KARANLIK CAHİLİYEYE GİDİŞİN AYAK SESLERİ * FETÖ ve tarikatlar Türkiye’yi böyle ele geçirmiş * “Eğitimde Tarikat Gerçeği: Bir Milyon Çocuk Tarikatların Elinde”

Odatv
14.02.2018

FETÖ ve tarikatlar
Türkiye’yi böyle ele geçirmiş

Prof. Dr. Esergül Balcı ve ekibinin 4 ay süren saha çalışması, Türkiye’de eğitim sorunlarının artık bir ulusal güvenlik meselesi haline geldiğini ortaya koydu…

Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esergül Balcı ve ekibinin 4 ay süren saha çalışması, Türkiye’de eğitim sorunlarının artık bir ulusal güvenlik meselesi haline geldiğini ortaya koydu.

Çalışma kapsamında MEB, TÜİK, eğitim sendikaları ve diğer devlet kurumlarının verileri incelendi. Ayrıca İstanbul, Ankara, İzmir, Van, Diyarbakır, Bursa, Sakarya, Düzce, Denizli, Adıyaman, Siirt, Şırnak, Mardin, G. Antep, Şanlıurfa ve Batman illerinde tek tek bireylerle yüz yüze görüşülerek nitel araştırma yoluyla saha çalışması yapıldı. Elde edilen bilgiler rapor haline getirildi.

“Eğitimde Tarikat Gerçeği: Bir Milyon Çocuk Tarikatların Elinde” adını taşıyan raporda, eğitim sistemindeki çarpıcı bilgiler yer aldı.

TARİKATLAR KANSER GİBİ SARDI

Rapora göre, Türkiye’de belli başlı 30 tarikat silsilesi ve bunların 400 kolu bulunuyor. Sadece İstanbul’da 445 tekke faaliyetlerini açıktan sürdürüyor. Çoğunluğu İstanbul, Siirt, Diyarbakır, Mardin, Adıyaman, Batman, Van, Hakkari, Şırnak, Ağrı, Muş, Bitlis, Gaziantep ve Şanlıurfa olmak üzere 800’ün üzerinde faal medrese bulunuyor. Üstelik büyük şehirlerde kaç apartman medresesinin faaliyette olduğu ise tam olarak bilinmiyor. Çoğunluğu kız çocuklarına yönelik açılan apartman medreselerinde 12-18 kişi kalıyor.

“Seyda” denilen eğitmenlerin çoğunluğunu, 1980-1994 yılları arasında İran’ın dini merkezi Kum’da ve Irak’ın Akre ve Erbil gibi tarikat merkezi şehirlerinde eğitim aldığı iddia edilen raporda, bu isimlerin Hizbullah örgütü mensupları ya da sempatizanlarından oluştuğuna vurgu yapılıyor.

Raporda, Kuzey Irak, İran ve Suriye’de medrese eğitimine giden öğrencilerle birlikte tespit edilebilen medrese eğitimi alan çocuk sayısı 10 binin üzerinde olduğu belirtiliyor.

MEB verilerine göre medreselerin yoğunlaştığı iller okulöncesi eğitimde Türkiye ortalamasının altında olduğu ileri sürüldü. Rapora göre bu durumun nedeni medreselere kaydolma yaşının, bazı bölgelerde 3’e kadar düşmesi olarak gösteriliyor.

Rapora göre, tarikat okullarındaki öğrenci sayısı 210 bin dolayında. 4 binin üzerindeki özel yurdun 2 bin 480’i bir tarikatla bağlantılı. Tarikatlara bağlı yurtların kapasitesi 380 bin olduğu ileri sürülüyor. Bu yurtlarda kalan öğrenci sayısı 225 bini buluyor. Kayıt dışı kalanların sayısı ise tam olarak tespit edilemiyor. Her yurt okulların kapalı olduğu dönem dahil, aynı zamanda Kuran kursu ya da medrese eğitimine devam ediyor.

Raporda resmi kayıtlar dışında gayrı resmi olarak faaliyet gösteren okul, yurt, ev, tekke ve medreselerle birlikte bir milyon çocuğun tarikatların elinde oldu ileri sürülüyor.

Rapora göre devlet, eğitimden kademe kademe çekiliyor. 4+4+4 uygulamasının başlatıldığı 2012 yılından bugüne kadar devlete ait 4 bin 22 ilkokul kapatıldı.

HARP OKULLARINDA TARİKATLAŞMA

Raporda harp okulları da ele alınmış ve FETÖ hakimiyeti ile bugünkü sistem arasındaki benzerlikler ortaya konmuş durumda. Buna göre, dini yapıların eğitim yoluyla devlet içinde kadrolaşmasının en tehlikeli sonuçlarından birinin harp okullarında yaşandığına vurgu yapıldı.

Rapora göre FETÖ TSK’ya şu aşamalardan geçerek sızmayı başardı; 1980-2000 yılları; askeri okullara eleman yerleştirme, 2000-2008 yılları; yerleşme ve yayılma 2008-2014 örgütten olmayanların tasfiyesi…

Raporda vurgu yapılan noktalardan biri de harp okullarındaki “cadet” ve “cadet yardımcıları” olması dikkat çekiyor. Harp okullarında okuyan öğrenciler için en köklü geleneklerden biri, üst sınıfların alt sınıfları her zaman ve her yerde denetleme işlevi olması biliniyor. Bunun için, her sınıfta bir “cadet” ve “cadet yardımcısı” bulunuyor.

Söz konusu rapora göre 2007’den sonra “Cadetler” özellikle FETÖ’cü öğrencilerden seçildi. Bu sayede diğer öğrenciler disiplinsizlik bahane edilerek askeri lise ve harp okullarından atıldı.

Raporun çalışmaları sırasında özellikle FETÖ’cülerin sahte sınavlarla girdikleri harp okullarında “kat ablası ve abisi”, “sorumlu imam” gibi sıfatlarla askeri öğrencileri yönlendirdikleri tespit edildi.

Odatv.com

https://odatv.com/feto-ve-tarikatlar-turkiyeyi-boyle-ele-gecirmis-14021848.html

Posted in DİN-İNANÇ, EĞİTİM, İrtica, ŞERİAT - İRTİCA - KARANLIĞIN AYAK SESLERİ, YOBAZLIK - GERİCİLİK, YOZLAŞMA - AHLAKSIZLIK | Leave a comment

ABD’den İTİRAF ; YPG “PKK’nın Suriye’deki milis gücüdür !

https://www.dni.gov/files/documents/Newsroom/Testimonies/2018-ATA—Unclassified-SSCI.pdf

From: sefa m. yurukel
Date: 15.02.2018

ABD Ulusal İstihbarat Direktörü (DNI) Daniel Coats tarafından ABD Kongresi’ne sunulan “ABD İstihbarat Topluluğunun Dünya Genelinde Tehditler Değerlendirmesi” raporun İngilizce metni

Değerli Dostlar,
ABD Ulusal İstihbarat Direktörü (DNI) Daniel Coats tarafından ABD Kongresi’ne sunulan “ABD İstihbarat Topluluğunun Dünya Genelinde Tehditler Değerlendirmesi” raporunda YPG’nin “PKK’nın Suriye’deki milis gücü olduğu” belirtildi. Rapor metninin tümünü ingilizce olarak ekte/aşağıda ki linkten ilginize ve değerlendirmenize gönderiyorum.

Saygılarımla
Sefa Yürükel

Posted in ABD - AB - EMPERYALIZM, Bölücü KÜRTÇÜLÜK, BOP, ORTADOĞU ÜLKELERİ, PKK TERÖRÜ | Leave a comment

HAYATIN İÇİNDEN * HUKUKÇU SÖZÜYLE SEVGİLİLER GÜNÜ

erdem akyuz
erdemak@gmail.com
14.02.2018

HUKUKÇU SÖZÜYLE SEVGİLİLER GÜNÜ

*Gel, medeni halimizi değiştirelim. (Evlenme teklifi)

*Ben sana müebbet hükümlüyüm, Tahliyemi de, beraatımı da istemiyorum.

*Sevmek suçuna ortak olalım ve bu suçu birlikte işleyelim.

*Ben ona baktım, o bana baktı, şimdi dört çocuk, üç toruna bakıyoruz.

*Aşkım seni seviyorum, paranın ne önemi var; mühim olan miktarı.

* Siz hiç sevgiliniz ile yağmur altında el ele gezmek nasıl bir duygudur, bilir misiniz? Valla ben bilmiyorum, bilenler söylesin.

*Panik yapmayın, hepimiz sevdik ve emin olun geçecek.

*Birbirimizin bölünemez mütemmim cüzü, her türlü zaman aşımına meydan okuyan ve her türlü muvazaadan ari, rücuu mümkün olmayacak ve sonsuza dek sürecek vedia aktiyle kalbimi verdiğim, sui generis aşkımsın benim.

Posted in HAYATIN İÇİNDEN | Leave a comment

SURİYE’de ÖLÜMCÜL OYUNLAR * Wagner, Russian Blackwater in Syria * Rus medyasından savaş çıkaracak iddia: ABD vurdu 600 Rus askeri öldü

Wagner, Russian Blackwater in Syria
Reminiscent of the U.S.’s Blackwater in Iraq, Russian ‘Wagner Security’ company has almost 5,000 employees in Syria, all of them former military men

***

cumhuriyet.com.tr
14 Şubat 2018 Çarşamba

Rus medyasından savaş çıkaracak iddia:
ABD vurdu 600 Rus askeri öldü

ABD ordusu Deyrizor’da Rus paralı askerlerine ve Suriye ordusuna hava saldırısı yaptı. Saldırıda 100 ila 600 Rus askerinin öldüğü iddiaları var. Kremlin sessiz.

ABD kuvvetlerinin Suriye’nin Deyrizor bölgesinde Rus paralı askerlerini hava saldırısında vurduğu iddia edildi. Sosyal medyada 200 ila 600 arasında özel güvenlik şirketi ‘Wagner’e bağlı Rus özel tim askerinin hayatını kaybettiği belirtiliyor. Kremlin iddialar karşısında şimdilik sessiz.

SURİYE ORDUSUNA MİSİLLEME YAPILDI

7 ve 8 Şubat tarihlerinde ABD hava kuvvetleri Suriye ordusuna bağlı 500 kişilik kuvvetle El Tabiye’deki SDG üssüne yaptığı saldırıya misilleme olarak ABD Fırat’ın kuzeydoğusunda doğalgaz yataklarının bulunduğu Haşam bölgesini bombaladı. Rus kaynaklarına göre bölgede 200’e yakın Rus askeri, yaklaşık 100 tane de Suriye askeri öldü. Kommersant gazetesi ölen dört askerin akrabalarıyla konuştuktan sonra saldırıda 100 askerin öldüğünü yazdı.

KREMLİN SESSİZ

Kremlin ve Rusya Savunma Bakanlığı bu konuda açıklama yapmaktan kaçındığı için ölü sayılarıyla ilgili sürekli çelişkili rakamlar geliyor. Rus kanunlarına göre paralı asker olarak görev yapmak ve paralı asker çalıştırmak yasak. Rusya bu nedenle Wagner güçlerinin varlığını resmi olarak kabul etmiyor. Kremlin yetkilileri geçen Çarşamba’dan beri herhangi bir Rus silahlı kuvvetleri mensubunun ölmediğini açıkladı. Rusya’da haberi ilk ortaya çıkaran Eho Moskvı radyosunun internet sitesinde ise devlet başkanı Vladimir Putin’e açık mektup yazan muhalif politikacı Grigoriy Yavlinskiy, olayın açıklanmasını ve hesap verilmesini istedi.

Wagner’in askerleri Rusya’nın Suriye’ye ilk defa doğrudan müdahale ettiği 2015 yılından beri özel Suriye ordusuyla birlikte savaşıyordu. 2017 yılının Ağustos ayı itibariyle Suriye’de 5 bin Wagner grubuna bağlı paralı asker görev yapıyordu.

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/dunya/926360/

Posted in ABD - AB - EMPERYALIZM, BOP | Leave a comment

Zeytin dalında askerimize sivil tuzağı

Vatan 13.02.1018

Posted in ABD - AB - EMPERYALIZM, Bölücü KÜRTÇÜLÜK, BOP, ORTADOĞU ÜLKELERİ, PKK TERÖRÜ, TSK | Leave a comment

HAYATIN İÇİNDEN * UĞURLAMA * Prof. Dr. Agop Kotoğyan’ı yitirdik

Suay Karaman
14.02.2018

Prof. Dr. Agop Kotoğyan’ı yitirdik

Yurt Sevgisinin ne olduğunu bizlere öğreten değerli Prof. Dr. Agop Kotoğyan’ı (1939-2018) yitirdik. Toprağı bol olsun, ışıklar içinde uyusun ve anısı bizlere vatan sevgisini göstersin.23 Ağustos 2010 tarihinde İlk Kurşun Gazetesi’nde yayınlanan HAYIR adlı yazımdan bir bölüm sunuyorum:

“.. 1911 yılında Yozgat’ın Akdağmadeni ilçesi Terzili Köyü’nde doğan Kirkor bey, Anadolu’daki büyük kaos döneminde henüz dört yaşındayken babasını kaybetmiştir. Yoksullukla geçen günlerin ardından 25 yaşındayken, Yozgat’ın İğdere Köyü’nden Mahruki hanımla evlenmiş ve 1938 yılında İstanbul’a yerleşmişlerdir. Bir yıl sonra doğan ilk çocukları Agop, yoksul bir aile oldukları için ilkokuldan mezun olduğu yıl gümüş atölyesinde işe başlamıştır. Bir gün sağ elinin tamamını prese kaptırmış, ameliyat olarak, sağ kolu kesilmiş ve uzun sürede komada kalmıştır.

Bir yıl ara verdiği eğitimine devam ederek 1963 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden birincilikle mezun olmuştur. 1964 yılında aynı üniversitenin Dermatoloji Kürsüsüne asistan olarak işe başlayan Agop Kotoğyan, başarılı iş yaşamını yurt içi ve yurt dışındaki üniversitelerde ders vererek, araştırmalarda bulunarak geçirmiş ve 21 Ekim 2004 tarihinde Profesör olarak üniversitedeki görevinden emekli olmuştur. Uluslararası tıp dergilerinde üç yüzden fazla makalesi yayınlanmış ve cilt hastalıkları üzerine iki kitap yazmıştır.

Başta ABD, Almanya, Fransa, Kanada olmak üzere birçok ülkenin üniversitelerinden teklifler almış; ”Burada kal, kürsünün başına geç” önerilerini elinin tersiyle geri çevirmiştir. “Ermeni olduğun için dedeni, yoksul olduğun için kolunu kaybettiğin o ülkede ne işin var” diyenlere gülüp geçmiştir. Ve şu yanıtı vermiştir: “Evet doğrudur: ülkemde çok acı çektim. Sefaletin dibinde yaşadım. Doğrudur. Dedemi, çocukluğumu, kolumu kaybettim. Ama yolumu kaybetmedim. Bu ülkede yaşayan milyonlarca insandan hiçbir zaman farklı olmadığımı düşündüm. Bu topraklarda yaşayan tüm insanları kardeşim olarak benimsedim. Bir ülkeyi sevmek demek, bu topraklarda geçirdiğin güzel ve iyi günleri sevmek demek değildir. İyi günde ve kötü günde burada olmak, vatanın yanında kalmak demektir yurt sevgisi.”

Yurt sevgisi üzerine soylu davranış gösteren Prof. Dr. Agop Kotoğyan’ın (bilinen adıyla, Cildiyeci Kolsuz Agop) verdiği yanıt, Atatürk ulusçuluğunu anlatmaktadır. Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk: “Türk ulusu, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuş olan Türkiye halkıdır” diyerek, ulusu belirli bir coğrafya üzerinde oturan halkın bütünü olarak kucaklamaktadır. ..”

Posted in HAYATIN İÇİNDEN, SUAY KARAMAN | Leave a comment

HAYATIN İÇİNDEN KEDER VE HÜZÜN * 5 senedir huzurevinde yaşayan bir annemizin kaleminden duygusal bir hikaye…

PAYLAŞIMCININ NOTU

DÜNYANIN EN ZENGİNLERİ BILL GATES’LER, ROCFELLER’LAR YADA ROTSCHILD’LAR DEĞİLDİR. EN ZENGİNİ SIMSIKI SARILACAK BİR AİLESİ OLANDIR. EĞER MADDİ DURUMUNUZ VEYA SAĞLIK DURUMUNUZ NEDENİ İLE YAŞLI ANNENİZE YADA BABANIZA YADA DEDE-NİNENİZE BAKAMIYORSANIZ BU SİZİN SUÇUNUZ DEĞİL. AMA MADDİ İMKANINIZ VE SAĞLIK DURUMUNUZ ELVERİŞLİ DEĞİLKEN BAKMIYORSANIZ BU SİZİN SUÇUNUZ. TC KANUNLARINA GÖRE DEĞİL BELKİ AMA MANEVİYAT KANUNLARINA GÖRE BÜYÜK SUÇ İŞLİYORSUNUZ. HELE Kİ ONLAR BAKIMA MUHTAÇLAR VE SİZ SIRT ÇEVİRİYORSANIZ KUSURA BAKMAYIN AMA AYNI ZAMANDA İNSANİ DUYGULARINIZ DA TÜKENMİŞ SİZİN. YAŞADIĞINIZ HAYAT BELKİ LÜKS OLABİLİR AMA MANEVİ ANLAMDA HİNT FAKİRİ BİLE SİZDEN DAHA ZENGİN SAYILIR. SÖZÜMÜZ MECLİSTEN DIŞARI. SÖZÜMÜZÜ ETTİĞİMİZ KİŞİLERİ SİZLER ANLADINIZ.

ÖZEL BÜRO GRUBU OLARAK DÜNYADAKİ
TÜM ANALARIN O KUTSAL ELLERİNDEN ÖPERİZ.

5 senedir huzurevinde yaşayan bir annemizin
kaleminden duygusal bir hikaye…
Tüm evlatlara ithaf olunur..!!!

Buz gibi odalarla dolu kocaman binalar diktiler ülkeme. İçine ömürlerinin son demlerinde olan anneleri, babaları doldurdular. Adına huzur evi dediler. Oysa huzur hiç uğramadı oraya. Eskiden yaşlılarımızı kapatmazdık başka yerlere. Onların yüzü suyu hürmetine belalar def oluyor der, onları nimet bilirdik. Boyunlarını bükük bırakmazdık.

Dışarıdan huzurlu gibi görünen, bu sessiz sakin binalarda, ne fırtınalar kopuyor kimbilir. Kaç anne anlatmak, haykırmak istedi duygularını, kaç anne yazmak istedi bilinmez. O annelerin adına yazdım bu satırları. Bu mektup huzursuz odalardaki yüreği yorgun annelerin sessiz çığlıklarıdır….

Takvime baktım da 5 sene olmuş buraya geleli. Nasıl geçti o 5 sene bir de bana sor. Çok bakmıyorum takvimlere. İçim sıkılıyor, zaman geçmiyor. Eskiden su gibi akıp geçiyor zaman derdim. Şimdi öyle düşünmüyorum. Demek insan mutluyken çabuk geçermiş zaman. Hapishanedekileri şimdi daha iyi anlıyorum. Beni buraya bıraktığın gün anneler günüydü hatırlıyor musun? O günden beri anneler günü denen gün benim için daha da bir anlamsızlaştı. Her sene bugün anne olmak ayrı bir acı veriyor bana…

Sen küçük bir çocuktun daha. Hiç bir yere bırakmazdım ben seni, öyle savunmasız, öyle masumdun ki, kimselere güvenip yollamazdım. Yanımdan hiç ayırmazdım. Şimdi beni nasıl olupta tanımadığın insanlara teslim ettiğini düşünüyorum. Gözden çıkarılmış eski bir eşya gibi hissediyorum kendimi. Yıpranmış, işe yaramaz. Kırgınlık mı? Belki, kırgınım biraz…

Geçen gün eski komşumuz Mevlüde teyzenin kızı Şükran geldi. Yolda görmüş seni. “Neden bıraktın anneni” diye sormuş sana. “Kendisi istedi” demişsin. “Maaşı da var bakıyorlar, yeri sıcak, her işi görülüyor içim rahat” demişsin. Kendim istemiştim evet, bazen naz yapma kabilinden ” Yaşlanınca huzurevine gönderin beni, kimseye yük olmak istemem” derdim. Ama içten içe hiç konduramazdım bu durumu, ne kendime, ne sana. “Bırakmaz beni bir yere” derdim. Tıpkı küçükken benim seni bırakmadığım gibi, beni hiç bırakmazsın sanırdım.

Yaramaz bir çocuktun sen. Yerinde duramayan serseri bir mayın gibiydin.Kaç kez ısırdım dudaklarımı sana bağırmamak için, kaç kez sıktım yumruğumu vurmayayım diye. Ama hiç vurmadım sana, hiç kırmadım kalbini… Komşulardan biri sana “çok yaramaz” dedi diye aylarca onun yüzüne bakmamıştım. Kimse laf söylemesin, incitmesin isterdim. Tahammül edemezdim sana dikilen sert bir bakışa bile…

Geçen gün bana “bunak kadın” dedi bakıcının biri. Hasta bezini lavaboda unutmuşum. Arada oluyor tutamıyorum diye vermişlerdi. Diğerleride duydu ya, nasıl utandım bir bilsen… Daha ne laflar söylüyorlarda dilim varmıyor söylemeye. Kırar mıyım, incitir miyim diye kim düşünüyor ki? Çok hassastım eskiden bilirsin, çabuk alınırdım. Hem benden titizi mi vardı? Kimselerin işini beğenmezdim. Şimdi yemek yerken bile yoruluyorum,üstüme döküyorum. Bazen yatarak kılıyorum namazlarımı. Secdeye başımı koyup uzun uzun öylece kalmayı ne çok özledim…

Yaşlansam da geleceğe dair umutlar besliyordum buraya gelmeden evvel. Evladımı büyüttüm nasıl olsa, artık yorgunluklar biter, ben rahat otururum torunlarımı severim, sen sorarsın “anne ilacını getireyim mi, bir şeye ihtiyacın var mı?” diye. arkama yastık koyarsın, kesemediğim tırnaklarımı sen kesersin sanıyordum. Şimdi çoğu kez tırnaklarımı keserken kanattıklarını bilmezsin tabi…

Gerçi benden daha beterleride var burada. Emine Bacı vardı mesela. Köyden gelmişti. Bir ay kadar oldu öleli. Bir sene evvelde Alzheimer hastası olan kocası ölmüştü. Çok çekti zavallı. Üç oğlu varmış Emine Bacı’nın. Aslan gibiymiş hepsi. Ben görmedim, gelmezlerdi hiç. Üç adam bir anayı sığdıramamışlar evlerine. Bağ bahçe gezmeye alışmış kadın. Hiç oturup kalmamış yerinde. Burada nasıl zorlandı, neler çekti Allah biliyor. Her yaz köyüne gidecek diye umut ederdi. Haber göndermiş oğlu, “Annemin ancak ölüsü çıkar oradan” demiş. Köylülerden çıkarıp bakmak isteyenler olmuş, ona da izin vermemişler. Bir keresinde pencereden atlamaya kalktı da zor tuttu bakıcılar. En son oğlu bayramlık göndermişti, “zıkkım olsun ondan gelen” dedi, giymedi elbiseyi. Hiç oğlum, yavrum demedi. “Köyüm” dedi, “evim” dedi durdu gariban. Bir sabah yatağında ölü buldular. Ölümü bile yalnız oldu Emine Bacı’nın.() Ooof off hangisini anlatsam, daha neler var neler…

Şu bakıcı kadını sevemedim bir türlü. Sanki özel olarak seçmişler. Bu kadar mı merhametsiz olur bir insan ? Hiç mi gülmez yüzü ya hu? Her gün odaya gelince burnunu tutuyor. Pis kokuyormuş. Pencereyi sonuna kadar açıyor. Mutlaka yarım saat açık tutuyor. Çok üşüyorum. Zaten parmaklarımda da can kalmamış sanki, kolay kolay ısınmıyor eskisi gibi…

Hatırlar mısın ilkokula gittiğin o yılları. Kışın kuzine sobayı yakardım. Sen gelmeden yemeği hazır eder, sobanın üzerine koyardım. Sen seviyorsun diye sobanın fırınında bir kaç tane küçük patatesi pişirirdim muhakkak. Okuldan gelir gelmez sobanın yanına koşardın. İlk işin tencereye bakmak olurdu. Genelde sevdiğin yemekleri yapardım. Ellerin üşümüş diye avuçlarımın içine ellerini alır ısıtırdım, öperdim öperdim…

Sık sık uğrarım demiştin. Tam 8 ay olmuş uğramayalı. İşlerin yoğunmuş, zamanın yokmuş. Torunlarımda sormuyorlar demek. Yeni eve taşınmışsın aldım haberini. Arkadaşın Zehra söyledi. Vefalı kızdır, arada geliyor sağolsun. Annesi de babası da yanında vefat etmiş. Hiç bırakmamış bir yere, yanından ayırmamış. İmrenmedim desem yalan söylerim… “Evi çok büyük” dedi. Kocaman odaları, geniş bir balkonu varmış evinin. Yeni mobilyalar almışsın, eskileri elden çıkarmışsın.Tıpkı beni çıkardığın gibi… Herşeyi sığdırdın da evine, bir beni sığdıramadın a kuzum. Hadi onu da geçtim. Bir kere “Anne gel evimi gör, bir kaç gün kal” bile demedin… Zehra’ya “Anneler gününde görmeye gideceğim” demişsin… Ben anneler gününü hiç beklemiyorum biliyor musun? Anne olmak acı verir mi insana? O gün bana acı veriyor yavrum. Artık kendimi bir anne gibi hissedemediğim için belkide… Bir evlat bir torun sevemezsen, çevrende anne diyen olmazsa sana, ne anlamı var anne olmanın?

Ölene imrenilir mi hiç? İmreniyorum işte. Kimin öldüğünü duysam “darısı başıma” diyorum. Hayaller umutlar, mutlu zamanlarmış insanı ayakta tutan. Onlar yoksa yaşamak zulüm olurmuş meğer…

Kim icat etmiş bu huzursuz evleri? Rahat yüzü görmesin deyip her gün beddua ediyorum. Huzur eviymiş. Hergün ölüp ölüp diriliyorum bu huzursuz odada. Hiç tanımadığım, mizacımın uymadığı insanlarla yatıp kalkıyorum. Hiç bir şey bana ait değil. Söz hakkım yok, elbiselerim bile benim değil sanki. “Allahım al emanetini ne olur, bu yükü taşıyamıyorum…”

Bu huzursuz evleri icat edenler mi çıkarmış anneler günü denen yalancı günü? İnsanlar yaşlı annelerini bu evlere kapatsın da sonra anneler günü olunca ziyaret etsinler diye öyle mi?

Bak yine geldi o uğursuz gün. Zehra geleceğini söylemişti. Gelsen de bir, gelmesen de artık. Ben anneler gününü hiç sevemedim biliyor musun? Dünyalara sığmayan anne yüreğim huzursuz bir odaya hapsedildi. Ne sevmenin, ne anneliğimin bir anlamı yok artık… Çok üşüyorum. Hem parmaklarımda da can kalmamış sanki, kolay kolay ısınmıyor eskisi gibi…

Posted in EDEBİYAT - ANI - ÖYKÜ - ŞİİR, HAYATIN İÇİNDEN | Leave a comment

ABD’nin SAVAŞ BÜTÇESİ * ABD Başkanı Trump’ın Savaş Kokan Savunma Bütçesi


Yazar: Jim Garamone, DoD News, Defense Media Activity, 12 Şubat 2018
Çeviren: Ercan Caner, Sun Savunma Net, 13 Şubat 2018

ABD Başkanı Trump’ın Savaş Kokan Savunma Bütçesi

Başkan Donald Trump, 2019 mali yılı savunma bütçesi için, harcamalar ve geçmiş yıllarda yaşanan askeri yıpranmayı onarmak maksadıyla 686,1 milyar ABD dolar talebinde bulundu.

ABD Savunma Bakanlığı 2019 mali yılı savunma bütçesinde nükleer imkân ve kabiliyet kazandırılması öngörülen B-21 bombardıman uçağı ile Columbia sınıfı denizaltı.

‘‘Artan tehditlerle birlikte, büyük değişimlerin yaşandığı bir dünyada gevşekliğe kesinlikle yer yoktur. 2018 mali yılı Ulusal Savunma Stratejisini uygulamaya koymakta veya fon ayırmaktaki bir başarısızlık bize son savaşta üstünlük kurmamızı sağlayabilir, fakat gelecekteki güvenliğimizi sağlamaktan çok uzaktır. Çok uzun bir süreden beri sabırsız bir şekilde ordumuzun ne pahasına olursa olsun başarıyla muhafaza edilmesini talep etmekteydik. Kongre ve Amerikan halkına, muslukları açarak vazifemiz ile orantılı fonları bize sağladığı için minnettarız’’ Birleşik Devletler Savunma Bakanı James Mattis.

Savunma bütçesinde askerlerin maaş ödemeleri için 2,6 oranında bir artış öngörülürken sivil çalışanlar için herhangi bir artış talep edilmemiştir.

Ana bütçe 617 milyar dolar ve deniz aşırı operasyonlar için de fon 69 milyar dolar olarak belirlenmiştir. Savunma Bakanlığı Hesap Uzmanı ve Mali Şefi David Norquist, genel olarak bakıldığında, savunma bütçesinin gayri safi yurtiçi hasılaya olan 3,1 oranının, tarihteki en düşük seviye yakınlarında olduğunu açıklamıştır.

Vergi ödeyenlerin paralarını çok iyi harcamak maksadıyla gerekli reformlara bağlı kalacaklarını ifade eden Norquist, strateji esaslı bütçe için kongrenin muslukları açmasından memnunluk duyduklarını ve savunma bütçesinin temel hedeflerinin:

Anayurdu korumak,
 Orduyu çok daha öldürücü bir hale getirmek,
 Eski ittifakları güçlendirmek ve
 Yeni ittifaklar oluşturmak olduğunu açıklamıştır.

Yaptığı açıklamada Norquist, savunma bütçesinin; Beyaz Ev Ulusal Güvenlik Stratejisi ve Ulusal Savunma Stratejisinin bir ürünü olduğunu ve Savunma Bakanlığının odak noktasını değiştirdiğini ifade etmiştir.

Norquist’e göre terörden ziyade, ‘‘Büyük Güç Rekabeti’’ Birleşik Devletlerin güvenlik ve refahı için en önemli tehdit olarak ortaya çıkmış durumdadır. Norquist ayrıca; Çin ve Rusya’nın, II. Dünya Savaşından günümüze kadar geçen sürede küresel güvenlik ve refahı sağlayan özgür ve açık düzen yerine giderek artan oranda dünyayı kendi otoriter değerleri ile şekillendirmek maksadıyla çabaladıkları açık bir şekilde ortaya çıkmış durumdadır.

ABD Savunma Bakanlığı 2019 mali yılı savunma bütçesinde, Avrupa’ya ikinci bir zırhlı tugay gönderilmesi planlanmıştır.

Birleşik Devletlerin bütün rakipleri ile iş birliği alanları oluşturmaya çalışacağını, fakat bunu güçlü bir pozisyonda yapacağını ifade eden Norquist, gerekenlerin yapılmaması durumunda; yıpranan ABD silahlı kuvvetlerinin, Çin ve Rusya karşısındaki askeri avantajını kaybedeceğini ve stratejik bölgelerdeki tecavüz ve baskıları caydırma imkân ve kabiliyetini yitireceğini ileri sürmüştür.

Savunma Bakanlığı 2019 mali yılı bütçesi, Savunma Bakanı James N. Mattis’in üç stratejik hedefinin gerçekleşmesi için fon sağlayacaktır:

Daha öldürücü, esnek, atak ve her an göreve hazır müşterek bir kuvvet oluşturmak,
 Mevcut ittifakları güçlendirmek ve yeni ortaklıklar oluşturmak,
 Daha iyi performans ve ekonomiklik maksadıyla bakanlık uygulamalarında reformlar yapmak.

Savunma bütçesi 2019 yılı sonuna kadar 25.900 ilave askeri personel alımını öngörmektedir. 2019 yılı sonuna kadar savunma bakanlığı bünyesinde aktif görevdekilerin sayısı 1.338.000 ve ihtiyat kuvvetinin sayısı da 817.000 olarak planlanmıştır. Bu miktarda personel rakamları, özellikle pilot, bakım teknisyeni ve siber güvenlik uzmanı personeli açıklarını kapatacak ve Ulusal Güvenlik Stratejisini güçlendirmek maksadıyla yeni birlikler kurulmasını da sağlayacaktır.

İncirlik Hava Üssünün durumu ne olacak? ABD Savunma Bakanlığı 2019 mali yılı savunma bütçesinde önceliklerden bir tanesi de yeni hava üslerinin kurulmasıdır.

Yeni savunma bütçesinde Kara Kuvvetlerine 143.314.452, Deniz Kuvvetlerine 179.065.809 ve Hava Kuvvetlerine 169.767.948 dolar tahsis edilirken, savunma bakanlığı ajanslarına da 104.925.839 ABD doları kaynak ayrılmıştır.

Silahlı kuvvetlerin hazırlık seviyesini yükseltmek maksadıyla; operasyon ve bakım fonlarında büyük bir artış sağlanmıştır. Savunma Bakanlığı genelinde operasyon ve bakımlar için ayrılan kaynak, 2018 yılı mali bütçesine göre 15,3 milyar ABD doları daha fazladır.

2019 mali yılı savunma bütçesinde aslan payını; 24 milyar dolarlık artışla 131,1 milyara ulaşan tedarik ve 18 milyar dolarlık artışla 90,6 milyar dolara ulaşan araştırma ve geliştirme fonları almıştır. Araştırma ve geliştirme fonlarına ayrılan kaynak; hipersonik teknoloji, siber-entegre savunma, uzay sistemlerinin daha esnek hale getirilmesi, yönlendirilmiş enerji silahları ve yapay zekâ alanlarında harcanacaktır.

Askeri personel harcamaları için 12,2 milyar daha fazla kaynak ayrılmış ve 148,2 milyar ABD dolarında sabitlenmiştir. Korgeneral Anthony Ierardi’nin açıklamalarına göre; 2019 mali yılı savunma bütçesindeki Asya ile ilgili gelişmeler; hava ve uzay üstünlüğüne sürekli yatırım, denizaltı ve P-8 alımları dâhil ilave silah sistemlerinin tedarik edilmesi ve altyapı dâhil Pasifik Okyanusunda askeri varlığın artırılmasını öngören strateji için çalışılmasını öngörmektedir.

F-35 Lightning savaş uçağı ve AH-64 modeli taarruz helikopteri.

Avrupa’da yapılacaklar arasında ise ikinci bir zırhlı tugayın kurulması, savaş stoklarının daha ölümcül gelişmiş mühimmatlar ile ikmali ve yürütülen operasyonları desteklemek maksadıyla yeni hava üslerinin oluşturulmasını da içeren silahlı kuvvetler stokları ve esnekliğinin artırılması maksadıyla yatırımların sürdürülmesini öngörmektedir.

Solda KC-46 Pegasus ve sağda denizaltı katili lakaplı P-8 Posedion

Silahlı kuvvetler envanterine alınması planlanan ilave harp silah araç ve gereçleri aşağıda sıralanmıştır:

 Hava ve deniz kuvvetlerine 77 adet F-35 Lightning II,
 24 adet F/A-18 savaş uçağı,
 60 adet yeni AH-64 Apache taarruz helikopteri,
 15 adet KC-46 Pegasus havada yakıt ikmal uçağı,
 19 adet yeni P-8 Posedion hava aracı,
 10 adet yeni gemi,
 8 adet CH-53K King Stallion helikopteri,
 6 adet VH-92 başkanlık helikopteri,
 5,113 adet yeni müşterek hafif taktik araç,
 135 adet M-1 Abrams tankı, 30 adet amfibi araç ve 197 adet çok maksatlı zırhlı personel taşıyıcının modernizasyonu ile çok sayıda uzay ve siber yeteneğin kazanılmasıdır.

Savunma Bakanlığı 2019 mali yılı bütçesinde, çeşitli hedefleri imha edebilmek maksadıyla;

 43,594 adet Müşterek Direkt Saldırı Mühimmatı,
 9,733 adet Güdümlü Çok Namlulu Roket Sistemi,
 6,826 adet Küçük Çaplı Bomba,
 1,260 adet Küçük Çaplı Bomba,
 7,045 adet Hellfire Füzesi,
 300 adet Müşterek Hava-Yer Füzesi ve
 1,121 adet Müşterek Hava-Yer Füzesi tedarik edilmesi de öngörülmüştür.

Savunma Bakanlığının 2019 mali yılı bütçesinde ele alınan ilk süreç envanterde bulunan üç ana silah sistemine nükleer imkân ve kabiliyet kazandırılmasıdır:

 Hava kuvvetleri envanterindeki B-21 bombardıman uçakları için 2,3 milyar dolar,
 Columbia sınıfı denizaltılar için 3,7 milyar dolar ve
 Kara esaslı stratejik caydırıcılık için 300 milyon dolar kaynak ayrılmıştır.

Çevirenin Notları: Jim Garamone tarafından kaleme alınan yazı ABD Savunma Bakanlığı sitesinden alınmış ve aslına sadık kalınarak çevrilmiştir.

Yazının çevrilmesinde ve Sun Savunma Net sitesinde paylaşılmasının maksadı; ABD’nin 2019 yılı ve gelecekteki planları ile yapmak istedikleri hakkında okuyuculara fikir vermektir.

ABD’nin, 2019 yılındaki stratejik öncelikleri arasında yer alan, yeni ittifaklar oluşturma hedefi kapsamında, 550 milyon doların PYD/YPG terör unsurlarına verileceğini vurgulayalım, fakat yazıda ifade edilen ‘‘Büyük Resmi’’ de asla gözden kaçırmayalım.

Son olarak da ABD’nin 686,1 milyar dolarlık savunma bakanlığı bütçesine karşılık, Millî Savunma Bakanlığının 2018 yılı bütçesinin de 40,402,239,000 lira (10,629.415.698 ABD Doları – 13 Şubat 2018) olduğunu belirterek sözümüzü bitirelim.

https://sunsavunma.net/

Posted in ABD - AB - EMPERYALIZM, SUN SAVUNMA NET | Leave a comment

ABD YPG’ye DESTEĞİNİ ARTTIRIYOR * Pentagon’un YPG raporu * 1 Ekim’de başlayan yeni bütçe yılında YPG’ye yönelik 500 milyon dolar para ayrılmış görünüyor.(Cumhuriyet gazetesine göre 550 milyon dolar)

Serdar Turgut
12.02.2018

Pentagon’un YPG raporu

PENTAGON’un ‘inspector general’i (IG, başmüfettiş) bütçe gereği Kongre’ye sunmak zorunda olduğu Suriye raporunu yazdı.Raporda ABD’nin hakkında sürekli çelişkili açıklamalar yaptığı YPG ile ilişkisi hakkında ilginç tespitler var.

1 Ekim’de başlayan yeni bütçe yılında YPG’ye yönelik 500 milyon dolar para ayrılmış görünüyor.(Cumhuriyet gazetesine göre 550 milyon dolar)

Geçen yılın bütçesinde bu miktar 430 milyon dolardı. Yani bazı açıklamalarda “kesilecek” denilen ilişki için 70 milyon dolar daha fazla para istenmiş bu yılda.

Müfettiş, bu bütçe kapsamında gönderilecek askeri malzemenin yapısında bir değişim olmasının doğal olduğunu, çünkü henüz tam bitirilmemiş de olsa DEAŞ ile mücadelenin ilk şiddetli aşamasının geçildiğini ve şimdiki aşamanın daha çok kurtarılmış bölgelerin tutulması, istikrarlaştırılmasına yönelik olduğunu, bu yüzden de gönderilecek silahların niteliğinin bu yeni duruma uygun olması gerektiğini söylüyor.

Gönderilmesi planlanan malzemeler arasında askeri araçlar, füzeler, anti-tank füzeleri ve makineli tüfekler sayılıyor.

AFRİN’E GEÇMEK İSTEYENE SİLAH YOK

Amerika’nın yönlendirmesiyle kaçan DEAŞ’ın toplandığı Deyrizor bölgesine yoğunlaşmış SDG (Suriye Demokratik Güçleri) içinden YPG’li unsurların, Türkiye’nin operasyon yürütmekte olduğu Afrin bölgesine geçmek isteyebilecek YPG’lilere yeni bütçe kapsamında gönderilecek yeni silahların katiyen verilmeyeceği de bu rapor baz alınarak Pentagon içinde yapılan tartışmalarda söylendi.

Ancak bunun ne kadar gerçekçi olduğu ve bunun sadece Türkiye’den gelebilecek tepkileri yumuşatmak amacıyla söylenip söylenmediği belli değil.

SİLAHLARIN KONTROLÜ ELDEN KAÇTI

Çünkü “müfettiş”in İran etkisi hakkında verdiği bir diğer raporda Amerika’nın bölgeye gönderdiği silahların üzerindeki kontrolünü çoktan kaybetmiş olduğu da görülüyor.

“Müfettiş”in raporunda, Amerika tarafından DEAŞ ile savaş sürerken Suriye’nin genelinde güçlenmesine göz yumduğu ancak şimdi de yine Amerika tarafından öncelikli sorun ilan edilen İran ile ilgili ilginç bilgiler var.

Irak merkezi hükümeti ile Amerika arasında sürmekte olan yardım süreci bağlamında Irak ordusuna verilen bazı tankların, sonunda İran’a bağlı olan Şii milis güçleri tarafından kullanıldığı CIA tarafından tespit edildi. Gerçi Irak devleti bunun olmasının önüne geçeceklerini ilettiler, ama bunun da ne kadar gerçekçi olduğu burada şüpheyle karşılanıyor.

Sahada durum böyle olunca Amerika’nın YPG’nin elindeki silahları kontrol edeceği açıklamaları da tabii ki havada kalıyor.

ORDULAŞMA SÜRÜYOR

Pentagon’a ve CIA’ya bölgeden ilginç istihbaratlar akıyor. Yine bu son rapor baz alınarak Pentagon’da yapılan durum değerlendimesinde bu istihbaratlar da kullanıldı.

Amerika resmen oluşmasına katkıda bulunmasa da bölgede silahlı militanların bir ordulaşma sürecinde oldukları da tespit edildi. Fırat’ın doğusundaki bölgede 14 askeri eğitim kampının kurulmuş olduğu ve hatta subay yetiştiren bir askeri kolej bile bulunduğu tespit edildi.

Amerikalıların konuştuğu YPG’liler bu askeri eğitim kamplarında eğitilen insanların sayısının orta vadede 30 bini bulmasının hedeflendiğini söylediler.

Pentagon’da yapılan bu değerlendirme sonucunda Amerika’nın sahadaki komutanlarının ilk açıkladıkları ama sonra gelen tepki nedeniyle geri alınmak zorunda kalınan 30 bin kişilik ordu hedefinin sahada hâlâ daha sürdürüldüğü ortaya çıkıyor.

Sadece bu defa bu ordu Amerika kontrolünde kurulmuyor. Bu sadece bölgedeki YPG’nin yaptığı bağımsız bir işmiş gibi sunulmakta.

Ayrıca Irak’ta da 2 bin peşmergeye ABD tarafından askeri eğitim verilmekte olduğu öğrenildi.

İLGİNÇ BİR DETAY DAHA

Bu arada Washington’daki birimlere göre SDG içinde yer alan Suriyeli Hıristiyan Syriac Military Council, Deyrizor bölgesinden ayrılıp Afrin’e, YPG’ye yardım için geçme kararı aldı.

Washington’un, “Bu kararı alanlara her türlü yardımı keseriz” tehdidine rağmen bu kararın alınması ilginç bulundu burada.

http://www.haberturk.com/yazarlar/serdar-turgut-2025/1833861-pentagonun-ypg-raporu

Posted in ABD - AB - EMPERYALIZM, Bölücü KÜRTÇÜLÜK, BOP, ORTADOĞU ÜLKELERİ, PKK TERÖRÜ | Leave a comment

Arşivden Gündeme GÜZEL TÜRKÇEMİZ ÜZERİNE * Osmanlı valisi ! *** Q.W.X HARFLERİ VE “ATATÜRK ALFABESİ’NİN EŞSİZLİĞİ!”

Naci Kaptan
12 Şubat 2015

OSMANLI VALİSİ

Edirne Valisi İlkokulda öğrencilere süt dağıtarak sınıfta “Sağlık için süt için” cümlesini karatahtaya, bazılarına göre Osmanlıca , bazılarına göre ise arapça yazmış. Özetle yazının Osmanlıca’mı , Arapça’mı olduğu dahi belli değildir. Ama bilinen odur ki vali Bey’in başı anadilimiz Türkçe ile hoş değildir !!!

Vali beyin geçmişini araştırdım Van Lisesinden 1964 – 1970 döneminde mezun olmuş .Desem ki İmam hatipli, kenarından arapça öğrenmiş olsun ama var olan bilgilere göre İmam hatipli değil. Osmanlıcayı desen her babayiğit yazamaz.

Merak bu ya ; Edirne Valisi Dursun Ali Şahin bu işi neden yaptı ?
Bu yazdığı cümleden başka Arapça veya Osmanlıca bilir mi ?
Kendisine ait bilgilerde sadece “iyi derecede ingilizce bilir” yazıyor .
Arapça bilir demiyor ?

Şeytan der ki , vali efendi bu arapça cümleyi ezberleyip de tahtaya yazmıştır.

Vallah benim de düşüncem odur ki vali efendi bu davranışı ile Osmanlı sevdalısı iktidara , ben de varım diye işaret fişeği atmıştır. Bu fişeği atarken Devletin değil , iktidarın valisi olduğunun da altını çizmiştir. Atatürk’ün harf devrimine karşı tavır koymuş ve koltuğunu borçlu olduğu Türkiye Cumhuriyetine de karşı olduğunu göstermiştir. Edirne valisinin derdi öğrenciye süt içermek değil bunun üzerinden kendisine kredi sağlamaktır.

Edirne valisinin görev geçmişinde Laik demokratik Cumhuriyet’le , bilim ve laik eğitime aykırı uygulamaları vardır ;

* 2011 yılında Giresun Valisi iken öğrencilerin etek boyuna ilişkin genelge yayımlamıştır.

* Giresun Valiliği döneminde gazetecilere “Giresun’u kötüleyen şeyleri yazmayın. Ben vereyim sana o parayı, yazmayın” diyerek gerçeklerin yazılmasını engelleyerek basına karşı tavır almışır.

*İsrail’in Mescidi Aksa’ya saldırmasının ardından Edirne’de restorasyonu devam eden sinagogu müze olarak kullanmaya karar verdiklerini belirterek “Mescidi Aksa’nın içinde savaş rüzgârları estiren, bizzat savaş tatbikatı yapan o eşkıya kılıklı insanlar orada müslümanları katlederken, biz de onların burada sinagoglarını yapıyoruz. İçimde büyük bir kinle söylüyorum bunu” sözleriyle büyük tepki çekmiştir. Türkiye Hahambaşılığı ve Türk Musevi Cemaati de bir yazılı açıklama yaparak “Bu tür bir söylemin devletimizi temsil eden bir valimiz tarafından ifade edilmesinden dolayı hicap duymaktayız” ifadelerini kullandı.

*Ergene Nehri’nin suladığı alanlarda yetişen pirinçlerin kansere yol açabileceğini söyleyen Devlet Hastanesi’nin gastroenteroloji uzmanı Dr. Dilek Tucer’i görevden almıştır.

*Ediirne Şükrüpaşa İlkokulu’nda ülke genelinde uygulamaya başlatılan kampanyanın sloganı olan “Sağlık için süt için” cümlesini karatahtaya Osmanlıca yazdı. Bir gazetecinin “Sloganı neden Osmanlıca yazdınız” sorusuna ise Vali Şahin, “Dikkat çeksin diye. Bu durumda daha fazla dikkat çeker. Şimdi de siliyoruz” diyerek sınıfta bulunan öğretmene silmesi konusunda talimat verdi

Devletin gerçek valilerini artık mumla arıyoruz.

TC.
OSMAN TÜRKOĞUZ
osmanturkoguz@gmail.com
TV. İZMİR;10 ŞUBAT 2015

Bu önemli yazı bir alıntıdır!

“Besançon Üniversitesinin CLA Yabancı Diller Enstitüsünde, Devlet doktorasını yapmış bir Kadın Profesör, yazıldığı gibi okunan ve okunduğu gibi yazılanan dillerden örnek verirken sınıfa dönerek sordu:

“İçinizde Türk var mı?” Ben, ayağa kalkarak, ”Mustafa Kemal Atatürk sayesinde Türküz!” dedim.

”Bizim Mustafa Kemal Atatürk’ümüz yok. Türkçe söylendiği gibi yazılır, yazıldığı gibi de okunur. Fransızcanın haline bakınız. Hiçbir Fransız, Fransızca şarkıları tam olarak anlayamaz. Fransızca şarkılarda kelime sonlarındaki sağır harflerde seslendirilir. Est-ai-et-hep karıştırılır!” Demişti.

Atatürk’ün Alfabesine kızan hainlerimize bu konudaki hainlikleri de duyurulur.”

Beyaz atına binerek giden değerli Yurtsever Osman Türksever albayımızı saygı ile anarım. (Naci Kaptan)

***

Q.W.X HARFLERİ VE “ATATÜRK ALFABESİ’NİN EŞSİZLİĞİ!”

Yazan: Ali Serdar Polat
1 Mart 2014 Bütün Dünya.

“Kaputan’ı Derya Karpuz Kelleli Hamdi Paşa, kalyon kaputanı Cinoğlu Mevtandan gelen istek yazısını sallayarak “Bre Nevbekar, bre Dürzü nereden bulayım ben Kırk Kör keçiyi. Muvazi!/parelel/ donanma mı kurarsız!”Bağırırken Kethüda Ramazan Efendi ol yazıyı almış ve:

“Devletü, Saadetlü ve Azametli Paşa Hazretleri, Ol Biçare Kalyoncu başı Kırk Kürekçi, yani eski dille kırk forsa ister, hiddetlenmeyesiz !”Der. Koskoca Paşa bir “YAAA!”Der!

Bitlis için Mardin istasyonuna çok miktarda buğday çuvalı gelir. Mardin Vali Paşası Siirt Vali Paşasına tel çeker:”Çuvalları kamyonlara yükleyebilmek için acele dört yüz ipli hamal gönderiniz!” Telgrafı alan Siirt Vali Paşası küplere biner:

“Mardin Vali Paşası delenmiş mi? Bizi oğlan pezevengi miyiz?!
Bizden diplemek üzere dört yüz ipne hamal ister! ”Bereket Mektupçu imdada yetişir:”Devletlü Vali Paşam, sinirlenmeyesiz! Mardin Vali Paşası dört yüz ipli hamal istemektedir, bize tahsis edilen buğdaylarımızı kamyonlara yüklemek için!” Der’ ”Vali Paşa derinden bir OHHH!”Çeker.

Şehr’i Beyzalı birisi Nasrettin Hocaya bir kâğıt uzatarak:

”Hocam, sen okuma ve yazma bilirsin, şu nameyi bi okuyuversen!” Der. Hocamız okumaya başlar: ”Evvela üzerime farz kılınan Tanrı selamımı sunar, büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden…”Ol Müselman,” Hocam, hop! Hop! O mektup değil, tapı senedidir!” deyince, Hocamız istifini bozmadan: ”Oğlum sen mektup dediğin için mektup gibi okudum. Önceden tapı olduğunu söyleseydin ona göre okurdum!” der. Nebati Elifbası bu, herkes istediği gibi okur.

Sayın Ali Serdar Polat Beyin aşağıdaki yazısını bir sene önce okuduğum da aklıma bu öyküler gelmişti.

SBNKRHSR=Arap Elifbası ile ŞEBİNKARAHİSAR yazmak.

Bir ay kadar önce, E.Tuğgeneral Sayın Seydi Ahmet Demiral, bana bir eski yazılı fotoğraf vermişti. İzmir’de göstermediğimiz yer kalmadı, yazının noktalaması/ötürüsü-götürüsü/eksik olduğundan okuyanı da olmadı.Şimdi ol resim Eski yazı profesörlerinde!Ya bu bir acil muharebe emri olsaydı!Savaş biterdi, yazı yine de çözülemezdi.

Şimdi, alıntı yazıya geçiyorum:

“A harfini ele alalım: İngilizce bir yazıdaki A harfi yerine göre A,O,EY ya da E olarak okunur. Say yazılır Sey okunur. Nature, Neyçır okunur. Taxi yazılır, Taksi okunur. Water yazılır, Votur okunur. Kat olarak okumak için de, Cut yazmalısınız. Yani A sesini vermek için U yazıyorsunuz.

E harfine bakalım:
İngilizce bir yazıdaki E harfi gerine göre İ veya E olarak okunur. He yazıp Hİ, Sheriff yazıp Şerif okuyorsunuz. Tenk olarak okumak için deThank yazıyorsunuz İ harfine bakalım: İce yazıp eys okuyorsunuz. I harfi burada ay olarak okunuyor. Sit yazıp sit okuyorsunuz. Haydaa. Şimdi de i harfini i okuyorsunuz. Tri olarak okumak için tree yazdınız. Yani İ sesini okumak için iki tane e harfini yan yana yazdınız

O harfine bakalım: Fransızca eau yazıp o okuyorsunuz. Bir o sesi çıkarmak için 3 ayrı harfi yan yana dizmek zorundasınız. Yine Fransızca Bordeaux yazıp Bordo okuyorsunuz. Önce O harfini o olarak, sonra da eaux harflerini O olarak okuyorsunuz.4 harf bir O ediyor.Ö sesi: Fransızca Je yazıp Jö, Petit yazıp Pöti okunuyor. E yazıp Ö okudun, sondaki T harfi uçtu gitti.

Ş harfi: İngilizce She yazıp Şi okuyorsunuz. Ş sesini ancak iki harfi kullanarak yazabiliyorsunuz. Sh.Almanca daha berbat, Ş sesini yazmak için 3 harf kullanmanız gerek: Sch, yani Boş okumak için Bosch yazmak gerekiyor.

İngilizcede Ş sesini her zaman Sh ile yazamıyorsunuz. Neyşın okumak için Nation yazmalısınız. Yani burada T yazıp Ş okuyorsunuz. Ş sesini vermek için bazen de C harfini kullanıyor: Precious yazıp Preşis okuyorsunuz.

Ç harfi: Almanca Ç yazmak için 4 harf gerekiyor: Tsch. Yani Çek okumak için Almanca’da Tschek yazıyorsunuz. İngilizcede Check yani 2 harf: Ch. Fransız Ç harfini bulmuş ama alfabede ayrıca S harfi olduğu halde Ç’yi S okuyor. Garçon yazıp Garson okuyor. Akıl mı bu?

I harfi: İngilizcede I(ı) harfi yok. I sesini yazmak için e,io veya u yazıyorsunuz. Water yazıp Wotır, Nation yazıp Neyşın okuyoruz. Lecture yazıp Lekçır okuyoruz.

M harfi: Fransızcada M harfi bazen N okunuyor. Champs-Elysées yazıp Şanzelize, Comts yazıp Kont okuyorsunuz.

T harfi: İngilizce Cultural yazıp Kalçırıl okuyoruz. İlk U,A olarak, ikinci U,I olarak, Tde Ç olarak seslendiriliyor. Bir de heceler var, onlar daha berbat. Almanca Eu Yazıp Oy, Ae yazıp E,Ue yazıp Ü,Oe yazıp Ö,Ei yazıp Ey okuyorsunuz.Doyç olarak okumak için Deutsch yazıyorsunuz.

Fransızcada Roi yazıp Rua, Louis yazıp Lui okuyorsunuz. Fransızca ELLE yazıp EL, Fille yazıp Fiy; L’homme yazıp Lom, Quest yazıp Kes, Cette yazıp Set, Mont Blanc yazıp Mon Blan, Don Quichotte yazıp Don Kişot, Jules Verne yazıp Jül Vern. Paris yazıp Pari okuyorsunuz. Bir sürü harf okunmuyor, boş yere yazılıyor yani.

Yer değiştiren harfler: İtalyanca Mignon yazıp Minyon okuyorsunuz. Y harfi: İspanyolca Mallorca yazıp Mayorka, Fransızca Fille yazıp Fiy, Versailles yazıp Versay okuyorsunuz. LL=Y oluyor.

Bunlar birkaç örnek yalnızca. Daha ne gariplikler var. Bundan dolayı seslerin karşılığı olan harfleri öğrenen herkes ağzından çıkan kelimeyi yanlışsız yazmayı ve gördüğü her kelimeyi okumayı çabucak öğrenebilir.

Bir İngiliz çocuğa harfleri öğret,hiç birşey yazamaz.Su(Votır) yaz diyorsun.Çocuk Water yazmalı.V sesini V ele mi ,W ile mi yazacak? O sesinin A harfi ile yazılacağını nereden bilebilir ki? T harfini yazabilir. Geçelim…

I harfine geldik,ama İngilizcede böyle bir harf yok ki.I sesini E haarfi ile yazmalı ama çocuğun bunu bilmesi imkânsız.İngiliz çocuk ,harfleri değil,Kelimenin tümünü auynı anda görerek nasıl okunacağını görür ve ezberler.Water.Ancak bu kelimeyi ezberledikten sonra yazabilir.Türk çocuk ise S ve U harflerini arka arkaya dizerek SU yazabilir.İşte en büyük üstünlük bu.Ama bu üstünlüğü elimizden almak için,harflerle değil,hece ezberleterek okumayı öğretmeye başladılar ilkokullarımızda.Gayrı milli iktidarlar Amerikalı eğitimcilerin zorulaması ile bu ihaneti yaptılar.

ATATÜRK ALFABESİ İLE BİZ HANGİ DİLDE OLURSA OLSUN HER KELİMEYİ YAZABİLİRİZ,AMA ONLAR YAZAMAZLAR.

Bir Avrupalı’ya ve Amerikalı’ya Kiliç,Cacık YAZDIRAMAZSINIZ.Arapça sesleri de yazamazlar.EL MISIR EL YEVM yazamazlar.Örneğin AL Mari AL Yovm yazıyorlar,aynı sesi vermiyorlar.

Halbuki Atatürk alfabesi ile MISIR EL YEVM yazdım gitti işte.İşte bu kadar basit bir şeyi,yani bir sesi yalnızca tek bir harfle yazmayı,ve yazılı her harfi yalınız tek bir sesle okumayı akıl edememişler.Şimdi görüyorlar ,itiraf ta ediyorlar,ama bu devrimi yapmaya cesaretleri yok. Onların bir Atatürkü yok çünkü…

Atatürk Alfabesinin Osmanlı Alfabesine Üstünlüğü. Bir örnekle bu üstünlüğü kanıtlayalım:

Aşağıdaki Osmanlıca yazı fotoğrafının aşağısında,bu yazının okunuşunu koydum.Oraya bakmadan ,bu yazıyı okumaya çalışınız.Bakalım okuyabilecek misiniz?Bu fotoğraftaki arap harflerini yan yana dizersek şöyle olur:

anatviy asmanly tymvr yvIy
aykyncy mvkstaneydn hydrpaşadn
v yahvd
bvstaneydn hydrpaşayh.

Deli saçması değil, hayır. Bu bir tren bileti. Okunuşu şöyle:

anatvLy asmanly tymvr (Anadolu Osmanlı Demir Yolu).
aykyncy mvkstaneydn hydrpaşadn(İkinci Mevkİ),
bvstaneydn hydrpaşayh.(Bostancı’dan Haydarpaşa’ya)
v yahvd(Ve yahut), bvstaneyyh(Bostancıdan Haydarpaşa’ya).

Açıklaması:
V olarak yazdığım Vav harfi V-O-U-Ö-Ü olarak okunur.Yani bir harf 5 ayrı ses için kullanılyor.A olarak yazdığım Ayın harfi A veya İ olarak okunur.H olarak yazdığım He harfi H veya E olarak okunur.Y olarak yazdığım Ye harfi Y-İ-I-A olarak okunur.

Örnek:Mustafa yazarken ,kelimenin sonundaki a harfi y olarak yazılır.Bilmeyen kişi Mustafa kelimesini Müstafi(İsetmiş) olarak okuyabilir.

Örnek: Şunu okuyunuz bakalım:asy (ayn-sat-ye)”Asi” dediğinizi duyar gibi oluyorum.Yanıldınız.”İsa” okunur.Ya işte böyle.

Örnek:Mevki mvka olarak yazılıyor,sondaki a (ayn) i olarak okunuyor. Cami kelimesini cama(cim-elif-mim-ayn)yazılıp sondaki a’nın i okunması gibi.

Mürekkep yalamışlar bile yalan yanlış okurlardı.Örneğin,şiirde geçen “Heraklit” kelimesini “Her ekalliyet” olarak okuyan müddeiumumi (o zamanki savcı- EK: Bugünde Müddeihususileri de çıktı!?) Nazım için tutuklama emri kesmişti.

Atatürk Devrimi’nin değerini anlamak istemeyenler,şimdi anlamışlardır umarım!”

Besançon Üniversitesinin CLA. Yabancı Diller Enstitüsünde, Devlet doktorasını yapmış bir Kadın Profesör, yazıldığı gibi okunan ve okunduğu gibi yazılanan dillerden örnek verirken sınıfa dönerek sordu:

“İçinizde Türk var mı?” Ben, ayağa kalkarak,”Mustafa Kemal Atatürk sayesinde Türküz!”Dedim.”Bizim Mustafa Kemal Atatürk’ümüz yok. Türkçe söylendiği gibi yazılır, yazıldığı gibi de okunur. Fransızcanın haline bakınız. Hiçbir Fransız, Fransızca şarkıları tam olarak anlayamaz. Fransızca şarkılarda kelime sonlarındaki sağır harflerde seslendirilir. Est-ai-et-hep karıştırılır!” Demişti. Atatürk’ün Alfabesine kızan hainlerimize bu konudaki hainlikleri de duyurulur.

Kaynak :  http://aliserdarbolat.blogspot.com.tr/2013/10/q-w-x-harfleri-ve-ataturk-alfabesinin.html

Posted in ATATURK, EĞİTİM, Gundem, Haber, İrtica, SİYASİ TARİH | Leave a comment