Altı Parti açıklamasında 1921 Anayasasına yapılan vurgunun anlamı…

Altı Parti açıklamasında 1921 Anayasasına yapılan vurgunun anlamı…

Haluk Dural – Milli Merkez Genel Sekreteri
5.03.2022


Altı muhalefet partisinin ortak imzası ile 28 Şubat 2022 günü kamuoyuna duyurulan “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” başlıklı mutabakat metninin 15. Sayfasında C. YENİ BİR SİSTEM ÖNERİYORUZ ara başlığının üçüncü paragrafında;

“Bununla birlikte ülkemizde hiçbir zaman gerçek anlamda çoğulcu demokrasiye geçiş de mümkün olmamıştır. 1921 Anayasası’nın nispeten kapsayıcılığının peşinden kurulan Türkiye Cumhuriyeti devleti, sonraki anayasalarında daha dar kalıplara girmiştir.”

denilerek 1921 anayasasının nispeten kapsayıcılığına atıf yapılmaktadır.

Bu paragrafta bahsi geçen “kapsayıcılık” hususundan kasıt, 20 Ocak 1921’de 85 sayılı kanunla Büyük Millet Meclisinde kabul edilen Teşkilâtı Esasiye Kanunu’nun, kısaca 1921 Anayasası denilen anayasanın “İdare” başlığı altında 10-21 maddelerinde toplanmış olan memleketin idari taksimatına ilişkindir. Yıllardır PKK ve ona yakın partilerin ve yandaş aydınların sıkça dile getirdikleri taleplerin bir tanesi de 1921 anayasasına dönüş isteğidir. Bu istekleri dile getirenlerin vurgu yaptıkları husus öncelikle “Vilayet” başlıklı 11 inci maddedir.

“MADDE 11.- Vilâyet, mahalli umurda (konularda) manevi şahsiyeti (tüzel kişiliğe) ve muhtariyeti (özerkliğe) haizdir (sahiptir). Harici ve dahili siyaset, şer’î (şeriata dair), adlî ve askerî umum (bütün), beynelmilel (uluslararası)  iktisadî münasebet ve hükûmetin umumî tekâlifi (teklifi) ile menafii (faydası)  birden ziyade (çok) vilâyete şâmil   (kapsayan) hususat (konular) müstesna   (hariç) olmak üzere Büyük Millet Meclisince vaz’edilecek (konulacak)  kavanin (kanunlar)  mucibince (gereğince)  Evkaf (vakıflar), Medaris  (medreseler),  Maarif (eğitim), Sıhhiye (sağlık), İktisat, Ziraat, Nafia  (bayındırlık) ve Muaveneti İçtimaiye (sosyal yardımlaşma) işlerinin tanzim   (düzenlenmesi) ve idaresi Vilâyet Şûralarının salâhiyeti (yetkisi)  dahilindedir.”

Görüldüğü üzere, bu maddede tanımlanan yapılanma, merkezi üniter bir devlet değil, özerk eyaletler sistemidir. Bu düzenlemenin temelinde, Birinci Dünya Savaşı sonrasında teslim olan Osmanlı İmparatorluğu topraklarında işgallerin başlaması üzerine, ülkenin çeşitli yerlerinde 30 dolayında toplanan ve direniş kararı alınan yerel kongreleri dikkate almak, askeri işbirliği anlaşmaları yapılan Sovyet Sosyalist Şuralar (cumhuriyetler) Birliği’ndeki idari yapılanmaların örnek alınması gibi hususların etkisi olmuştur. Ancak bilindiği üzere iki yıldan az bir süre yürürlükte kalan 1921 anayasasının yerini 1924 anayasası almış ve bütün yetki ve hizmetler merkezileştirilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti devletinin özerk eyaletlere bölünmesi çok uzun yıllardır ABD, AB tarafından yapılan dış baskılar ve Turgut Özal ve devamında bugüne kadar pekçok sağ ve sol(!) siyasetçiler tarafından sürekli dile getirilmektedir.[1]

PKK ve yandaşı partiler 1921 anayasasının 11 inci maddesini “Kürtlere verilecek özerk eyaletler” olarak yorumlamanın peşindedirler.

Halbuki, 1921 Anayasasının hiçbir yerinde o tarihte işgal altında olsun veya olmasın Osmanlı devletinde yaşayan hiçbir milliyetin adı geçmemektedir. Bu maddeyi ısrarla “Kürtlere özerklik” manâsında yorumlamaya kalkanlar, 1921 anayasasının 10 uncu maddesini kasten görmezden gelirler.

“MADDE 10.- Türkiye, coğrafî vaziyet ve iktisadî münasebet noktai nazarından vilâyetlere, vilâyetler kazalara münkasem (bölünmüş) olup kazalar da nahiyelerden terekküp eder (meydana gelir).”

Henüz İstiklâl Harbi devam ederken, düşman işgalinden kurtarılacak olan memleketin nihai sınırları kesinleşmemişken, kurulacak bağımsız devletin idari açıdan vilayetlere bölünmesinin temel kıstası “coğrafi durum ve iktisadi ilişkiler” esas alınacaktır. Yani vilayetlerin belirlenmesinde herhangi bir etnik unsurun durumu söz konusu bile değildir.

Gerçek böyle olduğu halde, 6 Muhalefet Partisinin yayınladığı “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” başlıklı mutabakat metninde, dünya anayasaları arasında en mükemmeller arasında sayılan 1961 Anayasası yerine 1921 anayasasına kasden gönderme yapılması çok vahimdir.


[1]: Ayrıntılar için bakınız: Haluk Dural, CHP-HDP-İyi Parti ve Saadet Partisi Anayasa Çerçeve Metnine Eleştiriler, 8.12.2020.  https://www.dunya48.com/haluk-dural/32657-chp-hdp-iyi-parti-ve-saadet-partisi-anayasa-cerceve-metnine-elestiriler

 

This entry was posted in ANAYASA. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *