İngiltere’de Uygurlara yönelik insan hakkı ihlallerini inceleyen bağımsız organ: Çin soykırım işledi * Uygurlar üzerindeki baskı doğrudan Çin’in ‘tepe yöneticilerinden geliyor’

İngiltere’de Uygurlara yönelik insan hakkı ihlallerini
inceleyen bağımsız organ: Çin soykırım işledi

Euronews • Son güncelleme: 09/12/2021


Çin’in Uygur halkına yönelik hak ihlallerine ilişkin delilleri değerlendiren bağımsız bir mahkeme, Çin hükümetinin Sincan’da soykırım ve insanlığa karşı suç işlediği sonucuna vardı.

Avukatlar, akademisyenler ve iş insanlarından oluşan ‘Uygur Halk Mahkemesi’ adlı oluşumun Çin’e yaptırım veya cezalandırma konusunda bir yetkisi yok. Ancak soykırım iddialarını destekleyen kanıtların ve ifadelerin ortaya konulmasının Çin’i hak ihlallerinden sorumlu tutmada önemli bir gelişme olacağı belirtiliyor.

Söz konusu bağımsız organ, Dünya Uygur Kongresini temsil eden bir insan hakları avukatının Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Uygur Türklerine uyguladığı hak ihlallerinin “soykırım” olup olmadığının soruşturulması talebini aylardır görüşüyordu.

Hükmü, Soykırımı Önleme Günü’nde açıklayan mahkeme, Çin Komünist Partisinin kasten Uygur Türkleri ve yaşam biçiminin kısmen yok edilmesini amaçladığına karar verdi.

Associated Press haber ajansına göre Dünya Uygur Kongresi, daha önce eski Yugoslavya Cumhurbaşkanı Slobodan Milosevic’in Bosna savaşı nedeniyle yargılanmasına da öncülük eden ve Uluslararası Ceza Mahkemesinde avukatlık yapan Geoffrey Nice’den Uygur halkına yönelik “devam eden vahşet ve olası soykırımı” araştırmasını istemişti.

Mahkeme heyetine başkanlık eden Nice, devlet eliyle toplu gözaltı, aileleri ayırma, kısırlaştırma, cinsel şiddet, zorla çalıştırma ve kültürel miras alanlarının yok edilmesi stratejilerinin uygulandığını belirtti.

Şahitler yaşadıklarını anlatmıştı

Yasal olarak bağlayıcılığı bulunmayan mahkeme, uluslararası mahkemeler yoluyla Çin’den hesap sorulamaması nedeniyle oluşturulmuştu. Haziran ve eylül aylarında görülen duruşmalarda tanıklar ve uzmanlar dinlenmiş, yüzlerce sayfadan oluşan deliller toplanmıştı. Çin ise mahkemeye temsilci göndermeyi reddetmişti.

Mahkemede dinlenen bazı şahitler, kamplarda tutuldukları dönemde toplu tecavüze uğradıklarını, zorla kısırlaştırıldıklarını ve işkence gördüklerini anlatmıştı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, İngiltere, Belçika, Kanada ve Hollanda parlamentoları, Çin’in Uygur Türklerine yönelik uygulamalarını “soykırım” olarak tanımıştı.

Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki uygulamaları

Çin’de son yıllarda Uygur Türklerinin kimlik ve kültürlerine yönelik ihlaller, uluslararası kamuoyunca eleştiriliyor.

Pekin’in “mesleki eğitim merkezleri” olarak adlandırdığı, uluslararası kamuoyunun ise “yeniden eğitim kampları” diye tanımladığı yerlerde, Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, en az 1 milyon Uygur Türkü kendi rızası dışında tutuluyor.

Pekin yönetimi, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde kaç kamp bulunduğuna, buralarda kaç kişinin olduğuna ve söz konusu kişilerden ne kadarının sosyal hayata döndüğüne ilişkin bilgi vermiyor.

BM ve diğer uluslararası örgütler, kampların incelemeye açılması çağrılarını yinelerken Çin, kendi belirlediği birkaç kampın az sayıda yabancı diplomat ve basın mensubu tarafından kısmen görülmesine izin verdi.

Çin makamları, BM yetkililerinin doğrudan bilgi almak amacıyla bölgede serbestçe inceleme yapma talebini ise geri çeviriyor.


Doğu Türkistan’ın Hoten kentinde yün taşıyan Uygur adam ve kadın (arşiv) – © AP

Uygurlar üzerindeki baskı doğrudan
Çin’in ‘tepe yöneticilerinden geliyor’

Mustafa Bag

Çin’in Doğu Türkistan’daki Uygurlar ve diğer toplumlar üzerindeki baskılarının doğrudan Çin’in en üst düzey liderliğinden geldiğini ortaya koyan 2014 yılına ait gizli belgeler, internet ortamında yayımlandı.

Sızdırılan ve ÇKP’li (Çin Komünist Partisi) tepe yöneticilerin konuşmalarından oluşan belgeler, Uygurlara yönelik nüfus kontrolü, topluca gözaltına alınma (toplama kampları) ve cezalandırılmalarına ilişkin ifadeler içeriyor.

Bazıları ‘çok gizli’ ibaresiyle tasnif edilen belgeler, Doğu Türkistan konusunda yaptığı çalışmalarla tanınan Alman akademisyen Adrian Zenz tarafından yayımlandı.

Belgelerde, ÇKP’nin en üst düzey yöneticileri, Doğu Türkistan’daki Uygur ve Han Çinli nüfus arasındaki dengesizliği düzeltmek için Uygurların ‘yeniden eğitim’ ve yeniden yerleştirilmesi (yerlerinden edilme) çağrısında bulunuyor.

‘Çok gizli’ ve ‘mahrem’ belgelerin çok önemli olduğunu belirten Zenz, 2014’e ait bu belgelerde yer alan konuşmaların içeriğiyle ilerleyen yıllarda bölgede yaşananlar arasında doğrudan bağlantı olduğunu dile getirdi.

Örneğin, gizli belgelerde, Uygurları ‘yeniden eğitim’ adı altında toplama kamplarına doldurma, zoraki işçi ve iş gücü transfer programları ve bölgedeki Han Çinli nüfusunun arttırılarak oranının dengelenmesi bulunuyor.

Zenz, bunun, ‘liderliğin ÇKP’nin egemenliğini koruma amacı ile uzun vadeli kültürel soykırım yapma niyetini gösterdiğini’ dile getirdi.

Sızıntı, 11 belge ve 317 sayfadan oluşuyor. Nisan 2014 ile Mayıs 2018 arası dönemi kapsıyor. Uygulanması istenen ağır metotlar, 2016’da bölgesel yöneticilere gönderilmiş.

“Bize zaman kazandırıcı ezici darbe vurun”

Devlet Başkanı Şi Cinping’in 2014 tarihli bir konuşmasının bulunduğu bir gizli belgede, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’nin istikrarlı bir iç güvenlik ortamı gerektirdiği’ belirtiliyor ve ‘Sincan’ın (Doğu Türkistan) güneyinde durumun kontrol altına alınmaması halinde tüm ülkenin ulusal güvenliğinin ve Çin’in 21’inci yüzyıldaki ana hedeflerine ulaşmasının tehlikede olacağı’ iddia ediliyor.

Konuşma, Kunming kentinde 31 kişinin öldüğü, 140’tan fazla kişinin yaralandığı saldırı sonrası yapılıyor. Saldırganların adalete teslim edilmesi için ‘topyekun bir çaba’ harcanması amacıyla yapılan çağrıdan haftalar sonra gerçekleşti. Saldırının sorumluluğunu üstlenen olmasa da Çin yönetimi ve Çin medyası, saldırıdan Uygurları sorumlu tutmuştu.

Belgeye göre Şi, konuşmasında, Doğu Türkistan’a atıfla ‘bölgedeki şiddet içeren terörist faaliyetlerin Çin’in geri kalanına yayılmasını önlemek’için topyekün bir savaşa girilmesini talep ediyor. Doğu Türkistan ve hatta Çin genelindeki istikrarın Sincan’ın güneyine bağlı olduğunu savunuyor ve “Bize zaman kazandıracak ezici bir darbe vurun” çağrısı yapıyor.

Şiddet eylemlerinin Çin’in diğer bölgelerine yayılmış olmasından Uygurları sorumlu tutan Şi Cinping, “Bu nedenle Sincan’ın şu anda sancılı bir müdahale tedavisi döneminde olduğunu öneriyoruz.” ifadelerini kullanıyor. Keza dindarları ‘aşırılık yanlısı’ olarak tanımlıyor ve bu kişilerin ‘gözlerini kırpmadan insan öldüren şeytanlar’ olduğunu söylüyor.

Dini aşırıcılığı ‘halüsinasyon gördüren kuvvetli ilaç’ sözleriyle tanımlayan Şi, suçluların tutuklanıp daha sonra bırakılması yöntemi yerine gözaltı merkezleri ve toplama kamplarına atıfla, “eğitim yoluyla reform” çağrısında bulunuyor.

“Doğu Türkistan’a 2022’ye kadar 300 bin Han Çinli yerleşimci göç ettirilmeli”

Bir başka belgede, Çin’in Doğu Türkistan Valisi (ÇKP Doğu Türkistan Parti Sekreteri) Chen Quanguo, yetkililere, “toplanması gereken herkesi toplamaları” talimatı veriyor ve kampların “uzun süre değişmeden faaliyetlerini yürütmesi” gerektiğini belirtiyor.

Şi Cinping, bir konuşmasında ‘nüfus oranı ve nüfus güvenliğinin uzun vadeli barış ve istikrar için önemli temeller olduğunu’ savunuyor.

Belgelerin birinde, Doğu Türkistan’daki etnik nüfusun dağılımındaki ciddi dengesizlikler ve ‘son derece mono-etnik’ bir nüfus yapısından (Uygurların aşırı yoğunlaşması) duyulan rahatsızlık yer alıyor. Bölgedeki nüfus oranının artırılması amacıyla 2022 yılına kadar 300 bin Han Çinli yerleşimcinin (çoğunlukla Çin’in doğusundan), Doğu Türkistan’a göç ettirilmesini zorunlu kılıyor.

Çin lideri, etnik grupların birden fazla çocuk sahibi olmalarına olanak tanıyan tercihli doğum kontrol politikalarının kaldırılması talimatını veriyor. Doğum kontrol politikalarının “tüm etnik gruplar için eşit” hale getirilmesini talep ediyor.

Zenz: Pekin, Doğu Türkistan’daki her türlü vahşetin arkasında

Konuyla ilgili Twitter hesabından açıklama yapan araştırmacı akademisyen Adrian Zenz, “Çinli bir devlet başkanının ‘çok gizli’ açıklamaları, Pekin’in neredeyse Sincan’daki her türlü vahşetin arkasında olduğunu gösteriyor: Gözaltılar, zorla çalıştırma, doğum kontrolü ve Uygur nüfusunun azaltılması, büyük veri polisliği, yatılı okullar… Eylül ayında sızdırılan 317 sayfalık belgeler, Çin Halk Cumhuriyeti tarihinde bir devlet başkanının ‘çok gizli’ (绝密) ifadelerini içeriyor.” ifadelerini kullandı. [2]


[1] https://tr.euronews.com/2021/12/09/ingiltere-uygurlara-yonelik-insan-hakk-ihlallerini-inceleyen-bag-ms-z-organ-cin-soyk-r-m-i

[2] https://tr.euronews.com/2021/11/30/uygurlar-uzerindeki-bask-dogrudan-cin-in-tepe-yoneticilerinden-geliyor

This entry was posted in ASİMİLASYON, EMPERYALİZM, FAŞİZM. Bookmark the permalink.

1 Response to İngiltere’de Uygurlara yönelik insan hakkı ihlallerini inceleyen bağımsız organ: Çin soykırım işledi * Uygurlar üzerindeki baskı doğrudan Çin’in ‘tepe yöneticilerinden geliyor’

  1. Emin says:

    Çin ulusunun düşmanlığı halen devam etmektedir.bunun örnekleri çoktur.Ulus devlet düşmanlığı batı emperyalizm üzerinden hala sürmektedir.Ortadoğu ve Asya devletleri nin parçalanması projesinin hala ettiğini anımsatmakta yarar vardır.Eş başkanlığını Akp iktidarı üstlenmiş ve bunu açıklamakla da övünç duymaktadır.tek kutuplu dünya devlet ümidi çökmüştür. Saygılarla (dolmuşa gelmeyelim)

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *