ATATÜRK’ün ŞANLI ORDUSUNA ELVEDA

ATATÜRK’ün ŞANLI ORDUSUNA ELVEDA

Naci Kaptan – 11 Mart 2022

Türkiye’nin kurtarıcısı ve kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, Afyonkarahisar’da Kolordu Komutanlığında subayları toplamış ve aşağıda bir bölümü yazılı olan tarihi konuşmasını yapar. Atatürk her zaman yaptığı gibi derin öngörüsü ile bir ulusun mahvedilmesi için; ” Orduyu imha etmek için mutlaka subayları mahvetmek, aşağılamak lazımdır” der.
AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından itibaren Başbakan/ Cumhurbaşkanı Erdoğan AB+D ile el ele vererek orduyu mahvetmek için sistematik olarak TSK’nın en değerli komutan ve subaylarını tasfiye etmek için  Ergenekon ve Balyoz operasyonlarını Fetö ile el ele gerçekleştirmiş ve bu operasyon için emperyal güçlerden destek almıştır.
Bunun en güzel örnekleri Erdoğan ve Gül’ün ABD ile anlaşarak Süleymaniye’de askerimizin başına çuval geçirme olayı ve Ergenekon, Balyoz SAHTE davalarıdır. Bu operasyonlar ile ULUS ORDUMUZ içten çürütülmüş, “beni AKP general yaptı, ben AKP’nin paşasıyım” diyen generaller türemiş ve orduda da liyakat diğer kamu kurumlarında olduğu gibi yok edilmiştir.
Dz.Kuvvetleri Komutanın terfi edeceğini söylediği bir amiral, MGK’da kuvvet komutanın bilgisi dışında emekli edilmiştir. Kuvvet komutanlıklarının terfi ve atamalarda gereken bilgileri ve kayıtları tutan Personel daire başkanlıklarının yetkileri traşlanmıştır. Atatürk’ün söylediği gibi BİR ORDU kendi iktidarı tarafından aşamalı olarak yok edilmektedir.
TSK’nın hiyerarşik yapısı bozulmuş, terfi ve atamalar, emeklilik işlemlerinde sicile göre karar veren kuvvet komutanlarının, Gen. Kur. Başkanının yetkileri alınmış, tayin, terfi, emeklilik konularında milletvekilleri, il başkanları güç sahibi olmuştur. Bu durum ordu içinde yozlaşmaya neden olmuştur. Ordunun savaş ve dış tehditlere karşı olan direnci kırılmış ve zayıflamıştır. Kışlanın içine siyasetçi ve siyaset girmiştir.
Gen. Kur. Başkanı, Kara ve Deniz Komutanlıkları, MS. Bakanlığına, Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlıkları İç İşleri Bakanlığına bağlanmış ve komutanlıklar arasındaki hiyerarşik bağ kırılmıştır. Komutanlıklar arasında doğrudan iletişim yok edildiğinden acil ve savaş durumlarında çabuk karar alma mekanizması da yok edilmiştir.
Dünyada tüm orduların ASKERİ HASTAHANELERİ vardır. Bu hastahanelerin donanımı, görevli doktor ve sağlıkçıların eğitimi, bilgisi, tecrübeleri savaş ve çatışma sonucunda olan yaralanmalar, organ kayıpları konusundadır. Özellikle ağır yaralanmalarda zaman çok önemlidir. Güneydoğu’da veya sınır ötesinde yaralanan askerlerimiz özel donanım ve tecrübeli personelli askeri hastahanelere götürülemediği için şehit olmaktadır. Bu noktada Erdoğan’a bir soru sormak gerek; ASKERİ HASTAHANELER NEDEN KAPATILMIŞTIR?
Subay ve astsubayların yetiştiği okullar da kapatılmış ve başında AKP’den bir siyasetçinin bulunduğu askeri akademiler kurulmuştur. Askeri okullara alınacak öğrenciler için kurulan komisyonlarda askerden çok tarikat/cemaat kökenli ve AKP’ye yakın sivil üyeler görevlendirilmiştir. Kemalist, aydın, ve asker kökenli ailelerin çocukları elenmiş ve tarikatlardan, cemaatlerdan referanslı gençler TSK’ya kabul edilmiş ve edilmektedir. Harp Okulları ve Astsubay Yüksek okulları’na giriş yönetmeliğindeki “yasadışı, siyasi, yıkıcı, irticai, bölücü faaliyetlerde bulunmamış olma” şartı bu nedenle kaldırılmıştır.
Ulus Ordu aşamalı olarak cemaat ordusuna evriliyor. Bunun örnekleri yazının devamındadır.
Naci Kaptan

Tarih – 31 Temmuz 1920
Yer – Afyonkarahisar Kolordu Komutanlığı

“Kuvvet ordudur.
Ordu’nun hayat ve saadet kaynağı, bağımsızlığı takdir eden milletin, kuvvetin lüzumuna olan vicdanı imanıdır. İngilizler, milletimizi bağımsızlıktan mahrum etmek için, pek tabii olarak evvela onu Ordu’dan mahrum etmek çarelerine giriştiler. Mütareke şartlarının tatbikatı ile silahlarımızı, cephanelerimizi, bütün müdafaa vasıtalarımızı elimizden almaya çalıştılar. Sonra kumandanlarımıza ve subaylarımıza tecavüz ve taarruza başladılar. Askerlik izzeti nefsini yok etmeye gayret ettiler.
Ordumuzu tamamen lağvederek, milleti, bağımsızlığını muhafaza için muhtaç olduğu dayanak noktasından mahrum etmeye teşebbüs ettiler. Bir taraftan da müdafaasız, Ordusuz bıraktıklarını zannettikleri milletin de, izzetinefsine, her türlü haklarına ve mukaddesatına taarruzla, milleti alçaklığa, boyun eğmeye alıştırmak planını takip ettiler ve ediyorlar. Her halde Ordu, düşmanlarımızın birinci taarruz hedefi oldu.
Orduyu imha etmek için mutlaka subayları mahvetmek, aşağılamak lazımdır. Buna da teşebbüs ettiler. Bundan sonra milleti koyun sürüsü gibi boğazlamakta, engeller ve müşkülat kalmaz. Bu hakikat karşısında ve içinde bulunduğumuz vaziyete göre subaylar heyetimize düşen vazifenin mahiyeti, ehemmiyeti ve kıymeti kendiliğinden meydana çıkar.” (1)
Mustafa Kemal Paşa

“Eyalet sistemi getirilmelidir, Kürtlerin ve diğer etnik grupların özerklik talepleri karşılanmalıdır, Cumhurbaşkanlığı’na Eyyübileri simgeleyen bir yıldız daha eklenmelidir” “Resmi ideoloji anayasada olmasın, anayasada laiklik ilkesi olmasın”  Anayasanın ilk dört maddesinin değiştirilmesi gerek. “Mehdi gelecek, ortamı buna göre hazırlamalıyız” (2) SADAT Kurucusu Adnan Tanrıverdi

TRUVA ATLARI
Milli Savunma Bakanlığı’nda (MSB) dört bakan yardımcısı görev yapmaktadır. Sözü edilen bakan yardımcılarından ikisi eski AKP milletvekili, biri Başbakanlık Özel Kalem Müdürlüğü, diğeri de Savunma Sanayii Müsteşarlığı görevlerinde bulunmuşlardır.
Cumhuriyet yazarları Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu, bu bakan yardımcılarından birisinin FETÖ ile “iltisaklı” (ilişkili) olduğuna, Türkçe olimpiyatlarında FETÖ’yü övdüğüne, bir diğerine yönelik WikiLeaks belgelerinde ABD Büyükelçiliği ile yakın ilişkileri olduğunun ileri sürüldüğüne ilişkin yazılar yazdılar. (10 Şubat 2022, Cumhuriyet)
Konu ile ilgili olarak eski Hava Kuvvetleri Başsavcısı Hâkim Albay Ahmet Zeki Üçok da açıklama yaptı. (8 Şubat 2022, Cumhuriyet) Eski Savunma Sanayii Müsteşarı ve halen Milli Savunma Bakanlığı Bakan Yardımcısı Muhsin Dere’nin “ByLock kullanıcısı olduğu, kız kardeşleri ve eşlerinin KHK ile görevlerinden çıkarıldıkları ve kimi yakınlarının da FETÖ iltisaklı (ilişkili)” olduğunu açıkladı.
Hâkim Albay Ahmet Zeki Üçok ayrıca, bakan yardımcısı Yunus Emre Karaosmanoğlu ile ilgili olarak WikiLeaks belgelerinde ABD Büyükelçiliği siyasi danışmanının;
“Lütfen onu çok sıkı koruyun” diye bir not düştüğünü ve Yunus Emre Karaosmanoğlu’nun o dönemde Başbakanlık Özel Kalemi’nde çalıştığını ve kendisinin WikiLeaks belgelerine göre “ABD’nin güvenilir irtibat elemanı” olduğunun anlaşıldığını belirtti. (3)

“İRTİCAİ FAALİYET” YÖNETMELİKTEN ÇIKARILMIŞTI
Harp Okulları ve Astsubay Yüksekokulları’na giriş yönetmeliğindeki “yasadışı, siyasi, yıkıcı, irticai, bölücü faaliyetlerde bulunmamış olma” şartı kaldırılmıştı. Resmi gazete yayımlanan yeni yönetmeliğe göre askeri okullara giren öğrencilerinde aran şartlar arasına “Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, iltisakı ya da bunlarla irtibatı olmamak” eklenmişti.
Daha önceki yönetmelikte ise bu şart şöyleydi: “Kendisinin, annesinin, babasının, kardeşlerinin ve velisinin, tutum ve davranışları ile yasadışı, siyasi, yıkıcı, irticai, bölücü ideolojik görüşleri benimsememiş, bu gibi faaliyetlerde bulunmamış veya bu gibi faaliyetlere karışmamış olması.”
2008’de Askeri Okullarda başlayan “Mobing” olaylarını yazıp, bıkıp usanmadan askeri okullarda cemaatin hakimiyet kurduğunu, Kuleli ve Maltepe Askeri Liselerini derece ile bitiren öğrencilerin ders notlarını düşürüp, sınıfta bıraktıklarını yazdım. Güldüler. CHP Milletvekillerinin gayretleri ile TBMM’de araştırma komisyonu kuruldu.
Harp Okullarının idarecileri “Bu çocuklar sivil üniversitelere özeniyor. Ailelerine söyleyemedikleri için kendilerini attırıyorlar” savunmasını yapıp facianın üzerini hükümetin desteği ile örttüler. O yıllarda Harp Okullarında Bölük, Tabur Komutanlığı ve yöneticilik yapan subaylar 15 Temmuz’un kurmay heyetini oluşturdu. Yıllar sonra mobinge uğrayan öğrencilerin haklılığı tescil edildi. Tazminat hakları doğdu.
15 temmuz’dan sonra sadece binlerce yıllık TSK yapılanması değişmedi. Devletin çivisi çıktı. Milli Savunma Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğüne getirilen isimleri yazdık. Oluşturulan “Personel Alım Merkezi”nde, daha önce irticadan atılmış eski askerlerin yerleştirildiğini ve bunların ünlü(!) SADAT ile ilişkilerini belirttik.
Mülakat Komisyonundaki görev yapan subayların sayı olarak az olduğu için, ortak karar ile ellerindeki listeye göre alım yapıldığını vurguladık. Bariz örnekler verdik. Özellikle asker çocuklarının kesinlikle alınmadığını, imam çocuklarına öncelik tanındığına dair yaşanmış olayları tanıkları ile yazdık. Mülakat sınavında psikologların sorularına “Süleymancıların yurdunda kaldım” diyenler oy birliği ile kabul edildi. TBMM’de Harp Okulu Camiinde “Cuma namazını bizim imamımız kıldıracak” kavgalarının yaşandığına vurgu yapıldı.
Harp Okullarında “Adıyamanlı olmanın ayrıcalıkları”na dikkat çektik. Eğitim sürelerinin yarı yarıya düşürülmesine rağmen öğrencilerin namaz vakitlerine göre ders sürelerinin ayarlanma taleplerini ifade ettik. Kulaklarının üzerine yattılar. MSB, Genelkurmay ve Kuvvet Komutanlıkları Karargahlarında tokyo ile abdest alma gösterilerinin prim yaptığını, namaz vakti yüzünden karşılama-uğurlama görevini yerine getirmeyen personelden bahsettik.
Tekkede Amiral fotoğrafları çıktı ortaya. Üstelik bir defa değil. Yazlık ve kışlık üniforma üzerine cübbe giyen Amiral ile ilgili çıt yok. Turşu kurar gibi 3-5 ayda Teğmen yapılan subayları gündeme getirdik. Sarık ile cübbe ile fotoğraflarını paylaşan Teğmenlerin sırtları sıvazlandı.
SARIKLI AMİRAL
Deniz İkmal Komutanı Tuğamiral Mehmet Sarı’nın makam arabasıyla bir tarikat evine gittiği ve bu evde üniformasının üzerine cüppe ve sarık giydiğini gösteren fotoğraflar, 25 Mart’ta Veryansın TV internet sitesinde yayımlanmış, Milli Savunma Bakanlığı’nda 26 Mart’ta düzenlenen basın toplantısında Sarı’nın basına yansıyan fotoğraflarının “her yönüyle incelendiği” duyurulmuştu.
CÜBBELİ TEĞMEN
Sosyal medya hesabından “Cübbeli Ahmet Hoca” olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü’nün tarikatına ilişkin paylaşımlar yapan S.T isimli bir kişinin Harp Okulundan mezun olarak teğmen rütbesi aldığı iddia edildi. Sosyal medya hesabı Facebook’ta açıkça tarikat propagandası yapan S.T isimli bir kişinin teğmen olarak göreve başladığı iddia edildi. [4]

ASKERİN ASKERİYEDE ADI YOK
Ne garip, hep aynı hikâyeyi tartışıyoruz. Sadece meseleler değil, vakalar ve kişiler bile aynı. Son olarak Caner Taşpınar’ın haberiyle, Türkiye gündemine yeniden geldi. Taşpınar’ın taraflara teyit ettirdiğine göre, harp okulları mülakatlarına, SADAT bağlantılı isimler katılıyordu. Savunma Bakanlığı da yaptığı açıklamada, “Harp okulları mülakatını üç yıl SADAT yaptı” ifadesine itiraz ederken, mülakatlarda SADAT bağlantılı isimlerin olduğunu teyit etti. Bir mülakatta, asker üye, başvuran 10 türbanlı adaydan 8’ine olumlu oy kullanmış. Ancak 9. isme “yeterli değil” deyince, “Türbanından mı rahatsız oldunuz” denilerek taciz edilmiş. Bir başkasında, asker üyenin olumsuz oy verdiği aday imam hatipli olunca, “İmam hatip karşıtı mısınız” diye sataşmaya uğramış.
MENZİLİN ŞOK DALGASI
JSGA, dediği Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi’nin kısaltmasıydı. Kurum, iki teşkilata da subay ve astsubay yetiştiriyordu. İşte gazi üsteğmen Kaleli, Menzilcilerin buraya öğrenci sokarak Jandarma’ya sızdığını ileri sürerek şu soruları soruyordu;
1- JSGA mülakatlarında torpil yapıldığı iddiası doğru mu? Mülakat başkanı, aday daha içeri girmeden önce kaç puan verileceğini söylüyor ve tüm üyeleri buna uymaya zorluyor mu?
2- Menzilci öğrenciler 2018 yılının aralık ayında kendilerinden olmayan birinin telefonuna porno yükledi mi? Böylece sol görüşlü bir aileye sahip o öğrencinin okuldan ayrılması sağlandı mı?
3- Menzilci olmayan öğrencileri yıldırmak için tıpkı FETÖ’nün yaptığı gibi akademide şok mangaları kuruldu mu? Bu şok mangalarından birinin adı Akıncılar mı?
4- JSGA’daki caminin imamı camiye gitmeyen öğrencilerin listesini okul komutanına hiç verdi mi? O listedeki öğrencilerin disiplin puanları düşürüldü mü?
5- Akademideki o imam, camide Menzil tarikatına dair sohbetler yapıyor mu? Bu sohbetler şikâyet edilince bir müfettiş albay idari soruşturma yürüttü mü? O idari soruşturma, şikâyet edenlerin başına bela oldu mu? (5)

JANDARMA MENZİL’E
Jandarma Yüzbaşı C.H 12 Kasım günü emrindeki askerlere, Osmanlı dönemine ilişkin tarihsel bir konuşma yapar. Atatürk’ün “NUTUK” adlı eserine vurgu yaparak son Osmanlı Padişahı Vahdettin’in “Hain” olduğunu söyler!
Vahdettin, “Can güvenliğim yok” gerekçesiyle İngilizlerde sığınmıştı. İngiliz zırhlı gemisine binerek ülkeden kaçtı. İngilizler, Vahdettin’in yanındaki değerli mücevherleri alıp, onu Malta’da bıraktılar. Vahdettin oradan İtalya San Remo’ya gitti ve orada öldü.
Ülkesinden kaçan Vahdettin’e “Hain” diyen Yüzbaşıya, orada bulunan ve Menzil tarikatı mensubu olarak tanınan Jandarma Astsubay Kıdemli Başçavuş, Komutanına “Padişah’a hain diyen haindir” dedi!
Vahdettin’e Nutuk’ta “Hain” diyen Atatürk olduğuna göre, Menzilci Astsubay Atatürk’e “Hain” demiş oldu. Hem de askerlik mesleğinde en önemli kuralı olan üste itaati çiğneyerek, üst rütbeli komutanının üzerine yürüyerek!
Olay, disipline taşındı. Taraflardan biri önce “On Maaş, Aylıktan Kesme Cezası” sonra da geçici görevle “süresiz olarak” başka bir ile gönderildi! Ötekinin sırtı sıvazlanarak görevine gönderildi!
Kim mi cezalandırıldı? Kim olacak? Elbette ki Türkiye Cumhuriyeti Devletini kuran Atatürk’e sahip çıkan Yüzbaşı! Bu çirkin olay, tarafımızdan takip edilecek ve Jandarmanın bağlı olduğu Süleyman Soylu’nun defterine “ Jandarmayı Menzil tarikatına peşkeş çeken” kişi olarak yazılacaktır. Bilin istedik!
Şimdi size bir soru;
Atatürk’e hakaret eden, Komutanını dövmeye kalkışan bir tarikatçı, yarın özgürlük için, Anayasal haklarınızı kullanabilmek için yürüdüğünüzde sizlerin üzerine ateş açmakta tereddüt eder mi? Üstelik bu sözde eğitimlisi!
Bir de, kaçak kurslarda Taliban militanı gibi yetiştirilen cahil biri elindeki pala ile ne yapar? Yıllardır bu günlerin gelmemesi için uğraşıyoruz. Atatürk’ün kurduğu partinin Genel Başkanı ise, bu canilerin yetişmesinde büyük günahı olan AKP Larvaları ve FETÖ’cu salaklarla kol kola giriyor! (6)

Biliyorum ki özellikle Atatürk ve ordu sevgisi ile yetişmiş, büyümüş kuşaklar ve bireyler için bu haber çok üzücüdür. Özellikle benim gibi yaşı ileri olan değerli yurttaşlar Ulus ordumuzu, komutanlarını gönülden sever ve derin saygı duyarlardı. Atatürk tarafından tohumları atılmış köklü Cumhuriyet değerinin bir parçası olan TSK içinde halen ASLINI KORUYAN, ATATÜRK’ün ASKERLERİ olduğunu düşünüyorum.
Güçlü ve caydırıcı bir orduya sahip olmak gereği, içinde yaşadığımız  coğrafyada çok gereklidir. Şayet güçlü bir ordunuz yok ise, Ege Denizinde mülkiyeti Türkiye’ye ait olan ada ve adacıklarınız işgal edilir ve SES BİLE ÇIKARTAMAZSINIZ!!!
Yaklaşan seçimde, iktidar el değiştirdiğinde son 20 senenin hesabı mahkemelerde sorulurken, tüm kamu kurumlarında yapılacak olan demokratik, anayasal düzenlemelerde  TSK da acilen yeniden yapılandırılmalı ve kuruluş ayarlarına döndürülmelidir.
Naci Kaptan 11 Mart 2022

KAYNAKLAR
(1) Mustafa Kemal Atatürk, 31 Temmuz 1920 – Afyonkarahisar konuşması
(2) SADAT Kurucusu Adnan Tanrıverdi. konuşmalarından
(3) Barış Terkoğlu – 14 Ekim 2021 – https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/olaylarin-ardindaki-gercek/msb-feto-ve-cumhuriyet-1907677
(4) Yavuz Selim Demirağ – http://nacikaptan.com/?p=98173
(5) http://nacikaptan.com/?p=92996 Barış Pehlivan – 09 Eylül 2021 Perşembe
(6) Rıfat Serdaroğlu – 11 Mart 2022 – JANDARMA MENZİL’E
This entry was posted in ABD - AB - EMPERYALIZM, BOP, Fetullah Gülen, İHANET VE YABANCI YANDAŞLAR, İrtica, ŞERİAT - İRTİCA - KARANLIĞIN AYAK SESLERİ, SİYASAL İSLAM, TARİKAT VE CEMAATLAR, TSK, YOBAZLIK - GERİCİLİK. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *