hasan Bilecikliden(*) dinlemiştim, önceki yıllarda İnönüye “Öğrenciler Rus yazarlarını Maksim Gorki okuyorlar” diye şikayete gittiklerinde, İnönü “kaç kişi okuyor” diye sorar, “18” cevabını alınca “118 kişi okumalı” diye cevap veriyor; ama aynı İnönü” Ne Hasan Aliyi ne Tonguç Babayı ne de bu tüm dünyaya örnek okulları koruyabildi. 1948’de yüksek okul Hasan Oğlan kapandı.1950’de Demokrat partinin iktidara gelişi herşeyin sonu olmuştur.

Halkevleri ile birlikte Köy Enstitüleri, daima özlemle anacağımız yok edilişine aralıksız esef edeceğimiz, onları yok eden karanlık güçleri lanetle anacağımız benzersiz aydınlanma odakları olarak yakın tarihimizdeki yerlerini almışlardır. Bu okullarla bir kurtuluş ve aydınlanma savaşı verilmişti ama karşı devrimciler onu yarıda bıraktılar.Türk ulusuna Türkiye Cumhuriyetine vurulmuş en büyük darbedir bu..

Çok yineledim, onları yıkmayı başaramasa idiler bugün Türkiye bambaşka bir yerde olacaktı.Yurtseverler böyle derin kaygılar içinde olmayacaktı. Yok edilen bu okullardan büyük yazarlar, şairler, düşünürler yetişti. Hepsini saymak mümkün değil: Mehmet Başaran, Fakir Baykurt, Mahmut Makal, Bahaettin Fırtına, Adnan Binyazar, İsmail Avcı, Bekir Semerci, Pakize Türkoğlu Halime Kocataş benim yakından tanıyabildiklerim, Talip Apaydın Dursun Akçam Şükrü Koç yakın olamadığım büyük yazar ve düşünürler Fikret Madaralı ile Yalovada birlikte oldum Heyecanından hiçbir şey kaybetmemişti Bir kitap dükkanı açmıştı Yalova postası gazetesini çıkarıyordu.Daha sonra eline geçen para ile Madaralı ödülünü kurdu.

Onlar bulundukları yeri aydınlatan ışık saçan insanlar oldular,Köy enstitü mezunlarının yer aldığı toplantılarda bir aydınlık bir ışık,canlılık bulurdunuz. Sevgi, dostluk ve bir insan sıcaklığı solurdunuz oralarda. En büyük yurtseverleri yetiştirmiştir bu okullar Ne hazindir ki bu pırıl pırıl insanlar mezuniyetlerinden sonra polis takibinde bulundurulmuş yedek subayda türlü engellerle karşılaşmışlardır. İlkellik gösterisidir bunlar.

60’lı yıllarda bu enstitü atmosferini Sabahattin Eyüpoğlu’nun evinde fazlası ile duyumsamış ve yaşamıştım. Eyüboğlu, Vedat Günyol, Azra Erhat ve o günlerde tanıdığım Yaşar Kemal, Tilda, Magdi birer köy enstitüsü sevdalısı idiler. Çok sık konuşulur ve özlemle anılırdı bu örnek. eğitim kurumları ve okul mezunlarından çok sayıda ziyaretçi gelirdi o kapısı açık eve. Bir edebiyat sanat okulu gibi idi Sabahattin beyin evi Sarayburnu’ndaki gazinoda birlikte 17 Nisanları kutlardık.

Köy enstitüleri ile birlikte bir daha kolay kolay benzerlerine rastlayamayacağımız 1971 12 mart darbesinin ardından hapse konulan bu güzelim insanlar da beyaz atlara binip ufukta kayboldular. Köy enstitülerini kuranları, yaşatanları, oradan yetişen değerli insanlarımızı sevgi saygı ve minnetle özlemle anıyorum.

(*) Hasan Bilecikli yıllar önce Türkiyedeki umut kırıcı ve karşı devrim doğrultusundaki gelişmelerden hepimizden fazla etkilenerek depressiona girdi ve geride 11 sayfalık bir mektup bırakarak yaşamına son verdi

This entry was posted in KÖY ENSTİTÜLERİ. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *