ATATÜRK ÇAĞDAŞLIĞIN, DEMOKRASİNİN, KADIN HAKLARI VE EŞİTLİĞİNİN DE ATASIDIR * TÜRK KADINININ SEÇME VE SEÇİLME HAKKINA KAVUŞMASININ 86. YILI

TÜRK KADINININ SEÇME VE SEÇİLME HAKKINI KAZANDIĞINI OKUYAN KANADALI BİR KADIN.
Yukarıdaki çizim Kanada’da 1930 yılında yayınlanmıştır.Quebec’te kadınların Türkiye’den yaklaşık 10 yıl sonra yani 1940 yılında oy hakkı elde edebilmiştir. Görsel Arthur George Racey tarafından çizilmiş ve 1930 yılında, Kanada’da Montreal Daily Star isimli gazetede yayınlanmıştı. Quebec Kütüphane ve Arşiv veri tabanında bu karikatürü görebilmek mümkün.

5 Aralık 1934 Çarşamba günü yapılan Anayasa değişikliğiyle, kadınlara seçme ve seçilme hakkı verildi ve Atatürk, o akşam, tüm kadınlara seslenen bir bildiri yayınladı. Bildiride, şunları söylüyordu:
“Seçme ve seçilme hakkı, Türk kadınına toplum yaşamında, başka birçok milletin kadınlarından daha yüksek bir yer kazandırmıştır… Belediye seçimlerine katılarak siyasi yaşamda kendini deneyen Türk kadını, şimdi genel seçimlere katılırken, hakların en önemlisini kullanmaktadır. Pek çok medeni ülkede kadına tanınmayan bu hak, Türk kadınının elinde bulunmaktadır. O, bu hakkı, yetkinlikle ve gerektiği gibi kullanacaktır”.
Kadın Hakları ve Dünya
Anadolu’daki ‘kadın devrimi’ yalnızca Türkiye’de değil, varsıl-yoksul, gelişmiş-azgelişmiş tüm ülke kadınları arasında büyük bir ilgi, evrensel bir heyecan yarattı. Sözkonusu kadın hakları olduğunda, uygarlık dünyaya çok geç gelmişti.
Birinci Dünya Savaşı’ndan önce, Yeni Zelanda, Finlandiya, Norveç gibi az sayıdaki ülke kadına seçme-seçilme hakkı vermişti. Bu hak, ABD, Sovyetler Birliği, İngiltere, Kanada, Almanya, Danimarka, Hollanda, İsveç’de 1918-1930 arasında; İspanya, Brezilya, Romanya, Birmanya, Güney Afrika Cumhuriyeti, Küba, Uruguay’da 1930-1939 arasında; Bulgaristan, Çin, Arjantin, Hindistan ve Japonya’da ise, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra tanınmıştı.
Türkiye; kadına siyasi hak tanıyan öncü ülkelerden biriydi ve ilginç bir biçimde dünya kadın hareketi üzerinde tümünden daha etkili olmuştu. Dünyanın her yerinden, Türkiye’deki uygulama ve Mustafa Kemal için övücü açıklamaları geliyordu. Örneğin; Mısır kadın hakları savunucusu Şitti Şavari, Atatürk’ü kendi önderleri olarak görüyor ve “Türkler ona Atatürk diyor. Biz ise ona Ataşark diyoruz. O yalnız Türklerin değil, bütün Doğu’nun, özellikle kardeş Mısır’ın da atası ve önderidir” diyordu.
Uluslararası Kadınlar Birliği Romanya Delegesi Aleksandrina Cantacuzene, 1935’te, “dünyada yeni bir dönem başlatan Atatürk, Türk kadınına verdiği haklarla, kadını hak ettiği yüksekliye eriştirdi. Batı’ya verdiği bu dersin unutulması mümkün değildir”8 derken; Avusturalya Delegesi Cardel Oliver, “tüm dünyanın ilgisini üzerine çeken Türkiye, kadın hakları konusunda gerçekleştirdiği atılımlarla, birçok Avrupa ulusunu geride bıraktı. Tüm dünya kadınları, Türk kadınının bugünkü haklarına erişebilirse, kendilerini gerçekten şanslı sayacaktır” diyordu.
İngiliz Daily Telegraph Gazetesi ise, şu yorumu yapıyordu. “Kadınlar, hiçbir ülkede, Türkiye’deki kadar hızlı ilerlememiştir. Bir ulusun bu düzeyde değişmesi, tarihte gerçekten eşi olmayan bir olaydır”.
Uluslararası Kadın Örgütü ve Atatürk
Uluslararası Kadın Birliği Yazmanı Katherin Bonifas, 1935’te, Atatürk’ten öke (dahi) olarak söz ediyor ve Türk kadın devriminin evrensel boyutunu şöyle dile getiriyordu: “Atatürk gibi, insanlığın en yüksek katma erişmiş bir dahinin, kadınların genel düzeyini yükseltmesi, uluslararası kadın hareketini çok kolaylaştırmıştır. Atatürk’ün Türk kadınına kazandırdığı hak ve özgürlükler, bütün dünya kadınlarında özgüven yaratmış ve mücadelelerinde onlara destek olan, yardımcı bir güç vermiştir”.
Seçimler ve Kadınlar
1935 yılında yapılan genel seçimlerde, 17 kadın milletvekili seçildi. 316 Milletvekili sayısının yüzde 4.5’ini oluşturan bu oran, birçok Avrupa parlamentosu için, düşünülmeyecek kadar yüksekti. Bu orana, Türkiye’de de bir daha ulaşılamadı; sürekli düşen oranlar, örneğin, çok partililiğin başladığı 1946’dan 1984’e dek, hep yüzde birin altında kaldı.

https://kuramsalaktarim.blogspot.com/2019/12/kadinlara-secme-ve-secilme-hakki.html
This entry was posted in ATATURK, SEÇİM - SEÇSİS, SİYASİ TARİH, TARİHE - AYDINLANMAYA - CUMHURİYETE NOT DÜŞENLER. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *