Arşiv sandığından * DEVLET ADAMINDA DÜRÜSTLÜK NASIL OLUR *** Hatırlanacak adam! * Mal mülk peşinde olmadı. Villa üstüne villa almadı. Kendi zenginini yaratmadı. İş dünyasıyla sarmaş olmadı. Rüşvete adı karışmadı. Yolsuzluk ismine yapışmadı.

Necati Doğru
necatidogru@sozcum.com
2 Şubat 2014
Sözcü

Hatırlanacak adam!

Yedi yıl ülkenin bir numaralı adamı görevini yaptı. Her yıl kendisine harcasın diye Meclis’ten onaylı bir bütçe verildi. Harcamayı en azda tuttu.Sade yaşadı, israf etmedi.Ailesini de frenledi.Çevresine de yedirmedi.İstese yedirir, kendinden öncekilerin ve sonrakilerin yaptığı gibi “bu bütçe ile bana verdiğiniz para yetmedi, ek bütçe ile yeni paralar verin” diyebilirdi.  Demedi.

Göreve başladığında 14 makam aracı vardı, makam araçlarının 13’ünü geri verdi, 1 tanesi ile yetindi. Trafiğe çıktığında normal vatandaş gibi kırmızı ışıkta durdu. Köşkteki aşçı, hizmetçi sayısını azalttı. Resmi yemekler hariç kimseye davet vermedi. Mutfağa ithal yiyecek sokmadı, yerli ürün kullandırdı. Züppe yazarların “yerli malı kullanıyor, 1930’dan kalma kafa” eleştirilerini ciddiye almadı. Artırdığı parayı devlet hazinesine geri gönderdi. Yedi yıl sonunda 46 trilyon lirayı (bugünün parasıyla 46 milyon TL) Maliye Bakanlığı Hazine İdaresi’ne iade etti.

Mal mülk peşinde olmadı.
Villa üstüne villa almadı.
Kendi zenginini yaratmadı.
İş dünyasıyla sarmaş olmadı.
Rüşvete adı karışmadı.
Yolsuzluk ismine yapışmadı.
Hırsızlık onun uzağında durdu.
Etrafına alkışçı, yağcı sokmadı.
Uçağına gazeteci doldurmadı.
Oğluna, kızına vakıf kurmadı.

Çok anlamlı örnektir.
ODTÜ mezunu oğlunun düğünü ve nikahı konut olarak kullandığı devlet köşkünde yapıldı. Yasama, yargı, yürütmenin temsilcileri, devletin önde gelenleri, akraba, tandık, dostları, edebiyatçılar, yazarlar düğüne davet edildi. Köşk’ün misafir kapısı olan 5 numaralı nizamiyesi önünde Cherokee jeepler, lüks Mercedesler, BMW’ler birikmedi. Ticari taksi ile köşke gelen davetliler nizamiyeden tören salonuna yürüyerek gitmek zorunda kaldılar.

Düğün çok sade geçti.
Damatlık yerli kumaştandı.
Gelinlik yerli terzi elindendi.
Nikah şahitleri ünlü değildi.
Alkollü içki vardı.
Abartı yoktu.
Şatafat sıfırdı.

Düğünün yapılacağı günün sabahı Köşk’ün elektrik sayacını okuttu. Düğün yapılıp bitince sayaca yeniden baktırıp kaç kilovat saat elektrik harcanmışsa cebinden verdi. Devlete ödetmedi. Düşerek bileğini kıran eşini makam aracıyla değil ticari taksiyle devlet hastanesine götürdü. Hastanede sıraya girerek röntgen çektirdi. Afyon’da hasta annesini ziyarete sivil plakalı araçla gitti. Annesi vefat etti, Afyon’a yine sivil plakalı araçla ulaştı.

Yedi yıl böyle bitti.Bu ülke daha önce Köşk’e 1 bavul ile gelip üç TIR dolusu eşya ile gidenleri de görmüştü, alışmıştı. Görevini bırakırken alışılmışın tersini yaptı. Kendisine hediye edilen 94 parça gümüş, 22 vazo, 9 takı, 27 hatıra para, 4 tabanca, 83 parça değerli süs eşyası, 55 tablo, 86 porselen, 7 madalyon, 4 kıymetli saati alıp götürmedi. Devlete bıraktı. Bugün kendileri, oğulları ve kızlarının adı rüşvet, yolsuzluk, hırsızlığa karışanlar; bu hatırlanacak adamı, mala mülke değil sadece “hukukun üstünlüğüne” değer verdiği için yerden yere vurdular. Elektrik parasını cebinden ödediği oğlunun nikahını bile “kamusal alanda kandil akşamı düğün yaptı” diye çamur atma vesilesi yaptılar.

Özetle; şu yolsuzluk, rüşvet, hırsızlık günlerinde ismi hatırlanacak, örnek gösterilecek bir devlet adamı, bizim ülkemizde de oldu.

Bu adamın adı:
Ahmet Necdet Sezer’dir.
Cumhurbaşkanlığı yaptı.
Yaşıyor.
Bin yaşasın.
Örnek alınsaydı.
Bugünkü çürüme yaşanmazdı.

Posted in ARŞİV SANDIĞI, HAYATIN İÇİNDEN, NECATİ DOĞRU YAZILARI, SİYASİ TARİH | Leave a comment

AKIL FİKİR YAZILARI * GÖRÜNEN KÖY KILAVUZ İSTEMEZ * “Demirel başkanlık isterken uyuz oluyordum , Başkanlık sistemi Amerikan emperyalizminin bize bir tavsiyesidir” Recep tayyip Erdoğan – 1993

02–04–2017
Nusret KEBAPÇI

GÖRÜNEN KÖY KILAVUZ İSTEMEZ

Aslına bakarsanız durum oldukça ilginç…Hani siz referandumda evet çıktığı takdirde nasıl bir başkanlıkla yönetileceğinizi falan merak ediyorsunuz ya…

Doğrusu…Merak etmenizi gerektiren hiç bir şey yok.

Her şey ortada…
Nasıl mı?
Bakın şimdi…

Şu andaki Cumhurbaşkanı mevcut anayasaya uyma, tarafsız olma adına mecliste yemin etti mi?

Etti.
Peki sonuç…
Sonuç şu…

Anayasaya uyulmadığı gibi…Çoğunluk desteğiyle…Bir daha iktidardan gidilmemek üzere anayasa bile değiştirildi. Tarafsızlığa gelince…Bu gün için Cumhurbaşkanının toplumun her kesimi için eşit davrandığını… Hemen herkese aynı mesafede durduğunu…Adil bir tutum içinde bulunduğunu söyleyebilecek tek kişi çıkabilir mi?

Çıkamaz.

İşte başkanlık da bugün ki mevcut durumun çok daha fazla bir baskıyla sürmesi anlamına gelir ki…Bence belirleyici olan odur.Hem zaten değişiklik kabul edildiği takdirde, mevcut başkanlık, partili olmayacak mı?

Olacak.Bu durumda sadece iktidar partisi seçmeninin dediği olacağına…Onların talepleri yerine getirileceğine göre, bugün meclisin duvarında asılı olan “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” Sözünün de herhangi bir anlamı kalmayacaktır.

Zaten…Meclis olmasının da fazla bir anlamı olmayacaktır ama…
Burada asıl önemli olan şey şu…Yüksek yargıyı kim seçecek?

Partili başkan.

Siz hiç partililerin bu konuda etkili olmayacağını…
Tarafsızlıkla seçim yapılabileceğini…
Adaletli olunabileceğini düşünebiliyor musunuz?

Mümkün mü?

Ya yüksek bürokrasinin…
Kuvvet komutanlarının seçilmesi…
Sizce bu durumdan daha farklı olabilir mi?

Elbette olamaz…
Böyle olunca da…

Bugüne kadar hangi partiyi tuttuğunu bilmediğimiz kuvvet komutanları… Rektörler…  Yüksek yargı mensupları…Yani Cumhurbaşkanının tek başına atamaya yetkili olduğu Validen, kaymakama kadar…

Hemen herkes…
İster istemez…
İktidar partili olacaktır.

Demek istediğim şimdi siz eskiden olduğu gibi Cumhurbaşkanının
devleti temsil etiğini düşünerek tarafsız olacağını falan düşünüyorsunuz ya…

Bence düşünmeyin.
Çünkü evet çıktığı takdirde…

Tarafsızlık değil, taraf olmak yasal hale gelecektir ki,

bunun adı da
Milli egemenlik değil…
Parti egemenliğidir…

Posted in AKIL FİKİR YAZILARI, ANAYASA, FAŞİZM | Leave a comment

Kavgadan dökülenler: AKP bir proje olarak ABD tarafından kuruldu, Cemaat CIA projesi…

haber.sol.org
Perşembe, 30 Mart 2017

Kavgadan dökülenler:
AKP bir proje olarak ABD tarafından kuruldu,
Cemaat CIA projesi…

AKP’li gazetecilerden Abdurrahman Dilipak, önceki gün katıldığı bir toplantıda Cemaat’in CIA projesi olduğunu söylerken, 1991’de Gülen’in yanına iki kişi istendiğini, birisinin de kendisi olduğunu ileri sürdü. Dilipak bununla da kalmadı, eski CIA direktörü Graham Fuller’in kendisiyle görüştüğünü söyledi. Dilipak’ın bu itirafları, daha önce yaptığı AKP itiraflarını ve Ali Bulaç’ın açıklamalarını akıllara getirdi.

ABD’nin Türkiye’de islamcı hareketlerle ilişkisinin boyutuna ilişkin her gün yeni bilgiler ortaya çıkmaya devam ederken, bu hareketlerin kuruluş ve yeniden kuruluş işlemlerindeki etkisi de bizzat islamcı isimler tarafından itiraf edilmeye devam ediyor…

Bu isimlerden biri olan Abdurrahman Dilipak, önceki gün yaptığı açıklamada Cemaat’in CIA projesi olduğunu, görüşmelerde kendisine de teklif getirildiğini ama kabul etmediğini ileri sürdü. Aynı Dilipak, AKP’nin kuruluş sürecinde ABD ile görüşmeler yapan isimlerden biri olduğunu daha önce açıklamış, Cemaat’ten tutuklanan Ali Bulaç ise bu görüşmelerin içeriğini açıklamıştı.

Bu görüşmelerden geriye kalan şey ise, hem AKP’nin, hem Cemaat’in, hem de diğer islamcı hareketlerin ABD kaynağından nasıl beslendiğini, ilişkilerin hangi boyutlarda olduğunu muhataplarının ağzından göstermesi oldu…

DİLİPAK AÇIK AÇIK İTİRAF EDİYOR…

AKP’li yazar Abdurrahman Dilipak, önceki gün Yalova’da bir referandum toplantısına katılırken, burada hem “evet” çağrısı yaptı, hem de Cemaat’e ilişkin açıklamalarda bulundu. Dilipak, Gülen Cemaati’nin bir CIA projesi olduğunu belirtirken, kendisinin de bu projede olması için 1991 yılında görüşmeler yapıldığını aktardı.

İslamcı isimlerin ve cemaatlerin ABD ile bağlarının nasıl güçlü olduğuna ilişkin önemli ipuçları veren açıklamasında Dilipak, “FETÖ’nün CIA ile bugünkü projesini başlattığı tarih 1991’dir ve doğrudan CIA’nın projesi olarak başlamıştır. Fetullah Gülen’in yanına iki kişi daha istiyorlardı. İstedikleri kişilerden birisi bendim. Benim bu işin siyasi ayağını örgütlememi istiyorlardı. Ben CIA ile de görüştüm” ifadelerini kullandı.

Bunları daha önce de açıkladığını ama kimsenin kendisine inanmadığını aktaran Dilipak, eski CIA direktörü Graham Fuller’in kendisiyle görüştüğünü de söylerken, kendisine yapılan teklifi reddettiğini ileri sürdü.

Bir dönem, hakkında CIA ajanı olduğu iddiaları da bulunan Dilipak’ın teklifi reddettiği iddiası bir yana, gericilerin ABD ile kurdukları bu denli yakın “bağlar” oldukça dikkat çekici.

TEK İDDİA CEMAATLE İLGİLİ Mİ?

Cemaat-AKP kavgasının başladığı günlerde Dilipak’ın iddialarına benzer açıklamalar 15 Temmuz sonrası tutuklanan Zaman gazetesi yazarı Ali Bulaç’tan gelmişti.

“AK Parti bir proje miydi?” başlığıyla yayımlanan yazıda Bulaç, Dilipak’a atıfta bulunmuş ve Dilipak’ın “AK Parti’nin bir proje olarak ABD, İngiltere ve İsrail tarafından kurulduğu” dediğini aktarmıştı. Yani Dilipak, Cemaat dışında AKP’nin de bir ABD projesi olarak kurulduğuna ilişkin ifadelerde bulunmuştu.

Bulaç da Dilipak gibi ABD’lilerin görüştüğü islamcılardan biri olduğunu aktarırken, yazısında çarpıcı itiraflara yer vermişti:

1998’lerden başlamak üzere Amerikalılar, sıklıkla bizlerle görüşmeye başladılar. Biri gidiyor, üçü geliyordu. Sordukları şuydu: “Türkiye’de dindar zemini kuvvetli bir iktidar mümkün mü?” Ben ana fikir olarak şunları söylüyordum: “Türkiye’de İslami-muhafazakâr aktörlerin belirleyici rol oynadığı bir döneme giriyoruz. Kronikleşmiş sorunlarımızı eski zihniyetle çözemeyiz; bölge gibi Türkiye de yeniden şekillenmek durumunda, Batı İslam’a, Müslümanların hayat tarzına ve kaynaklarına saygı göstermelidir. Batı ile savaşmak zorunda değiliz ama Batı’nın süren tahakküm ve hegemonyası altında Ortadoğu böyle devam edemez. İsrail sınırlanmalı, rejimler demokratikleşmeli, kaynaklar adil dağıtılmalı, İslam’ın cevaz verebileceği siyasetlere engel olunmamalı.”

…Dilipak ise çok hareketli, aktif bir arkadaşımız. Tanıyanlar bilir, her konuda projesi var. Yeni dönemde Türkiye için mümkün bir siyasi proje hazırladı, bundan hayli saygın kişilere bahsetti. Ve onun ifadesine göre Ankara’da birilerine çalıştığı dosyayı verince, Amerikalıların görüşme trafiği değişti, bir süre sonra Dilipak, projesinin “bazı değişiklikler”le AK Parti olarak ortaya çıktığını gördü. Bundan sonrası hepimizin malumu!

Amerikalılar, ikna edebilselerdi söz konusu projeyi Erbakan hocaya uygulatmayı düşünüyorlardı, ancak o reddetti. Erbakan hoca vefatından önceki son görüşmemizde AK Parti’nin nasıl kurulduğunu uzun uzun anlattı, elindeki bazı belgeleri bana gösterdi; Ertan Yülek Bey şahittir.

Karslı’nın evinde Dilipak, şunları da söyledi:

“AK Parti böyle kuruldu ama Erdoğan artık bağımsız hareket ediyor.”
AKP-Cemaat kavgası ve burada ABD’nin rolüne ilişkin tartışmaların sürdüğü dönemde, bu iki hareketin kuruluşunda da benzer izler olması, kavganın boyutunu ve içeriğini anlamayı kolaylaştırıyor.

http://haber.sol.org.tr/toplum/kavgadan-dokulenler-akp-bir-proje-olarak-abd-tarafindan-kuruldu-cemaat-cia-projesi-190970

Posted in ABD - AB - EMPERYALIZM, DIŞ POLİTİKA, FAŞİZM, İHANET VE YABANCI YANDAŞLAR, İrtica, İSTİHBARAT KURUMLARI, SİYASİ TARİH, YOZLAŞMA - AHLAKSIZLIK | Leave a comment

DÖRT PARMAK YANİ “RABİA” İŞARETİNİN ANLAMI SÖYLENDİĞİ GİBİ DEĞİL.. BUNU BİR DE BENDEN DİNLEYİN..

Gürbüz Evren / Siyaset Bilimci

DÖRT PARMAK YANİ “RABİA” İŞARETİNİN ANLAMI
SÖYLENDİĞİ GİBİ DEĞİL BİR DE BENDEN DİNLEYİN

O Bizim İleri Demokratlar, Mursi yandaşlarının Dört Parmak yani “Rabia” işaretini simge yapmaya çalışıyorlar…Bırakın bizim siyasileri, sanatçı olarak tanıtılan şarkıcılar ve “bazı” futbolcular bile bu işareti yapıp secdeye varmaya başladı.  Zaten “bazı” futbolcular bile yapıyorsa, anlayın ki bu, anlamı bilinmeyen bir iştir.

Diyorlar ki, gerek Kahire’de gerek dünyanın dört bir yanında darbe karşıtlarının simgesi haline gelen işaretmiş 4 parmak.  “Rabia” işareti, Mursi yandaşlarının toplandığı Rabiatul Adeviye Meydanı’ndan geliyormuş. Rabia, Arapça’da 4’üncü anlamını taşıyormuş.

Peki, bu işareti İslam tarihinde ilk kim ve neden yapmış bilen var mı?
Açın bütün gazeteleri, yukarıdaki cümleyi bulursunuz. Gerisi yok.

Muaviye bin Ebu Süfyan kimdir bilir misiniz?
Emevi hanedanının kurcusu Muaviye, 657’deki Sıffın Savaşı’nda, Hazreti Ali’yi yenememiş, ancak hakemleri ikna ederek, alavere dalavere ile kendini Halife ilan etmişti.Bu dönemde Müslümanlar, Muaviye taraftarları (Sünniler), Ali taraftarları (Şiiler), Tarafsızlar (Hariciler) olarak bölünmüştü. ( sanırım aynı dinden olup da mesheplere bölünmüş ve aralarinda savaşan tek din mensuplari musluman ulkeler kaldı…)

Muaviye’den yana tavır alan Hariciler ise Hazreti Ali’yi öldürmüştü.Muaviye, bir süre sonra da, Hazreti Ali’nin çocukları, Peygamberin de torunları Hazreti Hasan ile Hüseyin’i öldürmüştü.Özellikle Hazreti Ali’nin öldürülmesinden sonra Halifeliğini sağlama alan Muaviye, her fırsatta Ali’yi ve Şiileri yok saymak, dışlamak için, taraftarlarına, Dördüncü Halife’nin kendisini olduğunu DÖRT PARMAK işaretini yaparak ilan etmiş, taraftarları da, aynı işareti kullanmıştır.

Bundan sonra gidilen savaşlarda da Muaviye’nin ordusundaki askerler bu işareti yapar olmuştur.  Zaten “Rabia” Muaviye ailesinde takıntıdır. Muaviye bin Ebu Süfyan’ın dedesinin adı da Rabia’dır.  Kureyş aşiretinin liderlerinden olan dede Rabia, torununa, “adıma uygun davran, önemini unutma” tavsiyesinde bulunmuştur.

Sünni kesimin temsilcisi olduğu iddia edilen, ama ilgisi olmayan Muaviye’nin DÖRT PARMAK işareti, bugün Mısır’da, Sünni İslam’ın yılmaz savunucuları olarak gösterilen, ama ilgisi olmayan Mursi yandaşlarının, Müslüman Kardeşler örgütünün işaretine dönüştü…

Dedim ya, dünyadan bihaber bazı futbolcular ve sanatçı denilen şarkıcı takımı da bunu yapıyorsa, benim gibilerine de, onların derin bilgisine inanmak düşer…

Posted in DİN-İNANÇ, İrtica, ORTADOĞU ÜLKELERİ, Tarih | Leave a comment

AKP DEMOKRASİSİ faşizmle besleniyor.* Ne dedi otobüsteki sevgili kızım ; Az kaldı az , hepiniz gebereceksiniz …

Naci Kaptan / 05.04.2017

Şükür rabbime , Tüm kamu kurumlarıyla birlikte diyanet de , imam lar da artık benim .
Siyaseti kışla ve camiye de soktum. Cami cemaati bölündü. Diyanet Başkanına verdiğim Mercedes  helal olsun, ona bir uçak da versem yeridir. . İmamlar ise siyasetçilere taş çıkartır valla!  Tüm camiler AKP seçim bürosu gibi oldu . Varsın olsun halkı Allah ile aldatayım . Cihattır cihat !!!

Ordunun belini kırdım. Yargıtayı, danıştayı ,Anayasa mahkemesini evcilleştirdim.
Yasalara anayasaya aykırı ne yapsam görmezler,duymazlar. “Parlamentoyu rafa kaldırdım”  dedim de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ses bile çıkartamadı .Hak da benim adalet de !

Polisi desen ağır silahlarla ve aktosunlarla donattım.İpten kazıktan kurtulmuşlara
gaz verdim, siz Osmanlı torunusunuz diyerek meydanlara saldım . İlçe başkanlarımız
makamlarında otomatik ağır tüfekle görev yapıyor. Kimse adamıma kışt diyemez alnını
karışlarım kendini Fizan’da bulur.

Ne dedi otobüsteki sevgili kızım ; Az kaldı az , hepiniz gebereceksiniz …

 
Odatv.com
30.03.2017
Ankara’da okullar akın akın zorla mitinge gönderiliyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ankara’da katılacağı toplu açılış törenine öğrenci ve öğretmenlerin katılım göstermesi için okullara mesaj atıldı…

Evrensel’de yer alan habere göre, 16 Nisan’da yapılacak anayasa değişikliği referandumuna sayılı günler kalırken, evet için devlet imkanlarının seferber edildiği bir kez daha ortaya çıktı. İstanbul’da Büyükçekmece İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, ilçedeki tüm okullara Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mitingine öğrencilerin ve öğretmenlerin katılımını isteyen yazı göndermişti. Ankara’daki bazı ilçe milli eğitim müdürlüklerinin de Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım’ın 2 Nisan Pazar günü Ankara’da yapacağı tören için öğrenci ve öğretmenlere gelmeleri talimatında bulunduğu ortaya çıktı. Etimesgut, Ayaş ve Sincan ilçe milli eğitim müdürlüklerinden okul müdürlerine atılan mesajlarda Erdoğan’ın Atatürk Kültür Merkezi’nde konuşma yapacağı toplu açılış törenine öğrenci, öğretmen ve velileri göndermeleri istendi.

‘SİNCAN OKULLARI OLARAK KATILACAĞIZ’

Sincan’da okul müdürlerine gönderilen mesajda Erdoğan’ın konuşma yapacağı törene öğrencilerin nasıl götürüleceği de şöyle duyuruldu: “Sayın Cumhurbaşkanımız 02 Nisan Pazar günü Ankara-Hipodromda toplu açılış merasimi yapacaktır. Sincan okulları olarak buraya katılım sağlayacağız. Öğretmen, öğrenci, veli olarak herkesin katılımını teşvik edelim. Otobüsler ücretsiz olarak götürüp getirecekler.” Mesajda otobüslerin kalkacağı noktalar ve saatte belirtildi. Sincan ilçesinde öğretmenlere bu mesajları ileten bir okul müdürü ayrıca “İlçe milli eğitim müdürümüz Adem Solmaz beyin mesajıdır. Arkadaşlarla katılım için gerekli hassasiyeti gösterelim.” diye ikinci bir mesaj da attı.

OTOBÜSLER ‘EVET’ İÇİN ÜCRETSİZ

Etimesgut ilçe milli eğitim müdürlüğü de okul müdürlerine mesaj attı. Öğretmen ve ailelere törene katılma talimatı verilen mesajda “Tören alanına Etimesgut ve Eryaman’dan EGO otobüsleriyle ulaşım sağlanacaktır” denildi. Ankara’nın Ayaş ilçesinde de okul müdürlerine benzer çağrılar yapıldığı belirtilirken katılacak ve katılmayacak öğretmenlerden de imzalı yoklama alındığı iddia edildi.

Posted in ANAYASA, FAŞİZM, Politika ve Gundem | Leave a comment

DEVLET BAHÇELİ “FARELİ KÖYÜN KAVALCISI” GİBİ *** Bahçeli peşine taktığı sürüye ,MHP’li milletvekillerine, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Türk milleti demiyorum” sözleri sorulunca verecek yanıtları olmadığından bakın ne dediler ?

Erdoğan’ın “Türk milleti demiyorum” sözleri sorulunca MHP’liler ne dedi

MHP’li milletvekilleri, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Türk milleti demiyoruz” açıklamasına karşılık yanıt veremedi.

Aydınlık’tan Sıla Kemahlı, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Diyarbakır’da sarf ettiği Türk milleti tanımına ilişkin sözlerini MHP’li milletvekillerine yöneltti. Vekiller, Erdoğan’ın sözlerine sessiz kalmayı tercih etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Diyarbakır’da yaptığı konuşmada söylediği, “Tek millet diyoruz. Dikkat edin. Türk demiyoruz, Kürt demiyoruz. Hepsini içine alan bir ifade kullanıyoruz. Yani 80 milyonuyla ‘tek millet’ diyoruz” sözleri gündemde yer bulmaya devam ediyor.

Haberde, “Erdoğan’ın tepki çeken sözlerini değerlendirmeleri için halkoylaması sürecinde hükümetle yan yana gelen MHP’li milletvekillerini aradık. MHP’li vekillerin çoğu gazetemizin telefonuna cevap vermedi. Telefonunu açıp sorumuzu dinleyenler ise çeşitli gerekçeler sunarak yanıt vermeyi reddetti” ifadeleri dikkat çekti.

“MÜSAİT DEĞİLİM HANIMEFENDİ”

MHP’li vekillerin verdikleri yanıtlar şöyle:

MHP Genel Başkan Yardımcısı Mevlüt Karakaya: “Biz parti duruşumuzla değerlendirmemizi yaptık. Gazetenize konuşmak istemiyorum.”

MHP Genel Sekreteri İsmet Büvükataman: “Müsait değilim hanımefendi.”

MHP İzmir Milletvekili Oktay Vural: “Müsait değilim.”

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay: “Arabaya bineceğim, müsait değilim. Ben sizi sonra ararım.”

MHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Günal: “Çok gürültü var. Daha sonra konuşalım.”

MHP MYK Üyesi, İstanbul Milletvekili İsmail Faruk Aksu: “Buyurun… (Sorudan sonra) Müsait değilim.”

MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan: “Açıklamanın tamamını görmedim. Ona bakayım sonra konuşalım.”

MHP Adana Milletvekili Muharrem Varlı: “Cenazedeyim. Konuşamıyorum.”

Odatv.com

Posted in ANAYASA, FAŞİZM, İHANET VE YABANCI YANDAŞLAR, Politika ve Gundem, SİYASİ PARTİLER, YANDAŞ - ÇIKARCI - YAĞCILAR, YOZLAŞMA - AHLAKSIZLIK | Leave a comment

DURUM VAZİYETİ * Karar * 04.04.2017 * FETÖ Akıncı’da 17 itirafçı

Posted in DURUM VAZİYETİ, Fetullah Gülen, TSK | Leave a comment

DURUM VAZİYETİ * Birgün * 04.04.2017 * Oğlunu yardımcı ata MGK’ya başkan olsun

Posted in DURUM VAZİYETİ, FAŞİZM | Leave a comment

DURUM VAZİYETİ * Sözcü 04.04.2017 * 180 vekilde ByLock var neden koruyorsunuz ?

Posted in DURUM VAZİYETİ, Fetullah Gülen | Leave a comment

DURUM VAZİYETİ * Cumhuriyet 04.04.2017 * AKP bylok’çu milletvekilerinin isimlerini gizliyor

Posted in DURUM VAZİYETİ, Fetullah Gülen | Leave a comment