AKP’nin “LİYAKAT” ALGISI VE ATAMALAR * POLİS

POLİS

Sözcü – Yılmaz Özdil – 15.05.2021

Polis evrensel bir kelime.
İngilizce police
Fransızca police
İspanyolca policia
İtalyanca polizia
Almanca polizei
Rusça politsiya
Fince poliisi
Svahili dilinde polisi
Türkçe polis
Dünyanın her yerinde polis araçlarında polis yazar.
Dünyada, dünya tarihinde ilk kez ve sadece Türkiye’de polis araçlarına feto yazdılar!
2010 yılıydı.
Polis kelimesinin yerine, halk için emniyet adalet için hizmet yazdılar.
Böylece, fetoyu polis armasına logo yaptılar.
“Hizmet”in feto sloganı olduğunu bilmeyen yoktu.
Cemaatin kendisine “hizmet hareketi” dediğini bilmeyen yoktu.
Bütün polis araçlarına, bütün polis binalarına yazdılar.
Aynı sloganla afişler yaptılar, reklam panolarına astılar,
hediyelik anahtarlıklar yaptılar, bardaklar yaptılar, eşantiyon olarak dağıttılar.
Bu sloganla pastalar yaptılar, emniyet teşkilatının bütün kutlamalarında
bu pastaların fotoğraflarını basına servis ettiler.
Çünkü…
Sayın hükümetimiz, devletin emniyet teşkilatını,
CIA maşası takkeli casuslara teslim edecek kadar şuurunu kaybetmişti.
Cumhuriyet tarihimizde ilk kez emniyet teşkilatımızın kontrolü, bir cemaate terkedilmişti.
Balyoz, Ergenekon gibi kumpas davalarının tamamı,
polis yerine “hizmet” yazdıkları dönemde yaşandı.
Polis yerine “hizmet” yazdıkları dönemde,
Pkk’yı tanık Tsk’yı sanık yaptılar,
yedi düveli dize getirmiş Türk ordusunu
mermi bile sıkmadan kendi vatanlarında esir aldılar.
Sadece Tsk’yı değil, emniyet teşkilatını da paralize ettiler.
O dönemde, cemaate ya da hükümete biat etmeyen,
devletin polisi olmayı tercih eden yurtsever polislerimizin
ne kadar acı çektiğini, nasıl sürüldüklerini,
nasıl tasfiye edildiklerini gayet iyi biliyorum.
Sonra?
17/25 Aralık’ta lağım patladı.
Akp’yle feto’nun imam nikahı bozuldu.
Polis araçlarındaki “hizmet” sloganını sildiler,
sadece polis yazdılar.
E şimdi olan bitene bakıyoruz…
Rus oligarklarla kolkola bürokratlar,
çete liderleriyle kanka politikacılar,
uyuşturucu, kara para, uluslarası mafya filan.
Türkiye’yi 20 yıldır yukarda anlattığım zihniyetin yönettiğini düşünürsek,
bugün yaşananlar sürpriz midir?
Beşir Atalay.
İçişleri bakanı yaptılar.
Polis yerine hizmet’i onun döneminde yazdılar.
Pkk açılımını buna yaptırdılar.
Kandil’le İmralı’yla pazarlığı buna yaptırdılar.
“Öcalan’ın mesajları bizim de düşüncelerimiz” diyen,
“Öcalan’la direkt diyaloğumuz var” diyen,
“Kandil’le direkt görüşülmesini arzuluyorum” diyen, buydu.
Sonra boş süt şişesi gibi kapının önüne koydular.
Akp’den bile istifa etti.
İdris Naim Şahin.
Asrın liderimizin imam hatipten arkadaşıydı.
İçişleri bakanı yaptılar.
Vatandaşa “beni görünce sevindiğini nereden bileyim,
takla at da göreyim” diyordu, “biber gazımız organiktir” filan diyordu.
Görevden alındığını televizyondan öğrendi, resmen kovdular.
Akp’den bile istifa etti.
Asrın liderimiz bunun hakkında “şantaj kasetleri var” dedi.
Muammer Güler.
İçişleri bakanı yaptılar.
17/25 Aralık kepazeliğinde oğlunun evinde boy boy para kasaları yakalandı,
Rıza Sarraf’ı korumak için önüne yattığı filan ortaya çıktı.
İstifa etmek zorunda kaldı.
Efkan Ala.
Milletvekili bile değildi.
Dışardan içişleri bakanı yaptılar.
17/25 Aralık’ın bütün pisliğini buna temizlettiler.
“81 il emniyet müdürünün 74’ünün, daire başkanlarının tamamının,
7 bin istihbaratçıdan 6.500’ünün fetö üyesi olduğunu” açıkladı.
Devleti işte bu hale getirmişlerdi.
Saçını süpürge etti ama, olmadı.
15 Temmuz gecesi, darbe girişimi sırasında ortadan kayboldu.
Kendisinden haber alınamadı.
O muamma neticesinde istifa ettirildi.
İstifa ettiğini kendisine bile açıklatmadılar.
Efkan Ala’nın istifa ettiğini Binali Yıldırım açıkladı.
Zart diye kapının önüne koydular.
Selami Altınok.
Milletvekili bile değildi.
Dışardan içişleri bakanı yaptılar.
“Polis teşkilatını tanımaya çalışıyorum,
öğrenmeye gayret ediyorum,
fazla ilgilenmediğim bir teşkilat” diyordu.
Bunu diyen birini Afrika’daki hotantu kabilesinde bile
içişleri bakanı yapmazlar ama, Türkiye’de yaptılar.
Neticede, içişleri bakanlığı binasının burnunun dibinde, Ankara’nın göbeğinde,
Cumhuriyet tarihinin en ağır terör saldırısı yaşandı.
Süleyman Soylu.
“Akp hükümetinin paçalarından yolsuzluk akıyor,
bu hükümete zıkkımın kökünü göstereceğim, kendisini padişah olarak gören
Tayyip Erdoğan’ın altı ayda hurdasını çıkarırım” diyordu.
İçişleri bakanı yaptılar.
Kumpas davaları sırasında fetoculara toz kondurmuyordu, “Fethullah Gülen mümtaz bir şahsiyettir” diyordu, “kendisine memleketimizin minnettar olması lazım” diyordu, “cemaate yönelik suçlamalar senaryodur, aynen 28 Şubat gibi, aynen 12 Eylül öncesi gibi senaryodur” diyordu, “derin devlet harekete geçti, cemaate saldırarak Türkiye’nin yönünü etkilemeye çalışıyorlar” diyordu. Twitterdan istifa etti, istifa etmeyi bile beceremedi.
Devleti, devlet adamları ayakta tutar.
İçişleri bakanlığı “devlet” kavramı açısından hayati bakanlıktır.
Fethi Okyar, Şükrü Kaya, Recep Peker, Faik Öztrak gibi Kuvayı Milliye kahramanlarının, İsmet Sezgin, Kutlu Aktaş, Sadettin Tantan gibi, farklı partilere mensup ama, liyakat sahibi içişleri bakanlarının koltuğuna, bunları oturtursan, bugün yaşananlar tuhaf mıdır?

https://www.sozcu.com.tr/2021/yazarlar/yilmaz-ozdil/polis-6431625/
This entry was posted in Fetullah Gülen, Politika ve Gundem, SİYASİ TARİH, Yılmaz Özdil, YOZLAŞMA - AHLAKSIZLIK. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *