KARŞI DEVRİM * HOLDİNGLEŞEN TARİKATLAR, CEMAATLER 1

KARŞI DEVRİM * HOLDİNGLEŞEN TARİKATLAR, CEMAATLER – 1

Naci Kaptan – 15 Temmuz 2023

Değerli okur,

Günümüzde tarikatlar ve cemaatler TARİK’ten, Allah’ın yolundan ayrılarak siyasette ve ticarette güç sahibi olmaya ve devlet yönetiminde güç kazanmaya, kadro almaya başlamışlardır. Bu oluşumlar din yolundan saparak ve fakat güçlerini korumak ve arttırmak için dindar gözükerek büyük ticari holdinglere dönüştüler. Tıpkı Fetö gibi! Şimdi de devlet yönetimine ortak olmak olma çabası içindeler. Türkiye hızla bir din devleti olmaya gitmektedir.

Birkaç gün önce ölen Menzil tarikatının şeyhinin cenazesi için başta cumhurbaşkanı olmak üzere tüm sağcı siyasi partiler taziye mesajları yayınlamış, işin ilginci THY cenaze için Adıyaman’a sürekli olarak tarifesiz uçak kaldırmıştır.
Az kaldı İran, Afganistan olmaya… Türkiye hızla şeriat yaşamına gidiyor. Kadını ve haklarını toplumdan, sosyal yaşamdan dışlayan, kadınlara pozitif koruma sağlayan yasaları kaldıran/kaldırmaya çalışan, şeriat isteyen siyasetçiler TBMM’de devleti yönetime geldiler.  Tıpkı Taliban, Hizbullah gibi kız çocuklarının, kadının eğitim almasını istemiyorlar. kadınların çalışma hayatında olmasını istemiyorlar. Nafaka haklarını kaldırmak istiyorlar. Kadının evde kalmasını ve erkeğin kölesi olmasını istiyorlar.
Ağaca bakarken ormanı gözden kaçırıyoruz. Cambazı gösteren işaret parmağına bakarken avuca dönük 4 parmağın gösterdiği yeri gözden kaçırıyoruz. Türkiye’de aydınlanma devrimlerinin karşıtları, tarikatlar ve cemaatler devletin içinde güç sahibi oldular.
AKP iktidarı, Erdoğan devletin tüm güçlerini devrim karşıtlarının, irtica ve şeriat isteyenlerin hizmetine verdi. Çıkarılan yönergelerle, torba yasalarla MEB tarikatlarla protokollar imzalayarak eğitimi de imamlara, hocalara, melelere devrediyor. Sarıklı, cübbeli din adamları İlköğretim okullarında derslere giriyor. Küçücük çocuklar tesettürleniyor. Camilere namaza götürülüyor. Diyanet 4 yaşındaki çocuklara din eğitimi veriyor.
Toplumun sorgulamayan, düşünmeyen, biat eden inanç kültürüne evrilmesi için din ve inanç kullanılıyor. İktidar birey yerine kul yetiştirmeye çalışıyor. Bu amaçla DİB öncü rol alarak günlük yaşama dini ve inancı öne alan, çağdaş bilim dünyasından, aydınlanmadan ve çağdaş kültürden kopuk kuşaklar yetiştirmek için özellikle ilköğretimi ve ana okulu yaşlarında olan çocukları hedef alıyor.
Toplum arap zihniyeti ile uyuşturularak şeriata taşınıyor. 1400 yıl öncesinin değişmez kuralları günlük yaşam şekline dönüştürülmeye çalışılıyor. En değerli okullar kapatılarak imam hatip okullarına dönüştürülüyor. En kıymetli, bilgili, aydın eğitimciler, öğretmenler tasfiye ediliyor.
Hangi Devlet ve toplum vardır ki; Kuran okuyarak, incil okuyarak, Zebur okuyarak bilimde gelişsin, icatlar, keşifler yapsın? İşte bu nedenle İslam ülkeleri çağdaş dünyadan kopmuştur. Dünyaya ve insanlığa yaşam adına, bilim adına, çağdaşlık adına hiç bir icat ve keşif sunamıyor. Daha da ötesi gelişmiş ülkelerin marabası oluyor, kolonisi oluyor. Hizmetkârı oluyor. Emperyal kurgularla, cehaletin verdiği aymazlıkla kendi aralarında savaş yaparak kendisi gibi olan diğer toplumlarla kırışıyor.
Din ve devlet yönetimini ayırabilen, diğer deyişle LAİKLİĞİ içselleştirmiş devletler aydınlanmaya, bilime, çağdaşlığa bu nedenle hızla yol alıyor.
Milli Eğitim Bakanlığına atanan kişi ise, kız çocukları için ayrı okul açılmasını dillendiriyor. Şeriatı övüyor.
Ana muhalefet partisi, Kılıçdaroğlu suskun!!! Uyanın uyanın…

Devlet Yönetimi için ehliyet ve liyakat yerine sadakatin kriter alınması, nepotizm, kamu servetinin yağmalanması iktidarın zihniyeti için ahlak kavramıyla ilgili  karşı çıkılması gereken kötülükler değildir.  AKP’nin ittifaka dahil etmek için uğraştığı Hüda-Par’ın eğitimle ilgili yegâne meselesi kız ve erkek öğrencilerin aynı sınıfta ders görmeleri. Karma öğretime karşılar yalnızca, eğitim sisteminin başka bir tarafı ilgilerini çekmiyor.
Hizbullah’a yakınlığıyla bilinen Hür Dava Partisi (HÜDA PAR), eğitim öğretim yılının bitmesi nedeniyle yaptığı değerlendirmede, karma eğitim sistemine yasal düzenleme ile son verilmesini, kızlar ve erkekler için ayrı ayrı okullar açılması istedi. Devam ederek;
“Gençlerimizin hem biyolojik, psikolojik ve manevi gelişimlerine hem de başarı oranlarına olumsuz etki eden karma eğitim zorunlu olmaktan çıkarılmalı, yasal düzenlemeyle kızların ve erkeklerin ayrı okullarda okumalarına imkân sağlanmalıdır. Eğitim kurumlarında kısmi anlamda rahatlama meydana getiren başörtüsü ve tesettür serbestisi anayasal teminat altına alınarak sorun kalıcı olarak çözüme kavuşturulmalıdır. Ders kitapları, dini ve ahlaki değerlere aykırı içerikten arındırılmalı, okul müfredatları Müslüman halkın hassasiyet ve beklentileri dikkate alınarak hazırlanmalıdır” ifadelerine yer verildi.
Hüda Par’ın değerlendirmesinde yaz okulları yerine çocukların Kuran kursu ve camilere gönderilmesi istenerek, “Yaz tatilinde çocuklarını cami, Kuran kursu ve kütüphanelere yönlendirerek faydalı bilgiler almaları için çaba sarf edilmelidir” denildi. Hüda Par, anadilde eğitim talebinde de bulunarak, “Eğitimde tek dil dayatmasından vazgeçilerek Kürtçe başta olmak üzere yeteri talep olması halinde herkesin kendi anadiliyle eğitim alabilmesinin önü açılmalıdır.” Hür Dava Partisi’nin Genel İdare Kurulu Üyesi Aynur Sülün, üyesi olduğu partinin ‘yalnız yaşayan kadınların sahiplenilmesi’ ifadelerini savundu.
Seçimlere AK Parti listelerinden girecek olan HÜDA-PAR’ın Genel Merkez Kadın Kolları Yönetim Kurulu üyesi Zehra Çiftçi, kadınların ve erkeklerin iş yaşamında bir arada olmaması gerektiğini savundu.

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in karma eğitimi tartışmaya açan Yusuf Tekin’in “Gerekirse kız okulları açılabilir” açıklamasına ‘tereddütsüz’ destek verdiğini belirtirken karma eğitimi savunanları da din düşmanlığıyla suçladı. Bu yetmedi; Destici sadece kadınların gidebildiği üniversiteler ile her ilde sadece kadınlara hizmet veren şehir hastaneleri açılması gerektiğini de söyledi.

6284 sayılı ‘Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un değiştirilmesi tartışmasıyla gündemde olan ve Cumhur İttifakı’na katılan Yeniden Refah Partisi lideri Fatih Erbakan, Konya’da skandal açıklamalarda bulundu. Fatih Erbakan: ‘Eğitim sistemi, ahiret öncelikli nesiller yetiştirecek’ Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanı Fatih Erbakan, milli eğitim müfredatının değiştirileceğini söyleyerek ”Eğitim sistemi, ahiret öncelikli nesiller yetiştirecek. Allah korkusu olan nesiller, yetiştirecek. Nefsi esaret yerine, nefis terbiyesini esas alan, materyalist değil, maneviyatçı nesiller yetiştirecek.  Süresiz nafaka kalksın ve Ahlak ve maneviyat öncelikli eğitim sistemi inşa edilsin” ifadelerini kullandı.
Erbakan’ın 6284 nolu yasaya yönelik itirazı “Erkeklerin karılarını dövme özgürlüğü” talebinden başka bir anlam taşımıyor. Sürekli nafakaya itiraz ise kadının ne olursa olsun kocasına itaat edip boşanmayı seçenek olarak görmesini engellemek için “şart”. Bu ilkel ve kötülük dolu yaklaşımın “aile kurumunun korunması”, “İslam’ın gereği” veya “ahlak ve maneviyat” diyerek sunulup savunulması ise aile kavramından da İslam’ın temel prensiplerinden de hiçbir şey anlamamış dar ve şekilci bir “halk dini” yorumu.

Eyy Ana muhalefet partisi, Kılıçdaroğlu neredesiniz?
Erdoğan aydınlanma ve devrim karşıtlarını, laik cumhuriyete ve Atatürk’e düşman olan cemaatleri, tarikatları “kamuya yararlı kuruluşlar” statüsüne aldı. Vergiden bağışık kıldı. Diledikleri gibi izinsiz para ve bağış toplayabiliyorlar. Bu yetmedi bunlara sürekli olarak örtülü ödenekten, bakanlık bütçelerinden örtülü para transfer ediliyor.
Tarikatlar “TARİK” ten gelir, sözde Allah’a giden yolda olması gerekenler siyasetin ve ticaretin göbeğindedir. Din ve inanç adına kurulan bu dini kurumlar büyük holdinglere dönüşmüştür. her bir sektörde ticaret yaparlar. kamu ihalelerinin gözdeleridir. Giydikleri sarık ve cübbenin verdiği güçle cahil insanları, müminleri kandırırlar. Cemaat sayısı arttıkça oy potansiyelleri nedeniyle siyaset arenasında daha da güçlenirler.

Merdan Yanardağ İSLAMO FAŞİZM kitabının 165. sayfasında şöyle diyor;
Ayrıca bilinmelidir ki Türkiye’nin ilerici, Cumhuriyetçi, demokratik, yurtsever ve sol güçleri topluma, ulusa güven verecek bir seçeneği geliştiremez ise faşist bir karakter kazanmış tarihsel gericiliğin bir kez daha kazanması kimseyi şaşırtmamalıdır.
Toplumların tarihi böyle trajik deneyimlerle doludur. Çünkü çok boyutlu ve çok katlı kriz dönemeçleri her zaman ilerici ve demokratik çözümler üretmez, daha koyu bir gericilikle de sonuçlanabilir.
Bu nedenle, ilerici ve demokratik güçler bakımından böyle kriz dönemlerinde, siyasal mücadeleyi zamanın maddesine ve ruhuna uygun düşen doğru program ve taleplerle sürdürmek; dahası, titizlik, kararlılık ve cesaretle yürütmek yaşamsal bir önem taşır.
Eğer tarihin çağrısına uygun doğru yanıtlar verilemez ve ilerici/demokratik bir çıkış yaşama geçirilemezse toplum gerici çözümlere razı olabilir.
Burada ‘gereğini yapmak’ deyimiyle ifade edilen şey şudur: Kötülüğü örgütleyip toplumsallaştırarak iktidara taşıyanlara karşı gerektiğinde kavga etmeyi göze almak demektir. İslamo-faşizmi sokakta da durdurma cesaretine, siyasal kararlılığına ve önderlik bilincine sahip olmaktır.
Nedeni açıktır: Bir rejimin temelini tartışılamaz, eleştirilemez, sorgulanamaz ve itiraz edilemez ‘kutsal inançlar’ ve ilkeler oluşturmaya başlamışsa orada demokrasi ve özgürlüklerden söz edilemez. İşte, İslamo-faşist hareketler ve iktidarlar da itiraz edilemez, sorgulanamaz ve tartışılamaz, diğer bir ifadeyle kendinden menkul ‘kutsal’ değerlere dayalı rejimler oluşturur.
Siyasal İslamcılık ve faşist ideolojinin, yani dincilik ile aşırı milliyetçilik ve şiddet kültürünün bir sentezi olarak tanımlanabilecek İslamo-faşist hareket, kutsallara dayalı bir siyaset kültürüne dayanır. Böylece, halkın geniş kesimlerinin genel kabullerine dayalı kutsal değerlerin istismarı üzerinden her türden siyasal itirazı bastırır.”

Naci Kaptan – BÖLÜM 1
This entry was posted in DİN-İNANÇ, İrtica, ŞERİAT - İRTİCA - KARANLIĞIN AYAK SESLERİ, SİYASAL İSLAM, YOBAZLIK - GERİCİLİK. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *