SAYIN ÖCALAN! * Bir eski MHP’li sonradan AKP’li olan Türköne mi ne vardı; seni ‘paşa’ yapsınlar istiyordu. Kuşkusuz seni ‘bebek katili’ olarak görüp ipte sallandırmak isteyenler ise hâlâ çoğunlukta.

SAYIN ÖCALAN

Habib Hamza Erdem – 29.06.2023

‘Apo’, yine Türkiye’yi karıştırmayı başardın diyerek başlayayım.
Sana ‘Sayın Öcalan’ demekten başlayıp, ‘zeki’ olduğun, hapishanede çok okuyup profesör, pardon filozof olduğunu söyleyenler bile var.
Bir eski MHP’li sonradan AKP’li olan Türköne mi ne vardı; seni ‘paşa’ yapsınlar istiyordu. Kuşkusuz seni ‘bebek katili’ olarak görüp ipte sallandırmak isteyenler ise hâlâ çoğunlukta.
Ben ise, seni tanıdığım kadarıyla söyleyecek olursam, nasıl ‘Sayın Erdoğan’ demek içimden gelmiyorsa, sana da ‘Sayın Öcalan’ demeyi istemem.
Ancak şimdiler de o seni sahada yenmiş gibi görünüyor. Ama yine de, sanki sana ‘muhtaçmış’ izlemini de vermiyor değil. Kardeşini TRT’lere falan çıkarıyor, senden ‘mektup’lar falan istiyor ve 24 Yerel Seçimlerine doğru daha kimbilir neler isteyecek.
Artık aranızda halledin, ben ne diyeyim.
Ben bu yazıda, seni bahane edip öncelikle ‘Basın’ı ve ardından ‘Muhalefet’i nasıl dizayn etmek istediği üzerinde duracağım.
Seçkin bir akademisyen ve iyi bir gazeteci olan Merdan Yanardağ sana ‘Sayın’ dedi diye içeri attırıldı.
Sakın İstanbul savcısı istedi ve ilgili yargıç içeri attı demeyesin. Her ikisinin de ne hukukla, ne yasayla ve ne de insanlıkla ilgileri var. Onlar ‘emir kulu’ ve her zaman olduğu gibi ‘yasaya rağmen’ karar veriyorlar. Bunu biliyoruz ve şimdilik elimizden bir şey gelmiyor. Ancak Merdan Yanardağ’ın tutuklanması çok önemli bir işlev gördü diyebilirim.
‘Turnusol kâğıdı’ da denilebilir ’Mihenk taşı’ da…
Sözü uzatmadan, Merdan Yanardağ’a haksızlık yapıldığını ve onun yanında olduğunu söyleyen tüm ‘gazeteci’ ve ‘siyasi’ler yani ahlâklı ve aynı anlama gelmek üzere ‘namuslu’ gazeteci ve siyasiler; ona yapılanları ‘amalı/fakatlı’ olarak destekleyen ‘yarı-namuslu’lar; oh olsun zaten biz biliyorduk diyen alçak ve namussuzlar gibi üç ayrı kategoriden sözedilebilir diyeceğim.
Kim ne kadar zıplayacaksa zıplayabilir; ama başta benim ‘Alçak Mehmet Ali’ dediğim fırıldak eski asker ve siyasetçi olmak üzere, Muharrem İnce ve kimi İYİ Parti’li kifayetsiz muhteris siyasetçiler bu turnusol kâğıdında renklerini belli etmişlerdir.
‘Sayın’ AKP’li veya payandası olan gazeteci, akademisyen ve siyasileri ise saymama gerek yok. Çok açık yazıyorum; ben bunları ‘hasım’ olarak görürüm ve hasımla nasıl mücadele ediliyorsa öyle mücadele etmek isterim.
Ve, bizim cenah dahil, kimsenin bana kol, bacak, kucak veya ‘demokrasi’ dersi vermeye kalkmasını istemem. Eğer ‘Demokrasi’ konusunda bir ‘ders’ aranacak olursa, onlara ders vermeye hazır olduğumun da bilinmesini isterim.
Arafeden başlamak üzere şu bayram gününde beni çileden çıkaran ve bayramı bile benim gibi düşünenlere zehir zıkkım eden bu alçak takımı üzerinde daha fazla durmak istemiyorum.
Bunların dini de yok imanı da, ahlâkları da yok vicdanları da… Ve onların bana ve benim gibi düşünenlere nasıl ‘düşman ceza hukuku’ uyguladıkları artık tartışmasız ve kesin olarak ortaya çıkmıştır. Oysa, doğada, toplumda ve düşüncede bir ‘karşılıklılık yasası’ vardır değil mi ama?
İsterseniz ‘diyalektik’ de diyebilirsiniz.
İşte ‘Demokrasi’ de, sanıldığı üzere ‘evrensel uyum’un gerçekleşmesi değil, tersine toplumsal güçlerin diyalektik sürekliliğidir.
Bugün ‘Sayın Öcalan’ demek suç iken yarın ‘Sayın Erdoğan’ demek suç sayılabilecektir. Buradan ‘Apo’ya bir paye biçildiği sanılmasın. O’na samimi olarak ‘Sayın Öcalan’ diyenlerin bile ‘Sayın Demirtaş’ demeye başladıkları biliniyor.
Sorun bir süreliğine ‘Sayın’ olmak değil, hiç değilse yaşamı boyunca ‘Saygın’ olabilmektedir. Kuşkusuz en mükemmeli tarihe ‘Saygın’ olarak geçebilmektir. Dönüp yakın tarihimizde kaç ‘Saygın’ insanımız olduğuna bir bakılsa yeter.

This entry was posted in FAŞİZM, İNSAN HAKLARI - DEMOKRASİ, PKK TERÖRÜ, TERÖR, TSK, YOZLAŞMA - AHLAKSIZLIK. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *