UZAK DENİZLERE BAYRAK AÇAN CUMHURİYET GEMİSİNİN ÖYKÜSÜ * KARADENİZ VAPURU

Değerli okur,
Milli Bayramlarımızın kutlanması senelerdir iktidar hükümeti AKP tarafından engelleniyor. Bu süreç içinde de kamu kurumları veya bazı özel ticari kuruluşlar tarafından yaptırılarak gösterilen TV programlarında GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ün adının da anılmadığını üzülerek görüyoruz.
Diyanet İşleri Başkanlığı da uzunca zamandır hutbelerde ve özel günlerde, dualarda  Atatürk’ün adını anmadığından yoğun eleştiriler alıyor.
30 Ağustos Zafer Bayramı kutlaması için MSB tarafından yapılmış olan kısa KOMANDO filminde ise Atatürk’ün adı geçmediği gibi, bu klibin ruhuna uygun askeri marşların kullanılmadığını ve yerine dini içerikli söylemlerin olduğunu gördük.
Bunlardan sonra sıra Atatürk’ün kurdurmuş olduğu İŞ BANKASINA  gelmiş. İş Bankası reklam amaçlı yaptırmış olduğu TV filminde ATATÜRK’ün emriyle bir fuar/ sergi ve gösteri alanına çevrilerek Türkiye’yi tanıtmak amacıyla Avrupa limanlarına gönderilen Karadeniz yolcu gemisini anlatan bir reklam filmi paylaşıyor. Filim özünde güzel kurgulanmış. Gönül isterdi ki ATATÜRK’ün adı anılsın. Filimde sadece alabandaya (duvara) asılı olan bir Atatürk resmi arka planda gözüküyor.
Bu durum Atatürk’ün hisselerinin de bulunduğu İş Bankasına yakışmadı. Bu nedenle Karadeniz Vapurunun Avrupa limanlarına yapmış olduğu Türkiye’yi tanıtma amaçlı  bu değerli projeyi anlatan uzunca bir yazıyı hikaye formatıyla okumanıza sunuyorum.

TÜRKİYE’de DURUM VAZİYETİ
Sakarya meydan muharebesinin kazanılmasından bir sene sonra 26 Ağustos 1922’de Dumlupınar’dan başlayan büyük meydan savaşında Yunan ordusu 30 Ağustos 1922’de teslim oldu. üstün sayıda ve güçlü silahları olan yunan ordusu İzmir’e kadar sürüldü ve 9 Eylül 1922 tarihinde Yunan ordusu mağlup olarak Anadolu’yu terk etti.
İtilaf birliklerinin 4 Ekim 1923’te İstanbul’u terk etmesinden sonra, Şükrü Naili Paşa komutasındaki 3. Kolordu birliklerinin 6 Ekim 1923’te tören eşliğinde şehre girmesiyle İşgal sona erdi.Gazi Mustafa Kemal Paşanın söylediği gibi “GELDİKLERİ GİBİ GİTTİLER”
24 Temmuz 1923’te Lozan Antlaşması imzalandı ve yeni Türk Devleti’nin bağımsızlığı kabul edildi.
İkinci dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin toplanmasından 2 ay sonra 13 Ekim 1923’de Ankara Türkiye Devleti’nin Hükümet Merkezi oldu.
Mustafa Kemal Paşa önderliğindeki Milli Mücadele, 1923 yılında milli güçlerin zaferi ile sonuçlandı. Bu süreçte, “Büyük Millet Meclisi” adıyla 23 Nisan 1920’de Ankara’da toplanan halkın temsilcileri, 20 Ocak 1921’de Teşkilat-ı Esasiye Kanunu adlı yasayı kabul ederek egemenliğin Türk ulusuna ait olduğunu ilan edildi.
Meclis’e sunulan Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nda yapılan değişikliklerin kabulü ile Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 29 Ekim 1923’te CUMHURİYET ilan edildi.
Tüm yaşamı cephelerde savaşlarla geçmiş olan Gazi Mustafa Kemal Paşa yıkılmış olan Osmanlı’nın küllerinden yarattığı YENİ TÜRKİYE CUMHURİYETİNDE toplumu kalkındırmak, eğitmek, çağdaşlaştırmak ve yeni sanayi hamleleri yapma çalışmalarına başladı.
Bu zorlu şartlar altında Türkiye’yi ve ürünlerini tanıtmak, yabancıların Türk’ler hakkındaki ön yargılarını değiştirmek için eşi olmayan bir proje geliştirildi.
İşte aşağıdaki öykü böyle başladı;
Naci Kaptan / 01 Eylül 2020

BÖLÜM I
Karadeniz Vapuru Projesi, Cumhuriyet’in ilanından 3 yıl sonra Atatürk’ün önerisiyle hayata geçirildi.
Türkiye’yi tanıtan çeşitli ürünlerin sergilendiği gemi, 12 Haziran 1926 tarihinde İstanbul’dan demir aldıktan sonra 12 ülkede 16 şehri ziyaret etti. Karadeniz Vapuru, 86 günde 10 bin mil yol katettikten sonra 5 Eylül 1926 tarihinde İstanbul’a döndü.
Karadeniz Vapuru’nun yolcuları arasında 3. Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın oğlu Refi Bayar, Anadolu Ajansı’nın kurucularından Şair Kemalettin Kamu, İstiklal Marşı’nın bestecisi Zeki Üngör, ilk Türk kadın gazetecilerden Bedia Arseven, ilk Türk kadın milletvekillerinden Mebrure Gönenç ve Şair Orhan Veli Kanık’ın babası müzisyen Veli Kanık da yer aldı.

Atatürk Karadeniz vapurunda onuruna verilen yemek davetinde
Atatürk,  yolculuğuna başlamadan önce açılan gezici sergiyi ve hazırlıkları görmek için Mudanya’ya getirilen Karadeniz Vapuru’nu 13 haziran 1926 tarihinde  ziyaret ederek geminin hatıra defterine şöyle yazdı:
“Sergi, başarıya ulaşmış bir eserdir. Bende gayet iyi izlenimler meydana getirdi. Sunuş tarzı çok iyidir. Hazırlayıcısını takdir ve tebrik ederim.”
Avrupa yolculuğu öncesi Haliç’te üç ay süren özel bir bakıma alınmış Karadeniz Vapuru’nun dümen suyuna kapılıp, tam seksen altı gün süren yolculuğu, sefere katılan sanatçı, gazeteci, milletvekili, öğretmen, müzisyen ve denizcilerden oluşan toplam 285 kişinin, genç Türkiye Cumhuriyeti’ni “dosta düşmana tanıtmak için” nasıl olağanüstü bir çaba gösterdiğini, henüz üç yaşındaki Türkiye Cumhuriyeti milletvekillerinin buna kaynak bulmak için nasıl çırpındıklarını ibret ve gururla izliyor.
Ticaret Vekili Ali Cenani Bey’in meclis kürsüsünde, “Efendiler… Bir ticaret sergisi meydana getirmek kolay bir şey değildir. Bunun yerine bir seyyar sergi teşkilini düşündüm. Seyr-i Sefain’den bir vapur alalım. Mesela Karadeniz Vapuru’nu…” diye başlayan konuşmasının yarattığı ateşi, hummalı çalışmaları ve sonunda Marmara’nın solgun mavi sularını köpürterek yola çıkan beyaz bir geminin, Dolmabahçe’deki bir yatta, mavi gözleri çakmak çakmak, sarışın bir adam tarafından beyaz bir mendil sallanarak nasıl uğurlandığını görüyor. O sarışın adamın daha yedi yıl önce 19 Mayıs 1919’da ülkeyi kurtarmak için Samsun’a böyle bir vapur yolculuğu yapmış olduğunu düşünenler de bir cumhuriyetin nasıl doğduğunu görüp alabildiğine gururlanıyor.

Karadeniz Vapuru, yer Tophane rıhtımı. (12 Haziran 1926)
Yıl 1926… Günlerden 12 Haziran… Yer, bugünkü Tophane Rıhtımı… Taksilerin yanıbaşında çift atlı faytonların da yolcu bekledikleri görülüyor… Bayraklarla donanmış, beyaz bir vapur harekete hazırlanmakta… Seyr-i Sefain İdaresinin yeni satın aldığı bu Karadeniz gemisi çok önemli bir sefere çıkmak üzere… Üç aya yakın sürecek bu gezide el sanatlarımızdan örnekler ile başta gelen ürünlerimiz tanıtılacak… Ama asıl amaç, Batı Avrupa ülkelerine genç Türkiye Cumhuritiyeti’ni tanıtmak! Bu niyetle düzenlenen sergi seferi boyunca gemi 12 Avrupa devletinin limanlarına uğrayıp üçer beşer gün kalacak…
Kömür almak için gireceği Cezayir’in Bona (sonraki adıyla Anaba) Limanı’nı saymazsanız, bakın hangi limanlara uğrayacak; Barcelona, Le Havre, Londra, Amsterdam, Hamburg, Stockholm, Helsinki, Leningrad, Danzig, Gdynia, Kopenhagen, Anvers, Marsilya, Cenova, Napoli…

Her limanda gemimizi gezmek isteyen ziyaretçiler kabul edilecek… Davetler, resepsiyonlar verilecek… Gemideki Riyaset-i Cumhur Orkestrası da konserler verecek… Balolarda görevli zevat ile ziyaretçilerin kaynaşmaları sağlanacak… Cumhuriyet Türkiye’sinin Türklerini tanıtacak.
Geminin süvarisi, genç yaşına rağmen dirayetli bir denizci olmasıyla ün yapmış olan Topuz lakaplı meşhur Lütfi Kaptan… Birkaç yıl öncesine kadar Gülcemal’in süvarisi iken, artık Karadeniz Vapuru’nda görev yapıyor. Gemideki genç zabitanın hepsi de özellikle seçilmiş pırıl pırıl genç denizciler… İlerde hepsi birer büyük kaptan olarak Denizyolları’nın gemilerinde kaptanlık, ya da idarecilik yapacaklar.
Karadeniz Vapuru 1905 Hollanda yapımı. 4.765 gros tonluk. 120 metre boyu, 14 metre eni var. Tam istim tuttuğu zaman 12 mil hız yapmakta. Sergi için baştan sona özel olarak düzenlenip dekore edilmiş.
Yıllarca sözü edilen bu tarihi gezi 86 gün 22 saat sürüyor. İstanbul’da döndüğü gün takvimler 5 Eylül gününü gösteriyor. Toplam 9.981 mil yol kat eden gemi bu uzun sefer boyunca 2.778 ton kömür tüketmiş. Kullandığı tatlı su miktarı 971 ton.
Bu sergi seferinin Türkiye’nin tanıtılmasındaki payı gerçekten çok büyük oldu. Geminin gittiği her ülkenin basınında Atatürk Türkiye’si hakkında çok güzel haberler çıktı, çok değerli yazarlar yayımlandı. Bu büyük başarıda, Seyr-i Sefain İdaresi’nin de önemli bir payı olduğu asla göz ardı edilmemeli.
Yıllarca iç ve dış hatlarda yolcu taşımaya devam eden Karadeniz ise 46 yıllık bir gemi oluncaya kadar aralıksız hizmet etti. 50’li yıllarda, ticaret filomuzun yeni satın alınan gemilerle takviye edilmeye başlaması üzerine, 1951 de kadro dışı bırakılarak bir kenara bağlandı. 1954 yılında hurdaya çıkar ve Cenova’da sökülür.

BÖLÜM II
Hikaye şöyle başladı ;
Bir seyyar serginin oluşturulma düşüncesi 1925 yılında TBMM’de yapılan bütçe görüşmelerinde gündeme geldi. Karabekir Paşa, Mecliste ;
“Halbuki İktisat Kongresi’nde bizzat göründü ki daimi sergiler, vatan malını göstermek, sevdirmek ve sarfettirmek için pek lazımdır. Yer yer böyle sergiler açanlara para vermeli, teşvik etmeli, daimi surette vatan malını teşhir etmelidir. Onun için bu fasıldaki İktisat Kongrelerine ait para fazladır. Bilakis sergilere destek vermek lazımdır”
Ticaret vekili Ali Cenani Bey, “Hükümetin ülke içinde planladığı ticaret sergisi için bütçeye koyduğu 15 bin liranın gayet yetersiz olduğundan bahisle, böyle bir sergi için 3-4 yüz bin belki de bir milyon liralık bir fona ihtiyaç duyulduğunu” vurguladı. Ali Cenani Bey’in buna bir çözüm önerisi olarak sunduğu plan hayli ilgi çekiciydi:
Bir ticaret sergisini meydana getirmek kolay bir şey değildir. Bunun yerine bir seyyar sergi teşkilini düşündüm. Belki bazı arkadaşlarımızın hatırına gelir. Ruslar, bundan on beş sene evvel bir seyyar sergi tertip etmişlerdi. İstanbul’a ve Akdeniz’in meşhur limanlarına göndermişlerdi. Bir vapur içinde mahsulat ve el ürünlerini birleştirerek içinde tüccarları da bulunduran bu Rus sergi gemisi İstanbul’da beş, on gün kaldı ve Avrupa’nın limanlarına giderek taşıdığı olduğu eşyayı teşhir etti. Bendeniz de düşünüyorum ki Seyrisefain’den bir vapur alalım. Mesela Karadeniz Vapuru’nu düşündüm. Bunun içinde 130 yatak vardır. Tüccarlarımızdan 130 kişiyi alabilir. Ambarlarda elektrik tertibatı yaparak bir meşher haline koyabiliriz. Bütün mahsulatımızı ve el ürünlerimizi bu vapurda sergi halinde gösterebiliriz”
Ali Cenani Bey, seyyar sergi için yaklaşık 80 bin liralık bir masraf öngörmekteydi. Bu ücret, bütçeye dokunulmadan vapurda eşyasını teşhir eden tüccarın kamara ücretlerinden sağlanacaktı. Bakanlık, vapurun yalnızca seyir ve sefer masrafl arını karşılayacaktı. Buna ilaveten, Türkiye’nin dünyaca ünlü tütünleri hem natürel hem de kullanıma uygun paketler halinde vapurda satışa sunularak ayrı bir gelir kalemi oluşturulacaktı. Ali Cenani Bey, 100 bin paket satılabileceği ve her paketten alınacak bir frankla birlikte yaklaşık 100 bin franklık bir gelirin sağlanabileceği kanaatindeydi. Bu bağlamda temel masrafl ar için bütçeye 60 bin liralık bir ödenek konulmasını önermekteydi. Mecliste yapılan oylamada “Ticaret sergi ve meşher ve müzelerine, tütün ve sanayi tezyiniye sergilerine muavenet ve seyyar sergi masrafı” faslının yekunu olarak 89.450 liralık bir ödenek kabul edildi.
Seyyar Sergi’nin Hazırlıkları TBMM’de 1925 ve 1926 bütçe görüşmelerinde etraflıca tartışılan “Seyyar Sergi” projesinin Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa tarafından onaylanmasıyla birlikte serginin hazırlıklarına başlandı. Ticaret Vekili Ali Cenani Bey, yaptığı yazılı açıklamada “Topraklarımıza ait mahsul, el ürünleri ve sanat eserleri ve maden örneklerini en fazla münasebetde olduğumuz limanlarda teşhir etmek ve müstehlik piyasaların dikkat ve alakasını bu vesile ile de memleketimiz üzerinde ilgi toplamak emeliyle bir seyyar sergi tertip edilmiş ve Seyr-ü Sefain İdaresi’nin en büyük ve en mükemmel vapuru bu sergiye tahsis edilmişdir” diyerek Seyyar Sergi projesini ilk kez kamuoyuyla paylaştı. Açıklamada Seyyar Sergi için “Türkiye mahsulat ve masnuatı ilk defa olarak bu şekilde teşhir edilecek ve genç cumhuriyetin iktisadi ve zirai faaliyet ve kabiliyetinin bir aks-i sadası halinde Bahr-i Sefi d, Bahr-i Muhit Atlası ve Amerika’nın en mühim limanlarında dolaşacakdır” denilmekteydi.
Ticaret Vekaleti, Seyyar Sergi’nin sanat ve sanayi işlerini yürütmek üzere ticaret müsteşarı, ticaret ve Seyr-i Sefain genel müdürlerinden oluşan bir Tertip Heyeti oluşturdu. Diğer resmi kurumlarla işbirliği halinde olacak olan heyet, gerektiğinde bu kurumlardan personel görevlendirebilecekti.20 Tertip Heyeti başkanlığına İstanbul Liman İşletmesi Genel Müdürü Raufi Bey getirildi. Raufi Bey, aynı zamanda Ticaret Vekaleti’ni de temsil edecekti.21 Ali Cenani Bey, sergide teşhiri düşünülen ürünlerle ilgili ayrıntılı bir açıklama da yaptı. Buna göre, sergilenecek ürünler şöyle tespit edildi:
Pamuk, tütün, meyan kökü, bal, zeytin, meyve, yumurta, tiftik, fındık, üzüm, incir, gül yağı, ipek, kuru yemiş, susam, afyon, yapağı, palamut, Şam fıstığı gibi tarım ürünleri başta olmak üzere maden ve orman ürünleri ile halı, keçe, kendir tohumu, kendir, çini, nakış ve el işleri. Bu ürünlerin yetiştiği bölgelerin harita ve krokileri de hazırlanacaktı. Ürünlerin özellikleri, olgunlaşma safhaları, ihraç miktarı, bunların ticaretini yapan şirketlerin isim ve adresleri, yabancı dillerde bastırılacak broşürler halinde gelen ziyaretçilere dağıtılacaktı. Sergiye katılmak isteyen şirket ve tüccar için, “uygun şartlarda” vapurda ürün teşhir stantları oluşturulacaktı.
Seyyar Sergi’nin 1925 Temmuzunda hareket etmesi kararlaştırıldı. Bundan dolayı 30 Haziran 1925 tarihine kadar sergi hazırlıklarının bitirilmesi istenmekteydi.23 Ticaretin Vekaleti’nin açıkladığı Seyyar Sergi projesi, Türk ve Dünya kamuoyunda büyük yankılar uyandırdı. Türk ürünlerini birinci elden almak isteyen muhtelif şirketler, geminin kendi limanlarına uğramasını talep etti. Finlandiya, bu hususta Türk hükümetine resmen başvuru yaparken, ABD elçiliği de geminin Newyork’a uğramasını rica etti.

BÖLÜM III
Seyyar Sergi’ye ev sahipliği yapacak gemiler arasında Gül Cemal ve SS [steam ship, buharlı gemi] Karadeniz vapurları öne çıkmaktaydı. Nihayet, Seyr-i Sefain İdaresi’nin en büyük gemilerinden Karadeniz Vapuru’nun sergi formatına daha uygun olduğuna karar verildi. Karadeniz, 1 Nisan 1926 tarihinde bakım ve onarım için Haliç Tersanesi’ne çekildi. Geminin inşaat ihalesi 9500 liraya Mimar Muammer Asım Beye verildi.
Gemiye ilk olarak dışarıyla bağlantısını kuracak bir balkon tertibatı eklendi. Ayrıca, ürünlerin teşhiri ve satışına yönelik iki bölüm ile bunlara bağlı reyonlar oluşturuldu. Gemideki tüccarın ve şirket temsilcilerinin ticari işlerini yürütmek üzere Ziraat ve İş Bankası’na ait yerler tanzim edildi. Fakat, sonradan sadece İş Bankası şubesinin kurulmasına karar verildi. Gemide bir elektrik tesisatı döşendi, bir fırın ve buz imali için Seyr-i Sefain İdaresi’ne başvuruldu. Ayrıca, “Beyoğlu 980” koduyla gemiye bir telefon ilave edildi.
Geminin dekorasyonu, Türk tarzı oryantal bir mimariye göre oluşturuldu. Bazı basın organlarında Seyyar Sergi’ye Almanya’dan uzman getirileceği yönünde çıkan haberler Sergi Tertip Heyeti tarafından yalanlandı ve serginin tamamen “Türk mesai ve kabiliyetinin bir ürünü” olduğu vurgulandı.
Seyyar Sergi, sadece ekonomik değil ülke tanıtımına yönelik kültürel bir misyon da üstlendi. Bu hususta kamu ve özel kurumlar arasında bir koordinasyon sağlanarak Türkiye Cumhuriyeti’nin muhtelif yönlerine dair kitap ve broşürler hazırlandı. Tertip Heyeti Başkanı Raufi Bey, bizzat ülkeye ait anayasa, zirai gelişme, bankacılık, kooperatifçilik, sigortacılık şirketleri, maden kömürleri, limanlar, iktisadi teşekküller vs. hususlara dair bir kitap hazırladı. Ayrıca, serginin “Türkiye Neşriyatı” reyonunda sergilenmek üzere Maarif Nezareti tarafından Matbaa-i Amire Müdüriyeti’nden alınan 87 adet kitap sergi komisyonuna verildi.
Tertip Heyeti, İstanbul Ticaret ve Sanayi Odası Mecmuası’nın 1926 yılının Haziran sayısında “Karadeniz Vapuru Sergi ve Seyahat Talimatnamesi” adıyla yeni bir talimatname yayımlandı. Talimatname, sergiye iştirak koşullarını taşıyan 24 madde ile sergilenmesi planlanan 9 kalem eşyanın listesinden oluşuyordu. Talimatnamede, Karadeniz Vapuru’nun kesin hareket gününün gazetelerde ilan edileceği belirtilmekle beraber, vapurun şimdilik Temmuz sonunda İstanbul’dan Avrupa limanlarına açılacağı vurgulanıyordu. Buna karşın mecmuanın düştüğü bir dipnotta, vapurun Nisan sonlarına doğru hareket etmesinin kararlaştırıldığına dikkat çekiliyordu.
Seyyar Sergi Talimat ve Programına göre, sergi vapurunun Mayıs sonlarında Avrupa’ya hareket edeceği ve kesinleşmiş hareket tarihinin gazetelerde ilan edileceği belirtiliyordu. Programa göre, Seyyar Sergi’nin uğrayacağı limanlar ve burada kalacağı gün sayısı şöyleydi:

Barselona 2
Liverpul 3
Le Havr 3
Londra 4
Hamburg 4
Stokholm [Stockholm] 3
Helsingfors [Helsinki] 2
Leningrad 2
Danzig 2
Kopenhag 2
Amsterdam 2
Anvers 2
Marsilya 3
Cenova 2
Napoli 2
Venedik 2
Triyeste [Trieste] 3
Batum 2
Odesa 2
Köstence 2
Varna 3
Gemide Riyaset-i Cumhur Orkestrası, büfe ve sinema bulunacaktı. İsteyen tüccar, kendi üretimlerine reklam filmi yaptırabilecekti. Yabancı ülkelerde verilecek ziyafetlere katılmak isteyen tüccar, bu tür organizasyonlarda giyilmesi gereken elbise ve şapkaları giymek zorundaydı. Seyahat süresi 3 ay olarak tespit edilmişti.

 

BÖLÜM IV
Mustafa Kemal Paşa’nın Seyyar Sergi’yi Teftişi Tertip Heyeti, 10 Haziran 1926 tarihinde Seyyar Sergi hakkında 4 maddelik son bir duyuru yayımladı. Duyuruda, Karadeniz Vapuru’nda 11 Haziran Cuma akşamı bir resm-i kabul icra edileceği ve geminin 12 Haziran cumartesi gecesi Gazi Paşa’ya “arz-ı tazimat” etmek üzere Mudanya’ya gideceği bilgisi verildi.
Ayrıca, Türk kamuoyunun Seyyar Sergi’ye ilgisi büyük olmakla birlikte iş çevrelerinin sergiye ilgisi beklenenin altında kaldı. Bu hususta Seyr-i Sefain Genel Müdürü Sadullah Bey ile Ticaret Müdürü Muhsin Bey, sergi mahallinde basına açıklamada bulundu. Sadullah Bey, “Hiç olmazsa sergiye tüccar için iş gördükleri mahallere mesela Marsilya’ya, Hamburg’a kadar iştirak etmek imkanı vardı.” sözleriyle duyduğu hayal kırıklığını dile getirdi.
Seyyar Sergi’yi hamil Karadeniz Vapuru’nda 11 Haziran 1926 tarihinde sergi anısına bir balo tertip edildi. Baloya Ticaret Vekili Rahmi ve Maarif Vekili Necati Beyler ile Kolordu Komutanı Şükrü Naili Paşa, İtalya ve Belçika elçileri, Amerikan temsilcisi Amiral Bristol, Fransız Elçiliği çalışanları, Mübadele Komisyonu reisi ve İstanbul basın temsilcileri katıldı. 250 kişinin davet edildiği balo, gece geç vakitlere kadar devam etti.
Karadeniz Vapuru, 12 Haziran’da İstanbul’dan ayrılarak Mudanya Limanı’na hareket etti. Bu sırada Bursa gezisinde bulunan Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa, beraberinde Ordu Müfettişi Ali Said ve Kolordu Kumandanı Ali Hikmet Paşalar ile Bursa valisi, belediye başkanı ve bazı hükümet memurları olduğu halde Mudanya’ya geldi. Mudanyalıların coşkun tezahüratıyla karşılanan Gazi, teftişi gerçekleştirmek üzere Karadeniz’e davet edildi. Sergi komiseri Raufi Bey, geminin teşhir ve satış reyonlarını gezdirerek Gazi’ye bilgi verdi.
Gazi Paşa sergi defterine “Sergi muvaffak olmuş bir eserdir. Bizde gayet iyi intibalar husule getirdi. Tarz-ı teşhir çok iyidir. Müteşebbislerini takdir ve tebrik ederim” satırlarını yazan Gazi, sergiden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Bu sırada, vapurda satış reyonunda görevli olan Ali Usta ve Sedefl i Vasıf Bey, Gazi’ye değerli taşlardan mamul bir tespih ile fildişinden imal edilmiş bir sigara tabakası hediye etti. Ayrıca, Karadeniz Vapuru’nda gemi personeli ve misafirlere Gazi’nin onuruna bir öğle yemeği verildi. Karadeniz Vapuru, 13 Haziran’da Bandırma’ya hareket ederken, Gazi ve heyeti de Bandırma’da Seyyar Sergi’ye veda ederek İzmir’e hareket etti.
Seyyar Sergi’de tütün standı sorumlusu olan Muhsin Selçuk (Severman) Bey, hatıralarında Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın sergiyi denetlediği o günü şöyle anlatır: “Karadeniz Vapuru, ‘Seyyar Sergi’ olarak hazırlanmıştı. Ben de bu Seyyar Sergi’deki tütün standının şefiydim. Bizim vapurda Mudanya İskelesi’nde iken Atatürk’ün şeref ne bir ziyafet verildi. Bu fotoğraf (ziyafet fotoğrafı) o ziyafette alındı. Sergi’nin yöneticisi Manyasizade Raufi Bey’di. Ziyafette Gaziantep mebusu Remzi Bey, Galip Bahtiyar Bey, Celal Esat Bey (Arseven) de vardı…
Atatürk, iktisadi durumu düzeltmek için memleketimizi ve zenginliklerimizi Avrupa’da tanıtmak istemişti. Bunun için Karadeniz Vapuru’nda bir seyyar sergi düzenlemişti.” Seyyar Sergi’nin Avrupa Seyahati Cumhuriyet tarihinin ilk seyyar sergi gemisinin kaptanlığını Lütfi (Topuz) Bey üstlendi. Sefere bir süvari, bir ikinci kaptan, üç üçüncü kaptanla, tatbikat görmek üzere yedi mülazım [güverte zabiti] kaptan, bir doktor, bir telsiz memuru olarak 15 güverte zabitiyle yedi makine zabiti iştirak etti. Kamara çalışanları, güverte ve makine adamlarının sayısı 125 idi. 47 kişilik Riyaset-i Cumhur Orkestrası, 95 kişilik Tertip Heyeti ve 18 kişilik iaşe çalışanı ile birlikte gemide toplam 285 kişi mevcuttu.
Karadeniz Vapuru, programda olmamasına rağmen kömür ikmali için Cezayir’in Bonne (Anaba) limanı ile Polonya hükümetinin resmi müracaatı üzerine bu ülkenin Gidinya Limanı’na da uğradı. Fakat vapur, programda ilan edilmesine rağmen İngiltere’nin Liverpol, İtalya’nın Venedik ve Trieste, Rusya’nın Batum ve Odesa, Romanya’nın Köstence ve Bulgaristan’ın Varna limanlarına bazı nedenlerden dolayı uğrayamadı. Buna ilaveten, Karadeniz’in başlangıçta ABD limanlarına da uğraması düşünülmüşse de mesafenin uzaklığı ve yolculuğun ağır maliyeti gibi nedenlerden dolayı planlanan yolculuk gerçekleşmedi. Karadeniz Vapuru’nun yaklaşık 3 ay süren seyahati boyunca ziyaret ettiği limanlar ve bu limanlardaki sergi faaliyetleri şöylece özetlenebilir:

BÖLÜM V
Bonne (Cezayir) 17.06.1926 Karadeniz Vapuru’nun program dışı olarak gerçekleştirdiği bu ziyaretin amacı, kaliteli kömürleriyle bilinen Bonne Limanı’ndan kömür takviyesi yapmaktı. Seyyar Sergi, ilk kez burada görücüye çıktı ve Cezayir halkının beğenisine sunuldu. Türk imajının geçirdiği evrim ve özellikle kadın personelin çağdaş giyim tarzı, Araplar tarafından şaşkınlıkla karşılandı. Arseven, Arapların gemi ziyaretini ve yaşadıkları şaşkınlığı anılarında şöyle anlatır: “Maaş almak için tahsil şubelerine toplanan eyyam ve eramil kalkışmasıyla etrafımızı saran genç, ihtiyar, çoluk, çocuk bir sürü halkın nazarları, hep içimizde yüzü açık jüpü kısa Türk hanımlarına saplanıp kalmış, “Türk! Türk” diye yarı nefret ve yarı hayretle temaşaya dalmışlardı. Onlar bize, biz onlara acıyorduk.”
Barselon[a] (İspanya) 20.06.1926 Seyyar Sergi, Barselona Limanı’nda yoğun bir ilgiyle karşılandı ve 2 günde yaklaşık 11 bin kişi tarafından ziyaret edildi. Bursa ipekleri, Hacı Bekir lokumları, pamuk ve tütün, İspanyolların en çok rağbet ettiği ürünler oldu. Fakat, Türkiye ile İspanya arasında bir gümrük anlaşmasının olmaması ve İspanya Hükümetinin koyduğu yüksek gümrük vergisi, ürünlerin satışını olumsuz etkiledi. Zeki Beyin idaresindeki Riyaset-i Cumhur Orkestrası’nın ziyaretçilere verdiği konser, İspanyollar tarafından ilgiyle karşılandı.  Barselona’da Seyyar Sergi’ye en çok rağbet gösteren ziyaretçiler, İspanya’da ikamet eden Türk tebaası Yahudiler oldu. Türkiye’nin Barselona Konsolosluğu, 4 Yahudi’yi tercüman olarak görevlendirdi. Yahudilerin, Türk devletini hala meşrutiyetle idare edilen bir devlet sanmaları ve cumhuriyetten bihaber olmaları, Türk basını tarafından şaşkınlıkla karşılandı. Yahudilerin kendilerini “Barselon’da Osmanlı kolonisi” diye tanıtmaları da başka bir şaşkınlık konusu oldu.
Le Havre (Fransa) 2.7.1926 Gürsu’nun notlarına göre Seyyar Sergi, Le Havre’de Fransızlardan beklediği ilgiyi göremedi. Fakat yine de 2 günde 25.000 [2.500 olmalı] kişinin sergiyi ziyaret ettiği tahmin edildi. Gemi personeli, Havre Belediyesi’nde ağırlanarak kendilerine bir ziyafet verildi. Burada karşılıklı teati edilen nutuklardan sonra Riyaset-i Cumhur Orkestrası’nın konseri icra edildi.

Londra (İngiltere) 4.7.1926 Karadeniz Vapuru, Türkiye’nin Londra sefiri Ferid Bey tarafından karşılandı. Londra’da 6 gün kalan Seyyar Sergi, bir gün Londra’nın ileri gelenlerine beş gün de genel ziyaretçilere açıldı. Seyyar Sergi’yi yaklaşık 25 bin kişi ziyaret etti. Özellikle tütün, buğday ve fantezi eşyası, İngilizlerin en çok ilgisini çeken ürünler oldu. Sadece İbrahim Paşa ve Mahdumları Firması’na 1.500.000 liralık sipariş verildi. İnhisar (tekel) İdaresi, Türk tütünlerinin gördüğü rağbet üzerine Avrupa’da yeni şubeler açma kararı aldı. Hacı Bekir şirketi ve tütün inhisarı, kayda değer satışlar yaptı.
Amsterdam (Hollanda) 11.7.1926 Karadeniz Vapuru, Türkiye’nin Lahey maslahatgüzar Esad Bey, konsolos Tahir Bey ve kançelar Nebil Bey tarafından karşılandı. Hollanda yapımı bir gemi olarak Amsterdam’da büyük ilgi gören Karadeniz Vapuru, ayrıcalıklı bir rıhtımda demirledi. 2 günde toplam 5.000 kişinin ziyaret ettiği serginin özellikle tütün standı yoğun ilgiyle karşılandı. Bedia Celal Hanım’ın aktardığına göre Amsterdam Belediye Başkanı, zarif ve çağdaş giyimiyle dikkat çeken kadın personele hayranlığını dile getirdi. Zeki Bey liderliğindeki Riyaset-i Cumhur Orkestrası, vapurda ve şehrin “Merkez Park”ında verdiği müzik ziyafetiyle Hollanda halkının takdirini kazandı.
Hamburg (Almanya) 16.7.1926 Karadeniz Vapuru, Türkiye’nin Berlin büyükelçisi General Kemaleddin Sami Bey ve heyeti tarafından karşılandı. Hamburg Hükümeti Başkanı Herr Peterrson, sergi heyetine belediye binasında bir ziyafet verdi. Ziyafette tarihi TürkAlman dostluğuna vurgular yapılırken iki ülkenin gelişen iktisadi ilişkilerine dikkat çekildi. Riyaset-i Cumhur Orkestrası, Hamburg’ta yaklaşık 8.000 kişinin dinlediği bir müzik ziyafeti verdi. Hannover Türk Fahri konsolosu Mösyö Hopman’ın güneş çarpması nedeniyle Karadeniz Vapuru’nda vefat etmesi ziyaretin en üzücü olayı oldu.
Stockholm (İsveç) 21.7.1926 Seyyar Sergi, Stockholm’de liman idaresi başkanı tarafından karşılandı. Türk heyeti şerefi ne Stockholm Belediyesi’nde bir ziyafet verildi. Aynı gün Karadeniz Vapuru’nda İsveç sosyetesine 200 kişilik bir balo tertip edildi. Yoğun ilgiyle karşılanan sergi, üç gün zarfında yaklaşık 7500 kişi tarafından ziyaret edildi.
Helsinki (Finlandiya) 25.7.1926 Karadeniz Vapuru, kötü hava şartlarına karşın Helsinki’de kalabalık bir halk kütlesi tarafından karşılandı. Karşılayanlar arasında Finlandiya Dışişleri Bakanı da hazır bulundu. Riyaset-i Cumhur Orkestrası, ziyaretçilere Türk ve Finlandiya marşlarından harmanlanmış bir müzik demeti sundu. Gemiyi ziyaret edenler arasında çok sayıda Müslüman’ın bulunması sergi heyeti tarafından ilgiyle karşılandı.
Leningrad (Sovyetler Birliği) 29.7.1926 Seyyar Sergi, Leningrad’ta Rus güvenlik güçlerinin sıkı önlemleri altında ziyarete açıldı. Ziyaretçiler, Rus makamlarının kendilerine verdiği karneler eşliğinde gemiye alındı. Gemi personelinin kimlik kartları, yetkili organlar tarafından mühürlenerek vizeye müsaade edildi. Gemideki fotoğraf makineleri, önlem amaçlı olarak mühürlendi ve ziyaret süresince bir kamarada alıkonuldu. Gemi kasasında bulunan paralar kontrol edildi ve geminin telsiz dairesi kapatıldı. Leningrad Ticaret Odası, Türk heyeti şerefi ne bir akşam yemeği düzenledi. Yemekte, iki ülke ilişkilerinin geliştirilmesi yönünde tarihsel vakalara vurgu yapan konuşmalar yapıldı. Rus yetkililer, Leningrad Limanı’nda sadece 75.000 liralık bir satışa izin verdi. Şekerlerden ve şekerlemelerden gümrük vergisi alınmadı. Yüksek vergiden dolayı Bursa kumaşları satılamazken, halı dairesi de kapalı tutuldu. En çok satışı kehribarcılar gerçekleştirdi.
Danzig (Danzig) 1.8.1926 Seyyar Sergi, serbest bölge statüsünde bulunan Danzig Limanı’nda Türkiye’nin Varşova Elçisi Yahya Kemal Bey tarafından karşılandı. Sergiye gösterilen ilgi gayet sönük kaldı. Türk Dışişlerinden gelen talimat üzerine Karadeniz Vapuru’nun Polonya’nın Gidinya Limanı’na uğraması kararlaştırıldı. Bundan dolayı Danzig’deki mesai, daha çok Gidinya Limanı’na hazırlık şeklinde harcandı.
Gidinya (Polonya) 3.8.1926 Karadeniz Vapuru, ilk kez Gidinya Limanı’nda savaş gemilerinin refakatinde rıhtıma yanaştı. Kaptan Süreyya Gürsu, bu sıra dışı durumu Polonya’nın Türklere olan ilgisinin bir tezahürü olarak yorumladı. Sergi Heyeti, Gidinya Gazinosu’nda bir ziyafetle ağırlanırken Türk kadınlarının zarafeti ilgi odağı oldu. Serginin özellikle tütün standı, Polonya halkının yoğun ilgisiyle karşılaştı.
Kopenhag (Danimarka) 5.8.1926 Seyyar Sergi, Kopenhag’ta kalabalık bir insan kütlesi tarafından karşılandı. Riyaset-i Cumhur Orkestrası’nın Karadeniz Vapuru’nda çaldığı Türk ve Danimarka marşları, ziyaretçilerin coşkulu tezahüratıyla karşılandı. Sergiyi ziyaret edenlerden biri de Danimarka Dışişleri Bakanı Von Moltke idi. Sergiyi takdir eden Moltke, sergi idarecilerini evinde ağırlayarak kendilerine teşekkür etti. Buna karşılık Tertip Heyeti, Karadeniz Vapuru’na davet ettiği Kopenhag seçkinlerine bir balo düzenledi. Danimarka basını, Moltke’nin davetine ve Seyyar Sergi’ye geniş yer ayırdı.
Anvers (Belçika) 10.8.1926 Anvers, diğer limanlardan farklı olarak vasat bir kalabalıkla Seyyar Sergi’yi karşıladı. İki günlük zaman zarfında yaklaşık 1.500 kişi sergiyi ziyaret etti. Belçika’da yaşayan Türklerin Tertip Heyeti’ni ziyareti, bu ziyaretin en hoş sürprizlerinden birisiydi.
Marsilya (Fransa) 21.8.1926 Karadeniz Vapuru’nun Marsilya ziyareti, o günlerde Türkiye ile Fransa arasında bir kriz yaratan Bozkurt-Lotus Davası’ndan dolayı gerilimli başladı. Karadeniz’in gelmesinden kısa bir süre önce Marsilya’da Ermeni lobileri tarafından Türk karşıtı bir miting düzenlendi. Bunun üzerine Türk makamları, Karadeniz’i Marsilya’ya uğramaması yönünde bir telgrafla uyardı. Ancak, telgrafın geç gelmesi bu ihtiyati tedbiri ortadan kaldırdı. Sonuçta Karadeniz’in planlandığı gibi Marsilya’da kalmasına karar verildi fakat bazı güvenlik tedbirleri alındı. Ziyaretçilerin arasına karışabilecek provokatörler için geminin önemli bölümleri kontrol altında tutuldu. Makine ve dümen daireleri, köprü üstü, miyar pusula kısmı, seyir kamarası ve buna benzer hassas mekanlar kilitlendi. Seyyar Sergi’nin Marsilya ziyareti oldukça sönük geçti. Herhangi bir tören, konser veya ziyafet düzenlenmedi. Gemi personeli, mola süresince gemiden ayrılmadı. Buna rağmen yaklaşık 1.500 kişinin sergiyi ziyaret ettiği görüldü.
Cenova (İtalya) 24.8.1926 Karadeniz Vapuru, Cenova’da İtalyan devlet ricali ve büyük bir kalabalık tarafından karşılandı. Cenova Belediye Başkanı, Gazi Mustafa Kemal Paşa hakkında;. Sergi, iki günde yaklaşık 1000 kişi tarafından ziyaret edildi.
Napoli (İtalya) 27.8.1926 Karadeniz Vapuru, Türkiye’nin Roma Büyük Elçisi Suad Davaz Bey ve bir İtalyan heyeti tarafından karşılandı. Riyaset-i Cumhur Orkestrası, ziyaret boyunca Türk ve Faşist İtalyan marşlarını çalarak ziyaretçileri selamladı. Sergi, iki günde yaklaşık 2000 kişi tarafından ziyaret edildi.
Napoli ziyaretiyle birlikte Avrupa turunu tamamlayan Karadeniz Vapuru, 4 Eylül 1926’da Çanakkale’ye geldi ve 3.5 saat boyunca halkın ziyaretine açıldı. Gemi personeli tarafından okunan dualar, Çanakkale şehitlerinin aziz ruhlarına ithaf edildi. Bu sırada Seyr-i Sefain Genel Müdürü Sadullah Bey, bir telgrafla gemi personelini başarılı mesaisinden dolayı tebrik etti.
