MENEMEN ŞEHİTLERİNİN KATLİNİN 91. YILI * DEVRİM ŞEHİTLERİ KUBİLAY, BEKÇİ HASAN ve ŞEVKİ’nin YOBAZ DEVRİM KARŞITLARI TARAFINDAN KATLİ

MENEMEN YOBAZLARININ ŞERİAT KALKIŞMASI * İŞGAL GÜNLERİNDE İŞBİRLİKÇİLER ve DEVRİM ŞEHİDİ KUBİLAY’IN ve BEKÇİ HASAN ile ŞEVKİ’nin KATLİNE AİT MAHKEME KAYITLARI *                  12  Bölümlük araştırma yazısı

Değerli okur,

23 Aralık 2021 günü Menemen’de yobazlar tarafından katledilen DEVRİM ŞEHİTLERİNİN katledildiklerinin 91. yılıdır. Aradan 91 yıl geçmesine rağmen aydınlanma devrimlerinin parladığı dönemlerde yer altına, karanlıklara çekilmiş olan tarikatlar, cemaatler ve devrim karşıtı siyasal islamcılar son 20 yılda AKP iktidarı döneminde aldıkları siyasal desteklerle yer üstüne çıkarak güçlenerek teşkilatlanmışlardır.

Din yolunda gitmek amacıyla oluşan tarikat ve cemaatler amaçlarından saparak devlette, kamuda, siyasette yer edinmeye başladılar. Holdingler, hastahaneler kurdular ve ticarette de zenginleştiler. Üzülerek yazıyorum ki farklı farklı cemaatler bakanlıklarda ve yargıda kadrolaştılar. Devlet içten çürütüldü. Laik demokratik Cumhuriyet, bir şeriat devletine dönüştürüldü.  Tüm bu dönüşümlerin ana aktörü eski başbakan/partili cumhurbaşkanı Erdoğan, çevresinde kümelenmiş olan siyasal islamcılar ve AKP’dir.

AKP’nin Türkiye’ye verdiği çok büyük zararları, ülkenin okuyanlar, sorgulayanları,  düşünenleri ve en önemlisi ülkesini çıkarsız sevenleri bilmektedir. İnanıyorum ki müttefik işgal orduları bile işgal sürecinde yapmış oldukları mezalimle, baskı ile, düşman olmalarına rağmen Türkiye’ye AKP kadar zarar vermemiştir.

MENEMEN DEVRİM ŞEHİTLERİNİ andığımız bu günde sizlerle daha önce paylaştığım ve MENEMEN MAHKEME kayıtlarından da alınmış olan bilgileri 12 bölümlük yazı dizisini aşağıda olan değerli 4 yazarın Menemen Olayı hakkındaki yazılardan bölüm alıntılarını ve

MENEMEN YOBAZLARININ ŞERİAT KALKIŞMASI * İŞGAL GÜNLERİNDE İŞBİRLİKÇİLER ve DEVRİM ŞEHİDİ KUBİLAY’IN ve BEKÇİ HASAN ile ŞEVKİ’nin KATLİNE AİT MAHKEME KAYITLARI *    12  Bölümlük araştırma yazısını okumanıza sunuyorum.

Naci Kaptan – 23 Aralık 2021


BÖLÜM 1    http://nacikaptan.com/?p=2881
BÖLÜM 2    http://nacikaptan.com/?p=2884
BÖLÜM 3    http://nacikaptan.com/?p=2906
BÖLÜM 4    http://nacikaptan.com/?p=2948
BÖLÜM 5    http://nacikaptan.com/?p=3037
BÖLÜM 6    http://nacikaptan.com/?p=3068
BÖLÜM 7    http://nacikaptan.com/?p=3103
BÖLÜM 8    http://nacikaptan.com/?p=3122
BÖLÜM 9    http://nacikaptan.com/?p=3192
BÖLÜM 10  http://nacikaptan.com/?p=3229
BÖLÜM 11   http://nacikaptan.com/?p=3285
BÖLÜM 12  http://nacikaptan.com/?p=3442

ÖĞRETMENİN BAŞINI KESENLER BİR GRUP
İRTİCACI DEĞİL, ŞEYHİN ÖRGÜTÜYDÜ

[Mustafa Yıldırım 22.12.2017]

Kürt Şeyhi -Ermeni-Kürt Hoybun Örgütü-
Ağrı, Manisa, Menemen’de İsyan

“Ey Müslümanlar!
Ne duruyorsunuz?
Halife Abdülmecit hududa geldi.
Sancak-ı Şerif çıktı!
Gelin altında toplanalım!
Şeriat isteyelim!”

