Amerikalı Hukuk Danışmanları ve Hükümetle olan ilişkileri

Amerikalı Hukuk Danışmanları ve Hükümetle olan ilişkileri

Atilla KART
Atilla.KART@tbmm.gov.tr

26.04.2012

TBMM Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sn.R.Tayyip Erdoğan tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını Anayasa’nın 98 ve İçtüzüğün 96. maddeleri gereğince saygıyla talep ederim.

Atilla Kart
CHP Konya Milletvekili

Terör, terörizmin finansmanı konuları başta olmak üzere, Türkiye ‘de istihbarat faaliyetlerinde “Yabancı Uzmanların” çalıştırıldığı bilinmektedir.

2005-2006 yıllarından itibaren “illegal” olarak faaliyet gösteren bu uzmanlar, Kamu Düzeni ve Güveni Müsteşarlığı Kanunuyla 2010 yılından itibaren “yasal himaye” altına alınmışlardır.

Bu kişilerin ağırlıklı olarak “İstihbarat ve Yargı” birimlerinde çalıştıkları bilinmektedir. Sayılarının 3000’i aştığına dair bilgiler söz konusudur. Bu konuları tahkike yönelik olarak, Genel Kurul’da yönelttiğimiz sorulara Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay “Ben de bilmiyorum…” diye cevap vermiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti adına utanç duyulması gereken bu açıklamaya bu güne kadar herhangi bir düzeltme gelmemiştir. Bir başka ifadeyle, hakkında Deniz Feneri soruşturmasında “Köstebeklik” yaptığı iddiası ve bulguları bulunan Beşir Atalay , yukarıda anlatımı yapılan konuda da “Taşeron Bakan” olarak adlandırılmayı kabullenebilmiş ve sindirmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Yurttaşı olarak bu gelişmelerden büyük üzüntü, kaygı ve ızdırap duyduğumuzu yeri gelmişken bir kez daha ifade ediyoruz.

-2-

2006-2007 yıllarından bu yana Türkiye’de önce illegal, daha sonra ise legal-illegal yol ve yöntemlerle çalışan – çalıştırılan bu Kişilerin, Türkiye Gündemini belirleyen kritik soruşturmalar yoluyla, Yargı ve Siyasete müdahale ettikleri görülmektedir. Bu çerçevede , Türkiye’de görev yaptıkları bilinen “Susanne Hayden” ve “Larry Taman” ‘ın özel konumlarını bir kez daha sorgulamak ve gündeme getirmek gereği doğmuştur.

Bu kişilerden Susanne Hayden’ın; Emniyetçi’lerler, Savcı’larla toplantılar yaptığı, İstanbul Emniyet Müdürlüğünde bir dizi çalışmalar yaptığı; 25-26 Ocak 2007 tarihinde İstanbul Hakimevi’nde CMK 250. Madde çerçevesinde görev yapan Özel Yetkili Savcılarla biraraya geldiği; 12-14 Kasım 2008 tarihlerinde Ankara’da yapılan “Savcılar İçin Siber Bilinçlendirme Semineri” ne iştirak ettiğine dair basına yansıyan somut bilgiler söz konusudur.

Adı geçen, artık Emniyet ve Yargı Camiasıyla o kadar özel ve yakın ilişkiler içerisindedir ki; 27 Mayıs 2007 tarihinde Sait Halim Paşa Yalısında yapılan düğünde, İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah ile birlikte tanıklık yapabilmiştir.

Diğer Hukukçu Larry Taman’ın da, BM Kalkınma Programı çerçevesinde Türkiye’ye geldiği ve görev yaptığı bilinmektedir. Bu Kişi, daha evvel Arnavutluk, Afganistan ve Bosna-Hersek gibi ülkelerin “Yargı Reformları”nın uygulanmasında da görev almıştır.

Adalet Bakanlığı bünyesinde ya da iştirakiyle, ABD’li üst düzey yetkili ve
hukukçularla 18 kez toplantı yapıldığı , bu toplantılara 831 Yargıç ve
Savcı’nın katıldığı yine kamuoyuna yansıyan bilgiler arasındadır.

ABD Büyükelçiliğinin internet sitesinde “ABD Adalet Dairesi Yurtdışı Savcılık Geliştirme, Yardımlaşma ve Eğitim Kurumuna bağlı olarak bir Hukuk Müşaviri 2006 yılında ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nde konuşlanmıştır. Özellikle terör ve terörizmin finansmanı ile ilgili olarak ABD ve Türkiye Hükümetleri arasında işbirliğini sağlamak için görev yapıyor. Bu Müşavir, Yerel Savcı ve diğer Kolluk Personeli ile çalışıyor ve eğitim programları ile ABD ve Türkiye’nin ortak çabalarını geliştirmeye gayret ediyor . Şimdiki eğitim programları Kara Para Aklama, Siber Suçlar, Suçluların iadesi ve ceza davalarında duruşma öncesi meselenin aydınlatılmasına odaklanmıştır…” açıklaması yer almaktadır.

-3-

. “…Ceza davalarında duruşma öncesi meselenin
aydınlatılması…” kavramını önemle dikkat ve takdirinize
sunuyorum. Türkiye’de bugün kritik ceza soruşturmalarının
doğrudan Kolluk tarafından yapıldığı gözönüne alındığında,
OPDAT ilişkisi bir başka boyutuyla doğrulanmaktadır.

. Amerikan Adalet Bakanlığının internet sitesinde kısaca OPDAT adı verilen Kuruluşun ; Türkiye’de Dışişleri Bakanlığı ile yakın işbirliği içinde çalıştığı, ABD Büyükelçiliğinin, Türk Hükümetinin PKK ve diğer terör örgütlerinin işlediği cinayetlere karşı mücadelesine destek verdiği , terörle mücadele mevzuatını geliştirmek ve ceza davalarında, mali dolandırıcılık ve kamu yolsuzluklarında yardımcı olduğu belirtilmektedir.

Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı Yasası,
Tanık Koruma Mevzuatı,
Jandarma-MİT-Emniyet Birimlerinin Türkiye genelinde yasa dışı izleme yapmaları,

Başbakanlık Örtülü Ödeneğinde 2006 yılından itibaren gerçekleşen olağanüstü artışlar,

Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı Kanunu düzenlemesi hep birlikte değerlendirildiğinde; yukarıda anlatımı yapılan fotoğraf daha da anlam kazanmaktadır.

Bu süreçte, Başbakan Erdoğan’ın, 5 Kasım 2007 tarihinde ABD Başkanı Bush ile yaptığı görüşmenin, icrai ve tarihi bir öneminin olduğunu da yeri gelmişken bir kez daha ifade ediyoruz.

.Yine bu süreçte, Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in, 2-3 Aralık
2010 tarihlerinde 24 saatliğine ABD Başkenti’ne gidip, ABD’li
meslekdaşıyla 1 saat görüşmesi ve bu görüşme içeriğinin
kamuoyuyla paylaşılmaması, başlı başına sorgulanması gereken
önemdedir.

-4-

. Hükümetin, iş bu soru önergesinde dile getirdiğimiz konu ve
soruları yine geçiştireceğini, somut cevaplar vermeyeceğini
çok iyi biliyoruz. Çünkü Hükümet, suçüstü halindedir ve
işbirliği içindedir. Bu sebeple, bu konuların ve soruların resmi
kayıtlara intikal etmesi ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi
amacıyla , soru önergesi yoluyla dile getirilmesine gerek
görülmüştür.

. Yukarıda anlatımı yapılan bulgulara göre; Türkiye ile ABD arasındaki bu ilişkilerin “adli yardım ya da işbirliği” kavramlarıyla izah edilemeyeceği açıktır. Yargı ve istihbaratta oluşan bu bağımlılık ilişkisi sebebiyledir ki, Türkiye , aradan 4 aya yakın bir süre geçmiş olmasına rağmen “Uludere Katliamının” hesabını soramamaktadır.

Bu ilişkiler “mutad” nitelikte değildir. Hiçbir ülkeyle bu nitelikte ve bu yoğunlukta adli yardım ilişkisi mevcut değildir. Bu ilişkiler Türkiye ile ABD arasında tek yönlü olarak , Yargı ve İstihbarat alanında “bağımlılık ilişkisinin” doğduğunu göstermektedir.

Bu bilgi ve değerlendirmeler ışığında soruyoruz;

(1) Susanne Hayden ve Larry Taman, hangi tarihten bu yana ve hangi sıfatla görev yapmaktadırlar? Adı geçenlerle benzer şekilde Türkiye’de Emniyet ve Yargı faaliyetlerinde hizmet veren Yabancı Uzman sayısı nedir?

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın, TBMM Genel Kurul kayıtlarına intikal edecek şekilde “Yabancı Uzman sayısını Ben de bilmiyorum…” söylemini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu söyleme bugüne kadar neden tepki vermediniz?

Bu durum Türkiye Cumhuriyeti’nin “sömürge bir ülke” haline geldiği anlamına gelmez mi?

(2) Adalet Bakanı Sadullah Ergin, 2-3 Aralık 2010 günü, daha önceden kamuoyuna yansıyan programında görünmemesine rağmen , neden ivedi bir şekilde 24 saatliğine ABD’ne gidip gelmiştir? Bu kadar ivedi görüşmeyi gerektiren sebep neydi? Bu ziyaretin gerekçesi Kamuoyundan neden gizlenmektedir?

-5-

Adalet Bakanı’yla birlikte , aynı ziyarette Bakanlık Müsteşarı Ahmet Kahraman ve 8 Yargıç da ABD’ne gitmiş midir? Bu kişiler OPDAT’ın davetlisi olarak mı gitmişlerdir? Bu görüşmelerde ortaya çıkan sonuçlar nedir?

(3) Adalet Bakanlığı bünyesinde ya da iştirakiyle, ABD’li üst düzey Yetkili ve Hukukçularla 2005 yılından bu yana yapılan toplantı sayısı nedir?

Bu toplantılara kaç Yargıç ve Savcı katılmıştır?

Bu toplantılara 831 Yargıç ve Savcı’nın katıldığı doğru mudur?

Bu toplantılara katılan Yargıç ve Savcı’lar halen hangi Mahkemelerde görev yapmaktadırlar?

(4) ABD’den sonra;

başka hangi Ülke Yetkilileriyle ve Hukukçularıyla bu nitelikte ve bu yoğunlukta görüşmeler yapılmaktadır? İkinci sırada gelen Ülke Yetkilileriyle yapılan görüşme sayısı nedir?

Bu görüşmelere katılan Yargıç ve Savcı sayısı nedir?

(5) Türkiye’nin toplumsal barışını etkileyen ve geçmişle yüzleşmesini sağlayacak olan bu soruşturmaların ve yargılamaların ; Amerikalı Hukuk Danışmalarının inisyatiflerine ve yönlendirmesine bırakılması Türkiye’nin egemenliğiyle bağdaşır mı?

İstihbarat ve Yargı yapılanması bu hale gelen bir ülkenin bağımsızlığından söz edilebilir mi?

This entry was posted in EMPERYALİZM, Haber. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *