ÇANAKKALE DENİZ ZAFERİ’NİN 101’İNCİ YIL DÖNÜMÜ

Çanakkale Savaşı Türk askeri içtimada

 

AHMET AVCI
17.03.2016

“ÇANAKKALE DENİZ ZAFERİ’NİN 101. YILI” KONULU
KONFERANSIMI, İZMİR MİLLİ KÜTÜPHANESİNDE VERDİM..
KONFERANS METNİ EKTEDİR…
SAYGILARIMLA…

ÇANAKKALE DENİZ ZAFERİ’NİN 101’İNCİ YIL DÖNÜMÜ

Değerli Konuklar,

Çanakkale Deniz Zaferi’nin 101’inci yıl dönümünü, kutluyor, başta Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere tüm Şehit ve Gazilerimizi, bu Muharebeleri gerçekleştiren Kahramanlarımızı Rahmet ve Şükranla anıyoruz…

Ayrıca; Gelibolu’da görev alan İşgal Kuvvetleri’nin askerlerini de bir insanlık görevi olarak, Türklere özgü vefa duygusu ile yâd ediyoruz.Çanakkale Muharebeleri; Birinci Dünya Savaşına istemeyerek giren ya da sokulan Osmanlı Devletinin; başlatmadığı ve girmeyi de istemediği bu savaşta, İngiliz ve Fransızların oluşturduğu Emperyalist ittifakına karşı yürüttüğü meşru bir savunmadır.

Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşına; çok fazla Hans öleceğine, Mehmetçik ölsün ve sonradan da Osmanlı toprakları kendisine kalsın düşüncesinden hareket eden Almanya’nın dayatması ve ülkemizdeki yandaşlarının Yüzyılın başında yitirilen toprakların geri alınacağı hevesi sonucu katılmıştı.

Savaşın başlangıcında; Ruslar, İstanbul ve Boğazlar üzerindeki hak ve çıkarlarının İngiltere ve Fransa tarafından tanınmasını istiyordu…İstanbul ve Boğazlar dâhil, Midye-Enez hattı ile Sakarya Nehri arasındaki Marmara Bölgesinin Ruslara verilmesi kabul edildi…

Osmanlı Devleti; Kafkasya’da Rusların başlattığı muharebede; Sarıkamış bozgununa uğrayınca; Doğu Anadolu’yu ve Doğu Karadeniz kıyılarını Ruslara ve Ermenilere terk ederek, birliklerini Mısır seferi için Güney’e, Süveyş Kanalı’na yöneltmişti.

Amacı; Süveyş Kanalını ele geçirerek, İngiltere’nin Sömürgesi Hindistan’la bağlantısını kesmek, böylece ikmal akışını durdurmak ve İngiltere’yi sıkıntıya sokarak, Almanya’nın işini kolaylaştırmak, ayrıca; olursa Mısır’ı yeniden Osmanlı topraklarına katmaktı.
Peki ya Doğu Anadolu ne olacaktı?

Bu konu, Türk Başkomutanı’nı pek de ilgilendirmiyordu herhalde…Buna karşılık; İtilaf Grubunun lideri konumundaki İngiltere de Süveyş Kanalının güvenliğini sağlamak ve Mısır’ı elde tutmak için, Osmanlı Ordusunun bu bölgeden uzak tutulmasının planlarını yapmaktadır.Ayrıca, Avrupa’da, Almanya’nın karşısında; başarısızlığa uğrayan, iç bünyesinde de kargaşa yaşayan Rusya’nın yardım taleplerini de karşılamak istemektedir.Rusya’ya yardım için de Çanakkale ve İstanbul Boğazlarını aşmak gerekecektir.

Çanakkale Boğazı, Birinci Dünya Savaşı sırasında iki Blok devletleri için de yaşamsal önemdedir.Savaşın başında Osmanlının tarafsız kalması, İtilaf Devletlerini memnun etmiş, hatta 26 EYLÜL 1914’te boğazların tüm yabancı gemilere kapatılmasını önemsememişti.

Ancak Osmanlı, Almanya yanında savaşa girince, İngiltere, Boğazlar konusunda ki asıl planını uygulamaya koymuştur.Çanakkale’den geçen deniz yolu hem İstanbul’a hem de Rusya’ya gittiğinden, İstanbul’u ele geçirmek, Osmanlı Devletini bir an önce savaş dışı bırakmak ve Rusya’ya gereken yardımı yapabilmek; Osmanlının,Süveyş Kanalı’na sefer yapmasını önlemek, Balkan Devletlerini yanlarına çekmek için İngiliz ve Fransızların, Çanakkale Boğazını zorlayacakları açıkça belli idi.Bunu bilen Osmanlı da daha 26 EYLÜL 1914’te bu Boğazı tüm yabancı gemilere kapatmıştı.

Rusya’ya yardım için; İngiltere, müttefiki Fransa’yı ikna ederek, 1915 yılı başlarında, İtilaf Devletleri Bloğu için artık bir zorunluluk olan “Çanakkale Seferi”ni – ya da onların deyimi ile GELİBOLU SEFERİNİ” – başlattı.Böylelikle, Osmanlı’yı hassas yerinden vurarak, Süveyş Kanalı Bölgesindeki birliklerini geriye çektirecekti.

Çanakkale Harekâtı başarıya ulaşırsa; Osmanlı Başkenti ele geçirilip, Osmanlı Devleti çökertilecek ve savaş dışı bırakılacak, Almanya- Avusturya Macaristan Bloğuna yeni bir cephe açılacak, Rusya’ya yapılacak yardımla da, Alman birlikleri Doğudan ve Batıdan sıkıştırılarak, savaş daha kısa sürede; başarı ve daha az kayıpla bitirilecekti.

Çanakkale Seferinde kısa sürede başarı sağlanamasa bile Almanya’nın, Batı’dan bu bölgeye kuvvet kaydırması sağlanarak, Avrupa’daki gücü zayıflatılmış olacaktır.

ÇANAKKALE MUHAREBELERİ ÖNCESİ GENEL DURUM:

Bilindiği gibi; Balkan Savaşları sonrası; Kara Birliklerimizin, eğitim ve donatımı, Almanlara,Deniz Birliklerimizin eğitim ve donatımı İngilizlere,Jandarma Birliklerimizin, eğitimi de Fransızlara emanet edilmişti…İngiliz Reform Kurulu Başkanı olarak, Amiral Limpus görevlendirilmişti.İngiliz Amirali Limpus, iki yıl Türkiye’de kalmış, Çanakkale savunma düzenini de savunmanın zayıf olduğunu da Osmanlı deniz gücünün yetersiz olduğunu da bilmektedir…

Alman Reform Kurulu Başkanı da Tümgeneral Liman Von Sanders idi…Alman General SANDERS, hiçbir Savaşa katılmamıştı ama Osmanlı ordusunu savaşta yönetecekti… Genelkurmay Başkanımız, sonra Harbiye Nazırımız, hatta Başkomutanımız olan Enver Paşa; 34 yaşındadır, Almanlara ve kendine hayrandır ama, bir Alaya bile komuta etmemiştir…

Ordu ile ilgili önemli kararlarda LİMAN PAŞA’NIN onayı gerekiyordu…Genelkurmay Karargâhına Alman Subaylar hâkim idi…Osmanlı Genelkurmayı,  Berlin Genelkurmayının bir şubesi gibi çalışmakta idi…

Türkiye, Rusya’yı kendisine ciddi bir tehdit olarak görüyordu.Devlet de, Ordu da, Halk da savaşa hazır değildi…Osmanlı, ilk devlet borcunu; 1854 tarihinde Kırım Savaşı’nı finanse etmek için İngiltere’den almıştır…Sürdürülen borçlanma, Osmanlı maliyesini sarsmış, alınan borçlar, verimli kullanamadığı gibi, 1875’ten itibaren bu borçların faizini ödeyemez olmuş ve 1880’de de borçlarını ödeyemeyeceğini açıklayarak, iflasını istemiştir…

Ve Maliyesini Düyunu Umumiye yönetimine devretmek zorunda kalmıştır…Yani genel savaş öncesinde, Osmanlı Devleti, Askeri bakımdan da, Siyasi bakımdan da, ekonomik bakımdan da, bir değer ifade etmemektedir…Ama, Almanlar için Osmanlının Coğrafyası değerli idi…Siyasi çekişme, Orduyu da sarmıştı, ülkedeki iki siyasal partiden biri; Alman, diğeri de İngiliz yanlısı idi…

Türk Kurmay subaylarının genel görüşü: “SAVAŞA GİRERSEK, SADECE YENİLMEYİZ, BİTERİZ…”Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa idi…

İngiliz donanmasının bombardıman planı

ÇANAKKALE DENİZ MUHAREBESİ

3 Kasım 1914 den itibaren İngiliz ve Fransız gemileri Çanakkale Boğazının çıkışını denetim altına aldılar ve müstahkem mevkileri bombalamaya başladılar…İNGİLTERE, 28 Ocak 1915’te GELİBOLU’YA Harekât kararı aldı.Müttefikler, başlangıçta boğazı, yalnızca donanmayla zorlayıp, Marmara’ya geçmeyi, daha sonra da Karadeniz bağlantısını kurmayı planlamışlardı.

Çağdaş Muharebelerde; zafer, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetlerinin birlikte kullanılmasıyla elde edilebilir.Çanakkale Seferi öncesinde Müttefikler; “Hasta Adam” olarak gördükleri Osmanlı Devletinin askeri gücünü, küçümsemişler ve çok güçlü donanmaları karşısında, Türk sahil bataryalarının çok kısa sürede tahrip edileceği, dolayısı ile kıyıya asker çıkartılarak, kayıp vermeye gerek olamadığı biçiminde yanlış, değerlendirmeler yapmışlardır.Belki de bu yanlış değerlendirmeye, Osmanlı Devletinin Balkan yenilgisi yol açmıştır.

HMS QUEEN ELIZABETH TÜRK TABYALARINI SALVOYLA DÖVERKEN

Müttefikler,  19 Şubat 1915 tarihinden başlayarak, bir ay boyunca, Kumkale ve Seddülbahir Müstahkem Mevkilerini bombalamışlar,  Türk mevzilerinin tümüyle susturulduğu kanısına ulaşınca ve boğazdaki mayınların etkisizleştirildiğini var sayıca da, 18 MART 1915’te Boğaza taarruz kararını vermişlerdir…

The Gallipoli Campaign--learn about this, so it makes sense when we're there ;)

Çanakkale savaşında birliklerin konum haritası

18 Mart günü; Akdeniz Filosu Komutanı, Amiral Robeck, sabaha karşı 04.00’te donanmaya “Hazır ol Emri”ni vermiştir.Askerler, çağın en modern Zırhlılarında yerlerini almışlar, Komutanlar güvertede oldukları halde, Bozcaada’dan hareket etmişlerdi.

İtilaf Donanması, 18 savaş gemisi, 12 kruvazör, 27 muhrip, 12 denizaltı, 1 uçak gemisi, 2 hasta hane gemisi, 86 nakliye gemisi, 222 çıkarma gemisi, 42 uçak ile Çanakkale boğazını geçmeye kalkıştı.Bu gemiler, Akdeniz’de o güne dek görülmüş en büyük deniz gücü yığınağı idi.

İngiliz Komutan, kendi istihbarat raporlarına güvenerek, bölgenin temiz olduğu rahatlığı içinde; aynı gece Hakkı Bey Komutasındaki Nusrat Mayın Gemisinin döşediği 26 mayından habersiz ve Türk Topçu bataryalarının kahramanca hazırlığını bilemeden keyifle gemilerinin hareketini izlemektedir.

Önce boğaz kıyılarındaki tabyalar, bombardımanla ezilecek ve akşama da İtilaf donanması Marmara’ya geçerek İstanbul’a doğru yol alacaktı.Saat 10. 30 da sabahın ilk pusu kalkarken, 10 savaş gemisi, iki sıra halinde boğaza girdi. Yarım mil geriden gelen ve İkinci grupta yer alan Fransız gemileri de ilerlediler.Boğazın iki yakasında mevzilenmiş top bataryalarımız, dövülmeye başlandı.

Toplarımız eski de olsa, menzili yetersiz de olsa, yeterli mermisi olmasa da, zırh delici mermisi de olmasa, topçularımız vatanı savunmanın bilincindeydiler…Bataryalarımız hazırlıklıydı…Askerler ve toplar, sığınaklara yerleştirildiğinden, fazla kayıp vermediler. Gemiler, Topçuarımızın atış menziline girince de şiddetli ateş altına alındılar.

Kahraman Seyit Onbaşı 276 okkalık top mermisini kundağa taşırken

Topçularımızın yoğun ve isabetli atışları ve Nusrat Mayın gemisinin Karanlık Liman’a döktüğü mayınların etkisi ile gemilerinin üçte birini kaybeden Müttefik donanması, saat 18 00’de; geriye çekilmeye başladı.Bu bir günlük çatışmada; Bouvet (BUVE), Ocean(OŞIN), İrresistibe, savaş gemileri ile iki muhrip, yedi mayın tarama gemisi batmış; Gaulois (Galova), İnflexible da dâhil olmak üzere yedi zırhlı görev yapamayacak duruma gelmişti…

Yenilmez armada yenilmişti…İnanmak kolay değildi.Sabah marşlarla boğaza giren ARMADA, büyük kayıplar vererek yenilgiyi kabul etmişti.Bu zafer, yüzlerce yıllık ezikliği, emperyalizmin yenilmezlik düşüncesini ve Balkan yenilgisinin, Sarıkamış felaketinin, Süveyş fiyaskosunun onur ve cesaret kırıcı etkisini de yok etmişti.Ordumuz; emperyalistleri, parayı, çeliği, makineyi, barutu, kader sanılan zavallılığı, aşağılık duygusunu, Avrupa önünde köle gibi durma alışkanlığını yenmişti.

Türk askeri sancaklarıyla Kanlısırt tepesinde

Çanakkale geçilemezdi…
Bakınız, Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy, Çanakkale Muharebelerini nasıl anlatıyor:

Şu Boğaz Harbi Nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,
Ne hayâsızca tahaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiği vahşetle “bu: bir Avrupalı”

İngiliz ve Fransızlar, 18 Mart 1915’teki deniz bozgunundan sonra, Boğazın yalnızca, deniz gücüyle geçilemeyeceğini anlamışlardı.Bu nedenle amfibik harekâtının planlamasına giriştiler.25 Nisan 1915’te başlattıkları kara harekâtında da başarısız oldular…

18 Mart 1915’te Çanakkale Boğazını zorlayarak geçmek isteyen Dünyanın en büyük Donanmasına, deniz mezar oluş, zamanın en büyük ordularının BOĞAZI, Karadan geçme çabaları da Conk Bayırı ve Anafartalar Muharebeleri ile Gelibolu sırtlarında Türk Birliklerince durdurulmuştur.Kara Muharebelerinde de yenilgiye uğratılan İtilaf Devletleri bölgeyi terk etmiş, ancak galibiyetle sonuçlandırdıkları Genel Savaş’ın sonrasında; bu yenilginin acısını iliklerine dek duymanın intikamını almak üzere Mondros Ateşkes Antlaşmasını imzalatmışlardır,Bu Ateşkese dayanılarak; zaman yitirmeden, Boğazlar, İstanbul ve ülkenin birçok yeri işgal edilmiştir.

TARİHİ BİLMEK, DERS ÇIKARMAK, GELECEK İÇİN PLANLAR YAPMAK,
GELİŞMİŞ TOPLUMLAR İÇİN VAZGEÇİLMEZ OLGULARDANDIR.

Çanakkale Muharebeleri; bilmeliyiz ki; Trablus Garp Savaşları, Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı ile süren Osmanlı İmparatorluğunun ölüm kalım mücadelesinin son halkasını oluşturmaktadır.Çanakkale Kara Muharebeleri; Türklüğün kaderini çizecek bir LİDERİN doğumuna da yol açacak ve bu Liderin de Halkını tanımasını, halkının içinde taşıdığı cevheri bulmasını sağlayacaktır.

Bu lider, bitmiş tükenmiş sanılan Türk Ulusunun, o yorgun haliyle bile neleri yapabileceğini gösterecek ve gerçekleştirilen bir Kurtuluş Savaşı ile Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkıntıları üzerinde yeniden yükselebileceğini ortaya koyacaktır.

Yarbay Mustafa Kemal subay arkadaşlarıyla Çanakkale cephede

Bu lider, Yarbay olarak Cephede bulunan Mustafa KEMAL’DİR. Çanakkale Kara Muharebeleri, bugünkü konumuz dışında olduğu için ayrıntıya girmiyorum…Çanakkale Kara Muharebelerinin anlatımı için de Sayın Başkan Ulvi Bey, sanırım bir konferans düzenleyecektir…

CANAKKALE MUHAREBELERİNİN SİYASAL SONUÇLARI:

1. Çanakkale Muharebelerinin sürdüğü dönemde İtilaf Devletleri tarafından Osmanlı Devletinin paylaşılması kapsamında İtalya’ya bazı topraklar vaat edilerek bu ülkenin Avusturya-Macaristan İmparatorluğuna savaş açması sağlanmıştır.

2. İtilaf Devletlerinin Çanakkale’deki başarısızlığı, Bulgaristan’ı İttifak Devletleri safında yer almaya itmiş, böylece Almanya ile Osmanlı Devleti arasında bir köprü kurulmuştur. Bu durum Genel Savaşın ez iki yıl daha uzamasına yol açmıştır.

3. İtilaf Devletlerinin, Rusya’ya yardım ulaştıramamaları, Rusya’da mevcut krizi aşılamayacak boyutlara taşımış ve iç huzursuzluk artarak, Bolşevik İhtilalının çıkmasına yol açmıştır.

4. İtilaf Devletlerinin yenilmezliği düşüncesi yıkılmıştır.Sömürgelerde bağımsızlık hareketlerine zemin hazırlanmış, Sömürgelerde direnişler başlamıştır.

5. İngiltere ve Fransa’da savaş karşıtı kamuoyu oluşmuş. İngiltere’de Liberal Hükümet yıkılmıştır.

ÇANAKKALE MUHAREBELERİNİN ASKERİ SONUCLARI:

Sekiz ay on dört gün süren Çanakkale Muharebelerinde, gerek taraflarının kullandığı asker mevcudu, gerekse silah ve çeşitli savaş araçları miktarı, değişik kaynaklarda farklılık göstermektedir. Aşağıda gösterilen sayılar ortalama değerleri taşımaktadır.

Çanakkale Cephesinde her İki tarafın savaşan asker sayısı toplamı bir milyona ulaşmıştır. İngilizler 410 bin, Fransızlar 79 bin olmak üzere yarım milyona yakın asker göndermişlerdir.Türk tarafının mevcudu da bu sayıya yakındır.

Müttefiklerin muharebe kayıpları: İngiltere: 205.000, Fransa: 47.000, olmak üzere; Toplam: 252.000 dir.Türk birliklerinin kayıpları: 55.000 şehit, 100.177 Yaralı, 10.000 kayıp, 21.489 Hastalıktan ölen, olmak üzere, Toplam kayıp:251.359 dur.

Bu zaferle;
-Osmanlı Devleti “Hasta Adam” imajını silmiş.
-Türk Ordusu, Balkan Savaş’ı yenilgisinin ezikliğini üzerinden atmıştır.
Eğer Çanakkale geçilseydi:
-Osmanlı Devleti daha savaşın başında çökerdi.
-Anadolu çok daha önce işgal edilerek parçalanır, Türklerin durumu, Sevr’de ön görülenden daha kötü olurdu.

Çanakkale Muharebelerinin en önemli sonuçlarından birisi de kuşkusuz, Mustafa Kemal gibi çağımızın en büyük Askeri ve Siyasi dehasını ortaya çıkarmış olmasıdır.

Dostlarım;
İzninizle bazı saptamalarımı paylaşmak istiyorum…Birinci Dünya Savaşından; Osmanlının yenilgi ile çıktığını biliyoruz…Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı’nın sona ermesi ile Bağımsızlığını, Refahını, Ülkesini, Ülkülerini yitirmiş, korkunç bir gelecekle baş başa kalmıştı.Nüfusunun ve topraklarının yarıdan fazlasını sınırları dışında bırakmıştı…

Türkler öz vatanlarında vatansız kalmıştı.Mondros Mütarekesi ile sınırları çizilen vatan parçası da işgale başlanmıştı…Savaşı, Almanlar kazansa, başımıza nelerin geleceğini tahmin etmek de güç değil…Benim sorum şu: Çanakkale geçilseydi halimiz nice olurdu?

Ya da Rusya’da İhtilal olmasaydı, başımıza daha neler gelirdi?
Biliyorsunuz, Sarıkamış bozgunundan sonra, Doğu Anadolu Bölgesi ve Doğu Karadeniz bölgesi tümüyle Rusların ve Ermenilerin insafına terk edilmişti…

Ruslar, kısa sürede, Erzurum, Erzincan, Gümüşhane, Bayburt, Rize ve Trabzon dâhil Giresun Harşit çayına kadar olan bölgeyi, işgal etmişlerdi…1917 Ekim DEVRİM’İ olunca da; yeni Sovyet Yönetimi, Tüm işgal bölgelerinden koşulsuz çekildiği gibi,  Trakya Bölgesindeki Midye -ENEZ hattı ile Sakarya Irmağı arasındaki bölgede, Çanakkale ve İstanbul dâhil, kendisine vaat edilen tüm haklarından da SICAK DENİZLERE inme hayalinden de vazgeçmiştir…

Emperyalistlere karşı yürüttüğümüz, Milli Mücadelemiz sırasındaki, Sovyet yardım ve desteklerini vurgulamaya gerek yok…Ayrıca diyebiliriz ki;

Milli Mücadelelimizi yürütecek Komutanların, Mustafa Kemal Paşa dâhil, nerede ise tümü, Çanakkale Muharebelerinde temayüz etmişlerdir…Ve yine iddia edebiliriz ki; Milli Mücadelenin tohumları Çanakkale de atılmıştır…

Aziz Şehitlerimiz!
Gözlerimiz yaşla, kalbimiz sevgi ve saygı ile dolu olarak aziz hatıranızı anıyoruz.Sizler, kara toprakta değil Türk Milletinin gönlünde yatmaktasınız…Kanlarınızın bedeli bu aziz vatan, ebediyen Türk vatanı olarak nesillerden nesillere devredilecektir.
Ruhlarınız şad olsun!

Ahmet AVCI
17 MART 2016

KAYNAKLAR:
1.    Türkiye Cumhuriyeti Tarihi: Prof. Dr. Ergün AYBARS
2.    Türk DEVRİMİ: Suna KİLİ
3.    Türk DEVRİM TARİHİ: Prof. Dr. Ahmet MUMCU
4.    DİRİLİŞ: TURGUT ÖZAKMAN

Posted in ATATURK, Tarih | Leave a comment

ENSAR VAKFI – KAİMDER – VAKIFTA 45 ÇOCUĞA CİNSEL İSTİSMAR * Ensar Vakfı’nın açtığı KAİMDER, ‘tanımıyoruz’ dediği istismarcıyı sahneye çıkartmış

cumhuriyet.com.tr
19 Mart 2016 Cumartesi

Bağlantılı yazılar

Ensar Vakfı’nın açtığı KAİMDER,
‘tanımıyoruz’ dediği istismarcıyı sahneye çıkartmış

Karaman’da Ensar Vakfı’nın açılışını yaptığı KAİMDER yurdunda kalan 45 öğrencinin cinsel istismara uğramasının ardından açıklama yapan KAİMDER, çocuk istismarcısı öğretmenin kendileriyle bir ilgisi bulunmadığını iddia etmişti.

Ensar Vakfı ve Karaman Anadolu İmam Hatip ve İmam Hatip Lisesi Mezunları ve Mensupları Derneği’ne (KAİMDER) yakın kişilerin kiraladığı evlerdeki 45 öğrencinin rehber öğretmeni Muharrem B. tarafından cinsel istismara uğramasının ardından açıklama yapan KAİMDER, Muharrem B’yle bir ilgilerinin olmadığını iddia etmişti. Ancak ortaya çıkan bir fotoğraf, dernek ve öğretmen arasındaki yakın ilişkiyi çok net şekilde ortaya koydu.

Gazeteport’ta yer alan habere göre, KAİMDER’in açıklamalarının ardından vakfın ilgisi olmadığını iddia ettiği öğretmen Muharrem B.’nin bir etkilinlikte öğrencilerle birlikte sahnede yer aldığı görüldü.

KAİMDER’in olay ortaya çıktıktan sonraki açıklaması şöyle;

” Olayın Faili ile Hiçbir İlgimiz Yok”

“Öncelikle bilinmelidir ki olayın faili olarak zikredilen kişinin derneğimizle ve İmam Hatip camiasıyla üyelik dahil hiçbir irtibatı bulunmamaktadır.Olayın basında ve sosyal medyada yer bulmasıyla suç isnat edilen kişi üzerinden ve birtakım gerçek dışı ifadelerle konunun milli ve manevi değerleri önemseyen kurumları karalama kampanyasına dönüştürüldüğüne tanık oluyoruz. Derneğimiz suçun bir parçasıymış gibi gösterilmek suretiyle, dernek faaliyetlerinin önüne set çekilmek istenilmekte, iftiraya maruz bırakılmaktadır. Tekrar belirtiyoruz ki ismi geçen şahsın derneğimizle fiili veya hukuki hiçbir bağı yoktur. Mahkemesi devam eden ve olayda adı geçen şahsın suçunun sübutu halinde idam dahil en ağır ceza ile cezalandırılması talebimiz, temennimiz ve duamızdır. Son olarak söz konusu şahıs ve olayla, derneğimizi ilişkilendirmeye çalışan kişi ve kurumlarla ilgili de suç duyurusunda bulunduğumuzu, olayın takipçisi olacağımızı kamuoyuna ilan ederiz.’’

[Haber görseli]

Şimdi 24 Mart 2014 tarihine gidelim. Karaman yerel haber sitesinde bir haber. Haber’de deniliyor ki;

“Kısa adı KAİMDER olan Karaman İmam Hatip Mezunları ve Mensupları Derneğinin Piri Reis Kültür Merkezinde düzenlediği ‘Bensiz Olmaz Çanakkale Gösterisi’ katılım ve ilgi yüksek oldu.

KAİMDER’in yurdunda kalan Karaman İmam Hatip Ortaokulu 6.sınıf öğrencilerin faaliyetlerini içeren slayt gösterimine geçildi. Ardından öğrenciler tarafından düzenlenen programa geçildi. Gerek öğrencilerin okudukları şiirler, oynadıkları piyesler, gerekse öğrencilerin geceye uygun kıyafetleri ve araç gereçleri göz doldurdu.

Gece sonunda öğrencilerin rehber Öğretmenleri Muharrem B. ve öğrenciler bolca alkış aldı.”

[Haber görseli]

Haberde en dikkat çekici olan bölüm ” KAİMDER yurdunda kalan” cümlesi ve halen tutuklu olan zanlı Muharrem B.’nin(Muammer B) sahnede olması.

Bu haber Kaimder’in bütün açıklamalarını çürütüyor.

KAİMDER ve ENSAR Vakfı’nın Nasıl Bir Bağı Var

Karaman’da Kaimder ve Ensar Vakfı kardeş yapılanma. Çocukların istismara uğradığı ev/yurt Ensar ve Kaimder’e bağlı.

[Haber görseli]

Bir çok etkinlik birlikte yapılıyor, organize ediliyor.

Milli Eğitim Müdürlüğü’nün organizasyonlarında da bu iki kurum birlikte yer alıyor.

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/501067/Ensar_Vakfi_nin_actigi_KAiMDER___tanimiyoruz__dedigi_istismarciyi_sahneye_cikartmis.html

Posted in YOBAZLIK - GERİCİLİK, YOZLAŞMA - AHLAKSIZLIK | Leave a comment

Yandaşın durum vaziyeti

Posted in KARİKATÜR, YANDAŞ - ÇIKARCI - YAĞCILAR, YOZLAŞMA - AHLAKSIZLIK | Leave a comment

DURUM VAZİYETİ 20.03.2016 Cumhuriyet * İstiklal’de TERÖR * Türkiye enkaz altında

Posted in Gundem, Haber, MEDYA | Leave a comment

DURUM VAZİYETİ 20.03.2016 Birgün * İstiklal’de TERÖR

Posted in Gundem, Haber, MEDYA | Leave a comment

İstiklal bombacısının kimliği kesinleşti

cumhuriyet.com.tr
20 Mart 2016 Pazar

İstiklal bombacısının kimliği kesinleşti

İstiklal Caddesi’ndeki terör saldırısını gerçekleştiren canlı bombanın IŞİD üyesi Mehmet Öztürk olduğu DNA testiyle kesinleşti. Canlı bomba Mehmet Öztürk’ün babası ve kardeşi Gaziantep’te polis tarafından gözaltına alındı.

Canlı bombanın patladığı olay yerinde elde ettiği deliller üzerinden Mehmet Öztürk’ün ismine ulaşan polis, eldeki fotoğraflar ve görüntüleri bombacının Gaziantep’teki ailesine gösterdi. Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin gösterdiği fotoğrafları ailesi de teyit etti. Babasından DNA eşleştirmesi için kan, kıl ve tükürük örnekleri alınarak kriminal incelemeye gönderildi. Yapılan incelemenin ardından canlı bombanın Mehmet Öztürk olduğu kesinleşti.

DNA eşleştirmesi sonucu dünkü Taksim saldırısının faili olduğu belirtilen canlı bomba Mehmet Öztürk’ün babası ve kardeşi Gaziantep’te gözaltına alındı.

IŞİD ÜYESİ

Bombacı Mehmet Öztürk’ün poliste daha önce herhangi bir suçtan kaydı olmadığı ancak ailesinde IŞİD’e yakın isimler olduğu ve poliste kayıtları olduğu belirlendi. İçişleri Bakanı Efkan Ala, yaptığı açıklamada bombacının IŞİD üyesi olduğunu bildirdi.

Öztürk’ün saldırıyı IŞİD için yaptığı kesinleşti.

İKİ İSİM ARAŞTIRILIYORDU

Polis ve istihbarat kaynakları, teröristle ilgili iki isim üzerinde yoğunlaşmıştı. Birincisi, Türkiye’de aranan 4 IŞİD’liden biri olan Savaş Yıldız’dı. İkincisi ise ‘bölgedeki kameralarda görüldüğü’ söylenen 24 yaşındaki Mehmet Öztürk’tü.

TAKSİM’DE CEP SİNYALİ VERMİŞ

Saldırı sırasında cep telefonu sinyali bölgede tespit edilen Mehmet Öztürk’ün Gaziantep’teki evinde arama yapıldı. Olay yerindeki canlı bombanın cesedinden alınan görüntülerle Öztürk’ün fotoğrafı karşılaştırıldı. İstihbaratta IŞİD’ci olarak kaydı bulunan Mehmet Öztürk’ün polis tarafından “Terör nitelikli kayıp şahıs” olarak arandığı ortaya çıktı. Daha önce suç dosyası bulunmayan Mehmet Öztürk ile ilgili ailesinin polise kayıp başvurusu yaptığı öğrenildi.

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/501257/istiklal_bombacisinin_kimligi_kesinlesti.html

Posted in ORTADOĞU ÜLKELERİ, RADİKAL İSLAM, TERÖR | Leave a comment

Yabancı basın AWD News * BİLAL ERDOĞAN İÇİN ÖNEMLİ İDDİA * Aykut Erdoğdu o iddiayı gündeme getirdi: Bilal sahte Suudi pasaportuyla İtalya’da gözaltından kaçtı* Rome’s Police spokesman: Saudi embassy helped Erdoğan’s son to escape the police custody; using a forged Saudi passport and disguised as an Arab diplomat


cumhuriyet.com.tr
18 Mart 2016 Cuma

Bağlantılı yazılar

Rome’s Police spokesman: Saudi embassy helped Erdoğan’s son to escape the police custody; using a forged Saudi passport and disguised as an Arab diplomat

Aykut Erdoğdu o iddiayı gündeme getirdi:
Bilal sahte Suudi pasaportuyla gözaltından kaçtı

CHP İstanbul Milletvekili Erdoğdu, birkaç gün önce gündeme düşen ‘Bilal Erdoğan Suudi Arabistan pasaportuyla bir Arap diplomatı olduğunu söyleyerek gözaltından kaçtı’ iddiasını gündeme getirerek Cumhurbaşkanlığı’na çağrıda bulundu.

AWDNews.com internet sitesinin İtalya’nın devlet televizyonu Rai News 24’e dayandırdığı haberde, İtalyan polisi sözcüsü Domenico Grimaldi, Suudi Arabistan elçiliği yetkililerini Roma’da kara para aklama suçlamasıyla gözaltına alınan Bilal Erdoğan’ın bir otele götürüldüğünü ve geleneksel Arap kıyafetleriyle Suudi bir diplomat gibi kendisini gizleyerek otelden çıkarken görüntülerinin olduğu söyleniyor. Erdoğan’ın Leonardo da Vinci Havaalanı’ndaki polis kontrolünden de sahte bir Suudi diplomatik pasaportuyla geçtiği iddia edilmişti.

Bilal Erdoğan hakkındaki bu iddialar üzerine sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu Cumhurbaşkanlığı’na çağrıda bulunarak, ‘Doğruysa teyit etsin değilse yalanlasın’ dedi.

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/500564/Aykut_Erdogdu_o_iddiayi_gundeme_getirdi__Bilal_sahte_Suudi_pasaportuyla_gozaltindan_kacti.html

Lt. Colonel Domenico Grimaldi

Rome’s Police spokesman: Saudi embassy helped Erdoğan’s son to escape the police custody; using a forged Saudi passport and disguised as an Arab diplomat  

 Top News          07 March 2016

According to Rai News 24, Italian police spokesman Lt. Colonel Domenico Grimaldi accused the Saudi legation in Rome of facilitating the escape of Bilal Erdoğan who was detained for money laundering allegations. Bilal Erdoğan’s short detention in Rome and later escape are the latest in a series of scandals hitting President Erdoğan’s family.

“Mafia activities continue to plague our judicial system and the Polizia di Stato is blamed for this humiliating security lapse in Rome airport. We also found that a notorious mafia gang active in Calabria and Sicily was hired by members in the Saudi embassy and they managed to release Mr.  Erdoğan from Regina Coeli Prison,” police spokesman Lt. Colonel Grimaldi told AFP.

They moved Bilal Erdoğan to Excelsior Hotel, added Lt. Colonel Grimaldi, and Erdoğan was caught on cameras leaving the Hotel, donned traditional Arab dress and adroitly disguised as a Saudi diplomat; Bilal passed the security check holding a fake Saudi diplomatic passport and we believe, he couldn’t have escaped without the connivance of a number of police officers in Leonardo da Vinci Airport.

Saudi and Turkish regimes try to expand their intelligence cooperation and harmonize efforts to overthrow the Syrian President Bashar al-Assad.

http://awdnews.com/top-news/rome%E2%80%99s-police-spokesman-saudi-embassy-helped-erdo%C4%9Fan%E2%80%99s-son-to-escape-the-police-custody-using-a-forged-saudi-passport-and-disguised-as-an-arab-diplomat 

Posted in YABANCI BASIN, YOLSUZLUKLAR, YOZLAŞMA - AHLAKSIZLIK | Leave a comment

TERÖR İSTİKLAL CADDESİNDE – TAKSİM SURİYE’Mİ OLACAK ? Patlamada yaşamlarını kaybedenlere rahmet ,yaralananlara şifa dilerim * İstiklal Caddesi’nde saldırı: 1′i canlı bomba 5 ölü, 7′si ağır 36 yaralı

cumhuriyet.com.tr
19 Mart 2016 Cumartesi

Bağlantılı yazılar

İstiklal Caddesi’nde saldırı:
1′i canlı bomba 5 ölü, 7′si ağır 36 yaralı

Beyoğlu İstiklal Caddesi’nde kaymakamlık binası yakınlarında canlı bomba saldırısı sonucu, biri canlı bomba 5 kişi yaşamını yitirdi. Saldırıda, 7′si ağır 36 kişi yaralandı. Yaralılardan 2′si çocuk. İstiklal Caddesi’ndeki canlı bomba saldırısında 3′ü İsrailli 1′i İranlı 4 kişinin yaşamını yitirdiği öğrenildi. Saldırıda hayatını kaybedenlerin kimliği belli oldu.

İstanbul  İstiklal Caddesi’ndesabah 10.58’de şiddetli bir patlama meydana geldi.Taksim İstiklal Caddesi’ndeki Beyoğlu Kaymakamlığı önünde meydana gelen patlamada canlı bomba ile birlikte 5 kişi yaşamını yitirdi, 12′si yabancı uyruklu 36 kişi yaralandı. Hayatını kaybeden üçü İsrailli biri İranlı olan kişilerin kimlikleri belli oldu.

YAŞAMINI YİTİRENLERİN KİMLİKLERİ BELLİ OLDU

İstiklal Caddesi’ndeki canlı bomba saldırısında hayatını kaybedenlerin isimleri belli oldu. Saldırıda İsrail vatandaşları, Simha Simon Demri, Yonathan Suher, Avraham Godman; İran vatandaşı Ali Rıza Khalman hayatını kaybetti.

VALİ AÇIKLAMA YAPTI BAŞSAVCI OLAY YERİNE GELDİ

İstanbul Valisi Vasip Şahin, patlamadan bir süre sonra yaptığı açıklamada kaymakamlık önünde canlı bomba saldırısı meydana geldiğini belirterek, olayda 1′i canlı bomba 5 kişinin yaşamını yitirdiğini açıkladı. Bu arada İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Hadi Salihoğlu  olay yerine gelerek incelemelerde bulundu.

Yetkililer patlamanın yaşandığı yerde parçalanmış cesedi bulunan bir kişinin canlı bomba olabileceği belirtirken  7′si ağır 36 kişinin yaralandığı, yaralılardan 12′sinin yabancı uyruklu olduğu açıklandı. 4 ağır yaralı  ise bölge de bulunan eğitim ve araştırma hastanelerinde ameliyata alındı.

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu ise İstiklal Caddesi’ndeki patlama sonrası yaptığı açıklamada yaralı ve ölü sayısı hakkında bilgi verdi. Mehmet Müezzinoğlu 7′si ağır 36 kişinin yaralandığını, yaralılardan 12′sinin yabancı olduğunu açıkladı. Bakan müezzinoğlu 4 ağır yaralının ameliyata alındığını, ölenlerden 4′ü olay yerinde, İsrail vatandaşı olan bir kadın ise hastanede hayatını kaybettiğini belirtti.

İSTİKLAL CADDESİ KAPATILDI

Patlamanın ardından İstiklal Caddesi tamamen kapatılarak boşaltıldı. İkinci bir patlama ihtimaline karşı önlem alan güvenlik güçleri, ara sokaklarda şüpheli aramaya başladı. Patlamanın ardından cadde üzerinde polis helikopteri uçtuğu görüldü.

İSTİKLAL CADDESİ YAYAYA AÇILDI

Yaya ve araç trafiğine kapatılan caddede saat 18.30 sıralarında bariyerler kaldırıldı. Cadde yaya trafiğine açıldı.

[Haber görseli]

YARALILARIN 12′Sİ TURİST

Patlamanın ardından olay yerine çok sayıda ambulans sevk edildi. Yaralılar ambulanslarla, Şişli Etfal, Samatya ve Çapa Tıp Fakültesi hastanelerine sevk edildi. Sağlık Bakanlığı verilerine göre saldırıda, 6 İsrail, 2 İrlanda, 1 İzlanda, 1 Almanya, 1 Dubai, 1 İran vatandaşı yaralandı.

Herkes patlama olacağını biliyordu, önlenemedi

İstiklal Caddesi’nde canlı bomba saldırısı: 5 ölü, 7′si ağır 36 yaralı var… Patlamanın ardından sosyal medya ‘herkes patlama olacağını biliyordu’ isyanıyla güvenlik zaafiyetini konuşuyor..

İstiklal Caddesi’nde Galatasaray Meydanı’na yakın bir yerde canlı bomba saldırısı meydana geldi. İlk bilgilere göre 5 ölü, 3 ağır yaralı var. Patlamanın ardından sosyal medya ‘herkes patlama olacağını biliyordu’ isyanıyla güvenlik zaafiyetini konuşuyor…

ABD Büyükelçiliği, Nevruz öncesi 4 şehirle ilgili vatandaşlarını uyardı. Ankara’daki Almanya Büyükelçiliği, İstanbul’daki Almanya Başkonsolosluğu ile Özel Alman Lisesi güvenlik gerekçesiyle 2 gündür kapalı.

Türkiye’deki birçok ilçe için dün uyarı yapan ABD, İstanbul, Ankara, İzmir ve Adana şehirlerindeki irtibat bilgilerini de mesajına ekledi.Almanya’nın Ankara Büyükelçiliği de 3 gün önce yayınladığı bir duyuruyla yurttaşlarını uyararak “Acilen evlerinize dönüp gelişmeleri buradan takip ediniz” demişti.

Duyuruda, özellikle alışveriş merkezlerinin yeni terör saldırılarına hedef olabileceği yönünde somut uyarılar sözkonusu olduğu vurgulanmıştı.Patlamadan bir saat sonra Ankara’daki 3 patlamanın da ardından yapıldığı gibi yayın yasağı getirildi.

Davutoğlu ‘Normal’ demişti

Başbakan Ahmet Davutoğlu uyarılarla ilgili ‘normal’ açıklaması yaparken; İstanbul Valiliği ‘gayri ciddi haber ve söylentileri dikkate almayın’ açıklaması yapmıştı.

İşte o açıklama;

“Bazı basın yayın organları ile internet sitelerinde ve özellikle sosyal medyada, ülkemizde son zamanlarda maruz kalınan terör olayları sebebiyle kamuoyumuzda oluşan hassasiyeti kullanarak halkımızı tedirginlik ve endişeye sevk edebilecek şekilde haber veya mesajların yayılmaya çalışıldığı görülmektedir. Bu tür haber veya mesajların, terör örgütlerine müzahir kişilerce ülkemizin huzur ve güvenliğini bozmak amacıyla ve kasıtlı olarak yayılmaya çalışıldığı kamuoyumuzun malumudur. Ayrıca sosyal medyada iyi niyetli vatandaşlarımızın farkında olmadan bu tür art niyetli haberlerin yaygınlaşmasına alet oldukları anlaşılmaktadır. Bu çerçevede ülkemizde bulunan bazı yabancı ülke temsilciliklerinin de ‘teyide muhtaç duyumlarına’ dayalı olarak ve yetkili kurumlarla irtibata geçmeden tedbirler geliştirmeye çalıştığı ve kamuoyumuzu olumsuz etkileyebilecek tasarruflarda bulunduğu görülmektedir. Devletimiz, binlerce yıllık devlet tecrübesine dayalı olarak bütün kurumlarıyla her türlü olumsuzluğun üstesinden gelecek güç ve kararlılığa sahiptir. Halkımızın sadece yetkili mercilerin yapacağı resmi açıklamalara itibar etmesini, kaynağı ve amacı kuşkulu sansasyonel ve gayri ciddi haber ve söylentileri dikkate almamalarını kamuoyuna saygı ile duyururuz”

Ankara Kızılay’da Pazar günü Kürdistan Özgürlük Şahinleri (TAK) örgütü’nün üstlendiği terör saldırısında 37 kişi hayatını kaybetmişti.

İstiklal Caddesi’nde patlama: 5 ölü, 36 yaralı var-FOTOĞRAFLAR

İstiklal’deki patlama sonrası dehşet görüntüleri – VİDEO

ABD elçiliğinden yeni uyarı… Bu sefer tarih ve şehir verdiler

Canlı bombanın kimliğiyle ilgili çarpıcı iddia

İstiklal Caddesi’ndeki canlı bombanın Gaziantep nüfusuna kayıtlı M.Ö. olduğu iddia edildi.İstiklal Caddesi’nde patlayan canlı bombanın kimliğiyle ilgili çarpıcı bir iddiaya ulaşıldı.

Habertürk’te yer alan haberde, iddiaya göre İstiklal Caddesi’nde patlayan canlı bomba Gaziantep nüfusuna kayıtlı M.Ö.

AİLESİ GAZİANTEP’TE YAŞIYOR

Canlı bombanın patladığı olay yerinde elde ettiği deliller üzerinden M.Ö’nün ismine ulaşan polis, eldeki fotoğraflar ve görüntüleri M.Ö’nün Gaziantep’teki ailesine gösterdi. Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin gösterdiği fotoğrafları ailesi de teyit etti.

HANGİ ÖRGÜT ADINA YAPTIĞI HENÜZ MEÇHUL

Bombacı M.Ö’nün poliste daha önce herhangi bir suçtan kaydı olmadığı ancak ailesinde IŞİD’e yakın isimler olduğu ve poliste kayıtları olduğu belirlendi.

Ancak M.Ö’nün poliste bir suç kaydı olmadığı için saldırıyı hangi örgüt adına yaptığı henüz tespit edilemedi.

AKP’li kadın yöneticinin ‘Keşke hepsi ölseydi’
sözleri hakkında karar verildi

AKP Eyüp Kadın Kolları Tanıtım ve Medya Birim Başkanı İrem Aktaş, İstiklal Caddesi’ndeki canlı bomba patlamasında hayatını kaybeden İsrail vatandaşları için, Twitter’dan “Keşke yaralanmayıp hepsi ölseydi” yazdı. Paylaşım sonrası Aktaş’ın partiden ihraç edileceği kararı açıklandı

AKP Eyüp İlçe Kadın Kolları Başkanı Hatice Yücel, “Keşke İsrail vatandaşları ölseydi” diyen AKP Eyüp Kadın Kolları Tanıtım ve Medya Birim Başkanı İrem Aktaş’ı ihraç edeceklerini açıkladı. AKP’li Hatice Yücel, söz konusu tweetin AKP’nin görüşlerini yansıtmadığını, paylaşımı yapan ilçe kadın kolları üyesi için ihraç sürecinin başlatıldığını bildirdi.

Hatice Yücel, sosyal paylaşım sitesi Twitter’dan yaptığı açıklamada, “AK Partili bir teşkilat üyemizin sosyal medyaya yansıyan açıklaması AK Parti’nin görüşünü kesinlikle yansıtmamaktadır. Teşkilatımızda kendisi ile ilgili gerekli işlemler yapılmış ve ihraç süreci başlatılmıştır. Masum insanları hedef alan terör saldırısını kınar, hayatını kaybedenlere taziyelerimizi sunar, yaralılarımıza acil şifalar dileriz” ifadelerini kullandı.

AKP Eyüp Kadın Kolları Tanıtım ve Medya Birim Başkanı olduğunu belirten İrem Aktaş isimli kadın, twitter’dan “Beter olsun İsrail vatandaşları keşke yaralanmayıp hepsi ölseydi” ifadelerini kullanmıştı. AKP’li kadının paylaşımı İsrail’in önde gelen yayınlarından Jerusalem Post’ta da haber olmuştu.

TEPKİLER ÜZERİNE TWEETİ SİLDİ

Aktaş ise aldığı tepkilerin üzerine yayınladığı bu mesajı sildi ve Twitter’daki profilini korumalı hale getirdi

Posted in TERÖR | Leave a comment

NELER ETTİNİZ BU GÜZEL ÜLKEYE ? * Kurtuluş Savaşıymış!..* Bu ülke tam 4 yıl çözüm süreci masallarıyla oyalandı ve demokrasi adı altında terör örgütüne büyük tavizler verildi…Bu tavizler sonucu olarak, Güneydoğu’da illerin, ilçelerin silah ve patlayıcı deposu haline getirilmesine sebep olanlardan hesap sorulmayacak mı?..

Sözcü
Mehmet Türker
Mart 19, 2016

Kurtuluş Savaşıymış!..

Bu noktaya durup dururken, hayatın olağan akışıyla (!) gelmedik…
Türkiye bugün büyük bir terör korkusu yaşıyorsa…İnsanlar kalabalık yerlerden kaçıyorsa…Almanya’nın Ankara Büyükelçiliği ve İstanbul Başkonsolosluğu ile Alman Lisesi terör saldırıları ihtimali üzerine kapılarına kilit vuruyorsa…ABD, okyanus ötesinden Türkiye’deki vatandaşlarını İstanbul, Ankara, İzmir, Diyarbakır için uyarıyorsa…
Türkiye Afganistan’a dönmüş demektir!.

Peki biz bu duruma nasıl geldik?..
İktidarın aymazlığı, basiretsizliği, öngörüsüzlüğü ve oy kaygısıyla PKK’ya verdiği tavizlerden!..Devlete ortak ettikleri, ne istedilerse verdikleri bir yapıya araları bozulunca “Paralel yapı” dediler ve temizlemek için yapılan mücadeleyi “İstiklal Savaşı’na” benzettiler…

Şimdi de büyük tavizlerle bugüne getirdikleri PKK ile mücadeleyi küçük bir kelime değişikliğiyle “Kurtuluş Savaşı’na” benzetiyorlar…Eğer bu Kurtuluş Savaşı ise, ülke terör örgütü veya terör örgütleri tarafından işgal altında demektir…Peki Türkiye işgal altına girerken ülkeyi kim yönetiyordu?..AKP iktidarı!..

Tam 14 yıl AKP tek başına iktidardaysa…Ve Türkiye bugün Kurtuluş Savaşı vermek zorunda kalıyorsa…“Ya benden yanasın, ya terörden yanasın” lafı geçerli olamaz… Terörden yana da değilim; senden yana da değilim…Senden yana değilim, çünkü bugünkü halimizden ülkeyi yöneten olarak sorumlu sensin!..

Bu ülke tam 4 yıl çözüm süreci masallarıyla oyalandı ve demokrasi adı altında terör örgütüne büyük tavizler verildi…Bu tavizler sonucu olarak, Güneydoğu’da illerin, ilçelerin silah ve patlayıcı deposu haline getirilmesine sebep olanlardan hesap sorulmayacak mı?..

Demokrasiymiş, reformmuş!..Cumhuriyete başkaldıran vatan haini Seyit Rıza’nın heykelini dikmek reform oldu…Cumhuriyete başkaldıran vatan haini Şeyh Sait’i kahramanlaştırmak demokrasi oldu…

Nereden çıktı Dersim?..
Öyle bir eyalet mi var?..
Nereden çıktı Amed?..
Futbol takımı bile var da,
öyle bir eyalet de mi var?..
Bunun gibi yüzlerce örnek…

Türk Hava Kuvvetleri Kandil’i bombalıyor…E daha 1.5 yıl öncesine kadar Kandil’e tarifeli seferler yapılıyordu…Bir yandan HDP’li vekiller, diğer yandan gazeteciler ve hatta devletin Anadolu Ajansı güle oynaya Kandil’e gidiyor, teröristlerle sarmaş dolaş oluyor, methiyeler yazıyorlardı…Bugün “Kurtuluş Savaşı” diyenler de böyle bir “iklim” yaratmaktan gurur duyuyorlardı…

E şimdi Kurtuluş Savaşıymış!..
Ülkenin dört bir köşesine akilleri sal…“Oldu, oluyor… Analar ağlamasın” derken, dönüp dolaşıp geldiğimiz yer Kurtuluş Savaşı!..Bakınız, İstanbul Valiliği saldırı ihtimali için “Teyit edilmemiş bilgi” derken, Almanya Dışişleri Bakanı oralardan “İstihbaratımız var” diye sesleniyor…Ankara’da metrolara binenler didik didik aranıyor…Türkiye artık terörle anılan bir ülke haline geldi…Bunların sebebi terörle, teröristle pazarlık masasına oturulmasıdır!..PKK’ya verilen tavizlerdir!..

Bugün eğer, dedikleri gibi Kurtuluş Savaşı veriliyorsa…
Hesap vermesi gerekenler, ülkemizin işgaline göz yumanlardır!..

Bu kafayla!..

Vizesiz Avrupa hayali kaç gün sürdü, 3 mü, 5 mi, işte o kadar…
Bu arkadaşlar AB’den müzakere tarihi aldıklarında da AB’ye girmiş numarasıyla gündüz vakti Ankara’da havai fişek patlatma görgüsüzlüğü yapmışlar, çoğu insan da yemişti…

Kayseri pazarlığı da öyle oldu, çoğu insan yedi, ama çökmesi uzun sürmedi…Kıbrıs Rum Kesimi ambargosunu koydu, Fransa, İtalya gibi ülkeler önce demokrasi istedi…Tam o sırada 3 akademisyen tutuklanıp İngiliz akademisyen de sınır dışı edilince Türkiye ayağına kurşun sıkmış oldu…Biz bu kafayla bu kapılarda daha çok bekleriz!..

Posted in MEHMET TÜRKER, Politika ve Gundem, TERÖR, YOLSUZLUKLAR, YOZLAŞMA - AHLAKSIZLIK | Leave a comment

PİŞMEDEN ÖNCE / PİŞTİKTEN SONRA * “Ölümler, terörle mücadelenin fıtratında var, olacak o kadar! Askerlik yan gelip yatma yeri değildir. Biiiz hepimiz askerlik yaptık, biliriz!” (Oğlum, sana kardeşin gibi sakat raporu alamadık, sen 15 gün Vali gözetiminde askerlik yapacaksın. İdare ediver artık. Akşamları Vali Konağındasın…)

Rifat Serdaroğlu
17 Mart 2016

PİŞMEDEN ÖNCE / PİŞTİKTEN SONRA

Bademler, iktidarlarının başında yani pişmeden önce neler söylüyorlardı, neler!

“Biiiz milletimize efendi olmaya değiiil, hizmetkâr olmaya geldiiik!” Caaaart…

“Analar ağlamayacak, çok güzel şeyler olacak, Öcalan’ı dinleyin!” Cuuuurt…

“Biiiiz 3 Y yi bitirmek için geldiiik! Yasaklar-Yolsuzluk-Yoksulluk!” Zaaaart…

“Ailemin tüm serveti bu yüzüktür! Tek Allah kuruşumuz yoktuuur!” Zuuuurt…

Ustalaştıktan yani piştikten sonra ise sözler de tavırlar da değişiverdi!

“ Biiiz bu 1250 odalı Beştepe Sarayını, sadece milletimiz için yaptık. Biiiz, kefenimiz sırtımızda gezeriz, malda mülkte gözümüz yoktur!” (Sıfırla oğlum, o kalan 30 Milyon Avro’yu da sıfırla…)

“Ölümler, terörle mücadelenin fıtratında var, olacak o kadar! Askerlik yan gelip yatma yeri değildir. Biiiz hepimiz askerlik yaptık, biliriz!” (Oğlum, sana kardeşin gibi sakat raporu alamadık, sen 15 gün Vali gözetiminde askerlik yapacaksın. İdare ediver artık. Akşamları Vali Konağındasın…)

“Toplantı yasak, sosyal medya yasak, eleştirmek yasak, gazetecilik yasak, hepsi yasak!”
“Ben ne yaptıysam, Başbakan istediği için yaptım. O istifa etsin!” (Erdoğan’ın Bakanı!)
“Biiiz herkese iş bulmak zorunda değiliz. Fakir çalmasını bilmediği için fakirdir!”

“Alma oğlum sakın alma. Ne demek 10 (Milyon Dolar) göndermiş? Herkes nasıl verecekse o da tamamını verecek. Sakın alma, nasılsa yakında kucağımıza düşer!” (Doğruluğu Adli Tıp Kurumu tarafından belirlenen ses kayıtlarından) Bilal, sen Gürcistan pasaportunla Tiflis’e git. Oradan Türkiye pasaportunla İtalya’ya geç. Orada başın derde girerse Suudi pasaportunla çık…

Gördünüz değil mi, Bademler ne kadar değişmişler…

Emekli Amiral Ekmel Tortakan dostum Bademlere çok uyan bir fıkra göndermiş. Onun gibi ben de özür dileyerek, fıkrayı naklediyorum;

Amerika’nın Türkiye Büyükelçisi, ülkesine dönünce dostları hemen çevresini sarmışlar. Başlamışlar Türkiye ile ilgili sorular sormaya;

Nasıl bir ülke? İnsanları nasıl? Teknolojik durumu nasıl? Kaç eşleri var? Kaba insanlar mı?
Büyükelçi tüm sorulara makul şekilde cevaplar vermiş ve Türklerin sanıldığı gibi olmadıklarını, iyi insanlar olduklarını anlatmaya çalışmış. Bu arada, kadınlardan biri, “En beğendiğiniz Türk Yemeği hangisi” diye sormuş?

Büyükelçi düşünmüş, taşınmış, kafasını kaşımış ama yemeğin ismini hatırlayamamış.
Eşine dönmüş; Jane, hani sevdiğim o yemek vardı, adı bir türlü aklıma gelmedi,
Pişmeden önce benimki gibi, piştikten sonra seninki gibi oluyordu, adı neydi?
Jane; Karnıyarık, hayatım karnıyarık, oh my god!

Karnıyarık deyince nedense aklıma Bademler geldi…

Sağlık ve başarı dileklerimle

Posted in Rifat SERDAROĞLU yazıları, YOLSUZLUKLAR, YOZLAŞMA - AHLAKSIZLIK | Leave a comment