31 Mart 1909’da olduğu gibi, 1925’te de Nakşîlerin Kürt Halidilik kolundan Şeyh Muhammed Sait Palevi’nin önderliğinde, Kürt milliyetçilerinin, aşiret reislerinin desteğiyle ayaklandılar. “İslam elden gidiyor” sloganıyla köylüleri isyana kattılar. İsyan bastırıldı. Şeyh Sait’in kardeşi Şeyh Mehdi, sonra da oğlu Şeyh Ali Rıza, kaçtıkları sınır bölgelerinde bir dizi isyana karıştılar: 1925-1930 arasında Siirt, Van, Ağrı, Bitlis çevresinde şeyhlerin de aralarında bulunduğu isyancılar, devlet kurumlarına saldırdılar, memurları öldürdüler.

Ağrı dağı çevresinde eşkıyalıkla geçinen aşiretlerin saldırıları 1926’da başladı. Eylül 1929’da sınırın İran tarafında yaşayan ve yazları Türkiye’ye geçen Şeyh Abdülkadir aşi-retinin isyanı genişledi. Mayıs 1930’da Savur’da isyancılarla güvenlik güçlerinin çatışmasını Eylül 1930’a dek süren Zeylan ayaklanması izledi.

Bu arada Lübnan’da İngilizlerin yönlendirmesiyle “Hoybun” örgütü kuruldu. Örgüt yönetiminde Şeyh Sait’in oğlu Ali Rıza ve Ermeni temsilcisi Vahan Papazyan da vardı.

Mısır’da, Irak’ta, Avrupa’da temsilcilikleri açılan Hoybun örgütü, Ermeni Taşnak partisiyle cephe birliği protokolü de imzalamıştı. Ermenistan sınır boyunda, Ağrı’da son genel isyan başlamıştı. Ana sloganlardan biri de “Halifesiz millet yaşamaz!” idi. Yörede 4 yıldır süren isyanın son dönemi, isyancıları yüreklendirmişti. Bir tür devlet örgütlenmesine de giden isyancılar, zafere yakın olduklarını düşünüyorlardı.


İSYANA HAZIRLIK

[SİNAN MEYDAN / 24 Aralık 2018]

1930’da Manisa’da Giritli Derviş Mehmet adında biri ortaya çıkıyor. Nakşibendi tarikatına giriyor. Çevresindeki birkaç kişiyi“ mehdi” olduğuna inandırıyor.

Derviş Mehmet 7 Aralık’ta Şamdan Mehmet Sütçü Mehmet Mehmet Emin Nalıncı Hasan Küçük Hasan ve Çakıroğlu Ramazan adlı 7 müridiyle birlikte “mehdiliğini” ilan etmek için harekete geçiyor.

7 Aralık sabahı Derviş Mehmet ve müritleri Manisa’dan Paşaköy’e geçiyorlar. Birkaç gün burada Derviş Mehmet’in bacanağının evinde kalıyorlar. Burada bir taraftan zikirlere devam ederken diğer taraftan silahlanıyorlar. Birkaç gün sonra Kıtmir adlı köpeği de yanlarına alıp müritlerden Sütçü Mehmet’in köyü Bozalan’a gidiyorlar.

