HAFTA SONU YAZISI * DENİZLERİN DOST CANLISI SEVİMLİ YUNUSLAR

YUNUSLAR

Naci Kaptan / 18.04.2020

https://tr.wikipedia.org/wiki/Yunus_(hayvan)
Başta kıta sahanlıklarının görece sığ denizleri olmak üzere, tüm Dünya denizlerinde ve bazı nehirlerde bulunan yunuslar etobur canlılardır ve genellikle balık ve mürekkep balığı ile beslenirler. Omurgalı hayvanların içine girer.
Yunusgiller (Delphinidae) familyası, balinalar (Cetacea) takımı içindeki en kalabalık familyadır üyeleri yaklaşık 10 milyon yıl önce, Miyosen devrinde ortaya çıkmıştır. Yunusların hayvanlar âleminin en zeki canlılarından olduğu kabul edilir ve arkadaş canlısı genel görünümleri ile oyuncu tavırları, onları insanların gözünde popüler bir yere koyar.

Yunuslar görünümleri ve hep güler gibi olan ağız yapılarıyla, sevecen ve insanlara olan yakınlıkları nedeniyle çok sevilen deniz yaratıklarıdır.

Yaşamı denizlerde geçmiş bir kişi olarak, yunusların gemiyle yarışmalarını ve gövde gösterilerini hep sevinçle izledim. Yunus sürüsü geminin suları hızla yaran pruvasının çevresinde toplanarak kıvrak hareketlerle hiç birbirlerine değmeden, oynaşarak yüzerler. Sıra ile suyun üzerine çıkarak sıçrarlar ve tiz bir ses çıkararak, birkaç metre yukarıdan onları seyreden denizcileri selamlarlar. Yunuslar kendi yüzme süratlerinin gemiden fazla olduğunu gördükten sonra tekrar dalıp çıkarak, sıçrayarak oyunda rakibini yenmiş bir atlet gibi uzaklaşıp giderler. Bunları izlemek denizcilere dinginlik ve huzur verir.

Zaman zaman denize düşen denizcilerin etrafında bir halka oluşturarak gemicileri köpek balıklarını saldırılarından koruduğuna ilişkin haberler de okur, duyarız. Bazı yörelerde ise balıkçılarla işbirliği yaparak onların balık avlamalarına yardımcı olduğunu ve balıkçıların da ganimetten yunuslara pay verdiğini öğreniriz. Değerli Burhan savaş bu konuda bazı bilgileri aktarmış olup;

[YUNUSLARIN İNSANLARLA VE KÖPEKLERLE DOSTLUĞU ve BİR YUNUS ÖYKÜSÜ http://nacikaptan.com/?p=77759] linkinde insanların yunus’a evrimleşmesi savı hakkındaki katkı yazısını okuyabilirsiniz.

Bir deniz canlısının denizde tehlike altında olan bir insanı nasıl anladığını, onu korumak için nasıl organize oldukları ise araştırılması gereken bir konudur. Böyle bir eylem ancak düşünebilecek bir beyin yapısı ve zeka olmasını gerektirir. Yunuslar NEDEN denizde zor durumda olan insanlara yardım ederler. Onları bunu yapmaya yönlendiren içgüdüleri nereden kaynaklanır? Bu canlılar acaba insanları kendilerinden mi görüyor?

YAPILAN ARAŞTIRMALARA GÖRE

Yunuslar çok karmaşık neokortekse (beyinde problem çözme, farkındalık vb. zekâ belirtileri ile ilgili bir birim) sahipler. Araştırmacılar yunuslarda Von Economo sinir hücreleri denilen hücreler de buldular. Bu hücreler insan ve maymunlarda duygular ve sosyal algılamalar ile bağlantısı olduğu bilinen hücre gruplarıdır.

Yunuslar aynada kendilerini tanıyabiliyorlar. Bu bir çok hayvanın yapamadığı bir özellik. İnsanların sergilediği farklı davranışları anlayabiliyorlar. Ya da özel su altı klavyesindeki tuşlara basarak oyuncak istemeyi öğrenebiliyorlar. Öğrenme biçimleri tıpkı küçük çocuklarda gördüğümüz biçimlere benziyor.


Yunusların ses dalgaları ile kurdukları iletişim

Yunuslar iki tür ses çıkarır: “ıslık” ve “tıklamalar”. Tıklamalar, çevrelerinde bulunan ekolojik varlıkları algılamak için kullanılırken, türlerinin diğer üyeleriyle iletişim kurmak için ıslık kullanırlar ve büyük olasılıkla diğer türlerle de iletişim kurarlar.

Yunusların ses dalgaları ile kurdukları iletişim, bilim ve teknik dünyasında çığır açmıştır. Yunuslar başlarının önündeki özel bir organdan saniyede 200.000 titreşimli ses dalgaları yollarlar. Bu titreşimlerle sadece yollarındaki engelleri hissetmekle kalmaz aynı zamanda, yankının özelliklerinden cismin yönünü, uzaklığını, hızını, büyüklüğünü ve şeklini de ayrıntılarıyla hesaplayabilirler. Sonarın çalışma prensibi yunusların bu algısıyla aynıdır.

Yeni Zellanda’da Otago Üniversitesi’nden David Lusseau, 7 yıl boyunca 64 adet yunustan meydana gelen bir grubu inceledi. Bunun sonucunda yunuslar arasındaki, insanlar ve insan yapımı şebekelerdekine benzer bir iletişim ağının varlığını keşfetti. Lusseau, yunusları izlerken, daha sık bir araya gelen bireylere odaklandı. Bu yunusların daha çok erişkin dişilerden meydana geldiğini ve topluluk iletişiminin merkezleri olarak görev yaptıklarını anladı. Bu kusursuz iletişim ağının insanların kullandığı internet ağı gibi iletişim modellemesine benzediği düşünülüyor.

Yunuslar ‘uyanık kalarak uyumak’ için beyinlerinin yarısını kapatırlar, beynin diğer yarısı, nefes almak gibi hayati işlevlerin denetimini sağlar. Beynin yarısının uyuduğu sırada metabolizmanın yavaşladığı ve yunusların neredeyse hiç hareket etmedikleri belirlenmiş. Yunusların, beyinlerinin iki kısmını dönüşümlü olarak harekete geçirdikleri ve her seferinde diğer gözlerini kapadıkları görülmüş. Bilim adamlarının beynin ‘uyuyan’ kısmında yavaş beyin dalgaları, ‘uyanık’ kısımda ise hızlı beyin dalgaları saptadıkları, 20 dakika sonra da bu tablonun tersine döndüğü ve yunusların günde 8 saat bu şekilde uyudukları tespit edilmiş.

Yunuslar, insan vücudundaki bir uyumsuzluk ve farklılığı güçlü sonar sistemleriyle fark edip değiştirebiliyor. Yunuslar beyinlerinde bulunan boş bir odacıkta yüksek titreşimli sesler üretirler. Bu ses dalgalarını birbirleri ile iletişime geçmek, yönlerini tayin etmek, balık sürülerini bulmak için etraflarına yayarlar. Duyma eşiğimizden yüksek olan bu ultrasonik sesleri bizler duyamayız .

Yüksek titreşimdeki ses dalgalarının maddelerin içinden geçme (ultrason) özelliği vardır. Yunusların ürettiği ses dalgaları insan vücudunun içinden geçerler. Bu geçiş sırasında omurga ve beynin rezonans titreşimine girdiği ve bunun da sinir sisteminde sistemin daha iyi çalışmasını sağlayan çeşitli biyokimyasal maddelerin üretimini tetiklediği anlaşılmıştır.

Yunuslarla yüzmek; mutluluk ve insan beyninde rahatlama, huzur sağlamakta, bağışıklık sistemini güçlendirmekte, farkındalığı, dikkati ve kendini kontrolü ilerletmekte ve bireyin sınırlarını ve kendine güvenini hissettirmekte. Bu özellik daha eski yıllardan beri bilinmekle birlikte ilk olarak 80’li yıllarda Down sendromlu bir çocukla Dr. Nathonsan’ın yaptığı bir çalışmada dikkati çekti. Çocuğun davranışlarında farklılıklar ortaya çıktı ve araştırmalar devam etti.

Yunus terapisi zihinsel, bedensel ve ruhsal rahatsızlıkları bulunan hastaların sağlıklarına tekrar kavuşabilmeleri ve ya rehabilite olabilmeleri için yeni kapılar açmıştır. Beynin Alpha ve Theta dalga boylarının tedavisel özellikleri son yıllarda kesin olarak ortaya çıkmıştır. Üretilen Alpha ve Theta dalga boyu cihazları ile mutluluk ve öğrenme terapileri yapılmaktadır. Yunusların bu tedaviler için esaret altına alınıp kullanılması doğabilimin gerekleri düşünüldüğünde, yunuslar açısından sakıncalı yanlar da taşımaktadır. Bu yüzden onlara zarar vermemek için dikkatli çalışmalarla onların özelliklerini taklit etmeye ve onları incitmemeye zorunluyuz.


Yunus burnu taklit edilerek yapılan gemilerde  % 25 oranında yakıt tasarrufu sağlanıyor. Concorde uçakları ise yunus vücudu modellenerek yapılmıştır.

Denizaltılarda yunusun süngersi vücut yapısı taklit edilerek yapılan modelleme onların hızını büyük oranda arttırmıştır. Yunus derisi üç tabakadır. Dıştaki tabaka ince ve çok esnektir; içteki tabaka kalındır ve plastik kıllı bir fırça görünümünü sağlayan esnek kıllardan oluşmuştur. Tabakaların üçüncüsü olan ortadaki ise süngerimsi bir maddeden yapılmıştır. Son hızla yüzen yunus balığına etki edebilecek ani bir basınç iç katmanlara iletilerek söndürülür. Alman denizaltı mühendisleri, dört yıllık bir araştırmayla aynı özelliklere sahip sentetik bir kaplama yaptılar.

Bu kaplama iki kauçuk tabakadan oluşuyor ve tabakalar arasında yunusun deri hücrelerine benzeyen kabarcıklar bulunuyor. Bu kaplamaların kullanılmasıyla denizaltıların hızlarında büyük bir artış meydana geldiği gibi deniz altı gemileri daha derinlere inebildiler.

This entry was posted in DENİZ VE DENİZCİLİK, DOĞA - ÇEVRE, HAYATIN İÇİNDEN. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *