DENİZ FENERİ DERNEĞİNİN PARALARI ŞİRKET ORTAĞI YAPILAN METRESLERE GİTTİ

Yazı başı ;

Hayırlara vesile…

Yılmaz Özdil

Almanya’da hayırlara vesile derneği kurarak, dini bütün vatandaşlarımızı dolandıran üç Cumhuriyet savcısı, resmi evrakta sahtecilik yapılarak, beraat ettirildi.

Halbuki…
Bu savcıların, hayırsever paralarını cukkalayarak, kendilerine taksi filosu kurduğu, villalar aldığı, bavullarla kuryelik yaparak, Türkiye’deki yandaşlarını da gemi sahibi yaptığı ortaya çıkmıştı.

Yoksullara yardım edicez ayaklarıyla milyonlarca euro’yu toplayan savcıların, davul tozu minare gölgesi limited şirketleri kurduğu, metreslerini bu şirketlere kâğıt üzerinde ortak ettiği… Okuyup üfledikleri kadınlar itiraz etmeye kalkınca, sen de bu şirkete ortaksın, ona göre diyerek, şantaj yaptıkları… Umre’ye gittik dümeniyle, Las Vegas’a kumara gittikleri… Dünyadan haberi olmayan garibanların imzalarını taklit ederek, maddi yardım yapılmış gibi gösterdikleri…

Noter ayarladıkları… Alt tarafı 20 lira verip duasını aldıkları insanlara, iki bin lira vermiş gibi makbuz düzenlettikleri, aradaki farkı ceplerine attıkları… Bu alengirli işleri çevirirken, Alman parlamentosundaki bazı mebuslar tarafından korunup, kollandıkları tespit edilmişti.

Rezaletin bunca daniskasına rağmen, beraat ettiler. Adalet bakanı da isyan etti haliyle, “şeref madalyalı subaylar, saygın profesörler, gazeteciler sahte siidi’lerle içeri tıkılırken, hayırlara vesile derneği’nin üstü örtülüyor, ayıptır” dedi. Başbakan yardımcısı da, “kirli eller bu derneği aklamaya çalışıyor, vicdanlar sızlıyor, halkımıza yazık” diye ağladı.
*
Sonra, bi uyandım sıçrayarak…
Kan ter içinde kalmışım.
Hayırlara vesile olsun.

“PARALAR ŞİRKET ORTAĞI YAPILAN METRESLERE GİTTİ”

Cumhuriyet 17.11.2012

Deniz Feneri e.V. yolsuzluğunu soruştururken sanık olan savcılar beraat etti

Çamur tutmadı

‘Kurgu ortaya çıktı‘ Soruşturmadan el çektirilerek “görevi kötüye kullanma ve sahtecilik” suçlamasıyla yargılanan 3 savcı Yargıtay’da oyçokluğuyla aklandı. Savcı Türkaslan, “Bu dava tarihe geçecek. Suçlu olmadığım için beraat ettiğime sevinmedim” dedi. Savcı Yaren de “Adalet Bakanlığı ve HSYK’nin kurgusunun” ortaya çıktığını savundu. ■

Deniz Feneri yolsuzluğunu soruştururlarken sanık durumuna düşen savcılar Yargıtay’da aklandı

6 ay sonra beraat

ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) – Deniz Feneri soruşturmasını yürütürken haklarında “görevi kötüye kullanma ve sahtecilik” suçlamasıyla dava açılan savcı Nadi Türkaslan, Abdulvahap Yaren ve Mehmet Tamöz beraat etti.

Deniz Feneri soruşturmasını sürdürürken dosyadan el çektirilen ve yolsuzluk dosyasının sanıklarının şikâyetiyle yargılanmaya başlayan Türkaslan, Yaren ve Tamöz davasında dün karar çıktı. Yargıtay Büyük Genel Kurul Salonu’ndaki duruşmayı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile parti yöneticileri ve yargıçlar izledi.

Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Zeki Özcan, üzeri kapatılarak tapuya gönderilen faksın “hukuken, aklen ve vicdanen sahtecilik kastıyla yapılmadığı sonucuna varıldığı” gerekçesiyle sanıkların beraatını istedi. Savunmasını yapan Nadi Türkaslan, sanık kürsüsünde olmasının nedeninin hakkıyla soruşturma yapmak olduğunu belirterek, sahtecilik yaptığı savlanan tedbir kararına ilişkin belgenin orijinal haliyle tek bir çizik olmaksızın Deniz Feneri dosyasında durduğunu söyledi. Türkaslan, “Üzülüyorum ama pişmanlık da duymuyorum. Yüz kere olsun yine yaparım” dedi.

Sanık savcı Abdulvahap Yaren ise Afrika’daki aç çocukların fotoğraflarını göstererek, “Yardım paralarının bana göre buralara gitmesi gerekiyordu. Peki nereye gitti? Niye ben bu paralara, şirket mallarına el koydum? Evli kadın, evli adamlar hovardalıklarını, metreslerini elinde tutmak için zekât paralarını bu şirketlere hisse payı olarak aktarmışlar” diye konuştu. Yaren, “Üç savcının yargılandığı bu dosyaya baktığımız takdirde Adalet Bakanlığı ve HSYK’nin belli bir şekilde kurgulamış olduğu ve hukuk dışı bir soruşturma dosyası olduğu apaçık ortaya çıkmıştır” dedi.

Karar için duruşmaya ara verildiğinde Kılıçdaroğlu, Deniz Feneri davasını bütün dünyanın bildiğini belirterek, “Adalet mülkün temeli ise bu ayıplı davaların adalete uygun sonuçlanması gerekir” dedi.

Duruşmanın öğleden sonraki kısmında Yargıtay 11. Ceza Dairesi Başkanı Hüseyin Eken, savcıların “görevi kötüye kullanma” suçlamasından oybirliğiyle beraatına karar verildiğini açıkladı. Eken, Türkaslan’ın sahtecilik suçlamasından ise oyçokluğuyla beraat ettiğini bildirdi. Eken, daire üyesi Ahmet Turan Doğan’ın, “görevi kötüye kullanma” suçundan hüküm kurulması gerektiği görüşüyle karşıoy kullandığını kaydetti. Karar sonrası açıklama yapan Türkaslan, kararı “Beraat kararına sandıkları kadar sevinmedim. Çünkü suçlu olan sevinir. Bu karar hukuk tarihine geçecek bir karardır. Bu karar hâkim ve savcılara hiç korkmayın karşınızdakinin kim olduğuna bakmayıp görevinizi yapın demiştir. Bu açıdan önemlidir” sözleriyle değerlendirdi.

Asıl failler’ asıl amacına çoktan ulaştı!

AYKUT KÜÇÜKKAYA

Amaca çoktan ulaşıldı “Asıl faillerden önce” yargılanmaya başlanarak hukuk tarihine geçen Deniz Feneri e.V. bağlantılı soruşturmanın Türkiye ayağını yürüten savcılar beraat etti ancak asıl şüpheliler amaçlarına çoktan ulaştı. “Örgüt kurmak ve nitelikli dolandırıcılık” iddiasıyla soruşturulan asıl failler, savcıların değişmesiyle bu suçlamalardan kurtuldu. ■

“Asıl faillerden önce” yargılanmaya başlanarak Türkiye’de hukuk tarihine geçen Deniz Feneri e.V. bağlantılı soruşturmanın Türkiye ayağını yürüten “Cumhuriyet Savcıları” dün beraat etti. Ne var ki “Almanya’nın Türkiye’deki asıl failler” diye nitelediği isimler amaçlarına çoktan ulaştı. Nasıl mı? Savcı Türkaslan ve ekibi 2011 yılının başında Deniz Feneri e.V. soruşturması için gittikleri Almanya’dan Ankara’ya “önemli belgelerle” döndüler. Dünkü yargılamada savcılardan Abdulvahap Yaren şunları söyleyecekti: “Belgeleri bulduk. Türkiye’nin her yerinden yardım yapıldığı iddia edilen bu insanları dinledik. 600 kişinin biri bana ‘Deniz Feneri e .V. bana yardım yaptı’ demedi. Yüzde 80’i ‘Bu imzalar sahte. Bana yardım yapılmadı’ dedi. Soruşturma belli bir aşamaya geldiği zaman bizi aldılar…”

Üç savcı 2011 yılının Temmuz ayında düğmeye bastığında soruşturulan “örgüt kurmak ve üye olmak ile nitelikli dolandırıcılık suçları”ydı. Bu adımdan sonra Türkaslan, Yaren ve Tamöz soruşturmadan el çektirildi. Yerlerine atamalar yapıldı. Ancak ne var ki yeni savcıların hazırladığı iddianamede dolandırıcılık suçu, “güveni kötüye kullanmaya” dönüştürülmüştü. Güveni kötüye kullanma suçu şikâyete bağlıydı; ve bu dosyada bir tek şikâyetçi bile yoktu.

Deniz Feneri’nde karar açıklandı

Yargıtay, Deniz Feneri soruşturmasında görevden alınan 3 Cumhuriyet savcısının yargılandığı davada beraat kararı verdi. Kararın oy birliğiyle alındığı öğrenildi.

16 Kasım 2012 Cuma

ANKARA -Almanya’daki Deniz Feneri e.V davasıyla bağlantılı soruşturmayı yürütürken görevden el çektirilen Cumhuriyet savcıları Nadi Türkaslan, Abdulvahap Yaren ve Mehmet Tamöz, “Resmi belgede sahtecilik ve görevde yetkiyi kötüye kullanma” suçundan yargılandıkları davada beraat etti.

Almanya’da “yüzyılın dolandırıcılık davası” olarak kabul edilen Deniz Feneri e.V Davası’nın Türkiye bağlantılı soruşturmasını yürütürken “resmi belgede sahtecilik ve görevde yetkiyi kötüye kullanma” iddiasıyla görevden el çektirilen Cumhuriyet Savcılar Nadi Türkaslan, Abdulvahap Yaren ve Mehmet Tamöz’ün hakkındaki davanın görülmesine öğleden sonraki oturumda devam edildi. Duruşmaya Türkaslan, Tamöz ve Yaren ile avukatları katıldı. Duruşmayı CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, bazı CHP Milletvekilleri, YARSAV ile hakim ve savcılar izledi. Saat 14.00’de başlayan duruşmada Yargıtay 11. Ceza Dairesi Başkanı Hüseyin Eken, davada incelenmesi gereken başka bir unsur bulunmadığını belirterek kararı açıkladı. Eken, sanıklardan Nadi Türkaslan’a yüklenen “kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği” ve “görevi kötüye kullanma suçları” ile diğer sanıklar Abdulvahap Yaren ve Mehmet Tamöz’e yüklenen “görevi kötüye kullanma” suçlarının yasal unsurlarının yokluğu nedeniyle oluşmadığı anlaşıldığından sanıkların yüklenen suçlardan ayrı ayrı beraatlarına” karar verildiğini açıkladı. Beraat kararını duruşma salonunda bulunan hakim ve savcılar alkışlarla karşıladı.

RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK SUÇUNDAN OYÇOKLUĞUYLA BERAAT

Görevi kötüye kullanma suçundan sanıklara verilen beraat kararının oybirliği ile alındığını açıklayan Daire Başkanı Eken, sanık Nadi Türkaslan’a yüklenen “kamu görevlisinin resmi belgede sahtecilik” suçuna yönelik beraat kararının ise nitelik değiştirerek “görevi kötüye kullanma suçuna” dönüştüğü ve bu suçtan mahkumiyet kurulması gerektiği yönündeki Daire Üyesi Ahmet Turan Doğan’ın karşıoyuyla ve oyçokluğu ile alındığını açıkladı. Doğan, Türkaslan’ın görevi kötüye kullanmaktan mahkumiyetini istedi. Mahkeme Başkanı Eken, verilen karara Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na temyiz yolunun açık olduğunu da bildirdi

SAVCILARDAN BERAAT AÇIKLAMASI

Almanya’da “yüzyılın dolandırıcılık davası” olarak kabul edilen Deniz Feneri e.V Davası’nın Türkiye bağlantılı soruşturmasını yürütürken “resmi belgede sahtecilik ve görevde yetkiyi kötüye kullanma” iddiasıyla görevden el çektirilen Cumhuriyet Savcılar Nadi Türkaslan, Abdulvahap Yaren ve Mehmet Tamöz, Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin haklarında verdiği beraat kararını duruşma sonunda değerlendirdi. 27 senelik Cumhuriyet savcısı olduğunu belirten Türkaslan, bugüne kadar hep hukuktan yana olduğunu ifade etti. Hukuku ve kendini satmadığının altını çizen Türkaslan, bedel ödemek gerekirse ödeyeceğine de dikkat çekti. Türkaslan, beraat kararını şu ifadelerle değerlendirdi:

“Ben kişisel olarak bugün beraat ettiğime sandıkları kadar çok fazla sevinmedim. Suçlu olan insan beraat ettiği zaman sevinir, ben zaten suçlu değildim. Şuna sevindim bu karar Türk hukuk tarihine geçecek bir karardır. Bu karar Türkiye’de görev yapan hakim ve savcılara ‘Hiç korkmayın hukuk içinde kalın hukuk içinde ne yapmanız gerekiyorsa, karşınızdaki kişilerin kim olduğuna bakmayın, görevinizin gereğini yapın’ demiştir. Bu nedenle bu karar çok önemli bir karardır.”

“ADALET AĞIR İŞLER İNCE ÖĞÜTÜR ERİNDE VEYA GEÇİNDE DOĞRU SONUCA ULAŞIR”

“Adalet ağır işler ince öğütür erinde veya geçinde doğru sonuca ulaşır” diyen Savcı Abdulvahap Yaren, verilen kararla davanın Adalet Bakanlığı ve HSYK’nın belli bir şekilde kurgulamış olduğu hukuk dışı bir soruşturma dosyası olduğunun ortaya çıktığını ifade etti. Verilen beraat kararının kesinleşmesini ümit ettiğini belirten Yaren, “Bu konuya ilgi duyan, hak ve hukukun yanında olan Türk halkına teşekkür ediyorum” dedi.

“KARAR ANKARA’DA HALA BAZI YARGIÇLAR VAR DUYGUSUNU VERDİ”

Kararı değerlendiren CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan ise “Görevlerini kötülere karşı kullandıkları için görevi kötüye kullanmaktan haklarında, diğer savcılara gözdağı vermek için siyasi iktidarın görevlileri tarafından açılan bu dava beraatla sonuçlandı. Beraat kararı verildi, çünkü suçun unsuru oluşmamıştı, çünkü böyle bir suç yoktu” dedi.
Yargıtay’ın verdiği kararla “yüzyılın soygunu” olarak nitelenen Deniz Feneri davasında sanıkların mahkum olduğunu savunan Tarhan, “Bu kararın Deniz Feneri’ni soruşturan şerefli savcıların tam olarak aklanması anlamına geldiğini düşünüyorum. Bu dava, tarihi bir davadır. Bu nitelikteki davaların ‘Ankara’da hala bazı yargıçlar var’ duygusunu bize vermesi nedeniyle bir umut olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.

“PARALAR ŞİRKET ORTAĞI YAPILAN METRESLERE GİTTİ”

Sanık savcı Abduvahap Yaren’in mahkemede yaptığı savunma da dikkat çekti. Yaren, Deniz Feneri yardım paralarının yoksullara değil şirket ortağı yapılan metreslere gittiğini idida etti. Yaren, HSYK’nın soruşturma kararının yok hükmünde olduğu ve dava şartı bulunmadığı için düşmesi gerektiğini, savcının mütalaasına bu yönüyle katılmadığını ancak suçun oluşmadığı sonucuna ise katıldığını söyledi. Türkaslan gibi ceza ertelemesi değil de beraatini istediğini belirten, Yaren savunmasında özetle şöyle dedi:

“Bu devlet bize bir görev verdi. ‘Almanya’ya gidin delilleri inceleyin’ dedi. Belgeleri bulduk. Isparta, Burdur, Trabzon’da ve Türkiye’nin her yerinden yardım yapıldığı iddia edilen bu insanları dinledik. 600 kişinin biri bana ‘Deniz Feneri e .V bana yardım yaptı’ demedi. Yüzde 80’i ‘Bu imzalar sahte. Bana yardım yapılmadı ‘dedi. Yüzde 20’si ise ‘Buradaki imza bana ait ama bana bu miktarda yardım yapılmadı’ dedi. Adama 20 avro yardım yapılmış ama 400 avro yardım yapılmış gibi belge düzenlemiş. Sözleşmiş gibi hepsi yalan mı söylediler? Soruşturma belli bir aşamaya geldiği zaman bizi aldılar, dellilerin tamamına ulaşılması engellendi. Yardım paraları nereye gitti? Metreslerini şirket ortağı yaptılar. Cinsel istismara devam edebilmek için, şantaj malzemesi olarak kullanmak için. Paralar buralara (yoksullara) değil, oralara gitti”

MİLYONLARCA EURO YOLSUZLUK İDDİASI

Görevden alınan savcılar, Deniz Feneri soruşturmasının hazırlığı için 2.5 yıl çalışmış, daha sonra da operasyon için düğmeye basmıştı.

4 ayrı dalgada gözaltına Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) eski Başkanı Zahid Akman, Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman’ın da aralarında bulunduğu 9 kişi tutuklanmıştı.

Zahid Akman dahil 6 zanlı serbest bırakılmıştı.

Soruşturma Almanya’daki Deniz Feneri Derneği’nin topladığı milyonlarca Euro’nun kuryelerle Türkiye’ye sokulduğu iddiasıyla başlatılmıştı.

SAVCILAR GÖREVDEN ALINMIŞTI

Haklarındaki iddialar nedeniyle Savcılar Nadi Türkaslan, Abdulvahap Yaren ve Mehmet Tamöz soruşturmadan alınmıştı.

Savcılar hakkında “evrakta sahtecilik” ve “görevi kötüye kullanma” iddiasıyla dava açılmıştı.

Davanın son duruşmasında, savcılar soruşturmanın genişletilmesi talebinde bulunmuştu.

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, HSYK Başkanvekili Ahmet Hamsici, HSYK Birinci Daire Başkanı İbrahim Okur’un da aralarında bulunduğu 17 kişinin tanık olarak dinlenmesi talep etti. *2*

*1* Cumhuriyet 17.11.2012

*2* http://www.gazeteport.com.tr/haber/117752/savci-beraat-dedi#ixzz2CSNHNviU

This entry was posted in Haber, Politika ve Gundem, YOLSUZLUKLAR. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *