EMPERYALİZM VE İSTİKRARSIZLAŞTIRMA EYLEMLERİ  * ALEVİLER

EMPERYALİZM VE İSTİKRARSIZLAŞTIRMA EYLEMLERİ  

Emperyalizm ülkeleri zayıflatmak için “istikrarsızlaştırma” operasyonları yapar. Amaçları kargaşa çıkartarak toplumu bölerek kavgalaştırmak, toplumsal barış ve huzuru yok etmektir. Bu operasyonlar sonucunda ülke sosyal ve ekonomik yönden çöküntüye uğrar. Bu sonuca gitmek için emperyalizm 2 temel yöntem uygular;
  1. Ülkede yaşayanların etnik kökleri üzerinden kışkırtma ile kargaşa/kavga çıkartmak.
  2. Toplum içinde din ve inancı kullanarak mezhep/inanç/inançsızlık kavramlarıyla halkı bölerek kargaşa/kavga çıkartmak.
Bu yöntemler daha çok Müslümanlığı benimsemiş ülkelerde kullanılıyor. Müslüman ülkelerde eğitim seviyesinin düşüklüğü, büyük oranda olan inanç sahiplerinin bu dünya için değil, ölüm sonrası için yaşam felsefesine sahip olmaları nedeniyle DİN/İNANÇ olgularıyla oynanarak İslam ülkelerinde kavgalar, çatışmalar, savaşlar çıkartılıyor. Ve müslüman müslümanı kırarken oyunu kurgulayan emperyalizm gülerek seyrediyor
Ne yazık ki 2002’den buyana ülkemiz de bu tür operasyonların oyun alanı olmuş, toplum ETNİSİTE ve MEZHEP/İNANÇ üzerinden bölünerek toplumsal barış ve huzur yok edilmiştir.
İşte bu nedenle, sünni, şii, alevi v.b emperyalizmin ayrımcılık oyunlarına gelmemek ve bunun için de ümmet olmaktan çıkarak birey olmak gereği vardır. Arap ülkeleri ümmetlikten bireyliğe geçemedikleri ve Millet olamadıkları için savaşların ve kırımların arenası oluyor. Oyun büyük oyundur. Kör cahiliye inancı İslam ülkelerini çağdaşlıktan uzaklaştırarak kaderlerine razı olmalarına yol açıyor.
Alevi kardeşlerimiz ülkemizin her yönüyle değerli ve aydın vatandaşlarıdır. Bu nedenle aşağıdaki yazının içeriğine katılarak paylaşıyorum.
Naci Kaptan / 14.11.2020

ALEVİ Mİ DEDİNİZ…???

Erol Karaman / 12. November 2016

Onlar; Sarıkamış’ta zemheri de
Çanakkale’de dört mevsimde,
Millî Mücadele de’ ise her Cephededirler…
Karadeniz’de “Çepni”
Doğuda “Türkmen”, Ege’de “Tahtacı”, Anadolu’da kimi zaman “Aşiret”, kimi zaman “Kızılbaş”, kimi zaman da ALEVİ dediklerimiz TÜRK’ÜN öz be öz “OĞUZ BOYU” dan olan güzide insanlardır.
Hz. Muhammed’i “PEYGAMBER”,
Ali’yi “PİR”,
On İki İmamı “DÜSTUR”,
Ehlibeyti “ŞİAR” edinmişlerdir.
Düşüncelerin de sosyal ve içtimai yaşantılarında İslam Tasavvuf Felsefesinin inanç ve ahlak boyutuna fazlasıyla önem vererek, ” ELİNE, BELİNE, DİLİNE ” hâkim olma şuuru ile yaşamayı ve yaşatmayı ilke edinmişlerdir.
Hassasiyet ve Adalet anlayışları, Cem Evlerindeki icra ettikleri “Musahiplik” Cem’inde, kapılarını ve gönüllerini “Hırsıza, Katile, Yolsuza ve de Düşküne” tamamen kapatarak camianın kirlenmesine asla müsaade etmezler.
Sazın sözün ve muhabbetin, semah dönerek vücut bulması, Muhammed ve Ali’nin isimleri her geçtiğin de dökülen gözyaşları, İSLAM’A bağlılık ve hür metlerinin en güzel tezahürüdür.
ALEVİLER, Bu Mübarek Coğrafya ‘da içinde yaşattıkları, Vatan ve Memleket sevgisi ile yoğrulmuş, TÜRK’ÜN örf ve adetini özümsemiş, İSLAMI kendi kültür ve değerleriyle güzelleştirerek inancımızın zenginleşmesine neden olmuşlardır.
Tarihin hiçbir döneminde Milletine ve Devleti’ne asla ihanet, delalet etmeden ve husumet beslemeden etle tırnak olmayı bilmişlerdir.
Alevi Kardeşlerimiz ve dostlarımız hakkında, art niyetli ve ön yargılı itibarsızlaştırma düşünceleri ve çirkin politikalara meze edilmek istenmeleri bu Ülkeye yapılacak en büyük kötülük olarak görmekteyim.
Onlar…Bizim gözümüz de HACI BEKTAŞİ VELİ ‘nin Anadolu’yu “Türkleştirmek ve İslamlaştırmak” üzere çıktığı bu Mübarek yolunu yol bilenlerle, PİR Sultan’ın hakka teslimiyetin deki incelik şuuruyla “Evveli Muhammed, Ahirim Ali” diyen Canlardır.
This entry was posted in ABD - AB - EMPERYALIZM, DİN-İNANÇ. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *