TANK PALET FABRİKASINDAN SONRA TPAO ve Botaş’ın Katarlılara satılacağı iddiaları Meclis gündeminde

Yeniçağ / 18.02.2019

TPAO ve Botaş’ın

Katarlılara satılacağı
iddiaları Meclis gündeminde

CHP Mersin Milletvekili Başarır, TPAO ve Botaş’ın Katarlılara satılacağı iddialarını Meclis gündemine taşıdı.

CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, Meclis’e verdiği Soru önergesinde TPAO ve Botaş’ın Katartlılara satılacağı iddialarını gündeme taşıdı. TPAO ve BOTAŞ’ın da Tank Palet fabrikasında olduğu gibi Katarlılara satılacağı iddialarının gündemde olduğunu belirten Başarır, önergesinde “bu iddialar doğruysa, bu satışın, Katar Emirinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hediye ettiği 400 milyon dolarlık uçakla bir ilişkisi var mıdır?” sorusunu yöneltti.

CHP’li Başarır, soru önergesinde ayrıca TPAO (Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı)’nun Akdeniz’de, Norveç’ten satın alınan 3 gemi ile petrol ve doğalgaz arama çalışmalarını da gündeme getirdi.

ERDEMLİ KUYUSU TAMAMLANDI. BİR KOVA PETROL YOK

CHP’li Başarır önergesinde, ilk çalışmanın Mersin’in Erdemli ilçesi açıklarında yapıldığını ve bir kova petrol dahi bulunamadığını belirtti. Alanya açıklarında yapılan petrol ve doğalgaz arama çalışmasının da yaklaşık 100 gündür devam ettiğini belirten Başarır, buradaki sonucunda kuvvetli ihtimalle Erdemli ile aynı kaderi paylaşacağını belirtti.

GÜNLÜĞÜ 40 BİN DOLARDAN HELİKOPTER KİRALANDIĞI DOĞRU MUDUR?

Vatandaş üzerinde tasarruf tedbirleri uygulanırken, Akdeniz’de arama çalışması yapan bir geminin günlük maliyetinin yaklaşık 50 dolar olduğunu ifade eden CHP’li Başarır, önergesinde, bu şartlar altında Alanya kuyusundaki geminin, 40 gün boyunca boş yere bekletildiği, böylece 2 milyon doların havaya saçıldığı ve Akdeniz’de açılan ve daha açılacak olan sahaları dolaşmak için günlüğü 40 bin dolara helikopter kiralandığı iddialarının açıklığa kavuşturulmasını istedi.

YAKLAŞIK 2 MİLYAR DOLAR AKDENİZ’İN DERİN SULARINA GÖMÜLECEK

Akdeniz’de, toplamda 6 yerde petrol ve doğalgaz arama çalışmaları yapılacağının kamuoyunda konuşulduğunu belirten Başarır; “Erdemli ve Alanya kuyularından anlaşılacağı üzere diğer kuyulardan da bir sonuç alınamaması durumda toplamda tüm maliyetler hesaplandığında, yaklaşık 2 milyar Doların Akdeniz’in derin sularına gömülecektir” dedi.

Kaynak Yeniçağ: TPAO ve Botaş’ın Katarlılara satılacağı iddiaları Meclis gündeminde

Posted in Ekonomi, ÖZELLEŞTİRMELER, YOLSUZLUKLAR, YOZLAŞMA - AHLAKSIZLIK | Leave a comment

AKP YARGIYI DÖRT YANDAN KUŞATIYOR * Hâkim ve savcı olarak atanan AKP’lilerin listesi ortaya çıktı

cumhuriyet.com.tr / 18 Şubat 2019 Pazartesi

Hâkim ve savcı olarak atanan
AKP’lilerin listesi ortaya çıktı

Ahmet Şık, TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edilen ‘Ceza Muhakemeleri Kanunu’ teklifine şerh yazdı. Şık, muhalefet şerhinde ‘AKP kadrolarından olduğunu’ ifade ettiği 90 kişinin atama listesine de yer verdi.

T24’ten Hülya Karabağlı’nın haberine göre; HDP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, TBMM Komisyonu’nda kabul edilen 13 maddelik teklifle hâkim ve savcı olabilmek için getirilen 70 puan şartının, yargıdaki sorunları çözmekten çok uzak olduğunu söyledi. Şık, yargıdaki zorlukların aşılması için, 70 puan şartı kaldırıldıktan ve staj süreleri kısaltıldıktan sonra çok büyük bir kısmı AKP teşkilatlarında görev almış isimlerin hâkim ve savcı atandığını belirtti. Şık, teklife ilişkin muhalefet şerhinde ‘AKP kadrolarından olduğunu’ ifade ettiği 90 kişinin atama listesine de yer verdi.

Şık’ın açıkladığı, AKP kadrolarından yargıya atamalar

Muhalefet şerhinde, şu bilgiler verildi:

“AKP kadrolarından yargı kadrolarına yapılan transferlere ilişkin örnekler çoğaltılabilmekle beraber açık kaynaklardan edinilebilecek bilgilere göre, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda bir törenle gerçekleşen atamalardan bir kısmı şöyledir:

1-AKP Zonguldak İl Gençlik Kolları eski Başkanı A.A. (Mersin Cumhuriyet Savcılığı),

2-AKP Sultanbeyli İlçe Kurucu Başkanı, AKP Sultanbeyli Belediye Başkanı Aday Adayı

3-A.F.B. (Konya Cumhuriyet Savcılığı),

4-Ankara Büyükşehir Belediye eski Başkanı Melik Gökçek’in avukatı A.H.A. (Kars DigorHakimliği),

5-AKP Giresun İl Yönetim Kurulu eski üyesi A.K. (Reyhanlı Kırıkhan Cumhuriyet Savcılığı),

6-AKP Adana eski üyesi A.M. (Tokat Hakimliği),

7-AKP Konya eski üyesi A.F.T. (Bitlis Cumhuriyet Savcılığı),

8-AKP Rize İl eski yöneticisi A.Ö. (Mersin Hakimliği),

9-AKP Kırşehir Kaman Belediye Başkan adayı, eski ilçe başkanı A.G. (Mersin Hakimliği),

10-AKP Kırıkkale İl Başkan eski Yardımcısı-Seçim İşleri eski Başkanı A.K.B. (Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı),

11-AKP Çayırova İlçe Yönetim Kurulu eski üyesi A.A. (İstanbul Hakimliği),

12-AKP Adana Milletvekili Aday Adayı A.Ç.T. (Gaziantep Hakimliği),

13-AKP Kırıkkale Merkez İlçe Yönetim Kurulu eski üyesi A.Y.A. (Mersin Hakimliği),

14-AKP Trabzon İl Başkan eski Yardımcısı B.G. (Kayseri Hakimliği),

15-TÜGVA Tokat İl eski Başkanı A.K. (Gebze Cumhuriyet Savcılığı),

16-AKP Milletvekilinin yeğeni B.Y. (Adana Cumhuriyet Savcılığı),

17-AKP Trabzon Kadın Kolları Yerel Yönetimler eski Başkanı B.S.Ö. (Şanlıurfa Hakimliği),

18-AKP Sultangazi Meclis üyesinin eşi C.İ. (Ankara İdare Mahkemesi üyeliği),

19-AKP Giresun üyesi C.Y. (Adana Hakimliği),

20-AKP Edirne Milletvekili Aday Adayı C.B. (İstanbul Hakimliği),

21-AKP Tokat Merkez İlçe yöneticisinin eşi C.D. (Beypazarı Ankara Batı Hakimliği),

22-Eski milletvekilinin torunun eşi E.A. (İstanbul Cumhuriyet Savcılığı),

23-ENSAR Vakfı Ankara Şube Başkanı E.P. (Gaziantep Cumhuriyet Savcılığı),

24- AKP Bafra Belediye Başkan Aday Adayı E.O. (İstanbul Gaziosmanpaşa Hakimliği),

25-AKP’li Ö.G’nin eşi E.G. (İstanbul Hakimliği),

26-AKP’li E.G.’nin eşi Ö.G. (İstanbul Cumhuriyet Savcılığı),

27-AKP Adana eski üyesi E.I.S. (Hatay Hakimliği),

28-AKP Giresun İl Yönetim Kurulu üyesi E.B. (Çorum Hakimliği),

29-AKP Erbaa İlçe eski Başkanı F.A. (İstanbul Hakimliği),

30-Anayasa konferanslarına katılan F.N. (Antalya Cumhuriyet Savcılığı),

31-AKP Taşköprü İlçe eski Başkanı F.P. (Bursa Hakimliği),

32-Danıştay Başkanı Zerrin Güngör’ün kızı G.H. (Elazığ Hakimliği),

33- AKP Mersin Milletvekili Aday adayı H.A. (Silivri Cumhuriyet Savcılığı),

34-AKP Balıkesir Edremit İlçe eski Başkanı H.Y. (Bakırköy Hakimliği),

35-AKP Adana eski üyesi H.Ç. (Gaziosmanpaşa Hakimliği),

36-AKP Rize Ardeşen Belediye Meclis eski Üyesi H.K. (Bartın Cumhuriyet Savcılığı),

37-HSK’nın avukatı İ.A. (Bursa Cumhuriyet Savcılığı),

38-AKP Balıkesir İvrindi eski İlçe Başkanı İ.D. (İstanbul Cumhuriyet Savcılığı),

39-AKP Adıyaman Besni Belediye eski Başkanı İ.T. (Balıkesir Sındırgı Cumhuriyet Savcılığı),

40-AKP İzmir Karabağlar İlçe eski yöneticisi İ.K. (Hatay Hakimliği),

41-AKP Nevşehir Seçim İşleri Komisyonu eski üyesi İ.G. (Bakırköy Hakimliği),

42-FETÖ okullarına kayyum olarak atanan İ.S. (Kocaeli Gölcük Cumhuriyet Savcılığı),

43-AKP Elazığ İl eski Başkanı K.N. (Bakırköy Hakimliği),

44- Milli Savunma Bakan Yardımcısı K.A. (Çorlu Hakimliği),

45-AKP Nevşehir Milletvekili Aday Adayı K.S. (Bakırköy Hakimliği),

46-AKP Adana İl Disiplin Kurulu eski Üyesi M.Ç. (Aydın Hakimliği),

47-AKP Şehitkamil İlçe Yönetim Kurulu eski üyesi M.A. (Bursa Hakimliği),

48-AKP Mersin Akdeniz Belediye Başkan Adayı M.S.C. (İstanbul Hakimliği),

49-AKP Şanlıurfa Haliliye İlçe Başkan eski Yardımcısı M.Y. (Mersin Hakimliği),

50-HAS Parti Konya İl Başkan eski Yardımcısı M.C.Ş. (Adana Hakimliği),

51-Adalet Bakanlığı eski Özel Kalem Müdürü M.S.P. (Antalya Hakimliği),

52- Konya AKP Milletvekili Adayı M.S.H. (Karşıyaka Hakimliği),

53-AKP Hatay Erzin İlçe eski Başkanı M.Ö. (Kayseri Cumhuriyet Savcılığı),

54-AKP İstanbul Milletvekili Aday Adayı M.Ş. (Yalova Hakimliği),

55-AKP Mardin Kızıltepe Gençlik Kolları Başkanı M.E. (Kayseri Hakimliği),

56-AKP Adıyaman Milletvekili Aday Adayı M.G. (Yalova Hakimliği),

57-AKP Adana eski üyesi M.K. (İstanbul Gaziosmanpaşa Hakimliği),

58-AKP Samsun Bafra Meclis eski üyesi M.S. (Kayseri Hakimliği),

59-AKP Tokat İl Yönetim Kurulu eski Üyesi M.T. (Denizli Hakimliği),

60-AKP Van Kadın Kolları eski Başkanı N.H. (İstanbul Cumhuriyet Savcılığı),

61-AKP Sivas eski Üyesi M.K. (Kahramanmaraş Hakimliği),

62-Sosyal medyada AKP’yi destekleyen N.K.D. (Eskişehir Çifteler Hakimliği),

63-AKP Van Edremit Encümen Adayı N.T. (İstanbul Hakimliği),

64-AKP’ye yakın Hukuki Araştırmalar Derneği'nin eski Bingöl temsilcisi N.Z.C.V. (Erzurum

İdari mahkemesi üyeliği),

65-AKP Mardin Artuklu İlçe eski Başkan Yardımcısı O.Ö. (İstanbul Anadolu Hakimliği),

66-AKP Nevşehir Milletvekili Aday Adayı Ö.Ö. (Tekirdağ Malkara Cumhuriyet Savcılığı),

67-AKP Adana Büyükşehir Belediyesi Meclis eski Üyesi Ö.Ç.Ç. (Balıkesir Burhaniye

Hakimliği), AKP Çatalca Belediye Meclis eski Üyesi Ö.C.K. (İstanbul Hakimliği),

68- AKP Adana İl Teşkilatı eski Üyesi P.B.D. (Karaman Hakimliği),

69-AKP Sivas eski üyesi S.H. (Tunceli Cumhuriyet Savcılığı),

70-AKP Ardeşen İlçe eski Başkanı S.B. (Tokat Cumhuriyet Savcılığı),

71-AKP İzmir Buca Belediye Meclis eski Üyesi S.K. (Patnos Bulanık Hakimliği),

72-AKP Küçükçekmece eski Seçim Koordinatörü S.B. (Ardahan Göle Hakimliği),

73-AKP İzmir İl Yönetim Kurulu eski Üyesi S.C.B.S. (Gümüşhane Hakimliği),

74-AKP İzmir İl Yönetim Kurulu eski Üyesi S.Ç. (İstanbul Büyükçekmece Hakimliği),

75-Cumhurbaşkanlığı Hukuk Başdanışmanın kızı S.K. (İstanbul Anadolu Cumhuriyet Savcılığı),

76-AKP Kadıköy İlçe Başkan Yardımcısı'nın eşi S.D. (Salihli Hakimliği),

77- AKP Erzincan Milletvekili Aday Adayı T.N. (İstanbul Anadolu Hakimliği),

78-AKP Adana Milletvekili Aday Adayı T.D. (Gebze Cumhuriyet Savcılığı),

79-AKP Mardin İl Yönetim Kurulu eski Üyesi U.A. (İstanbul Anadolu Cumhuriyet Savcılığı),

80-AKP İstanbul Esenler İlçe eski yöneticisi Ü.Ö. (Mersin Cumhuriyet Savcılığı),

81- AKP Kadın Kolları eski üyesi Y.D. (İstanbul Hakimliği),

82-AKP Zeytinburnu Belediye Meclis eski Üyesi Y.B. (İzmir Torbalı Cumhuriyet Savcılığı),

83- AKP’ye yakınlığı ile bilinen Erzurum ERSILADER Başkanı Y.E. (Kırıkkale Cumhuriyet

Savcılığı), Sosyal medyada AKP’yi destekleyen Y.K. (Düzce Hakimliği),

84-AKP Kocaeli Milletvekili Aday Adayı Y.B. (Çarşamba Cumhuriyet Savcılığı),

85-Yargıtay eski daire başkanının oğlu O.T. (Kilis Hakimliği),

86-Firari FETÖ’cü Eşref Çiftçi’nin eski avukatı T.C. (Foça Cumhuriyet Savcılığı),

87-AKP Bursa Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı'nın kardeşi N.G.

(Denizli Cumhuriyet Savcılığı),

88-Sivas Belediyesi Hukuk İşleri eski Müdürü B.Ç. (Silivri Cumhuriyet Savcılığı),

89-İstanbul Büyükşehir Belediyesi eski avukatı M.A. (İstanbul Hakimliği),

90-Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi eski Hukuk Müşaviri R.A. (İstanbul Hakimliği)

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/1254227

Posted in HUKUK-YARGI-ADALET, YOLSUZLUKLAR, YOZLAŞMA - AHLAKSIZLIK | Leave a comment

İktidar ve Muhalefetin Ayırdında Olmadığı BEKA!..

Süleyman Çelik
scelik44@gmail.com
18.02.2019

İktidar ve Muhalefetin
Ayırdında Olmadığı BEKA!..

Ülkede gündem “beka” oldu…

Ortaya Devlet Bahçeli attı; geçmişte “ihanet” ile suçladığı AKP’ye şimdi neden “stepne olduklarını”, düşünen partilileri susturmak için, “mesele devletin bekası” dedi!..

Sağcı partilerde sorgulama yerine “lidere sadakat” geleneği olduğu için, kimse “ülkeye ihanet eden parti ile beka meselesi nasıl çözülecek?” diye sorgulamadı; “öyleyse sorun yok” dediler ve Bahçeli’yi alkışlamayı sürdürdüler!..

Paradoks olsa da propaganda çalışmalarını en bilimsel şekilde yapan parti AKP. Bu konuda imamlardan değil, iyi eğitim almış uzmanlardan yararlandığı/ reklam şirketlerinden profesyonel destek aldığı, hatta geçmişte (belki hala) yabancılarla da çalıştığı bildiriliyor. Bu nedenle “beka” konusunun iş yapacağına karar vermiş olacaklar ki Bahçeli’nin söylemine dört elle sarıldılar; muhalefet partilerini, “zillet”, “illet” ittifakı diyerek aşağılamaya ve FETÖ/ PKK işbirliği ile suçlamaya, dış güçleri de bunlara ekleyip, “yerel seçimleri kazanamayacak olurlarsa ülkenin elden gideceğini” işlemeye başladı…

Normalde muhalefet iktidara saldırır, yanlışlarını/ başarısızlıklarını ağır şekilde eleştirir, köşeye sıkıştırır. Örneğin, 1950-60 arasında İsmet Paşa’nın eleştirilerinden bunalan Menderes çıldırır, bunalıma girer, çareyi bir metresinin kollarına sığınıp ağlamakta bulurdu…

Günümüzde ise muhalefet beceriksiz/ aciz; bu nedenle iktidar saldırıyor, muhalefet savunmaya geçiyor…Beka meselesinde de aynısı oldu; savunmaya geçen muhalefet “beka sorunu yok” dedi.

Saldırılar durmayınca Meclis’e önerge verdiler; iktidara, “gelin, ülkemizin bekasını tehlikeye sokan meseleleri anlatın, biz de öğrenelim ve size yardımcı olalım” dediler…

Milli meselelerde iktidar ve muhalefet birleşir; bunlar birleşirse millet de bütünleşir ve bu şekilde sağlanan milli birliğin verdiği güçle meselenin üstesinden gelinir…Birleştirme görevi iktidarındır. Örneğin, 1974’de Kıbrıs’ta Rumlar soydaşlarımızı katletmeye başlayınca, iktidar (Ecevit- Erbakan), gece yarısı muhalefeti (Demirel, Feyzioğlu, Türkeş) acil toplantıya çağırdı, durumu anlattı ve toplantıda Hükümet’in “Kıbrıs’a asker çıkararak soydaşlarımızı kurtarma” planını liderler onayladı. Son sözü milletin temsilcilerinin söylemesi esas olduğu için konu TBMM’ne getirildi ve Meclis’in de onayı alındı. Buna bağlı olarak toplumda milli birlik ruhu oluştu. Bu ruh sayesinde Amerika ve Avrupa’nın karşı çıkmasına ve engelleme girişimlerine karşın, askerlerimiz Kıbrıs’a çıktı, soydaşlarımızı büyük bir başarıyla kurtardı. Sonuçta KKTC kuruldu ve 45 yıldır Kıbrıs’ta Türkler barış ve güven içinde yaşıyorlar…

Eğer MHP ve AKP’nin iddia ettiği gibi ortada bir beka meselesi varsa, yani Türkiye’nin geleceği tehlikede ise iktidarın, Kıbrıs meselesinde olduğu gibi, muhalefetin ve Meclis’in desteğini alarak milli birlik oluşturmaya çalışması gerekirdi. Oysa AKP, muhalefetle bir araya gelmeyi bırakın sürekli muhalefete saldırmakta ve kendisine oy vermeyenleri ötekileştirerek milli birlik ruhunu yok etmeye, toplumu kutuplaştırmaya çalışmaktadır. En son muhalefetin görüşme önergesi de Meclis’te AKP ve MHP’nin oylarıyla kabul edilmedi…

Bu durumda muhalefet gibi, iktidar ve onun ortağı MHP’ye göre de “beka” meselesi yok; konuyu seçim malzemesi olarak kullanıyorlar ya da bunlar beka derken, kendi koltuklarından söz ediyor, koltuklarını kaybetmek istemiyorlar…

İktidar yok saysa, muhalefet yok dese de Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük beka sorunu ile karşı karşıya…İktidarın eğitim, tarım, ekonomi ve dış politika başta olmak üzere yürüttüğü tüm politikalar iflas etmiş durumda…

En önemli beka meselesi, kuşkusuz eğitim; belki farkında bile değiller ama AKP’nin okulları imam-hatipleştirme, üniversiteleri medreseleştirme uygulamaları ile birlikte mantar gibi çoğalan tarikat ve cemaatlerin hortlattığı “sıbyan mektepleri”, medreseler, kurslar vs Türkiye’yi Ortaçağ’a götürecek; Diyanet de bu konuda tarikat ve cemaatlerle yarışıyor. Bunlar amaçlarını da açık açık söylemekten kaçınmıyorlar: “laik demokratik TC yıkılacak…”

Yanlış eğitim politikası Türkiye’nin bekası için, elbette en büyük tehlike; ancak bunun etkisi daha geç görülecek. Buna karşılık yanlış ekonomi ve dış politika uygulamaları etkisini göstermeye başladı bile…Emperyalizmin, “İslam ülkelerinin lideri olacaksın” elma şekerine kanılarak girilen Suriye bataklığı, Türkiye’yi esir almış durumda…

Önce Ergenekon, Balyoz vb. kumpaslar, ardından 15 Temmuz Darbesi ile zaten yaralanmış olan Ordumuz, ağırlığını Suriye’ye verince diğer taraflarda caydırıcılığını büyük oranda kaybetti.

Fabrikaları satıp tarımı da emperyalistlerin istekleri doğrultusunda çökerttikten sonra, üretmeden,borcu borçla” döndürerek geçen yıla dek idare eden iktidar, taze para yani yeni borç bulamayınca deniz bitti. Uluslararası tefecilerden yüksek faizle borç alıp, ülkenin topraklarını ve hatta savunma sanayiini Araplara satarak yerel seçimlere kadar idare etmek istiyor…

Savunma ve ekonomide ortaya çıkan zafiyetlerden yararlanmak isteyen dış güçler harekete geçti. ABD, diplomasi ile bağdaşmayan kaba tehditler savurarak istediklerini elde ediyor. Çareyi Abdülhamid’in ünlü “denge” politikasında arayan AKP, Rusya ile flört edip ABD’ye göz kırparak idare ettiğini sanıyor. Unutmayalım ki Osmanlı’nın yıkılmasını Abdülhamid’in denge politikası değil, emperyalistlerin paylaşımda anlaşamamaları geciktirdi. Yoksa 93 Harbi’nde Osmanlı bitmişti…

Mondros sonrasında olduğu gibi bu zafiyetten en çok yararlanan Yunanistan; karasularımız içinde bulunan 18 adamızı ve kayalıklarımızı işgal edip silahlandırdı. Bir zamanlar “savaş nedeni” (casus belli) saydığımız FIR Hattı, kıta sahanlığı vb. haklarımızın artık sözü bile edilmiyor; medyanın günlük haberleri arasında sayılan jetlerimizin Yunan jetleri ile yaptığı “it dalaşı” unutuldu. Eline fırsat geçen Yunanistan kıta sahanlığını 12 mile çıkarma hazırlığı yapıyor. Bu gidişle Helenizm’in rüyası yakında gerçekleşecek; Ege Denizi, Yunan Gölü olacak…

Güneyimizde Kıbrıs Rumları, Yunanistan, İsrail ve Mısır birleşip Amerikan petrol şirketi ile anlaşarak KKTC’nin kıta sahanlığı ve “münhasır ekonomik” bölgelerinde petrol ve doğal gaz sondajlarına başladılar. Türkiye savaş gemileri ile gövde gösterisi yapmak istedi ama, Amerika savaş gemilerini gönderince geri durdu. Şimdi sondajlar Amerikan savaş gemilerinin korumasında sürdürülüyor…

Aslında bunlar çok önemli beka meseleleri ama ne iktidar ne de muhalefet ayırdında. Ancak mesele bunlardan daha da tehlikeli…

Amacı, “Türkiye’nin de dâhil olduğu bölgenin haritasının, küresel emperyalizmin çıkarları ve İsrail’in güvenliği doğrultusunda yeniden çizilmesi” olan BOP, 17 sene önce açıklandığında ne muhalefet ne de iktidar tepki gösterdi. Hatta AKP eşbaşkan oldu.

Oysa o zaman yayımlanan haritalarda Türkiye’nin nasıl parçalanacağı ayrıntıları ile gösteriliyordu. Aymazlık içindeki iktidar ve muhalefet haritanın üzerinde durmadığı gibi projenin Irak’ta ve Libya’da uygulanmasına yardımcı olduk, Suriye’de yardıma devam ediyoruz. Geçenlerde Venezuela ile ilgili bir dünya haritası yayımlayan ABD, gene Türkiye’yi parçalanmış olarak gösterdi. Kendi ifadesine göre Dışişleri Bakanı, ABD’li meslektaşı ile görüşmüş, adam “yanlışlık olmuş” demiş, bizimki de inanmış/ tatmin olmuş! Ne deseydi yani: “yakında sizi parçalayacağız” mı deseydi?

Ey Millet! BOP’da sıra Türkiye’ye geliyor…

6 yıldır Suriye’de yaşanan acıların canlı tanığıyız; olayların nasıl başlatıldığını gördük/ öğrendik. Suriye, Rusya sayesinde Irak ve Libya gibi olmadı. Ama ne kadar flört edersek edelim, Rusya Türkiye’nin yanında olmaz. Çünkü Türkiye’nin parçalanması onun da işine gelir…İktidarı ve muhalefeti ile koltuklarından başka bir şey düşünmeyen politikacılar, “aymazlık ve hatta sapkınlık” içinde olabilirler. Fakat biz uyanıp onları uyarmazsak “hıyanet” içinde olacağız ve acıları biz yaşayacağız; bunu bilin…

Posted in ABD - AB - EMPERYALIZM, BOP, Politika ve Gundem, SÜLEYMAN ÇELİK | Leave a comment

AĞANIN ELİ TUTULMAZ * Tank bir sırdır! ‘Yerli ve milli’ suskunluk! Siyasetin kirli finansmanı

Orhan Bursalı 18 Şubat 2019 Pazartesi
obursali@cumhuriyet.com.tr

Tank bir sırdır!
‘Yerli ve milli’ suskunluk!
Siyasetin kirli finansmanı

Arifiye’deki tank fabrikasının satılışına, özelleştirilmesine vb. burada hiç girmedim, oysa notlarımda duruyor hâlâ, iki yönüyle paylaşıp geçeyim: 

1) “Yerli ve milli” edebiyatının altının boş olduğunu gösteren bir iktidar eylemi. İşin ilginci, eski genelkurmay başkanı ve şimdinin savunma bakanı da özelleştirmeci ve satıcı; acaba ordudaki generaller albaylar ne diyor bilmiyoruz, bir araştırma yapılsa “genç subaylar rahatsız” gibi bir sonuç çıkar ve başımız vayyy darbe mi istiyorsun diye derde girer! Kendisine en büyük kumpasların kurulduğu ve yüzlerce subayının başına çuval geçirilerek tasfiye edildiği, genelkurmay başkanının da tutuklandığı ve bu durumda bile darbe yapamayan ordu için şimdi bile kalkar böyle derler utanmazca, şüpheniz olmasın… 
Ama söyleyeyim: Ordu rahatsız

‘Yerli ve milli’ suskunluk! 
Kılıçdaroğlu’nun “Tank fabrikasının satılmasına ne diyorsun, yoksa bu savunma açısından can alıcı fabrika ‘yerli milli’ değil miydi” sorusuna MHP liderinin verdiği yanıtı biliyorsunuz, senin köklerin dışarıda benzeri laflar! Dam üstünde saksağan bile değil! Ama vereceği yanıtı mı vardı?.. Bu ülkenin “milli ve yerli” beyinlerinin yarattığı stratejik bir tesisin satılmasına bile ses çıkartamadığına göre MHP, AKP’nin politikasına tam eklemlendi, kılık değiştirdi demektir. Zaten önceki gün yayımladıkları “Cumhur İttifakı” bildirisi bu yolda atılmış güçlü bir adım. Birbirleri olmadan var olamayacak iki parti.

2) Katar ne? ABD’nin de kucağında bir ülke. Orada üsleri var. Amerikan askerleri var, ortak politikaları var. Katar’a satmak, aynı zamanda tank fabrikasının sırlarını da ABD ile paylaşmak demek. Yerli ve milli, öyle mi! 

Gizli saklı, ihalesi bile yapılmadan, kaça gittiği bilinmeden devredilen bir değer. Herkes sorsun, çünkü güçlü bir toplumsal tepki, protesto olmadı: Ne karşılığı? Neden? Ülkeye milyarlarca dolar para mı akıtıyor Katar? Yoksa orası milyarlarca doların bir oraya bir buraya gidip geldiği ve cari açığa, kaynağı bilinmeyen kalemlere yardım eden bir trafik ülkesi mi?  Hiçbir şey bilmiyoruz.. Ve muhalefet olarak bunun izini süren de yok…

20 milyar dolar mı? 
CHP Bilim Platformu’nun hazırladığı raporda, fabrikanın değerinin 20 milyar dolar olduğu yazılı. Bilemeyiz. Fakat iktidar tam bir şirket kayırıcılığı yapıyor. Kendisine büyük bir sevgi ilan eden BMC şirketinin sahibi Ethem Sancak iktidarın en çok kayırılan işadamlarından. Tam bir iktidar ortağı. Çok önemli bir savunma şirketinin sessiz sedasız devredilmesi kendisini hukuken de rahatsız etmiyor. Kapalı kapılar arkasında verilen kararlar, gün gelir açık kapılar önünde sorgulanır. Ülkede “yerli sanayici”ye kapıları kapatacaksın, kimsenin haberi olmadan bir ulusal değeri iki dudağının arasından çıkan bir kararla devredeceksin.

Kirli siyaset finansmanı 
Türkiye’de şüphesiz geçmiş iktidarlar döneminde de büyük kayırmacılıklar vardı..   Demirel’in Aile Fotoğrafı’nda kimler vardı, anımsıyor musunuz? 

Siyasetin -iktidara gelme- finansmanı ülkemizde hep kirli. Karanlık gibi, ama her şey ortada gün ışığında yapılıyor. Bu dönemin belki de en önemli farkı, al – ver ilişkilerinin siyasetin finansmanını da aşmış olması. Siyasetçinin varlık finansmanı da olaya dahil oldu. Yakın geçmişte ortaya dökülen belgeler de bunu net gösteriyordu. Türkiye siyasetin – siyasetçinin finansmanında hiçbir kuralı olmayan bir ülke. Dünyanın en karanlık ülkelerinden biri…

http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/1253002/

CHP’nin HAZIRLADIĞI BROŞÜR 

“Hiçbir devlet 20 milyar dolarlık kendi Tank Palet Fabrikasını yabancılara peşkeş çekmez yazısı” yer aldı. Broşürün ikinci sayfasında ise Kılıçdaroğlu’nun 15 Ocak’taki grup toplantısında dile getirdiği konuşmanın yeniden düzenlendiği bir bölüme yer verildi.

Broşürün üçüncü sayfasında ise Kılıçdaroğlu’nun Tank Palet Fabrikasının özelleştirilmesiyle ilgili yönelttiği sorular şöyle yer aldı:

1) Fabrikanın özelleştirme işlemleri için “Değer Tespit Komisyonu” oluşturulmuş mudur? Komisyon değer tespiti yapmış mıdır?
2) Komisyon bir değer tespiti yapmışsa, bu değer kaç liradır?
3) Fabrikanın özelleştirme işlemleri için “İhale Komisyonu” oluşturulmuş mudur?
4) İhale yapılmış mıdır?
5) İhale yapıldı ise; ne zaman, nerede ve Resmi Gazete’de ilan edilmeden nasıl yapılmıştır? Hangi usule göre yapılmıştır? İhaleye kaç firma teklif vermiştir? Verilen teklifler nelerdir?
6) İhaleyi aldığı söylenen şirkete üretim ve satış garantisi verilmiş midir?
7) Tank – Palet yapacak olan BMC şirketinin yüzde 49.9’u Katarlılara kaça satılmıştır? Erdoğan’a, Katar Emiri tarafından bedava verildiği söylenen “UÇAN SARAY”la bu ihalenin bir bağlantısı var mıdır?
8) Fabrikada çalışan askeri personel özelleştirmeden sonra da çalışmaya devam edecek midir? Edecekse, askerlerimiz Katar ordusunun emrinde mi çalışacaklardır?
9) Bu özelleştirmede bir ihale yapılmadıysa bunun sebebi nedir? Hangi kanun size bu yetkiyi vermektedir?

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset/1252841/

Posted in Ekonomi, TSK, YOLSUZLUKLAR, YOZLAŞMA - AHLAKSIZLIK | Leave a comment

ŞİİR * Edgar Allan Poe * ANNABEL LEE

ANNABEL LEE

Senelerce senelerce evveldi
Bir deniz ülkesinde
Yaşayan bir kız vardı bileceksiniz
İsmi; Annabel Lee
Hiç birşey düşünmezdi sevilmekten
Sevmekten başka beni
O çocuk ben çocuk, memleketimiz
O deniz ülkesiydi
Sevdalı değil karasevdalıydık
Ben ve Annabel Lee
Göklerde uçan melekler
Kıskanırlardı bizi
Bir gün işte bu yüzden göze geldi
O deniz ülkesinde
Üşüdü bir rüzgarından bulutun
Güzelim Annabel Lee
Götürdüler el üstünde
Koyup gittiler beni
Mezarı oradadır şimdi
O deniz ülkesinde
Biz daha bahtiyardık meleklerden
Onlar kıskanırdı bizi
Evet! Bu yüzden ‘Şahidimdir herkes ve deniz ülkesi’
Bir gece rüzgarından bulutun
Üşüdü gitti Annabel Lee
Sevdadan yana kim olursa olsun
Yaşca başca ileri
Geçemezlerdi bizi
Ne yedi kat göklerdeki melekler
Ne deniz dibi cinleri
Hiç biri ayıramaz beni senden
Güzelim Annabel Lee
Ay gelir ışır, hayalin erişir
Güzelim Annabel Lee
Orda gecelerim uzanır beklerim
Sevgilim sevgilim hayatım gelinim
O azgın sahildeki
Yattığın yerde seni…

Edgar Allan Poe

Çev. Melih Cevdet Anday

Posted in EDEBİYAT - ANI - ÖYKÜ - ŞİİR | Leave a comment

GEÇMİŞİN İÇİNDEN * BİLİM TEKNOLOJİ * 172 Yıllık Bir Mucit: Thomas Alva Edison


11 Şubat 2019

172 Yıllık Bir Mucit:
Thomas Alva Edison

1847 yılında Ohio’da doğduğu günden 1931’de New Jersey’deki ölümüne kadar tam 1093 icadın patentini alan Thomas Alva Edison, hala dünyanın en çok patente sahip mucidi.

Ölümünün üzerinden 80 yıldan daha fazla geçse de o bir yandan hayattayken aldığı patentler ile hala hayatımızı değiştiriyor, bir yandan da onun patentini aldığı şeyler gelişerek yepyeni teknolojilere dönüşüyor. Bu yüzden ona “172 yaşında bir mucit” demek çok abartılı olmayacaktır. Herkes onu “ampulün mucidi” olarak tanısa da, onun yüzlerce icadı da en az ampul kadar önemli. Biz de bugün, Thomas Alva Edison’un doğum gününün şerefine, onun bizim hayatımızı değiştiren icatlarını sizler için bir araya getirdik. İyi ki doğdun Edison!

En Sevdiğiniz Film

Tabii ki yönetmen ya da yapımcı koltuğunda kendisi oturmuyor! Fakat sizin sevdiğiniz filmleri çeken filmli kameralar ve bu görüntüleri depolayan film kasetleri Edison’un sayesinde var. Onun icadı olan kinetoskop zaman içerisinde girdiği dönüşümle günümüzdeki filmlere ve filmli kameralara dönüştü. Dolayısı ile en sevdiğiniz film için önce Edison’a, sonra sırasıyla oyunculara ve yönetmenlere teşekkür etmeniz daha doğru olacaktır.

7/24 Elektrik Erişimi

ABD’nin enerji santrali Edison tarafından kurulmuştur. Burada üretilen elektrik ise 82 eve yetecek kadar bir miktardaydı. Bu elektriği aktarmak için ilk enerji nakil hattını oluşturan da yine Edison’dur. Doğru Akım (DC) aktarımı yapılan bu kablolar kayıp miktarını azaltmak için oldukça kalın ve ağır olanlardan seçilmişti. Günümüzde New York’ta hala bu kablo tipi kullanılmakta.

Pikaplar ve Plaklar

O kadar teknoloji gelişti, kasetler CD’ler geldi fakat hiçbiri bir plağı dinlemenin huzurunu veremedi. Evet, bu da Edison’un sayesinde…

Hatta X-Ray Cihazı

X ışınlarını bulan kişi Wilhelm Roentgen olarak bilinir. Bu doğru fakat kendisi bulduğu şeyin neye yaradığını asla bulamadı. Onun X ışınlarını keşfetmesinden 1 yıl sonra, Edison’un ampulleri kullanılarak bir X-Ray cihazı geliştirildi ve bu sayede vücuttaki kırık kemikler ve yabancı nesneler görüntülenebildi.

Peki Dünyanın En Büyük Jet Motoru İle De Bir İlgisi Olabilir mi?

Edison hayattayken sivil havacılık en parlak zamanlarında değildi elbette. Büyük Jumbo jetler olmadığından, onları taşıyacak devasa jet motorlarına da gerek yoktu. Dolayısı ile onun dünyanın en büyük jet motoru GE9X’in icadıyla ne alakası olduğunu sorguluyor olabilirsiniz. Edison’un icat ettiği ampulün içerisinde kullandığı bambudan karbon fiber filamanlar, 1906’da tungsten filaman bulunduktan sonra rafa kalkmıştı. Ta ki 80 yıl sonra uzay mekiklerinde kullanılmaya başlanana kadar. Mühendisler elbette bu malzemeyi kullanmanın bambaşka yollarını aradılar ve sonunda GE9X’in metal fan kanatlarının yerine bu karbon fiber kompozit malzemeden oluşan fan kanatları kullanmaya karar verdiler. Bu sayede dünyanın en büyük jet motorunun ağırlığı yüzlerce kilo azaldı. Yani dünyanın en büyük jet motorunda da Edison’un parmağı var.

İnsanlık tarihinin gidişatını değiştiren buluşların sahibi ve General Electric’in kurucusu Thomas Alva Edison’u saygıyla anıyoruz…

“En büyük zayıflığımız, vazgeçmekte yatar. Başarıya giden en kesin yol ise, sadece bir kez daha denemekten geçer.” Thomas Alva Edison

172 Yıllık Bir Mucit: Thomas Alva Edison

Posted in Bilim ve Teknoloji, GEÇMİŞİN İÇİNDEN | Leave a comment

GEÇMİŞİN İÇİNDEN * Bilim, İhtilal ve Giyotin: Lavoisier’nin Acı Sonu

#psikoloji #felsefe #tarih #aşk #kitap #edebiyat #şiir #şiirsokakta  #istanbul #meslek…

Antoine Lavoisier (1743-1794)

Bilim, İhtilal ve Giyotin:
Lavoisier’nin Acı Sonu

Modern kimyanın öncülerinden Fransız Antoine Lavoisier büyük bilimsel başarıların yanı sıra trajik sonuyla tarihe geçmiş bir bilim adamıdır. Fransız İhtali sırasında yargılanmış ve 8 mayıs 1794 tarihinde giyotinle idam edilmiştir. Lavoisier kimya bilimine hizmet eden ve gelişimine katkıda bulunan en önemli bilim adamlarındandır. Periyodik sistem (tablo) gibi kimyanın temel konularıyla ilgili ilk çalışmaları yapan bilim adamlarından birisidir. Birçok bilim tarihçisi tarafından modern kimyanın babası olarak gösterilir.

Hayatı ve Bilimsel Araştırmaları
Lavoisier zengin bir ailede doğdu. İyi bir eğitim aldı. Üniversitede hukuk bölümünü bitirdi ve Paris’te avukatlık yapmaya başladı. Ancak bilimsel konularla çok ilgiliydi. Kimya, matematik ve astronomi gibi konularda dersleri takip etti. Çok genç yaşta bilimsel araştırmalar konusundaki başarılarını göstermeye başladı. Henüz yirmi dört yaşındayken Fransa Bilimler Akademisine üye olarak seçildi.

Lavoisier öncesinde kimya alanının bilimsel bir niteliği yoktu. Simya olarak tabir edilen ve bilimsel olmayan ilkelere dayanan bir alan niteliğindeydi. Lavoisier ve onunla aynı dönemde yaşayan Henry Cavendish ve Joseph Priestley gibi bilim adamlarının katkılarıyla kimya gerçek bir bilim dalı haline geldi. Periyodik sistem (periyodik tablo) ile ilgili çalışma yapan bilim adamlarının öncülerindendir. Oksitlenme teorisini geliştirmiştir. Kendi adıyla anılan maddenin korunumu yasasını geliştirmiştir.

Lavoisier’i döneminin diğer öncü kimyacılarından ayıran en önemli özelliği deneysel araştırmalarının bulgularına dayanarak genel ilkeler ve kuramlar ortaya koyması ve bir bilimsel sistem kurma çabası içerisinde olmasıdır. Örneğin oksijeni ilk keşfeden olmasa da, oksijenin yanma olayındaki rolünü açıklayıp, yanma ile ilgili eski kuramı çürüten Lavoisier’dir. 1789’da Traité Élémentaire de Chimie (Kimyanın Temel Kitabı) isimli bir eser yayınlayarak modern kimyanın ilkelerini ortaya koymuştur. Kimya alanının bilimsel ilkelerinin geliştirilmesindeki rolü dolayısıyla birçok bilim tarihçisi onu modern kimyanın babası olarak nitelemişlerdir.

Lavoisier çok yönlü bir bilim adamıydı. Kimyanın yanı sıra fizyonomi, ziraat, ekonometri ve jeoloji alanlarında çalışmalar yapmıştır. Araştırmaları teorik düzeyde kalmamıştır. Gerek görev aldığı devlet kurumlarında, gerekse kendi çiftliğinde teorik bulgularını uygulamaya dökerek teknik ilerlemelere katkı sağlamıştır.

Bilim, İhtilal ve Giyotin: Lavoisier’nin Acı Sonu

Posted in Bilim ve Teknoloji, GEÇMİŞİN İÇİNDEN | Leave a comment

Tarihçi Mustafa Solak’tan YENİ KİTAP ; Diyanetin Fetvaları

“DİYANET’İN FETVALARI” kitabı

Diyanet, son yıllarda kullanılmaya başlanan “fetva” kavramıyla yasaları kendince ortadan kaldırmak, dönüştürmek istiyor. Diyanet’in aile, sosyal yaşama, nişanlanmaya, evlenmeye, boşanmaya, mirasa, ticarete vb binlerce fetvası var. Diyanet, resmi internet sitesinden yayınladığı “Telefon, mesaj ve internet yoluyla boşama geçerli midir?” sorusuna şu fetvayı vermişti:

“Bir kimse, yüzüne karşı “seni boşadım, benden boş ol” gibi boşamayı ifade eden sözleri şifahî olarak söylemek suretiyle, eşini boşayabileceği gibi, bu sözleri telefon, mektup, mesaj, internet ve faks yoluyla bildirerek de boşayabilir.”

Diyanet’in mevcut hukuk kuralları karşıtı ve sosyal hayatın doğumdan ölüme tüm anını düzenleyen fetvalarıyla adına millet diyemeyeceğimiz, birbirine yabancılaşmış bir toplum tasarlanıyor.

İnsanlık ve kadın onuruna aykırı, dinsel, hatta mezhepsel temelde bölen bu anlayış toplumsal yarılmayı artırıyor.Dolayısıyla eğitimden diyanete devletin ve toplumun milli birliği bozucu yönde dönüştürülmesiyle karşı karşıyayız.

Milli devlete, laikliğe, insan onuruna, kadının özgürlüğüne, toplumsal huzura, yasalara aykırı durumları Diyanet’in fetvaları üzerinden incelediğim yeni kitabımı “DİYANET’İN FETVALARI (Atatürk’ten Bugüne Diyanet’in Dönüşümü)” inceleyebilirsiniz.

Kitabın bağımsız, çağdaş, kadının değer gördüğü bir devlet ve toplum olarak yaşamamızda değerlendirilmesi umuduyla…

Tarihçi
Mustafa Solak

“Diyanetin Fetvaları” kitabımdan bazı başlıklar

1. Atatürk döneminde Diyanet
2. Nişanlılar flört edemezler, el ele tutuşamazlar
3. Kocaya 4’e kadar çok eşli olma hakkı
4. Boşama yetkisi kocaya verilmiştir, koca yetkisini karısına veya başkasına devredebilir.
5. Haram maddeler ile sarhoş olanın boşaması geçerli mi?
6. 2 yaş içerisinde aynı kadından süt emen kız ve erkek birbirleriyle evlenemez .
7. Mirastan kız çocuklara, erkeğin yarısı kadar pay
8. Mirasçı farklı dinden ise mirastan pay alamaz
9. Banka kredisi almaya aracılık edenin komisyon alması haram
10. Anason, haşhaş, kenevir vb bitkiler ekilebilir ve ticareti yapılabilir mi?
11. Hatayla ölüme sebep olanın vereceği diyet 4250 gr altın
12. Dövme yapmak yasak, botoks sağlık için gerekmedikçe caiz değil
13. Yaşlı erkeğin saçını siyaha boyaması mekruh
14. Kadın, göstermediği sürece saçını siyaha boyayabilir
15. Sol elle yemek şeytan işidir
16. Anestezi orucu bozar mı?
17. Serum, aşı, iğne yaptırmak orucu bozar mı?
18. Sakız, ağız spreyi orucu bozar mı?
19. Kurbağa, ahtapot, midye, yengeç vb deniz ürünleri yemek haram mı?
20. Tuvalete muska, Allah yazılı takılarla girmek caiz mi?
21. Diyanet kapatılmalı mı?
22. Hayata sınıfsal bakmak ve içtihat meselesi

Posted in DİN-İNANÇ, Yeni Kitaplar, YOBAZLIK - GERİCİLİK | Leave a comment

Çağımızın Dede Korkut’u Ozan Arif’in arkasından rahmet ve saygıyla * Bir Devrimcinin Gözünden Ozan Arif Açıklaması!

Yeniçağ – 15 Şubat 2019

Bir Devrimcinin Gözünden Ozan Arif Açıklaması!
Umarız Kendini Ülkücü Zanneden Zavallılar Utanır

Çağımızın Dede Korkut’u Ozan Arif’in vefatı, taraflı tarafsız herkesi hüzne boğuyor. O isimlerden biri olan Mehmet Kışlalı’nın “Bir devrimcinin gözünden Ozan Arif” yazısında son derece çarpıcı ifadeler var.

Bir çağa damgasını vuran Ozan Arif aramızdan ayrıldı. Ancak hayatıyla, duruşuyla, mücadelesiyle konuşulmaya devam ediyor. İsmi her geçen gün daha da büyüyor.

Ozan Arif’in vefatı Türkiye’deki birçok kesimde derin izler bıraktı. 1980 öncesinin “devrim”cilerinden Mehmet Kışlalı’nın Ozan Arif yorumu ise büyük ses getirdi.İşte Mehmet Kışlalı’nın kaleminden Ozan Arif yorumu:

Bir devrimcinin OZAN ARiF değerlendirmesi Gençlik yıllarımızın ülkücü ozanıydı..

Soğuk savaş yıllarının iki kutuplu dünyasında amansız bir çatışmanın içinde ve ortasındaydık.. Biz devrimciler Gezegenin tüm nimetlerinin tüm insanlığa eşit paylaştırıldığı bir dünya istiyorduk..

Emperyalist kapitalizmin yerini sosyalizme bıraktığı bir dünya istiyorduk.. Müttefiğimiz sosyalist bloktu…

Ülkücüler ulusal boyutta, sağda, sistem içiydiler… Onlar da bir değişme, daha adil dünya istiyorlardı muhtemelen ama, bu reformlar düzeyinde bir düzeltme, değişim isteği, sistem içi duruştu…

Çoğu taşralı yoksul köylü, çocuklarıydı.. 90’lı yıllarda “sosyalist” blok çöktü.. Kağıtlar yeniden karıldı… Kapitalist emperyalizm şimdilik paçayı kurtarmış, Dünyanın bakir alanlarına ağzı sulanarak bakıyordu… Biz devrimciler, Spartaküs’ten beri, Paris işçi komününün 70 gün, Sovyet işçi iktidarının 70 yıl, dolayısıyla insanlığın böyle düşe-kalka büyüyen bir çocuk gibi yara bere içinde gerçek sosyalizme varacağını bilsek-düşünsek de, çok üzülmüştük…

Beraber zindanları hatmettiğimiz ülkücüler de yeni dünyaya bakıyorlardı elbet.. Ve kapitalizmin yeni dünyası, artık karşılarında caydırıcı-frenleyici bir sosyalist sistem ve güç de kalmadığı için insanlığa, insan haklarına, bağımsız ülkelere vahşice saldırıyordu…

Başta Orta Doğu olmak üzere, dünya cehenneme dönmüştü… Ülkücüler de elbet bu manzarayı izliyorlardı… “Kahrolsun komünistler” derken, acaba Dünya bambaşka bir zulmün, işte bu günkü cehennemin ortasına mı atılmıştı… Acaba SOL bütün söylemlerin de haksız mıydı…

İşte bu ortamda ABD, CIA Türkiye’de eski soğuk savaş Müttefiklerini, Tayyip Erdoğan’ı, Abdullah Gül’ü, Muhsin Yazıcıoğlu’nu, Gazeteci Abdurrahman Dilipak’ı vb. İstanbul’da bir toplantıya çağırdı…

Konu yeni dünya düzeninde, daha önce yeşil kuşak çerçevesinde ABD’ye, NATO’ya, emperyalist kapitalizme çok ciddi katkılar sunan İslamcı ve Ülkücülerin yeni Dünyada üslenecekleri yeni görevler, rollerdi.. Kan gözyaşı işgal ve ihanet demek olan BOP ve Ortadoğu’nun yeniden fethi, kendi deyişleriyle içinde bizim de olduğumuz 22 ülkenin sınırlarının değişimiydi..

İşte ne olduysa o gece oldu… Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül ABD’nin BOP projesine ve verilen tüm yeni görevlere “EVET” dediler.. Sadece Muhsin Yazıcıoğlu, “HAYIR” dedi…

T.Erdoğan “Niye hayır diyorsun…? Onları kandırır, yine bildiğimiz okuruz.. Yeterki iktidara gelelim..” deyince, Muhsin Yazıcıoğlu, “Hayır, o çarkın içinde bu asla mümkün değil.. Her türlü güç onlarda.. ancak uşak olunur…” dedi… ……..ve işte manzara ortada.. Yazıcıoğlu Emperyalizmce öldürüldü…

Erdoğan BOP Eşbaşkanı oldu.. Orta doğuda halen, Anti emperyalist, Libya’ya, Suriye’ye, Irak’a karşı işgalci emperyalistlerin yanında savaşıyor… İşte burası ülkücüler için bir yol ayrımıydı..

MHP Devlet Bahçeli önderliğinde Emperyalizmin amiral gemisi AKP’ katıldı.. Yani BOP’a yeni görevlere evet dedi…

YeniÇağ çevresiyse bir akıl ve vicdan muhasebesiyle “HAYIR” dedi…

Belkide Nihal Atsız damarıydı.. Sultan Galiyev, Ziya Gökalp, Nurettin Topçu, Cemil Meriç damarı…

Kuvayi Milliye damarı, yurtseverlik damarı…. İşte bu ayrışmada bir çok namuslu, yurtsever ülkücüyle birlikte tavır aldı

Ozan Arif… Son yazdığı bir şiirde şaşırtıcı bir ustalıkla ihaneti ve iktidarını anlatıyordu…

Bir duruşu, bir kaygısı, vicdanı olan idealist insanlardandı..Anti emperyalistti.. Devşirilmedi.. Zulme- sömürüye-ülkeyi satanlara karşıydı..

Türkiye namuslu bir çocuğunu, bir yurtseverini kaybetti…

Rahmet olsun…”

https://www.yenicaggazetesi.com.tr/bir-devrimcinin-gozunden-ozan-arif-yorumu-223710h.htm

VAY EFENDİM DIŞ GÜÇLER(!)

Her türlü hatayı, yanlışı yap yap,
Ondan sonra “vay efendim, dış güçler!”
Çarşıya uymazsa evdeki hesap,
Ondan sonra “vay efendim, dış güçler!”

Dış güçler de hırlı değil elbette,
Ama önce kendine bak sen gitte,
Gözleriniz malda, mülkte, servette,
Ondan sonra “vay efendim, dış güçler!”

Liyakati almayarak hiç kâle,
Akrabaya, tanıdığa ihale!..
Cenabı-Hak koyunca da bu hale,
Ondan sonra “vay efendim, dış güçler!”

Fırsat deyip dört tarafa dal götür,
Kitabına uydur uydur mal götür,
Yol yaparken, yolsuzluk yap, çal götür,
Ondan sonra “vay efendim, dış güçler!”

Etrafınız hep yiyici tip dolu,
Altlarında dört çekerli jip dolu,
Hepisinde cukka sağlam cep dolu,
Ondan sonra “vay efendim, dış güçler!”

Prof bile cehl’e hizmet ederse!
Ulemanız dahi şöyle halt yerse;
“Yolsuzluk hırsızlık değildir…” derse,
Ondan sonra “vay efendim, dış güçler!”

Dış güç, mış güç diye ötmeyin hadin,
Ben inanmam, başka kapıya gidin!
Eğtim sisteminin içine edin,
Ondan sonra “vay efendim, dış güçler!”

Ne beş yıllık, ne on yıllık plan var,
On laf duysam dokuzunda yalan var,
Dıştan önce içimizde yılan var,
Ondan sonra “vay efendim, dış güçler!”

Tekel, Sümer, Demir-Çelik, Limandı;
Telekomu, Seka’ları kim aldı,
Yabancıya satılmayan ne kaldı?
Ondan sonra “vay efendim, dış güçler!”

Tek tek saysam çok sayarım daha çok,
Benim artık boş laflara karnım tok!
Satılmayan, fabrika yok, banka yok…
Ondan sonra “vay efendim, dış güçler!”

Trabzon’a bile Katar’lı girmiş,
Uzun göle Arap postunu sermiş!
Verenler vatanı kiraya vermiş,
Ondan sonra “vay efendim, dış güçler!”

Utanmadan hadi satmadık deyin,
Dalga geçin dalga, gönül eğleyin!..
Tek fabrika yaptınız mı söyleyin?
Ondan sonra “vay efendim, dış güçler!”

Pirinç, buğday, nohut, bulgur, soğan, et,
Ne var ise hep dışardan ithal et…
Üretmeden yaşar mı bir memleket?
Ondan sonra “vay efendim, dış güçler!”

Hiç bir sıfat yokken çağrılıp piste,
Ben mi ağırlandım “oval ofis”te?
Zeytin yağı gibi çıkmayın üste!
Ondan sonra “vay efendim, dış güçler!”

Dış güçlerle dostluklara giren kim?
Piçlerine kol ve kanat geren kim?
Hatta onlar ne isterse veren kim?
Ondan sonra “vay efendim, dış güçler!”

Şerefli Türk Ordusuna pusu kur,
“Ergenekon” “Balyoz” diye darbe vur,
Gâvur yapamazdı bunu lan gâvur,
Ondan sonra “vay efendim, dış güçler!”

Her gelen dolmuşa bindirsin seni!
Her önüne gelen kandırsın seni!
Öpülmüş sıpaya döndürsün seni!
Ondan sonra “vay efendim, dış güçler!”

Koktu artık bu dış güçler söylemi!
Kimin işi “BOP” başkanlık eylemi?
Yani sizde, hiç bir suç yok, öyle mi?
Ondan sonra “vay efendim, dış güçler!”

Arif der ki; dış güçlere uyup be,
Bırakın bu ağızları ayıp be,
Sayenizde yıllarımız kayıp be,
Ondan sonra “vay efendim, dış güçler!”

Ozan Arif

Posted in EDEBİYAT - ANI - ÖYKÜ - ŞİİR | Leave a comment

DOĞA ÇEVRE EKOLOJİ * ÇEVRE FELAKETİ YAŞIYORUZ (39)

Mehmet Ali KÖRPINAR
korpinar@istanbul.edu.tr
17.02.2019

ÇEVRE FELAKETİ YAŞIYORUZ (39)

Bir şahsın yaşadıkça memnun ve mutlu olması için lazım gelen şey,
kendisi için değil, kendisinden sonra gelecekler için çalışmasıdır.

Mustafa Kemal ATATÜRK

havadan görüntülendi. (29.1.2019-Cumhuriyet)

(Özel) İstanbul Boğazı’nda çevre felaketi havadan görüntülendi. İstanbul Boğazından geçen gemilerin denize döktüğü sintine atıklarının sebep olduğu ÇEVRE FELAKETİ,

Değerli arkadaşlar,

Güzel ülkemizde ve dünyamızda; küresel sermaye ve AB-D emperyalizminin çıkarları yüzünden, oluşan çevre kirlilikleri nedeniyle sağlıklı ve mutlu yaşamımız giderek tehlikeye düşmektedir. Bizden sonraki nesillere de daha riskli ve kirli bir dünya bırakmamız söz konusu.

Pek çok gelişmiş ülkede toplum, yaşanan çevre felaketlerine karşı hem siyasal hem de sivil toplumsal örgütleri ile gereken tepkilerini çok güzel ortaya koymaktadır. Ne yazık ki güzel ülkemizde siyasi yaşam, kısırlaştı ve sadece dinsel siyasete veya etnik kimliğe dayalı hale geldi. Çağdaş demokrasilerde olduğu gibi ülkemizde yaşanan çevre kirliliğine ve halk sağlığına karşı duyarlı bir siyaset ve siyasi güç söz konusu değil.

Oysa dünyamızda ve güzel ülkemizde her yıl tekrarlanan ve yıllardır devam eden çevre sorunlarımızı dile getirmemiz ve hep birlikte çözümler aramamız gerekir. Örneğin,

BİSİKLETLİ KENT MÜMKÜN. 34 ilde bisiklet yolları var. Dünya Kaynakları Enstitüsü (WRI), Türkiyede sürdürülebilir şehirler kirliliğini azaltmak, halk sağlığını iyileştirmek ve karbon gazı salınımına karşı, Bisiklet kullanımının en iyi çözümlerden biri olduğunu belirtti. (1.2.2019-Cumhuriyet).

BULGARİSTANDA 6 KİŞİ GRİP VİRÜSÜNDEN ÖLDÜ. Başkent Sofya’nın da aralarında bulunduğu 12 kentte grip alarmı verildi. Okullar 4 gün tatil edildi. Hastanelerde doluluk oranı ise %100’e ulaştı. (24.1.2019-Sözcü).

DOST ve UCUZ. Eğer kenevirden kağıt üretiliyor olsaydı, bilgisayar çıktı kağıdı dahil, tüm kağıt ürünlerin yaklaşık %70’inin yerini alacaktı. Ağaçlarımız da kesilmeyecekti. (20.1.2019-Cumhuriyet).

KENEVİR EKİLECEK AMA FABRİKA YOK. Samsun kenevir üretiminin merkezi olarak belirlendi. Ancak bölgede üretilecek keneviri işleyecek tesis yok. Üretimin artması keneviri değerlendirecek fabrikaların kurulmasına bağlı. (22.1.2019-Sözcü).

HAVA KİRLİLİĞİ YAŞAM SÜREMİZİ AZALTIYOR. Yapılan son çalışmalar, hava kirliliğinin ömrümüzden çaldığı süreyi de gözler önüne seriyor. Avrupa’daki hava kirliliği yoğunluğunun en yüksek olduğu 10 şehir arasında 8’i (Batman, Hakkari, Gaziantep, Siirt, Afyon, Karaman, Iğdır ve Isparta) Türkiye’de bulunuyor. (8.12.2018-Cumhuriyet).

DOĞAYA ZULMEDİYORLAR. Istranca ormanları, İstanbulun su kaynakları olan Ergene Havzası ve Terkos gölünü besliyor. Aynı zamanda İstanbulun akciğerleri olan Belgrad Ormanları da, Istranca Ormanlarının devamı olarak kabul ediliyor. Ancak Istranca ormanlarındaki 26 taşocağı hız kesmeden çalışmaya devam ediyor. (14.12.2018-Cumhuriyet).

KRİZ KÖMÜR YAKTIRDI. Elektrik üretiminde kömürün payı son bir yılda %34 den %42 ye yükseldi. Konutlarda doğalgaz tüketimi %19 gerilerken, 2 milyon aileye kömür dağıtıldı. Kalitesiz kömür kaynaklı çevre kirliliği şikayetleri de arttı. (13.1.2019-Cumhuriyet).

AVRUPA’DA KARA KRİZ. 10 Büyük şirketin sahip olduğu 91 termik santral, 7.600 erken ölüme ve 22 milyar € sağlık harcamasına neden oldu. (30.11.2018-Cumhuriyet).

SİGARA, SADECE SAĞLIĞA DEĞİL ÇEVREYE DE ZARAR. 50 yıl boyunca her gün 1 paket sigara içen bir tüketicinin çevreye maliyeti: 1,4 milyon litre su, 3.226 m2 toprak kullanımı, 1,3 ton fosil yakıt tüketimi, 5,1 ton CO2-sera gazı salımı oluyor (22.12.2018-Cumhuriyet).

TOPRAK ANA KÜSÜYOR: 5 Aralık Dünya Toprak Günü. Yanlış kullanım, erezyon ve kirlilik nedeniyle güzel ülkemizin bereketli toprakları yarı yarıya azaldı. (5.12.2018-Cumhuriyet).

ZEHİR SAVAŞÇILARI: Korkulu rüya haline gelen tarım ilacı Glifosfatla mücadeleye, Bergamadan 2 çiftçi de katıldı. İzmir’li çiftçiler hem GDO’lu hem de onları ilaçlamakta kullanılan ürünleri üreten MONSANTO şirketine karşı hukuksal mücadele başlattı. (26.11.2018-Cumhuriyet).

40 GÜNLÜK SOĞAN KALDI. Üretim alanları azaldı, rekolte kaybı yaşandı. Depolardaki 200 ton soğan, günde 4.938 ton soğan tüketen Türkiyenin ancak 40,5 günlük ihtiyacını karşılayabilir. (23.11.2018-Sözcü).

Değerli arkadaşlar,

Yukarıda sıralamaya çalıştığım, dünyada ve ülkemizdeki çevre felaketlerine karşı halkımızın, sizlerin, STK’ların, tüm yöneticilerimiz ve danışmanlarının, umarım dikkatini çekebilirim ve de gereken önlemleri de zamanında ve hep birlikte alırız.

Özellikle çevre kirliliği için alınması gereken önlemler ne kadar gecikirse, olası çözümlerinde o kadar zorlaştığı sonucunu, bilgilerinize sunmak isterim. Aksi halde dünyamızı ve onun en güzel ülkesinin doğal yaşam olanaklarını göz göre göre kaybedeceğiz.

Ayrıca güzel ülkemiz, AB-D emperyalizminin organize ettiği projeler nedeniyle iç ve dış güvenlik açısından oldukça kötü günler yaşıyor. Her gün saygıdeğer canlarımızı kaybediyoruz. Bu terör kaosunun devam etmesi halinde, ekonomik sıkıntılarımız da artacaktır ve de artmaya başladı. Yıllardır uyguladıkları emperyalist projeler ile bizleri, birbirimize düşman edenler ise zil çalıp oynuyor. Bu tuzaktan en kısa sürede çıkmayı umut ediyorum.

Sevgi ve saygılarımla.(17.2.2019)
Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR

Posted in DOĞA - ÇEVRE, Doga - Cevre - Ekoloji - Tarim | Leave a comment