ERMENİ TERÖR ÖRGÜTLERİ VE ERMENİLERİN YAPTIĞI KATLİAMLAR

Ermeni çetecileri
ERMENİ TERÖR ÖRGÜTLERİ VE ERMENİLERİN YAPTIĞI KATLİAMLAR (6)
ALİ GÜLER

Ermeni eşkıya grupları katliama başlıyor

Berlin Antlaşması’nın 61. maddesinde Islahat yapılması öngörülen Ermenilerle meskûn vilâyetlerden biri de Van vilayetidir. Ermenilerin ve onları destekleyen batılıların en çok üzerinde durdukları, propaganda ve teşkilatlanmalarını yoğunlaştırdıkları yer yine burası olmuştur. Komite reislerinin, Osmanlı Ermeni mebuslarının ve Batılı konsolosların en çok ziyaret ettiği ve Ermeni çeteleriyle, bilâhare gelecek olan gönüllü alaylarının faaliyetlerini ve sayılarını giderek arttırdıkları bölge de burası olmuştur.
Bütün bu faaliyetlerle, özellikle Avrupa kamuoyunda bölgede Ermenilerin ellerinden işlerinin alındığı, kendilerine zulmedildiği, katledildiği, hürriyetlerine kastedildiği imajı verilmeye çalışılmış ve bilhassa Ermeni nüfusunun Türklerden fazla olduğu iddia edilmiştir. Olaylar incelendiğinde, iddiaların tamamen aksine olduğu görülmektedir. Devlet memuriyetlerinde, mebuslukta olduğu gibi, bölge sanayi ve ticaretinin büyük bir kısmı Ermenilerin ellerindedir. Genellikle çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşan Türkler, ticaret ve sanayi kollarında kısmen Ermenilerin yanlarında çalışmışlardır. İçeriden ve dışarıdan temin edilen silahlar ve kurulan çetelerle, mağdur, mazlum, maktul olanlar Ermeniler değil, bölgede yaşayan Türkler olmuş, hatta olayları tasvip etmeyen aklıselim sahibi Ermeni halkı da bu çeteler tarafından haraca bağlanmış, isyana itilmiş, ölüm pahasına hükümet kuvvetlerine silah çekmeye mecbur edilmiştir.
TEŞKİLATLANMA ÇABASI
Yine, bölgede eşkıyalık, katliam ve zulüm yapanlar Ermeniler olmasına rağmen, bunların faturası hep Türklere çıkarılmaya çalışılmıştır. Bu amaçla Berlin Kongresi’nin 61. Maddesi hem Batılılar, bilhassa Rusya ve İngiltere tarafından, hem de bunlardan cesaret alan Ermeni komiteleri tarafından istismar edilmeye çalışılmıştır. Ermeni komiteleri bölgedeki konsoloslukları, okulları, kiliseleri ve dernekleri kullanmak suretiyle süratle teşkilatlanmışlar ve kısa sürede eşkıyalığa başlamışlardır. Bölge Taşnaksutyun komitesi elebaşıları arasına Kafkasya’da ve Karabağ’da Rus Hükümetince işledikleri suçlardan dolayı idama mahkûm edilen İşhan ve Aram da katılmış ve ilk iş olarak Van’ın Akdamar adasındaki Ruhban Mektebi’ni teşkilatın harekât merkezi haline getirmişlerdir.
Buradan sağladıkları paralar ve yetiştirdikleri militanlarla faaliyetlerini köylere kadar yaymışlardır. Ruhban Mektebi’ne ise rahiplikle hiç alâkası olmayan bir komiteciyi, Yeznik’i, Katogigok Vekili tayin etmişler ve yardımcı olarak da İstanbul ve çeşitli vilayetlerde komite faaliyetlerinden aranıp Van’a kaçmış ve Türk kanı akıtmayı kendisine görev saymış olan Daniel isimli bir komitecinin, İran’da Ermeni Mektepleri Müfettişliği ve komitecilik yapan Rafael, Serkis, Karçekanlı Vartan, Dsep, Osmanlı Ermeni Mebusu Vramyan ve Papazyan’ın da katılmalarıyla Akdamar Ruhban Mektebi bir ihtilâl merkezi hâline gelmiş ve bölgedeki kanlı olaylar buradan sevk ve idare edilmiştir.
Seferberlik ilan edilince, içeride hazırlıklarını tamamlayan komiteler, Kafkaslardaki gönüllü alaylarıyla birlikte Rus ordusunun öncü kuvvetleri olarak harekete geçmişlerdir. Van ve Muş civarındaki komiteler, Türklere karşı giriştikleri faaliyetleriyle tanınmış Erzurumlu Antranik (General), Muşlu Simbat, Vanlı Hamazasp vb. liderlerin teşkil ettikleri üçer-dörder yüz kişilik taburlarla Rus ordusunun ilerlemesini kolaylaştırmak ve Osmanlı ordusunu gerilerden vurmak amacıyla faaliyete başlamışlardır.
1915 OLAYLARI
Bunların bir kısmı da, Van’da hükümet memurlarına, jandarmalara, Türklere ve kendilerini desteklemeyen Ermenilere saldırmaya başlamışlar ve eşkıya gruplarını toplayarak Van’ı bir merkez haline getirmeye çalışmışlardır.
1915 Şubat ayı içerisinde birçok olay meydana gelmiştir. Van’ın Tımar nahiyesinde koyun sayımları sırasında Ermeniler, memurlara silahla saldırmışlar ve olay üzerine binden fazla eşkıya toplanmıştır. İsyan bilâhare Gevaş ve Şitak (Çatak) kazalarına sirayet etmiş, asiler telgraf tellerini kesmekle kalmamış Gevaş Kadısı İsmail Hakkı Efendi’yi ve Tımar’ın Barat köyünde pusu kurarak Jandarma Kumandanı Süleyman Bey’le maiyetindeki erleri şehit etmişlerdir. Olaylarla ilgili tahkikâta başlanması ve bazı Ermeni casuslarının yakalanması üzerine eşkıya grupları çevredeki bütün Türk köylerine saldırıya geçmişler ve katliama başlamışlardır.
27 Şubat’ta Adilcevaz’dan Van’a gelmek üzere hareket eden 3.000 civarındaki gönüllü Türk askerine Arın köyü civarında saldıran Ermeni çeteleri, burada 8 kişiyi şehit etmişler, ancak Erciş’ten hükümet kuvvetleri gelince Van Gölü’ne açılarak kaçmışlardır. Daha sonra çevrede toplanan 5.000 civarındaki eşkıyanın yarısı Van merkezine saldırıya geçmiş, Nisan başlarında Bank-ı Osmanî, Düyun-ı Umumiyye, Reji, Posta-Telgraf idaresi, hükümet daireleri ve birçok evi havaya uçurmuşlar ve İslâm mahallelerini ateşe vermişlerdir. 7 Nisan 1915’ten itibaren de şehri kuşatan Ermenilere karşı savunmak amacıyla halk ve askerler iç kaleye sığınmışlardır.
Çevreden yardım gelmesini önleyen Ermeniler etrafı siperlerle donatmış, lağımlar kazmışlar ve genellikle Trabzon’dan saman balyaları içerisinde gizlice getirdikleri son model Rus silah ve bombalarıyla kaleyi tazyik etmeye başlamışlardır. 15 Nisan’dan itibaren çevredeki Ermeni çeteleri de bölgeye gelerek şehri tamamen kuşatmışlar ve sayıları 10.000’leri aşmıştır. Birçok sıkıntıya katlanan halk ve az sayıdaki asker Van kalesinde ancak mayıs sonuna kadar tutunabilmiş ve şehit düşmüştür. Gerek muhasara sırasında ve gerekse sonunda şehir ve çevre halkından yüzlerce kişi şehit edilmiş ve her yer tahrip edilmiştir. Şehri ele geçiren Ermeniler hemen bir “geçici hükümet” kurmuş ve Türklere hayat hakkı tanımamışlardır.
Ermenilerin vahşetlerinden korumak için, Türkleri “tehcir”e tâbi tutmayı amaçlayan Van Valisi Cevdet Bey, 24 Nisan 1915’te Dâhiliye Nezareti’ne şu telgrafı göndermiştir:
“..Asiler (Ermeniler) yol kesiyor ve civar köylere hücum ederek buraları yakıyorlar. Bunlara engel olmak imkânsızdır. Şimdiden birçok kadın ve çocuk yersiz-yurtsuz kalmıştır. Bunları aşiret köylerinde barındırmak da uygun ve mümkün değildir. Bunların batıdaki vilayetlere göndermeye başlanması münasip midir?”
ABD VE AVRUPA’DAN DESTEK
Takviye kuvvetlerle Ermenilerin yeniden saldırıya geçmeleri üzerine Vali Cevdet Bey, kaleye sığınmış olan şehir halkını göç ettirmiş (tehcir) ve bilâhare Ermeniler, sonra da Ruslar şehri işgal etmişlerdir. Van’ın işgalinden sonra Rusların da tahrikiyle Ermeni isyanları çevreye yayılmış; Ermeni çeteleri birçok yerde katliamlara girişmiş ve bazı köyleri tamamen yok etmişlerdir. Son zamanlarda yapılan araştırmalar sonunda bunlardan bir kısmına ait toplu mezarlar tespit edilmiştir ki, bunlar Van (merkez) Selimbey Mahallesi, Erciş (Kışla Mahallesi), Zeve köyü (burada Zeve’yle birlikte sekiz köy halkından 3.000 kadarı Ermenilerce katledilmiştir), Çatbayır (Bahçesaray) köyü, Çaldıran’daki bir mevki ve Alaköy’dür.
Türklere yaptıkları bu insanlık dışı mezalim ve katliamları devrin Ermeni kaynakları Avrupa ve Amerika basınında övünerek neşretmişlerdir. Bunlar Genelkurmay, Başbakanlık, Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Arşivleriyle, hususi arşivlerde ve birçok Türk ve yabancı araştırmacı, yazar ve subay tarafından yapılan yayınlarda zikredilmiştir. Binlercesi içinden sadece birini örnek olarak verip iki topluluk arasındaki insanlık anlayışını göstermeye çalışacağız. İşte Rafael de Nogales’ten iki pasaj:
“Van Valisi Cevdet Bey Van’dan ayrıldıktan sonra Ermenilerin oraya hâkim olduklarını ve bütün Müslüman ihtiyar kadın ve çocuklarını katlettiklerini öğrendik. Dünyanın hiçbir yerinde bu derece alçakça hareketler görülmemiştir. Bu durum bana Van’daki şu olayı hatırlattı: Birkaç subayımla topçu ateşini gözetlerken yandaki evin damında bir Müslüman kadın çamaşır asıyordu. Ermeniler bunu görür görmez ateş açtılar; bu ihtiyar kadının vücudunu delik deşik ettiler. Ermeniler yarım düzine subayla uğraşmaktansa böyle zavallı kişileri öldürtmekten büyük zevk duyuyordu.”
Bu hunharca harekete karşı Türklerin insanî davranışları ise her türlü takdirin üzerindedir. İşte aynı yazarın teşhisi:
29 Nisan 1915 günü kumandanlık binası yakınında üç Türk askeri gördük. Bunlar, hiçbir şey yemeden çevredeki bir kuyuda dokuz gün kalmış olan bir Ermeni’ye yiyecek veriyorlardı. Bu Ermeni, Van Valisi’nin öldürülmesi için düzenlenen bir suikaste katılmayı reddederek arkadaşlarının takibinden kurtulmak üzere kuyuya saklandığını söylüyordu. Arkadaşları onu öldürmek için arıyorlarmış. Bu Ermeni’nin karnı doyurulduktan sonra hastaneye yatırıldı. İyi oluncaya kadar birkaç gün orada tedavi edildi.
https://www.ulkucumedya.com/yazarlar/ali-guler/eskiya-gruplari-katliama-basliyor-15976

ERMENİ TERÖR ÖRGÜTLERİ VE ERMENİLERİN YAPTIĞI KATLİAMLAR (7)

Malazgirt’te binlerce kişi katledildi

ALİ GÜLER

Ruslar tarafından yardım gören Ermeni çeteleri Malazgirt bölgesinde 53 köy ve 20.000 kişinin büyük bir kısmını katlettiler. Bu olayların büyük bir kısmı gözlerimizin önünde cereyan etti.
Seferberlikle birlikte Doğu Anadolu’nun birçok yerinde başlayan Ermeni hareketleri, Muş ve çevresinde de Van’ın düşüşünden sonra yoğunlaşmış ve eşkıya grupları her tarafta birçok katliam yapmıştır. Muş ve çevresinde başlangıçta 7.000 Ermeni silahlandırılmış ve bunlar gruplar halinde köylere dağıtılmıştır. Bunlara asker kaçağı Ermeniler de katılmış ve özellikle Sasun’da askerlik çağındaki gençler doğrudan bu çete gruplarına dahil olmuşlardır. Bölgeye asker almak üzere giden Osmanlı memurları ise öldürülmüşlerdir.
Rus ordusunun bölgeye gelmesiyle bir taraftan Taşnaksagan çeteleri diğer taraftan da Hınçak grupları “Ruslara bağlılıklarını ve kahramanlıklarını!” göstermek için erkekleri savaşta olan Türk askerlerinin köy ve kasabalardaki kadın, çocuk ve yaşlılarına akla hayale gelmedik işkence katliamlar yapmışlardır. Bunlar, Rusya’dan gelen Ermeni “gönüllü alayları”nın da iştirakiyle 30.000’e ulaşmış ve meşhur Rupen (Paşa!), işgalden sonra Van valisi ilân edilen Aram Manukyan (Aram Paşa!) ve 30 civarındaki elebaşılar tarafından yönlendirilmiş ve faaliyetleri bazı Ermeni kaynaklarınca da birer “isyan” olarak tavsif edilmiştir.
YAĞMA VE YIKIM
Muş’ta Ermeni çeteleri tarafından öldürülen Türklerle ilgili birçok yerli ve yabancı kaynak mevcuttur. Biz burada sadece olaylardan sonra resmi otoritelere yeminli olarak verilmiş olan ifadelerden Kara Schemsi tarafından zikredilmiş birkaç pasaj vermekle yetineceğiz:
“Muşlu Han Ali-zâde Abdülbâki, Hacı Ahmedoğlu Yunus Çavuş ve arkadaşlarının yeminli ifadeleridir:
Savaşın ilk günlerinde Bayezidli Surun ve Erzurum Mebusu Karakin Pastırmacıyan’ın idarelerindeki 1.200 kişilik Ermeni çetesi, Müslüman köylerine saldırıyor talan ediyor ve eşi görülmemiş bir vahşilikle zavallı ve müdafaasız halkı yerlerinden yurtlarından ediyordu. Yeramış ve Akçaviran halkının büyük bir kısmı katledilmişti. Hatta yaralı veya hasta askerler bile bu vahşetten kurtulamamışlardı.
Böylece Rus Ordusu geçildikten sonra Osmanlı Ordusunun Lice’de bıraktıkları bütün yaralılar öldürüldüler. Ruslar tarafından yardım gören Ermeni çeteleri Malazgirt bölgesinde 53 köy ve 20.000 kişinin büyük bir kısmını katlettiler. Bu olayların büyük bir kısmı gözlerimizin önünde cereyan etti. Bekran (Malazgirt) köyü berberinin oğlu ve karısının gözleri önünde ve yalvarmalarına rağmen kızlarına tasallut edildi, işkence yapıldı ve Dolabaş köylü Mardiros, Harabe Kasım köylü Simon, Kale Kasabalı Mardivagik ve Yurek’li Sırup tarafından öldürüldüler. Bidayet Mahkemesi Hâkimi Hüseyin Beye ve Ada Köylü Malazgirt İdare Meclis üyesi Şanlı Beye, gözlerinin önünde tasallut edilen karılarının huzurunda işkence yapıldı ve eskiden kendilerine hizmetçilik yapan Ermeni hizmetçileri tarafından katledildiler. Küçücük Sabiye’nin de alenen ırzına geçildi…
Muş’un düşüşünü müteâkip Ermeni eşkıyası, sanki kana susamış vahşi hayvanlar gibi, şehrin etrafını “intikamımızı aldık” diyerek dolaştılar ve rastladıkları her Müslüman’ı merhametsizce katlettiler. Kadınların ırzına geçilip yaşlılar diri diri yakıldı. Muş’un eşrafından Hacı Murat ve Reşid’le birlikte Yunanlı Hacı Mehmed ve Cafer, Timur Abdullah, Yusuf Mehmed Han ve Nadir Han koyunlar gibi boğazlandılar.
GÖÇE ZORLANDILAR
Ayiz (Varto) nahiyesinde Cibranlı aşiretinden, Cindi Ağa’nın reisliğini yaptığı 15 köy halkı ayaklarına ağır at nalları çivilenmek suretiyle Murat Çayı’yla iribatlı olan Hazal Gölü’ne atıldılar.
Ermeniler ayrıca Mevkelli yoluyla İç Anadolu’ya doğru göçe mecbur kalan Müslümanlara da saldırdılar. Hastalar, çocuklar ve yaşlı kadınların yığıldığı Tekke Manastırı’nda diri diri yakıldılar. Göğüsleri kesilen genç kızlar, daha sonra idam edildiler. Sokakta yatan yaralı bir çocuğun ağzına Ermeniler tarafından kesilip getirilen annesinin memesi konuldu.
Şeyh Abdülgaffar Efendi adındaki bir din adamı, işkenceler içerisinde kafa derisi yüzülürken öldü. Doktor Mustafa Bey, yirmi kadar Ermeni eşkıyasının yüze yakın çocuğu önünde şarkı söyleyip dans eden kadınlarla birlikte öldürdüklerini ve batı köprüsüyle Dikili Taş arasında birçoğu boğazlanmış binlerce erkek, kadın cesetlerini gördüğünü yeminle beyan etti. 23 Mayıs – 5 Haziran 1916
Polis Komiser Yardımcıları: Mehmed, Ahmet, Kâmil”
DİYARBAKIR OLAYLARI
Nüfus olarak Diyarbakır bölgesinde de azınlıkta olmalarına rağmen Ermeniler, burada da komitecilik faaliyetine girişmişlerdir. Amaç, hem Osmanlı ordusunu arkadan vurmak hem de Rus ordusunun ilerlemesini kolaylaştırarak Ermenilere bağımsızlık verilmesi için uğraşmak olmuştur.
Daha savaş başlar başlamaz komitelerin kurduğu çeteler ve ordudan kaçan veya kaçırılan Ermeniler, şehirde Müslümanları tahkir edecek hareketlere ve jandarma ve polisin işine engel olmaya başlamışlar ve damdan dama geçmek suretiyle kurdukları “dam taburu”yla hem Türk, hem de kendilerine para ve iaşe vermeyen Ermenileri taciz etmeye, silah, cephane ve bomba tedarik etmeye başlamışlardır.
Durumdan şüphelenen ve ihbarları değerlendiren yetkililerin yaptığı aramada “dam taburu”nu teşkil eden 500 Ermeni silahlarıyla birlikte ele geçirilmiş ve birkaç gün sonra da Taşnaksutyun Ermeni Mektebi’nde asılı duran harita arkasına gizlenmiş bir geçitte saklanan dört fedai yakalanmıştır. Bunlar Ermeni kilisesiyle komite ileri gelenleri tarafından “ihtilâl öncüleri” olarak buraya saklanmış ve iaşeleri sağlanmıştır. Yapılan istihbarat değerlendirilerek 12-14 Nisan 1915 tarihinde vilayet merkezinde 60’ın üzerinde bomba, kutular içerisinde birçok dinamit kapsülü, kangal kangal dinamit fitili, dinamit barutu, yüzlerce mavzer, manliher, şinayder ele geçirilmiştir.
Yine evlerin çeşitli yerlerinde saklanmış 1.000’den fazla asker kaçağı yakalanmış ve yapılan soruşturma ve ele geçirilen belgelerden Rus ordusu bölgeye yaklaşacak olursa, aynen Van’da olduğu gibi, Ermenilerin isyana kalkıp Müslümanları katledecekleri, şehri yakıp Rusların işgalini kolaylaştıracakları tespit edilmiştir. Şehir civarında yapılan aramalarda da, kiliseler ve komitelerce Ermenilerin haraca bağlandığı ve en küçük köylere kadar teşkilatlanmanın ve silahlanmanın tamamlandığı ortaya çıkmıştır. Silahların büyük bir kısmı kiliselerde, evlerin mahzenlerinde, tarlalarda ve mezarlarda bulunmuştur.
Bütün bunlara rağmen, Muş, Kığı, Bitlis, Van, Talori’den gelen ve Diyarbakır çevresinden toplanan çeteler, yakaladıkları askerleri, halkı katletmekten geri kalmamışlar ve birçok sabotaj yapmışlardır.
https://www.turkgun.com/malazgirtte-binlerce-kisi-katledildi-makale-121754
This entry was posted in ERMENİ SORUNU. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *