Fikri hür, vicdanı hür nesiller mi? Dindar ve kindar nesiller mi?

Ekrem Kongar / ekongar@cumhuriyet.com.tr / 23 Ekim 2020 Cuma

Sevgili okurlarım, eğitim, bilgi aktarımı demek değildir.
“Eğitim, kişide olumlu tutum ve davranış değişiklikleri yaratmaktır!”
Politikacıların, liderlerin, eğitime dönük beklentileri, talimatları, birbirlerine karşı olan görüşleri hep bu “olumlu” sıfatı üzerinde yoğunlaşır. Politikacılara veya liderlere göre, bireyin “Olumlu tutum ve davranışları” nelerdir?
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ve bugünkü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu konuda birbiriyle çelişen görüşlerine bakalım!

Atatürk, 26 Ağustos 1924 tarihinde, Muallimler Birliği Kongresi üyelerine şöyle seslendi:
Yeni nesli, Cumhuriyetin özverili öğretmen ve eğitmenleri, sizler yetiştireceksiniz; yeni nesil, sizin eseriniz olacaktır.
…Cumhuriyet; fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister. Yeni nesli, bu kalite ve yetenekte yetiştirmek sizin elinizdedir.
“…Milli ahlakımız, uygar ilkelerle ve hür düşüncelerle artırılmalıdır. Bu çok önemlidir, özellikle dikkatinizi çekerim. Göz korkutma ilkesine dayanan ahlak, bir erdem olmadığı gibi güvene de uygun değildir.”
…Sizin başarınız, cumhuriyetin başarısı olacaktır.
“…Hiçbir zaman hatırlarınızdan çıkmasın ki Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister”.

Erdoğan, 19 Şubat 2012 Pazar günü AKP Gençlik Kolları Kongresi’nde şöyle seslendi:
Altını çiziyorum; modern, dindar bir gençlikten bahsediyorum.
Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, kalbinin davacısı bir gençlikten bahsediyorum.”

Bu, iki çelişik görüşün bugünkü sonuçlarını ise 19 Ekim 2020 tarihinde İbn Haldun Üniversitesi’ndeki konuşmasında Erdoğan, kendi iktidarı açısından, şöyle aktardı:
“Aklı hür, fikri hür, vicdanı hür nesiller yetiştirilmek üzere çıkılan yolun Batı taklitçiliğine dönüşmüş olması en büyük kayıptır.”
“...Gerçek iktidarın fikri iktidar olduğunu da iyi biliyoruz.
“…Ancak eğitim ve kültürde arzu ettiğimiz ilerlemeyi sağlayamadığımızı düşünüyorum.”
“…Medyamız bizim sesimizi ve nefesimizi yansıtmıyor.
“İlimde, sanatta, kültürde benzer sıkıntılarla karşı karşıyayız.”
“…Fikri iktidarımızı da hâlâ tesis edemediğimiz kanaatindeyim.”

Erdoğan medyanın seslerini ve nefeslerini yansıtmadığından, ayrıca kültür ve eğitim politikalarının başarısız olduğundan yakınıyor. Haklıdır.
Medyanın yüzde 98’ine yakın bölümünü kontrol edebilir ve emirle haber yazdırıp, başlık attırabilirsiniz…
Ama emirle yapılan gazetecilik, gerçeklerden kopuk olduğu için kimseyi, hiçbir şeye, hiçbir görüşe inandıramaz… Çünkü kaba propaganda halkı ancak korkutur ama ikna edemez!
Kültür ve eğitimde başarı ise ancak:
“Dogmatizme karşı”, “sorgulayıcı”, “araştırıcı”, tutum ve davranışlar öğretilerek…
“Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller” yaratılarak sağlanır.
Erdoğan/AKP iktidarının niçin kültür ve eğitimde başarısız olduğunu Atatürk daha 1924’te söylemiş:
“…Milli ahlakımız, uygar ilkelerle ve hür düşüncelerle artırılmalıdır.
Bu çok önemlidir, özellikle dikkatinizi çekerim.
Göz korkutma ilkesine dayanan ahlak, bir erdem olmadığı gibi güvene de uygun değildir” demiş!
ERDOĞAN, ATATÜRK’E BİRAZ KULAK VERSE, BAŞARISIZLIKLARININ NEDENLERİNİ ÇOK DAHA İYİ GÖRÜR SANIYORUM.
This entry was posted in DİN-İNANÇ, FAŞİZM, HUKUK-YARGI-ADALET, İrtica, YOBAZLIK - GERİCİLİK, YOLSUZLUKLAR, YOZLAŞMA - AHLAKSIZLIK. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *