Politika – Siyasi tarih – Ayak oyunları * BAHÇELİ’NİN 6 KRİTİK SABIKASI

Mehmet Ali Güller
ABC Gazetesi
10 Ocak 2018

BAHÇELİ’NİN 6 KRİTİK SABIKASI

Siyasi partiler, devleti yönetmek üzere hükümet olmak için vardır. Bu hedef, hangi sınıfı temsil ettiğine bakılmaksızın, tüm siyasi partilerin varlık nedenidir.

İşte bu nedenle, muhalefetteki hiçbir siyasi parti, iktidardaki parti “iyi işler” yapıyor diye onu desteklemez, yapılanın daha iyisini yapma iddiasıyla iktidara muhalefet etmeyi sürdürür ve halktan “daha iyisini yaparım” iddiasıyla oy ister.

“Vatan, millet” gibi kavramlar adına bile iktidarı destekleyen partiler, pratikte varlık nedenlerini ortadan kaldırmış olurlar.

Zaten o yola giren partiler, görülmektedir ki, gövdelerinin en az yarısını kaybetmişlerdir.

AKP İL ÖRGÜTÜ OLARAK MHP

MHP, bir süredir varlık nedeni ortadan kalkmış bir parti olarak siyaset rafında yer almaktadır. Neredeyse tek işi, iktidar partisine kolaylık sağlamaktır. Hatta iktidara muhalefet edenlere muhalefet etmektedir.

Son olarak MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli cumhurbaşkanlığı için aday göstermeyeceklerini, Erdoğan’ı destekleyeceklerini ilan etmiştir.

Oysa cumhurbaşkanı artık hükümet başkanıdır ve MHP bu ilanıyla varlık nedenini tamamen ortadan kaldırmış ve hükümet olmayacağını daha baştan ilan etmiştir.

Pratikte MHP, AKP’nin bir il örgütüne dönüşmüştür bile denilebilir.

TÜRKEŞ’İN BİLDİĞİ GÖREV

Peki Bahçeli neden partisinin varlık nedenini ortadan kaldırmıştır?

Kuşkusuz baraj altında olmaktan, içinden çıkan İyi Parti’ye kan kaybetmeye devam etmelerine kadar pek çok gerekçe sıralyabiliriz. Hepsi doğrudur.

Fakat tüm bu doğrulara kaynaklık yapan bir başka doğru daha vardır: MHP devletin bir kanadının partisidir ve Bahçeli de devlet görevlisidir!

Bahçeli’nin görevini de en iyi Alparslan Türkeş bilmektedir!

Bahçeli devlet görevlisi olduğu için de, örneğin, “başkanlık sistemini desteklediğimizi iddia edenler soysuzdur” diyebildikten kısa bir süre sonra başkanlık sistemini desteklediğini açıklamak durumunda kalmıştır!

GÜL’E VE ERDOĞAN’A CUMHURBAŞKANLIĞI HEDİYESİ

Bu devlet görevi, Bahçeli’nin onlarca siyasi sabıka dosyası doldurmasına neden olmuştur. Kritik önemdeki başlıca siyasi sabıkaları şunlardır:

1) AKP’ye 2002’de iktidar yolu açan Bahçeli’dir!

ABD ve AB, Ecevit hükümetini devirebilmek için ekonomik krizler çıkarmış, sağlık komploları kurmuş, DSP’yi bölmüş ama başaramamıştı. İmdatlarına koalisyon ortağı Bahçeli yetişti ve MHP yönetimine danışmadan, gelen bir telefon üzerine(!) 3 Kasım 2002’yi erken seçim günü ilan etti!

2) Abdullah Gül’ü 2007’de Bahçeli cumhurbaşkanı yaptı!

Gül TBMM’de 367 bulunamadığı için seçilemiyor, dahası artık umut da görmediği için cumhurbaşkanlığı sevdasından vazgeçiyordu. İmdadına Bahçeli yetişti ve TBMM’de 367’yi sağlayarak Gül’ün cumhurbaşkanı olmasını sağladı.

3) Bahçeli Türkiye’ye Ekmeleddin İhsanoğlu kazığı attı!

CHP’yle birlikte İhsanoğlu’nu seçmenlerine dayatarak, deyim yerindeyse Türkiye’yi İhsanoğlu’na mecbur bırakarak filen Erdoğan’a cumhurbaşkanı olma yolunu açmış oldu! Erdoğan fırsatı iyi değerlendirdi ve cumhurbaşkanı oldu.

4) Bahçeli, AKP’ye yeniden hükümet olma yolu açtı ve TBMM başkanlığı hediye etti!

Bahçeli, 7 Haziran 2015 seçimlerinde hükümet oluşturmayacak duruma düşen AKP’ye, koalisyon seçeneklerini baltalayarak tekrar erken seçime gitme ve hükümet oluşturacak sayıya kavuşma olanağı sağladı.

Dahası hükümet kuramayan AKP’ye, bir de TBMM başkanlığı kazandırdı!

5) Bahçeli Türkiye’ye başkanlık sistemi kazığı attı!

Defalarca bu sisteme karşı olduğunu açıklamasına rağmen ve de AKP de bu sistemi getiremeyeceğini görüp çalışmasını rafa kaldırmışken, Bahçeli AKP’ye el uzattı ve raftaki komployu siyaset arenasına soktu.

AKP-MHP ortaklığı ve devlet desteğiyle “hayır” oyları çoğunlukta olmasına rağmen “evet” oylarının kazandığı ilan edildi ve Türkiye’nin parlamenter sistemi yıkılıp yerine “tek adam rejimi” inşa edilmeye başladı.

6) Bahçeli son olarak 2019 ya da erken yapılan başkanlık/cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’a kazandırmak için hareket geçti ve partisinin adayının Erdoğan olduğunu ilan etti!

TÜM MUHALEFET PARTİLERİN TARİHİ SORUMLULUĞU

Böylece eski devletin yıkılıp yeni bir devletin inşa edilmeye çalışıldığı şu süreçte, eski devletin bir kanadının araçları olan MHP, BBP ve HUDA-PAR, AKP’nin yanına monte edilmiş oldu!

Bu tablo “cumhuriyeti yeniden inşa etme” görevini kendinde gören ve halka karşı sorumluluk duyan tüm muhalefet partileri ve kesimleri için öğretici olmalıdır.

AKP-MHP-BBP-HUDAPAR ortaklığına karşı ilk turda çok adaylı yarışmak ve Erdoğan’ın karşısında ikinci tura kalacak adayın etrafında birleşmek tarihi bir görevdir.

Ve unutulmamalıdır: Bu noktada en büyük tuzak, “Erdoğan’a karşı” diye AKP artığı benzer adaylara kanmaktır!

Posted in MEHMET ALİ GÜLLER, SİYASİ TARİH, YANDAŞ - ÇIKARCI - YAĞCILAR | Leave a comment

DUYURU * Sine-i Millet Platformu Kamuoyuna;

DUYURU

Tarih: 09 Ocak 2018
Sine-i Millet Platformu

Kamuoyuna;

** Ülkemizde siyasi kurumlar milli görevlerini yerine getirememektedir.

** İç ve dış politikada milli endişeler gittikçe umutsuzluğa ve çaresizliğe dönüşmüştür.

** Türk Milleti kendisini ve egemenlik haklarını inkar eden siyasetlerden yorgun düşmüştür.

**Siyasi ve ahlaki çürüme had safhadadır.

** Umutsuzluk ve çözümsüzlüğün önüne set çekecek milli bir savunma hattı şarttır.

** Cumhuriyetimizin toplumumuza kazandırdığı kişi hak ve özgürlüklerine sahip çıkmak temel görev olarak önümüzde durmaktadır.

** Vatanına, doğaya ve insanlığa karşı, ancak üreten özgür insanlar sorumluluklarını haysiyet ve saygınlık içinde yerine getirebilir.

** Bir savunma hattı oluşturmak için erdemli,bölüşümcü ve eşitlikçi bir hareket olarak yola çıkıyoruz.

Biz Sine- i Millet platformu olarak;

Milletin varlığına ve vatanın bütünlüğüne dönük tehditlere karşı düşüncede ve siyasette bu savunma hattını kurmak için bir araya gelmeyi ve bu mücadeleyi Türk Milleti ile birlikte büyütmeyi, ahlaki ve vicdani olarak milli bir görev kabul ediyoruz.

Ahmet Yavuz
Arslan Bulut
Birgül Ayman Güler
Dilek Akagün Yılmaz
Mustafa Önsel

http://www.halkdayanismasi.com/gundem/aklin-yolu-bir.html

Posted in CUMHURİYET - DEMOKRASİ - ÇAĞDAŞLIK, DEMOKRASİ-ÖZGÜRLÜK, İNSAN HAKLARI - DEMOKRASİ | Leave a comment

UĞURLAR OLSUN AYDIN BOYSAN * İçmesini Bilmeyenlere İçmesini Öğreten Aydının Öğrettikleri


İbrahim ORTAŞ
iortas@cu.edu.tr
8 Ocak 2018 Adana

İçmesini Bilmeyenlere İçmesini
Öğreten Aydının Öğrettikleri

Aydın Boysan yalnızca rakı kültürü üzerinden tanımlanırsa, aydın yönü, kültürü, mimarlık bilinci ve örgütlülüğü hafife alınmış olur. Aydın bey topluma mesajlarını yeme içme üzerine kendi mizah anlayışıyla vermeye çalışmıştır.

Aydın Boysan’ın Yazmanın ve Farkındalık Yaratma Konusunda Öğrettikleri
1980’lı yıllarda önce Hürriyet gazetesinde mizah ile karışın yaşama dair yazılar yazan sonra TV ekranlarında tok sesi ile yaşam sanatı ve yeme içme konusunda hoş sohbetlerine rastladığımız kişi Aydın Boysan’dı. Aydın beyin iyi bir mimar olduğu, İstanbul Teknik Üniversitesinde Mimarlık fakültesinde ders verdiğini, Koç ve Eczacıbaşı holdinge önemli mimari eserler kazandırdığını çok sonradan öğrendim. Hatta TMMOB Mimar Mühendisler Odasının kurucularından ve yöneticilerinden olduğunu da ancak kendisi ile karşılaşınca öğrendim. Tam tarihini hatırlayamadım, yurtdışına bir kongreye gitmek üzere Adana hava alanına geldiğimde sırada tanıdık sima Aydın Boysan beyefendi ile karşılaştım.

Aydın bey Adana Mimarlar Odasının davetlisi olarak konuşmaya çağırılmış, akşam otelde misafir edilmiş. İkinci gün kendisini havaalanına bırakacak görevli arkadaş geç gelince Aydın Bey uçağı kaçırırım diye bir taksiye atlamış ve hava alanına gelmiş. Sırada tanıştık ve kendimi tanıttım ve içeri geçtik. O dönemde THY-CIP kart sahibi olmam nedeniyle salonda bir çay ikram ettim. Kısa zamanda karşılıklı olarak sıcak bir sohbet etme fırsatı bulduk.

Tam uçağa binmek üzere iken Mimarlar Odasında Aydın Beyi bırakacak arkadaşın geldiği ve Aydın Beyi aradıkları ilanı duyuldu. Aydın bey uzaktan tamam işaretini yaptıktan sonra birlikte uçağa geçtik. Uçak tam kalkacak iken önlerden bir gürültü ve bağırtı duyuldu. Bir kadın yolcu uçaktan inmek istediğini belirtiyor ve görevliler neden inmek istediğini ve/ya nedensiz inişine engel oluyorlarmış. Güvenlik çağırıldı ve kadın ile birlikte bizlerde dışarı alındıktan sonra uçak tamamen güvenlik kontrolünden geçirildi. O arada tekrar salona alındık ve 2 saat sürecince biraz daha sohbet etme olanağı bulduk. Bu arada Aydın beyin sohbetlerini ve yaşama dair kafamdaki soruları sorma olanağı buldum.

Aydın Boysan’ı Tanıma Şansına Sahip Oldum
Aydın Bey’e başta eğitim-üniversite ve bilimsel konuları olmak üzere zaman zaman değişik konularda denmeler yazdığımı belirtim. Çok sevindiler. Yazdıklarımı istediler. Kendilerinin yazıya nasıl başladıklarını anlatılar. Birlikte çalıştığı başta Vehbi Koç ve diğer iş ve sanat çevrelerinden arkadaşlarının önerileri ve ayrıca akşam sohbetlerindeki arkadaşlarının da isteği ile mizah ve aydınlatıcı yazılar yazmaya başladığını belirttiler. 63 yaşında ilk kitabını yazdığını belirttiler. Sonra kitaplarını yayınlamak için kendi yayın evini kurmuş ve günümüze kadar da 43 kitap yazmış.

Aydın Boysan Yazma Konusunda Beni İsteklendirdi
Açıkçası 63 yaşında kitap yazmaya başlamış bir aydın ile karşılaşmış olmak insanı yüreklendiriyor. Ülkemizde emeklilik yaşının erkekler için 65 olduğu günümüzde yaşama yeniden başlamak çok önemli bir iç enerjiyi gerektirir. Aydın bey “Hiçbir konuya hiçbir yaşta geç kalınmış değildir” diyordu bir yazısında. Yazmaya veya okumaya zamanım yok gibi bahanelerin arkasına saklanmak yerine doğrudan işin bir tarafından tutulmasını iyi bir örnek olmuştur. Bu bağlamda Aydın Bey bizim gibi yazma konusunda geride kalmış bir toplum için önemli bir rol model olmuştur. Hele çok erken yaşlarda emekli olup elini eteğini çekmiş ve adeta ölümü bekleyen çok sayıda insana çok önemli bir isteklendirme kaynağı ve örnektir.

Zaman Kullanımı Konusunda Kendi Metodunu Geliştirmiş
Aydın beye günümüz iş yoğunluğu içinde randevuları zamanında yerine getirmek ve zaman etkin kullanma konusunu sordum. Kendisi haftalık bir çizelgesi olduğunu ve ona göre organize olduğunu belirttiler. Kendisinin bir A4 kâğıdına çizdiği basit 10 günlük bir zaman çizelgesini gösterdiler. Katlanabilen ve cepte taşınan bu zaman çizelgesini her hafta düzenlediğini belirttiler. Sonra posta yolu ile bana da birkaç çizelge gönderdiler.

Ülkemizde zamanın etkin kullanımı ve programlı davranma kültürü maalesef tam olarak insanımızın yaşamında yer almadı. Çoğu etkili ve yetkili konumdaki insanımızdan öğrencemize kadar zaman kullanımını beceremedik. Sayın Boysan diyor ki “Sahip olduğumuz zaman az değil, çok… Az olan zaman yararlandığımız zamandır.” Çok önemli bir tespit. Önemli olan zaman gibi önemli bir olguyu doğu kullanmaktır. Çoğumuzun saatlerce içeriksiz konular ile zaman geçirdiğimizi üzülerek görüyoruz.

Yeme İçme Kültürü Üzerinden Farkındalık Yarattı
Aydın Boysan Bey ile kısa sohbetimizde ağırlıklı olarak yazmak ve mimarlık-kültür tarih konuştuk. Doğal olarak yeme içmeye kadar konular taşındı. Sofra kültürü ve onun yaratığı zenginliğin önemini yerli yerine oturtuyordu. Bir mimar ve kültür insanı olarak yaşamdan zevk almanın bir yaşam biçimi olması gerektiğini belirtiyordu. Aydın Boysan yaşamdan zevk almayı ve farkındalığı artırmak için çok önemli katkılar sağladığını düşünüyorum. Rakı içme kültürü veya rakı içmenin adabı konusunda çokça konu edildi, ancak Aydın beyin demek istediği ise bilinçli olmayı sağlamaktı.

Aydın bey gibi mimar, kültür insanı örgütlülüğü ile bilinen bir bilge kişiyi yalnız rakı kültürü konusunda bilgisi olan bir olarak tanımlamaya kalkılırsa Aydın beye yakıştırılmayan bir küçümseme ve aşağılıma yapılmış olur. Aydın bey rakı içi yağın olan içilmesini bilmeyen topluma rakı üzerinden yaşam bilinci dersi vermiştir. Aydın bey yıllardır rakı içip rakının nasıl içileceğini veya rakıya neyin meze olacağını bilmeyenlere önemli dersler vermiş olmasıdır. “En büyük mezesi muhabbettir” ifadesi ile sohbeti ve adabında konuşmayı önemsemektedir.

Önemsediğim en önemli ifadeleri yeme-içme kültürü üzenine olan yazıları ve sohbetleridir. İçki içmeyi değil; içkinin ne zaman, nerde kim ile ne ile nasıl içeceğini anlatı bütün yazılarında ve sohbetlerinde ciddi bir ders verme kültürü hissetim. Tek başına sofra kuran içtikten sonra sapıtan, sağa sola saldıranlara çok önemli dersler vermiştir ifadeleri ile. Ülkemizin bir markası olan rakı içilmesi konusunda çok özlü sözleri ile adeta bir içmenin temel prensiplerini maddeler halinde sıralamıştır. Aydın bey çok önemsediğim önemli mesajlarından birkaç tanesi söyle;

“Önce kendine gel, sonra meyhaneye. Kalender ol da gir kalender haneye. Bu yol kendini yenmişlerin yoludur, Çiğsen başka bir yere git eğlenmeye “. Çiğ insanın kendini bilmeyenin içki içmesi yanlıştır. Bir başka ifadesinde “Rakı masasına avuç içiyle ya da yumrukla vurulmaz. Bağıra çağıra, Böğüre öğüre konuşulmaz. Sakin olmak, efendi takılmak gerek”. Açıkçası içme işi bir sarhoş olma, sağa sola saldırmak veya sorunlarını dile getirmek için değil, tam tersine hoş sohbet etmek için içilir.

İçki içmek aynı zamanda beslenmenin de önemli bir parçasıdır. Bugünlerde kaybolmuş olan meyhane kültürü, soğuk sıcak yemekler konusunda konuştuk. Eskiden işten çıkan erkeler önce meyhaneye uğrar, içmeden önce yağlı soğuk yiyeceklerden atıştırır sonra bir iki kadeh bir şey içer. Eve yönelince de hanımı ocağın altını açar ve sıcaklar hazırlanır. Bir bitki beslemeci olarak her ne kadar bitkilerin beslenmesini çalışıyor olsak da bitkiler ve hayvanlar aynı besin elementlerini alıyorlar. Ancak alınma şekilleri farklı. Aydın beyin toplumuza öğrettiği yeme içme kültürü, yaşamdan zevk alma ve bir arada yaşama sevinci dikkate alınması gereken önemli konular. Toplumda yaşana birçok olaylar toplumun rahat olmadığını gösteriyor. Cinnet geçiren, çocuklarını öldüren, karısını bacısını öldüren, hırsızlık, yalan dolan vs. çok sayıda olayda insanımızın bir farkındalık ve bilinçli yaşam gibi sorunu olduğu görülüyor.

Yaşamı İle Önemli Bir Aydınlanmacıydı
Aydın bey anladığım kadarı ile çok erken dönemlerde dünyayı ve yaşamı anlayarak yol haritasını insan ekseni üzerine kurmuş bir aydındı. Yaşamın biricik gayesi olan yaşamdan zevk almayı benimsemiş ve öylede yaşamıştı. Aydın beyin “Değişmeyen, gelişmeyen, kemikleşen bir sevgi olamaz. Zaman, sevgide biçim ve içerik gelişmeleri yaratır. Sevginin canlı kalması bu gelişmelere bağlıdır” ifadesi ayrıca çok önemlidir.

Normal insanlar koşullara göre kendini değişime ve yeniliğe uyarlar. Ancak sıradan insanları tutumlarını ve davranışları değişmezler ve sürekli bahaneleri vardır. İşin içinden çıkamayan inşalar çoğu zaman sorunlarını gidermek için kendilerini içeceklere verirler. Tabii marifet sorunu içki içerek sorunları büyütmek değil, sorunu akıl ve bilim yolu ile çözmektir. Doğal olarak içmek bir kültür işi. Başarılı işlerin arkasından veya mutlu günlerde başarıyı ve güzelliği kutlamak ve sosyalleşmek için kadeh kaldırılır. Bir dost sofrasında, bir iyi gün kutlamasında, başarılı bir çalışma sonrası akademik dünyada ve iş dünyasında bir kutlama aracıdır. Hatta ülkelerin devlet yetkilileri onurlarına verilen yemeklerde kadeh kaldırılır. Orada da bir usul ve esas vardır.

Bu bağlamda Aydın Bey ülkemizde içmesini bilmeyenler için önemli bir farkındalığı yaratan kişi olarak tarihteki yer almıştır. Mimarlık başarısı kadar toplumun yaşam bilinci yani içme konusunda “adabı muaşeret” kuralları (görgü kuralları) konusundaki yazı ve önerileri bence önemli katkılarda bulundu. Kimse ile didişmedi ve nükteli sözleri de yerli yerinde anlatarak mesajlarını vermeyi başardı. Böylece 97’lik o delikanlı bu dünyada doya doya yaşayarak ve beyaz atına binerek arkasında bıraktığı güzel anıları ile aramızdan ayrıldı. İyi ki tanıştık ve birkaç saat birlikte etkili bir sohbet ettik. Nurlar içinde yat.

Posted in HAYATIN İÇİNDEN | Leave a comment

Devlet Bahçeli’nin TBMM’de MHP sıralarına dönerek ; Eyy MHP ne işin var meclis sıralarında , maksadın nedir ? dediği söyleniyor !!! * Doktor Devlet Bahçeli Barcelona’da oynar mı?..

Yeniçağ
Ahmet TAKAN
ahttakan@gmail.com
09 Ocak 2018

Doktor Devlet Bahçeli Barcelona’da oynar mı?..

Borsa tarihi bir rekor kırdı…Hisse senetleri uçuşa geçti…Dolar çakıldı, avro damdan düştü…Piyasalarımıza güven geldi!..ABD gece yarısı uykudan hoplayarak uyandı. Beyaz Saray’da “acil” koduyla toplantı üstüne toplantı yapıldı. Ekonominin çökmemesi için Dow Jones’dan “tahtaların en az 1 ay kapalı kalacağına” ilişkin gece yarısı açıklaması geldi.

Trump, tivit attı; “Türkiye’deki muhalefet bize de örnek olsun” dedi.Dünya liderlerinden, Türkiye’ye tebrik telefon ve mesajları yağdı..

İlk arayan eski ünlü komedyen Guetemala devlet başkanı Jimmy Morales oldu; “Ben ömrü hayatımda böyle bir senaryo görmedim. İlk fırsatta ülkenize geniş bir heyetle gelip ziyarette bulunacağım. Gerekirse 3 ay kalıp eksikliklerimi tamamlamak istiyorum” diye konuştu. “Balgat neresi? Bana adresini gönderir misiniz? Balgat’a en yakın otel nerede var?” diye sordu…

Alfabetik sıraya göre ülkemizi arayan diğer dünya liderleri ve mesajları şöyle:

Angola; Jose Edouardo dos Santos, “Hareketin lideri Devlet Bahçeli.

“Bangladeş; Abdul Hamid, “Bilge lidere dünya demokrasisine yaptığı son büyük katkıdan dolayı en derin muhabbetlerimi sunuyorum.”

Bhutan; Kral Jigme Khesar Namgyal (Whangchuck), “Devlet bey lütfedip vatandaşlığımızı kabul ederse kendisine tahtımı bırakmaya hazırım.”

Botsvana; Başkan Ian Khama, “Devlet beyin açıklaması bizleri de çok sevindirdi. Başkan yardımcılığı görevi hayırlara vesile olsun. Yeni üstlendiği görevde sonsuz başarılar dilerim.”

Brunei; Sultan Hassanal Bolkiah, “Gönüllerin sultanı Doktor Devlet Bahçeli.”

Cibuti; İsmail Omar Guelleh, “Facebook’daki profil resmimi Devlet beyinki ile değiştirdim. Tayyip bey bizi de görsün.”

Doğu Timor; Francisco Gutteres,”Tüm dünyaya bugün muhalefet dersi verildi.”

Endonezya; Joko Widodo, “Devlet beyi ülkemize yatırım yapmaya davet ediyorum.”

Gabon; Ali Bongo Ondimba, “dıt dııt dıt Ali Desidero…”

Gambiya; Adama Barrow, “Bahçeli’nin promptırlarının (yazılı konuşmalarını okuduğu beyaz camlar-aht-) aynısından ben de istiyorum. Parası önemli değil.”

Kamboçya; Kral Norodom Sihamoni, “Çok kıskandım. Sizin orada ne içiliyor? Bana da tarifini verin. Yalvarırım!”

Kribati,Taneti Maamau, “Türkiye’nin haritada yerini bilmezdik. Bu sayede tanıdık.”

Komorlar; Dr. İkililou, “Meğer bizdeki doktoralar ne kadar tenekeymiş. Üniversitelerin hepsini yarından tezi yok kapatıyorum.”

Lesotho, Kral III. Letsie, “Kral çıplak!”

Liberya; George Weah (eski çok ünlü topçu), “Ben hayatımda böyle asist görmedim.”

Nauru; Baron Waga, “Hareketin lideri. Siyasetin Lordu.”

Palau; Tommy Remengesau, “Ülkemde siyaset akademisi açacağım. MHP’den parti siyaset akademisinin programını tam olarak göndermesini talep ediyorum.”

Samoa; Tui Atus Tupus Tamasese Efi, “Devlet Bahçeli, bizim ülkemizde de sosyal medya fenomeni oldu.”

Sudan; Ömer el Beşir, “Demokrasimizde rol modelimiz Bahçeli olacak. Heykellerini diktireceğim.”

Zambiya; Edgar Lungu, “Türkiye’den ülkemize gelecek insanlara vize uygulamayacağım. Özellikle, Ankara’dan gelmek isteyenlere beleş hayat sigortası, ev ve iş imkanı sağlayacağım.”

Bu arada, son dakika bilgisi olarak dünya liderlerinin yanı sıra ünlü futbol kulübü Barcelona’nın teknik patronu Ernesto Valverde, bir açıklama yaparak “Kalemiz yol geçen hanına döndü. Barca’ya bu defans ve bu kaleci yakışmıyor. Duydum ki Türkiye’de Devlet Bahçeli varmış. Takımda görmekten büyük onur duyarız. Transfer için kesenin ağzını açtık” dedi.

8 Nisan 2014 tarihinde, “İster AKP’li, ister MHP’li, ister CHP’li olsun her vatandaş cumhurbaşkanı olabilir ama ne var ki Recep Tayyip Erdoğan’dan olamaz. Milletin terazisi bu sıkleti çekmez. Villalara balya balya dolar yığandan, paraları sıfırlarken haysiyetini de sıfırlayandan cumhurbaşkanı olmaz. TSK’ya kumpas kurandan başkomutan olmaz. Milliyetçiliği ayaklar altına alan bir inkarcıdan cumhurbaşkanı olmaz, olamayacaktır. İki yanlıştan bir doğru çıkmaz. Tekeden süt çıkmaz, suda ateş yanmaz. Recep Tayyip Erdoğan’dan da cumhurbaşkanı olmaz” diyen

Doktor Devlet Bahçeli’yi defansa veya kaleye almak ona yapılacak büyük bir haksızlık olur. Valverde’ye naçizane tavsiyem; defansta heba etme. Santrafor arkası oynat. Çok kıvrak dar alanda çok iyi çalım atıyor!.. Ama bonservisi Liverpool’da, size çok pahalıya mal olabilir. Benden söylemesi!.. İnanmazsanız, Cenk Tosun’a sorun…

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/doktor-devlet-bahceli-barcelonada-oynar-mi-45778yy.htm

Posted in İHANET VE YABANCI YANDAŞLAR, Politika ve Gundem, YOZLAŞMA - AHLAKSIZLIK | Leave a comment

BASINDAN DURUM VAZİYETİ * Sözcü 09.01.2018

Posted in DURUM VAZİYETİ, MEDYA | Leave a comment

KUKLALAR VE SİYASİ OYUNCULAR * Hangi liderin ipi kimin elinde?

Yeniçağ
Arslan BULUT
arslanbulut@yenicaggazetesi.com.tr
10 Ocak 2018

Hangi liderin ipi kimin elinde?

Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül’ü ciddi bir rakip olarak görüyor ki, aralarındaki gerilimi artıracak şekilde “Geçmişte partimiz çatısı altında olup da bugün dışarıda başka havalarda gezen hiç kimsenin partimizle, hareketimizle ilgili söz söylemeye hakkı yoktur.

Herkes ağzını açmadan önce nerede bulunduğuna, kimlerle aynı safa geçtiğine dikkat etmelidir. Bunlar, milletimizle birlikte son 3-4 yıldır verdiğimiz hayati mücadelede en küçük bir desteklerini görmediğimiz, hatta çoğu defa karşı saflarda siluetleri beliren kişilerdir.” dedi.

Erdoğan, Gül ile arasında oluşan makası daha da açarken, Devlet Bahçeli’nin “göz yaşartıcı” desteğini arkasına almanın heyecanıyla, “2019 Mart ve Kasım seçimleri arifesinde, Sayın Bahçeli’nin yerli ve millî duruşunu vurgulamam lazım. Bu yerli ve millî duruşla birlikte inanıyorum ki ülkemizde bizi bölmek ve ayrıştırmak isteyenler bu hedeflerine ulaşamayacaklar. 2019 seçiminin yerli ve millî olanlarla, ipi başka mahfillerin elinde bulunanlar arasında geçeceği açıktır” diye asıl meselenin ne olduğunu açıklamış oldu.

Asıl mesele Cumhurbaşkanlığı sistemi adı altında Türkiye’nin Tayyip Erdoğan ile birlikte tek adam rejimine geçmesidir. Buna karşı çıkan herkes, Tayyip Erdoğan tarafından “İpi başka mahfillerin elinde” diye suçlanmaktadır!

Aslında bu “ip” konusunu, siyasiler, medya ve bütün vatandaşlar gündeme almalı; bugünkü siyasi parti liderlerinden veya cumhurbaşkanı adaylarından kimin ipi başka mahfillerin elindeyse, bu durum bütün bilgi ve belgeleriyle ortaya konulmalıdır.Böylece Türkiye, asıl büyük sorunun ne olduğunu öğrenmiş olur! Sorun tespit edilirse çözümü de kolay olur.Fazla değil, altı-yedi kişinin bütün ilişkileri yeniden didik didik edilmelidir.

Erdoğan’ın partiyi kurarken, kimlerle görüştüğü, kimlerden destek aldığı, Amerika’dan gönderilen gizli bir memorandumu nasıl parti programı yaptığı, iktidar olduktan sonra da Büyük Orta Doğu Projesi Eş Başkanlığı görevini sürdürdüğü belgeleriyle bellidir.Yine Abdullah Gül’ün daha üniversitedeyken seçilmiş bir kişi olduğu, İngiltere’nin Exeter Üniversitesi’ne, oradan da İslam Kalkınma Bankası’na gönderilmesinden ve siyasete girdikten sonra da ABD Dışişleri Bakanlığı’nın liderlik kursundan geçirilmesinden belliydi.

Kılıçdaroğlu, Akşener, Demirtaş, Bahçeli ve Perinçek ile ilgili bu türde bir iddiası olan varsa, belgesiyle birlikte açıklamalıdır. Tabii, “yerli” mahfil, “yabancı” mahfil fark etmez! Çünkü herhangi bir ülkede siyasi parti liderlerinin, yerli veya yabancı başka bir mahfilden emir alması, ülkenin kuklalar tarafından yönetildiğini gösterir!

Üstelik Türkiye’de “yerli ve millî” zannedilen bazı mahfillerin ipinin de yabancıların elinde olduğu iddiaları vardır!

EGE’DEKİ İŞGALE SESSİZ KALANLAR!

Erdal Akalın’ın, 2009 yılında Ege’deki Türk adalarının isimlerinin Rumcaya çevrilmesi ile ilgili bir Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi kararı bulunduğu iddiası ve adaların Yunanistan’a gizli bir protokol ile devredilip devredilmediği sorusuyla ilgili olarak Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nu açıklama yapmaya davet etmiştim.

Dışişleri kaynakları, böyle bir karar olmadığını bildirdi.Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, 2008 yılında “Rumların Bozcaada ve Gökçeada’daki evlerini iade edin” diye sunulan bir karar tasarısını kabul etmişti.Bu bilgiler, Ege’de Cumhuriyet tarihi boyunca Türkiye’nin egemenliğinde bulunan adaların şu anda Yunanistan tarafından işgal edildiği gerçeğini değiştirmiyor. AKP iktidarıyla birlikte MHP ve HDP’nin de kurumsal olarak bu işgale sessiz kalması, hatta işgali yok sayması da garip değil mi?

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/hangi-liderin-ipi-kimin-elinde-45804yy.htm

Posted in ABD - AB - EMPERYALIZM, DIŞ POLİTİKA, İHANET VE YABANCI YANDAŞLAR, YOZLAŞMA - AHLAKSIZLIK | Leave a comment

DİPSİZ KUYU EKONOMİ * KAMU KAYNAKLARI NASIL TALAN EDİLİR ? * Yandaşa 71 milyar dolarlık dev kıyak * Alım, fiyat ve borç üstlenme garantileriyle kamu bütçesine büyük darbe vuruluyor.

Cumhuriyet
Emre Deveci
09 Ocak 2018 Salı

Yandaşa 71 milyar dolarlık dev kıyak

AKP, kamu özel işbirliği projeleriyle yaklaşık 71 milyar dolarlık geliri yandaş şirketlere devrediyor. Alım, fiyat ve borç üstlenme garantileriyle kamu bütçesine büyük darbe vuruluyor. Emekli Hazine Müsteşar Yardımcısı Hakan Özyıldız’a göre söz konusu projelerin doğrudan kamu eliyle yapılması daha akılcı ve ekonomik.

Osmangazi ve Yavuz Sultan Selim köprülerindeki araç geçiş garantileriyle gündeme gelen Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) projeleriyle devlet, yandaş şirketlere yaklaşık 71 milyar dolarlık dev miktarda kazanç sağlıyor. “Kamu Özel Sektör İşbirliği projelerine bu kadar garanti verilmeli mi?” başlıklı blog yazısında konuyu kapsamlı olarak ele alan emekli Hazine Müsteşar Yardımcısı Hakan Özyıldız, söz konusu projelerin kamu eliyle yapılmasının daha akılcı ve ekonomik olacağını vurguluyor.

Özyıldız, KÖİ’de amacın, büyük altyapı projelerinde özel sektörün kamuya finansman desteği vermesi olarak lanse edildiğini ancak alım ve fiyat garantisiyle başlayan teşviklerin borç üstlenim garantilerine kadar genişlediğini hatırlatıyor.

Kalkınma Bakanlığı verilerine göre, KÖİ projelerinin toplam sözleşme değeri 129.5 milyar doları buluyor. Bu sözleşmelerin yatırım tutarı ise sözleşme değerinin yaklaşık yüzde 45’ine denk olan 58.6 milyar dolar. Yani devlet, 20-25 yılda köprüden, havaalanından, karayolundan, limandan kasasına girecek olan 129.5 milyar dolarlık gelirden vazgeçip, özel sektöre gel 59 milyar dolar yatırımı, borç bul sen yap diyor. Üstüne de gelir ve borç garantisi veriyor.

Öte yandan devletin yükü sadece gelir kaybı değil. Bir de bütçeden ödemek zorunda olduğu doğrudan yükümlülükler var. Bunların bir kısmı köprü ve tünel geçişlerinde olduğu gibi verilen geçiş garantilerinden az araç geçişi karşılığında ödenecek olan paralar. Bu kapsamda 2018 bütçesine 3.6 milyar lira kondu.

325 milyarlık KÖİ

Price Waterhouse Coopers Türkiye ve Garanti Yatırım’ın, Hhükümet programlarından yola çıkarak hazırladıkları rapora göre, 2023 hedefleri kapsamında mega projeler dahil Yap İşlet Devret (YİD) ve KÖİ altyapı projeleri için yaklaşık 325 milyar dolar gerekiyor. Bunun için özel sektörün, 7-8 yıllık sürede en az 65 milyar dolar öz kaynak, 260 milyar dolar kredi bulması lazım. Büyük kısmı yurtdışından bulunacak olan bu riskli krediler için Hazine garanti veriyor. Üstelik, kamunun çok daha düşük bir faizle alabileceği krediyi özel sektör yüksek faizle alıyor ve kamunun sırtındaki yük büyüyor.

İsveç KÖİ’yi yasakladı

İsveç 2013’te ulaştırma alanında KÖİ projelerini yasakladı. Özyıldız’ın aktarımına göre, uzun deneyimler sonrasında, projelerin verimlilik ve maliyet konuları tartışılmış ve beklenen sonuca ulaşılmadığına karar verilmiş. Özellikle pahalı finansman ve aşırı kâr baskısı gündeme gelmiş. Daha önemlisi, dört yıllık süre için seçilen siyasetçilerin ellerindeki parayı sonraki seçim döneminin arkasına düşecek kadar uzun vadeli projeler yerine kısa vadeli olanlara yatırmayı tercih ettiği anlaşılmış. 20 yıllık bir deneyimden sonra yanlış proje ve finansman tercihlerinin çoğaldığı anlaşılınca yasak gelmiş.

Osmangazi sembol oldu

Temmuz 2016’da kullanıma açılan Osmangazi Köprüsü’ne günlük 40 bin, yıllık ise 14 milyon 600 bin araç geçiş garantisi verildi ancak ilk 12 ayda geçiş yapan araç sayısı garanti verilen rakamın yarısını bile bulmadı ve 6 milyon 159 bin 685’te kaldı. Geri kalan kısım, yani geçmeyen araçların ücreti kamu tarafından köprüyü yapan ve işleten yandaş firmalara verildi. Osmangazi Köprüsü’nde geçiş ücreti otomobil, kamyonet ve minibüsler için 71.75 TL, ikinci sınıf minibüs, kamyonet ve otobüsler için 114.8 TL, üçüncü sınıf otobüsler için 136.35 TL, dördüncü sınıf kamyonlar için 180.8 TL, beşinci sınıf kamyonlar için 228.2 TL olarak uygulanıyor.

Maliye Bakanı Naci Ağbal, KÖİ projeleri olan otoyol ve köprüler ile şehir hastaneleri için taahhüt edilen ödemeler için; bütçeye toplam 6.2 milyar TL ödenek konulacağını açıkladı. Buna göre; 2018 yılı için ulaştırma projelerinde verilen garanti ödemeleri kapsamında 3.6 milyar TL, şehir hastaneleri için ise 2.6 milyar TL ödenek konuldu.

2017 Ocak-Kasım döneminde bütçenin 26.5 milyar TL açık verdiği düşünüldüğünde, KÖİ ödenekleri bütçe açığının yüzde 23 gibi büyük bir kısmına denk geliyor.

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/ekonomi/901890/

Posted in Ekonomi, YOLSUZLUKLAR, YOZLAŞMA - AHLAKSIZLIK | Leave a comment

BASINDAN DURUM VAZİYETİ * Cumhuriyet 10.01.2018

Posted in DURUM VAZİYETİ, MEDYA | Leave a comment

KARANLIĞIN AYAK SESLERİ * Laiklik yok edilerek ŞERİ EĞİTİM dayatılıyor – Fetö kendi cemaatini yetiştirmişti , AKP ise arap cahiliyesinin şeriatçı gençlerini yetiştiriyor * Türkiye gittikçe karanlığa yuvarlanıyor.

Okula vaaz da girdi… 10 yaşındaki çocuklara
‘ümmet ve şehadet’ anlatılacak

Okullarda laik eğitimin yok edilmesinin yeni adımı olarak, Diyanet’in vaiz görevlendirme süreci başladı. Diyanet, 81 ile gönderdiği yazı ile Aile ve Dini Rehberlik Büroları’nın 2018 yılı için çalışma takvimini açıkladı. Vaizler, “Milli ve manevi değerler”i anlatacak. 10 yaşındak i çocuklara verilecek vaazın konuları arasında “ümmet bilinci, şehitlik, şehadet, felaket anında sabır, duanın kabul olması…

Diyanet İşleri Başkanlığı, 81 ile gönderdiği yazı ile Aile ve Dini Rehberlik Büroları’nın 2018 yılı için çalışma takvimini açıkladı. Diyanet, çocuklara anlatılmak üzere “milli ve manevi değerler” başlığı altında “Şükür, hamd, felaket anında sabır, iyilik anında özveri, özveri, fedakârlık, kahramanlık, ümmet ve millet bilinci, aidiyet, adil davranış İslam, şehitlik ve şehadet, sabır eğitimi, sevdiklerimizden infak, duanın kabul olması” gibi konu başlıklarını belirledi. Okullarda vaiz görevlendirme süreci de başladı. Diyanet’in talimatı ile harekete geçen müftülükler okullarda vaiz görevlendirmek için ilk adımı attı. Çanakkale Valiliği, müftülük personeli vaizlerin “Milli ve manevi değerler” konusunda ortaokullarda çocuklara vaaz vermek üzere görevlendirilmesine resmi yazı ile ‘olur’ verdi. 10 yaşındaki çocuklara verilecek vaazın konuları arasında “ümmet bilinci, şehitlik ve şehadet” başlıkları yer aldı.

Çanakkale İl Müftüsü Arif Gökçe, valiliğe yazdığı yazıda, vaizlerin belirtilen ortaokullarda 08-19 Ocak 2018 tarihleri arasında sunum yapmak üzere görevlendirilmesini istedi.

Valilik ise müftülüğün teklifinin ardından jet hızıyla hareket ederek aynı gün “olur” kararı aldı. Bu iznin ardından müftülük bünyesindeki 5 vaizin Çanakkale’deki ortaokullarda okuyan 10 yaşındaki çocuklara 10 gün süreyle vaaz verilmesinin önü açıldı.

‘Laiklik fiilen kaldırıldı’

Okulların Diyanet’in, dini vakıf ve derneklerin, müftülüklerin ideolojik çalışma alanı haline getirildiğini belirten Eğitim Sen Başkanı Feray Aytekin Aydoğan, laikliğin fiilen eğitim süreçlerinde ortadan kaldırıldığını vurgulayarak “Eğitim ancak liyakat sahibi kişiler tarafından gerçekleştirilir. Protokoller ile ‘gönüllü öğretici’ adı altında eğitimci niteliği taşımayan kişiler tarafından okullarda, yurtlarda, halk eğitim merkezlerinde yarışma, gezi, konferans, sempozyum adı altında her tür çalışma sürdürülmektedir” dedi.

Çanakkale’deki uygulamaya da tepki gösteren Aydoğan, “Okullarda eğitim-öğretim faaliyetlerini gerçekleştirecek olanlar vaiz, vaizeler değil, öğretmenlerdir. Bilimi terk eden eğitim politikalarına devam edildiği sürece geleceğimiz adım adım yok edilmektedir. ‘Vaiz, vaize, manevi danışman’ adı altında eğitim kurumlarının eğitimci niteliği taşımayan kişilere teslim edilmesini reddediyoruz. Tüm çocuklarımız için laik, bilimsel eğitim istiyoruz. Artık yeter” diye konuştu.

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/egitim/901913/

Posted in DİN-İNANÇ, EĞİTİM, İrtica, ŞERİAT - İRTİCA - KARANLIĞIN AYAK SESLERİ, YOBAZLIK - GERİCİLİK, YOZLAŞMA - AHLAKSIZLIK | Leave a comment

AKP 2018 DE NELER GETİRDİ ?

Posted in DURUM VAZİYETİ | Leave a comment