KAHVE MOLASI ; HAYAT ÇOK HIZLI AKIYOR * Dünyanın en son yerli kabileleri

Naci Kaptan
01.Şubat.2014

HAYAT ÇOK HIZLI AKIYOR

Medeniyet ve bilim ilerledikçe gelişmeye koşut olarak yaşam da çok hızlandı.
Kişiler daha çok bireyselleşerek toplum yaşamından uzaklaşmaya başladı.
Sanayileşme arttıkça insanoğlu Dünyayı da çok daha fazla kirletir oldu.
Irmaklar,dereler kurutuldu,akarsularla birlikte denizler de kirletildi.
Dünyaya nefes ve gölge olan ormanlar, ağaçlar katledildi.
Hayvanların yaşam alanları yok edilerek çalındı.

Medeniyetin ve kirliliğin ulaşamadığı alanlarda yaşayan kabile toplulukları da
Yok edilen Dünya ile birlikte kaybolmaya başladı.

Kirletilen Dünya tepki vererek kasırgalarla , sellerle , ağır doğa olaylarıyla
insan oğlundan intikam almaya başladı.

İnsan oğlu çok hızlı koşuyor ve ardında temizlenemez kirlilik bırakıyordu.

ÖYKÜ

Bilim adamları beş kişi idi.Amazon Ormanlarında yaşayan ve gelişmiş dünyadan uzak yaşayan bir kabileyi bulmak üzere gelmişlerdi. Ormanda yol gösterecek olan bir rehber ve yüklerini taşıyacak , gereken hizmetleri yapacak olan yerli grubu ile ormanın içinde ilerlemeye çalışıyorlardı.

Aniden bastıran sağanak yağmur, ardından gelen güneş,ulu ağaçların yol vermediği patikada yılanlardan ve sürüngenlerden korunmaya çalışarak yürüyorlardı.

Yük taşımakta olan yerliler birden durdular.Yüklerini bırakarak yere oturdular.
El ele tutuşarak yüzlerini gökyüzüne kaldırıp gözleri kapalı öylece kaldılar.
Bilim adamları ne olduğunu anlamaya çalışarak rehbere sordular.
Rehber de yerlilere onların diliyle neden durduklarını ne olduğunu sordu.
Aldığı yanıtı bilim adamlarına söyledi ;

“Beyaz adam çok hızlı gidiyor,ruhlarımız geride kaldı,onları bekliyoruz”

Dünyanın en son yerli kabineleri

KAYBOLAN KABİLELER

İngiliz fotoğrafçı Jimmy Nelson, dünyada son kalan yerli kabilelerini “Göçüp Gitmeden Önce” adlı fotoğraf albümüyle belgeledi. Batı Moğolistan’ın yarı göçer bir hayat süren Kazakları av mevsiminde, at sırtında, kürk başlıkları ve altın kartal

Papua Yeni Gine’de aktif yanardağlar, deprem ve dev dalgalar günlük yaşamın bir parçası. Ülkede 700 yerli dil konuşuluyor. Birçok kabile kendi aralarında ve dış dünyayla bağlantısı olmadan birbirinden yalıtık dağlık bölgede yaşıyor.

Yeni Zelanda’da Maori yerlilerinin ataları da 1000 yıl kadar önce Polonezya’dan gelmiş. Maske görünümü veren bu dövmeler yüzün kemik yapısını vurgulayan şavaşçı işlevi gösteriyor

Eski Himalaya krallığı Lo, bugün Nepal’de Yukarı Mustang olarak biliniyor ve dış dünyadan yalıtılmış bir yaşam sürüyor. 1992′ye kadar turistlere kapalı olan bölge, Tibet kültürünün bozulmadan kaldığı yerlerden biri

Amerika’da kovboylar ne ise Arjantin’de de gauço’lar aynı işlevi görüyor. Ülkenin geniş otlaklarında sığır sürüleri besleyen bu insanlar kimseye bağlı olmadan serbest bir yaşam sürüyor

Hindistan’ın en içe kapalı geleneksel topluluklarından biri Rabariler. Dayanıklılıkları ve muazzam nakışları ile bilinen bu gruba mensup kadınlar bazen yıllar boyunca çeyizleri için nakış işliyor

Nenetler 1000 yıldır Rusya’nın Kuzey Buz Denizi bölgesindeki Yamal yarımadasında yaşıyor. 21. yüzyıl yaşamından uzak görünen bu topluluk üyelerinin çoğu cep telefonuna ve jeneratöre sahip. Nenetler, Ren geyiği sürüleri besliyor

Fotoğraflar BBC

Posted in Genel Kultur, HAYATIN İÇİNDEN, MOLA ZAMANI | Leave a comment

YARGIYA MÜDAHALENİN SES KAYITLARI ORTAYA ÇIKTI!

26 Ocak 2014 Pazar

YARGIYA MÜDAHALENİN SES KAYITLARI ORTAYA ÇIKTI!

Bakan, Müsteşar, Vali ve Emniyet Müdürü’nün, İzmir’deki soruşturmayı yürüten savcıyı nasıl durdurmak istedikleri ses kayıtlarıyla ortaya çıktı..

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı özel soruşturma bürosu tarafından Adalet Bakanı Bekir Bozdağ hakkında bağımsız yargıyı etkileme suçlamasıyla fezleke düzenlendi. 14 Ocak’ta Adalet Bakanlığı’na gönderilen fezlekede, liman işletmesi soruşturmasında savcıya ve Emniyet’e müdahale edildiği, bunun bizzat müsteşar ve bakan tarafından yapıldığı, Bakan Bozdağ’ın “yargı görevini etkilemeye teşebbüs suçu”nu işlediği belirtiliyor. Savcıya baskının ses kayıtları da bulunuyor.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu’nun evrakı olarak Bakanlık resmi kayıtlarına giren 14 sayfalık fezlekenin ekinde 32 klasör İzmir soruşturması evrakı bulunuyor.

Fezlekede Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın bakanlık görevine geldiğinde ilk işinin İzmir soruşturması nedeniyle dönemin İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Baş’ı arayarak soruşturmaya müdahale ettiği, “soruşturmayı savcıdan al, sen takip et” dediği ve bu sebeple yargı görevini etkilemeye teşebbüs suçu sayılabilecek fiili işlediğine ilişkin görüşler yer alıyor. Klasörler içinde ses kayıtları da bulunuyor.

KENDİSİ DOĞRULADI

Bülent Tezcan, Bozdağ’a hem 4 bakan hakkındaki hem de kendisi hakkındaki fezlekeleri bir an önce TBMM’ye göndermesi çağrısında bulundu.

Bozdağ hakkında fezleke hazırlayan savcının liman soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcısı Ali Çelik olduğu öğrenildi. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı görevinden Samsun’a atanan Başsavcı Hüseyin Baş’ın ise, Adalet Bakanı Müsteşarı Kenan İpek hakkında fezleke hazırlayıp HSYK’ya gönderdiği belirtildi.

YARGIYA BASKININ KAYITLARI

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, İzmir’deki yolsuzluk soruşturmasında Adalet Bakanlığı müsteşarının, dosyayı kapatması için savcıyı araması ve ardından Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın devreye girmesi sırasında yaşanan konuşmaların kayıt altına alındığını belirtti.

31 Ocak 2011’de İzmir’de yolsuzluk soruşturması başladığını ve başlamadan operasyona müdahale edildiğini belirten Tezcan, şöyle devam etti: “O gece baskılar başlıyor. Müsteşar Kenan İpek, İzmir Valisi, İzmir İl Emniyet Müdürü, Kaçakçılık Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanı ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ müdahale ediyor. Konuşmaların bir kısmı kayda alınmış.”

“SONU KÖTÜ OLUR”

Tezcan’ın basın toplantısında okuduğu, fezlekeye giren ses kayıtları şöyle:

Müsteşar Kenan İpek: (Başsacı Hüseyin Baş’ı arıyor) Savcıları değiştirmezsen sonu kötü olur.

İzmir İl Emniyet Müdürü Ali Birkay: (Mâli Şube Müdürü Bora Köprülü’ye telefon ediyor. Köprülü konuşmayı cep telefonuyla kaydediyor.) O konuyla ilgili bir şey sorarsa savcı, çalışıyoruz diyeceksiniz. Ama herhangi bir operasyon yapmıyorsunuz.

Mâli Şube Müdürü Bora Köprülü: Efendim, savcı bu işi takip ediyor bu iş adli bir iştir.

Ali Birkay: Tamam çalışıyoruz, gereğini yapmıyoruz tamam mı . Çalışıyoruz ama operasyona adam çıkartmıyoruz . Adam göndermiyoruz tamam mı.

İzmir Valisi Mustafa Toprak: (Sesi arkadan geliyor) Kesinlikle.

Ali Birkay: Vali beyin talimatı kesinlikle diyoruz. Bir dakika.

Mustafa Toprak: Şimdi şöyle bu iş artık ülke meselesi haline geldi. İstanbul’da da aynı şeyler oldu. Diyeceksiniz ki efendim talimatınız ulaştı, üzerinde çalışıyoruz diyeceksiniz savcıya.

“MAHKEME TALİMATI VAR”

Bora Köprülü: Mahkemenin vermiş olduğu talimatlar var. Savcı şimdi bizzat kendisi konuyu takip edecek. Bir idari konu var bir adli konu var.

Mustafa Toprak: Nasıl… Nasıl… Nasıl gelecek anlamadım ben. Savcı, kendisi takip yaparsa yapsın, kapımız açık gelir çayını içer ve gider kardeşim. Talimatı vereceksin tüm personeline ‘talimat ulaştı, üzerinde çalışıyoruz’ diyecek. Tüm iller var, savcı kalkıp tüm illere mi gidecek? Ankara’nın çok net tavrı bu anlatabildim mi? Ya şimdi kardeşim Ankara Ankara hee. Bu ifade ettiğim gibi söylüyorlar, anlatabildim mi?

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ: (İzmir Cumhuriyet Savcısı Hüseyin Baş’ı arıyor) Soruşturmayı ilgili başsavcıdan al,soruşturmayı sen yürüt .

http://www.habertempo.com/gundem/yargiya-mudahalenin-ses-kayitlari-ortaya-cikti-h4994.html

Posted in FAŞİZM, HUKUK-YARGI-ADALET, SİYASİ PARTİLER, SİYASİ TARİH, YOLSUZLUKLAR | Leave a comment

Şehzade Bilal’e vergi kıyağı…

01 Şubat 2014 Cumartesi

Şehzade Bilal’e vergi kıyağı…

Başbakan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın vakfı TÜRGEV’e, Bakanlar Kurulu’nun 21 Eylül 2011 tarihli kararı ile “vergi muafiyeti statüsü” de kazandırılmış…

Haftalardır tartışılan, Başbakan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın, her gün ilginç bir yönü ortaya çıkıyor. Önceki gün SÖZCÜ’de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “O vakıf ihale karşılığı rüşvetin toplandığı bir merkez olmuş” şeklindeki çarpıcı iddiası yer alıyordu.

NE VAKIFMIŞ!..

Kılıçdaroğlu’nun 26 Nisan’da 99 milyon 999 bin 990 dolar (eski para ile yaklaşık 250 trilyon lira) yatırıldığı iddialarına konu olan Bilal Erdoğan’ın vakfı TÜRGEV’in bir başka özelliği daha ortaya çıktı!

Tam adı, “TÜRGEV Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı” olan bu vakfa, Bakanlar Kurulu’nun 26 Eylül 2011 tarih ve 2011/2292 sayılı kararı ile “vergi muafiyeti statüsü” kazandırılmış!

Bakanlar Kurulu’nca vergi muafiyeti kolay kolay her vakfa tanınmıyor.
Tabloda gördüğünüz gibi son iki yılda sadece 12 vakfa “vergi muafiyeti” tanınmış. Bunların da çoğu AKP’ye yakın olan vakıflar!

YARDIMLARA VERGİ MUAFİYETİ

İnternetten vakfın sitesine girdiğinizde “Vergi Muafiyeti” başlığı altında, vergi muafiyetinin ne anlama geldiği ve bağışta bulunanlara sağlanan avantajların sıralandığı fark ediliyor.

Ayrıca sitedeki logoda, herkesin gözüne çarpacak şekilde “Vakfımıza yapılan yardımların vergi muafiyeti bulunmaktadır” duyurusu yapılıyor.
Bilmeyenler için açıklayalım; normal bir vakfa yapılan bağışlara “vergi avantajları” sağlanmazken, Bakanlar Kurulu’nca vergi muafiyeti tanınan vakıflara, çok sayıda vergi avantajı ve çok özel bazı avantajlar sağlanıyor…

Bilal Erdoğan’ın vakfının internet sitesinde, bu avantajlar aşağıdaki gibi sıralanıyor:

GE­LİR VE KU­RUM­LAR VER­Gİ­Sİ: Yıl­lık top­la­mı be­yan edi­le­cek ge­li­rin yüz­de 5’i­ni (kal­kın­ma­da ön­ce­lik­li yö­re­ler­de yüz­de 10’u) aş­ma­mak üze­re mak­buz kar­şı­lı­ğın­da ya­pı­lan ba­ğış ve yar­dım­lar ge­lir ver­gi­si be­yan­na­me­sin­de bil­di­ri­le­cek ge­lir­ler­den in­di­ri­lir. Va­kıf­la­ra mak­buz kar­şı­lı­ğın­da ya­pı­lan ba­ğış ve yar­dım­la­rın top­la­mı­nın o yı­la ait ku­rum ka­zan­cı­nın yüz­de 5’ ine ka­dar olan kıs­mı ku­rum ka­zan­cın­dan in­di­rim ko­nu­su ya­pı­la­bi­lir.
KDV: Va­kıf­lar­ca iş­le­ti­len has­ta­ne, ne­ka­het­ha­ne, kli­nik, dis­pan­ser gi­bi ku­ru­luş­lar ile yaş­lı ve sa­kat ba­kı­mev­le­ri, pa­ra­sız ve fu­ka­ra aşev­le­ri, ye­tim­ha­ne ve ben­ze­ri mü­es­se­se­le­re be­del­siz ola­rak ya­pı­lan mal tes­li­mi ve hiz­met ifa­la­rı kat­ma de­ğer ver­gi­si­ne ta­bi de­ğil­dir. Va­kıf­la­ra be­del­siz ola­rak ya­pı­lan tes­lim ve hiz­met­ler Kat­ma De­ğer Ver­gi­si­’ nden is­tis­na edil­miş­tir.

VE­RA­SET VE İN­Tİ­KAL VER­Gİ­Sİ YÖ­NÜN­DEN: Va­kıf­lar Ve­ra­set ve İn­ti­kal Ver­gi­si mu­afi­ye­ti­ne sa­hip­tir. Ya­pı­lan ba­ğış­lar, in­ti­kal­ler Ve­ra­set ve İn­ti­kal Ver­gi­si­’ne ta­bi de­ğil­dir.

HARÇ VE EM­LAK VER­Gİ­Sİ: Va­kıf­la­rın ik­ti­sap ede­cek­le­ri gay­ri­men­kul­le­rin ve sa­ir ay­ni hak­la­rın tes­cil­le­ri harç is­tis­na­sı uy­gu­la­nır. Va­kıf­lar sa­hip ol­duk­la­rı bi­na ve ara­zi­ler için (der­nek­le­re ve va­kıf­la­ra ait ik­ti­sa­di iş­let­me­le­re ait ol­ma­la­rı ve­ya bu ik­ti­sa­di iş­let­me­le­re tah­sis edil­me­si ha­riç) em­lak ver­gi­si mu­afi­ye­ti­ne sa­hip­tir.

İZİN AL­MA­DAN YAR­DIM TOP­LA­MA: Ka­mu­ya ya­rar­lı der­nek ve va­kıf­la­rın 2860 sa­yı­lı Yar­dım Top­la­ma Ka­nu­nu uya­rın­ca izin al­ma­dan yar­dım al­ma im­kâ­nı var­dır.

GÜM­RÜK VER­Gİ­Sİ MU­AFİ­YE­Tİ: Va­kıf­lar ta­ra­fın­dan ti­ca­ri amaç gü­dül­me­mek ve ku­ru­luş amaç­la­rı doğ­rul­tu­sun­da kul­la­nıl­mak üze­re it­hal edi­len eş­ya­lar ve ci­haz­lar güm­rük ver­gi­sin­den mu­af­tır.

RES­Mİ PLA­KA VE DEV­LET PRO­TO­KO­LÜ: Ta­şıt Ka­nu­nu­’nun bi­rin­ci mad­de­si­nin (d) ben­di uya­rın­ca ka­mu­ya ya­rar­lı der­nek ve va­kıf­la­ra Baş­ba­kan­lık’­ça lü­zum­lu gö­rü­len­ler ta­ra­fın­dan kul­la­nı­la­cak ta­şıt­la­ra res­mi (si­yah) pla­ka ve­ri­lir. Ka­mu ya­ra­rı olan der­nek ve va­kıf­lar dev­let pro­to­ko­lün­de yer alır­lar.

http://www.habertempo.com/gundem/sehzade-bilale-vergi-kiyagi-h5105.html

Posted in SİYASİ PARTİLER, SİYASİ TARİH, YOLSUZLUKLAR | Leave a comment

ENİŞTENİN ALTINLARI *** Ocak ayında polisi harekete geçirmişti

17 Aralık 2013 Salı

REZA ZARRAB’IN ALTINLARI

“Altın kaçaklığı” iddiaları Ocak ayında polisi harekete geçirmişti…

Gözaltına alınan Ebru Gündeş’in Azeri asıllı İranlı işadamı eşi Reza Zarrab’ın adı Ocak ayında yaşanan bir olayla gündeme gelmişti. Ocak ayında İstanbul Atatürk Havalimanı’nda Dubai’ye giden bir gruptan şüphelenen polis, çantalarda uyuşturucu ararken piyasa değeri 30 milyonluk 320 külçe altın bulmuştu.

Altınların sahibinin ise Ebru Gündeş’in Azeri asıllı İranlı işadamı eşi Reza Zarrab olduğu ortaya çıkmıştı

O günlerde Akşam gazetesinden Süleyman Şen olayı böyle yazmıştı:
- Dubai’ye gitmek için alana gelen bir grubun aynı renk ve modelde sırt çantaları taşıması narkotik polisinin dikkatini çekti.

- Uyuşturucu kuryesi olma ihtimali ile 12 kişilik gruba kimlik kontrolü yapıldı. Arama noktasına götürülen grubun ağırlığı ile dikkat çeken 12 çantası incelemeye alındı.

KÜLÇE ALTIN ÇIKTI

- Narkotik dedektifleri çantayı açtıklarında ise ortalama 27 kilogram ağırlığında külçe altınla karşılaştı.Büyük bir kaçakçılık olayı ile karşı karşıya olduklarını düşünen polisler, durumu hemen havalimanı gümrük görevlileri ile mali şube polisine bildirdi.

- Olay yerine gelen ekipler, yaptıkları incelemede altınların Ebru Gündeş’in Azeri asıllı eşi işadamı Reza Zarrab’a ait olduğunu belirledi.

- Kuryeler altının yasal yollarla ihraç edildiğini belirtip ellerindeki beyannameyi polise gösterdi.

BEYANNAME GERÇEK

- Altınların yurt dışına ihracı için hazırlanan beyannamenin sahte olup olmadığını inceleyen Mali Polis ve Gümrük Muhafaza ekipleri, evrakların gerçek ve altınların yasal ihracat ürünleri olduğunu tespit etti.

- Bu sırada işadamı Reza Zarrab da durumdan haberdar edilip havalimanına çağırıldı. Zarrab, havalimanına gelerek gümrük ve polis ekiplerine kendilerinin altın ihracatçısı olduğunu ve yurt dışına altınları daha güvenli olduğu için bu yöntemle çıkardıklarını anlattı.

- Polis ekipleri incelemenin ardından altınları sahiplerine geri verdi.

BU KEZ DE UÇAK KRİZİ

- Havalimanında hareketli anlar yaşanmasına neden olan olayın ardından 12 kişilik kurye ekibi altın dolu çantalarla Dubai uçağına yöneldi. Ancak bu kez de altınların kabin bagaj ağırlığını aştığı gerekçesi ile kuryeler THY uçağına alınmadı.

- Dubai uçağını kaçıran altın kuryeleri bir gün sonra sayıları 12′den 20′ye çıkarılarak yolculuğu tamamladı.

ÖNCE DUBAİ’YE ORADAN DA İRAN’A

Türkiye’nin İran’a yönelik altın ihracatının perde arkasında bu ülkeye yönelik doğalgaz ödemeleri olduğu biliniyor. İran’a yapılan ambargoya takılmak istemeyen Türkiye, doğalgazın parasını TL olarak İran’ın Türkiye’deki hesaplarına yatırıyor. İran Hükümeti de bu parayla altın alarak kendi ülkelerine götürüyor. İlk başlarda İran altını direkt kendi ülkesine taşırken, daha sonra bu alışverişi Dubai üzerinden yapmaya başlamıştı. Konuyla ilgili Financial Times ve Reuters’ın analizlerini de AKŞAM gündeme taşımıştı: Birleşik Arap Emirlikleri’nin İran’ın antreposu olduğu biliniyor. Bugün İran ekonomisinin yaşam kaynağı, İstanbul-Dubai uçuşlarındaki kuryelerin ellerindeki çantalarda… Çantalarında milyon dolar değerinde altın bulunan kuryeler İstanbul’dan Dubai’ye uçakla geçerken, altınlar buradan da gemilerle İran’a gidiyor.

http://www.habertempo.com/magazin/operasyon-reza-zarrabin-altinlari-ile-ilgili-mi-h4353.html

Posted in SİYASİ PARTİLER, SİYASİ TARİH, YOLSUZLUKLAR | Leave a comment

YOLSUZLUĞUN YOLLARINDA YÜRÜDÜK ***”Sarraf’ın uçağı Bakanlar Kurulu’na tahsis edilmiş!”

Cumhuriyet
31 Ocak 2014 Cuma

“Sarraf’ın uçağı Bakanlar Kurulu’na tahsis edilmiş!”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, yolsuzluk ve rüşvet operasyonu kapsamında tutuklanan Rıza Sarraf’a ait uçağı ile bilinenlerin dışında üç bakanın daha seyahat ettiğini söyledi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Tezcan, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ hakkındaki fezleke ile ilgili olarak, “Adalet Bakanlığı, bu fezlekeyi hangi gerekçeyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na iade etmiş. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü yazısı burada. Adalet Bakanlığı’nın fezlekeyi İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na iade ederken diyor ki ‘Adalet Bakanı, Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ’ın işlediği iddia edilen suçun Bakanlar Kurulu genel siyaseti veya bakanlıkların görevleriyle ilgili işlendiğine ilişkin değerlendirmede bulunulmasında nedeniyle hakkındaki soruşturma dosyasının bakanlığımız aracı kılınmaksızın TBMM Başkanlığı’na gönderilmesi gerekmektedir. Yani Cumhuriyet Başsavcılığı 32 klasörle birlikte fezlekeyi Adalet Bakanlığı’na gönderiyor. Muhatabı Adalet Bakanı olan bir suça ilişkin fezlekeyi. Adalet Bakanlığı da İzmir Başsavcılığı’na dönük diyor ki ‘Bunu sen bize göndermeyeceksin, doğrudan doğruya TBMM Başkanlığı’na göndereceksin.’ Bunun üzerine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı aynı evrakı Adalet Bakanlığı’nın yönlendirmesiyle TBMM Başkanlığı’na gönderiyor” diye konuştu.

HANGİ BAKANLAR RIZA SARRAF’IN UÇAĞINI KULLANDI?

Rıza Sarraf’ın malvarlığı üzerinde tedbirin kaldırılmasını eleştiren Tezcan, “Rıza Sarraf, ‘eğer beni korumazsanız konuşacağım’ diye tehdit etti mi? Bu tehdit üzerine malvarlığı üzerindeki tedbir alelacele ve telaşla kaldırıldı mı?” diye sordu.

Tezcan şunları söyledi;
“Bu soruşturmada ortaya çıktı ki Sarraf’ın uçağıyla gezen sadece bir bakan değil. Bildiğimiz bakanın dışında uçağın tüm uçuş kayıtları tespit edilmiş durumda; nerelere, hangi saatlerde gittiği, kimleri nerelere taşıdığı ve ne miktar yakıt kullandığına dair kayıtlar tespit edilmiştir. Rıza Sarraf bu uçağı sanki Bakanlar Kurulu’na tahsis etmiş görünüyor. Bildiğimiz bakanın dışında 3 Bakan’ın daha Sarraf’ın uçağıyla yurtdışına çeşitli seyahatlerde bulunmuş.

Soruşturmayı kapatmak isteyenlere çağrı yapıyorum; her delili karartmak için hr geçen gün yeni bir atım atılıyor. Bu bakanların hangi bakanlar olduğu bellidir. Bu bakanların ne zaman, nereye gittiği, Rıza Sarraf’ın uçağıyla nerelere gittikleri belidir. Bunu örtmeye kalkanlar, doğrudan doğruya bunun sorumlusu olacaklardır, suç işleyeceklerdir. Şimdilik bu bakanların isimlerini vermiyorum, önümüzdeki günlerde de kamuoyu öğrenecek. Başbakan’a soruyorum; bu bakanlar kimler? Açığa çıkmadan bu bakanları kendisi açıklasın. O bakanların kendilerine sesleniyorum; Sarraf’ın uçağıyla nereye gittiniz, ne yaptınız, o uçakta ne işiniz vardı? Bunlar ortaya çıkmadan siz açıklayın. Bunun gizli kalması mümkün değildir. Siz açıklamazsanız bunu biz açıklayacağız.”

DHA

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset/35985/_Sarraf_in_ucagi_Bakanlar_Kurulu_na_tahsis_edilmis__.html

Posted in SİYASİ PARTİLER, SİYASİ TARİH, YOLSUZLUKLAR | Leave a comment

YOBAZ ÖĞRETMENDEN İNCİLER : Sünni, Alevi ile evlenip çocuk yaparsa ölür!

T24
02.01.2014

Din dersi öğretmeni:
Sünni, Alevi ile evlenip çocuk yaparsa ölür!

Abdussamed ARSLAN
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni

Din öğretmeni Abdussamet Arslan: Kurtuluş Savaşı’na yardım eden bayanların başı kapalı olduğu için biz bu savaşı kazandık, bugün olsa kazanamayız

Amasya’da Mehmet Paşa Ortaokulu’nda din öğretmeni olan Abdussamet Arslan’ın derste “Bir Sünni, Alevi ile evlenirse yüz kırk kırbaç cezası ile cezalandırılır, çocuk yaparsa ölür” dediği ileri sürüldü. Veliler suç duyurusunda bulundu. Okul müdürü ise olayın “abartıldığını” savundu.

Mehmet Menekşe’nin Cumhuriyet gazetesinde haberinde yer alan habere göre, Amasya’nın Gümüşhacıköy ilçesi Mehmet Paşa Ortaokulu’nda din dersi öğretmeni olan Abdussamet Arslan’ın “Bir Sünni Alevi ile evlenirse yüz kırk kırbaç cezası ile cezalandırılır, çocuk yaparsa ölür”, “Kurtuluş Savaşı’na yardım eden bayanların başı kapalı olduğu için biz bu savaşı kazandık, bugün olsa kazanamayız”, “Bugün eteğini kısaltan yarın lisede en değerli şeyini kaybeder” şeklindeki sözleri tepki çekti. Velilerin şikâyeti üzerine soruşturma başlatılırken, okul müdürü Yakup Doluer olayın abartıldığını ileri sürerek “Ben ne soruşturma açtım ne de inceleme başlattım. Öğretmen masum, bir suçu yok. Bu olayın üzerine gidersek diğer öğretmenler de artık ders anlatırken ağzından bir şey kaçırmamak için rahatsız olacak. Bütün toplumu kucaklayıp, kazanmamız lazım” diye konuştu.

Din dersi öğretmeni Abdussamet Arslan’ın söylemlerinin ardından okul yönetimi ve ilçe milli eğitim müdürlüğüne suç duyurusunda bulunan öğrenci velisi Ulaş Söylemez şunları söyledi: “O öğretmen, şortla gezmenin günah olduğunu söylüyor. Bir kız öğrencinin eteğine dokunarak katlayıp katlamadığını kontrol ederek ‘Siz şimdi eteğinizi böyle kısaltıyorsunuz, liseye gidince de en değerli şeyinizi kaybediyorsunuz’ diye konuşuyor. Erkek öğrencilere anne ve kız kardeşlerinin başlarını kapatmaları için telkinlerde bulunuyor. Alevi ile Sünni evliliklerinin günah olduğunu savunuyor. Öğretmenin bu tutumu çocuklarımızın psikolojini bozdu. Öğrenci velileri olarak öğretmen hakkındaki şikâyetimizi gidebildiği yere kadar götüreceğiz.”

Bu ne biçim zihniyet?

“Bu ne biçim öğretmen, bu ne biçim zihniyet?” ifadesini kullanan öğrenci velilerinden Sebiha Yürekli de şöyle konuştu: “Bir Sünninin bir Alevi ile evlenmesi durumunda 140 kırbaçla cezalandırılması gerektiğini nasıl söyler? Şoktayız ve ne diyeceğimizi bilmiyoruz. Bu öğretmen Türkiye’nin getirildiği durumdan cesaret alıyor. Her şeyimize karışıyorlar. Okul müdürü Yakup Doluer’e şikâyet ediyoruz o olayı kapatmaya çalışıyor ve ‘İşi tatlıya bağlayalım, büyütmeyelim’ diyor. Bu öğretmeni buradan alıp başka bir okula verdiklerinde de orada bu işlere devam edecek. Bu zihniyet değişmeli. Biz veliler olarak bu işin peşini bırakmayacağız.”

Eğitim-Sen: ‘Olay kapatılmak isteniyor’

Gümüşhacıköy’de geçen yıllarda da bu tür olayların yaşandığını, bu gibi insanların ceza almak yerine ödüllendirildiğini belirten Eğitim-Sen Gümüşhacıköy Şube Temsilcisi Emrah Parlak ise şu görüşleri kaydetti: “Gümüşhacıköy’de cinsiyet ve mezhep ayrımcılığını nedense son yıllarda sık sık yaşamaya başladık. Şimdi de Mehmet Paşa Ortaokulu’nda din dersi öğretmeni kız öğrencilere kapanması için baskı yapıyor, etek boylarını ölçüyor, etek boyu kısa olanın en değerli şeyini kaybedeceğini, Sünni birinin Alevi ile evlendiğinde 140 kırbaç vurulacağını söylüyor. Bu öğretmen bunları söylemek için cesareti yöneticilerden alıyor. Birçok veli ile görüştük ve olayın doğru olduğunu tespit ettik. Bu olaydan okul müdürünün de ilçe milli eğitim müdürünün de haberi olduğunu öğrendik ancak nedense üzerine gidilip de ilgililerden hesap sorma yerine bu olayı kapatmaya çalıştıklarını tespit ettik. Demokratik, laik bir ülkede eğitim camiasında bir öğretmen bunu konuşabiliyorsa burada yönetim boşluğu var demektir. Biz Eğitim-Sen temsilciliği olarak bunun takipçisi olacağız.”

Okul müdürü: Olay abartıldı

“Bunların hepsi duyum. Din dersinde, din gereği uzun eteğin giyilmesi gerektiği, eteklerin çok kısa olmaması gerektiği üzerinde konuşulmuş. Önce çok afaki şeyler duyar gibi olduk, sonra o öğrencileri çağırdık, anlatmalarını istedik” diyen Mehmet Paşa Ortaokulu Müdürü Yakup Doluer ise sözlerini şöyle sürdürdü: “Öğrenciler bana ‘Hocam biz bu konuyu evde yorumlayarak konuştuk da öyle anlaşıldı, olay bizim yorumladığımız gibi değil’ dediler. Bu ifadeleri ilçe milli eğitim müdürlüğüne gönderdik. Öğretmen masum, bir suçu yok. Bu olayın üzerine gidersek diğer öğretmenler de artık ders anlatırken ağzından bir şey kaçırmamak için rahatsız olacak. Velilere, öğretmenin artık bu konulara girmeyeceği konusunda garanti verdim. Hocamızı çağırdım ve müfredatta ne varsa onu anlatmasını, Allah ile kul arasına girmemesini söyledim. Ben ne soruşturma açtım ne de inceleme başlattım. Şikâyet üzerine öğrencilerin ifadelerini alıp ilçe milli eğitim müdürlüğüne verdim. Bütün toplumu kucaklayıp, kazanmamız lazım.”

Posted in EĞİTİM, İrtica | Leave a comment

EKONOMİ SAĞLAM,KRİZ TEĞET GEÇTİ !!! *** 2013 Aralık ayında dış ticaret açığı, yüzde 37,3 artarak 99 milyar 917 milyona çıktı

Aralık ayında dış ticaret açığı, yüzde 37,3 artarak 99 milyar 917 milyona çıktı

T24

Türkiye’nin dış ticaret açığı, 2013 yılında bir önceki yıla göre yüzde 18,7 artarak 99.8 milyar dolar oldu. Aralık ayında dış ticaret 9 milyar 917 milyon dolara çıkarak 8 milyar dolar olan beklentileri aştı.

2013′te yıllık dış açık 99.8 milyar dolarla 100 milyar dolara çok yaklaştı.Aralık ayında dış ticaret açığı yüzde 37,3 artarak 7 milyar 222 milyon dolardan 9 milyar 917 milyon dolara ulaştı.

Türkiye İstatistik Kurumu ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı işbirliğiyle oluşturulan geçici dış ticaret verilerine göre, ihracat 2013 yılı Aralık ayında, 2012 yılının aynı ayına göre yüzde 4,9 artarak 13 milyar 220 milyon dolar, ithalat yüzde 16,7 artarak 23 milyar 137 milyon dolar olarak gerçekleşti.

İhracatın ithalatı karşılama oranı 2012 Aralık ayında yüzde 63,6 iken, 2013 Aralık ayında yüzde 57,1’e düştü. Aynı dönemde dış ticaret açığı, yüzde 18,7 artarak 84 milyar 83 milyon dolardan 99 milyar 782 milyon dolara ulaştı.

http://t24.com.tr/haber/2013te-dis-ticaret-acigi-998-milyar-dolar-oldu/249859

Posted in Ekonomi | Leave a comment

EĞİTİMDE CAHİLİYE DEVRİNE DÖNÜŞ *** Beyin yıkamada sınır tanımıyorlar

01.Şubat.2014
Cumhuriyet

Beyin yıkamada sınır tanımıyorlar

Çiğli Kaymakamlığı tarafından ilkokul ve ortaokul öğrencilerine yönelik hurafelerle dolu kitapların dağıtımı, tepkilere karşın sürüyor.Çiğli Kaymakamlığı’nın ilkokul ve ortaokul öğrencilerine yönelik “81 İl 81 Kitap Projesi” kapsamında, hurafelerle dolu kitapların dağıtımı tepkilere karşın sürüyor. Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü’nün itibarsızlaştırılmaya çalışıldığı kitaplarda, açıkça Said Nursi propagandası yapılıyor, laiklik kötüleniyor. Eğitim sendikalarının “Projenin kaynağı ne?” sorusu ise yanıtsız kalmaya devam ediyor.

Çiğli Kaymakamlığı’nın internet sitesinde projenin valilik, kaymakamlık, sosyal yardımlaşma fonu, sivil toplum örgütleri, okul aile birlikleri ve öğrenciler tarafından yürütüldüğü belirtilirken kaymakamlığın okullara gönderdiği yazıda ise sadece hayırseverler tarafından desteklendiği vurgulanıyor. Kaymakamlık, Eğitim-Sen’in “Projenin kaynağı nedir?” sorusuna ise yanıt vermemekte direniyor.

Eğitim-Sen 2 No’lu Şube Örgütlenme Sekreteri Mustafa Duran, iki yıldır süren bu projenin kaynağının ne olduğunun belli olmadığını, kaymakamlığın çelişkili açıklamalar yaptığını söyledi. Çiğli Kaymakamlığı’nın ilçede pilot olarak başlattığı projenin hemen durdurulması gerektiğini vurgulayan Duran, “Bu proje başlangıçta tüm öğretmen ve öğrencilere zorunlu tutulmuş, gelen tepkiler üzerine gönüllülük esasına döndürülmüştür. Daha sonra ise okullara gönderilen yazıyla öğretmenlere zorunlu öğrencilere ise gönüllü olduğu öne sürülmüştür. Bu projedeki kitaplar, belli bir kafa yapısında insan yetiştirme çabasıdır” dedi.

Kampanyayla Çiğli Kaymakamlığı’nın açıkça suç işlediğini de anlatan Duran, her sınıfa toplam 567 kitap dağıtıldığını da bildirdi.

Kitaplarda dikkat çeken ayrıntılar ise şöyle:

“Al Yazmayı Gül Eğlemek” kitabının farklı sayfalarında, şu ifadelere yer veriliyor:

“En büyük maske nedir sence! Laiklik! Türk İslam medeniyetinin karşı karşıya kaldığı tehlikelerin en önemlisi bu bence! Gizli yabancı güçler tarihte, ahlakta, dinde en büyük tahribi laiklik maskesi altında yapıyor”

. “Devlet ilahi irade üzerine kuruludur. Allah yolunda savaşmak demek, ancak Allah’ın koyduğu kurallar çerçevesinde savaş kararı alınabilir. Yeni bu ölçüler içerisinde bir suçluyu öldürmek mümkün olabilir.”

. “Atatürk’ün cumhurbaşkanı olmasından sonra başbakan olarak yönetimi ele alan İnönü, çok kurnaz bir siyasetçiydi. Kısa zamanda bütün ipleri ele almasını bildi. İsmet İnönü, Türk İslam medeniyetinin bütün kurumlarını ve kavramlarını toptan inkâr eden bir fikir sahibiydi. 1950’ye kadar sürekli hale getirdiği iktidarı döneminde, milli ve manevi değerleri yok etmek için çalıştı.”

. “CHP seçimi valilerin ve polisin yardımı sayesinde kazanabilmişti. Atatürk, cumhuriyeti bir diktatörün eline bırakmak istemiyordu. Atatürk’ün ölümünden sonra Milli Şef, şimdi de Atatürk’ün bütün hatıralarını silecekti. Kendi heykellerini yaptırmış, pullardan ve paradan Atatürk’ün resimlerini kaldırmıştı.”

. “Ehli sünnet geleneğinde takıyye yoktur. Biz cumhuriyet ve demokrasiyi gerçek manasıyla seviyoruz. Ancak laiklik adına milleti kuşatma altına alan gizli güçlerin takıyye yaptıkları ve dine karşı temelden düşman oldukları şüphesini taşıyoruz.

6. sınıflara dağıtılan “Muhteşem Osmanlı Kanuni Sultan Süleyman” kitabından:

. “Sonuçta cariyeler köle statüsündedir. Sahipleri padişahtır. Padişah isterse onlarla karıkoca hayatı yaşayabilir. Çünkü köle, İslam hukukuna göre maldan sayılır. Mal sahibi malını dilediği gibi kullanma hakkına sahiptir. Padişahlar, hür ya da köle İslam hukukuna göre aynı anda sadece dört kadına nikâh kıyabilir üzerine cariye de alabilirdi.

. Zaman cemaat zamanıdır. … Bu ses hayatını milletin hayatı için feda eden İmam Bediüzzaman’dan başkası değildi…

. Nur talebeleri adıyla anılan fikir akımı, binlerce mahkemede Türk İslam medeniyetini savundular.

. “… Binlerce avukat, kâtip, mübaşir, milyonlarca insan, Nur Risalileri denilen eserleri okudu. İslam medeniyetinin yüceliğine inandı. İmanını kurtardı. İnkâr fırtınası dindi.”

5. sınıflara dağıtılan “Ha Gayret Başaracaksın” kitabından:

. “Furkan bir gün yeni arkadaşına kedileri neden sevdiğini sordu. Çünkü oğlum, onlar mırıl mırıl Allah’a zikrediyorlar.

. Şerbetçi dede, Hasan’ı fark edince afiyetle böreğini yiyen zayıf bir kediyi gösterip sordu: Duyuyor musun? Neyi? dedi Hasan. Zikrini. Ne zikri? Şerbetçi dede, Hasan’ın yüzüne baktı. Ya rahim, ya rahim diyorlar kulağını yaklaştır da dinle dedi.”

“Allah Nasıl Yaratıyor” kitabından:

. “İbrahim öğretmen Abdullah’a döndü, ‘Peki ya dünyamız Abdullah? Sence uzay boşluğunda kendi kendine mi duruyor? Böyle bir güç ki, yıldızları, gezegenleri, galaksileri bir arada tutuyor, güneşe ışık, aya parlaklık veriyor. Dünyamızın havada durmasını o sağlıyor. Bu kitapları seneler önce Bediüzzaman Said Nursi isimli bir alim yazmış.’ Çocukların aklına süper bir fikir geldi. Bu yaz tatilde hep beraber Nur Dede Kampı yapalım mı?”

2. sınıflara dağıtılan “Müslüman Kardeştir” kitabından:

“Beyaz atlara binen melekler, İslam düşmanlarını birer birer öldürdüler. İnkârcıların kalplerine korku salacağım. Vurun boyunlarına. Doğrayın parmaklarını!”

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/36191/Beyin_yikamada_sinir_tanimiyorlar.html

Posted in EĞİTİM, İrtica | Leave a comment

Görüntülerde Kaybolmayalım: Koalisyon Çöktü

Emre Kongar
ekongar@cumhuriyet.com.tr
01 Şubat 2014 Cumartesi
Cumhuriyet

Görüntülerde Kaybolmayalım: Koalisyon Çöktü

İktidar ve iktidarı destekleyen medyanın mesajları:
“Darbe girişimi”
“Vesayet”
“Çete”
“Paralel devlet”
“Sahte peygamber”
“Haşhaşiler”
“Dış güçler”
“Faiz lobisi”
“Üçüncü havaalanını istemeyen Avrupalılar”

***

Ana akım medyadan konu başlıkları:
“AKP-Cemaat savaşı”
“Kim kazanır, kim kaybeder”
“Kim kimden yana”
“Polis atamaları”
“Savcı atamaları”
“Özel yetkili mahkemeler kaldırılıyor”
“Dolarda yükseliş”

***

Muhalif medyadan konu başlıkları:
“Rüşvet ve yolsuzlukların üstü örtülüyor”
“Savcılar görevden alındı”
“Poliste tayinler”
“Şirketlere konulan tedbirler kaldırıldı”
“Gözaltındakiler serbest”

***

Üstüne üstlük yayın yasakları…
Sansür ve otosansür…
Ve bunlara karşın, internette uçuşan ses ve görüntü kasetleri.

***

Bütün bunlar başka bir temel olayın görünümleri,
göstergeleri; o olay gözden kaçırılmamalı:
AKP-Cemaat-ABD-AB koalisyonu çöktü!

***

İç ve dış dinamik öğeleri buluştu:
AKP’nin, ceberut-antidemokratik-baskıcı ve kimseyi dinlemeyen yönetimi ile Ortadoğu’da izlenen politikalardaki yanlışlar ve dünya ekonomisinin Fed tarafından belirlenen yeni eğilimleri, kesişti…
AKP-Cemaat-ABD-AB koalisyonu:
Gazze’ye yardım gemisiyle çatırdadı…
Gezi olaylarıyla çatladı…
Mısır ve Suriye politikalarıyla çatlak büyüdü…
Dershaneler olayıyla çatlak iyice açığa çıktı…
17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonuyla da çöktü!

http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/36097/Ve_Tanri_Retweet_Yapar….html

Posted in EMPERYALİZM | Leave a comment

Ve Tanrı Retweet Yapar…

Bekir Coşkun
bcoskun@cumhuriyet.com.tr
01 Şubat 2014 Cumartesi
Cumhuriyet

Ve Tanrı Retweet Yapar…

Taraflardan birisi imam, öbürü hoca olunca…
Son kasete göre talimat
“Peygamber efendimiz bilhassa tweetleri ikiye katlayın buyuruyor” şeklinde geldi…
Rüyasında görmüş…

*

Zaten öbürü de “Evelallah Rabbim bizimle beraber, hamdolsun” dedi…

*

Cebrail girdi işin içine…
Mikail…
İsrafil…
Azrail…
İsa girdi…
Musa girdi…
Bir tek bizim cumhuriyet savcıları yok…

*

Hesap verme yeri:
Sırat …
Mahşer…
Ahiret…
Cennet…
Cehennem…
Böyle olunca, Bilal bizim mahkemelere gitmedi tabii…

*

Eee o zaman ilgili TCK, CMUK, anayasa, yasalar,
tüzük ve yönetmelikler yerine:
Ayet…
Hadis…
Kıyas…
İcma…
Menkıbe…

*

Sonuçta ceza ile ilgili hüküm açıklanır mesela:
“Allah evlerine ateş salsın, yuvalarını yıksın,
önlerini kessin” şeklinde…

*

Ama ne yapacaksınız?..
Müslümanlık gibi barışı ve sevgiyi öngören yüce bir inancı yüreğinde taşıyorsan,
biraz kafanı çalıştırıp Tanrı ile arana bunları sokmasaydın…
“Hazreti İbrahim dershane” işine karışmayacaktı…
Tabii imar değişikliği ile fazladan sekiz kat çıkmak da
“takdiri ilahi” kapsamına girmeyecekti…
En sonunda da Peygamber efendimizi tweet işine sokanlara bakıp da canını sıkmayacaktın…

*

Şimdi otur internetin başına…
“Hiç utanmadınız mı?” diye tweet at…
Ki Tanrı retweet yapsın…

Posted in Bekir Coşkun yazıları | Leave a comment