ALEVİ Mİ DEDİNİZ…??? * Onlar; Sarıkamış’da zemheri de, Çanakkale’de dört mevsimde, Milli Mücadele de’ ise her Cephede’dirler

ALEVİ Mİ DEDİNİZ…???

Erol Karaman / 12.10.2016

Onlar; Sarıkamış’da zemheri de, Çanakkale’de dört
mevsimde, Milli Mücadele de’ ise her Cephede’dirler

Karadeniz’de “Çepni” Doğuda “Türkmen”, Ege’de “Tahtacı”, Anadolu’da kimi zaman “Aşiret”, kimi zaman “Kızılbaş”, kimi zaman da ALEVİ dediklerimiz TÜRK’ÜN öz be öz “OĞUZ BOYU” dan olan güzide insanlardır.

Hz Muhammed’i “PEYGAMBER”, Aliyi “PİR”, On İki İmamı
“DÜSTUR”, Ehlibeyti “ŞİAR” edinmişlerdir.

Düşüncelerin de, sosyal ve içtimai yaşantılarında İslam Tasavvuf Felsefesinin inanç ve ahlak boyutuna fazlasıyla önem vererek, ” ELİNE, BELİNE, DİLİNE ” hakim olma şuuru ile yaşamayı ve yaşatmayı ilke edinmişlerdir.

Hassasiyet ve Adalet anlayışları, Cem Evlerindeki icra ettikleri “Müsahiplik” CEMİ’nde, kapılarını ve gönüllerini “Hırsıza, Katile, Yolsuza ve de Düşküne” tamamen kapatarak camianın kirlenmesine asla müsaade etmezler.

Sazın sözün ve muhabbetin, semah dönerek vücut bulması, Muhammed ve Ali’nin isimleri her geçtiğin de dökülen gözyaşları, İSLAM’A bağlılık ve hür metlerinin en güzel tezahürüdür.

ALEVİLER, Bu Mübarek Coğrafya’da içinde yaşattıkları, Vatan ve Memleket sevgisi ile yoğrulmuş, TÜRK’ÜN örf ve adetini özümsemiş, İSLAMI kendi kültür ve değerleriyle güzelleştirerek inancımızın zenginleşmesine neden olmuşlardır. Tarihin hiçbir döneminde Milletine ve Devleti’ne asla ihanet, delalet etmeden ve husumet beslemeden etle tırnak olmayı bilmişlerdir.

Alevi Kardeşlerimiz ve dostlarımız hakkında, art niyetli ve ön yargılı itibarsızlaştırma düşünceleri ve çirkin politikalara meze edilmek istenmeleri bu Ülkeye yapılacak en büyük kötülük olarak görmekteyim.

Onlar…Bizim gözümüz de, HACI BEKTAŞİ VELİ ‘nin Anadoluyu “Türkleştirmek ve İslamlaştırmak” üzere çıktığı bu Mübarek yolunu yol bilenlerle, PİR Sultan’ın hakka teslimiyetin deki incelik şuuruyla “Evveli Muhammed, Ahirim Ali” diyen Canlardır.

ALEVİ’Mİ DEDİNİZ…???

This entry was posted in DİN-İNANÇ. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *