İZMİT KÖRFEZİ KÖPRÜSÜ ÜÇLEMESİ “DELİ DUMRUL” BİLETİ KESMEK * Takometre müteahhide çalışıyor * Şeytan bunun neresinde! * Salkım söğüt kompleksi!

Sözcü
Necati Doğru
25 Nisan 2016

Şeytan bunun neresinde!

Önce iki dosyayı birbirinden ayıralım. Ayıralım ki, “bunlar her yeni büyük yatırıma karşı, köprülere de karşı” yalanına cevap olsun. Köprülerin, oto yolların, hava meydanlarının, barajların yapılması ülkenin varlığına katkıdır. Hayatı kolaylaştırır. Zamanı genişletir. Ülkeyi ve içinde yaşayanları zenginleştirir. Uygarlık yaratır. Köprü yapımına ancak yobazlar karşı çıkar.

Kimse köprüye karşı değil.
Biz pis yalana karşıyız.

İlkel, kaba ve kara bir yalan kürsülerden, TV ekranlarından, gazete manşetlerinden Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakan ağızlarından; “devletin kasasından bir kuruş çıkmadan köprü yaptık… Verdik bir çukur 3 trilyon liralık hava meydanı aldık…” diye söyleniyor. Son yalan “İzmit Körfez Geçiş Köprüsü” nün bitiriş tabliyesinin vidaları sıkılırken piyasaya sürüldü.

7.6 milyar dolara mal oldu.
Devletten bir kuruş çıkmadı.
Bakan, bunu söylüyor.
Peki!
Köprü bedava yapıldı.
Geçiş niçin parayla?
Ve niçin çok pahalı?

Devletten 1 kuruş çıkmadı, “biz cumhuriyet tarihinin gördüğü dahi devlet adamlarıyız,
bedavaya getirdik köprüyü” diyorlar. Geçiş: 35 dolar artı KDV. Bu da tutuyor 117 TL.

Körfez köprüsü: 117 TL.
Birinci Köprü: 5 TL bile değil.
5 TL diyelim.
İkinci Köprü: 5’TL bile değil.
Yine 5 TL diyelim.

Birinci ve İkinci Boğaz Köprüleri’ni de devlet yaptırdı. Devlet vatandaştan vergi topladı.
Vergiyle toplanmış ya da toplanacak parayla yine müteahhide ihale etti, 2 boğaz köprüsünü yaptırdı.

5 TL’ye geçiliyor.
İzmit Köprüsü’nü müteahhit yaptı.
117 TL’ye geçilecek.
Şeytan bunun neresinde?

Şeytan: söylenen yalanda.
Şeytanlık: gizlenen soygunda.
Malzeme, işçilik.
Japon’a teknoloji hakkı.
Görünmez komisyonlar.
Gizlenen bağışlar.
Ana para artı dış borç.
Borca ödenen faiz.
Müteahhit şirketlerin kârı.

Toplanıyor alt alta. Çıkıyor ortaya hesap: Otomobil başına 35 dolar alınacak. Bu köprüden her gün 40 bin otomobil geçecek. Vatandaş, pahalı bulur da köprüden geçmez, yine körfezi dolaşır ya da arabalı vapuru seçerse ve köprüden günde 40 bin otomobil geçmezse önemli değil. Müteahhide (yapımcı şirketlere) geçmeyen otomobillerin parasını devlet ödeyecek. Tam 5 bin 595 gün müteahhide “köprüden ister otomobil geçsin ister geçmesin sana her gün 40 bin otomobil geçmiş gibi otomobil başına 35 dolar ödemeyi garanti ederiz” diye imza atıldı. Bu, “köprüyü bedavaya getirdik” diyen dahi(!) devlet büyükleri, vatandaşı geçerse de otomobil başına 117 TL ödeyen, geçmezse de yine 117 TL ödeyen keriz yerine (dünyanın en pahalı geçişi) koymuş oldular. Öyle bir keriz ki, 5 bin 595 gün (kabaca 15 yıl) geçse de ödeyecek, geçmese de…

Deli Dumrul Köprüsü oldu.
Deli Dumrul eşkıyaydı.
Geçenden alıyordu.

Geçmeyeni ise “niçin geçmedin“ diye dövüp yine alıyordu.Formül aynı. Adını “Osman Gazi Köprüsü” koydular. Osman Gazi, eşkıya mıydı? Mezarında ters dönmüştür.

29 Nisan 2016

Bakan’a cevabım!

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, ne kadar kibar, nazik, centilmen bir insan(!) Benim bu köşede yazıp cevaplasın diye sorduğum sorulara Milliyet Gazetesi’nin Ankara temsilcisini evine kahvaltıya çağırarak ve adımı da vererek cevapladı.

Hayran oldum kibarlığına(!)
Beni yormuyor.
Başka gazete buluyor.
Ona konuşuyor.
Olsun.
Cevap, cevaptır.
Teşekkür ederim.

Fakat en önce şunu söyleyeyim: Sayın Bakan, benim “Temiz bir gazeteciliğin temiz vicdanı üzerinden sorduğum sorulara” cevaplar verip, halkı (okuru) inandırmak ve gerçeklerin ortaya çıkmasına omuz vermek yerine “zararlı gazetecilik nedir, ne değildir, faydalı gazetecilik nasıl yapılır” konusuna girerek “kuşku taşıyorum” deyip kendine bir mağduriyet çıkartmaya çalışıyor. Gerçeği saptırıyor.

Sayın Bakan!
Kuşkunuza esir düşmeyin.
Sorulara tam cevaplar verin.
Gerçekler aydınlansın.
Bütün kuşkular dağılsın.

Sorduğum sorular şuydu:
1- İstanbul Boğaziçi’ne 2 köprüyü devlet yaptı. Geçiş ücreti 5 TL bile değil. İzmit Körfezi’ne Osman Gazi Köprüsü’nü ise, Bakan’ın deyimiyle devletten 1 kuruş çıkmadan, müteahhit şirketler yaptı, devlete bedavaya mal oldu. Devletin yine müteahhide yaptırdığı Boğaziçi Köprüsü’nden 5 TL’den az bir ücretle geçiliyor, devlete bedavaya mal olan Osman Gazi Köprüsü niçin 117 TL?

2- Osman Gazi Köprüsü’nden geçiş ücretinin 117 TL olması hangi hesaba dayanıyor? Bu fiyat belirlenirken halk mı gözetildi, müteahhit mi kollandı? Sayın Bakan, siz halkın mı, müteahhidin mi safında duruyorsunuz?

3- Osman Gazi Köprüsü’nde yapımcı müteahhide niçin geçiş garantisi verildi? Yapılan anlaşmaya göre, köprüden her ay 40 bin araçtan az geçerse, geçmeyenin parasını devlet ödeyecek. Yani bu durumda köprüden sadece geçenler değil, verilen geçiş garantisi yüzünden, geçmeyenler de para ödemiş olacaklar. Bu durumda bu köprü “Deli Dumrul Modeli” bir köprü olmuyor mu? Deli Dumrul, köprüden geçenden para alan, geçmeyeni de dövüp yine para alan bir haydut değil miydi?

4- Oğlunuz Singapur’a gidip kumar oynadığı için değil bakanoğlu olduğu için haber oluyor. Siz bakan olmadan önce oğlunuzun hiçbir şeyi yokken, siz bakan olduktan sonraki 14 yıl içinde oğlunuzun 17 şirketi ve 28 gemisi oldu. 2008 yılı acılı ekonomik krizinde gemicilik sektöründe büyük batışlar olurken sizin oğlunuz büyümeye nasıl devam etti? Oğlunuz, 14 yılda ne kadar kurumlar ve gelir vergisi ödedi?

Bakan, yandaş gazeteyi evinde kahvaltıya çağırıp diyor ki, “Boğaziçi köprülerinin bedelini yıllarca millet ödedi. Kullanmayanlar da ödedi. Burada kullananlar ödeyecek. Bedava bir şey yok. Alternatifi var. Pahalı bulan Körfezi dolaşır, gemiyle geçer. Necati Doğru geçmiyorsa gemiyle geçsin. Vakti çok nasıl olsa. Bu bir finansman modelidir… Bunlar (müteahhitler) köprüyü çalıştıracaklar, 17-18 sene sonra bize gelecek (devlete demek istiyor) bedava… Günde 40 bin… Diyelim ki 30 bin geçti. 10 bin eksiği var, onu yıl sonunda firmaya ödeyeceğiz… Garanti vermiyorsan, “Gel Allah rızası için bir köprü yap 30 katrilyona.” Var mı böyle bir babayiğit? Ya bekleyip 40 sene sonra yaptıracaksın ya da böyle modellerle…”

Sayın Bakan!
Çocuk kandırıyor: Halkın yüzüne “köprüyü bedavaya getirdik, devletten bir kuruş çıkmıyor” deyip oy istiyor, sonra da “bu bir finansman modelidir, var mı öyle bedavaya köprü yapacak babayiğit” diye yazdırıyor.

Sayın Bakan!
Bu finansman modeli ise niçin baştan “Ey halk, bu köprüyü yaptırıyoruz parasını sen geçerken ödeyeceksin” diye doğruyu söylemiyorsun.

Sayın Bakan!
Finansman modellerinin hiç birinde “devletin bir geçiş garantisi vermesi” söz konusu olamaz. Devletin geçiş ücretini koyması ve garanti vermesi halkın lehine değil, müteahhidin lehine bir duruştur. Geçiş garantisi, köprüden geçmeyen vatandaşın da ödeme yapmasıdır, bu gerçeği niçin gizliyorsun.

Sayın Bakan!
Bakanlığınız döneminde oğlunuzun nasıl zenginleştiğini ve vergi verip vermediğini de anlatmıyorsun.

Sayın Bakan!
Necati Doğru, köprünün yapılmasına karşı değil. Köprüler ülkenin varlığı, ben de ülkenin vatandaşıyım. İstersem geçerim, istersem geçmem. Geçmediğim köprü için benden kesilen vergilerle müteahhide garanti geçiş parası ödenmesini ve “Deli Dumrul Finansman Modeli” ile soyulmamı ise kabul etmem. Vaktim bol değil. Bol olsaydı bile bakan olmaz, oğluma da gemi şirketi kurdurmazdım.


30 Nisan 2016

Salkım söğüt kompleksi!

Başladık, durmayalım. Devam edelim. Eksik, anlaşılmadık, gizli, saklı kalmasın. Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Ulaştırma Bakanı, görüş birliği içindeler. Köprü tabliyesinin vidalarını birlikte sıktılar.
Geçiş ücretini açıkladılar.

En ucuz köprü diyorlar.
Gerçekler öyle değil.
Norveç’de bir köprü:
18 dolara geçiliyor.
San Francisco’ da köprü:
7.5 dolara geçiliyor.
İngiltere’de köprü:
10 dolara geçiliyor.
Başka bir köprü daha:
2.1 dolara geçiliyor.
Hong Kong’da bir köprü:
3.8 dolara geçiliyor.
Fransa’da bir köprü:
7 dolara geçiliyor.
Yunanistan’da bir köprü:
15 dolara geçiliyor.
Türkiye’deki Körfez köprüsü:
35 dolara geçilecek.
Hayır geçilmeyecek.
Bu çıplak miktar.
KDV’si de var.
KDV’yi giydirince
Köprü 41 dolara geçilecek.
117 TL böyle çıkıyor.

Devletin en üst koltuğundan üçünü dolduran 3 devlet adamının geçiş ücreti üzerinden “en ucuza geçilen köprü” diyerek halkı kandırmaya çalışması çok ayıp oluyor.

35 dolar geçiş!
Çok yüksek.

Dünyanın üç pahalı köprüsünden biri Türkiye’de oldu. (Biri Kanada’da, diğeri Danimarka’da)  Ayrıca o pahalı köprülerde bir geçiş garantisi yok. Bizimkinde ise geçiş garantisi verildi. Üç devlet büyüğü vida sıkıp açıkladılar: Günde 40 bin araç geçmezse, geçmeyen araçların parasını devlet müteahhit şirketlere ödeyecek. Müteahhit şirketler 17-18 yıl köprüyü kumbara yapıp para dolduracaklar.

Çarp, topla.
Yılda: kabaca 500 milyon dolar.
18 yılda: kabaca 9 milyar dolar.

18 yılda bu köprüden günde 40 bin araç ister geçsin, ister geçmesin yapımcı şirketler 18 yılın sonunda 9 milyar doları almış olacaklar.

Bu köprü kaça mal oldu?
Hangi kalemle yazılıyor?
Nasıl çıkıyor bu hesap?
Yavuz Sultan Köprüsü (3. Boğaziçi)

1 milyar dolara mal oluyor, Osman Gazi Köprüsü’nü (Körfez geçişi) yapanların kumbarasına  9 milyar dolar dolduruyor.

Acaba diyorum; bu köprüden günde 40 binden fazla araç geçerse; toplanan paraları müteahhit şirketler “40 binin üstü” diyerek devlete mi bırakacaklar, yoksa geçiş garantisi veren bu anlaşmayı imzalayan Cumhurbaşkanı, Başbakan, Ulaştırma Bakanı’na Kurban ve Ramazan bayramlarında “hayır duası” mı yollayacaklar?

Kapitalizmin kuralı:
Yatırım yapan!
Riskini de üstelenir.
Bakkal dükkanı açıyor.
Müşteri gelirse kazanıyor.
Müşteri gelmezse zarar.

Köprüye günde 40 bin müşteri garantisi veriyorsan o zaman bütün bakkallar, berberler, hamamcılar da günlük 1000 müşteri garantisi isterlerse haklı olurlar. Cumhurbaşkanı’nın oğlu ile Ulaştırma Bakanı’nın oğlu, gemi yatırımı yaptılar, gemileri alırken müşteri, yük ve navlun garantisi alarak mı bu yatırımlara giriştiler? Köprüye günde 40 bin geçiş garantisi veren anlaşmaya imza atmış Başbakan Ahmet Davutoğlu da kalkmış, bizlere tehdit sallıyor ve “Kim AK Partiyi, Cumhurbaşkanımızı, AK Parti kadrolarını çocukları üzerinden hedef alırsa onun karşısında dimdik dururuz” diyor.

Gerçeği öğrenmeye çalış.
Açıklık, saydamlık iste.
Laf aynı: Dik dururuz.

Salkım söğüt müsünüz ki, ilk aklınıza eğilmek geliyor. Üstünlük kompleksi, aşağılık kompleksi, ezilmişlik kompleksi, oedipus kompleksi, elektra komplekslerine “salkım söğüt kompleksi” de eklendi.Kompleks yapmayın.

Köprüye geçiş garantisi neden?
Çocuklarınız gemi alıyor.
Navlun garantili mi alıyor?
Anlatabiliyorsanız, anlatın.

This entry was posted in Ekonomi, NECATİ DOĞRU YAZILARI, YOLSUZLUKLAR, YOZLAŞMA - AHLAKSIZLIK. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *