TARİHİN İÇİNDEN GÜNÜMÜZE * HALİFE SULTANLAR VE AKP

Süleyman Çelik 27.09.2021
scelik44@gmail.com

HALİFE SULTANLAR VE AKP


Osmanlı savaşlarda sürekli yenilmeye ve toprak kaybetmeye başlayınca doğal olarak padişahlar nedenleri üzerinde düşünmeye başladılar. Ancak bilimsel düşünceden yoksundular. Çünkü bilim çoktandır İslam dünyasında dışlanmıştı. Yenilgiyi önlemek ve gerilemeyi durdurmak için, müneccimleri (astrolog) danışman olarak kullanmak, istiareye yatarak karar vermek gibi akıl ve bilim dışı bazı yöntemler uygulandı.

Hatta Prusya Kralı’na elçi gönderilerek “ödünç müneccim” isteğinde de bulunuldu. Bu arada, sığınma ya da başka bir nedenle Osmanlı’nın hizmetine girmiş Avrupalı uzmanlardan yararlanmayı düşünen padişahlar da oldu ve bunların önerileri doğrultusunda bazı atılımlar yapıldı. Böylece, çağı yakalamak için Osmanlı’da   modernleşmeye yönelik adımlar atıldı…

Avrupa’dan 300 yıl sonra da olsa Matbaanın kurulması ve kitap basımına izin verilmesi ilk adım kabul edilebilir. Ancak en önemli adım yeniliklerin önünde engel olan cehalet yuvaları medreselere karşı seküler eğitim verilen okulların açılmasıdır. Savaşlarda zafer kazanmak öncelik olduğu için, bilgili subaylar yetiştirmek üzere, önce, ortaokul ve liseden harp okulları ve Askeri Tıbbiye’ye kadar askeri okullar açıldı.

İlginç bir çelişki, AKP’lilerin “İslamcı Padişah” sandıkları ve “Ulu Hakan” diyerek yücelttikleri II. Abdülhamiden çok okul açan padişahtır. Ondan önceki padişahlar, açılmış olan yüksekokulları Üniversite çatısı altında toplamaya çalıştılar, ancak ulemanın karşı çıkması nedeniyle başaramadılar. Abdülhamid bu direnişi de kırdı ve Osmanlı’nin ilk ve tek üniversitesi sayılabilecek Darülfünun’u açtı. Değinilmeden geçilmemesi gereken önemli bir çelişki de karşıdevrimcilerin evliyalaştırdıkları Said-i Nursi’yi Abdülhamid’in deli olarak niteleyip tımarhaneye attırmış olmasıdır…

Abdülhamid’in tersine, gericilerin hiç sevmedikleri ve hala “Gavur Padişah”  dedikleri III. Mahmut kılık kıyafet devrimi yaptı: asker ve devlet memurlarına  pantolon ve fes giydirdi. İlginçtir, fese karşı çıkan ve “gavur serpuşu” diyen gericilerin ardılları, 100 yıl sonra fesin kaldırılmasına karşı çıktılar…

III. Mahmut, ünlü İtalyan klasik müzik bestecisi Donizetti’yi davet etti ve “paşa” sanı vererek hizmetine aldı. Ordu’da mehter takımları kaldırıldı, bando sınıfı oluşturuldu. Saray mensuplarına klasik müzik konserleri vermek üzere “Mızıkayı Hümayun” kuruldu. Mızıkayı Hümayun, Cumhuriyet’ten sonra “Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO)” adı verilerek Ankara’ya getirildi…

Görüldüğü gibi Halife Sultanlarla AKP arasındaki fark yalnız mayo ile denize girmekten ibaret değil

Halife Sultanlarlar medreselere karşı okullaşmayı öne çıkarmaya çalışırken AKP, bugün okulları/ üniversiteleri medreseleştirmeye çalışıyor. Hatta doğrudan medreseler kuruldu ve milyonlarca çocuk buralarda eğitim görüyor. Buna bağlı olarak yeniden “Ulema” sınıfı oluştu ve bunlar pantolon fes yerine cübbe sarık giyiyorlar…

Halife Sultanlar, mehter takımlarını kaldırırken AKP’li belediyeler mehter takımları kuruyor.

Padişah ve saray mensupları için, Mızıkayı Hümayun tarafından düzenli klasik müzik konseri verilirdi. Hatta Abdülhamid, sarayında alaturka müziği yasaklamıştı. AKP’liler ise CSO’nun konserlerini izlemiyor, hatta kapatmaya çalışıyor…

Abdülhamid tiyatroyu çok sevdiği için Yıldız Sarayı’na tiyatro salonu yaptırdı. AKP devlet tiyatrolarını kapatmaya çalışıyor…


Sonuç olarak mesele mayo ile denize girip girmemek değil. Mesele,  modernleşmeden yana ya da karşıtı olmak. Aslında liboşlar da bunu bilir. Ancak onların derdi, soruna bilimsel bir açıklama getirmek değil, Emperyalizmin önündeki en büyük engel olan Atatürk ve devrimlerine saldırmak. Çünkü misyonları bu: efendileri AB-D onlardan bunu istiyor!..

Ufuk Güldemir, yazısının sonunda bunu açıkça bildiriyor. “Büfeci” olarak nitelediği AKP’lileri şöyle tanımlıyor: “Büfecinin ufku dardır, zanneder ki Amerika zengin olduğu için insan hakları vardır. Oysa insan hakları olduğu için zengin olmuştur.” 

Bizim kuşaktan olan Ufuk Güldemir çok iyi bilir ki bırakın insan haklarını, 1970’lere kadar Amerika’da ırk ayrımı vardı. Irak’ta, Afganistan’da, Suriye’de, Libya’da yaptığı insan hakları ihlallerini ise günümüz çocukları da biliyor. Ama o misyonu, yani kendisine verilen görev gereği, Amerika’nın sömürü ve sömürgecilik sonucu zengin olduğu” gerçeğinin üstünü örtmeye  çalışıyor!..

This entry was posted in SÜLEYMAN ÇELİK, Tarih. Bookmark the permalink.

1 Response to TARİHİN İÇİNDEN GÜNÜMÜZE * HALİFE SULTANLAR VE AKP

  1. emin says:

    Bu güzel yazınız bana Büyük Petro( Rus çarı. İş. Bank.sı yayınlarından çıkan ) nun hayatı ve devlet yönetimiyle ilğili kitabı okuma mecburiyeti yaşattı.Osmanlının tek bir zaferi vardır.İstanbulun fethi.bunun dışında birkaç padişahta reform denemelerinde katledilmiştir.din Türk ulusun nun hendikabıdır.sayğılar.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *