IŞİD * RADİKAL İSLAM * IŞİD’liler “lav silahlarıyla, keleşlerle Kilis’ten geçtiler ama bunların görmezden gelindi

HABEREyorum

Milletvekili / Gazeteci Eren Erdem’in aşağıdaki açıklamalarına bir görgü tanığı olarak katılıyorum. Ülkemizin tanınmış bir hastahanesine birkaç kez gittiğimde gruplar halinde  hastahanede dolaşan ve lobide oturan arap gençler gördüm. nereli olduklarını sorduğumda çoğu Libya’lı olmak üzere Cezayir , Tunus gibi kuzey Afrika ülkelerinden geldiklerini öğrendim. neden geldiklerini sorduğumda cevap vermediler. hastahane çalışanlarına sordum ; Hükümetin emri ile hastahanede barındırıldıklarını , değişik tarihlerde gidenlerin yerine başka grupların geldiğini ama hasta olmadıklarını , özellikle hastahanenin kadın çalışanlarının çok tacize uğradıklarını ve hastahanede barındırılanlar hakkında konuşmamaları talimatı aldıklarını söylediler. Daha sonra basında benzer arap gençlerinin Devlete ait misafirhanelerde ve kamplarda geçici olarak barındırıldıklarına ilişkin haberler çıktı. Bu kişilerin Türkiye’ye getirilmesi – barındırılması ve iaşesi AKP ktidarının emriyle Devlet kesesinden karşılanmıştır. İşte İktidar destekli olarak Suriye’ye gönderilen cihatçı radikal İslamist teröristler bu kişilerdir. Zamanın Başbakanı Erdoğan’ın politikaları Suriye ve Irak’a kan ve ölüm getirmiş ve ihraç edilen terör nedeniyle ülkemizi hergün bombalar patlayan bir kan gölüne döndürmüştür.

Güneydoğuda ölen her bir şehidimizin kanında ve ülkemizin derin bir istikrarsızlaştırmaya sürüklenmesinde başta Başbakan/Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere sözde DERİN SİYASETİN sahibi Davutoğlu’nun eski içişleri bakanı /cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ve kabinede görev alan bakanların büyük sorumlulukları vardır”.Gün ola devran ola”  elbet bağımsız yargı işbaşı yapacaktır.

cumhuriyet.com.tr

13.05.206

Lav silahlarıyla sınırı geçmişler!

IŞİD’in Suriye’deki gümrük sorumlusu olarak tanınan “Ebubekir” kod adlı İlhami Balı’nın emniyetteki telefon görüşmelerinin kaydını “belgeleriyle” açıklayan CHP İstanbul Milletvekili Eren Erdem, IŞİD’lilerin “lav silahlarıyla, keleşlerle Kilis’ten geçtiklerini, ama bunların görmezden gelindiğini” söyledi.

Erdem, Meclis’te IŞİD üyelerinin telefon görüşmelerinin emniyetteki kayıtlarını üzerinde “gizli” ibaresi bulunan belgelerle açıkladı. Diyaloglarda IŞİD militanlarının Türkiye’de, Gaziantep ve Urfa’da nasıl örgütlendiklerini ortaya seren konuşmalarda, hangi hastanelerde tedavi gördüklerinin de yazılı olduğu dile getirildi. Erdem, “Hükümet, lav silahlarıyla, keleşlerle Kilis’ten sınırı geçenlerin telefonlarını dinlemiş ama görmezden gelmiş” dedi. Telefon görüşmelerine ilişkin tapelerin bin sayfayı içerdiğini vurgulayan Erdem, emniyet tarafından dinlenen konuşmalarda, terör örgütü üyelerinin “hangi otelde kaldıkları, nerede araba bekledikleri, hangi caminin önünde toplanacakları, arabaların saat kaçta kalkacağı” gibi tüm detayların bulunduğunu vurguladı. Erdem, “Ancak bu şahıslara tek bir operasyon yapılmamış. Hangi otelde kaldığını bildiğiniz bir teröristi neden tutuklamadınız?” diye konuştu.

Utanmıyor musunuz?

Kilis’te bugünlerde vahim tablolar yaşandığına dikkat çeken Erdem, “Kilis’te bugünlerde hükümetin görmezden geldiği şeyler oluyor ama hükümetin daha önce de görmezden geldiği şeyler olmuş” dedi. Erdem, şunları kaydetti: “Utanmıyor musunuz bu ülkenin çocuklarını katledenlere göz yummaya? Belgelerde hepsinin nereden aradığı, adresleri belli. Bu belgeler, hükümetin istifa etmesini gerektiren durumdur. Bu belgeler, Türkiye’nin nasıl gecekondu devletine dönüştürüldüğünü, hükümetin elinin ne kadar kirli olduğunu gösteriyor. Bu belgelerden anlaşılıyor ki hükümet, terör örgütleri arasında ayrımcılık yapıyor. Bütün terör örgütlerine aynı mesafede olunmalı.”

Posted in DIŞ POLİTİKA, EMPERYALİZM, FAŞİZM, ORTADOĞU ÜLKELERİ, PKK TERÖRÜ, RADİKAL İSLAM | Leave a comment

BEN DOKTOR DEĞİLİM

Gülümseyin diye konuyla ilgisi olmayan bir karikatür !

Cumhuriyet 13.05.2016

BEN DOKTOR DEĞİLİM

Tass Ajansı’nın haberine göre, Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova dün düzenlediği haftalık basın toplantısında bir gazetecinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Karadeniz adeta bir Rus gölü haline dönüştü” sözlerini yorumlamasını istemesi üzerine “Ben doktor değilim” diye karşılık verdi.

 

Posted in Uncategorized | Leave a comment

O GERİ DÖNDÜ !!! *** Alman Sanatçılar, ‘Hitler bıyıklı Erdoğan’ fotoğrafıyla yaptıkları protestoyu 1 saate yakın sürdürdü. Sanatçılar Hitler’i hatırlatarak “O geri döndü” cümlesini kullandı.

Cumhuriyet 13.05.2016

O GERİ DÖNDÜ !!!

Türkiye Büyükelçiliği’nde ses getirecek eylem:

Almaya’nın başkenti Berlin’de, mühimmat taşıyan MİT TIR’larını haberleştirdikleri için ceza alan Gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül için ses getiren bir eylem yapıldı.

Alman sanatçılar, Erdoğan ve Hitler fotoğraflarıyla Türkiye Büyükelçiliği önünde projeksiyon gösterisi yaptı.Mahkemenin kararını kınayan sanatçılar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hitler bıyığı ve kırmızı-beyaz nazi armasıyla hazırlanmış fotoğrafını, projektörle Türkiye Büyükelçiliği’nin duvarına yansıttı.

Basına yapılan baskıları protesto eden Alman Sanatçılar, ‘Hitler bıyıklı Erdoğan’ fotoğrafıyla yaptıkları protestoyu 1 saate yakın sürdürdü. Sanatçılar Hitler’i hatırlatarak “O geri döndü” cümlesini kullandı.

Posted in DÜNYA ÜLKELERİ, FAŞİZM | Leave a comment

BUNLAR ADAM BİLE DEĞİL * Her saatin her dakikasına / Emeğini katarsan alın terine, Hakçasına bölüşürsen vicdanındaki adaleti / Her şeyiyle dünya önüne serilir.Korktuğun yerde el öpmez / Hükümran olduğun yerde ezmezsen, Oğlum adam oldun demektir / Üstelik Adam gibi Adam…

Rifat Serdaroglu
28 Nisan 2016

BUNLAR ADAM BİLE DEĞİL

Büyük Atatürk’ün TBMM Başkanlık kürsüsünden söylediği o muhteşem cümle neydi? “Lâiklik adam olmaktır hocam, adam olmaktır!”

Hah işte bu Bademler var ya, inanın bunlar adam bile değiller…

Lâiklik-Adam gibi Adam olmak, nedir;
Bizler yani vatanseverler ve Atatürkçüler bu sözden ne anlıyoruz?

-Lâiklik, kul-tebaa olmaktan çıkıp özgür bireyler olmaktır.

-Lâiklik, devletin her inanca eşit mesafede durması demektir.

-Lâiklik, Seccade şeytanları olan yobazların, dinimizi ticaret aracı olarak kullanamamaları demektir.

-Lâiklik, çocuklarımızı çağdaş ve medeni dünyanın bilgili ve başı dik bireyleri yapmaktır.

-Adam gibi Adam olmak, bir sanattır. Sözde kolay gibi görülebilir fakat çok zordur. Meşakkatli bir süreçtir. Erdem sahibi olmaktır. İlkeli, prensipli, disiplinli, omurgalı bir yaşam sürmektir.Yılmamak, vazgeçmemek, umudunu yitirmemek, onurlu ve kültürlü olmaktır.Adam gibi Adam, düşünür, sorgular, tartışır, okur, çalışır, biat etmez, adil olur.

-Adam gibi Adam, dürüsttür, özü sözü birdir, namusludur, kul hakkı yemez, harama el uzatmaz, kadın-erkek eşitliğine inanır, kadınına âşıktır, merhametlidir.

-Adam gibi Adam, inandığı fikrini saklamaz, yalan söylemez, ikiyüzlülük (takiyye) yapmaz, kendi öz fikrini savunmaktan geri durmaz…

Rudyard Kipling adlı şair, bakın adam gibi adam olmak üzerine ne söylemiş; Her saatin her dakikasına / Emeğini katarsan alın terine, Hakçasına bölüşürsen vicdanındaki adaleti / Her şeyiyle dünya önüne serilir.Korktuğun yerde el öpmez / Hükümran olduğun yerde ezmezsen, Oğlum adam oldun demektir / Üstelik Adam gibi Adam…

Gelelim yazının başlığı olan “Bunlar Adam Bile Değil” sözüne; Yalan söylemek bunlarda, sözünden dönmek bunlarda, ekmeğini yiyip suyunu içtikleri vatana ihanet bunlarda, çalmak-çırpmak-soymak bunlarda, hırsızı hırsızlığı saklamak bunlarda, dini kullanarak gariban Müslümanları hem Türkiye’de hem de yurtdışında soymak bunlarda…

“İmralı ve PKK Narko-Terör örgütü ile görüşme emrini ben verdim” deyip, sonra işine gelmeyince “Ne mutabakatı yahu” diye utanmadan yalan söyleyebiliyorsa!

TBMM Başkanı ve Cumhurbaşkanı Vekilliği sıfatlarını üzerinde taşıyan TC Devletinin 2 numarası olan kişi, sabah söylediğini “Ama ben onu demek istememiştim ki” diye kıvırtabiliyorsa!

Oğlu Singapur’da kumarhanede yakalanan adam; Tıpkı, ihale takipçisi Kayınçosunun balya-balya dövizleri kocaman çantaya tıkıştırırken Polis kamerasına yakalandığı zaman ki gibi “Bunun için somut deliller lazım” diye yalan söyleyebiliyorsa! Bunlar adam bile değillerdir…

TBMM Başkanı ve Cumhurbaşkanı Vekili Kahraman İsmail’den şu konuda bir açıklama beklemek hepimizin hakkıdır;

Eyy İsmail Kahraman; Siz “Dindar Anayasa” istiyorsunuz. Dünyada, Türkiye hariç 62 Müslüman Devlet var. Dindar Anayasa isterken, hangi Müslüman Devleti örnek alıyorsunuz?

Suudi Arabistan-Sudan-Pakistan-Libya-Kuveyt-Birleşik Arap Emirlikleri örnek ülkeler olabilir mi?

Sağlık ve başarı dileklerimle
Rifat Serdaroğlu

Posted in Rifat SERDAROĞLU yazıları, YOBAZLIK - GERİCİLİK, YOZLAŞMA - AHLAKSIZLIK | Leave a comment

POLİTİKA KORİDORU* Ali Babacan fısıltısı!..* Ne oldu demokrasi havarilerine?.. Ne oldu her daim “erdemliler hareketi”nden dem vuranlara?.. Saray darbesine, Davutoğlu’nun ayak oyunları ile Cumhurbaşkanlığı makamında azledilmesine neden sus pus oldular?.. “

yenicaggazetesi.com.tr

12.05.2016

Ali Babacan fısıltısı!..

Ahmet TAKAN

Hani bir zamanlar!.. Bülent Arınç’ın, Hüseyin Çelik’in sert açıklamaları ile R.Erdoğan’a karşı alevlenen “küskünler hareketi” vardı… Abdullah Gül, ta İstanbul’dan kalkıp gelmiş 3 saatlik akşam yemekli saray zirvesi ve ardından küskünler evinde yapılan istişareler günlerce kamuoyunu meşgul etmişti. Saman alevi misali!..

Ne oldu demokrasi havarilerine?.. Ne oldu her daim “erdemliler hareketi”nden dem vuranlara?.. Saray darbesine, Davutoğlu’nun ayak oyunları ile Cumhurbaşkanlığı makamında azledilmesine neden sus pus oldular?.. “Belki de içlerinden ‘oh olsun Davutoğlu’na’ diyorlardır. Etme bulma dünyası” diyeceksiniz…

Postmodern sivil darbenin hemen arkasından kaleme aldığımız yazıda, 4 Mayıs  buhranlı gecesinde Ahmet Hoca’nın küskünler cephesi ile dolaylı temasa geçtiği ve bir yere varılamadığını aktarmıştım. Devamını getirelim ama şu an için AKP’de Erdoğan’a karşı muhalefet olur umuduyla bekleşenler adına çok üzgünüm.

Godot’yu beklerken!..

Şu an ortak hareket yok AKP’nin küskünler cephesinde… 23 Mayıs sabahını bekleme havası hâkim. Abdullah Gül ve Bülent Arınç, “canını sıkma” telefonu ettikleri Ahmet Hoca’ya “parti içindeki diyalogu kesme” dediler… Küskün muhalif cephesinde bir bölüm; “hoca partide zirvede bırakmanın ve sebepsiz yere alınmanın gücünü tutmak istiyor. Hocaya çok sayıda geçmiş olsun, üzgünüz telefonları geliyor. Hoca bu gücünü, parti içindeki, mücadelesini sonuna kadar sürdürecek” diyor. Erdoğan karşıtı cepheyi, dikkatli ve gerçekçi olarak izlerseniz yine de en hareketli kanat Bülent Arınç tarafı. Birazcık kıpırdama var!.. Meclis’te eski başkanlığından dolayı oda verilen Arınç, AKP’li vekillerle görüşerek ayar verecekmiş. Arınç cephesi de diyor ki; “dolaylı yoldan birlikte hareket etme kararı aldılar. Bu kararda Davutoğlu’nun pozisyonunu zedelememesine özen gösteriyorlar.”

Büyük ümitler beslenen(!) Abdullah Gül ise piyadelerine mıntıka temizliği yaptırmaya çalışıyor…

Küskünler hareketinin 23 Mayıs sabahı beklentileri ile ilgili önemli kulis;

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek kabine dışı kalırsa Ali Babacan üzerinden parti içi muhalefetin düğmesine basılacak mış.. mış…

Kafası çok karışık AKP’li küskünler cephesinden bize anlatılan ortak yorum;

Partide Erdoğan’ı zirvede ayakta tutan masanın 4 ayağı vardı. Gül-Arınç-Davutoğlu-Babacan. Erdoğan masanın ayaklarını bir bir kendi elleri ile kopardı. Masayı deviren Erdoğan. Yeni ayakları da kendisi bulacak. Kimlerle yoluna devam edecek bunu bekleyip göreceğiz. Artık bizim değil Erdoğan’ın hamle yapması gerekecek. Çünkü en büyük hatayı yaptı, kendisini ayakta tutan Davutoğlu’nu görevden aldı. Onun 3 B’si varsa bizim taş gibi 10 lider adayımız var.

“Her gün uzun uzun yazılarına alıştık. Bugün ne diye kısa kestin” diye soracaksınız…

Haberin ve yazının hakkı ne kadar ise o kadar; temel prensibimdir.

Yukarıda yazdıklarımdan daha fazla somut bilgi de hareket de yok.

Şişirmeye de hiç gerek yok!..

Posted in AHMET TAKAN YAZILARI, Politika ve Gundem | Leave a comment

UÇUK KAÇIK HABERLER * Halinize şükredin !!! * Özbekistan’da öğretmen maaşları civcivle ödendi

sozcu.com.tr

12.05.2016

Özbekistan’da öğretmen maaşları civcivle ödendi

Özbekistan’daki Nukus kentinde yeterli bütçe olmadığı için öğretmen maaşları nakit yerine civcivle ödendi.

ABD Destekli Radyo Ozodlik’in haberine göre özerk Karakalpakistan Cumhuriyeti’nde bulunan Nukus kentinde yetkililer maaşları para yerine civcivle ödedi. Radyoya konuşan öğretmenlerden biri durumu “utanç verici” diye tanımladı ve “Geçen yıl da maaşları patates, havuç ve balkabağıyla ödediler. Bu yıl da para yerine civciv veriyorlar. Bize civciv lazım olsaydı pazardan alırdık” dedi.

Civcivlerin tanesinin 2,5 ABD Doları sayıldığını söyleyen bir başka kaynak da bunun pazardaki civciv fiyatlarının iki katından fazla olduğunu anlattı.Özbekistan’da medya sıkı bir şekilde denetleniyor ve yabancı medyaya konuşanlar bunu genellikle isimlerinin gizli kalması koşuluyla yapıyor. Ülke uzun yıllardır nakit sıkıntısı çekiyor. Bu nedenle maaş ödemelerinde ciddi gecikmeler yaşanıyor. Bu ay başında devlet memurları bankalarda para olmadığı için iki aydır maaş alamadıklarından şikayet etmişti.

BBC

Posted in UÇUK KAÇIK HABERLER | Leave a comment

Koca bir tabur yok oldu * Geçen hafta 466 şehidimiz olduğunu belirtmiştik. Şimdi şehit sayımız 294 asker, 179 polis, 9 korucu olmak üzere 482′ye çıktı. Bunun anlamı “Takviyeli bir taburdan fazla güvenlik görevlisi”nin şehit edilmesidir.

sozcu.com.tr
Saygı Öztürk
11.05.2016

Koca bir tabur yok oldu

Şehitlerden söz ediyoruz, bir de gazilerimiz var. Haberlerde “2 asker, 3 polis de yaralandı” denilir. Onların isimleri ne televizyon, ne de gazetede geçer ama biliniz ki “yaralandı” denilen askerimiz, polisimiz ya bacağını, ya kolunu, ya gözünü kaybetmiştir, ya da ömür boyu tekerlekli sandalyeye mahkum olmuştur.

HASTANEDE YER KALMADI

Bölücü örgüt ilçelerde hendek kazarken, barikat kurarken, silah, mühimmat yığınağı yaparken bunlara sessiz kalan hükümet, şimdi aylardır ilçeleri teröristlerden temizlemeye uğraşıyor.Bu olayların ne zaman biteceği belli olmadığı için şehit ve gazi sayısının daha da artması sürpriz olmaz. Bugün, Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde, rehabilitasyon merkezinde yer kalmadığını, bazı servislerin birleştirilip Güneydoğu gazilerine ayrıldığını öğreniyorum.Vatandaşın evi-barkı yıkılmasın, zarar görmesin diye askerimiz-polisimiz patlayıcıları temizlerken, bu kez onlar hayatını kaybediyor, yaralanıyor. Bir yanda çatışmalar, bir yanda patlamalar, hain tuzaklar derken Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın gözde askerleri, jandarma ve polisin özel harekat timlerinden büyük kayıplar verildi.

Yaşanan olaylar, asker, jandarma ve polisin eksiğini de ortaya koydu. Meskun mahalde asker ve polisin gerekli eğitimi almadıkları, şehit ve gazi sayısının bu kadar fazla olmasında bu eksikliğin de önemli olduğu anlaşıldı. Şimdi yetiştirilen 4 bin 500 civarında özel harekat polisi için en ağırlıklı eğitimlerden biri “meskun mahalde çatışma” eğitimidir. Buna göre eğitim alanları oluşturuldu.

GAZİLERİ CHP’YE KİM GÖNDERDİ?

Söz gazilerden açılmışken, Türkiye Gaziler Vakfı’nın 15-20 üyesi CHP Genel Merkezi önünde toplanıp siyah çelenk koydu. CHP’nin Cizre raporunu beğenmedikleri için bunu yaptıklarını açıkladılar. İlginç olanı da şuydu: Önce raporu Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, bir gün sonra oğlu Osman Gökçek eleştirdi, ertesi gün de Gaziler Vakfı üyeleri, belediyeye ait resmi plakalı araçla CHP önüne gelip siyah çelenk bıraktı.
Gazilerimizin ulusal konulardaki duyarlığının her şeyin üstünde olduğunu bilenlerdenim. Muhalefet partisinin hazırladığı rapora tepki de gösterilebilir ama CHP Genel Merkezi önüne siyah çelenk koyan gaziler, İmralı’da yapılan görüşmeler, Abdullah Öcalan’ın mektubunun Diyarbakır meydanında okunması, Dolmabahçe mutabakatı, askere operasyon izni verilmemesi, kahraman askerlerin kumpaslara uğradığı dönemde AKP Genel Merkezi önüne silah çelenk koymayı hiç düşündüler mi? Hayır. O yüzden, bu vakıfla ilgili haberlerde “AKP yanlısı Gaziler Vakfı” deniliyor.

Emekli General Veli Küçük aradı

Bölücü PKK terör örgütünün, silahlı sol terör örgütleriyle birlikte oluşturduğu “Birleşik Devrim Hareketi”nin, Karadeniz’e açılma planı kapsamında gerçekleştirdiği eylemlerin benzeri 1997 yılında da sahneye konulmuştu. Dün bunu anlatmış, teröristlerin etkisiz hale getirildiğini belirtmiştim. O dönemde görev yapanlardan biri de Tuğgeneral Veli Küçük’tü.

Emekli general Veli Küçük, “Benim adımı anmaya, yazmaya çekiniyorlar. Oysa benim Atatürk ilkelerinden, bayrak sevgim dışında başka bir düşüncem yok. Kimsenin de uşağı olmadım” diyor. “Türkiye’nin tapusu yok, Türkiye’yi satıyorlar” dediği için Ergenekon davası kapsamında 7 yıl cezaevinde yattığını söylüyor.

Giresun Jandarma Bölge Komutanlığı’na giderken, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Fikret Özden Boztepe’ye “4 ay içinde Karadeniz’i teröristlerden temizleyemezsem görevden alın” diyor. Boztepe’nin “Nasıl temizleyeceksin?” diye sorması üzerine “Ben istihbaratçıyım. 12 yıl alay komutanlığı yapan tek kişiyim. Özel çalışma yöntemimle terörist bırakmam” karşılığını veriyor. Fazla jandarma da istemiyor. Çünkü o arazide askerin birbirini vurmasından endişe ediyor. Kısa sürede teröristler Karadeniz’den atıldı, lider kadro etkisiz hale getirildi, halk rahat nefes aldı. Aradan yıllar geçtikten sonra teröristler boşluk buldu ve “Karadeniz açılımı”nı kaldıkları yerden devam ettirme kararı aldı. Bakalım şimdi durum nasıl olacak, bekleyelim, görelim.

Posted in Bölücü KÜRTÇÜLÜK, ORTADOĞU ÜLKELERİ, PKK TERÖRÜ, Politika ve Gundem, SAYGI ÖZTÜRK, TSK | Leave a comment

Panama! Panama! Selam söyleyin Büyük Ustama! * Türkiye’de kazanılan servetlerle Panama’da “offshore hesapları” açtıran dönem zengini diğer işadamlarının şirketlerini ve isimlerini buraya yazmaya sayfalar yetmez. Türkiye bağlantılı 684 ismin, 101 şirketin, 21 aracının Panama’ya kaçırılmış parası bulundu.

sozcu.com.tr
Necati Doğru
12.05.2016

Panama! Panama! Selam söyleyin Büyük Ustama!

Ustalık dönemi olgun, tatlı, dolgun, doyurucu meyvelerini bu kez Panama’dan verdi. “John Doe sızdırma belgelerinde” yer alan bilgilere göre, Tayyip Erdoğan’ın ustalık dönemi zenginleri Türkiye’ye; “Panama! Panama! Selam söyleyin Büyük Ustama…(!)” mektubu gönderdiler.

İmzalar:

İşadamı Remzi Gür.
Ustalık dönemi zengini.
(Ustanın oğluna burs verdi.)

İşadamı Mehmet Cengiz.
Ustalık dönemi ihale avcısı.
(Ustanın partisine güç verdi.)

İşadamı Ahmet Çalık.
Ustalık dönemi havuzcusu.
(Ustanın damadına iş verdi.)

Türkiye’de kazanılan servetlerle Panama’da “offshore hesapları” açtıran dönem zengini diğer işadamlarının şirketlerini ve isimlerini buraya yazmaya sayfalar yetmez. Türkiye bağlantılı 684 ismin, 101 şirketin, 21 aracının Panama’ya kaçırılmış parası bulundu.

Bir başka mektup da var.
İmzalar:
Menderes dönemi zenginleri.
Özal dönemi zenginleri.
Demirel dönemi zenginleri.

Onlar da mektubun sonuna; “Panama! Panama! Bir tas su dökün rahmetli babalarımızın mezar toprağına!” diye yazmışlar.Büyük Usta Erdoğan dönemi zenginleri de rahmetli babalar; Menderes, Özal, Demirel dönemi varlıklıları da hep devlet koruması, desteği, teşvikleri, ucuz işçi emeği sömürüsü, kamudan özele transfer kolaylıkları ile büyüdüler, serpildiler fakat çoğu Türkiye’ye güvenmediler.

Türkiye’de kazanılan para:
İsviçre’de bankalarda.
İngiliz Virjinya adalarında.
Bahamalar, Seyşeller.
Monaco, Maldivler.
Panama hesaplarında.

“Fırsat avcısı olarak” tutuldu. Türkiye’den gitmiş paralar, krizli dönemleri beklediler. Ülke döviz krizine girince yüksek faiz kapma fırsatı buldukları için sanki yabancıların fonlarıymış gibi Türkiye’ye “sıcak para” olarak geri döndü, vurgunu yaptı, “cari açığımızı kapattılar, döviz krizimizi atlatmaya yardımcı oldular” diye övgü alıp, geri kaçtılar. Yeni bir kriz beklemeye başladılar.

Ustalık dönemi!
Fırsatçı parayı patlattı.

2002′den sonra Türkiye’de iktidar partisi desteği ile zenginleşip yurtdışında “vurgun günü için gömü parası” götürenlerin sayısının hızla arttığı son Panama belgelerinde isim isim, şirket şirket ortaya çıktı.

Bu günleri de gördük.
Panama…!
Panama…!
Selam olsun Ustama!

2006 yılı olmuştu.
Büyük Usta Başbakandı.

Hazine’den, Merkez Bankası’ndan, MASAK’tan, SPK’dan bilgiler aynı yönde akmış; Türkiye’den Panama’ya, Bahama’ya, Maldivler’e, Monaco’ya, Virjinya ile Seyşeller’e para akışı olduğu uyarısı yapılmıştı. SPK eski Başkanı Doğan Cansızlar’ın verdiği bilgiye göre, Bakanlar Kurulu adım attı, Kurumlar Vergisi Kanunu’nda değişiklik yapılarak “gömü merkezlerine” Türkiye’de kazanılıp kaçırılan parayı caydırmak, ülkede tutabilmek için “gönderilen tutarın yüzde 30′unun vergi olarak kesilmesi” kararı çıktı.Çıktı ama uygulanmadı.Çünkü “hangi ülkenin vergi cenneti olarak adlandırılması gereken listeyi” Bakanlar Kurulu yayınlamadı.

Bir yıl değil.
İki yıl değil.
Beş yıl değil.
On yıl doldu.

Büyük Usta, Cumhurbaşkanı oldu. Liste hâlâ yayınlanmadı.
Panama’ya kaçırılan paranın hızı her yıl yükseldi, yükseliyor.
Çoğaldı, çoğalıyor.

Panama!
Panama!
Selam olsun!
Büyük Ustama!

Posted in NECATİ DOĞRU YAZILARI, YOLSUZLUKLAR, YOZLAŞMA - AHLAKSIZLIK | Leave a comment

İşsizi işe alın dedi! Metres alıyorlar! * Asgari ücretli, asgari ücreti arttığı için işinden atılır oldu. Şubat ayında “işsiz kaldım, bana işsizlik maaşı verin” diye devlete başvuranların sayısı yüzde 48 arttı.

Sozcu.com.tr

Necati Doğru
11.05.2016

İşsizi işe alın dedi! Metres alıyorlar!

Ah! Bir holding başkanı tanısaydım. Ah! Banka sahibi bana piston çıksaydı.
Bir Bakan, bir iktidar milletvekili bir inşaat şirketi patronu torpilim olsaydı.

Üniversite bitirdim,
Mastır yaptım.
Doktoram da var.
İki dil bilmekteyim.
İşsizim.
Çalışma isteğim var.
Torpilim yok.
İş ahlakım var.
Pistonum yok.
Ah ben çok şanssızım!

Bunlar hayali cümleler değil.
Bütün işsizlerin ortak feryadı.

Biri üniversite, diğeri araştırma şirketi; “genç işsizler, beklentileri, umutları” üzerine araştırma yaptılar. Bilgi Üniversitesi, araştırmasını İstanbul, Ankara, Adana dahil 5 büyük kentte uyguladı. İPSOS Sosyal Araştırmalar Enstitüsü ise 15 şehirde; üniversite mezunu gençler, üniversite son sınıf öğrencileri, işsiz gençlerin anne ve babaları ile yüz yüze konuştu. Bu iki araştırma birbirinden habersiz yapıldı fakat vardıkları sonuç aynı oldu: Diplomalı işsiz gençler, üniversite son sınıf öğrencileri ve onların anneleri ile babalarının yüzde 80.1′i “İş bulmada en geçerli anahtarın bir tanıdığın (torpil) olmasıdır” cevabını verdiler.

İşsizlik alev olmuş.
Türkiye’yi yakıyor.
İşi olanlar işten atılıyor.
Yeniler iş bulamıyor.

Asgari ücretli, asgari ücreti arttığı için işinden atılır oldu. Şubat ayında
“işsiz kaldım, bana işsizlik maaşı verin” diye devlete başvuranların sayısı yüzde 48 arttı.

Ülkenin geldiği nokta:
Ne diploma, ne eğitim.
Bul iktidardan birini.
İşin olsun.

En taze örnek Merkez Bankası yeni başkanının “güçlü bir torpille” seçilmesi oldu. Cumhurbaşkanı “Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya olsun” diye işaretini yaptı. Ekonomi, maliye, işletme, bankacılık, finans, hukuk dallarından birini bitirmemiş Murat Çetinkaya, Merkez Bankası Başkanı yapıldı. Oysa Murat Çetinkaya sosyoloji ve siyaset bitirmişti. Yasaya göre, Merkez Bankası’na başkan da olamaz, başkan yardımcısı da olamazdı.Torpil işledi.

Büyük Millet Meclisi ve iktidar milletvekilleri “pistona” alet edildi yasa bir gecede değişti. Yasaya; “sosyoloji, siyaset, idari bilimler okuyan da Merkez Bankası Başkanı olabilir” maddesi eklendi. Çürüme korkunç!

Türkiye ne hale geldi: yalanla, dolanla, torpille pistonla Merkez Bankası’na başkan seçen ülke oldu. Cumhurbaşkanı da geçen hafta genç işsizlerin torpilsiz iş bulamadıkları gerçeğini kabul edercesine; “Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin 1.5 milyon işveren üyesi var. Her üye 1 kişiyi işe alsa bu 1.5 milyon işsize iş demektir. Ne kaybedersiniz. Batar mısınız” diye kendi kendine öfkelendi. Cumhurbaşkanı’nın gemiler işleten şirketlerin sahibi iki oğlu bile iki işsizi işe almazken, diğer işverenlerin yüzde 100′ü Cumhurbaşkanı’nı dinlemedi. Cumhurbaşkanı’nın çok yakın dostu yazar Abdurrahman Dilipak’ın yazdığına göre, iktidar yandaşı işverenler yeni işçi almak yerine kriz stresini atmak için metres sayısını ikiliyorlar.

SÖYLEŞİ

8 yıl önce de aynı çağrıyı yapmıştı!

Cumhurbaşkanı, 8 yıl önce Başbakan’dı ve yine TOBB üyelerine seslenmiş, “her işveren 1 kişiyi işe alsın” çağrısını o zaman da yapmıştı. 8 yıl önce de bugünküne benzer yakıcı büyük kriz vardı ve İşverenler de ilave bir işçi almak yerine işçileri birer ikişer işten atmışlardı. TÜİK’in işsizlik verilerine göre 8 yıl önce resmi işsiz sayısı 2 milyon 400 bin civarındaydı, bugün 3.5 milyonu geçti. İş bulmaktan umudunu kesenleri de ekleyince işsiz sayısı 6-7 milyona koşuyor. Cumhurbaşkanı’nın başbakan olduğu yıllarda bakan olmuş Ömer Dinçer, yazarlık yaptığı gazetede önceki gün; “Bütüncül Kalkınma Endeksi sıralamasında Türkiye 7 sıra geriye gitti; “Kişi Başı Milli Gelir”, “Küresel Rekabet Gücü”, “Fırsat Eşitliği” puanları ve sıralaması hızla düştü, düşüyor” diye yazdı.

Posted in Calisma Dunyasi - Is ve Emekciler, NECATİ DOĞRU YAZILARI, YANDAŞ - ÇIKARCI - YAĞCILAR | Leave a comment

Al sana Validebağ cami! * Validebağ korusu, İstanbul Anadolu yakasının yeşil alan olarak kalmış tek bölgesiydi. Asırlık anıt ağaçlarla birlikte hatıraları da barındırıyordu. Bezmialem Valide Sultan tarafından botanik bahçesine dönüştürülmüş, Atatürk tarafından öğretmenleri onurlandırmak için milli eğitim bakanlığına tahsis edilmişti.* Akp, buraya cami yapmaya karar verdi.* Peki burada camiye ihtiyaç var mıydı? Elbette yoktu. Validebağ korusunun çevresinde 26 tane cami vardı. Hepsi yürüme mesafesindeydi. Üç adım atarak üç ayrı camiye ulaşmak mümkündü.* AKP’li Beladiye buraya camiyi yaptı..* Sonra ne oldu biliyor musunuz ? CAMİYİ SATTI …

sozcu.com.tr

yılmaz Özdil
12 Mayıs 2016

Al sana Validebağ cami!

Validebağ korusu, İstanbul Anadolu yakasının yeşil alan olarak kalmış tek bölgesiydi. Asırlık anıt ağaçlarla birlikte hatıraları da barındırıyordu. Bezmialem Valide Sultan tarafından botanik bahçesine dönüştürülmüş, Atatürk tarafından öğretmenleri onurlandırmak için milli eğitim bakanlığına tahsis edilmişti. Popüler kültürümüzün efsane parçalarından biriydi, çünkü, repliklerini bile ezbere bildiğimiz Hababam Sınıfı filmleri, bu korunun içindeki Adile Sultan Kasrı’nda çekilmişti. SİT alanıydı. Çivi bile çakılamazdı.

Akp, buraya cami yapmaya karar verdi.

İstanbul büyükşehir belediyesi kafasına göre plan tadilatı onayladı, Validebağ korusunun gözüne kestirdiği bölümünü “yeşil alan”dan çıkardı, “dini tesis alanı” ilan etti. Üsküdar belediyesi de şak diye ruhsat verdi.

Peki burada camiye ihtiyaç var mıydı? Elbette yoktu. Validebağ korusunun çevresinde 26 tane cami vardı. Hepsi yürüme mesafesindeydi. Üç adım atarak üç ayrı camiye ulaşmak mümkündü.

Bölge sakinleri ve çevreciler dava açtı, nafile… Mahkeme kararını filan beklemeden inşaata başlandı. Mahkemeden yürütmeyi durdurma kararı çıktı, gene nafile… İnşaata tam gaz devam edildi. Hır çıktı.

İş makinelerini engellemeye çalışan vatandaşlara, tomalarla saldırıldı, biber gazı sıkıldı, plastik mermi bile sıkıldı. Yaralananlar oldu. İnsanları yerlerde saçlarından sürüklediler. Bölgeyi çevik kuvvetle ablukaya aldılar, giriş çıkışı yasakladılar.

Akp yandaşı gazeteler, ağaçları korumaya çalışan vatandaşları “dinsiz” ilan etti. “Cami düşmanları ezan sesini susturmaya çalışıyor” manşetleri atıldı. “Cami istemiyoruz, orman istiyoruz diyenler, illa orman istiyorsanız, gidin Afrika’da yaşayın” bile denildi.

Üsküdar belediye başkanı “bu memlekette fazla tolerans, karşındakini azdırıyor” dedi. Akp milletvekilleri “camilerimize el uzatanlara gereken cevabı veririz” diye tehditler savurdu.

Zamanlama hiç şaşırtıcı değildi. Tam seçim arefesiydi. Haziran ayında genel seçim vardı. Her seçim öncesinde aynı teraneydi. Taksim’e cami, Göztepe parkına cami, Büyükada’ya cami, Çamlıca’ya cami… Sanki oralarda hiç cami yokmuş gibi, cami tartışması başlatılıyor, oy devşiriliyordu.

Neticede… İstanbul emniyet müdürlüğüne inşaat bekçiliği yaptırıldı, Validebağ Koru Camisi’nin inşaatı polis zoruyla devam etti, tamamlandı, geçen sene temmuz ayında ibadete açıldı. Açılış için özel gün seçilmişti. Ramazan bayramının ilk günü, cuma namazıyla açıldı. Camiye gelenlere şerbet ve lokum ikram edildi. Üsküdar belediye başkanı namaz çıkışında gazetecilere konuştu, “burada yaşanan sıkıntılar unutuldu ama, bu cami unutulmayacak, çünkü unutulmayacak bir eserdir, camiler bizim medeniyetimizin mührüdür” dedi.

Hatırladınız di mi?

Hatırladınız.

O halde şunu da asla unutmayın.

Üsküdar belediyesi bu camiyi sattı!

Evet… Üsküdar belediyesinin 27 milyon lira vergi borcu vardı. Bu borcuna karşılık, dört arsayı Hazine’ye sattı, mahsuplaştı. Kelime oyunuyla “arsa” diye geçiştirdiler ama, bu satılan arsalardan birinin üstünde Validebağ Koru Camisi var.

Karşı çıkan herkesi dinsiz ilan ettiler, sonra gidip sattılar.

“Camiler bizim medeniyetimizin mührüdür” dedikleri işte budur… Yakında Sultanahmet’i merkez bankasına, Selimiye’yi özelleştirme idaresine, Ayasofya’yı da patrikhaneye satarlarsa, şaşma.

Posted in İrtica, YOBAZLIK - GERİCİLİK, YOZLAŞMA - AHLAKSIZLIK | Leave a comment