SEÇİMLER YAKLAŞIYOR * AKP HİLELERE BAŞLADI * HAYALİ EVLER VE HAYAL SEÇMENLER

AKP’nin Sarıyer’de seçimlere hile karıştırmak istediği ortaya çıktı

İddiaya göre, İBB’den bir yetkili gece yarısı tek tuş operasyonu ile
hayali 504 daire ve 10 bine yakın seçmen oluşturdu
.

AKP’nin İstanbul Sarıyer’deki sahte seçmen planı Türkiye’yi alarma geçirdi. Muhalefet partileri ayağa kalkarken, AKP’li belediyelerin seçime gireceği başka bölgelerde sahte seçmen yazdırılıp yazdırılmadığı şüphesi doğdu. Aydınlık Gazetesi‘nin haberine göre, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait bilgisayar sisteminden, gece yarısı Sarıyer’e tek tuşla 504 hayali daire ve 10 bine yakın sahte üye kaydedilmesi muhalefet partilerini ayağa kaldırdı. Sarıyer’deki Kuran Kursları başta olmak üzere çok sayıda iş yerine 10 bin civarında sahte seçmen yerleştirmeye kalkıştığı belgelenen AKP’nin İstanbul’daki diğer belediyeleri de bu yöntemle almak istediği iddia ediliyor.

GENÇ: KİRLİ OYUNLARA BAŞVURDULAR

AKP’nin seçimlere hile karıştırmaya kalkıştığı ortaya çıkan Sarıyer’in CHP’li Belediye Başkanı Şükrü Genç ise, “CHP evrakları zamanında teslim etmedi’ diyerek Sarıyer’de seçime sokturmak istemediler, ancak bunu başaramayınca bu kez bu kirli oyunlara sarıldılar. Ama ne yaparlarsa yapsınlar Sarıyer’de, geçen seçimde oldukları gibi büyük bir siyasi hezimete uğramaktan kurtulamayacaklar” dedi.

Sarıyer’de yaşanan rezaleti adliyeye taşıyan ve bu olaylara karışanların cezalandırılması için İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunan Avukat Necati Yıldırım ise şunları söyledi:

“Sarıyer’de yaşanan seçmen kütüğüne sahte seçmen kaydı, iddialara göre 10 bin seçmen sayısının üzerinde. Bu sayının bu boyutlara ulaşması, Sarıyer’deki seçimi tümüyle etkilemeye yönelik olduğunu göstermektedir. AKP’ye yakın isimlerin organize ettiği iddia edilen, bu durum Anayasa’nın 67. maddesindeki “Siyasi haklar ve ödevler” başlıklı hükümlere açıkça aykırıdır. Bu suçlara verilecek ceza 5 yıla kadar hapis içermektedir.”

PEKİ OPERASYON NASIL YAPILDI?

Yasemin Yenice isimli AKP Büyükşehir Belediyesi çalışanının, 4 Aralık gecesi mesai saati dışında bu sisteme giriş yaparak CHP’li Sarıyer’in sınırlarında bulunan Darüşşafaka Mahallesi’ne toplam 504 daireden oluşan hayali 34 yeni bina eklediği ortaya çıktı. 1039 bina ve 5057 daire (bağımsız konut) bulunan mahallede, gece yarısı tek tuş darbesiyle bu sayısı 1073 bina ve 5561 daireye çıkarıldı. Yani Büyükşehir Belediyesi’nden özel şifreyle girilen UAVT üzerinden yapılan bu müdahaleyle bir anda Darüşşafaka Mahallesi’ne 34 yeni bina ve 504 daire eklenmiş oldu. İBB de bu rezaletin fark edilmesi üzerine 504 dairelik 34 binanın kaydını bu kez konut alanı olmaktan çıkarıp inşaat olarak sisteme giriş yaptı.
YURT

Posted in SEÇİM - SEÇSİS, SİYASİ PARTİLER, YOLSUZLUKLAR | Leave a comment

AL-BARAKA BANA GEMİ AL * AL SANA GEMİ *** Burak Erdoğan o gemiyi nasıl aldı

Mart 10, 2014
Sözcü

Burak Erdoğan o gemiyi nasıl aldı

Haramzadeler bu kez Burak Erdoğan ile ilgili bir görüşme sızdırdı.
Bilal Erdoğan ile ilgili birçok ses kaydı internete sızdırıldı, hatta bir gün içinde birden fazla Bilal’in bulunduğu görüşmenin sızdırıldığı bile oldu. Haramzadelerin sızdırdığın son ses kaydında ise Başbakan Erdoğan’ın diğer oğlu, Bilal’in ağabeyi Burak Erdoğan var.

Kayıtta yer alan iddiaya göre; Burak Erdoğan 6. gemisini 15 miyon dolara alırken 1 kuruş bile para ödemedi. Paranın tamamı Albaraka Türk tarafından ödendi. Bu para ise 10 yıllığına sadece yüzde 0.49 krediyle verildi.

Konuya ilişkin ilk görüşme Albaraka Türk Yöneticisi Turgut Simitçioğlu ile yolsuzluk soruşturması kapsamında hakkında yakalama kararı bulunan Latif Topbaş arasında gerçekleşirken, 2. görüşmede Topbaş alınan kredinin ayrıntılarını Başbakan Erdoğan’a aktarıyor.

İlk telefon görüşmesinde Mustafa Latif Topbaş’ın Burak Erdoğan’ı Turgut Simitçioğlu’na yönlendirdiği anlaşılıyor. Topbaş’ın ‘Aman gemiyi kazık alıyor olmasınlar’ sözü üzerine Simitçioğlu, ‘yok, o babaları bu işten anlar, babaları bu işin piri, oğlanın babası bu işi biliyor’ cevabını veriyor.

Kasım 9, 2013
Sözcü

Bora ERDİN / SÖZCÜ

Başbakan’ın armatör oğlu Burak Erdoğan’ın 20 milyon dolar değerinde bir gemi daha aldığı öne sürüldü.

Başbakan’ın armatör oğlu Burak Erdoğan’ın 20 milyon dolar değerinde bir gemi daha aldığı öne sürüldü. Malta bandıralı yeni gemi, diğer 5 geminin toplam kapasitesi büyüklüğünde.

Başbakan Tayyip Erdoğan’nın armatör oğlu gemilerini 6’ladı. Malta bandralı olan yeni gemisini geçtiğimiz günlerde Singapur’dan teslim aldı. Geminin adı ise Türkçe ‘Cici’ anlamına gelen ‘Pretty’.

Genel Denizcilik’e ait olan Pretty isimli geminin değerinin ise 20 milyon doların üzerinde olduğu iddia ediliyor. Gemi mürettebatı geçtiğimiz ay gemiyi teslim almak için Singapur’a gitti. Daha önce Japonya’dan teslim alınacağı bilinen ancak teslimatı geciken geminin yük kapasitesi Burak Erdoğan ve ortağı Mecit Çetinkaya’ya ait 5 geminin toplam kapasitesi kadar.

Gemicik’in 32 katı

Safran 1, Sakarya, G. İnebolu, Cihan ve Bosna isimli gemilerin 92 bin ton taşıma kapasitesi var. Pretty ise tek başına 91 bin 971 ton yük taşıyabiliyor. Başbakan’nın “Gemicik” dediği Safran 1’in taşıma kapasitesi 2805 ton. Yeni geminin kapasitesi ise 91 bin 907 ton yani Gemicik’in 32 katı daha büyük.

Tek çatıda 2 şirket

Burak Erdoğan, Mecit Çetinkaya ile birlikte kurduğu MB Denizcilik’in yüzde 99 hissesine sahip. Bu şirket İstanbul Üsküdar’daki ofisten yönetiliyor. Aynı adres, Manta Denizcilik adında bir şirket daha var. Şirketin sitesinde “filomuz” adı altında yandaki 5 gemi tanıtılıyor.

Son olarak Güney Afrika’da görüldü

Pretty kendi klasmanında dev olarak nitelendirilebilir. Geminin uzunluğu 292 metre, genişliği ise 42 metre. Boyuyla 94 metrelik Safran 1’in 7 katı olan ‘Cici’en son Güney Afrika’daki Port Elizabeth Limanı’na uğradıktan sonra rotasını kuzeye çevirdi. Malta Bayraklı olan ve 2 yıl önce Çin’li Jinhai tarafından üretilen geminin piyasa değeri 20 milyon dolar.

http://sozcu.com.tr/2014/gundem/burak-erdogan-o-gemiyi-nasil-aldi-468006/

Posted in Gundem, YOLSUZLUKLAR | Leave a comment

TIMES * Sadakat ve nefret uyandıran lider’ * “Halk onun nasıl bir hırsız olduğunu anladı”

10 Mart 2014
Sözcü

Sadakat ve nefret uyandıran lider’

İngiliz Times gazetesi, yolsuzluk iddiaları eşliğinde miting üstüne miting düzenleyen Başbakan Erdoğan hakkında ilginç bir analize yer verdi.

Gazetenin İstanbul Muhabiri Alex Christie Miller’ın Erdoğan’ın İstanbul Büyükçekmece’deki seçim mitinginden geçtiği haber “Rüşvet skandalı seçim kampanyasında Erdoğan’ın peşini bırakmıyor” başlığını taşıyor.

Haberde Büyükçekmece mitinginde Erdoğan’ı “Hoş geldin büyük usta” yazılı bir pankartın karşıladığını ancak Erdoğan’ın birkaç bin taraftarına konuştuğu yerin biraz ötesindeki Büyükçekmece sakinlerinin adının anılmasından öfkelendiğini belirtiyor.

Alex Christie Miller yakındaki bir manavda bir müşterinin “Halk onun nasıl bir hırsız olduğunu anladı” dediğini aktarıyor ve elleriyle asılma jesti yapıp, “O bir vatan haini ve asılacak” dediğini anlatıyor. Haber şöyle devam ediyor;

‘Sadakat ve nefret uyandıran lider’

“Erdoğan’ın kendisi 30 Mart’taki seçimlere girmeyecek olsa da, yerel seçimler sadakat olduğu kadar nefret de uyandıran bir lider hakkında kutuplaştırıcı bir referanduma dönüştü. Ankara ve İstanbul’da belediye başkanlığı yarışı yapılacak ve Erdoğan’ın partisinin ikisini de kazanacağı kesin değil. Yolsuzluk iddialarının tetiklediği bir meşruiyet kriziyle karşı karşıya kalan Erdoğan seçmenlerden sandıkta AKP’yi destekleyerek kendisini aklamalarını istedi”

Haberde Erdoğan’ın aynı günkü bir başka konuşmasında seçimden birinci parti olarak çıkamaması durumunda parti liderliğinden istifa edeceğini söylediği de aktarılıyor.

‘Sonun başlangıcı olabilir’

Times yolsuzluk skandalına karşın son kamuoyu yoklamalarına göre AKP’nin yüzde 42 ila 47 oy alacağı belirtilirken, seçimden önce yeni iddiaların gündeme gelmesinin beklendiğini ve seçimde beklenenden düşük oy alınmasının Erdoğan’ın başbakanlığında sonun başlangıcına işaret edebileceğini vurguluyor. Milliyet yazarı Aslı Aydıntaşbaş’ın “Yüzde 40′ın altında oy alınması AKP içinde liderliğinin daha fazla sorgulanması anlamına gelebilir” şeklindeki sözlerine de yer verilen haber şöyle devam ediyor;

Menderes benzetmesi

“Erdoğan yolsuzluk iddialarını Türkiye’nin geleceği adına bir ölüm kalım mücadelesi olarak tanımlıyor ve iddiaları ülkenin siyasi ve ekonomik çöküşünü amaçlayan iç ve dış düşmanların uydurduğunu savunuyor. Seçim konuşmalarında birçok kez kendini 1950′de ülkenin ilk serbest seçimlerinde iktidara gelen Adnan Menderes’e benzetiyor. Erdoğan gibi Menderes de karizmatik ve popülist bir liderdi ve iktidarının son yıllarında otoriter bir tutum almıştı. 1960′taki askeri darbeyle devrildi, yargılandı ve asıldı. Erdoğan Bakırköy’deki mitingde ‘Menderes’e yaptıklarını bana da yapmak istiyorlar’ dedi.

Rakiplerini ana muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi’nin temsil ettiği eski laik seçkinler, müphem dış güçler ve ABD’de yaşayan imam Fethullah Gülen’in liderliğindeki İslami hareket olarak saydı. Erdoğan seçmenden oy isterken etkileyici siciline işaret ediyor. 11 yıllık iktidarında dev altyapı programları ve sağlıkta reformlar gerçekleştirdi, dindar çoğunluğun üzerindeki laik kısıtlamaları kaldırdı ve Türkiye’nin bölgesel bir güç olarak ortaya çıkmasına liderlik etti.”

Seçim mitingindeki kalabalığın arasında bulunan Şemsi Özata adlı bir seçmenin “Erdoğan sayesinde Türkiye başka bir döneme, başka bir yüzyıla girdi” dediğini aktaran Times mitingdeki herkesin yolsuzluk iddiaları doğru olsa bile Erdoğan’a oy vereceğini söylediğini aktarıyor. Fatma Murat adlı bir seçmenin de “Yolsuzluk hep vardı. Ama aynı zamanda bizim için çok çalıştı” dediği belirtiliyor. Haber şöyle sona eriyor;

“Ancak başka yerlerde iddialar Erdoğan nefretini genel olarak meşruiyetinin sorgulanmasına dönüştürdü. Büyükçekmece’deki manav Aydın Yılmaz, ‘Erdoğan hükümetin başına geçen en tehlikeli kişi. Gitmeli’ diyor.”

Yolsuzluk iddiaları: ‘İktidar yozlaştırır’

Times Erdoğan hakkındaki yolsuzluk iddialarını “İktidar yozlaştırır” başlıklı bir başyazısında da ele alıyor. ‘Laik Türkiye’nin başbakanın kayırmacı tavırlarını cezalandırma şansı var” denilen başyazıda, makalede 10 yıldan uzun bir süredir ilk kez Recep Tayyip Erdoğan’ın bir seçim kaybetmeye yakın olabileceği söyleniyor ve bunun hem Türkiye, hem de komşuları için iyi bir şey olacağı vurgulanıyor.

Times’ın başyazısı şöyle devam ediyor;

“Bir yıl önce Türkiye’nin frenlenemeyen başbakanı Batı’ya olağandışı gibi görünen bir sorun çıkardı. Popüler, demokratik yollardan seçilmiş ve ekonomide çok başarılı bir liderin tırmanan İslamcılığına nasıl yanıt verilmeli? Erdoğan artık o kadar da özel görünmüyor. Hala büyük ekonomik büyümeye işaret edebilir. Ama bu göz korkutucu derecedeki çok yakından idaresi sayesinde olduğu kadar, buna rağmen de olabilir. Artık iddia edemeyeceği şey de ahlaki üstünlük. Geçen yaz 11 kişinin öldüğü, binlerce kişinin de yaralandığı çatışmalarda, İstanbul’daki barışçıl protestoculara karşı güç kullanıp, bir çadır kenti dümdüz etti.”

“Telefon konuşmalarında adalet bakanından laik bir rakibine karşı soruşturmayı hızlandırmasını istediği duyuldu. Yandaşları üzerinden milyonlarca dolarlık yolsuzluk iddialarıyla ilişkilendirildi. Buna 2,5 milyar Dolarlık köprü projesi de dahil .” diyen gazete, “Erdoğan’ın yolsuzluk iddialarını soruşturan, yüzlerce yargıç ve binlerce polisin kovulmasını ya da görev yerinin değiştirilmesini ayarladığını” da söylüyor.

‘Kentli laikler öfkeli’

Gazete makaleye şöyle son veriyor;

“Son olarak da iktidarına karşı çıkan ABD’deki bir din adamının zarar veren iddialarını yaymak için kullanıldığından Facebook ve Youtube’u kapatma tehdidinde bulundu. Erdoğan kirli oyunların kurbanı olabilir. Öyleyse şimdiye kadar bunun bu işin ayrılmaz bir parçası olduğunu öğrenmiş olmalı. Anadolu’daki esaslı Müslüman desteği sayesinde üç kez, özgür ve adil olarak değerlendirilen seçimleri kazandı. Bu destek her zamanki kadar güçlü, ama laik kentli rakipleri de her zamankinden daha öfkeli. Bu ayki yerel seçimlerde bunu gösterme şansları olacak. Eski kalesi İstanbul’u kaybetmek yüzüne atılacak yararlı bir tokat olur”

http://sozcu.com.tr/2014/dunya/sadakat-ve-nefret-uyandiran-lider-468201/

Posted in FAŞİZM, SİYASİ TARİH | Leave a comment

SIFIRLAMAK

Suay Karaman
İlk Kurşun Gazetesi
10 Mart 2014

SIFIRLAMAK

17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun ardından özellikle başbakan kendini yitirmiş, ne dediğini, ne söylediğini bilmez bir halde meydanlarda dolaşmaktadır. Bir zamanlar sıkı fıkı ve el ele olduğu Fethullah Gülen cemaati ile arası açıldığından beri, hergün yeni bir ses kaydı hayatımıza girmektedir.

17 Aralık günü Bilal oğlanı uykudan uyandırıp, telefonda “paraları sıfırla” diyen başbakan, aslında ülkemizin itibarını sıfırlamaktadır. Başbakana karşı, duyarlı vatandaşlar “hırsız var” yazılı pankart ve söylemlerle tepkilerini göstermektedirler. Fenerbahçe Spor Kulübü’nün kongresinde Aziz Yıldırım’ın seçilmemesi için gayret gösteren, Adalet Bakanına talimat verip, mahkemeyi ayarlayarak, Aydın Doğan’ın mahkum olmasını isteyen, Danıştay’a atanacakları belirleyen, Koç grubunun kazandığı ihaleyi iptal ettirerek, kendi adamının kazanmasını sağlayan, gazete patronunu arayarak ağır sözler söyleyen, başbakanlıkta Yasin El Kadı ve Hakan Fidan’ın da bulunduğu toplantıda enerji ihalelerindeki rüşvet çarkıyla ilgili görüşmeler yapan bir başbakan, sadece ülkemizin itibarını değil, aynı zamanda yakın geleceğimizi de sıfırlamaktadır.

Bu çıkan ses kayıtlarını yalanlamayıp, sadece montaj olduğunu söyleyen bir başbakan için deliğe süpürülme zamanı gelmiştir. 12 yıldır ülkemizi yöneterek, her türlü hukuk dışı tutum ve davranışta bulunan, yolsuzluk ve rüşvette sınır tanımayan, ülkeyi bölünme noktasına getiren, komşularımızla düşman olan, geleceğimizi karartan, Atatürk ilke ve devrimlerine karşı savaş açan, kısaca laik, demokratik ve sosyal hukuk devletimizi yok etme noktasına getiren bu siyasi iktidar için yolun sonu görünmektedir.

Yolsuzluk ve rüşvete bulaştı diye başbakana, “başçalan” demek hafif kalır. Bunun yerine ‘baş ihanetçi’ sözü, 12 yıldır yapılanları daha iyi anlatmaktadır. Olay sadece yolsuzluk ve rüşvet değildir. Vatana ihanetten yargılanması gereken birini, sadece yolsuzluk ve rüşvetten sorumlu tutmak, yapılan ihaneti görmemek anlamına gelir.

Başbakan 6 Mart 2014 Perşembe günü katıldığı bir televizyon programında; “Ukrayna’ya yazık olur. Ukrayna’daki sokak gösterileri merkezden yönetildi. Bizdeki Gezi olaylarındaki aynı şeyler Ukrayna’da vardı” söyleminde bulundu. Bu söylem bile, Taksim Gezi Parkı olaylarının üç ağaç yüzünden değil, bir kütük yüzünden çıktığının güzel bir kanıtıdır. Ülkemizi ortaçağ karanlığına çevirmek isteyen AKP iktidarına, ilk kez Taksim Gezi Parkı olaylarıyla set çekildiği unutulmamalıdır. Ukrayna eylemlerini, Taksim Gezi Parkı olayları gibi halkın özgürlük arayışı olarak değerlendirmek yanlış olur. Ukrayna’da sokaklardakilerin radikal sağcı partilerin taraftarları ve “Sağ Sektör” olarak bilinen faşist örgütlerin militanları olması ve arkalarında AB ve ABD’nin olduğu gerçeğini bilmek zorunluluğundayız.

Ukrayna’daki Sağ Sektör (Pravy Sektor) olarak bilinen politik oluşum, Özgürlük (Svoboda) Partisi taraftarları, Ukrayna Yurtseverleri ve Ukrayna Millet Meclisi-Ukrayna Halkı Meşru Müdafaası ile Trizub gibi aşırı sağ görüşlü örgüt ve partileri de içinde barındıran birkaç faşist grup için bir şemsiye organizasyon niteliğindedir. Bütün bu örgütlerin ortak ideolojisi ise, etkili bir Rusya ve Yahudi karşıtlığı ile etnik ayrımcılıktır. Bunlar ortadayken, Ukrayna olaylarını Taksim Gezi Parkı olaylarına benzetmek, yanlıştır ve çaresiz çırpınışlardandır.

Hergün bugün hangi kayıt ortaya çıkacak diye yaşamak çok zordur, streslidir. Başbakan koltuğa yapıştıkça, şimdiye kadar saklanan nesi varsa, ABD destekli Fethullah Gülen cemaati tarafından servis edilecek ve ortam gittikçe daha da gerilecektir. Baş ihanetçi olarak tarihe geçecek başbakan, artık sıfırlanmıştır ve yapacağı tek seçenek vardır: Bütün bu ihanetleri, yolsuzluk ve rüşvetleri kabul ederek, kendini ve çevresini adaletin kollarına bırakmak! Bu seçenek için 30 Mart yerel seçim sonuçlarını beklemeye gerek yoktur.

http://www.ilk-kursun.com/haber/172815

Posted in Gundem, SİYASİ PARTİLER, SİYASİ TARİH, YOLSUZLUKLAR | Leave a comment

TAYYİP ERDOĞAN DEMOKRASİSİ


Posted in DEMOKRASİ-ÖZGÜRLÜK | Leave a comment

‘Kıçı Kırık Sayıştay Denetçisi’

Çiğdem Toker
10 Mart 2014 Pazartesi
Cumhuriyet

‘Kıçı Kırık Sayıştay Denetçisi’

Kimdir Sayıştay denetçisi? Başında “kamu” sıfatı bulunan aklınıza gelen her türlü kuruluş, sizden-bizden “vergi” diye toplanan paraları doğru harcamış mı diye denetleyen kişi.Meclis adına görev yapar.
Bunun içindir ki, kömür işletmelerinden elektrik üretimine;

limanlardan kamu bankalarına kadar hepsine gidip “Çıkarın hesapları” diyebilir.Devlet bunun için maaş öder Sayıştay denetçisine:

Kanser olacağını bile bile kot taşlayan, ruhsatsız kömür ocağından kömürleşmiş bedeni çıkarılan, taşocağında dinamit patlatan, yüksek gerilim kablolarını taşıyan, kanalizasyon inşaatında çalışan, konfor içinde uçabilelim diye havalanlarında uçuşa hazırlık işlemi yapan işçilerin; çocuklarımızı yetiştiren öğretmenlerin, aile hekimlerinin ücretinden kesilen; üretim yapan, istihdam sağlayan girişimcilerin beyan ettiği vergiler; yerli yerinde harcanıyor mu kontrol etsin diye…

Budur. Sayıştay denetçisinin varlık sebebi, bunlardan başka bir şey değildir.

***

Hadi özel kalem müdürünün “Yani zihniyeti, tıyneti belli olmayan bir Sayıştay denetçisi” lafı bir kenarda dursun.TBMM Albümü’ndeki özgeçmişinde “Maliye Müfettişi” yazan parti yöneticisinin, ne zorluklarla yetişip kaç sınavdan geçtiğini gayet iyi bildiği Sayıştay denetçisinden “kıçı kırık” diye söz etmesini nereye koymalı?

Ki, siyasete girmese kendisi de tarif ettiği o kadroyu işgal edecekti ihtimal.Diyor ki, “Büyük hata yaptık” Hatadan kasıt?

Yüksek Denetleme Kurulu’nun kapatılıp Sayıştay’a devredilmesi…
AB rüzgârının yelkenleri alabildiğine şişirdiği dönemlerde devretmişlerdi;hata bu.

Hata çünkü; çünkü kapatılmasa denetim raporları onay yetkisi Başbakan’da olacak.Dünya malı çalınsa, pul edilse Başbakan onaylamadıkça işleme konamayacak, üzeri örtülecek.“Bizim bakanımız” “bizim genel müdürümüz” rezil kepaze olmayacak. “Bizim” derken? AKP’nin tabii. Tersinden okumayla “tıyneti ve zihniyeti belli olan kadrolar”…

***

Küçük düşürmek amacıyla edilen her söz, sahibindeki eksiği yansıtır. Kamu arazileri, kamu binaları, medya, Danıştay, Yargıtay, Sayıştay, memleketin bütün yeraltı ve yerüstü varlıklarını kendi mülkü gören bir yönetim anlayışı, tabii ki Sayıştay denetçisine“kıçı kırık” diyecek.

“Kıçı kırık” işini yaptığında çünkü; “görevlendirilen” işadamlarının kamu bankalarından aldığı kredileri denkleştirmek için nasıl didindiğini (!), gerçek sahibine “nakit” ödemek için nasıl denkleştirdiğini, o krediler sebebiyle bankacılık sisteminde oluşan riskleri, “Süleyman’ın parası”nı, “Zafer’in saati”, “Barış’ın üç beş kuruşu”nu, Rıza’nın “yukarıdan itibaren dağıttıklarını” ve bütün bunların toplandığı “yoksulun hakkı”nın, ülkenin geleceğinin çalınışını görecek, belgeleyecek, raporlaştıracak…

“Kıçı kırık”ın önünü bir süre kestiniz belki.Ama “Babacım talimatınızı bekliyorlar”a rağmen, gerçekten manşet değeri taşıyan haberlerin sonsuza kadar saklanamayacağını göremediniz.

Posted in Politika ve Gundem | Leave a comment

Amerikan arşivinde TC antetli Gülen mektubu Hükümet kırmızı bülten çıkaracağı Gülen’e referans yazmış

10 Mart 2014 Pazartesi

Utku Çakırözer
ucakirozer@cumhuriyet.com.tr
Cumhuriyet

Amerikan arşivinde TC antetli Gülen mektubu
Hükümet kırmızı bülten çıkaracağı Gülen’e referans yazmış

Yolsuzluk operasyonunun başladığı 17 Aralık’tan sonra Gülen cemaati ile köprüleri atan Başbakan Tayyip Erdoğan son olarak da ABD Başkanı Obama ile görüşmesinde Fethullah Gülen’in iadesini gündeme getirdiğini açıklamıştı. Erdoğan geçen hafta katıldığı bir TV programında, “Sayın Obama ile de bu konuları görüştüm. Oradan da umutluyum. Gereken her şeyi söyledim. ‘Ülkemdeki huzursuzluğun kaynağındaki kişi sizdedir, Pensilvanya’dadır’ dedim, bu kadar açık söyledim. ‘Ben de sizden gereğini bekliyorum’ dedim. ‘Çünkü benim ülkemin iç güvenliğini tehdit edenler sizdeyse, siz de buna karşı gerekli tavrı koymalısınız’ dedim. Bunları bu kadar açık kendisine söyledim. Olumlu baktı. Yani ‘Mesaj alınmıştır’ dedi” açıklamasını yapmıştı.

‘İade yerine belge koyarlar’
Beyaz Saray’dan görüşmede böyle bir talebin gündeme gelmediği bilgisi basına sızdırılmış olmasına karşın AKP hükümetinin Gülen hakkında bir dava açıp açmayacağı merak konusu. Böyle bir durumda ABD yönetimi, Ankara’dan kırmızı bülten eşliğinde yapılacak iade başvurusuna acaba nasıl bir tepki verecek?

AKP hükümete geldiğinde Türkiye’nin Washington Büyükelçisi (2001-2005) olarak görev yapan eski Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Faruk Loğoğlu’ndan kafamızdaki bu sorulara sürpriz bir yanıt aldık:
“Hükümet Gülen hakkında öyle kırmızı bülten filan çıkaramaz. Çıkarsa dahi, Amerikan yönetimi onu iade etmez. Çünkü elinde bazı belgeler var. O belgeleri, iadeyi isteyen Türk makamlarının önüne koyuverir!”

AKP’den ABD’ye ‘Gülen mektubu’
Böylesine kritik öneme sahip olan bu belgeler neler? İçlerinde ne tür mesajlar var? Loğoğlu’ndan aktarmaya devam edelim “Sanırım 2004 yılıydı. Ben Washington’da büyükelçiyim. Ankara’dan Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yazı geldi. ABD Dışişleri Bakanlığı’na yazılmıştı. Konsolosluk İşleri Genel Müdürü imzalı. Ekinde de 6 ya da 7 sayfalık bir mektup vardı. Fethullah Gülen ile ilgili. Bu mektubu Amerikan Dışişleri Bakanlığı’na resmi kanaldan iletmem isteniyordu.”Loğoğlu bu yazıyı Amerikan tarafına iletmeyi reddetmiş:

“Bakanlıkta yazıyı gönderen birime ‘ABD yönetiminden bize bu yönde bir talep gelmemişken, niçin bu yazının verilmesi gerektiğini bana bildirin’ diye sordum. Birkaç ay boyunca yanıt verilmedi.”

Gül’ün özel ricası
Ancak Erdoğan hükümetinin, mektubun Amerikan Dışişleri Bakanlığı’na iletilmesi konusundaki ısrarı sona ermemiş. Birkaç ay sonra Başbakan Erdoğan ile birlikte Washington’a giden Dışişleri Bakanı Abudllah Gül aynı talebi bu kez sözlü olarak yinelemiş. Loğoğlu o görüşmenin ve daha sonra ABD yönetimi ile yapılan görüşmenin ayrıntılarını şöyle anlattı:

“Abdullah Gül gayet nazik bir şekilde, ‘Size bir şey göndermiştik. Eğer sakıncası yoksa onu Amerikan Dışişleri’ne verebilir misiniz’ dedi. Ben de bunun üzerine özel bir randevu almadan, başka bir vesile ile Amerikan Dışişleri Bakanlığı’na gittiğimde, Amerikan Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Marc Grossman’a bu yazıyı ilettim. İletirken de ‘Dışişleri Bakanımız bu yazıyı size vermemi istedi’ diyerek ilettim. Yani resmi kanaldan bir iletim olmadı. Gayri resmi biçimde ben verdim.”

Greencard başvurusu için destek
Loğoğlu’na referans mektubunun gerekçesini de sorduk:
“Gülen’in daimi ikamet için‘Greencard’ başvurusu vardı. O başvuruyu güçlendirmek ve kartın alınmasını kolaylaştırmak için yazılmıştı. Sonra Amerikalılar neye göre karar verdi, o mektubun bir yararı oldu mu olmadı mı bilemiyorum.”

Beraat kararı bildirilmiş
Peki mektubun içeriğinde ne vardı?

“Bir sayfalık bir üstyazı. Dışişleri Bakanlığı’nın yazısı. Altında da 6-7 sayfalık bir ek. Gülen’in avukatlarının kaleme aldığı bir yazı. Fethullah Gülen hakkında genel ve hukuki bilgi veriyor. Türkiye’de hakkındaki davalardan beraat ettiğini belirtiyor.”

‘Muteber din adamıdır’
Hükümet, Amerikan yönetimine Gülen için nasıl bir referans vermişti? Loğoğlu’nun hafızasında kalanlar şöyle:

“Çok yıl oldu. Hatırlayabildiğim kadarıyla onu ‘iyi bir din adamı’, ‘hayatını eğitime adayan bir insan’ ve ‘muteber’ bir kişilik olarak tanıtıyorlardı. ‘Filantropist (topluma hizmet eden)’ yanını da özellikle vurguluyorlardı.”

Gülen hakkında AKP hükümeti tarafından yazılan referans mektubunun ABD yönetimine verilmesine aracılık eden eski Washington Büyükelçisi Loğoğlu’nun anlattıklarından çıkan sonuç şu:

Türkiye kırmızı bülten çıkartıp isteyecek olursa ABD yönetimi bu talebe, “Zamanında siz bu isim için Dışişleri Bakanlığı kanalıyla yazı gönderip böyle böyle dememiş miydiniz” karşılığını verebilir.Peki, bu yanıtı alacağını bile bile Erdoğan kırmızı bülten çıkarabilir mi

‘Obama’nın ağzına laf koyuyor!’
Erdoğan’ın Obama ile görüşmesini aktarış biçimi ABD başkentinde yoğun biçimde tartışılıyor. Geçen hafta Washington’da Beyaz Saray ve Dışişleri Bakanlığı yetkilileri ile görüşmeler yapan CHP heyetinin izlenimlerini Bursa Milletvekili Aykan Erdemir şöyle aktardı:

“Başbakan’ın o sözleri ABD’de tahmin edilemeyecek kadar büyük rahatsızlık yaratmış durumda. Görüşmeyle ilgili iki başkentten yapılan resmi açıklamalar vardı. Bunun dışına çıkılarak verilen demeçleri
‘Başkan’ın ağzına laf koymak’ olarak görüyorlar. ABD ile ilişkilerin, Türkiye’de iç politika malzemesi yapılmasından son derece endişeliler.”

ABD meraklı: Kaç puan düşecek?
Görüşmelerde ABD dış politikasında etkili aktörlerin en çok merak ettiği konu 17 Aralık soruşturmalarının 30 Mart seçimlerine nasıl etki edeceği üzerine olmuş. Erdemir, “Herkes AKP’nin seçmen tarafından cezalandırılacağından yani oyunun düşeceğinden emin. Merak edilen ise bu düşüşün kaç puan olacağı” diyor.

Posted in Fetullah Gülen, SİYASİ TARİH | Leave a comment

Bir bomba ses kaydı daha: Manşetler hazır, MİT’ten bilgi de gelsin

Cumhuriyet.com.tr
09 Mart 2014 Pazar

Bir bomba ses kaydı daha :
Manşetler hazır, MİT’ten bilgi de gelsin

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile oğlu Bilal Erdoğan arasında 18 Aralık günü geçtiği iddia edilen bir ses kaydı internete sızdırıldı. Görüşmede Bilal Erdoğan babasına gazetelerin manşetlerini anlatıyor, kendisinden onay gelmesinin beklendiğini dile getiriyor. Bilal Erdoğan daha sonra bazı gazetelerin MİT’ten bilgi istediğini bizzat babasına bildiriyor.

Başçalan isimli hesaptan bugün ikinci ses kaydı yayınlandı. Söz konusu ses kaydının, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği iddia ediliyor. Ses kaydını yayınlayan hesap, görüşmenin 18 Aralık’ta yapıldığını öne sürdü.

BİLAL: CEMAAT HADDİNİ BİLECEK

Ses kaydında Bilal Erdoğan’a ait olduğu öne sürülen ses, Fethullah Gülen cemaatini işaret ederek, “Bunlar haddini bilecek. Bitecek bu iş artık, en üstüne gidene kadar bir şey yapılması lazım” diyor. Oğlunun bu sözleri üzerine Erdoğan’a ait olduğu öne sürülen ses, “Bugün atılacak adımlar var zaten, iş baya şeye girecek” diyor. Erdoğan daha sonra Bilal Erdoğan’a “Ciddi bir medya desteği lazım” diyor.

BİLAL MANŞETLERİ ANLATIYOR, MİT’TEN ‘BİLGİ’ GELMESİNİ İSTİYOR

Ses kaydında Bilal Erdoğan’a ait olduğu öne sürülen ses, “Manşetleri göreceksin inşallah. Takvim gazetesi ‘Vaiz Lobisi’ diye manşet attı. Sabah gazetesi ‘Kaset olmadı dosya verelim.’ Onlar tamamen hazır babacım. Şu an sizin talimatlarınızı bekliyorlar. En tepeden vurmaya başlayacaklar” ifadelerini kullanıyor. Erdoğan DA bunun üzerine “Tamam, canım NE varsa ellerinde gireceğiz onun şeyi yok” diyor.

Erdoğan’ın bu sözleri üzerine de Bilal Erdoğan, “Hele bir de bize biraz malzeme gelse diyorlar MİT’ten” ifadelerini kullanıyor. Başbakan Erdoğan’a ait olduğu öne sürülen ses bunun üzerine, “Bakacağız, bizden malzemeye daha çok ulaşıyor işte” ifadelerini kullanıyor.

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/48923/Bir_bomba_ses_kaydi_daha__Mansetler_hazir__MiT_ten_bilgi_de_gelsin.html

Posted in Gundem, MEDYA, SİYASİ PARTİLER, SİYASİ TARİH, YOLSUZLUKLAR | Leave a comment

Rıza Sarraf’ın son ses kaydı: Zafer Çağlayan ve 10 milyon Avro iddiası!

Cumhuriyet.com.tr
09 Mart 2014 Pazar

Rıza Sarraf’ın son ses kaydı:
Zafer Çağlayan ve 10 milyon Avro iddiası!

Yolsuzluk ve rüşvet skandalının patlak vermesinin ardından başlayan ses kaydı dalgası bugün de devam ediyor. Bugün “Başçalan” isimli hesaptan yayınlanan Sayıştay ile ilgili ses kaydının ardından Haramzadeler isimli Twitter hesabı da Rıza Sarraf’a ait olduğu öne sürülen bir ses kaydı yayınladı.

Söz konusu ses kaydında, yolsuzluk skandalının patlak vermesiyle istifa eden AKP’li eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın Rıza Sarraf’a ‘kendisine ulaşan raporlarda görünenden 10 milyon Avro daha az aldığını iddia etmesi’ ve bunun üzerine de Rıza Sarraf’ın olayı çözmeye çalışması yer alıyor.

Sarraf’a ait olduğu öne sürülen ses Abdullah Happani’ye telefonda, “Senin verdiğin rapor vardı ya, o raporu verdim incelemiş… Euro olarak diyor ki aldıklarımızda bir 10 kağıt fark var diyor” ifadelerini kullanıyor. Sarraf’ın bu sözlerine Happani, “10 kağıt fark olur mu abi ya mümkün mü” diyor. Sarraf bunun üzerine, “Abi sizin yazdığınızdan ben 10 daha aşağı aldım diyor” ifadelerini kullanıyor. Happani de bunun üzerine “Hesabı kitabı belli hangi tarihte ne verdiğimiz belli bizim. Önüne koymak lazım şu tarihte şu gelmiş” diyor.

“SÜLEYMAN’A VERMİŞ ONA GEÇMİŞİZDİR…”

İkili daha sonra ‘sorunun’ nereden kaynaklandığını tartışıyor. Bu sırada Sarraf, “Süleyman’a vermişiz ona geçmişizdir” diye konuşuyor. Happani de bunun üzerine “Zaten iki milyon Süleyman’a verdiğimiz para…” yanıtını veriyor. Ses kaydında geçen Süleyman isminin, Halkbankası eski Genel Müdürü Süleyman Aslan olduğu öne sürülüyor.

EXCEL DOSYASI DA YAYINLANDI

Söz konusu ses kaydının ardından videoda konuşmada konu edilen para transferlerine ait olduğu öne sürülen ‘excel’ dosyasından görüntüler de paylaşıldı.

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/48921/Riza_Sarraf_in_son_ses_kaydi__Zafer_Caglayan_ve_10_milyon_Avro_iddiasi_.html

Posted in Gundem, SİYASİ PARTİLER, SİYASİ TARİH, YOLSUZLUKLAR | Leave a comment

Sayıştay’la ilgili şok ses kaydı: Raporlar Meclis’e gelseydi, bizi duman ederlerdi

Cumhuriyet.com.tr
09 Mart 2014 Pazar

Sayıştay’la ilgili şok ses kaydı:
Raporlar Meclis’e gelseydi, bizi duman ederlerdi

Türkiye’nin gündemini sarsan ve AKP’yi zor durumda bırakan ses kayıtları yayınlanmaya devam ediyor. 17 Aralık’ta başlayan yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun ardından Haramzadeler ve Başçalan isimli Twitter ve YouTube hesapları tarafından yayınlanan ses kayıtlarına bir yenisi daha eklendi.

Medya, Yargıtay ve Danıştay’daki usulsüzlükleri gözler önüne seren ses kayıtlarının ardından bugün de Sayıştay’daki iddialara ilişkin AKP Grup Başkanvekili Nurettin Canikli ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan’a ait olduğu öne sürülen bir ses kaydı yayınlandı.

“RAPORLAR İYİ Kİ MECLİS’E GELMEDİ…”

Söz konusu ses kaydında AKP Grup Başkanvekili Nurettin Canikli’ye ait olduğu öne sürülen ses, 2012 Sayıştay raporlarının TBMM’ye gelmediğini belirterek, “İyiki gelmedi. Çünkü raporlar çok berbat. Yani hükümeti ciddi anlamda…” ifadelerini kullanıyor. Canikli’nin bu sözlerine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan, “Ya buna bir çözüm bulmak lazım başkanım yaa” yanıtını veriyor.

“RAPORLAR GELSEYDİ, BİZİ DUMAN EDERLERDİ…”

Ses kaydında Canikli’ye ait olduğu öne sürülen ses, “Beyefendi talimat Verdi, şimdi var ya bu raporlar gelmiş olsaydı Hasan bey…” ifadelerini kullanıyor. Bunun üzerine Hasan Doğan DA “Bizi Meclis’te duman ederlerdi” diye konuşuyor. Kayıta göre, “Şu anda hükümet korumasız tam anlamıyla. Kapsamlı bir çalışma yapılması lazım çok acil” diye konuşan Canikli, Doğan’dan “Anayasa Mahkemesi burada çok çirkin bir tavır içerisinde. En son cezayı da beyefendi içine sindiremedi” yanıtını allıyor.

“HEPSİ BİZİM ADAMIMIZ…”

Ses kaydının devamında ise Nurettin Canikli’ye ait olduğu öne sürülen ses, Sayıştay’ı kastederek, “Hepsi bizim adamımız baktığınız zaman” diye konuşuyor. “Tepeden tırnağa bu kanunu değiştirmemiz lazım” ifadelerini de kullanan Canikli, “Eski sisteme geçmemiz lazım. 2013 raporlarında müthiş şeyler varmış” diye konuşuyor.

“ZAMANIMIZ ÇOK DARALDI…”

Hasan Doğan’a kanunla ilgili olarak hemen çalışma başlatmaları gerektiğini anlatan Canikli, “Zaman daraldı, zamanımız çok daraldı” diye uyarılarda DA bulunuyor. Canikli’nin bu sözlerine Doğan, “İleride herkesi mahkemelerde süründürürler başkanım” yanıtını veriyor.

Posted in Ekonomi, Gundem, SİYASİ PARTİLER, SİYASİ TARİH, YOLSUZLUKLAR | Leave a comment