Karadeniz Vapuru’nun kaptanları ve gemi personeli
BÖLÜM VI
Seyyar Sergi vapuru Karadeniz, 12 Haziran 1926 tarihinde başladığı Avrupa turunu 5 Eylül 1926 tarihinde İstanbul’da noktaladı. Saat 11.30’da Galata Rıhtımı’na yanaşan gemi, kalabalık bir halk kütlesinin coşkun tezahüratıyla karşılandı. Geminin üç gün boyunca Tayyare Cemiyeti menfaatine halka açılmasına ve son gün bir müsamere tertip edilmesine karar verildi. Seyr-i Sefain İdaresi, Seyyar Sergi’nin başarısından dolayı Lütfi Kaptan’ı 1000 ve geminin birinci makinisti İsmail Beyi 800 lira ile ödüllendirdi.
Karadeniz, 86 gün 22 saat süren sefer boyunca Akdeniz, Atlantik, Kuzey ve Manş denizleriyle Baltık Denizini dolaştı. Bu süre zarfında 12 ülkenin 16 limanını ziyaret edildi. Gemi, 40 gün 16 saatini seyretmekle ve 46 gün 6 saatini liman konaklarında geçirdi. Limanlara giriş ve çıkışlarda kullanılmak üzere 44 yabancı kaptan görevlendirildi. Bütün seferde 9.996 mil kat edildi, 2.778 ton kömür ile 971 ton tatlı su sarf edildi. Gemide, 16 balo ve yemek verilirken, hariçte de 36 ziyafete iştirak edildi. Seyyar Sergi’nin masrafı tahminen 600 bin ve sergiyi gezen toplam ziyaretçi de yaklaşık 65 bin olarak kaydedildi.
Karadeniz Vapuru, seyahati boyunca bazı meteorolojik sorunlarla karşılaştı. Gemi, gidiş rotasında Akdeniz’de Bona ile Barselona limanı arasında kuvvetli bir fırtınaya yakalandı. Fırtına, gemi personeli ve yolculara arasında paniğe neden oldu. Kuzey ülkelerinde, Atlantik ve Kuzey Denizi’nde sert rüzgar ve orta dereceli dalgaların dışında ciddi bir hava muhalefetine rastlanmadı. Geminin dönüş rotasında Portekiz ile İspanya sahilleri açıklarında etkili olan kuvvetli sis, yaklaşık 20 saat sürecek olan müteyakkız ve kontrollü bir seyire neden oldu.
Seyyar Sergi’nin Türk Basınında Yankıları Seyyar Sergi, henüz üç yıl önce bağımsızlığını kazanan genç Türkiye Cumhuriyeti için yeni bir olguydu. Gerçi, uluslararası sergiler hususunda Osmanlı Devleti’nden alınan güçlü bir mirasa sahip olunsa da Seyyar Sergi projesi, yeni devlet için yabancı bir deneyimdi.
Yıllar sonra Seyyar Sergi hatıralarını kaleme alan Karadeniz’in 2. Kaptanı Süreyya Gürsu, serginin bir ilk olması, iktisadi kazançları, denizcilik ve düzenleme kabiliyeti gibi hususlarda “muvaffak olmuş” değerlendirmesini yapıyordu. Fakat Gürsu, serginin asıl başarısının ticari ve iktisadi çıkarlardan ziyade Avrupa kamuoyunda yaratmış olduğu yeni Türk imajı olduğunu vurguluyordu:
“Her şeyden evvel, seferimizin Avrupa şehirlerinde bıraktığı güzel tesir ve hatıralar, bilhassa Baltık Denizi’ndeki Şimal memleketlerinde ölçülemeyecek derecede şümullü [geniş] ve derin olmuştur. Türk sancağı, şimdiye kadar görülmediği bu uzak diyarlarda, muvaffakiyetle ve şerefle dalgalandırılmış, temiz bir geminin cana yakın insanları, her gittiği yerde pek hararetli bir istikbal görmüştür. İşte bu sebepledir ki Türklük hakkında bin türlü yanlış telakkilerle meşbu [dolmuş] bulunan bir kısım Avrupalılar, her şeyden evvel kendilerine benziyen, kendileri gibi konuşan insanlarla karşılaşmışlar, temiz bir gemi içinde kötü zihniyetlerini pek çabuk giderebilecek yüksek bir varlık bulmuşlardır”
Karadeniz Vapuru’nun Avrupa seyahati, Türk denizcilik bilgisi ve kabiliyeti bakımından oldukça başarılı geçti. Liyakatli Türk kaptanlarının idaresinde seyreden Karadeniz, Avrupa’nın tehlikeli denizlerini maharetle aşarak hedefi ne sabırla ilerledi. Seyyar Sergi, Türk kamuoyundan farklı olarak Avrupa kamuoyunda daha büyük yankılar uyandırdı. Bir kaç liman istisna edilirse, Avrupalılar, sergiye yoğun şekilde ilgi gösterdi.
Ünlü Türk tütünleri, Hacı Bekir lokumları ve oryantal işlemeli kehribarlar, en çok rağbet gören ürünler oldu. Diğer yandan, sergiye eşlik eden Türk kadınlarının zarafeti ve şık giyim tarzı, Avrupalıların Türkler hakkında müzminleşen olumsuz imajın silinmesine katkı sağladı. Karadeniz Vapuru’nda Riyaset-i Cumhur Orkestrası’nın eşliğinde Avrupalı seçkinlere verilen balolar, çağdaş Türk imajının tanıtılması bakımından önemli fırsatlar oldu. Seyyar Sergi, Türk denizcilik tarihinde haklı bir gurur ve başarı sayfası olarak kayıtlara geçti. Ticari kazanımları önemli olmakla birlikte serginin asıl başarısı, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin çağdaşlaşma yolunda ortaya koyduğu kararlı ve sarsılmaz iradedir. Mütevazi Karadeniz Vapuru, Mustafa Kemal Paşa liderliğindeki Türk milletinin yeniden dirilişinin ve medeniyet alemiyle kucaklaşma azminin parlak bir sembolü oldu.
Naci Kaptan / 01.09.2020

KAYNAKLAR
This entry was posted in ATATURK, CUMHURİYET - DEMOKRASİ - ÇAĞDAŞLIK, DENİZ VE DENİZCİLİK, GEÇMİŞİN İÇİNDEN, TARİHE - AYDINLANMAYA - CUMHURİYETE NOT DÜŞENLER. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *