Kont, Dük filan… * Abdullah Gül’ün İngiltere şifreleri

“Abdullah Gül, İngiltere’deki eğitiminden 15 yıl sonra ABD’de Dışişleri Bakanlığı’nın özel bursuyla “liderlik” eğitiminden geçiriliyor, Bakan, Başbakan ve Cumhurbaşkanı oluyor! Yani iki ülke o kadar birlikte hareket ediyor ki aynı insanlara yatırım yapıyor. İngiltere bulup yetiştiriyor, ABD liderlik öğretiyor! “

***

Yılmaz ÖZDİL
yozdil@hurriyet.com.tr

Kont, Dük filan…

Kayseri eşrafından tornacı hacı Ahmet Hamdi efendinin oğlu Abdullah, dün akşam, Windsor hanedanının várisi, Kral 6’ncı George’un kızı, Birleşik Krallık Hükümdarı, İngiltere Kraliçesi 2’nci Elizabeth Alexandra Mary ile birlikteydi.
*
Rize Güneysulu taka kaptanı Ahmet reisin Kasımpaşalı oğlu Tayyip ise, Yunan Kralı 1’inci George’un torunu, veliaht Galler Prensi’nin babası, Greenwich Baronu ve Edinburgh Dükü, Prens Philip Mountbatten ile sohbet etti.
*
Atatürk işte budur.
*
Devrimlerine savaş açılan Mustafa Kemal, takunyalıların öve öve bitiremediği saltanatı kovmasaydı… Abdullah ile Tayyip, ofis olarak kullandıkları Dolmabahçe Sarayı’nda bahçıvan bile olamazdı! Çünkü, bahçıvanlık makamı bile babadan oğula geçiyordu.
*
Homongoloslar bugün hálá “smokin caiz mi, değil mi” diye tartışırken, Mustafa Kemal, Batı standartlarını aşan bir vizyonla, Anadolu insanının önünü açmış; tornacı çocuklarına, taka reisi çocuklarına “fırsat eşitliği” sağlamıştı.
*
Eminönü esnafı imam Ahmet Bey’in kızı “first lady” Hayrünnisa Gül, balkabağının faytona dönüştüğü “peri masalı”nı andıran gecede, Kraliçe’yle göz göze geldiğinde neler hissetti, bilmem…

Ama 105 parçalık yenilmez armadayla Çanakkale’yi geçemeyen İngiltere’nin Queen Elizabeth’i, dün, hayranlığını özetleyen şu kelimeleri yazdı Anafartalar Kahramanı’nın özel defterine…

“Mustafa Kemal’e saygılarımı sunmak benim için büyük onurdur.”

14 Mayıs 2008

Abdullah Gül, Exeter Üniversitesi’nden fahri doktora
ünvanını aldığı gün kızı ve eşiyle birlikte. (2005)

Şimdi de yakın tarihin arşivini açalım da işin perde arkasını bir görelim ;

Arslan Bulut
22.11.2011 Yeniçağ Gazetesi

Abdullah Gül’ün İngiltere şifreleri

Kraliçe’nin daveti üzerine yola çıkarken Esad’a seslenen Abdullah Gül, “Otoriter rejimlere yer yok. İngiltere’de okumuş biri olarak Esad bunu anlamalı” dedi. Kendisi de İngiltere eğitimli olduğuna göre bu işin bir sırrı olmalı…

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA-

Abdullah Gül, İngiltere Kraliçesi’nin daveti üzerine İngiltere’ye gitmeden ilk iş olarak Beşşar Esad’a seslendi ve “Akdeniz’in sahillerinde otoriter rejimler, hesap verebilirliği veya şeffaflığı olmayan tek partili sistemlere artık bir yer olmadığına kuvvetle inanıyorum. İngiltere’de okumuş ve yaşamış biri olarak Suriye Cumhurbaşkanı Esad bunu anlamalı” dedi.

Gül’ün mantığına göre İngiltere eğitimi alanlarda bir değişim oluyor. Kendisi de İngiltere eğitimli olduğuna ve şu an için başarılı sayıldığına göre bu işin bir sırrı olmalı..

***

Gül, “Ona acele et ve reform temposunu hızlandır tavsiyesinde bulunduk. Aksine, değişim lideri kendisi değilse eğer o zaman işlerin çok kötüye gider, diye söyledik ona” diye de üsteledi..

Peki Türkiye’de rejimi hatta devletin egemenlik hakkını değiştirerek yeni bir devlet kuruculuğuna soyunma girişimi demek olan Yeni Anayasa hazırlıkları için de birileri bir dayatmada mı bulundu acaba? Öyle ya bu acelenin sebebi nedir? Gül ve Erdoğan, bu değişimin lideri olmayı kabul ettikleri için mi ABD ve İngiltere tarafından korunuyor?

Bakınız Aslı Aydıntaşbaş, Milliyet’te ne yazıyor: “Yıllardır Orta Doğu’da ne olup bittiği, neler yapılabileceği konusunda önce İngiltere, ardından İsrail’le istişare eden Washington, artık bölgenin nabzını İngiltere ve Türkiye aracılığıyla tutuyor.”

Bakınız İsmail Küçükkaya, Akşam’da ne yazıyor: “Ortadoğu yeniden şekillenirken ve dış politikamız baştan dizayn edilirken, Ankara-Londra-Washington arasında yepyeni anlaşmalar hayata geçiriliyor. Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümeti ve devletin bütün birimleri, ABD ve İngiltere ile birlikte tarih yazıcılığına soyundu. PKK terörü ve Kürt sorununun çözümü de işte bu çerçevede düşünülüyor. ‘Açılım’diye başlatılan girişimdeki kavşak değişimi, bu büyük fotoğrafın analiziyle anlaşılabilir.”

Zaten ABD ile 2 sayfalık dokuz maddelik gizli bir anlaşma imzalandığını Abdullah Gül, Sedat Sertoğlu’na söylemişti. İşte o anlaşma uygulanıyor. PKK terörü ise daha önce Turgut Özal’a dayatıldığı gibi federasyonla çözülecek.

Küçükkaya, “Bu işin sonunda Türkiye bölünmez, büyür” diyor ama Türkiye, Türkiye olmaktan çıkarıldıktan sonra.. Bana göre ise Türkiye, Telekom örneğinde olduğu gibi tapusu değiştirilerek “Büyük İsrail” oluyor, bunu kamuoyuna “Yeni Osmanlı” diye yutturmaya çalışıyorlar.

Öyle ki İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, Türkiye’ye verilen desteği eleştiren bir muhalifine, “Tavşanı evvela yakalayalım, derisini sonra yüzersiniz” diye cevap vermişti.

İngiliz istihbaratına yakın gazeteciler, özetle “Ellerindeki bütün serveti alana kadar Türkleri oyalayın” diye yazıyordu.

Şimdi bir de Yeni Anayasa dayatılıyor. Zaten PKK-MİT görüşmesinde de Amerikalı koordinatör, “Sizi burada biz topladık. Abdullah Öcalan’ın talepleri Meclis’te görüşülecektir” dememiş miydi?

***

Abdullah Gül’ün İngiltere’deki Exeter Üniversitesi’nde lisansüstü çalışmalar yaptığını kamuoyuna biz duyurmuştuk. Bu üniversitenin İslam dünyasına yönetici ve ayrıca İngiliz istihbaratına eleman yetiştirdiğini de örnekleriyle açıklamıştık. Mesela İslam Kalkınma Bankası’nın bütün üst düzey yöneticileri Exeter’de eğitim görmüştür. İslam Konferansı Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu da öyle..

Abdullah Gül, İngiltere’deki eğitiminden 15 yıl sonra ABD’de Dışişleri Bakanlığı’nın özel bursuyla “liderlik” eğitiminden geçiriliyor, Bakan, Başbakan ve Cumhurbaşkanı oluyor! Yani iki ülke o kadar birlikte hareket ediyor ki aynı insanlara yatırım yapıyor. İngiltere bulup yetiştiriyor, ABD liderlik öğretiyor!

Dolayısıyla Büyük Orta Doğu Projesi’ni de birlikte uygulayacaklar elbette. Zaten projeyi bugünkü haliyle geliştiren Bernard Lewis, hem İngiltere hem ABD vatandaşı bir Yahudi’dir.

Tayyip Erdoğan da “Beşşar, hep saldırıları yabancıların düzenlediğini söylüyorsun, öyleyse sen ne işe yararsın” diyor.. Bu durumda kendisine sormak gerekir, “Uyguladığınız Büyük Orta Doğu Projesi, Arap Baharı ve son olarak Suriye’nin sıkıştırılması ABD ve İngiltere dayatması değil midir? Öyle ki Hillary Clinton, ‘Bu işi Arap Birliği ve Türkiye’ye verdik’ diyor. Sizin işiniz ABD ve İngiltere’nin verdiği görevleri yapmak mıdır? Böylece siz demokrat mı sayılıyorsunuz? Ayrıca başka devletlerle gizli anlaşmalar yapmanın hukuk sisteminde yeri nedir biliyor musunuz?”

This entry was posted in DEVRİM VE KARŞI DEVRİMLER, EMPERYALİZM, Politika ve Gundem. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *