FEYM Grubu ve AYAcademy Bilgilendirme Bülteni (19 Mayıs 2024)

FEYM Grubu ve AYAcademy
Bilgilendirme Bülteni
(19 Mayıs 2024)


1. Ermeni Meselesi / Ermeni Haberlerindeki İddialar / Azerbaycan ile İlgili Gelişmeler:
a.  Ülkemizdeki bir kısım yerel basın yayın organlarında Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın basına kapalı gerçekleştirilen bir toplantıda “Türkiye Ermenilere karşı soykırım yapmamıştır. Soykırım iddiası, SSCB tarafından, Türkiye – Ermenistan ilişkilerini kötüleştirmek için icat edilmiştir.” ifadelerini kullandığına yönelik haberler geçmektedir. Ermeni haber sitelerinin şimdilik bu konuda sessizliğini koruduğu, Rus basınında bu haberin geniş yankı bulduğu, Ermeni hükümeti tarafından böyle bir ifade kullanılıp kullanılmadığı konusunda resmi bir açıklama yapılmadığı, ancak Lemkin Enstitüsü gibi Ermeni diasporasının azılı örgütlenmelerinden şimdiden bu açıklamaya itiraz seslerinin yükseldiği görülmektedir.  https://www.yenisafak.com/gundem/ermenistan-basbakani-pasinyandan-tarihi-itiraf-turkler-ermenilere-soykirim-yapmadi-4621919
https://sanayigazetesi.com.tr/ermenistan-basbakani-pasinyan-turkler-ermenilere-soykirim-yapmadi/
https://www.youtube.com/watch?v=PMC0dQEFrXU
https://www.indyturk.com/node/723596/t%C3%BCrki%CC%87yeden-sesler/nikol-pa%C5%9Finyan-soyk%C4%B1r%C4%B1m-konusuna-yakla%C5%9F%C4%B1mda-da-devrim-yap%C4%B1yor
https://www.ensonhaber.com/gundem/nikol-pasinyan-turkler-ermenilere-soykirim-yapmamistir
https://www.indyturk.com/node/723596/t%C3%BCrki%CC%87yeden-sesler/nikol-pa%C5%9Finyan-soyk%C4%B1r%C4%B1m-konusuna-yakla%C5%9F%C4%B1mda-da-devrim-yap%C4%B1yor
https://www.gercekgundem.com/guncel/ermenistan-basbakani-pasinyan-ezber-bozdu-turkler-ermenilere-soykirim-yapmadi-461614
https://x.com/OrtaAsyaDunyasi/status/1791815423270215731
https://www.yeniakit.com.tr/haber/ermenistan-basbakanindan-soykirim-cikisi-1853819.html
b.  Ermenistan’da Vatan İçin Tavuş hareketinin lideri Başpiskopos Bagrat Galstanyan, Ermeni hükümetinin Azerbaycan’a verdiği tek taraflı toprak imtiyazlarına karşı protesto hareketinin Ermeni diasporasından büyük destek aldığını iddia ediyor. https://www.panorama.am/en/news/2024/05/17/protest-movement/3003811
c.  Ermenistan Güvenlik Konseyi Sekreteri Armen Grigoryan, Johannes Schraps başkanlığındaki Alman Federal Meclisi Dış İlişkiler Komitesi heyetini kabul etti. Grigoryan, Ermenistan’da uygulanan demokratik reform süreci, ekonomik alanın çeşitlendirilmesi politikası ve enerji alanında işbirliği projelerine yönelik bilgi sundu.  https://en.armradio.am/2024/05/20/armenias-top-security-official-briefs-german-lawmakers-on-the-process-of-democratic-reforms/
ç.  Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 133. Toplantısında konuşan Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan, insan hakları örgütüne Karabağ mültecileri ve Ermeni savaş esirlerini hatırlattı, ancak Azerbaycan ile müzakerelerde olumlu gelişmeler yaşandığına da dikkat çekti.  https://massispost.com/2024/05/fm-mirzoyan-reminds-council-of-europe-about-karabakh-refugees-and-armenian-prisoners-of-war/
d.  AB, Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki sınır belirleme sürecindeki ilerlemeyi memnuniyetle karşılıyor. Avrupa Birliği’nin dış ilişkiler ve güvenlik politikası sözcüsü Peter Stano, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki sınır sınırlandırmasında kaydedilen ilerlemeye ilişkin açıklama yaptı: Stano “AB, 1991 Almatı anlaşmasına ve daha spesifik olarak Ermenistan ve Azerbaycan sınır komisyonlarının 9. toplantısında imzalanan ve bu konuda bir anlaşmaya varılmasına yol açan protokole dayalı olarak Ermenistan-Azerbaycan sınır belirleme süreci çerçevesinde kaydedilen ilerlemeyi memnuniyetle karşılıyor.” dedi.  https://www.azernews.az/nation/226322.html
e.  Bundan önceki iki bültenimizde 14 Mayıs 2024 tarihinde Uruguay Temsilciler Meclisi’nin 24 Nisan’ı “SÖZDE” Ermeni soykırımını anma günü ilan eden yasa tasarısını onayladığını duyurmuştuk. (https://en.armradio.am/2024/05/15/uruguay-house-of-representatives-approves-bill-declaring-april-24-as-armenian-genocide-remembrance-day/ Bu konuda Prof. Dr. Sayın Sadık Rıdvan Karluk hocamızın “Uruguay Temsilciler Meclisi’nden Türkiye’ye Yönelik Suçlama Kabul Edilemez” başlıklı yazısı ek’te bilginize sunulmuştur.
2.  Yunan Sorunları / Yunan Haberlerindeki İddialar “” işareti içinde gösterilmiştir:
a.  Yunan haberleri: “Hindistan ve Yunanistan ikili bağları güçlendirme olanaklarını görüşüyor. Ülke liderleri, iki ülkenin ortak mirasını ve diplomatik işbirliklerinin pratik başarılarını sergileme planlarını açıkladılar.” https://greekcitytimes.com/2024/05/21/the-possibilities-for-india-greec/
b.  Yunan haberleri: “Mısır ve Yunanistan stratejik ortaklığını güçlendiriyor, Doğu Akdeniz’de enerji, yatırım ve bölgesel güvenliği tartışıyor. Mısır Dışişleri Bakanı Sameh Shoukry, Atina’da Yunan mevkidaşı Georgios Gerapetritis ile bir araya geldi. Her iki ülke de stratejik ortaklıklarını güçlendirme ve Doğu Akdeniz’de bölgesel güvenliği artırma konusundaki kararlılıklarını yineledi. Taraflar arasında Mısır’ın Yunanistan üzerinden Avrupa’ya yenilenebilir enerji ihraç etmesine olanak sağlayacak “GREGY” elektrik bağlantı projesinin hızlandırılması konusu da görüşüldü.” https://greekcitytimes.com/2024/05/20/egypt-and-greece-strengthen-strategic-partnership-discuss-energy-investment-and-regional-security-in-the-eastern-mediterranean/
c.  Yunan haberleri: “353.000 kurbanın bulunduğu SÖZDE Pontus soykırımı 105. yılında Atina’da, Selanik’te ve Yunanistan’ın diğer bölgelerinde anılıyor.” https://greekcitytimes.com/2024/05/19/commemoration-of-the-pontian-genocide-105-years-since-the-massacre-of-353000-victims/
3.  AYAcademy Bülteni
“(Bir Ülkede) Nasıl Savaş Çıkarılır: Sekiz Stratejik Provokasyon Vakası” başlığı ile yayınlanan akademik makaleye ilişkin bilgiler AYAcademy’nin aşağıdaki sosyal medya kanal linklerinde yayınlanmaktadır.
https://www.instagram.com/ayacademy.org.tr/ – https://www.facebook.com/ayacademy.org.tr/ https://www.linkedin.com/company/ayacademy/https://www.threads.net/@ayacademy.org.tr  https://www.tiktok.com/@ayacademy.org.trhttps://twitter.com/ayacademy_tr https://t.me/AYAcademyTelegramhttps://www.youtube.com/@AYAcademy_TR
Saygılarımla,
Serkan KORKMAZ
Posted in ERMENİ SORUNU, FEYM GRUBU ÇALIŞMALARI | Leave a comment

19 MAYIS; KURTULUŞ SAVAŞIMIZIN 105. YILI ve ATAMIZIN 143. DOĞUM GÜNÜ KUTLU OLSUN !!!

19 MAYIS; KURTULUŞ SAVAŞIMIZIN 105. YILI ve
ATAMIZIN 143. DOĞUM GÜNÜ KUTLU OLSUN !!!


Askeri eylemler, siyasi eylemlerin ümitsiz olduğu noktada başlar. Ümidin güvenli bir surette geri dönüşü, orduların hareketinden daha hızlı hedeflere ulaşmayı temin edebilir. (Mustafa Kemal ATATÜRK – 1922, İzmir)


Değerli Arkadaşlar,
Güzel ülkemiz yine emperyalist güçlerin hedefi oldu ve bizi bölmek ve yök etmek için büyük çaba içindeler. Onları 105 yıl önce de engelleyen ve ulusal birlikteliğimizi sağlayan yüce önderimizi, 143. Doğum gününde, sevgi ve saygı ile anıyoruz. Sizlere 18 yıl önce göndermiş olduğum Atamızın doğum günü kutlama yazımı bir kez daha anımsatmak istedim.
Değerli arkadaşlar,
Daha önce İngiltere, Fransa ve Rusya maskesini kullanan Emperyalizm, Osmanlıyı yıkmak ve parçalamak için Rumları, Kürtleri ve Ermenileri kışkırtarak, birçok isyanın çıkmasını sağlamıştır. Osmanlının yıkılmasından sonra Mustafa Kemal ATATÜRK’ün önderliğinde, emperyalizme ve onların işbirlikçilerine karşı koyarak bağımsızlığı elde eden Türkiye Cumhuriyeti, birçok mazlum ülkeye örnek olmuştur. Bu başarıyı hazmedemeyen uluslararası emperyalizm, bu kez AB-D maskesi ile Türkiye Cumhuriyetini bölmek ve parçalamak için farklı yöntemlerle, aynı piyonları kullanmaktadır.
Güzel ülkemizde yaşadığımız kanlı terörün önlenmesi konusunda 2005 yılında sizlere yazmış olduğum bir yazımda, teröre bulaşmış vatandaşlarımıza seslenerek; “Emperyalist ülkelerin kendi çıkarlarını korumak uğruna yaptıkları çeşitli ayak oyunları ile ülkemizde kandırdıkları yurttaşlarımızı uyararak; Lütfen, gün gelecek emperyalistlerin sizi nasıl kandırdıklarını algılayacaksınız. Onların kirli istekleri için kaç tane yurttaşımızın boş yere canını kaybettiğini göreceksiniz. Sonunda onların çıkarı kalmayınca sizleri bırakıp gidecekler, bizler bas başa kalacağız. Yine sizlere, yüzyıllardır akraba ve arkadaş olan bizler sahip çıkacağız. Ama yaptıklarınızdan utanıp yüzümüze nasıl bakacaksınız? O nedenle sonradan üzüleceğiniz ve utanacağınız eylemler için bir kez daha düşünmenizi istiyorum” demiştim.
Değerli arkadaşlar,
Terörizme karşı en önemli asi, ulusal birlik ve bütünlüğün pekiştirilmesidir. Bu birlik ise terörizme karşı toplumsal anlaşma ve sorunlara ulusal güvenliğimiz ve ulusal birlikteliğimizin sağlanması ön koşulu ile bakmamızı gerektirir. Ayrıca T U R K ve K U R T kelimelerinin aynı harflerden oluştuğunu görmemiz gerekir. Yani yüzyıllardır aynı ülkede yaşayan, aynı havayı soluyan ve aynı suyu paylaşan, akraba ve kardeş olan yurttaşların oluşturduğu bir ulus olduğumuzu bilmemiz gerekiyor.
Yüce önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK, ulusal birlikteliğimizi NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE özdeyişi ile dile getirmiştir. Yani NE MUTLU TÜRK OLANA DEMEMİŞTİR.
Bu ana fikrin tüm yöneticilerimlz tarafından da kabul edilmesi ve güzel ülkemizin korunması, Türkiye Cumhuriyetinin sonsuza dek yaşamasına neden olacaktır.
Yüzyılın lideri seçilen ve emperyalizme karşı tüm dünyaya, ulusal devlet nasıl kurulur örneğini veren yüce atamızla ne kadar övünsek yeridir.
Sevgi ve saygılarımla (18.5.2024)
Prof.Dr. Mehmet Ali KORPINAR

DEĞERLİ ARKADAŞLAR,
YÜCE ÖNDERİMİZ MUSTAFA KEMAL ATATÜRKÜN 125. DOĞUM GÜNÜNÜ GURURLA KUTLARIM. ONUNLA NE KADAR ÖVÜNSEK AZDIR.
BURADAN TÜM YÖNETİCİLERİMİZE SESLENİYORUM. LÜTFEN ONUN İLKE VE DEVRİMLERİNİ BİR KEZ OKUYUN. ÇÜNKÜ ÜLKEMİZİN KARŞI KARŞIYA KALDIĞI BU GÜNKÜ EMPERYALİST KOŞULLAR, ONUN DA 1920 LERDE KARŞI KARŞIYA KALDIĞI KOŞULLARA ÇOK BENZEMEKTEDİR. ONU SEVSENİZ VEYA SEVMESENİZ DE, ÜLKEMİZİN GELECEĞİ İÇİN ONUN DAHİCE FİKİRLERİNDEN YARARLANIR MISINIZ?
ULUSAL BAĞIMSIZLIĞIMIZI VE CUMHURİYETİMİZİ KORUMAK ADINA, TÜM VATANSEVERLERİN BİRLİK VE BERABERLİK İÇİNDE BULUNMA ZAMANIDIR. YÜCE ÖNDERİMİZİN LİDERLİK ÖZELLİKLERİNİ İÇEREN BİR YAZIMI SİZLERE YENİDEN ANIMSATMAK İSTEDİM.
SEVGİ VE SAYGILARIMLA (15.05.2006)
PROF.DR. MEHMET ALİ KORPINAR

LİDERLİK KAVRAMI NEDİR VE GERÇEK LİDER KİMDİR?
Değerli arkadaşlar;
Adnan Nur BAYKAL YÖNETİCİLER İÇİN BİR BAKIŞ: Mustafa Kemal ATATÜRK’ün Liderlik Sırları (Nordstern İmtas Sigorta katkılarıyla) isimli kitabında; önce 50 maddelik bir YÖNETİCİLİK VE LİDERLİK ÖZELLİKLERİ listesi çıkarmış.
Sonra da NUTUK’u, Atatürk’ün diğer söylev ve demeçlerini, Atatürk’e ilişkin 100’un üzerinde kitabı taramış. Ardından ”50 özellik” sınıflandırmasına uyarak Atatürk’ten alıntılar yapmış ve derlediği anektodları da bunlara eklemiş. Böylece yöneticilik ilkelerini çok iyi bilen bir liderimiz ile bugünün yöneticileri arasında, ilginç bir köprü kurmuş.
Buna göre, yüce önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün sözleri ile bu özellikler arasında kurulan ilişkilerden bazılarını bilgilerinize sunmak isterim.
Karşısındakini dinleme alışkanlığı: “Birbirimizi uyarmakta ve haklı tenkit etmekte yalnız fayda vardır, bundan asla zarar gelmez. Fakat aksinden çok zarar görüleceği tecrübelerle sabittir.”
Hedefe yönelik kararlılık: “Maksadımız, gün kazanmak değil, bütün hayatımızı hakiki hedeflere sevk ederek, en nihayet millete bir gün eliyle tutacağı maddi eserler vermektir.”
İnsana değer verme: “Sermayenin azlığına bakarak cesaretiniz kırılmasın. Böyle müesseseler için en kuvvetli sermaye, zeka, dikkat, iffettir. Teknik ve metodik çalışmasını bilmektir. Bu düşünce ile ise sarılınız, muhakkak başarılı olursunuz.”
Yaptığı işe inanma: “İhtirassiz hiçbir şey meydana getirilemez. Gerçek olan budur. Ama ihtirasın, millet yolunda, halk için bir gayeye yönelmesi şarttır.”
Mükemmeliyetçi olma: “Ben ancak daha iyisini yapabileceğim şeyi tahrip ederim. Yapamayacağım şeyi tahrip etmem.”
Problem çözücü olma: “Zorlukları çözen kimse olmak isteyenlerin ilk yapacakları, olayın içyüzünü bilip, ona uymak olmalıdır.”
Programlı olma: “Uygulamayı bir takım evrelere ayırmak ve adım adım ilerleyerek amaca ulaşmaya çalışmak gerekiyordu. Başarı için pratik ve güvenilir yol her evreyi vakti geldikçe uygulamaktı.”
Strateji bilincine sahip olma: “Sınırlı vasıtalarla büyük işler görmenin denenmiş biricik usulü, kuvvetlerimizi dağıtmamak, mevcut vasıtaların hepsini gayelerimizin en önemli olanları üzerinde toplamaktır.”
Vizyon sahibi olma: “Değişikliklerin sabit ve belirli vaziyetleri yoktur. Ama bu değişiklikler, faal insanlar için imkan ve kolaylık hazırlar.”
Yönetme yeteneği: “Her vaziyette, her meselede talimat verenle o talimatı uzakta ve bilhassa talimat verenin temasta bulunmadığı şartlar altında uygulayan arasında görüş ayrılıkları olabilir. Asıl hedefin korunması şartıyla durum, hal ve icaba göre idare olunur.”
Zamanlama: “İlerde yapacağım şeyi bana şimdiden söyletmeyiniz.”
Değerli arkadaşlar, gerçek bir liderimiz olduğu için ne kadar övünsek azdır. Ulusal bağımsızlığımızı sağlayan, ulus devlet olmamızı gerçekleştiren önderimiz ve onun ilke ve devrimleri, emperyalist ülkelerin kirli amaçları için en büyük engeldir.
Örneğin; Yüce önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK’ün ilke ve devrimleri, AB tarafından en büyük engel olarak görülmektedir. Hollandalı 30 yıllık politikacı, Hristiyan Demokrat parlamenter Oostlander tarafından Mart-2003 de hazırlanan ön raporda, KEMALİZM ilkeleri, AB’ye üye olmamız için en büyük engel olarak tanımlanmıştır.
Yine geçenlerde Avrupa Parlamentosu’nun bir İngiliz milletvekili Andrew Duff de basın toplantısı düzenlemiş ve şöyle demişti: ‘Devlet dairelerinden Atatürk’ün resimlerinin kaldırılması zamanı geldi. Türkiye bunu yapmalıdır.’
Neden ondan bu kadar korkuyorlar, neden onun ilke ve devrimlerinden bu kadar çekiniyorlar? Lütfen düşünün ve gereken yorumu yapın.
Hiç kimse onu aklımızdan ve kalbimizden silemez, onun ilke ve devrimlerini yok edemez, kaldıramaz. Onu sonsuza dek yaşatacağız.
Sevgi ve saygılarımla (10.11.2005)
Prof.Dr. Mehmet Ali KORPINAR
Posted in ATATURK | Leave a comment

HAYATIN İÇİNDEN ÖYKÜLER * KEMANCI

KEMANCI


Soğuk bir Ocak sabahı, bir adam Washington DC’de bir metro istasyonunda, kemanla 45 dakika boyunca 6 Bach eseri çalar. Bu süre içinde, çoğu işe yetişme telaşındaki yaklaşık bin kişi kemancının önünden geçip, gider…
Kemancı çalmaya başladıktan ancak 3 dakika kadar sonra, ilk kez orta yaşlı bir adam kemancıyı fark edip, yavaşlar ve birkaç saniye sonra da gitmek zorunda olduğu yere yetişmek üzere yine hızla yoluna devam eder.
Kemancı ilk 1 dolar bahşişini bundan bir dakika kadar sonra alır. Bir kadın yürümesine ara vermeksizin parayı kemancının önüne koyduğu kaba atarak, hızla geçer, gider. Birkaç dakika sonra, bir başka adam duraklayıp, eğilerek dinlemeye başlar ancak saatine göz attığında işe geç kalmamak için acele ettiğini belirten ifadelerle hızla yoluna devam eder.
En fazla dikkatle duran ise 3 yaşlarında bir oğlan çocuğu olur. Annesinin çekiştirmelerine rağmen, çocuk önünde durur ve dikkatle kemancıya bakar. En sonunda annesi daha hızlı, çekiştirerek çocuğu yürümeye zorlar. Oğlan arkasına dönüp dönüp kemancıya bakarak, çaresizce annesinin peşinden gider. Buna benzer şekilde birkaç çocuk daha olur ve hepsi de anne, babaları tarafından yürümeye devam için zorlanarak, uzaklaştırılırlar…
Çaldığı 45 dakika boyunca kemancının önünde sadece 6 kişi, çok kısa bir süre durur. 20 kişi duraklamadan, yürümeye devam ederek, para verir. Kemancı çaldığı süre içinde 32 dolar toplar. Çalmayı bitirdiğinde ise sessizlik hakim olur ve kimse onun durduğunu fark etmez, alkışlamaz.
Hiç kimse onun dünyanın en iyi kemancısı Joshua Bell olduğunu ve elindeki 3,5 milyon dolarlık kemanla, yazılmış en karmaşık eserleri çaldığını anlamaz. Oysa Joshua Bell’in metrodaki bu mini konserinden iki gün önce Boston’da verdiği konser biletleri ortalama 100 dolara satılmıştı…
Bu gerçek bir hikayedir ve Joshua Bell’in öylesine bir kılıkla metroda keman çalması, Washington Post gazetesi tarafından algılama, keyif alma ve öncelikler üzerine yapılan bir sosyal deney gereği kurgulanmıştır. Sorgulanan şeyler şunlardı:
Sıradan bir yerde, uygunsuz bir saatte güzelliği algılayabiliyor muyuz?
Durup ondan keyif alıyor muyuz?
Beklenmedik bir ortamda, bir yeteneği tanıyabiliyor muyuz?
Bu deneyden çıkarılacak kıssadan hisse ise;
dünyanın en iyi müzisyeni, dünyadaki en iyi müziği çalarken, önünde durup, dinleyecek bir dakikamız dahi yoksa, başka neleri kaçırıyoruz acaba?
Posted in Uncategorized | Leave a comment

GİZLENEN ARAÇ VE UÇAK SAYISI * TÜM YÜK EMEKÇİ SINIFIN OMUZLARINDA! * Tasarrufa saray ve diyanetten başlayalım!!!

Tasarrufa saray ve diyanetten başlayalım!!!

Bir ülke düşünün ki hazine ve maliye bakanı, Ankara’da televizyonların canlı yayımladığı basın toplantısında, “Kamuda toplantılar artık lüks otelde değil, kamu tesislerinde yapılacak” dediği sırada, kendisine ait çok sayıda merkezi ile salonu bulunan Diyanet, 200 konuğu ile birlikte İstanbul’da beş yıldızlı bir otelde Dünya İslam Bilginleri İstişare Zirvesi’nde buluşsun!
Diyanet’teki lüks tutkusu, medyaya sık sık kullandıkları araçlarla ilgili olarak da yansıyor. Zırhlı Mercedes ve Togg’den sonra, kısa bir süre önce yaklaşık 16 milyon lira değerindeki yeni Audi A8 marka lüks makam aracı da gündeme gelmişti.
GİZLENEN ARAÇ VE UÇAK SAYISI
Ayda 10 bin TL ile hayatta kalmak için mücadele eden emekliler için “Kaynak yok” diyen Saray’ın yalnızca bir dakikalık harcaması iki asgari ücreti geride bırakıyor! Kaç uçak ve araç kullandığı konusunda ise net bir bilgi yok.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, 2021’de Cumhurbaşkanlığı’nın sekiz adet uçağı olduğunu açıklamıştı. Geçen yıl CHP Ankara Milletvekili Aliye Timisi Ersever, TBMM’ye bu konuda soru önergesi verse de “Hizmetin gerektirdiği sayıda araçla yerine getirildiği” şeklinde yanıt aldı.
BirGün gazetesi ise 7 Ekim 2022’de Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne (CİMER), “Cumhurbaşkanlığı’na ait kaç uçak ve helikopter var” sorusunu yönelttiğini, 17 ay sonra, “Cumhurbaşkanlığı envanterinde ihtiyaç duyulan miktarda araç bulunmakta” yanıtının geldiğini açıklamıştı.
Her vatandaşın kendi vergileriyle oluşan kamu bütçesinin nasıl ve nereye harcandığına ilişkin bilgi alma hakkı varken Türkiye’de bu konu da gizemini koruyor!
TÜM YÜK EMEKÇİ SINIFIN OMUZLARINDA!
Erdoğan’a sorarsanız, “Tasarruf tedbirlerine istisnasız olarak tüm kamu idareleri ve personeli uymak zorunda”. O zaman oturduğu 1150 odalı Saray ve devasa bütçesiyle altı bakanlığı geride bırakan Diyanet de uymak zorunda. Ama gerçekte öyle olacak mı, yoksa yine bu kurumlardaki gösteriş ve savurganlık, “İtibardan tasarruf edilmez” denerek savunulacak mı ya da bilgiler halktan gizlenmeye devam edilecek mi?

CUMHURİYET Zülal Kalkandelen’in 17.05.2024 tarihli “Tasarrufa Diyanet ve Saray’dan başlayalım!” yazısından özet
Posted in Uncategorized | Leave a comment

ARAPLAŞAN TÜRKÇE VE TÜRK’LER

ARAPLAŞAN TÜRKÇE VE TÜRK’LER


Arapça kutsal bir dil değildir, her dil kadar değerlidir. Bu anlayışla Tevrat’ın dili olan İbranice de mi kutsal sayılacak? Neden sadece tek bir dine ayrıcalık tanınsın? Neden yazılandan bağımsız olarak dillere kutsallık tanınsın?
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Zeybek;
“Arapça ülkemizde toplumun büyük bir bölümünde Kuran dili olarak biliniyor. Kuranıkerim’in Arapça yazılmasından dolayı o alfabeye karşı diğer dillere göre daha farklı bir anlam veriliyor. O nedenle de belediye başkanlarımızın özellikle Arapça tabela, pankart veya yazı konusunda olabildiğince dikkatli davranması gerekiyor” dedi!!!
CHP Genel Başkanı Özgür Özel;
“Arapça, Kuranıkerim’in yazıldığı ve okunduğu dildir. Belediye başkanının Arapça yazıyı yırtması vatandaşın bilinçaltında bir yara oluşturabilir. Üçüncüsü, o tabelada ne yazdığına bakmak lazım. Bir insanın ana dilinde aldığı hizmeti kolaylaştırıyorsa bu bir haktır. Ama bunun bir düzenlenmesi lazım.”
Arapça Kuran dili derseniz, o zaman dilde devrim yapmış bir partinin genel başkanı olarak Kuran’ın Türkçe okunmasını ve Türkçe ibadeti de reddetmeniz, Demokrat Parti ve günümüzün siyasal İslamcıları gibi ezanın Türkçe okunmasını da ihanet saymanız gerekir.
Şeriat güzellemeleri yapan Yusuf Kaplan gibilerin “Bu ülkedeki en büyük cinayet dil devrimidir” diyerek Türkçeye saldırdığı bir ortamda, CHP genel başkanının dil devrimine sahip çıkması beklenir, AKP diliyle konuşması değil.
Özgür Özel’in ve CHP’li diğer yetkililerin hatası, bu konuda açıklama yaparken sürekli Kuran’a atıf yapmalarıdır. Laik bir hukuk devletinde kamu alanında bir uygulama tartışılırken, hiç ilgisi yokken dinden, Kuran’dan söz etmek, kuşkusuz din sömürüsüdür, dinci bir popülizmdir.

CUMHURİYET Zülal Kalkandelen’in 15 Mayıs 2024 tarihli, “Arapça kutsal bir dil değildir” başlıklı yazısından özet
Posted in Uncategorized | Leave a comment

FEYM Grubu ve AYAcademy Bilgilendirme Bülteni (17 Mayıs 2024)

FEYM Grubu ve AYAcademy
Bilgilendirme Bülteni
(17 Mayıs 2024)


1. Ermeni Meselesi / Ermeni Haberlerindeki İddialar / Azerbaycan ile İlgili Gelişmeler:
a.  Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Azerbaycan ile anlaşmaya karşı çıkan düzinelerce protestocunun polis tarafından kordon altına alınan hükümet binasının dışında protestosu sürerken, Azerbaycan ile tartışmalı sınır belirleme anlaşmasına övgüde bulundu. https://www.panorama.am/en/news/2024/05/16/Pashinyan-border-deal/3003262
b.  Lüksemburg Temsilciler Meclisi, Ermenistan’a destek verilmesinin yanı sıra bölgede barış ve istikrarın sağlanmasını isteyen bir önergeyi oybirliğiyle kabul etti. Önergede 100.000’den fazla Ermeninin Dağlık Karabağ’dan göç ettirilmesi de kınanıyor. https://en.armradio.am/2024/05/16/luxembourg-lawmakers-urge-government-to-act-for-implementation-of-icj-orders-by-azerbaijan/
c.  Uruguay Temsilciler Meclisi 24 Nisan’ı “SÖZDE” Ermeni soykırımını anma günü ilan eden yasa tasarısını onayladı. Her iki Meclis tarafından da onaylanan proje, Evangelical Harmony Kilisesi’nden Dr. Gustavo Vaneskahian’ın girişimine dayanıyor ve proje, halka açıldıktan sonra Uruguay Ermeni Ulusal Komitesi de dahil olmak üzere Ermeni toplumunun farklı kurumlarının desteğini aldı.  https://en.armradio.am/2024/05/15/uruguay-house-of-representatives-approves-bill-declaring-april-24-as-armenian-genocide-remembrance-day/
ç.  Gürcistan Başbakanı Irakli Kobakhidze, Azerbaycan-Gürcistan-Türkiye üçlü formatının, birbirinin egemenliğine ve ulusal çıkarlarına saygı duyan ülkelerin nasıl etkili ve başarılı bir şekilde işbirliği yapabileceğinin çok iyi bir örneği olduğunu söyledi. https://news.am/eng/news/823755.html
2.  AVİM: Web sitesinde “ERMENİSTAN DOĞRU YOLDA İLERLEMEKTEDİR” başlıklı analiz yayınlanmaktadır. Analiz “Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Azerbaycan ile sınırı nihayet belirleme ve böylece Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü tanımaya (dolayısıyla Ermeni işgali altındaki Azerbaycan köylerini Azerbaycan’a iade etmeye) yönelik çabalarıyla bağlantılı olarak, Ermenistan ve Diasporadaki din adamları ve aşırı milliyetçi tarafların başını çektiği milliyetçi bir tepkiyle karşı karşıyadır. Söz konusu taraflar, “Ermeni davasını” siyasi gündemlerinin merkezine yerleştirmektedirler. Buna bağlı olarak, mevcut sınırların resmen tanınmasına ve Türkiye ve Azerbaycan ile dostane ilişkiler kurulmasına karşı çıkmaktadırlar. Sınırların tanınması fikri, “Tarihi Ermenistan” ideolojisinin yenilgisi anlamına gelmesi sebebiyle Ermeni milliyetçilerinin bam teline basmaktadır. Ancak bu milliyetçi laf cambazlarının aksine, Paşinyan’ın geçmişteki hatalardan ders almış olduğu görünmekte ve şimdi Ermenistan ve Ermeniler için barışçıl bir geleceği garanti altına almak amacıyla bu hataları aktif olarak düzeltmeye çalışmaktadır.” tespitleri ile başlıyor. https://avim.org.tr/tr/Yorum/ERMENISTAN-DOGRU-YOLDA-ILERLEMEKTEDIR
3.  Yunan Sorunları / Yunan Haberlerindeki İddialar “” işareti içinde gösterilmiştir:
a.  Yunan haberleri: “Türkiye Yüzyılı olarak adlandırılan dönemde komşu ülkenin dış politikası açısından neler beklenebileceği Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın bir belgesinde anlatılıyor. Türkiye 261 misyonla dünyanın 5’inci büyük diplomatik ağını kurdu.” https://www.pentapostagma.gr/ethnika-themata/ellinotoyrkika/7241690_oaionas-tis-toyrkias-kai-i-exoteriki-politiki-tis-agkyras
b.  Yunan haberleri: “Amerikan DNP HOMES’un Türk asıllı sahibinin KKTC’de emlak ofisleri kurduğunu ve projeler geliştirildiğini duyurmasıyla SÖZDE işgal altındaki topraklarda yasa dışı inşaat çılgınlığı devam ediyor. kurucusu Ozan Dokmecioğlu’nun liderliğinde ABD’nin Massachusetts eyaletinde faaliyet gösteren DND Homes, Trikomo, Girne, Agios Nikolaos, Lefkoniko ve Eptakomi gibi bölgelerde gayrimenkul satın almayı ve 30.000’in üzerinde konut projesi inşa etmeyi hedefliyor.” https://www.pentapostagma.gr/ethnika-themata/kypriako/7241730_kataskeyastiko-orgio-sta-katehomena-amerikaniki-etairia-shediazei
4.  AYAcademy Bülteni
“2022’de İdam Cezası: Amerika Birleşik Devletleri’nde Yıl Sonu Raporu” başlığı ile yayınlanan akademik makaleye ilişkin bilgiler AYAcademy’nin aşağıdaki sosyal medya kanal linklerinde yayınlanmaktadır.
https://www.instagram.com/ayacademy.org.tr/ – https://www.facebook.com/ayacademy.org.tr/ https://www.linkedin.com/company/ayacademy/https://www.threads.net/@ayacademy.org.tr  https://www.tiktok.com/@ayacademy.org.trhttps://twitter.com/ayacademy_tr https://t.me/AYAcademyTelegramhttps://www.youtube.com/@AYAcademy_TR
Saygılarımla,
Serkan KORKMAZ
Posted in ERMENİ SORUNU, FEYM GRUBU ÇALIŞMALARI | Leave a comment

AFORİZMALAR

Posted in Uncategorized | Leave a comment

İNGİLTERE’NİN EMPERYAL OYUN KURUCU ÜNİVERSİTESİ * AKP’nin YENİ DEVLET OKULU “EXETER”

İNGİLTERE’NİN EMPERYAL OYUN
KURUCU ÜNİVERSİTESİ * AKP’nin
YENİ DEVLET OKULU “EXETER”

Bağlantılı yazı; https://nacikaptan.com/2020/11/exeter-universitesinin-mezunlari-ve-kurdoloji/
Naci Kaptan * 17.05.2024

Exeter Üniversitesi, Henry Kissinger’in 1950 de Harvard da faaliyete geçirdiği yaz seminerleri programları ile 3. dünya ülkeleri ve gelişmekte olan ülkelere İslamcı ve batının emperyal çıkarlarını önceleyen liderler yetiştiren bir üniversite misyonu yüklemiştir.
Exeter’s University College 1922 yılında kuruldu. 1955 yılında adı University of Exeter olarak değiştirildi. Üniversite İngiltere için çok önemli bir “misyonu” yerine getiriyor. Dünyanın pek çok ülkesinden gelen seçilmiş öğrenciler bu üniversitede öğrenim görüyor. Ülkelerine dönenlerin neredeyse tamamı ülkeleri için son derece önemli pozisyonlara geliyor.
AKP iktidara geldiğinde ilk icraatlarından birisi ne kadar kaymakam ve bürokrat varsa dil öğrenmeleri için İçişleri Bakanlığı kanalı ile Exeter Üniversitesi’ne göndermek oldu. Şimdilerde pek çok vali ve üst düzey bürokrat Exeter etiketli. Exeter böylece SBF’nin rolünü üstlenmiş oldu. Damat Berat Albayrak da Exeter’de Yüksek Lisans yaptı.
MI6’nın parmağı var
İddialara göre Exeter MI6’nın üs haline getirdiği bir üniversite. Birleşik Krallık üniversiteleri arasında “Kürt Araştırmaları Enstitüsü” olan tek eğitim kurumu. Ayrıca, üniversitede bir de “Arap ve İslami Araştırmalar Enstitüsü” de bulunuyor. İngiliz istihbarat servislerinin yurt dışı görevlere gönderilecek ajanlarının önemli bir bölümü Exeter Üniversitesi’nde eğitim görüyor. Arap ve İslam Dünyası ile Kürtler hakkında uzmanlaşması gereken İngiliz ajanlar da bu üniversitenin hocaları tarafından eğitiliyor. Green Peace de (Yeşil Barış) bu üniversite tarafından kuruldu. Greenpeace International’ın Bilim Birimi Greenpeace Araştırma Laboratuvarları Exeter Üniversitesi’nde.
Exeter Üniversitesi’nden mezun olan veya doktorasını burada yapan kişileri, daha sonra özellikle İslam ülkelerinde önemli ekonomik ve siyasi kuruluşların başında veya devlet görevlerinde görmek mümkün. Mesela, İslam Kalkınma Bankası’nın bütün önemli yöneticileri Exeter Üniversitesi’nde yüksek lisans veya doktora yapmış. Türkiye’de olduğu gibi diğer ülkelerde de buraya gönderilecek öğrencileri “İslami kuruluşlar” seçiyor.
Exeter Üniversitesi’nin Türkiye’de ortaklaşa çalıştığı bir eğitim kurumu var. Mardin Artuk Üniversitesi. Yıllar önce iki üniversite birlikte bir festival düzenlemişti. Burada da benzer bir ağ var. Mesut Barzani’nin burs verdiği Artuk Üniversitesi öğrencileri Londra’nın yolunu tutuyor. Bu arada, MI5 Genel Direktörü Jonathan Evans’ın, 2019 yılında Güneydoğu bölgesinde bulunan üniversiteleri gezip, konferans düzenlediğini de hatırlatalım. (Bakınız; https://nacikaptan.com/2012/08/arsivden-bugune-exeter-universitesi-ve-kurdoloji/)
Üniversiteye Türkiye’den gelen öğrencileri 1969 yılında kurulan Türkiye Milli Kültür Vakfı ve 1970 yılında kurulan İslami İlimler Araştırma Vakfı yönlendiriyor ve finanse ediyor. Türkiye Milli Kültür Vakfı’nın kurucuları arasında Turgut Özal’ın işvereni Zeki Aytaç, Turgut Özal, Türkiye’de vatandaşların kanlarını toplayıp ABD’ye gönderen Oktar Babuna’nın babası Cevat Babuna, KALE Grubu’nun kurucusu ve sahibi İbrahim Bodur, Eski TBMM Başkanı Ferruh Bozbeyli, Eski Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) Başkanı Hulusi Çetinoğlu, Karadeniz Holding’in kurucusu Rauf Osman Karadeniz, Ülker’in kurucusu Sabri Ülker, AKP’nin kurucularından ve Recep Tayyip Erdoğan’ın “Hocası” olarak bilinen eski AKP Milletvekili Nevzat Yalçıntaş, Borusan Holding’in kurucusu ve “Onursal Başkanı” Asım Kocabıyık, “Faizsiz Bankacılık” sisteminin mucidi Sebahattin Zaim ve Eski Aydınlar Ocağı Başkanı Salih Tuğ var.
Türk ekonomisini krizden çıkarsın diye bakan atanan Mehmet Şimşek tipik bir AKP’li. Devlet bursuyla yurtdışında okudu, dönünce AKP’ye yazıldı, yükseldi. Onu tipik AKP’li yapan özelliklerinden biri de yüksek lisansını University of Exeter’de yapması. Bu üniversite AKP’li yıllarda AKP’liliğin ve siyasal islamcılığın alamet-i farikası oldu.
Exeter Üniversitesi’nden mezun olanların başında Abdullah Gül var. Gül’ün, Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş ve Prof. Sebahattin Zaim gibi hocalarının teşviki ve sağladıkları Milli Kültür Vakfı bursu ile 1976-1978 yıllarında Fehmi Koru ve Şükrü Karatepe ile birlikte İngiltere’ye gönderildiği biliniyor.
Gül dönüşte Sebahattin Zaim’in daveti ile Sakarya Üniversitesi’nde görev aldı. Doktora tezi, “Türkiye ile İslam Ülkeleri Arasındaki Ekonomik İlişkilerin Gelişimi” başlığını taşıyordu. Tez hocası ona eğitimi için ön ayak olan Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş’tı. Başbakanlık, Dışişleri Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı görevlerinde bulunan Gül’ün ABD Dışişleri Bakanlığı bursu ile yetiştirilmiş dünya liderleri arasında gösterildiği, ayrıca İngiliz Yüksek Şövalye Nişanı aldığı biliniyor.
Gül, Cumhurbaşkanlığı döneminde ilk kez Kraliçe II. Elizabeth’in ziyaretinde frak giymiş ve kadeh kaldırmıştı. O görüntüler çok konuşulmuştu.
Gül ile beraber aynı dönemde Exeter’de eğitim alan isimler arasında Fehmi Koru ve Şükrü Karatepe de bulunuyor. Eski Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da o dönemde liseden arkadaşları olan Gül, Karatepe ve Koru’yu İngiltere’de ziyaret etmişti.
Şükrü Karatepe Exeter dönüşünde Refah Partisi’nden Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı olmuş, 2016’da ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın danışmanlığına atanmıştı.
Eski Maliye Bakanı Naci Ağbal da aynı üniversitede eğitim gören isimlerden biri olarak biliniyor. Ağbal, yüksek lisans eğitimini 1998 yılında Exeter Üniversitesinde İş İdaresi Genel İşletme Yönetimi programında tamamladı.
Akademik hayatına Mısır’daki El-Ezher Üniversitesi’nde başlayan Ekmeleddin İhsanoğlu, 1974’te Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi’nde doktorasını tamamladı. Ardından Exeter Üniversitesi’nde doktora-sonrası çalışmalar yaptı. İhsanoğlu’na 2007 yılında Exeter Üniversitesi’nden fahri doktora unvanı da verildi.

https://haber.sol.org.tr/haber/akpnin-yeni-devlet-okulu-university-exeter-377445
https://www.yenicaggazetesi.com.tr/buyu-okulundan-mezun-olan-siyasiler-kim-iste-listedeki-unlu-isimler-716915h.htm
Posted in Uncategorized | Leave a comment

MİLLİ MERKEZ BASIN AÇIKLAMASI; BU MECLİS YENİ ANAYASA YAPAMAZ

Değerli Dostlarımız,
Meclis Başkanı Numan Kurtuluş’un her fırsatta dile getirdiği “yeni sivil anayasa” yapılması talebi, 23 Nisan günü Meclis’te verilen resepsiyon vesilesiyle yapılan kısa görüşme sırasında Cumhurbaşkanı tarafından CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e de iletilmiştir. Önümüzdeki günlerde Cumhurbaşkanı ve CHP Genel Başkanı arasında yapılacak olan ikili görüşme öncesinde, Milli Merkez Yönetim ve Yürütme Kurulları tarafından hazırlanan 9 Ocak 2024 tarihli “Bu Meclis Yeni Anayasa Yapamaz” başlıklı Milli Merkez’in görüşlerini içeren Basın Açıklaması, Milli Merkez Ankara Temsilcimiz, Devlet E. Bakanı Sayın Ufuk Söylemez tarafından CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel’e iletilmiştir.
Bilgilerinize sunarım.
Saygılarımla,
Haluk Dural / Milli Merkez Genel Sekreteri

MİLLİ MERKEZ BASIN AÇIKLAMASI

BU MECLİS YENİ ANAYASA YAPAMAZ

9 Ocak 2024
Geçtiğimiz 14 Mayıs 2023 günü yapılan Milletvekili Genel Seçimlerinde Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili seçilen tutuklu Can Atalay’ın tutukluluk halinin kaldırılması için Anayasa Mahkemesinin verdiği “hak ihlâli” kararına uymayan 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin dosyayı Yargıtay’a göndermesi ve Yargıtay’ın hak ihlâli kararı veren AYM hakimleri hakkında suç duyurusunda bulunması üzerine ortaya çıkan yargıdaki kargaşayı fırsat bilen AKP iktidarı yıllardır sürdürdüğü “yeni sivil anayasa” yapılması gerektiği talebini kamuoyunda tekrar tartışmaya açmıştır.
Geçmişte benzer durumlarda AYM kararları uygulanarak, tutuklu iken serbest bırakılarak Meclis’te yemin edip milletvekilliği yapmış örnekler ortadayken, Anayasanın 153. Maddesinin “Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir.” ve “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” hükümlerine, ayrıca Anayasanın 158. maddesinin “Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesinin kararı esas alınır.” kesin hükmüne rağmen yargıda yaratılan kargaşa halen devam ettirilmesi, kamuoyunun “yeni sivil anayasa” fikrine alıştırılması amaçlıdır.
Yürürlükteki Anayasaya göre yapılan meşru seçimlerle seçilen milletvekillerinin oluşturduğu TBMM “yeni anayasa” yapamaz !
Çünkü:
Milletvekilleri göreve başlarken Anayasanın 81. maddesine göre ettikleri yemini “Anayasaya sadakattan ayrılmayacağıma; büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine andiçerim.” diyerek bitirirler. Yeni anayasa yapmak, ettikleri yemini çiğnemek, kendi meşru milletvekilliklerini ortadan kaldırmak olup, Türk Ceza Yasasının 309. maddesinde tanımlanan “Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs edenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılırlar.” hükmüne göre suç teşkil eder.
Anayasanın 87. maddesinde tanımlanan Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri arasında “anayasa yapmak” yoktur.
Ayrıca, Anayasanın 6ıncı maddesinde ifade edildiği gibi;
Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.
Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.
Bu nedenle, yürürlükteki anayasaya göre seçilmiş bir organ olan Meclis, kaynağını Anayasadan almadığı için bir Devlet yetkisi kullanarak “yeni sivil anayasa” yapamaz.
Yirmibir yıldır iktidarda olan AKP ve ona destek olan Cumhur İttifakı partileri neden “yeni sivil anayasa” yapmak ısrarını sürdürmektedirler?
Anayasada yapılmak istenenler hakkında basına yansıtılan görüşlerin bir kısmı;
– Başlangıç bölümünden Türk Milleti ibaresinin çıkartılması,
– 2nci maddeden “Atatürk milliyetçiliğine bağlı” ibaresi ve Anayasanın tümünden Atatürk isminin çıkartılması,
– 24üncü madde son fıkrasındaki dinî duyguları sömürmenin suç olmaktan çıkartılması için son fıkrası Anayasadan çıkartılacaktır.
– 41inci maddedeki ailenin korunması ile ilgili değişiklik yapılması,
– 42inci maddedeki “Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez.” hükmünün kaldırılması,
– 66ncı maddedeki Türk vatandaşlığı tanımını değiştirilmesi,
– Anayasa Mahkemesinin yetkilerinin kısıtlanması,
– 174üncü maddedeki “İnkılâp kanunlarının korunması” maddesinin kaldırılması,
şeklinde olmakla beraber ki hepsinde doğruluk payı vardır, bütün bu taleplerin dışında konuşulmayan, hattâ muhalefet partileri tarafından bile hiç gündeme getirilmeyen iki temel sebep vardır:
1- Ortada dolaşan, Cumhurbaşkanı seçiminde 50+1’den vazgeçilerek, cumhurbaşkanı yine referandumla ama 40+1 ile veya Mecliste çoğunlukla seçilmelidir görüşü, “yapılacak ilk genel ve cumhurbaşkanlığı seçimine kadar AKP’nin oylarının düşeceği gerçeği karşısında R. Tayyip Erdoğan’ın tekrar cumhurbaşkanı olmasının yolunu açmayı amaçlanmaktadır” şeklinde yorumlanmaktadır.
Saklanan gerçek ise şimdiki sistemle seçilecek bir başka kişinin, mevcut yetkilerini kullanarak, tek adam rejiminde bilerek zayıflatılıp, tahrip edilmiş olan; adalet mekanizması, Türk Ordusunun yapısı, dışişleri, maliye ve milli eğitim gibi temel devlet kurumlarının yeniden milli çıkarlar doğrultusunda yapılandırılarak, dış ve iç tehditlere karşı devletin direncinin artması ihtimalinin önlenmesidir.
2- Mesut Yılmaz’ın Dışişleri Bakanı olduğu 2nci Özal Hükümeti döneminde Türkiye, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nı 1988 yılında imzalamış, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı, Özal’ın Cumhurbaşkanı olduğu 1991 yılında 3723 sayılı ve 12.04.1991 tarihli yasa ile TBMM tarafından onaylanmıştır. Milleti tamamen ayrıştırmaya yönelik bu yerelleşmeyi güçlendirip, millî devletin merkezî yapısını çözmeyi amaçlayan benzer hükümler içeren bu Sözleşme, anayasal dayanağı olmadığı için bugüne kadar yürürlüğe girmemiştir. Devletimizi kuran CHP ise maalesef, üniter yapımızı parçalayacak olan bu Sözleşmenin tamamını onaylayacağını ilan etmiştir.
BM İkiz Yasaları da denen Siyasi ve Medeni Haklar Uluslararası Sözleşmesi ile Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi Anayasanın 90’ıncı maddesi uyarınca 4.06.2003 tarihinde 4867 ve 4868 sayılı kanunlarla kabul edilip, yürürlüğe girmiştir. Bu iki Sözleşmenin birinci maddeleri aynıdır ve “halklara kendi kaderini tayin hakkı” tanımaktadır.
Bu üç Sözleşme yürürlüğe girdiklerinden beri uygulamaya sokulamamaktadır. Çünkü Anayasamızın 3üncü maddesinin birinci fıkrası “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.” hükmüne göre;
– Türkiye’de halklar yoktur Millet vardır, bu nedenle halklara kendi kaderlerini tayin hakkı söz konusu değildir.
– Türkiye Devletinin ülkesi bölünemez bir bütündür, özerk bölgelere ayrılamaz.
– Türkiye Devleti tekil (üniter) bir devlettir, federasyonlara bölünemez.
Anayasamızın değiştirilemez olan ilk üç maddesi, 4üncü maddesi tarafından korunmaktadır:
MADDE 4- Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.
Ancak dikkat edilirse, 4üncü madde kendisini korumamaktadır. Bu nedenle, yapılacak bir anayasa değişikliği ile 4üncü madde iptal edilirse, korumasız kalacak ilk üç maddede istenen değişiklikler yapılabilecektir:
– Anayasanın 2inci maddesinden lâiklik çıkartılacak, din devletine dönüşün yolu açılacaktır.
– Anayasanın 3üncü maddesinin birinci fıkrası muhtemelen “Türkiye Devleti Türk ve Kürt halkları tarafından kurulmuş, resmî dilleri Türkçe ve Kürtçe olan federal bir devlettir.” şeklinde tanımlanarak, uygulamaya sokulacak Avrupa Yerel Yönetim Özerklik Şartı Sözleşmesi uyarınca Doğu ve Güneydoğu illerini kapsayacak şekilde ilan edilecek özerk bölgeyi müteakiben, Kürt halkını temsil ettiğini iddia edecek bir siyasi parti tarafından Birleşmiş Milletler’e Türkiye’den ayrılma talebiyle “kendi kaderini tayin hakkı” için BM gözetiminde bir referandum yapılması hakkında başvuru yapılabilecektir.
– Böylece, ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde kurmayı düşlediği Hür Kürdistan için Türkiye’den talep ettikleri toprakların kopartılmasının hukuki yolu açılacaktır.
Milli Merkez olarak, Devletimizin Anayasal düzeninde köklü değişiklikler yaparak, devletimizin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü yok edecek “yeni sivil anayasa” girişimine karşı cumhuriyet rejimimizin her koşulda korunmasının takipçisi olarak; muhalefet partileri, emek kuruluşları, demokratik kitle örgütleri ve en geniş halk kitleleri ile buluşma kararında olduğunu birkez daha kamuoyunun bilgilerine saygılarımızla sunarız.

MİLLÎ MERKEZ YÖNETİM / YÜRÜTME KURULU
Posted in Uncategorized | Leave a comment

CUMHURBAŞKANI’NA MEKTUP!

CUMHURBAŞKANI’NA MEKTUP!


Sayın Cumhurbaşkanım!
Karınlarını biz doyuruyoruz, oy vermiyorlar” diyorsunuz da;
Siz kaç yıldır elektrik faturası ödemiyorsunuz?
Doğalgaz mesela, hiç böyle bir fatura gördünüz mü?
Peki, hiç arabanızı benzin istasyonuna çekip,
kendi benzininizi aldınız mı? Hem de kendi paranızla ama…
Mesela siz, çocuğun bu sene yurt masrafı ne olacak diye düşündünüz mü?
Sınava giriş ücretini ödeyemediğiniz için, sınava sokamadığınız evladınız oldu mu?
Doğru söyleyin lütfen, Emine hanım,
pazarda peynirin kilosunun kaç tl olduğunu
bilmeyeli kaç sene oldu?
İlk evinizi nasıl aldınız?
Kaç senedir kira ödemiyorsunuz?
Sıfırdan gelip, kaç mülkünüz oldu?
O milyonluk araçlara sahip olmadan önce,
onları ilk ve ancak rüyada görebiliyor
olmanızın üstünden kaç sene geçti?
Adına kesilmiş tek bir fatura görmeden 30 yılı
aşkın bir zaman yaşamak nasıl bir duygu?
Tatile ya da doğduğun yerlere giderken bütçe planlaması
yapmak zorunda olmadan kaç yıl geçirdiniz?
“Elbette ki en lüks uçak bana ait olmalı” diyecek
ruh haline ve imkânlara sahip olalı kaç sene oldu?
Bunların hiç biri artık sizin sorununuz değil,
neden mi? Çünkü o faturaların hepsini biz ödüyoruz.
Boğazınızdan geçen her bir lokmanın ücretini biz ödüyoruz. Size saraylar yaptırıyoruz. Dünyanın en pahalı makam uçaklarını alıyoruz size. Dünyanın en pahalı arabalarını alıyoruz size ve çocuklarınıza. Çocuklarınızın hepsini yurtdışında, en pahalı okullarda okuttuk mesela, hem de bizimkiler sınava girecek parayı bulamazken. Siz her gün bu milletin çocuklarının geleceğini tehlikeye sokarken, biz sizin çocuklarınızın hepsinin geleceğini garantiye aldık.
Başka devletlere itibarınız olsun diye, eşiniz hanımefendi alışverişini rahat yapsın diye, Belçika gavur ellerinde cadde kapattık. Sizin yedikleriniz içtiklerinizin adını bile bilmediğimiz, telaffuz edemediğimiz halde hepsinin bi tamam paralarını biz ödedik.
Siz son otuz senede hiç fatura görmeyip, herhangi bir ödeme yapmadığınız için hepsini biz ödedik. Ee, bunları birileri ödeyecekti elbet, biz ödedik. Hatta siz alınmayın diye birçok şeyi de “örtülü ödenek” den ödedik.

Biz kim miyiz?

Mesela aramızda yerin 500 m altında asgari ücretle çalışan madenciler de var. Berber, kasap, mobilyacı, mimar, doktor da var. Artık ürün ekemeyen çiftçiler, hayvan yetiştiremeyen köylüler de var, iş adamları da var aramızda.
Meselâ iş çıkışı biraz gezeyim derken tecavüze uğrayan, sonra da size yakın kişiler tarafından “o saatte sokakta ne işi vardı” denilen kadın var ya, o da çok faturanızı ödedi sizin.
Şehit aileleri bile, içtiğiniz o ejderha meyvesi suyunun parasını ödedi. Millet yani yahu, millet. Yani bizler. 30 senedir biz bakıyoruz size. Yemedik yedirdik, giymedik giydirdik. O iş öyle sizin dediğiniz gibi değil, siz bizim karnımızı doyurmadınız, biz sizin karnınızı doyurduk.
Hatta görülüyor ki başka bir insan olmanızı da sağlamışız. Sizin bu söyleminiz dünya siyasi tarihi için yabancı değil, ‘sizi ben yarattım’ deme noktasına gelmenize sanırım az kaldı.
EMRAH AKGÜN
“Ben Kara Fatma”‘yı yazan.
Tiyatro oyuncusu, Yönetmen ve Ressam…
Posted in KISSADAN HİSSELER, Politika ve Gundem | Leave a comment