TURGUT ÖZAL’ın BİLİNMEYEN KİTABI “La Turquie En Europe”‘dan TARTIŞMALI SAYFALAR

ÖZAL’DAN TARTIŞMA YARATACAK SÖZLER: 
Özal’ın kitabı “La Turquie En Europe”‘dan alıntılar;


“İslamiyet doğuşunda ve sonraki gelişme safhalarında ve olgunluk çağında öteki tek tanrılı iki dinin etkisi altında kalmıştır. (sayfa 96)” “İslamiyet her hâlükârda teoloji ve filozofi açılarından bakıldığında Musevilik ve Hıristiyanlıkla birlikte Yunan felsefesini paylaşmaktadır. (sayfa105)”
“Bizans’ın düşmesi Türklerden çok Papalık ve Hıristiyan Batı tarafından oluşturulmuştur. (sayfa 89)”
“Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethinden sonraki ünlü Kanunnamesi Orta Asya ve Abbasîlerin kanunlarının izlerini taşımakla birlikte asıl ilham kaynağını Bizans örneğinden almıştır. (sayfa 112)
“İstanbul’un fethinden sonra Saray’daki seramoniler seçkinlerin adetleri kadınların peçelerine kadar çok şey Bizans’tan miras alınmıştır. (sayfa 113)”
“Osmanlılar çeşitli alanlarda Bizans’ın tesirinde kalmışlardır. Osmanlı’nın ‘Hilat’ı ile Bizanslıların ‘Olavus’u aynı şeydir. Latin ve Yunan kökenli bilim terimlerinin Osmanlı dili tarafından benimsenmesi bunun ayrı bir delilidir. (sayfa 119)”
“Musikiye gelince; Osmanlılar yeni modlarla zenginleşmiş İran – Arap gelenekleriyle klasik Yunan ve Bizans müziğini maharetle birleştirmişlerdir. (sayfa 123)”

 

Yukarıdaki değerlendirmeler merhum Turgut Özal’ın Fransızca yazılmış “Avrupa’da Türkiye” kitabından alınmış. Kitap Fransızca. Türkçe baskısı yok. Entelektüel kesimde tartışma yaratacak bu notlar emekli Büyükelçi Pulat Tacar tarafından çıkarılmış.

1955 yılında girdiği Dışişleri Bakanlığı’ndan 1996 yılında emekli olan bu süre içerisinde çeşitli ülkelerde Uluslararası Atom Enerji Ajansında Avrupa Birliği nezdinde UNESCO’da Türkiye’yi temsil eden Pulat Tacar’ın anılarını dile getirdiği “nehir söyleşi” kitabı “Yaşam bir rüyadır” kısa bir süre önce İş Bankası yayınlarından çıktı.
Söyleşiyi gerçekleştiren Dr. Esra LaGro Büyükelçi Pulat’ın elindeki bu çok özel notları alıp kitaba koymuş. Biz kısa bir alıntı yaptık. Kitap 41 yıl diplomatlık yapan gerçek bir entelektüelin anılarını birikimlerini paylaşma imkânı sunuyor.
Öyle anlaşılıyor ki Başbakanlığı döneminde Türkiye’nin AB’ye tam üyelik için başvuru yapmasını sağlayan Özal Fransız kamuoyuna Türkiye’nin Avrupa kültürü ile ortak noktalarını da anlatmak istemiş. Ama aradan geçen yıllara rağmen Fransa aynı Fransa…Belli ki sadece bir kitap yetmiyor…
Turgut Özal: İçeride gayet dindar bilirdik Sayın Özal’ı. Kanada’dan özel getirtip kendine danışman yaptığı Kitsikis aynen şunu diyor:
“Özal bana “Sprituel Father” derdi. (Manevi baba). Kürtlere Federasyon verme fikrini benden aldı. Üzerinde çalışıyordu ama ömrü yetmedi”.
Özal’ın aşağıdaki kitabında ise Türkiye de tartışma çıkaracak görüşler var. Sadece Avrupa’da basıldı; Türkiye’nin haberi olmadı. Fransızca bilmeyen ve Francis Lamand’a 1988 yılında yazdırdığı bu kitabında bizzat Turgut Özal şu ifadeleri kullanır:
“Bizi Türk sayarak dışlıyorsanız bilin ki bizim Türk denecek bir şeyimiz yoktur uygarlık adına neyimiz varsa hepsini Yunanlılardan aldık. Bizim kültürümüz Yunan kültürüdür. Oğlumun adı olan Efe bile Yunancadır; bu nedenle Avrupa Birliğine girmemiz için kültürel engel yoktur. Biz tepemizde Türk olmayan yöneticiler bulunmasını yadırgayan bir toplum değiliz. Avrupa Birliğine alınmamıza bu açıdan da herhangi bir engel yoktur!”
Turgut Özal’ın yazmış olduğu ve içeriğinde Türk Milleti için pek çok hakaret ifadeler içeren “La Turquie En Europe” adlı kitapta Türk milletinden “çoban” ve “medeniyetsiz” bir topluluk olarak bahsediyor. Kitabın Orijinal dili Fransızca olup Türkçe baskısı bulunmamaktadır… (Alıntı)

Turgut Özal’ın halka yalan söylemiş olması. Dindar gözükmesi, dindarmış gibi davranması. İslamı savunur gözükürken kişisel, aile menfaatlerinden başkasıyla ilgilenmiş olmaması. Doğruyu, gerçeği, hakkı ve hukuku yetim bırakmış olması.
Esasen İslam şampiyonu olduğunu iddia eden bütün herkes. Politikacılar, liderler, cemaat önderleri hep aynı şeyi yapıyor. İt gibi biliyorlar, yalan söylüyorlar, kandırıyorlar. Hokkabazlık yapıyorlar. Ve bu arada nalıncı keseri gibi hep kendilerine yontuyorlar.
Aptal olanın malını elinden almak bunlar için farzdır. Merhametleri yoktur. Ve Müslümanlara düşen de artık bu fikir kanserinden kurtulmaktır. Aptal olmasınlar, kandırılmasınlar. Bu kadar basittir.

 Osmanlı bir Türk uç beyliği değil, bir Bizans uçbeyliğiydi. Bizansın azmettirmesiyle diğer Türk beyliklerini yıktı. Bizansın planı Müslüman dünyası ile arada yandaş bir tampon devlet üretmekti.
Plan yürümedi. Osmanlı erken çiçek açtı. Uzun vadede Bizans tıpkı eskiden Greko-Romen dininden çıkarak nasıl Hristiyan olduysa, giderek çoğalan tebasının dini olan Müslümanlığa dönmek ve bunun sahibi olmak, kontrolünü tutmaktı.
Bunun için bütün Bizans devlet adamları, İmparator dahil kızını Osmanoğullarına gelin etti. Orhan Bey özellikle çok önemlidir. Tarihsel sırasıyla ve küçükten büyüğe, Yarhisar Tekfuru, İznik Tekfuru ve Bizans İmparatoru kızlarını gelin etmiştir.
Yine İmparatorun teşvikiyle Sırp kıralı iki kızını birden, Mora Despotu, Bulgar Kralı da kızlarını gelin etmiştir. Bütün bunlar planlamış, siyasi evliliklerdir. Ve bu plan bir Bizans planıdır.
Cüneyt Arkın’lı Tarkan filmlerinde yatakta feth edilen Bizans hikayesi aslında doğrudur. Ancak, filmlerde olduğu gibi Türk savaşçı hileyle, şehvetle yatağa girmiş değil elbette. Her gelin yanında drahoma olarak geniş topraklar, kaleler, şehirler getirdi. Örneğin Edirne impartorun kızının drahomasıydı.
Gelinler saray adabını, devlet yönetimini, yöntem ve usullerini Bizansı örnek alarak öğretti. Ve Osmanlı Bizans’ın bütün kurumlarını dönüştürerek içselleştirdi, ve kullandı. Bunlar işin doğru tarafı. (Oraj POYRAZ)
This entry was posted in İHANET VE YABANCI YANDAŞLAR, SİYASİ TARİH, YABANCI BASIN, YOZLAŞMA - AHLAKSIZLIK. Bookmark the permalink.

1 Response to TURGUT ÖZAL’ın BİLİNMEYEN KİTABI “La Turquie En Europe”‘dan TARTIŞMALI SAYFALAR

  1. emin says:

    Yıllardır anlatılan masal!Osmanlı masalı ile beynimizi esir aldılar…gerçek ler açıklanmalıdır.Osmanlı bir devşirme impararatorluğudur.Osmanlı imp.torluğu Akdeniz’de korsanlık yapmıştır.Barbaros ,un etnik kimliği açıklanmalıdır….bu konuda 2000 yılların ortalarında Salim Meriç,in Oda Tv..deki yazılarını okumanızı dilerim……bilgilerinizi aktardığınız için de teşekkür ederim…..

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *