ÇATI ADAYI

Suay Karaman
İlk Kurşun Gazetesi,
23 Haziran 2014

ÇATI ADAYI

Türkiye’nin sorunlarından uzak ve ne yaptıkları belli olmayan muhalefet partileri CHP ile MHP, dış güçlerin önerisiyle cumhurbaşkanlığı için İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) eski Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu’nu aday gösterdiler. CHP ve MHP açıkladıkları cumhurbaşkanı adayını, devlet tecrübesi olan, hukukçu, muhafazakar kesimden oy alabilecek, laik, demokrat kişilikli birisi olarak tanımladılar.

CHP ile MHP’nin cumhurbaşkanı adayı olarak açıkladıkları isim, 1924 yılında Atatürk’e karşı olduğu için ülkeyi terk edip Kahire’ye yerleşen, Mustafa Kemal ve arkadaşları için ‘katli vaciptir’ fetvası veren, İngilizlerin himayesindeki son şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi adlı vatan haininin yanındaki Yozgatlı müderris İhsan Efendinin oğludur.

Bir insanın düşünce dünyasını belirleyen temeller aile çevresi, sosyal çevresi ve eğitim sürecidir. 1943 yılında Kahire’de doğan, Mısır vatandaşı olarak, Mısır’da yetişen, siyasal İslam’ın üretim merkezi El Ezher Üniversitesi’nde görev yapan ve hangi tarihte Türk vatandaşlığına girdiği belli olmayan bu çatı adayı, 1970 yılında Türkiye’ye gelerek, İslami İlimler Araştırma Vakfı’nın kurucu üyesi olarak, günümüzdeki birçok şeriat yanlısıyla birlikte çalışmıştır. 1974 yılında Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi’nde organik kimya doktorası yapmış, 1975-1977 yılları arasında İngiltere Exeter Üniversitesi’nde doktora sonrası çalışmalarda bulunmuştur. 1978 yılında Ankara Üniversitesi’nde ‘Kimya Doçenti’ olmuş, 1984 yılında ise İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nden hangi çalışmasıyla, nasıl kazandığı bilinmeyen bir ‘Kültür ve Bilim Tarihi Profesörü’ sanı almıştır. Bir akademisyenin doktora tezini, kendi makalesinde kullanarak bilimsel yolsuzluk (intihal) yaptığı da bilinmektedir.

AKP iktidarı tarafından desteklenerek İslam Konferansı Örgütü’ne Genel Sekreter olması için yoğun çaba gösterilen bu çatı adayı, örgütün genel sekreteriyken ‘İslam Ordusu’ kurulmasını istemişti. İKÖ, İslam dinini temel alan siyasi bir örgütlenmedir ve bu yüzden laik Türkiye Cumhuriyeti bu örgütün üyesi değildir. Anayasamızın üç maddesine aykırı olan şeriatçı bir örgütün has adamını, devletin başına aday olarak göstermek, akıl tutulmasıdır.

“Devrimler adına geleneklerimizi, demokrasi adına kanunlarımızı inkar ettik” diyerek, Cumhuriyet’in Osmanlı’yla bağlarını kopardığından yakınan bu çatı adayı, Haber Türk Televizyonu’ndaki Teke Tek programında; “Ortadoğu’da son 20 yıldaki en büyük lider Tayyip Erdoğan’dır” demişti. Yeryüzünde emperyalizme ilk kez yenilgi tattıran büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ü, Napolyon Bonapart ve George Washington ile kıyaslayacak kadar bilinçsiz olan bu çatı adayın, Atatürk’ten söz ederken “mesele” dediği de unutulmayacaktır.

Bu çatı adayı özellikle sol görüşlü yurttaşlara benimsetmek için, Nazım Hikmet’in şiirlerini Arapça’ya çevirmesi gündeme getirilmiştir. Barış ve özgürlük şiirleri yazan dünya şairi Nazım Hikmet’in şiirlerini Arap toplumları anlayabilselerdi, bugün iç çatışmalardan kurtulur ve emperyalizmin kucağına oturmazlardı. Nedense bu çatı adayının, Madımak katliamından sonra “Allah’a şirk koşanları ateşle imtihan ederler” demesi gündeme getirilmemektedir.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde tarz olarak terbiyeli ancak AKP ile aynı ideolojiden gelme bir çatı adayla seçime katılmak topluma güven vermediği gibi, CHP’ye yakışmamaktadır. Tayyip Erdoğan ile Ekmeleddin İhsanoğlu’nun farkı yoktur, her ikisi de aynı yolun yolcularıdır. Emperyalizm; kontrolden çıkan ve iyice yıpranan BOP’un eşbaşkanı Tayyip Erdoğan yerine, başka biriyle Sevr projesine devam etmek istemektedir. Ekmeleddin İhsanoğlu’na da oy verseniz oyunuz emperyalizmin hizmetine ve ülkenin bölünmesine gidecek, Tayyip Erdoğan’a da oy verseniz oyunuz emperyalizmin hizmetine ve ülkenin bölünmesine gidecektir.

Günlerdir medyada ve kamuoyunda yaratılan algı ile, küresel güçlerin temsilcisi Ekmeleddin İhsanoğlu için el birliğiyle yoğun kampanya yapılmaktadır. “Ekmeleddin’e oy verirseniz, Tayyip’ten kurtuluruz” söylemiyle yapılan içi boş propaganda, topluma şirin gözükmektedir. Halbuki biri Tayyip’in kendisi, diğeri ise kopyasıdır. Erdoğan’ı öven çatı adayın, hiç AKP politikalarını eleştirdiğini duyan var mı? Tayyip, iyice bitmiş, sıfıra yaklaşmıştır. Zaten mevcut anayasa ile yapacağı cumhurbaşkanlığı görevi, başbakanlıktaki gibi fazla yetkisi olmayacağı için, süreç farklı olacaktır.

Siyasal İslamcı biri, şimdi zaten Çankaya’da noterlik yapmaktadır. AKP’nin aday göstereceği Tayyip Erdoğan da siyasal İslamcıdır. Şimdi üçüncü bir siyasal İslamcıyı CHP ve MHP çatı adayı olarak göstermektedirler. Yani demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan Atatürk’ün cumhuriyetine veda edilecektir. Bunun taşeronluğuna da yeni CHP soyundurulmuştur.

Toplumu kırk katır mı, kırk satır mı ikileminden kurtarmak için, muhalefet milletvekillerine büyük görev ve sorumluluk düşmektedir. Genel başkanların dayatmalarına kulak asmadan, yeniden seçilmemeyi göze alarak, ülkemizin bağımsızlığı için yurtsever bir adaya imza vermek zorundadırlar. CHP milletvekillerine, genel başkan tarafından bu çatı adaya imza vermeleri için baskı yapılmaktadır. İmza veren milletvekilleri TESEV’in Sorospularının, biat kültürünün ve vatan haini Seyit Rıza’nın müritleri olarak, güven kaybına uğrayacakları gibi, emperyalizme teslim olduklarını da kanıtlayacaklardır.

İmza vermeyerek dik duran milletvekilleri ise, Mustafa Kemal Atatürk’ün özgür düşünen askerleri ve yurttaşları olduklarını kanıtlayarak, güvenirliklerini arttıracaklardır.

Ülkemize dayatılan emperyalizmin tezgahından geçmiş bu iki adaya, toplum mahkum edilemez. Bu büyük emperyalist oyuna karşı ulusal-yurtsever bir aday çıkarmak gereği vardır. Atatürk’ün cumhuriyetinin geleceği için, henüz vakit varken vatansever bir adayın halkın önüne çıkarılmasını sağlamak ve bu tuzağı bozmak gerekmektedir.

This entry was posted in DEMOKRASİ-ÖZGÜRLÜK, Politika ve Gundem, SEÇİM - SEÇSİS, SİYASİ PARTİLER, SİYASİ TARİH. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *