TARİHE, CUMHURİYETE, AYDINLANMAYA NOT DÜŞENLER * ATATÜRK VE ANILAR * 10 Kasım 1938 saat 09.05 * VENİZELOS ATATÜRK’Ü NEDEN NOBEL’E ADAY GÖSTERDİ

İstanbul Üniversitesi 10 Kasım 1938 saat 09.05


10 Kasım 1938’de,  sabah vakti yürekleri burkan Türkiye’nin her tarafını yasa boğan haber, O kara haber İstanbul Üniversitesinde de yaşamı durduruyor. Kimse ne yapacağını bilmiyor. Acı ve keder dört  bir yanı sarmış. Tüm ülke derin bir yas içinde ağlıyor.

İşte O günün sabahı Atatürk sayesinde Alman faşizminden kaçarak Türkiye’ye sığınan hocalardan Profesör Philips Schwartz ders vermek üzere amfiye girer. Sınıfta derin bir sessizlik vardır. Öğrencilerden bir kısmı ağlamaktadır. Schwartz şaşırır ve ne olduğunu sorar.

Bir öğrenci ağlayarak, zayıf bir sesle “Kurtarıcımız, halâskâr, komutanımız, yol göstericimiz, Cumhurbaşkanımızı kaybettik” Schwartz duraksar, kendisinin de Türkiye’de olmasının nedeni olan Atatürk’ün vefatına çok üzülür, ne yapacağını da bilemez.

Üniversite rektörünün Odasına giderek şöyle der;
“Efendim, büyük Atatürk’ün vefatı nedeniyle derse girip girmemekle kararsızım. Ne yapayım?”

Rektör cevap verir:
“ Ülkenizde böyle büyük bir Adam öldüğü zaman ne yapıyorsanız Onu yapın, öyle davranın.”

Alman profesör Kollarını iki yana sarkıtarak başını eğer ve üzgün bir sesle şöyle der;
“Sayın Rektör, günümüze kadar bizde bu kadar büyük bir adam ölmedi ki…”


VENİZELOS ATATÜRK’Ü NEDEN NOBEL’E ADAY GÖSTERDİ


1934 yılında Yunanistan’ın lideri Venizelos, Atatürk’ü Nobel ödülüne
Aday göstererek Nobel Ödül Komitesine bir öneri mektubu göndermiştir.

Venizelos, dünya basınını şaşırtan hamlesini ise 1934 yılında yaptı.

“Türkiye Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal 600 yıllık Osmanlı’nın Kalıntıları arasından Modern bir Cumhuriyet Yaratan büyük liderdir. Kendisine Nobel Ödülü Verilmesini talep ediyorum.”

Mustafa Kemal Atatürk’ü Nobel Barış Ödülü’ne aday gösteren Venizelos, bir yandan mağlubiyet sancıları çeken, savaşın yaralarını sarmaya çalışan, üst üste yapılan darbelerin bedeline katlanan ülkesi için yeni bir sayfa açmak istiyor; diğer yandan Türk-Yunan barışının kalıcı olması gerektiğine inanıyordu.

Venizelos, samimiyetine güvendiği Mustafa Kemal Atatürk’ü Nobel Barış Ödülü’ne layık gördüğünü, Nobel Komitesi’ne dönemin resmi dili olan Fransızca yazdığı bir mektupla bildirdi.

Venizelos üç sayfalık mektubun ilk bölümünde Mustafa Kemal’in Kurtuluş Savaşı’nda verdiği mücadeleden sonra yeni bir ulus devlet olarak doğan Türkiye’de yaptığı reformları, Yunan halkının Türkiye’deki bu başarıları takdirle karşıladığını sıralıyordu.

Mektubun son bölümünde ise şu satırlara yer verilmişti:

“Küçük Asya Felaketi ertesinde saygın bir ulus devlet olarak yeniden doğan ve anlaşabileceğimize kani olduğumuz Türkiye, uzattığımız dostluk elini büyük bir samimiyetle sıkarak kabul etmiştir.

“Bu yaklaşımımız, halkların düne kadar olan çok ciddi anlaşmazlıklarını gidermelerine örnek olacak. Halklarımız, yalnız olumlu sonuçlar getiren samimi bir barışın nimetlerinden faydalanacak. Yaklaşımımız, gerek ülkelerimizin gerekse de Yakın Doğu’nun (Orta Doğu ima ediliyor) barış düzenine hizmet edecektir.

“Bu barışın sağlanmasında en değerli katkıyı gösteren kişi, Türkiye Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa’dan başkası değildir.

“Bu nedenle, 1930’dan bu yana Yunanistan hükümeti başkanı olarak Yakın Doğu’ya yeni bir dönem getiren ve barışı sağlayan Türk-Yunan paktının imzalanmasından sonra, siz Nobel Barış Ödülü saygın üyelerine, Mustafa Kemal Paşa’yı bu kıymetli ödüle layık görmekten şeref duyduğumu belirtir; adaylığını kabul etmenizi arz ederim.

“En derin saygılarımla.”

Yıllarca cephelerde karşı karşıya gelmiş, savaşmış İki ulus, iki lider. Savaşlarda Mustafa Kemal Paşanın mağlup ettiği bir komutan, O büyük komutana düşmanının dahi duyduğu derin saygı, gerçekler ve tarihe yansıyanlar.


BİLGİ NOTU;  Prof. Philip Schwartz kimdir;

30 Ocak 1933’te Almanya’da iktidara gelen Nazi Partisi ırk ve ideolojik sebeplerden üniversite öğretim üyelerini emekliye sevk etmeye, ihtar ve tehditle görevlerinden uzaklaştırmaya, hatta tutuklamaya başlamıştır. Bu durumla karşılaşan pek çok Yahudi öğretim üyesi Nazi Almanya’sını terk etmek zorunda kalmıştır. Prof. Philip Schwartz da 1933 yılında Yahudi asıllı olduğu için uğradığı baskılardan kaçarak İsviçre’nin Zürih’ şehrine iltica etmiştir.

Türkiye’de Üniversite Reformu çalışmalarına rastlayan bu dönemde Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı ıslahat müşaviri olan Albert Malche’nin 1933’teki daveti ile Rudolf Nissen ile bu teklif üzerine çalışmışlar ve neticede kendisi başta olmak üzere 100’ün üzerinde bilim insanı Türkiye’ye gelerek uzun yıllar Türk üniversitelerinde çalışma imkânı bulmuşlardır.

1933 yılında İsviçre’den Türkiye’ye gelerek İstanbul Üniversitesi’nde çalışmaya başlayan profösör Philip Schwartz, Patoloji bölüm başkanlığı görevini de üstlenmiş ve Patolojik Anatomi Enstitüsü’nü kurmuştur. 1948’de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı da olmuştur. 1952’de ABD’ye gidene dek bu görevini sürdürmüştür. 1953’te ise Pensilvanya’daki Warren State Hospital’daki araştırma bölümünün başında çalışmaya başlamıştır. 1957’de Johann Wolfgang Goethe Üniversitesi, profesörlük haklarını iade etmiştir ancak Schwartz’ın talebine rağmen üniversitede tekrar çalışmaya başlamasını yaşını gerekçe göstererek reddetmiştir. 1 Aralık 1977’de ölmüştür ve Zürih’teki Fluntern Mezarlığı’na defnedilmiştir.


Naci Kaptan – 10 Kasım 2021

This entry was posted in ATATURK, TARİHE - AYDINLANMAYA - CUMHURİYETE NOT DÜŞENLER. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *