YARGITAY – DANIŞTAY – MİT’ten TASFİYE EDİLECEKLERİN LİSTESİ HAZIR ! * Yüksek yargı iktidarın lobi salonu olacak …

cumhuriyet.com.tr
23.06.2016

Alican Uludağ

MİT’in tasfiye listesi hazır

Yargıtay ve Danıştay’ın üyelerinin görevine son veren tasarı TBMM’de yasalaşmadan “tasfiye edilecekler” listesinin şimdiden Adalet Bakanlığı’nda hazırladığı öğrenildi. Önümüzdeki günlerde TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlanacak olan yüksek yargı tasarısıyla Yargıtay’ın üye sayısı 516’dan 300’e Danıştay’ınki ise 195’ten 116’ya düşecek. Şu anda Yargıtay’ın 476, Danıştay’ın ise 176 üyesi var. Yani, Yargıtay’da 176, Danıştay’da ise 60 üye yeniden seçilemeyecek ve illerde düz hâkim ve savcı olarak görevlendirilecek.

Bu kapsamda Adalet Bakanlığı’nda “gidecekler”, “yeniden atanacaklar” listesinin hazırlandığı ortaya çıktı. Özellikle Yargıtay ve Danıştay’da cemaate yakın üyelerin listesi hazırlanırken MİT’ten de destek alındı. Yargıtay’da 138, Danıştay’da ise 50 üye cemaate yakın olduğu gerekçesiyle tekrar seçilemeyecek.

Milliyetçilerle ittifak

38 ismin de sosyal demokratlardan seçildiği dile getirildi. Yargıtay’da sosyal demokrat üyelerin 140 civarında olmasının hükümette rahatsızlık yarattığı belirtildi. Çünkü, Yargıtay’da karar almak için salt çoğunluk 151 olacak. Bu tasfiye gerçekleşirse, demokratların olası kararlarda öne çıkması engellenecek. Sayıları 40-50 gibi ifade edilen milliyetçilere ise dokunulmayacak. Böylece Yargıtay’da örtülü bir milliyetçi ve muhafazakâr ittifakı kurulacak.

Danıştay’da da yaklaşık 50 kişinin cemaatçi kontenjanından tasfiye edileceği, geriye kalan 10 kişinin de yine sosyal demokrat olacağı belirtildi. Bu süreç sonunda hükümet, Yargıtay’da krize dönen bazı daire başkanlıkları ve Yüksek Seçim Kurulu üyeliği seçiminlerini istediği gibi sonuçlandıracak ve sosyal demokratlar oyun dışı kaldığı için kadro pastası ikiye bölünecek.

YSK’ye darbe

Tasarıdan Yüksek Seçim Kurulu da doğrudan etkilenecek. Tasarıyla, 6’sı Yargıtay, 5’i Danıştay genel kurulları tarafından seçilen YSK üyelerinin üyeliği düşecek. Yargıtay ve Danıştay, YSK’ye yeniden 6 asıl, 4 yedek üye seçecek. Böylece YSK de iktidarın lehine kurgulanacak. YSK’de oluşacak yeni denge, seçimlerin kaderini doğrudan ilgilendirecek. Çünkü YSK; seçimlerin başlamasından bitimine kadar; seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma, seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütün yolsuzlukları, şikâyet ve itirazları inceleme ve kesin karara bağlama yetkisine sahip. Başkan Sadi Güven ise anayasada yer alan güvence sayesinde görevine devam edecek.

Posted in FAŞİZM, HUKUK-YARGI-ADALET, YOZLAŞMA - AHLAKSIZLIK | Leave a comment

DURUM VAZİYETİ 20.06.2016 Cumhuriyet *** HER ŞEY BİLAL’le BAŞLADI

Posted in DURUM VAZİYETİ, Gundem, Haber, YOLSUZLUKLAR | Leave a comment

DURUM VAZİYETİ 20.06.2016 Aydınlık * EKONOMİ UÇUYOR * Binali bey öyle dedi !!!

Posted in DURUM VAZİYETİ, Ekonomi, Gundem, Haber | Leave a comment

YAŞADIĞIM EN MUHTEŞEM GÜN

Posted in CUMHURİYET - DEMOKRASİ - ÇAĞDAŞLIK, DEMOKRASİ-ÖZGÜRLÜK, FAŞİZM, İNSAN HAKLARI - DEMOKRASİ | Leave a comment

UNUTMAYIN * Arşivden gündeme * BERABER YÜRÜDÜK İKTİDARIN YOLLARINDA * Bugünün şifreleri * ABD’de ‘gölge CIA’ diye anılan özel istihbarat kurumu Stratfor : ‘Polisi ele geçirdiler’‏

Cumhuriyet 26.06.2010

ELÇİN POYRAZLAR’ın haberi

ABD’de ‘gölge CIA’ diye anılan özel istihbarat kurumu Stratfor,

AKP ve Gülen’i mercek altına aldı

‘Polisi ele geçirdiler’

‘Otuz yılda amaç gerçekleşti’ “İslam, Laiklik ve Türkiye’nin Geleceği İçin Kavga” başlıklı raporda son otuz yılda polisin, özellikle de polis istihbaratının AKP ve Fethullah Gülen hareketinin şemsiyesi altına girdiği, AKP ve Gülen hareketinin ülkenin polis istihbaratına bilfiil sahip olduğu belirtildi.

‘MİT dışa bakacak, Gülen içeriye’ Raporda AKP yanlısı MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın örgütü yabancı istihbarata yönlendirmeyi ve böylece AKP ve Gülen etkisi altındaki polis istihbaratının yurtiçinde çalışması için alan yaratmayı planladığı ileri sürüldü.

ABD’deki özel istihbarat kuruluşu Stratfor’dan AKP ve Gülen raporu 

‘Polisi ele geçirdiler’

ELÇİN POYRAZLAR

WASHINGTON – ABD’deki özel istihbarat kuruluşu Stratfor’un AKP ve Fethullah Gülen hareketini mercek altına aldığı raporunda MİT Başkanı Hakan Fidan’ın Türk hükümetine yakın olduğu ifade edildi.

Cumhuriyet’in, ilk bölümünü dün haberleştirdiği İslam, Laiklik ve Türkiyenin Geleceği İçin Kavga başlıklı raporda Ergenekon soruşturmasının siyasi muhalefeti ezmek için bir araç haline geldiği değerlendirmesi yer aldı. Raporun AKP ve Gülen hareketinin Türkiye’deki istihbarat, eğitim, ordu, yargı ve dış politika konularındaki eylemleri hakkındaki değerlendirmeleri şöyle:

• Son otuz yılda polis, özellikle de polis istihbaratı AKP ve Gülen hareketinin şemsiyesi altına girdi. İslamcılar şimdi laik rakiplerinin altını oymak için güçlü bir araca sahip.

• AKP ve Gülen hareketi ülkenin polis istihbaratına bilfiil sahip. Bunun yanı sıra MİT içinde de ciddi akın yapıyorlar. Milli Güvenlik Konseyi mayıs ayında Hakan Fidan’ı MİT başkanı olarak atadı. Fidan’ın hem sivil hem de askeri geçmişi ordu ve hükümet açısından tatmin edici olsa da Fidan’ın sempatileri ağırlıklı olarak AKP’den yana gözüküyor.

• Fidan MİT’in yeteneklerini yabancı istihbarat toplamaya yoğunlaştırmayı ve böylece AKP ve Gülen etkisi altındaki polis istihbaratının yurtiçinde çalışması için alan yaratmayı planlıyor. Dış ve iç istihbarat arasında belirgin bir çizgi çizerek ve MİT’in odak noktasını dışa döndürerek AKP ve Gülen hareketi dışarda Türk yayılmacı politikasını ilerletmek için istihbaratı bir dış politika aracı olarak kullanmayı ve ayrıca laiklerin MİT’i içerde casusluk amaçları için kullanmalarına engel olmayı hedefliyor.

• Türkiye’nin İslamcıları devletin güç dengesini değiştirmek için orduyla kapışmaları gerektiğini biliyorlar. Bu süreç yavaş, sessiz ve iyi tasarlanmış olacak ve sonunda ordunun uzun süreli dokunulmaz statüsü ortadan kalkacak.

• Derin devlet unsurlarının Ergenekon soruşturmasına bulaştığına kuşku yok ancak bu soruşturmanın farklı bir biçime dö-nüştüğü ve giderek siyasi muhalefeti ezmek için bir araç haline geldiğine inanmak için nedenler var.

• Gülen hareketi son otuz yılda eğitim sektöründe saldırgan bir biçimde çalıştı. Hedef Gülen geleneğine bağlı iyi eğitimli Türkleri ekonominin stratejik sektörleri, hükümet ve ordu içinde yüksek yerlere getirebilmek.

• Dışişleri Bakanlığı kaynakları Gülen okullarından giderek daha fazla mezunun bakanlıkta çalışmaya başladığını söylüyor. Dışişleri Bakanlığı’na İslamcı katılımı hızlandırmak için AKP büyükelçi olma yaşını 45’ten 35’e indirdi.

• Türkiye ayrıca Gülen hareketinin güçlü bir varlık gösterdiği ülkelerde büyükelçilik açmayı hızlandırdı.

• Laikler yüksek mahkemeler sayesinde siyasi partileri kapatma silahını elinde tutuyor. Şimdi AKP, laiklerin yargı kontrolünü ellerinden almak için tasarlanmış anayasal değişiklik paketiyle laiklerle kapışmaya hazır.

• Eğer referandum geçmezse İslamcılar ile laikler arasındaki kavganın bir sonraki aşaması 2011 seçimleri olacak. AKP Meclis’te süper çoğunluğu sahip olarak yeni bir anayasa hazırlayıp iktidarını pekiştirmeyi hesaplıyor.

Posted in DEVRİM VE KARŞI DEVRİMLER, ERGENEKON - BALYOZ, FAŞİZM, Fetullah Gülen, İHANET VE YABANCI YANDAŞLAR, İNSAN HAKLARI - DEMOKRASİ, İSTİHBARAT KURUMLARI | Leave a comment

ARŞİVDEN GÜNDEME * BU GÜNLERİ DÜN BİZE SÖYLEDİLER ! *** 1991’de Uğur Mumcu yazmıştı:“Güneydoğu’da iç savaş çıkacak, uyanın…”Öldürüldü…Ahmet Taner Kışlalı il il gezip, üniversite gençliğine anlatıyordu:“Türkiye’yi bölme planını bozun…”Öldürüldü…Baktılar böyle tek tek öldürerek “uyananlar” bitmeyecek, 2000’li yılların başında kökten halletmeye karar verdiler…İlk hedefti: Bugünlere geldik nihayet…İç savaş var… Sivil devlet bölgeyi terk etti… İnsanlar evlerini terk ediyorlar…* ŞİMDİ SIRA KENDİMİZE GELDİ ; Kendimiz için mülteci kampları kuralım…

Sözcü
Bekir Coşkun
Aralık 17, 2015

Kendimiz için mülteci kampları kuralım…

Öğetmenleri SMS ile “Meslek içi kursa” çağırdılar…Kurs yeri; herkes evinde…Tapu müdürü İzmir’e varmış zaten… Nüfus müdürü, defterdar, tahrirat katibi, şube başkanı, imar şefi, milli eğitim müdürü çoktan tüydüler…Kimse sormuyor; kaymakam nerede?..

Devlet bölgeyi terk etti…

1991’de Uğur Mumcu yazmıştı:
“Güneydoğu’da iç savaş çıkacak, uyanın…”Öldürüldü…

Ahmet Taner Kışlalı il il gezip, üniversite gençliğine anlatıyordu:
“Türkiye’yi bölme planını bozun…”Öldürüldü…

Binbaşı Ahmet Ersever resmi rapora yazmış, Ankara’ya göndermişti:
“Çok açık ve net ifade ediyorum… Güneydoğu da bir Kürt devleti kuruluyor… Özellikle Şemdinli’ye dikkat edin…”Öldürüldü…

General Eşref Bitlis “Bizi parçalayacaklar” diyordu…
Uçağı havada buz tutunca tabii…

Emniyet Müdürü Gaffar Okkan, bölünmeyi engelleyecek formülü bulmuş, 2001 yılında seminerlerde anlatmıştı:“Bölge halkına sarılacağız… Sevgimizle onları kucaklarsak ancak oyun bozulur…”Öldürüldü…

Baktılar böyle tek tek öldürerek “uyananlar” bitmeyecek, 2000’li yılların başında kökten halletmeye karar verdiler…İlk hedefti:

Ordu, aydınlar, medya, üniversiteler ve hepsi bir arada, güçlü Türkiye…
Ergenekon, Balyoz davaları başladı…

Bugünlere geldik nihayet…
İç savaş var…
Sivil devlet bölgeyi terk etti…
İnsanlar evlerini terk ediyorlar…

Öğretmenler okullarını, memurlar masalarını, çocuklar bisikletlerini, köylüler hayvanlarını, gelinler çeyizlerini bırakıp kaçıyorlar…

İmamın hayranı, benim küfürbazım da bölgede görevliymiş meğer…
Kaçmış…Mülteci kampı kurun Osman’a…

http://www.sozcu.com.tr/2015/yazarlar/bekir-coskun/kendimiz-icin-multeci-kamplari-kuralim-1010543/

Posted in Bekir Coşkun yazıları, Bölücü KÜRTÇÜLÜK, PKK TERÖRÜ | Leave a comment

Akil hortlatması!..* Hızlı TESEV’ci. 7 Haziran 2015’te AKP Kars milletvekili oldu. 1 Kasım’da aday gösterilmedi. R. Erdoğan seçimlerin ardından Uçum’u Cumhurbaşkanı Başdanışmanı olarak atadı.

yenicaggazetesi.com.tr
Ahmet TAKAN
16.06.2016

Akil hortlatması!..

İlk not; Normal şartlarda beni hiç ilgilendirmez. Bugünkü yazımızda, bahse konu olan kişiliklerin özel hayat tercihleri ve inançları ile ilgili bazı bilgilere mecburiyetten giriyorum. Amacım, asla, kişileri yermek veya hakaret etmek değil. Malum yapı ve zihniyetin gerçek yüzünü bir daha faş edebilmek adına bu doneleri kullanmak zorunda kalacağım. Çünkü büyük fotoğrafı çok iyi tamamlıyor ve anlatıyor.

***

Avukat Mehmet Uçum; Cumhurbaşkanı Başdanışmanı. 1965 Kars doğumlu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. “Çözüm süreci”nde “akil insanlar” Doğu Anadolu bölgesi listesinde yer aldı ve görev yaptı. PKK yanlısı, “çocuklar için adalet çağrıcıları” diye “terörle mücadele kanununun mağduru olan çocukların sorunlarını gündeme taşıyan” bir sivil inisiyatifte(!) etkin görev yapıyor. Hızlı TESEV’ci. 7 Haziran 2015’te AKP Kars milletvekili oldu. 1 Kasım’da aday gösterilmedi. R. Erdoğan seçimlerin ardından Uçum’u Cumhurbaşkanı Başdanışmanı olarak atadı.

Mehmet Uçum’u üniversite yıllarından bu yana yakından tanıyanlar “fakültede hızlı aşırı solcu ve ateistti” diyor. Bir ablasının Ermeni ile evli olduğu ve Londra’da yaşadığı söyleniyor. Sahip olduğu hukuk bürosunun aşırı sol örgütlerin davaları ile yakından ilgilendiğine dikkat çekiliyor. Eski Anayasa Mahkemesi raportörü AKP’li Osman Can ile yakın ilişkilerine ve saraydaki konumlarına binaen maddi refah seviyelerine işaret ediliyor.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı olduktan sonra medyada daha çok duyar olduk Mehmet Uçum’u. Başkanlık sisteminin hararetli savunucularından. Konuşmalarında en dikkat çekici nokta; kesinlikle Türk ve Türk Milleti kavramlarını ağzına almaması. Bunun yerine “Türkiye halkı” demesi. Onunla birlikte Almanya gibi ülkelerde bazı toplantılara katılanlardan dinledim; Uçum’un özellikle Kürt lobilerine Anayasadan Türk Milleti kavramının çıkarılması için yaptığı kulis faaliyetlerini.

Sonunda bombayı da patlattı. Yeni anayasadan Atatürk’ün silineceğini. Sadece Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu lideri olarak girişte yer alacağını söyledi.

Yoksa, buna da şükretmek zorunda mı kalacağız?..

Bir de kendi ağzından tanıyalım Mehmet Uçum’u. Habertürk gazetesinden Kübra Par’a verdiği röportajdan;

“Sol hareketin için­den geldiğinizi duydum, doğru mu?

Evet. Karslıyım. 1980 öncesine Kars’ta solun hâkimiyeti vardı. Ağabey­lerim, amcalarım sol hare­ketin içindeydi. 12-13 yaşında politik faaliyet­lere katıldım. Eski Tür­kiye Komünist Partisi’nin gençlik kolundaydım.

AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan’la yolu­nuz nasıl kesişti?

Uzun yıllar AK Par­ti’ni demokratikleşme süre­cine destek verdim. ‘Yetmez ama evet’ platformu için­deydim. 2010’da TMK mağ­duru çocuklar ile ilgili bir toplantıda Tayyip Erdoğan ile bir araya geldik. Bunun bir çocuk sorunu olduğunu anlattım. “Bu sorunu çöze­ceğiz” dedi. Sonraki süreçte yeni Anayasa konusunda Osman Can ile çalışma­lar yaptık. Sonra Akil İnsan­lar Heyeti’ne davet edildim. 7 Haziran’da Kars’tan milletve­kili seçildim. 1 Kasım’da ana­yasa konusunda daha fazla katkıda bulunacağımı düşün­düğüm için milletvekilliği yerine bu görevi tercih ettim.

Solcu olarak AK Parti ve Erdoğan’a mesa­feli bakmıyor muydunuz?

Hayır. Latin Amerika sol­culuğuna yatkındım. Modern Batı solculuğu dindarları gerici olarak görür. Latin Amerika solcuları ise mese­leyi dindarlarla birlikte top­lumu değiştirme üzerine kurar. İnanç olgusu ve din­darlık kaçınılmaz bir gerçek­tir. Bu değerleri dışlayarak sol politikalar üretemeyiz.

Solcu olmanız Erdo­ğan ve ekibiyle aranızda sorun yaratıyor mu?

Hiçbir sıkıntı yaşamadım. Hayatımda değişen bir şey yok. Üzerimde mahalle bas­kısı hissetmiyorum. Seküler hayat tarzımı sürdürüyorum, bu Cumhurbaşkanımızla iliş­kimizi etkilemiyor.”

En başta belirttiğim gibi kimseyi ve de onların yakınlarını özel hayattaki tercihlerinden, siyasi düşünce, dini inançlarından dolayı suçla(ya)mam. Fakat, söz konusu kişilik Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve geçmişteki faaliyetleri de ortada. Türk Milleti ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bekasını yönelik bölücü ve yıkıcı faaliyetlerde aleni. Her gün yeni bir hamle geliyor. Gizli saklıları da yok!..

Saltanatın sözcülerinden bir gün biri diğer gün başka biri sazı eline alıyor. Sırasıyla çıkıp zehri milletin bünyesine zerk etmeye çalışıyorlar. Bazen yemiyor. Fazla geliyor!.. Ummadıkları tepkiler de alabiliyorlar. O zaman bir geri yapıyorlar. Farklı bir kanattan atağa kalkıyorlar. Aslında, pazılın parçaları farklı kimliklerin elleriyle tamamlanıyor.

Öyle bir sinsi operasyon yürütüyorlar ki!..

TRT ekranlarından “namaz kılmayan hayvandır” söylemleri ve Melih Gökçek’in, hanımlara özel metro vagonu projeleri ile mütedeyyin insanları afyonluyorlar. TRT’nin iftar saati programlarında R. Erdoğan’a yakılan yağlar da cilası. Şehit cenazelerini istismar edip, bir de CHP’lilere saldırarak milliyetçi kesimi okşuyorlar. İftar saatlerinde yapılan ev ziyaretleri ve düzmece yer sofrası fotoğrafları. Milleti uyuştura uyuştura, uyuta uyuta, saflarını sıklaştırmaya çalışıyorlar.

Ne için?

İçinde Türk ve Atatürk olmayan yeni anayasa için,

R. Erdoğan’ın başkanlık adlı Baas rejimi için.

Ne ile?

Ortaya karışık IŞİD-PKK söylem ve siyaseti ile!..

Yerseniz!..

Son not; Anayasanın ilga edilmesine yönelik faaliyetler bu kadar ortadayken; Anayasamızı korumakla görevli Anayasa Mahkemesi neden susar? Neden resen harekete geçmez? Yargıtay ve Danıştay’dan sonra sıranın Anayasa Mahkemesi’ne geleceğini bilmiyorlar mı?.. En az bunun kadar acı!.. Başta Barolar Birliği olarak anlı şanlı sivil hukuk örgütü yöneticileri neredeler? Yoksa onların da bir Londra’ları mı var?..

Posted in AHMET TAKAN YAZILARI, Politika ve Gundem, YANDAŞ - ÇIKARCI - YAĞCILAR | Leave a comment

FELSEFİ SÖZLER * DİYOJEN

Posted in FELSEFE ve GÜZEL DEYİŞLER, HAYATIN İÇİNDEN | Leave a comment

100 PUANLIK SORU *** Türkiye’de de İslam diye diye İslam elden gidebilir… Avrupa’ya sığınan Müslüman mülteciler arasında bugüne kadar yaşanmamış “ilhad” yaşanıyor.

sozcu.com.tr
Necati Doğru
22.06.2016

100 puanlık soru!

Bir köşe yazısı okudum. Önce o yazının son bölümünden her cümleye sıra numarası vererek özet aktarayım.


Yüce Allah, 4 kimseye öfke duyar:
Çok yemin eden satıcı, kibirli fakir, zina eden ihtiyar ve zalim yönetici.

Yönetici bir kalkandır. Şayet o, Allah’a karşı sorumluluk bilincini emreder ve adaletle hükmederse bütün yaptıklarından sevap kazanır. Bundan başka bir şey emrederse yaptıklarının karşılığını (vebalini) çeker.Herhangi bir idareci, kapısını ihtiyaç sahibine, yoksula ve elinde hiçbir şeyi olmayan bir fakire kapatırsa, ihtiyaç ve fakirlik içine düştüğünde Allah da göğün (cennetin) kapılarını onun yüzüne kapatır.Müslümanların yönetimini üstlendiği halde onlar için çalışmayan ve samimi davranmayan yönetici, onlarla birlikte cennete giremez.

Bu cümleleri; “Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (SAV) yönetimle ilgili seçilmiş hadislerinden örnekler vermeye devam ediyorum diyerek” Ömer Dinçer köşe yazısında (20 Haziran Haber-Türk Gazetesi) sıraladı.

Ömer Dinçer’i tanırsınız.
Başbakanlık Başmüşaviri.
Başbakanlık Müsteşarı.
Milli Eğitim Bakanı oldu.
AKP dönemi siyasetçisi.

Başbakanlığı döneminde Tayyip Erdoğan’ın uzunca süre bilgisine,
görgüsüne, vizyonuna başvurduğu İslamcı kesim aydınlarından biri.

Şimdi 100 puanlık soru.
Tayyipçilere soruyorum.
Yazar, kimi işaret etti.

Kim o, “cennetin kokusunu bile koklayamayacak, cennete giremeyecek, vebal çekecek ve zalim yönetici” diye damgalanacak olan…. Siyasetçi ve yazar Ömer Dinçer, AKP kadrolarının önde gelen bir aydını olduğuna ve yazılarını Türkiye’dekiler okusun diye yazdığına göre “bu cennete giremeyecek zalim yönetici” içimizde yaşayan biri olmalı…

Yazarınız uyarmaya çalışıyor.Kim bu zalim?

Ey Tayyipçiler!
O “zalim” e ben “zalim” diye yazsam;
“E…sen zaten tarafsın, karşı bir kalemsin…” diyeceksiniz.

Ömer Dinçer yazıyor.
Sizin içinizden biri.
Demek ki, bıçak kemiğe geldi dayandı,
Ömer Dinçer bile “zalim” demeye başladı.
Kim bu zalim?

Bir de söyleşi okudum. Tam sayfa .Aynı gün (20 Haziran Cumhuriyet) yayınlandı. Söyleşi yapılan kişi şunları anlatıyordu:

Türkiye’de de İslam diye diye İslam elden gidebilir… Avrupa’ya sığınan Müslüman mülteciler arasında bugüne kadar yaşanmamış “ilhad” yaşanıyor.

İlhad yani din değiştirme.
İslam’dan çıkıyorlar.
Hristiyan oluyorlar.
Kitleler halinde…

Berlin ve Hamburg’daki kiliselerde toplu vaftiz için belediyenin yüzme havuzları kullanılmış… Evet, yine Berlin, Steglitz’deki bir kilisenin cemaati 150’den 700’e fırlamış. Yeni gelenler Müslüman iken Hristiyanlığa geçenlermiş. Avusturya’daki Katolik kilisesi üç ayda 300 dine kabul başvurusu almış…

Kim söylüyor bunları?
Fehmi Koru.

14 yıldır iktidar partisini gazetelerde kalemiyle, TRT’de ve TV’lerde açık oturumlarıyla destekleyen, AKP ile iç-içe geçmiş bir yazar Fehmi Koru, “Türkiye’de de İslam diye diye İslam elden gidebilir…” diyor.

Ey Tayyipçiler!
Bunu ben söylemiyorum.
Sizin içinizden biri.
Sizin kendi yazarınız.
Sizi “uyanmaya” çağırıyor.

Şimdi ikinci soru.Yine 100 puan değerinde:
Yazarınız Fehmi Koru, “Türkiye’de de İslam diye diye İslam elden gidecek…” derken kimi işaret ediyor?

Posted in DİN-İNANÇ, FAŞİZM, NECATİ DOĞRU YAZILARI | Leave a comment

İFTAR TOP 10 * Ben bir küçük cezveyim, elden ele gezmeyim.

sozcu.com.tr
Yılmaz Özdil
22.06.2016

İftar top 10

Asrın liderimiz dünya çapındaki (!) sanatçılarımıza iftar verdi.
E ben de bunların iftihar ettiğimiz eserlerini sizler için derledim.

Orhan Gencebay…
Yazıklar olsun, yazıklar olsun, kula kulluk edene, yazıklar olsun!

Sibel Can…
Bu devirde kimse sultan değil, hükümdar değil, bezirgan değil,
bu kadar güvenme hiç kendine, kimse şah değil, padişah değil!

İbrahim Tatlıses…
Allah cezanı verecek, alem sana gülecek, bize bu ettiklerini, dünya alem bilecek!

Bülent Ersoy…
Dilerim tanrıdan gülmesin yüzün, huzura ermesin benliğin özün,
sevgiden şefkatten mahrum kalasın, cennetten kovulan tek kul olasın!

Gülben Ergen…
Sen doğru ben baya yanlış, bay doğruyla bayan yanlış,
sanki her şey sana kalmış, dünya istediğin kadarmış,
yok mu bu işte bir yanlış, herkes ellerinden kaymış,
yalnız tahtında otur dur o zaman!

Serdar Ortaç…
Hadi diyelim birçok deli sevdi, senin için her şeyi verdi,
ya bir gün olur sana bel kıvırırsa? Binlerce dansöz var!

Murat Dalkılıç…
Yalancısın, iftiracısın, bir destur de,
bir efendi ol, bir özür dile,
ele güne bile bile, rezil olma döne döne!

Hande Yener…
Hatayı ben en başında yaptım, aynı evi senle paylaşarak,
kendimi çok takdir edeceğim, ayrılığı kutlayarak!

Mustafa Ceceli…
Bu dünya fanidir sakın aldanma,
mağrur olup tac-ı tahta dayanma,
yedi iklim benim diye güvenme,
uyan ey gözlerim gafletten uyan!

Alişan…
Vala ben seni sevdim seveli halım yamandır,
belin bükülsün felek, bu ne kötü zamandır,
lahayee haye hayee! (Uzun hava)

Emel Sayın…
Tac olsan başıma takmayacağım,
nur olsan gözüne bakmayacağım,
seni hiç anmayacağım, tövbeler tövbesi!

Coşkun Sabah…
Bu son buluşmamız, bu son görüşmemiz,
bir mevsimlik senle aşkımız,
hiç faydası yok ayrılmalıyız!

Davut Güloğlu…
Bulunmaz Hint kumaşı gibisin,
zemzem ile yıkanmış gibisin,
kendini ne sanıyorsun,
kulağına küpe olsun,
bu da sana kapak olsun!

Seda Sayan…
Ne ellerinle ne gözlerinle, dokunma bana,
ne sözlerinle ne bakışınla, çık hayatımdan!

Petek Dinçöz…
Süpürge ettim saçlarımı, kabullendim suçlarını,
hasta ettin sen beni hasta, hasta olan sendin aslında!

Kutsi…
Hataları yıllarca bende aradın yar, hata senin kanında var!

İbrahim Erkal…
Vefasızlar hayırsızlar, Allahından korkmayan kullar,
içim yanar ciğerim sızlar, kitapsızlar eyyy imansızlar!

Cengiz Kurtoğlu…
Gelmeyin üstüme sakın gelmeyin, dostu arkadaşı kırarım bugün,
gözümde anılar canlandı yine, kadehi şişeyi kırarım bugün…
(Cengiz Kurtoğlu’nun sarhoşluğu pis oluyor galiba, bir daha iftara çağırmamakta fayda var.)

Berdan Mardini…
Yüreğimin en kuytusunda, kendime sakladığımsın,
senden çocuğum olsun istiyorum,
gözleri senin gibi baksın… (En az üç çocuk, en az üç nakarat.)

Hakan Peker…
Bir efsaneydi efsaneydi senle beraber olmak,
gözlerinde buluşup ellerine dokunmak,
saatlerce uzanıp hep yanında kalmak,
bir efsane senle beraber olmak…
(Hakan Peker’in bu güfteyi huber köşkü’ndeki iftardan sonra yazdığı tahmin ediliyor.)

Yavuz Bingöl…
Ben bir küçük cezveyim, elden ele gezmeyim.

Posted in YANDAŞ - ÇIKARCI - YAĞCILAR, Yılmaz Özdil, YOZLAŞMA - AHLAKSIZLIK | Leave a comment