BİR DEVLETİN TEMELLERİ NASIL SARSILIR? * İŞGAL Mİ?

İŞGAL Mİ?

Zahide Uçar – 30.07.2023

T.C. Devletinin maddi ve manevi varlıkları o kadar acımasız bir biçimde yağmalandı ki, Anadolu, Haçlı akınları ve Moğol istilasında bile bu kadar canice yağma yapılmamıştır.
Tarımı bitir, hayvancılığı bitir. Bütün fabrikaları yok fiyatına sat. Yani yağmala. Orduyu “takma kol-bacak-kafa” gibi parçala. Hastanelerini ve okullarını kapat. Ordunun fabrikalarını sat.
Ülkeyi borca batır. Bir avuç insan Ortaçağ kafasıyla saltanat yaşarken, orta sınıfı yok ederek köle düzeni yarat. Lise seviyesinde üniversiteler açıp, gerici-cahil, dil bilmeyen, kültür seviyesi yerlerde sürünen yobazları hoca diye ata. Eğitimi çökert.
Erkler ayrılığını bitir. Padişah yetkileri ile kadılar sınıfı yarat.
Diyanet İşleri Başkanını “sarayın fetvacı başı” yap.
Türk Milletinin adına, tarihine, bayramlarına savaş aç. Hafızayı sıfırlamak için bütün milli simgeleri yok et.
Göç idaresinin ağzından kaçırdığı 17 milyon sığınmacı yaratıp, milletin ekmeğine ortak et. Asla işyeri açmasına izin verilmemesi gerekirken Suriyeli geçici sığınmacılara vergisiz iş yeri izni ver. Yerli esnafı haksız rekabetle bitir.
Vergiyi tıpkı dedeleri gibi Türk halkından al. Kendi yandaşlarını vergi affı, vergide bağış gibi şeytani buluşlarla destekle.
Ekmeğini çaldığınız gariban ailelerin çocuklarını tıpkı dedeleriniz gibi askere gönderin. Ölen ölsün, kalan hizmetinize devam etsin. Kendi çocuklarınız paralı askerlikle askerlikten yırtsın. Hatta sahte çürük raporu alıp dolarına dolar katsın.
Çocuklarımıza tecavüz edenler korunsun. Kadın cinayetleri sıradanlaşsın.
Babanızın malı gibi Ege’yi Yunanistan’a peşkeş çekin.
Bütün bu ihanet belgelerini millet öğrenmesin diye, milletin parasıyla Mütareke Basını yarat. Ciğeri beş para etmez kalem fahişelerine, Ali Kemal varislerine büyük imkanlar sağla. Sonradan görme, hadsiz cahilleri bilirkişi yapıp kanal kanal gezdir. Milletin beynine tecavüz et. Kanalizasyonlarını kullanarak ahlakı çökert. Milletin beynine beton dök.
Yol-köprü yaptık deyip, 10 liralık işi 100 liraya İHALE ET. Üstelik yolcu garantili, dolar ödemeli ihalelerle torunlarımızı bile haraca bağla.
Hasta garantili hastaneler yap. Hastalığı önleyici tedaviyi yok edip, hastayı sürekli müşteri haline getir.
Ülkenin derelerini HES diye kurut. Ormanlarını, zeytin ağaçlarını kes.
Bütün bu saydıklarımı ancak DÜŞMAN YAPAR.
Ergenekon ve türevi kumpaslarda DÜŞMAN HUKUKU işletildi. AKP Genel Başkanı kumpasın SAVCISI OLDU.
T.C. Devletine, değerlerine, ulus devlete kim sahip çıkarsa DÜŞMAN HUKUKUYLA zindanlara tıkıldı.
Irak işgal altında iken çıkartamadıkları maden yasasını çıkartıp, bütün yer altı ve yer üstü zenginliklerini; Ülkeyi Ortaçağ yöntemleriyle, en vahşi biçimde KÜRESEL ŞİRKETLERE yağmalat.
Şimdi cehenneme çevirdiğiniz cennet ülkemde bir ateş daha yaktınız:
AKBELEN ORMANI YOK EDİLİYOR. Beyaz adam Afrikayı nasıl yağmaladı ise, Türkiye aynen öyle, VAHŞİ YÖNTEMLERLE yağmalanıp YOK EDİLİYOR.
Dört mevsimi olan, üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkeyi cehenneme çevirmek için DÜŞMAN OLMAK GEREKİR.
Türk Milletini, sınırlarımızı korumakla görevli asker, “Beyaz Adamın” temsilcilerini, yani yağmacıları, İŞGALCİLERİ koruyor. Kimden?
Büyük depremde kışlasından çıkartılmayan asker..?
Hakları, hayatları gasp edilen köylüden… Yaşı 93 olmuş nineden…
Bu zulümden beyinlerimize çakılan iki resim var;
1. Beli bükülmüş, iki ayağım çukurda demeyip, toprağını yağmacıdan kurtarmak için koşan NİNEMİZ.
2. Yüreğimize ok gibi saplanan, 82 yaşındaki ninemizin, evladına sarılırcasına sarıldığı ağaç ve ninemize sarılan genç kızımız resmi.
Unutmayın bu resimleri. Ağaca sarılıp ağlayan köylülerimizi…
Ne acı değil mi?
ZULMÜN VÜCUT BULMUŞ RESMİ… Unutmamak için bu resimleri çerçeveletip asın evinizin bir yerine.
Benim beynim zonkluyor. Kurtuluş Savaşında işgalci Yunan askerlerinin yakıp-yıktıkları köyler, şehirler geliyor aklıma. Ve tabii ki Yunanla-İngilizlerle iş tutan dedeler geçit yapıyor önümde. Yunan tecavüz edip, yakıp-yıkarken, Kuvvayı Milliye ve Mustafa Kemal’e demediğini bırakmayan din adamları geçit yapıyor önümde. Tarih bu kadar mı hızlı tekrar eder?
Kendi evlatlarımız olan askerimizi kendi vatandaşı üzerine saldınız. Anladık. O yaştaki insanlara, (silah yok, şiddet yok); gaz ve su sıktırmaya hiç mi utanmadınız? UTANMADINIZ TABİİ. Çünkü Allah utandırmasın tekerlemesi söyleye söyleye gerçekten utanmanız kalmadı. Ya da zaten yoktu. Mutlu olun(!)..
Türk Milleti, diyeceğim odur ki;
Akbelen Ormanını savunan köylü aslında VATAN SAVUNMASI YAPIYOR. Milletçe destek vermezsek, SOMALİ benzeri bir ülke olacağız. Sadece tarlalar, ormanlar yağmalanmıyor. Köyler yok ediliyor.
Köyler yok olduğunda ise AÇIZ. AÇ olan bir ülke zahmetsizce ele geçer.
Sadece GERÇEK AKILLA DÜŞÜNÜN;
Her yönüyle İŞGALE HAZIR HALE GETİRİLDİK.
Lozan Antlaşması niye bu kadar kötüleniyor sanıyorsunuz? Lozan Antlaşmasını yırttıkları gün SERV GELECEKTİR. Aç oku, ne var Sevr Anlaşmasında? Ülke diye bir şey kalmış mı bir bak?
Gözüne far tutulan tavşan gibi olduğumuz yerde kalırsak, beyaz adamın içerideki temsilcileri derimizi yüzüp kürk, kalandan da tavşan dolması yapacak. BU SONU MU BEKLİYORUZ?
Yaşatılanlar, yaşadıklarımız İŞGAL DEN FARKSIZDIR. Artık bu gerçekten kaçmak yerine lütfen İDRAK EDELİM!

Ve bu yağma düzeninin aparatı olan şirketlerin otellerini protesto edelim.
AKBELEN VATANDIR! Vatana sahip çıkalım!
Bir not da sanatçıyım DİYE GEZENLERE düşelim;
Bizim neslin sanatçılarının çoğu vatanı için duyarlıydı. O nedenle Tarık Akan, Levent Kırca gibi sanatçılarımız ölene kadar vatanları için mücadele etti. Sizler, bu ülkede kazanan sizler neden Akbelen ve benzeri kıyım yapılan yerlerde yoksunuz? (Olanları tenzih ederim). Siz acıkmaz mısınız? Size bu ülke lazım değil mi? Onca ağaç katliamı yapılırken hiç mi yüreğiniz sızlamıyor?
Sızlamadığını gördüklerimizin, Türk Milleti olarak şarkılarını dinlemeyin! Filmlerini izlemeyin! , gösterilerine gitmeyin! Hiçbir şey yapamıyorsanız, bari bunu yapın!
Şimdi de Hatay’da ki bir milyon zeytin ağacı TOKİ EVLERİ YAPMAK İÇİN kesilmeyle karşı karşıya. İnsanın ilk ihtiyacı doymaktır. Türk Milletini aç bırakmak için özel gayret sarf ediliyor desek yalan söylemiş olmayız.
Zahide UÇAR(30. 07.2023)
This entry was posted in Zahide Uçar. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *