ORTADOĞU GÜNDEM ***AKP HÜKÜMETİ TÜRKMEN’LERİ KADERLERİNE TERK ETTİ * Türkmenlere karşı ABD – AKP – Barzani – IŞİD cephesi

Ali Serdar Bolat
27 Ekim 2014
http://aliserdarbolat.blogspot.com.tr/

Türkmenlere karşı ABD – AKP – Barzani – IŞİD cephesi

Onur Öymen:

“IŞİD 2006′da Irak’ta kuruldu. O günlerde Irak’ta 200.000 Amerikan askeri vardı. Neden müdahale edilmedi? Bu sene IŞİD Türkmenlere saldırıyor. Türkmenlere neden silah vermediniz?”
http://www.aydinlikgazete.com/mansetler/55105-turkmenlere-neden-silah-vermediniz.html

IŞİD, Irak’ın Diyale iline bağlı Türkmenlerin yoğunlukta olduğu Karatepe kasabasına üç koldan havan toplarıyla ve ağır silahlarla saldırı başlattı. 10 ölü 16 yaralı var.IŞİD militanları kasabanın bir kilometre batısındaki Alisaray ve beşyüz metre kuzeyindeki Seyf Saad köylerini ele geçirdi. Şii Türkmenlerin yaşadığı köylerden aralarında çocuk ve kadınların da bulunduğu 30 kişiyi kaçırdı.

IŞİD, köylerde bulunan Şiilere ait Cami ve Hüseyniyeleri de dinamit kullanarak havaya uçurdu. 10 bin Türkmen bölgeden göç etmek zorunda kaldı.Irak Ordusu ve Peşmerge Alisaray ve Seyf Saad köylerini geri aldı,10 IŞİD militanı öldürüldü.Irak Türkmen Cephesi Genel Başkanı ve Kerkük Milletvekili Erşad Salihi, Karatepe çevresindeki Hanekin ve Kifri’deki tüm Irak Türkmen Cephesi büro ve kuruluşlarını göçmenlere yardıma çağırdı.
http://www.ulusalkanal.com.tr/dunya/isid-turkmenlere-saldirdi-h39444.html>

IŞİD saldırıyor, Türkmenler bin küsur yıllık yurtlarını bırakarak kaçıyor, Irak içine dağılıyor. Türkmen köy ve kasabaları boşalıyor. Boşalan yerler, tarihi Türk yerleşim yerleri, Kerkük dahil, Bölgesel Kürt Yönetiminin yani Barzanistan’ın denetimine geçiyor.Kobani için feryat eden Batı emperyalizmi, IŞİD Türkmenleri yurtlarından kovarken hiç ilgilenmedi. AKP Hükümeti sessizliğini koruyor.Eski yerlerindeki nüfus yoğunluğunu gittikleri yerlerde kaybeden Türkmenler hızla asimile olma tehlikesiyle karşı karşıya.

IŞİD saldırısı, Türkmen yerleşim yerleri üzerinde hak iddia eden ve başta Kerkük olmak üzere bu bölgeler için Irak merkezi hükümeti ile mücadele etmekte olan Barzani’nin işini kolaylaştırdı. Bu bölgelerin büyük çoğunluğu Barzani’nin kontrolüne geçti ve bu süreç devam ediyor.Kerkük içinde kenti koruyacak askeri bir güç yok. Peşmerge ve IŞİD kentin dışında karşılıklı olarak konuşlanmış durumda. Kenti hangi güç alırsa alsın Türkmenler Kerkük’ü kaybetmiş olacak.Kerkük’ün bazı semtleri IŞİD sempatizanları ve destekçileri tarafından kontrol altına alınmış durumda. Özellikle Sünni Arap mahallelerinde.
http://www.aydinlikgazete.com/dunya1/55494-irak-turkmensizlestiriliyor.html

Türkmenlere karşı ABD – AKP – Barzani – IŞİD cephesi

Türkmenlerin yurtlarından çıkarılıp Irak’ın güneyine sürülmesi, o zaman Dışişleri Bakanı olan Abdullah Gül’ün ABD Dışişleri Bakanı Powell ile imzaladığı 2 sayfalık sözleşmenin maddelerinden biri idi.

Bu sürgünün yapılabilmesi için, Kuzey Irak’taki Türk birliklerinin oradan çıkarılması gerekiyordu. Bu da aynı sözleşmenin bir maddesi idi. ABD bu yüzden askerimizin başına çuval geçirdi. Bu olay sözleşmenin bir maddesi olduğu için Tayyip Bey Amerika’ye nota vermedi. Bu olaydan sonra Türk askeri Irak’tan çekildi. Türk Ordusunun burnunun sürtülmesi böyle başladı. (Devamı Ergenekon tertipleri ile gelecekti).

Buna rağmen Barzani bu işi beceremedi, çünkü Irak Ordusu engel oldu. Bu yüzden IŞİD devreye sokuldu. Türkmenleri IŞİD kovaladı, boşalan yerleri Barzani işgal etti. AKP Hükümeti bu duruma ses çıkarmayarak IŞİD’in ve Barzani’nin işini kolaylaştırdı.

Kürdistan sınırları işte böyle genişletildi.

IŞİD – Barzani çatışmasının göstermelik olduğunu petrol kaçakçılığı işinden de anlayabiliriz. IŞİD’in işgal ettiği bölgelerde, bilhassa Musul’da kaçak olarak çıkardığı petrol, tankerlerle taşındığı Barzani bölgesindeki rafinerilerde işlenerek boru hattı ile Ceyhan’a pompalanıyor ve Türkiye üzerinden satışa sunuluyor.IŞİD günde 50 bin varil petrol çıkarıyor ve günde 1 milyon dolardan fazla para kazanıyor. Vergisi yok denetleyeni yok.İşte Türkmenlere karşı ABD liderliğinde AKP- Barzani – IŞİD Şeytan Üçgeni böyle çalışıyor.
http://www.aydinlikgazete.com/mansetler/55280-isid-petrolunu-barzani-satiyor.html

Amerika bunu açıkladı. Böylece ellerini yıkamış oldu. Her türlü melaneti Barzani ve AKP yapıyordu. Amerika tertemizdi. Kestaneleri ateşten toplama görevi Tayyip Bey’in üzerine yıkılmıştı.Bu sürgünün yapılabilmesi için, Kuzey Irak’taki Türk birliklerinin oradan çıkarılması gerekiyordu. Bu da aynı sözleşmenin bir maddesi idi. ABD bu yüzden askerimizin başına çuval geçirdi. Bu olay sözleşmenin bir maddesi olduğu için Tayyip Bey Amerika’ye nota vermedi. Bu olaydan sonra Türk askeri Irak’tan çekildi. Türk Ordusunun burnunun sürtülmesi böyle başladı. (Devamı Ergenekon tertipleri ile gelecekti).

Buna rağmen Barzani bu işi beceremedi, çünkü Irak Ordusu engel oldu. Bu yüzden IŞİD devreye sokuldu. Türkmenleri IŞİD kovaladı, boşalan yerleri Barzani işgal etti. AKP Hükümeti bu duruma ses çıkarmayarak IŞİD’in ve Barzani’nin işini kolaylaştırdı.

Kürdistan sınırları işte böyle genişletildi.

IŞİD – Barzani çatışmasının göstermelik olduğunu petrol kaçakçılığı işinden de anlayabiliriz. IŞİD’in işgal ettiği bölgelerde, bilhassa Musul’da kaçak olarak çıkardığı petrol, tankerlerle taşındığı Barzani bölgesindeki rafinerilerde işlenerek boru hattı ile Ceyhan’a pompalanıyor ve Türkiye üzerinden satışa sunuluyor.

IŞİD günde 50 bin varil petrol çıkarıyor ve günde 1 milyon dolardan fazla para kazanıyor. Vergisi yok denetleyeni yok. İşte Türkmenlere karşı ABD liderliğinde AKP- Barzani – IŞİD Şeytan Üçgeni böyle çalışıyor.
http://www.ulusalkanal.com.tr/dunya/isid-turkiyeye-petrol-satiyor-h39648.html

Posted in Bölücü KÜRTÇÜLÜK, EMPERYALİZM, ORTADOĞU ÜLKELERİ, PKK TERÖRÜ, Politika ve Gundem, RADİKAL İSLAM, SİYASİ TARİH | Leave a comment

Yasaklar ülkesinde bayram

Saygı Öztürk
29 Ekim 2014
Sözcü

Facebook: saygiozturk
Twitter: saygi_ozturk
E-mail: saygi@sozcum.com

Yasaklar ülkesinde bayram

Ulu­sal bay­ram­la­rı kut­la­mak, Ata­türk anı­tı­na çe­lenk koy­mak AKP hü­kü­me­ti dö­ne­mi­nin “ya­sak­la­rı­” ara­sın­da yer alı­yor. Po­lis, çe­lenk­le­ri kı­rı­yor, çi­çek­le­ri ezi­yor, in­san­la­rı sü­rük­le­ye­rek, gaz­la, suy­la uzak­laş­tır­ma­ya ça­lı­şı­yor. Ne ka­dar en­gel­le­me­ler olur­sa ol­sun, bu ül­ke­nin in­sa­nı Cum­hu­ri­ye­t’­e ve onun de­ğer­le­ri­ne sa­hip çık­ma­ya de­vam ede­cek­tir.

Bir­çok il ve il­çe­de ol­du­ğu gi­bi de­ği­şik ku­ru­luş­la­rın tem­sil­ci­le­ri va­li­lik ve kay­ma­kam­lık­la­ra di­lek­çe ve­rip Ata­türk anı­tı­na çelenk sun­mak is­te­dik­le­ri­ni bil­dir­di. Bu di­lek­çe­le­re 5 Ma­yıs 2012’de Res­mi Ga­ze­te­’de ya­yım­la­nan “U­lu­sal ve Res­mi Bay­ram­lar ile Ma­hal­li Kur­tu­luş Gün­le­ri ve Ta­ri­hi Gün­ler­de Ya­pı­la­cak Tö­ren ve Kut­la­ma Yö­net­me­li­ği­”nin 7 mad­de­si­nin 2. fık­ra­sı ha­tır­la­tıl­dı. Çün­kü o fık­ra­yı AKP hü­kü­me­ti şöy­le dü­zen­le­di:

Siz çe­lenk ko­ya­maz­sı­nız

“A­ta­türk anıt ve büs­tü­ne mül­ki ida­re ami­ri, gar­ni­zon ko­mu­ta­nı ve be­le­di­ye baş­ka­nı ta­ra­fın­dan çe­lenk ko­nu­lur. Ma­hal­lin en bü­yük mül­ki amir­li­ği­ne ait çe­lenk, anı­tın alt ka­ide­si­nin tam or­ta­sı­na, Türk Si­lah­lı Kuv­vet­le­ri­’ne ait çe­lenk onun sa­ğı­na, be­le­di­ye­ye ait çe­lenk ise so­lu­na ko­nur.”

Mül­ki amir­ler, “biz de çe­lenk koy­mak is­ti­yo­ru­z” di­yen ku­ru­luş­la­ra, “Yö­net­me­lik­te açık­ça be­lir­til­di­ği üze­re bay­ram gü­nü mül­ki ida­re amir­li­ği, gar­ni­zon ko­mu­tan­lı­ğı ve be­le­di­ye baş­kan­lı­ğın­ca çe­lenk tö­re­ni ger­çek­leş­ti­ri­le­cek­tir. Yu­ka­rı­da açık­la­nan ne­den­ler­le Ata­türk anı­tı­na çe­lenk koy­ma ta­le­bi­niz uy­gun gö­rül­me­miş­ti­r“ ce­va­bı­nı ve­ri­yor.

Ya­sak­lar di­zi­si baş­lı­yor

Bu yö­net­me­lik­le, top­lu­mun ta­ri­hi ve ulu­sal bi­lin­ci, ulu­sal bay­ram­la­rı kut­la­ma ref­lek­si, ulu­sal kur­tu­luş sa­va­şı so­nu­cun­da el­de edi­len ka­za­nım­lar, Cum­hu­ri­ye­t’­le bir­lik­te el­de edi­len ka­za­nım­lar, ta­rih­sel ha­fı­za­mız ve Ata­türk unut­tu­rul­ma­ya ça­lı­şı­lı­yor. Han­gi bay­ram­da ne­ler ya­pı­la­bi­le­ce­ği­ni sı­ra­la­ya­lım:

* 29 Ekim Cum­hu­ri­yet Bay­ra­mı­’n­da: An­ka­ra­’da Anıt­ka­bir dı­şın­da va­li­lik ve di­ğer ku­ru­luş­lar ta­ra­fın­dan Ata­türk anıt­la­rı­na çe­lenk koy­ma ya­sak­lan­dı.

* Di­ğer il­ler­de va­li, be­le­di­ye baş­ka­nı ve gar­ni­zon ko­mu­ta­nı dı­şın­da­ki ku­ru­luş ve par­ti­le­rin Ata­türk anı­tı­na çe­lenk koy­ma­sı ya­sak­lan­dı.

* 23 Ni­san Ulu­sal Ege­men­lik ve Ço­cuk Bay­ra­mı­’n­da: Mil­li Eği­tim Ba­ka­nı ta­ra­fın­dan Anıt­ka­bi­r’­e çe­lenk ko­nul­ma­sı ku­ra­lı kal­dı­rıl­dı. Di­ğer il­ler­de Mil­li Eği­tim Mü­dür­lü­ğü dı­şın­da di­ğer ku­ru­luş ve si­ya­si par­ti­le­rin Ata­türk anı­tı­na çe­lenk koy­ma­sı ya­sak­lan­dı..

* Tö­ren ge­çi­şi, teb­ri­kat, stad­yum­lar­da gös­te­ri­ler ya­sak­lan­dı. Okul­lar­da kut­lan­ma­sıy­la il­gi­li de yö­net­me­lik­te hiç­bir hüküm yer al­ma­dı.

* Ço­cuk­la­rın bir gün­lü­ğü­ne TBMM ve di­ğer dev­let ma­kam­la­rın­da sem­bo­lik ola­rak gö­rev yap­ma­la­rı kal­dı­rıl­dı. Oy­sa­ki Av­ru­pa Par­la­men­to­su­’n­da ço­cuk­la­rın si­ya­set­çi­le­rin gö­rev­le­ri­ni bir gün­lü­ğü­ne dev­ral­ma­la­rı ve on­la­ra so­ru­lar sor­ma­la­rı 2012 yı­lın­da ger­çek­leş­ti­ril­di. Dün­ya bi­zi ör­nek alır­ken ül­ke­miz­de bu gü­zel ge­le­nek or­ta­dan kal­dı­rıl­dı.

* 19 Ma­yıs Ata­tür­k’­ü An­ma, Genç­lik ve Spor Bay­ra­mı­’n­da: Ba­kan ta­ra­fın­dan Anıt­ka­bi­r’­e çe­lenk ko­nul­ma­sı ku­ra­lı kal­dı­rıl­dı.

* Di­ğer il­ler­de Genç­lik Spor il Mü­dür­lü­ğü dı­şın­da­ki di­ğer ku­ru­luş ve par­ti­le­rin Ata­türk anı­tı­na çe­lenk koy­ma­sı ya­sak­lan­dı.

* Tö­ren ge­çi­şi, teb­ri­kat ve stad­yum­da­ki gös­te­ri­ler ya­sak­lan­dı. Okul­lar­da kut­lan­ma olup ol­ma­ya­ca­ğı yö­net­me­lik­te be­lir­til­me­di.

* Ata­tür­k‘­ün Genç­li­ğe Hi­ta­be­si­’nin okun­ma­sı ve genç­li­ğin ce­va­bı yok.

* Kut­la­ma­lar için ya­pı­lan top atış­la­rı ya­sak­lan­dı.

* Sam­su­n’­dan ge­len bay­ra­ğın Cum­hur­baş­ka­nı­’na su­nul­ma­sı yok.

* 30 Ağus­tos Za­fer Bay­ra­mı­’n­da: İl­ler­de va­li, be­le­di­ye baş­ka­nı ve Gar­ni­zon ko­mu­ta­nı dı­şın­da­ki ku­ru­luş­lar ve si­ya­si par­ti ve der­nek­le­rin Ata­türk anı­tı­na çe­lenk koy­ma­sı ya­sak­lan­dı.

* Ata­türk Gün­le­ri, Ta­ri­hi Gün­ler ve ma­hal­li Kur­tu­luş Gün­le­ri­’n­de: Ata­türk anıt­la­rı­na çe­lenk koy­ma ve İs­tik­lal Mar­şı söy­len­me­si ya­sak­lan­dı.

* Tö­ren ge­çi­şi ve teb­ri­kat­lar ya­sak­lan­dı.

Ge­rek­çe­si ol­ma­yan ka­rar

Ara­la­rın­da CHP mil­let­ve­kil­le­rin­den Ah­met Top­taş, Ma­lik Ec­der Öz­de­mir, Em­re Köp­rü­lü­‘nün de bu­lun­du­ğu 13 mil­let­ve­ki­li, yö­net­me­li­ğin ip­ta­li için Da­nış­tay 10. Da­ire­si­’ne baş­vur­du. Ne mi ol­du? Ulu­sal bay­ram­la­rın unut­tu­rul­ma­sı, bay­ram kut­la­ma­la­rı­na hal­kın, si­ya­si par­ti­le­rin ve si­vil top­lum ku­ru­luş­la­rı­nın ka­tı­lı­mı­nın en­gel­len­me­si, ya­sak­la­ra rağ­men çe­lenk ko­yan­la­ra ce­za ve­ril­me­si­ne yol açan yö­net­me­li­ğin, yü­rüt­me­si­nin dur­du­rul­ma­sı red­de­dil­di.

Bu ka­ra­ra iti­raz edil­di. Ba­ka­lım na­sıl bir so­nuç çı­ka­cak. An­cak, Da­nış­ta­y’­ın bu­gün­kü ya­pı­sın­dan, ön­ce­ki ka­rar­dan pek fark­lı ol­ma­ya­ca­ğı da or­ta­da… Ül­ke­mi­zin em­per­ya­liz­me ve iş­gal­ci güç­le­re kar­şı ver­di­ği bü­yük kur­tu­luş sa­va­şı­nın, Cum­hu­ri­yet ve Ata­türk dev­rim­le­ri­nin, çağ­daş Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti­’nin, ulu­sal bi­lin­ci­mi­zin ve ta­ri­hi ha­fı­za­mı­zın sim­ge­si olan bay­ram­la­rı­mız de­ğer­siz­leş­ti­ri­li­yor, sö­nük­leş­ti­ri­li­yor, gi­de­rek de top­lum­sal ha­fı­za­sın­dan si­li­ni­yor.

Böy­le bir yö­net­me­li­ğin yü­rüt­me­si­nin dur­du­rul­ma­sı­nın red­di­ne ka­rar ve­ren mah­ke­me­nin de, en azın­dan ret ka­ra­rı­nın ge­rek­çe­si­ni asıl so­rum­lu ol­du­ğu Türk Mil­le­ti­’ne açık­lama­lıy­dı.

Cum­hu­ri­yet Bay­ra­mı­mız kut­lu ol­sun

Posted in ATATURK, DEMOKRASİ-ÖZGÜRLÜK, DEVRİM VE KARŞI DEVRİMLER, FAŞİZM, Politika ve Gundem | Leave a comment

Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!..

Uğur Dündar
30 Ekim 2014
Sözcü

Facebook: halkinsozcusu
Twitter: ugurdundarsozcu
E-mail: ugur.dundar@ugurdundar.com.tr

Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!..

Sev­gi­li okur­la­rım,
12’n­ci Cum­hur­baş­ka­nı dün, mu­ha­le­fe­tin pro­tes­to edip git­me­di­ği ka­çak “Ak Sa­ra­y”­ın­da ilk teb­rik­le­ri ka­bul et­ti.Bu­gün si­ze, CHP’­nin ça­lış­kan mil­let­ve­kil­le­rin­den Umut Ora­n’ın ver­di­ği bil­gi­ler­le bu “İş­gal Sa­ra­yı­”nı ve 12’n­ci­nin du­dak uçuk­la­tan büt­çe­si­ni an­la­ta­ca­ğım.

Ata­tür­k’­ün hal­ka ba­ğış­la­dı­ğı Ata­türk Or­man Çift­li­ği­’n­de, hal­kın ver­gi­le­riy­le in­şa edi­len, Umut Ora­n’­ın “İş­gal Sa­ra­yı­” de­di­ği komp­leks için har­ca­nan pa­ra, hal­ka ıs­rar­la açık­lan­mı­yor, ade­ta sır gi­bi sak­la­nı­yor.
Sa­ra­y’­ın 700 mil­yon li­ra­ya iha­le edil­di­ği bi­li­ni­yor. Tür­ki­ye­’de iha­le­ler ne­re­dey­se iki ka­tı öde­nek­le bi­ti­ril­di­ğin­den, as­ga­ri 1 mil­yar li­ra har­can­dı­ğı tah­min edi­li­yor.

“Ör­tü­lü Öde­ne­k” ve Kal­kın­ma Ba­kan­lı­ğı büt­çe­sin­den ak­ta­rı­lan pa­ra­la­ra hiç de­ğin­me­den, Ka­çak Sa­ra­y’­ın res­mi iha­le ra­ka­mı olan 700 mil­yon li­ra­ya bi­ti­ril­di­ği var­sa­yıl­dı­ğın­da, her va­tan­da­şın ce­bin­den 9 TL çık­mış olu­yor.Ama bu da yet­mi­yor. Tü­müy­le bi­ti­ri­le­bil­me­si için her­ke­sin ay­rı­ca 9.2 li­ra da­ha öde­me­si ge­re­ki­yor.

Ata­tür­k’­ün ken­di el­le­riy­le ağaç­lan­dır­dı­ğı Ata­türk Or­man Çift­li­ği, “İş­gal Sa­ra­yı­” için ta­lan edi­lir­ken 3 bin ağa­cın ke­sil­di­ği, da­ha son­ra ta­ne­si 2 bin Eu­ro­’ya ge­ti­ri­len it­hal ağaç­la­rın da ku­ru­duk­la­rı öne sü­rü­lü­yor.

İş­gal Sa­ra­yı, ABD Baş­ka­nı Oba­ma’nın ya­şa­dı­ğı “W­hi­te Hou­se-Be­yaz Ev”­in tam 6 ka­tı bü­yük­lük­te.He­men be­lir­te­yim, 12’ncinin, “Be­ni te­le­fon­la ara­dı­” di­ye mut­lu ol­du­ğu ABD Baş­ka­nı Ba­rack Oba­ma­’nın “Be­yaz Ev”­i 214 ya­şın­da…AB­D’­nin 2. Baş­ka­nın­dan iti­ba­ren Oba­ma­’ya ka­dar ge­çen sü­re için­de 42 ABD Baş­ka­nı bu­ra­da otur­muş.Ya­ni 238 yıl­lık bir geç­mi­şe sa­hip olan AB­D‘­de baş­kan­lar, 214 yıl­dır ay­nı bi­na­dan ül­ke­yi ve dün­ya­yı yö­ne­ti­yor­lar.

Bi­zim­ki ise Cum­hu­ri­ye­t’­in 91. yı­lın­da Çan­ka­ya­’dan, Cum­hu­ri­ye­t’­in di­ki­li ağaç­la­rı­nı yok ede­rek 1 mil­yar li­ra­ya yap­tır­dı­ğı “İş­gal Sa­ra­yı­”na ge­çi­yor!..

AB­D’­de Baş­kan Oba­ma, Be­yaz Ev’­in pen­ce­re­sin­den, 50 met­re öte­de ken­di­si­ni pro­tes­to eden­le­ri gö­re­bi­li­yor.Biz­de ise 12’n­ci, ko­ru­ma or­du­la­rı­nın ya­nı sı­ra, ken­di­si­ni hal­kın­dan uzak tu­ta­cak ye­ni Ber­lin Du­var­la­rı in­şa et­ti­ri­yor.

Bı­ra­kın pro­tes­to­la­rı si­ne­ye çek­me­yi, ba­zen par­ti­si­ne oy ver­me­yen hal­kı­nı gör­me­ye bi­le ta­ham­mül ede­mi­yor! Hit­le­r’­in her tür­lü tak­ti­ği­ni uy­gu­la­dı­ğı yet­mi­yor­muş gi­bi, “ma­kul şüp­he­”yi ge­rek­çe gös­te­re­rek, tüm mu­ha­lif­le­ri­nin içe­ri atıl­ma­sı­nı sağ­la­ya­cak dü­zen­le­me­le­ri yap­mak­tan çe­kin­mi­yor.

Di­ğer sa­ray­la­ra ge­lir­sek,Rol mo­de­li Pu­ti­n’­in Krem­lin Sa­ra­yı, 12’n­ci­nin “İş­gal Sa­ra­yı­”nın ya­nın­da müş­te­mi­la­tı an­dı­rı­yor! Zi­ra ka­çak Sa­ray, Krem­li­n’­in 12 ka­tı bü­yük­lük­te! Fran­sa Dev­let Baş­ka­nı Hol­lan­de­’ın Ely­se­e Sa­ra­yı ise ade­ta bah­çı­van ku­lü­be­si gi­bi ka­lı­yor.

Çün­kü 292 yıl­lık köh­ne­miş (!) Ely­see Sa­ra­yı­’nın “İş­gal Sa­ra­yı­”nın ya­nın­da la­fı­nın bi­le edil­me­me­si ge­re­ki­yor. Zi­ra Ka­çak Sa­ray, on­dan 27 kat da­ha bü­yük! Uz­man­lar Ka­çak Sa­ra­y’­a har­ca­nan pa­ray­la 350 ya­tak ka­pa­si­te­li ve tam te­şek­kül­lü 14 has­ta­ne ya­pı­la­bi­le­ce­ği gö­rü­şün­de.

Du­run da­ha bit­me­di.
Bi­li­yor­su­nuz 12’n­ci ken­di­ne bir de uçan sa­ray yap­tır­dı. Yıl­lar­ca sü­ren iç de­ko­ras­yo­nuy­la bir­lik­te TC-TUR uça­ğı­nın yak­la­şık 500 mil­yon do­la­ra mal ol­du­ğu be­lir­ti­li­yor.Özet­le “İş­gal Sa­ra­yı­”, 12’n­ci­nin büt­çe­si ve uçan sa­ray için her va­tan­daş ce­bin­den 20’şer TL öde­miş bu­lu­nu­yor.

Ya­zı­mı­zı bü­yük şa­ir Tev­fik Fik­re­t’­in san­ki bu­gün­ler için yaz­dı­ğı “Yağ­ma Sof­ra­sı­”n­dan bir alın­tıy­la bi­ti­re­lim:

“E­fen­di­ler pek aç­sı­nız, bu çeh­re­niz­den bel­li­dir,
yi­yin, ye­mez­se­niz bu­gün, ya­rın ka­lır mı kim bi­lir?
…Do­yun­ca, tık­sı­rın­ca, çat­la­yın­ca­ya ka­dar yi­yin!..”

Posted in Gundem, Haber, Politika ve Gundem, YOLSUZLUKLAR | Leave a comment

TARİHTEN BİR ANEKTOD *** ATATÜRK VE YUGOSLAV KRAL

Posted in ATATURK | Leave a comment

Tokatçı ile Tekmeci’yi unutmadan!

Necati Doğru
E-mail: necatidogru@sozcum.com
30 Ekim 2014
Sözcü

Tokatçı ile Tekmeci’yi unutmadan!

Soma’da yanarak.
İstanbul’da çakılarak.
Ermenek ‘de boğularak.

Birinin acısı dinmeden öbürü geliyor. Soma’da 301 işçiyi öldüren kömür madeninin işleticisi, Bakan’ın arkadaşı, Başbakan’ın ahbabı, iktidar partisinin destekçi yoldaşıydı. İstanbul’da 10 işçiyi 32. kattan yere çakarak öldüren lüks inşaatın sahibi de Bakan’ın, Cumhurbaşkanı’nın çok yakını, iktidar partisinin TOKİ’den torpilli baş destekçisiydi. Ermenek’de 18 işçiyi yeraltı su ırmağının patlaması sonucu boğulmaya terk eden kömür madeninin işleticisi de Bakan’ın arkadaşı, Cumhurbaşkanı’nın yakından tanıdığı, iktidar partisinin belediye başkan adayı çıktı.

Bir kayırma düzeni kurulu.
İşçiye bile bile ölüm!
Yandaş patrona avanta!

* * * *

Soma’da 301 madencinin kızışmış kömür tozu alevi içinde kavrulup can verdiği facia günü Başbakan, yanında tekme atan müşavirini de götürmüştü. Kendisi yuh seslerinden kaçıp sığındığı markette hırsını maden işçisini tokatlayarak çıkarmış, müşaviri de Ankara’dan binip geldikleri pahalı makam otomobiline tüküren maden emekçisini tekmelemişti.

Tekme atan özendirildi.
Maaşı 2 kat artırıldı.
Tokatçı bugün Cumhurbaşkanı!

* * * *

Tokatçı ile Tekmeci düzeni, ocakta maden işçisini, inşaat asansöründe yapı emekçisini öldürmeye devam ediyor. Soma’da 301 işçinin yanarak can verdiği maden ocağı da rödovans denilen kiralama yoluyla Maden İşleri Genel Müdürlüğü’nden kiralanmıştı. İstanbul’da 10 işçiyi ölüme yollayan inşaat da TOKİ desteğiyle peydahlanmış, Ermenek’deki kömür ocağı da yine rödovansla Enerji Bakanlığı’na bağlı Maden İşleri’nden kiralanmıştı.

Ocakların sahibi devlet.
Yandaşa kiraya veriliyor.
Kömür çıkartılıyor.

Çıkan kömürü yine devlet iyi fiyata satın alıyor. Böylece Soma’da madende ısı düzeyini kontrol etmeyi bile yapmayan ve Ermenek’de de işçisine öğlen yemeği vermemeyi bile kâr sayanlar devletin kömür ocağı üzerinden zengin ediliyorlar.

Türkiye işçi cehennemi oldu.
Kazalar organize suça dönüştü!
Tekmeci-Tokatçı düzeni kuruldu.

* * * *

Ermenek’deki örneğe bakın: Maden işçilerinin saat ücretlerini artıran, çalışma saatini 6’ya indiren bir yasa çıkmıştı. Bu yasanın gereğini yapmak yerine üretim 3 ay durmuştu. Üç ay boyunca işçilerin alacakları ödenmedi. Üç ayın sonunda; “öğlen yemeğini işveren vermeyecek, işçi yanında getirdiği yemeği fazla zaman kaybı yapmadan ve yeraltından çıkmadan hızlıca yer” şartına işçiler razı oldu. Eski alacaklarına kavuşmak umuduyla yeniden madene indiler. Yeraltı su baskını öğlen yemeği sırasında geldi. İktidar milletvekili hukuk profesörü Burhan Kuzu, “Bu kaza değil doğal afet” izahı yaptı!

Soygun Saray!

“Ak Saray” dedikleri; göstermelik, zorlama, özenti 1000 odalı Pis Saray-Kirli Saray- Lekeli Saray- Kaçak Saray’a yeni bir sıfat daha eklendi. CHP Milletvekili Engin Altay’ın TBMM gündemine taşıdığı Sayıştay Raporunu okuyanlar; bu ruhsuz yapıya “Soygun Saray” adını da koyabilirler. Yakışır. Sayıştay Raporu’na göre, 1000 odalı harcama canavarı sarayın kaba ve ince inşaat işleri için bakanlığın belirlediği fiyat ile yapımcı firmaya ödenenler arasında yüzde 1120’ye kadar giden büyük fark var. Bu Soygun Sarayı’nın yapılmasına bizzat Tayyip Erdoğan’ın nezaret ettiği çok sayıda haberi internet ortamında bulabilirsiniz.

Posted in Calisma Dunyasi - Is ve Emekciler, Gundem, Haber, NECATİ DOĞRU YAZILARI | Leave a comment

Kömürden saraylar…

Bekir Coşkun
30 Ekim 2014
Sözcü

Facebook: BEKIRCOSKUNVEYAZILARI
Twitter: bekrcoskn
E-mail: bcoskun@sozcu.com.tr

Kömürden saraylar…

Arkadaşın cumhurbaşkanlığı sarayı kaçak…
Ermenek’teki ocağın “yasaya uygunluğunu” soruyoruz…

*

Acil “Yaşam odası” gereken maden sayısı yaklaşık 1000…
1000 odayı saraya yaptılar diyelim…
Kaçak saraydaki özel odaların özelikleri arasında “su baskınına karşı korunaklı” bilgisi de var, iyi mi?…
İttirsen su gitmez…
Çünkü tepede…

*

Siz madenden sadece kara kömür çıktığını sanıyorsunuz ama, kaçak saraylar da o madenlerden çıkar…
Kömürü dağıtıp oy alıyorsun, su sızdırmaz 1000 odalı saray yaptırıyorsun…
Kömürü çıkartırken ölenler bile “cumhurbaşkanı olsun” diye oy veriyorlar üstelik….
Felaket sonrası Soma’da bile oy oranı yüzde 47.4…
Ermenek: yüzde 54.13…

*

Kömür ocakları…
Maden kuyuları…
Yerin dibi…
Galeriler, tüneller, dehlizler…
Eski gazetelerden sofralar üzerinde, peynir, ekmek, soğan, tuz…
Yazgıları gibi kapkara yüzlerinde gözükmeyen soluk benizleri…
Arada bir parlayan beyaz gözlerinde, ölümü bekler gibi hep tedirginlik…
Kömür çıkarttığını sanır…
Saray yapmaktadır aslında…

*

O aldatıldıkça…
O sömürüldükçe…
O saf saf ömrünü yerin altında tükettikçe…
O öldükçe…
Saraylar yapılır…

*

Bu kez denk geldi…
Sarayın görgüsüz bir şatafatla tam açılacağı günde, yerin dibinde arkadaşlara saray inşa edenler öldüler…
Yüzleri tutmadı tabii ki…
Sarayın açılışı ertelendi…

*

Fark etmez…
Birisinin “fıtratında” maden kuyusunda ölmek, öbürünün “fıtratında” sarayda oturmak vardır nasılsa…
O ocaklardan ölenlerin çıkarttıkları kömürle alınan oylara, ölenlerin verdikleri oyları da eklersen,
nice saraylar yapılır daha…
Şimdilik…
Sadece şimdilik, saraylarını açmaya utandılar

Posted in Bekir Coşkun yazıları, YOLSUZLUKLAR | Leave a comment

Ermenek

Yılmaz Özdil
30 Ekim 2014
Sözcü

Facebook: yozdilsozcu
Twitter: yilmazsozcu
E-mail: yozdil@sozcu.com.tr

Ermenek

Milattan önce 2 bin 500’lerde inşa edilen piramitlerde, zannedildiği gibi köleler çalışmazdı. Mısır’ın dünyaca ünlü arkeoloğu Zahi Hawass’ın ortaya çıkardığı belgelere göre, 10 bin işçi çalışırdı, öğle yemeği için çevre çiftliklerden her gün 21 inek, 23 koyun getirilirdi, çiftçiler de gönderdikleri hayvan başına vergiden muaf tutulurdu. Yani… İşçinin yemeği, bizzat Firavun’un kesesinden ödeniyordu.

E, 4 bin 500 sene sonra, bizim Ermenek’e bakıyoruz…
İşveren denilen herif, öğle yemeği vermiyor, evinizden getirin diyordu. İn-çık vakit kaybı olduğu için, öğle tatiline müsade etmiyor, yerin dibinde yiyin diyordu. Neticede, öğle tatilinde, öğle yemeğinde, 355 metre derinde boğuldular.

Daha geçen ay, asrın liderinin cankuşu olan müteahhidin gökdeleninde, asansör çakıldı, 10 işçi sizlere ömür… Tee 1931 senesinde yapılan, 102 katlı, 381 metre yüksekliğindeki, 74 asansörlü Empire State’te kaç işçi öldü . Biliyor musunuz? Beş.

Bina üç katı büyüklüğünde.
Çalışan işçi sayısı üç katı.
Tee 83 sene evvelki imkanlar.
Can kaybı yarı yarıya az.

Gökdelenden vazgeçtim, üçüncü köprüyü çevre yoluna bağlayacak olan kıçıkırık viyadük inşaatında iskele çöktü, üç işçi rahmetli oldu… Buna mukabil, 127 sene evvel, 1887 senesinde, üç bin işçi tarafından inşa edilen, 300 metre yüksekliğindeki Eyfel Kulesi’nde kaç işçi hayatını kaybetti? Sıfır!

Her yedi senede bir boyanır, 300 metre yüksekliğindeki Eyfel Kulesi… Her defasında 60 ton boya, bin 500 fırça, 5 bin zımpara kağıdı, bin 500 işçi tulumu tüketilir. 127 senedir boyanıyor. 127 senedir kaç işçi hayatını kaybetti? Sıfır!

Kıbrıs’ta 568 şehit verdik.
Çalışma bakanımızın bakanlığı döneminde, 5 binden fazla işçiyi toprağa verdik.

Kore’de 721 canımız gitti.
Sırf enerji bakanımızın bakanlığı döneminde, 758 madencinin ocağı söndü.

İstiklal savaşında, İnönü, Sakarya, büyük taarruz, 10 bin 500 kaybımız var.AKP döneminde, ihmaller ve ihmalleri körükleyen taşeron yasalar yüzünden, şimdilik,15 bin işçi pisi pisine hayatını kaybetti.

Firavunlar bile… Bunların yanında “devrimci sendikacı” gibi kalıyor yani!

Posted in Calisma Dunyasi - Is ve Emekciler, Gundem, Haber, Yılmaz Özdil | Leave a comment

Dinin siyaset aracı olarak kullanılmadığı…

Prof. Dr. Aysel ÇELİKEL
ÇYDD Genel Başkanı
29 Ekim 2014 Çarşamba
Cumhuriyet

Dinin siyaset aracı olarak kullanılmadığı…

Cumhuriyetimizin 91. yılında, nasıl bir Türkiye’de yaşayacağımızı hayal etmek, ümit kırıcı da olsa, zor değil. Çünkü yaklaşık 10 yıldan beri yaşadığımız olaylar, yaşayacaklarımızın delilidir diye düşünüyorum.

Siyasi iktidarın Cumhuriyetin temel ilkelerine, kurumlarına, hukuk ve siyaset anlayışına, laik eğitime, sosyal – kültürel yaşama, geleneksel dış politikaya, demokrasiye karşı yürüttüğü yok ediş politikası,

Atatürk’ün çağdaş uygarlık hedefine, Cumhuriyetin kuruluş felsefesine karşı oluşturulan bir yok ediş politikası haline gelmiştir. Yaşadığımız zaman diliminde, evrensel değerlerle bütünleşemeyen bir hukuk ve adalet anlayışı, iktidara bağımlı yargı, dindar nesil yetiştirmeye yönelik bir eğitim, yaygın hale gelen yolsuzluklar, yanlış dış politikanın doğurduğu hezimete bağlı gelişen terör ve savaş tehdidi
Türkiye’ye damgasını vurdu.

2015 yılının Türkiye’mizde terör ve savaş tehdidinin ortadan kalkmayacağı belki de artacağı bir yıl olması kuvvetle muhtemeldir. Bu düşüncemi iktidarın özgürlükleri kısıtlayan yeni polisiye tedbirleri içeren yasa teklifleri ve söylemleri güçlendiriyor. Keyfi arama, gözaltı ve tutuklamalar ile vatandaşın hayatı zindan edilebilir endişesini taşıyorum.

Toplumu ayrıştıran, insanları din, mezhep, etnik kökene göre farklılaştıran, laik – dindar, bizden olanlar – olmayanlar politikaları 2015’te de toplumu ve devleti tehdit edecek endişesi hâkim. İçine düştüğümüz bu hastalıklı durumun tedavisi için acil tedbirlerin alınması zorunlu görülüyor. Eşitlik, özgürlük, adalete dayalı uygulamalar sözde değil özde olmalıdır.

Sayın Başbakan’ın sabah ilk gördüğünüz komşunuza sarılın biçimindeki tavsiyesi, eğer bu konuda kararlılık ifade ediyorsa, mutlu bir başlangıç olabilir. 2015 için benim bir hayalim var: Anayasaya saygılı bir Cumhurbaşkanı, tarafsız ve bağımsız yargı, insan haklarına ve kadın – erkek eşitliğine saygılı, bilimsel ve laik eğitimin olduğu, YÖK’ün olmadığı, şiddetin ve savaş tehdidinin olmadığı, dinin siyaset aracı olarak kullanılmadığı, ayrımcılığın olmadığı özetle Cumhuriyet devrimlerinin korunduğu ve geliştirildiği bir Türkiye hayal ediyorum. Bu da benim doğal hakkım.

Posted in ATATURK, DEMOKRASİ-ÖZGÜRLÜK | Leave a comment

KARANLIĞIN AYAK SESLERİ *** Beş yaşa türban-takkeli eğitim * Ataşehir’deki ‘merdiven altı’ anaokuluna göz yumuluyor

Hazal Ocak/Cumhuriyet
29 Ekim 2014 Çarşamba

Beş yaşa türban-takkeli eğitim
Ataşehir’deki ‘merdiven altı’ anaokuluna göz yumuluyor

Türban anaokuluna indi. Ataşehir Esatpaşa Mahallesi’nde Fatih Rüştü Zorlu Caddesi üzerinde bir apartmanın bodrum katında Milli Eğitim Bakanlığı’na kayıtlı olduğuna dair bir ibare bulunmayan Hasret – 2 Anaokulu’na 5-6 yaşlarındaki çocuklar türban ve takkeyle anaokula giriyorlar.

Eğitim Sen İstanbul 2 No’lu Şube Başkanı Turgut Yokuş “Siyasi iktidar göz yumuyor. Bir an önce bunlar soruşturulmalı. Kim izin verdiyse bulunmalı. İzin verilmediyse siyasi iktidar devlet eliyle müdahale etmelidir” dedi.

Kadıköy Esatpaşa Mahallesi’nde bir bodrum katının girişinde Hasret-2 Anaokulu ve irtibat numarasının yazdığı bir muşamba asılı. Kaçak eğitim verdiği öne sürülen anaokulunun kapısında Mili Eğitim Bakanlığı’na bağlı olduğuna dair hiçbir tabela olmadığı gibi Milli Eğitim Bakanlığı’nın logosu da bulunmuyor. Velilerin 5-6 yaşlarındaki çocuklarını anaokulana türban ve takkeyle getirdikleri görüldü.

‘Müdahale edilmeli’

Gazetemize değerlendirmede bulunan Eğitim – Sen İstanbul 2 No’lu Şube Başkanı Turgut Yokuş “Siyasi iktidar ideolojisi doğrultusunda toplumu biçimlendiriyor. Her türden merdiven altı, kaçak eğitimi biliyor, göz yumuyor. Bilimsel niteliği olması gereken eğitimden Türkiye toplumu uzaklaşmaktadır.

Bir an önce bunlar soruşturulmalı. Kim izin verdiyse bulunmalı. İzin verilmediyse siyasi iktidar devlet eliyle müdahale etmelidir. Toplumun farklı kesimlerine eşit şekilde yaklaşmak istiyorsa müdahale etmesi gerekiyor” diye konuştu.

Posted in DİN-İNANÇ, Gundem, Haber, İrtica | Leave a comment

DIŞ BASIN *** İspanyol El Pais: Erdoğan, ‘Ak Saray’ için hukuku hiçe saydı * Erdogan abre las puertas de su nuevo y enorme palacio en Ankara

DHA
30 Ekim 2014 Perşembe
Cumhuriyet

El Pais: Erdoğan, ‘Ak Saray’ için hukuku hiçe saydı
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeni ‘saray’ı El Pais gazetesine haber oldu
.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni Cumhurbaşkanlığı Saray’ı İspanyolların ünlü gazetesi El Pais’e de konu oldu. Gazete, “Erdoğan 275 milyonluk 1000 odalı sarayı ile görücüye çıktı” başlığı ile yayınladığı haberinde Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni Cumhurbaşkanının hukuku hiçe sayarak, muhalefetin eleştirlerine rağmen bu sarayı yaptığını yazdı.

El Pais gazetesi, Erdoğan’ın muhteşem sarayının kapılarını Cumhuriyetin kuruluş yıl dönümünde açmayı planlarken maden kazasının meydana geldiğini vurgulayarak saraydaki ilk kutlamaların bu nedenle iptal edildiğini belirtti.

Yeni Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın yapımının defalarca yargıdan döndüğünü ancak o dönem başbakan olan Erdoğan’ın “güçleri varsa yıksınlar” dediğini de hatırlatan El Pais gazetesi, bu sözlerin neticesinde kimsenin gücünün yetmeyerek bu yapıyı durduramadığına işaret etti.

Halkın bu yeni köşke “Ak Saray” adı da taktığına dikkat çeken gazete bin odalı bu sarayın özel bir bölümünde ABD’de Beyaz Saray’da bulunan “Oval Ofis”den ilham kaynağı alındığını ifade etti.

http://elpais.com/tag/recep_tayyip_erdogan/a/

Erdogan abre las puertas de su nuevo y enorme palacio en Ankara
Se ha construido a pesar de órdenes judiciales en su contra.

José Miguel Calatayud Estambul 29 OCT 2014 – 20:28 CET

El presidente de Turquía, Recep Tayyip Erdogan, ha estrenado este miércoles, coincidiendo con el Día de la República Turca, el nuevo palacio presidencial en Ankara, un enorme complejo envuelto en una polémica legal y criticado por la oposición. Aunque un accidente en una mina de carbón en el sur del país, donde 18 mineros han quedado atrapados, obligó a cancelar el acto oficial en su nueva residencia, por la mañana Erdogan ya recibió a algunos visitantes en el propio palacio, desde donde declaró a la televisión: “No habría sido apropiado celebrar la recepción [oficial] en un momento así”. El accidente minero ha traído a la memoria de los ciudadanos la mayor tragedia de este tipo en Turquía, cuando el pasado mayo murieron 301 mineros en Soma.

La recepción oficial en el nuevo recinto estaba prevista como una simbólica ruptura con la tradición, ya que desde la fundación de la república en 1923 se había celebrado en el Palacio de Cankaya, hasta hoy sede de la presidencia y que originalmente perteneció a Mustafá Kemal, Ataturk, el fundador de la Turquía moderna.

En un principio, el nuevo edificio iba a servir de residencia y oficina al cargo de primer ministro. Pero tras ganar las elecciones presidenciales en agosto Erdogan decidió que sería él como jefe del Estado quien lo ocuparía, aparentemente en concordancia con la idea de una “Nueva Turquía” en la que ha insistido desde su llegada a la presidencia. Considerada hasta ahora una figura ceremonial, ya antes de los comicios Erdogan había dejado claro que él sería un presidente activo e intervencionista, y su partido querría cambiar la Constitución para otorgar poderes ejecutivos a la jefatura del Estado.

La construcción del nuevo palacio se ha llevado a cabo a pesar de varias órdenes judiciales en su contra, debido a que presuntamente estos terrenos no eran edificables. “Que lo demuelan si tienen suficiente poder para ello (…). No van a ser capaces de detenerlo. Yo lo inauguraré y yo lo ocuparé”, declaró a la prensa el entonces primer ministro Erdogan en marzo de este año, antes de las elecciones presidenciales y después de que un tribunal ordenara parar la obra.

Edificado en una zona boscosa que perteneció al propio Ataturk y que este donó al Estado en 1937, la finca ocupa 200.000 metros cuadrados de los que se han edificado 40.000, y su coste, que no se ha hecho público, se ha estimado en unos 275 millones de euros, según diversas informaciones en la prensa local. Conocido popularmente como Ak Saray, palacio blanco en turco y que juega con las siglas del partido de Erdogan, AK Parti, el compejo cuenta con 1.000 habitaciones y grandes medidas de seguridad, que incluyen búnkeres, túneles para protegerse de ataques químicos, defensas contra ciber-ataques y una “sala de guerra” subterránea. Además, una de sus oficinas está inspirada por el Despacho Oval de la Casa Blanca en Washington, según la prensa local, que además no tendría ningún elemento eléctrico para protegerla así del espionaje.

En cuanto a su aspecto, se ha dicho que su arquitectura es una actualización del estilo selyúcida, en referencia a un pueblo precursor de los turcos que derrotó al Imperio Bizantino en 1071 y estableció un extenso imperio desde Anatolia hasta más allá de Persia y del Asia central.

La oposición turca ha criticado el traslado de la residencia y la oficina presidenciales desde Cankaya al nuevo palacio, que consideran excesivo y una muestra más del creciente “autoritarismo” del actual presidente turco. “Erdogan quiere equipararse con Ataturk. Quiere decir: ‘Al principio estuvo Ataturk en la construcción de la república y ahora estoy yo”, se quejó Ozcan Yeniceri, diputado del opositor Partido del Movimiento Nacionalista, cuando Erdogan anunció que el nuevo palacio sería para él y no para el primer ministro.

“Hay que poner fin a esas tonterías. Muchos políticos tienen ambición de poder y nada justifica que la de Erdogan sea excesiva”, responde a EL PAÍS Akin Ozcer, exdiplomático turco y escritor. “Si yo fuera presidente de la república, y [como Erdogan] decidido a eliminar la tutela burocrática, no viviría en el palacio [de Cankaya] donde murió el presidente Ozal en condiciones al menos sospechosas”, elabora Ozcer, en referencia a la muerte en 1993 de Turgut Ozal, de quien se ha señalado que pudo haber sido envenenado y cuyas políticas lo habían enemistado con elementos nacionalistas y militares del Estado.

Posted in DÜNYA ÜLKELERİ, SİYASİ TARİH, YOLSUZLUKLAR | Leave a comment