Bozalan Köyü’ne geldiklerinde müritlerden Çakıroğlu Ramazan gizlice kaçıyor. Böylece 6 kişi kalıyorlar. Burası Rumeli göçmenlerinin yaşadığı bir köydür. Köy halkı fazla dindar değildir. Derviş Mehmet ve müritleri bu köyde göze batınca Sümbüller Dağı’nda bir kulübe yaptırıp 15 gün kadar orada kalıyorlar. Her gün zikir yapıp esrar içiyorlar. Derviş Mehmet burada “mehdiliğini” ilan ediyor. 22 Aralık gecesi Kıtmir’i de yanlarına alarak Bozalan Köyü’nden ayrılıyorlar.

Şimdiki hedefleri Menemen’dir. Plana göre orada bir gece Hoca Saffet Efendi’nin yanında kalıp gerekli öğütleri ve telkinleri alacaklar sonra da İstanbul’daki Nakşi Şeyhi Hoca Esat Efendi’ye telgraf çekip isyanı başlatacaklar.

Derviş Mehmet ve müritleri tekbir getirerek ellerindeki yeşil sancakla camiden çıkıyorlar. Menemen sokaklarında dolaştıktan sonra Belediye Meydanı’na geliyorlar. Halkı o yeşil sancak altında toplanmaya çağırıyorlar.

Belediye Meydanı’nda 80-100 kişi birikiyor. Meydana bir çukur kazıp ellerindeki sancağı oraya dikiyorlar. Derviş Mehmet meydana toplanan halka “Ey ahali! Başlarınızdaki şapkaları atınız ve şu sancağın altından geçerek bize katılınız!” diye sesleniyor. Öğleye kadar o sancağın altında toplanmayanların arkalarındaki 70 bin kişilik halife ordusu tarafından kılıçtan geçirileceğini söylüyor. Toplanan kalabalığın bir bölümü müritlere katılıp zikre başlıyor.

Derviş Mehmet cami avlusunda sağ eliyle kavradığı o kör taassup bıçağını tekbir getire getire sadece genç öğretmen Kubilay’ın boğazına değil aynı zamanda Laik Cumhuriyet’in boğazına dayamıştı…


Kılıçla tehdit!..

[Mehmet FARAÇ – 23 Aralık 2017]

Menemen Olayı, 23 Aralık 1930’da gerçekleşir. Eylemciler başlarında Mehdi Mehmet olmak üzere sabah ezanı sırasında Menemen’e gelip Müftü Camii’ne girerler. Camide bulunan sancağı alan mehdi, halkı kendilerine katılmaya davet eder ve şunları söyler:

‘Taraf-ı ilahiden geliyoruz. Şeriat istiyoruz… Askerin kılıç ve kurşunu bize işlemez. Herkes bu bayrağın altından geçecektir. Geçmeyenleri kılıçtan geçireceğiz.’

“Gazez Camii girişinin sol tarafındaki bahçede, arkası üstü yatık, elbiseleri kanlı, başı boynundan ayrılmış ve etrafındaki toprakta çok fazla kan lekeleri bulunan, tahminen 25 yaşlarında, üzerinde hâki renkte askerî elbise olan; orta boylu, kumral benizli, saçları az ağarmış cesedin, Menemen’de 43. Alay 1. Tabur 3. Bölük Takım Komutanı Yedek Subay İzmirli Hüseyin oğlu Kubilay olduğu anlaşılmıştır…’

Yukarıdaki satırlar, 23 Aralık 1930 sabahı Menemen’de Nakşibendi müritleriyle onlara destek veren yobazlar tarafından şehit edilen Kubilay’la ilgili Menemen Cumhuriyet Savcılığı’nın hazırladığı raporun girişidir…

Tarihe ‘Menemen Olayı’ diye geçen bu iğrenç eylemin elebaşı, Kubilay’ın başını keserek öldüren Giritli Hasan oğlu Mehmet’ti… Osman oğlu Şamdan Mehmet, Hasan oğlu Sütçü Mehmet, Emrullah oğlu Mehmet, Nalıncı Hasan ve Çakır oğlu Ramazan ise yardımcılarıydı.

Tamamı Manisa’da oturan bu katillerin Nakşibendi tarikatıyla bağlantıları saptanmıştı. Onları tarikata çeken ve eğiten kişi ise Manisa Askeri Hastanesi imamlığından emekli İbrahim Hoca’ydı… İbrahim Hoca, tarikat ilişkisini şöyle açıklamıştı:

İlk tarikata intisabım on iki sene evveldir. Nakşibendidir. Şeyhim İsmail Necati’ydi… Bâb-ı âli’de oturuyordu. Tekkesi vardı. Ölmüştür. Ondan bir sene sonra tahminen o zaman Çapa’da tekkesi bulunan Şeyh Esat Efendi’nin zikrine gittim ve ona bağlandım.’


AKP CUMHURİYET TARİHİNİ KENDİ AMAÇLARINA GÖRE DEĞİŞTİRİYOR * Menemen Olayı MEB kitaplarından kaldırıldı – Tarihçi yazar Mustafa Solak

Menemen Olayı MEB kitaplarından kaldırıldı

8. ve 11. sınıf sınıf “TC İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük” ders kitaplarında yer alan Menemen İsyanı ve Kubilay’ın katline dair ifadeler bu yılki ders kitaplarından çıkarıldı.

11. sınıf “TC İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük” ders kitabında Menemen’de Derviş Mehmet ve etrafına topladığı bir grup rejim düşmanının “Din elden gidiyor” propagandasıyla 23 Aralık 1930 tarihinde ayaklanma çıkardığı, Atatürk’ün, Menemen’de ortaya çıkan Kubilay Olayı’nı cumhuriyet ve inkılaplara karşı çağdaş Türk Devleti’ni yok etmek için düzenlenmiş bir isyan olarak gördüğü, Türk Milleti’nin bu olayı protesto ederek cumhuriyet yönetimine ve inkılaplara bağlı olduğunu Türk ve dünya kamuoyuna bir kere daha gösterdiği yazmaktadır.

Dahası “Atatürk döneminde demokrasi yoktu, partilere izin verilmedi” diyenlere yanıt verircesine “Kubilay Olayı’ndan sonra demokrasiye ve çok partili hayata geçiş denemeleri süresiz ertelendi” ifadesiyle çok partili hayatın aksamasına cumhuriyet karşıtlarının izin vermediği açıklanmıştır. Bu satırlar çıkarıldı.

Geçen yılki 8. sınıf TC İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük ders kitabında Menemen İsyanı ve Kubilay’ın katli şu şekilde anlatılarak çok partili hayatın süremediği ortaya konmuştur:

“Kuruluşundan kısa süre sonra Serbest Fırkayı laikliğe ve inkılaplara karşı olanların toplandığı bir merkez hâline getiren cumhuriyet karşıtları fesin tekrar giyileceği, tekkelerin yeniden açılacağı, eski alfabeye dönüleceği yönündeki propagandalarına devam ettiler. Bu çevreler Parti lideri Fethi (Okyar) Bey’in Ege gezisi sırasında gittiği yerlerde cumhuriyet ve laiklik aleyhine gösteriler yaptılar. Fethi Bey de kontrolü dışında gelişen ve tehlikeli bir hâl almaya başlayan bu olayların daha fazla büyümemesi için 17 Kasım 1930’da partisini kapatmak zorunda kaldı. Fethi Bey’in partisini kapatmasından sonra yaşanan Menemen Olayı onun bu kararının ne kadar doğru olduğunu ortaya çıkardı.” Bu ifadeler de çıkarıldı.

Menemen Olayı’nı n ve Kubilay’ın katlinin ders kitabından çıkarılmasının nedeni cumhuriyetimizin yıkımına yönelik padişah ve halife yanlısı özlemcilerin suçlarını gizlemektir. Çünkü olay sadece cumhuriyet karşıtlığı değil, cumhuriyeti yıkmak isteyenlerin aynı zamanda padişahlığı, halifeliği, tekke ve zaviyeleri geri getirmek, laik düzene son vermek istemesidir.


Naci Kaptan – 23 Aralık 2021

This entry was posted in İrtica, MENEMEN OLAYI - KUBİLAY, TARİKAT VE CEMAATLAR, YOBAZLIK - GERİCİLİK. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *