HAYATIN İÇİNDEN * YUNUSLARIN İNSANLARLA VE KÖPEKLERLE DOSTLUĞU ve BİR YUNUS ÖYKÜSÜ

Aşağıdaki öyküye değerli katılımcılardan gelen yazıları aşağıda  paylaşıyorum. Değerli Burhan savaş konuyu bilimsel yönden, değerli Mehmet Boz da mitolojik yönden ele almış.  Okumanıza sunuyorum.

Kaptan Selâm.
.
Mesajlar resmen Mapusane Mektupları şekline evrildi.
.
Benim çoktandır Yunus-İnsan ilişkisi merakım , araştırmam var.
Genel’de de Bitki- İnsan- Hayvan Ne bulsam okuyor , ortak yapıların temelliliği ile ilgileniyorum.
.
Ben Deniz İnsanları’na inanıyorum.Dünya kadar Belge , görüntü var zaten.  Madagaskar ve Doğu Afrika Kıyıları’nda on binlerce seneden beri insanlar ve yunuslar birlikte balık avlıyorlar. Av’ı  paylaşıyor insanlar ve yunuslar, avlanma sona erince.

Ola ki , kıyılara gelen yunuslar, şu insanlarla bi iş çevirebilir miyiz diye ticaret amacıyla  geliyor , ama herkes , aaaaaa yunuslar diye şaşırıyor , cep kamerasına sarılıyor , olayı anlamıyorlar , yunuslar da n’apıyor Lan bu ahmak insanlar da dalga geçip gidiyor başka yerlerde ekmek , nafaka peşine düşüyorlar.

İnsanın belden aşağısının Balık Biçimi’ne evrilmesi de , Madagaskar kıyılarında başlamış. Yunuslarla beraber balık avlayan insanlar binlerce yılda suda daha çok , daha çok kalınca artık kıyıya çıkmayı da Zaman kaybı diye bırakıp denizde yaşamaya evrilmişler.
.
Bu kez uzaklardan gelen balıkçı gemileri bu insanları da avlamaya başlayınca , yakın ve insan olan yerlerden , insan olmayan uzak derin sulara  göçmüşler.   Özellikle Güney Afrika Deniz Araştırmaları Bilim dallarında çok yayın , kanıt var.
.
Kanada kıyısı açıklarında 2.000 metrede petrol arayan basınca dayanıklı özel yapım minik bir denizaltının lombozuna merakla yaklaşıp içeriyi izleyen bir yavru (çocuk) Deniz İnsanı görüntüleri yayınlandı. Kıyılar’a cesetleri vuranlar var.

İki ayak balık bedenine dönüşmüş ama ayak kemikleri , işlevsel değil ama henüz kaybolmamış. Bunlar fotoğraflı , belgeli gerçekler. Zaten baş , yüz tamamen insan.
.
Yunus uyumayan beyinli , bence o da karadan denize dönen bir insan türü. Belki Neandertal.  Alman belgesel kanallarında 500 bin yıl öncesi paleontolojik buluntular yayınlanıyor. Gezegen’in henüz inilmemiş , araştırılmamış sayısız gerçeği var. Bugünkü kanaatleri yerle bir ediyor.
.
Çok şey var çoook bilmediğimiz . İyi oldu şu Yunus Mapusane Mektubun.

Ben ağaç , bitki , uçar , yürür , boyutu , şekli ne olursa olsun, tüm canlıların insanları dikkatle ve sürekli izlediğine adım gibi eminim. Sevdikleri insan var , çok da sevmedikleri. Kendilerinden üstün falan görmedikleri de kesin.

Uydurma ” Eşref-i mahlukat ” insan masalıyla insan dışı canlılar ne kadar çok dalga geçiyordur.. Beden yapıtaşları Atomlar , moleküller birbirine zıplayıp duruyor . Yerin altında , dur duraksız bir exchange var. Herkes aynı atomları yiyip içip duruyor Gezegen’de. Ne üstünlüğü yaa !

İnsan olayının beyindeki konuşma yeteceğinden ortaya çıktığı artık kesin kanaat. Konuşma sosyalleşmeyi ufak sürüden milletleşmeye yürümüş. Dişlerin , ağızda dilin , konuşma kaslarının     (17 kas ) birlikte evrilmiş.
.
Kal sağlıcakla.
Duyumun,  gözlemin varsa şu Deniz’de hayat kurmuş insanları da yazarsan sevinirim.
 .
T.C. Burhan


 Yunusların dostluğunu anlatan video ve  

Kılavuz Yunus öyküsü için Kaptan’a teşekkür…


Sümer Mitolojilerinde Yunus 

Yunus (Oannes)  Ninova kentine Denizden çıkıp Ninova halkına doğru ilerler görenler onu sanki balığın içinde bir adam varmış da konuşuyormuş gibi görürler.
Sesi de insan sesine benziyordur. Oannes bu süre zarfında insanların arasında yaşamaya alışır ve onlara her konuda yardımcı olur fakat hiç kimseden ne bir yiyecek ne de bir karşılık ister. 

 Oannes = ohannes = johannes = Iōnas = yōnah = jonah = yunus
Asur silindirik mühürlerinde sembolize edilmiş.
(Robert Temple’s: “The Sirius Mystery”
Ve onlara yazın, bilim ve sanatın her türlü alanında ışık tuttu; şehirler kurmayı, tapınaklar yapmayı, yasaları düzenlemeyi öğretti; geometrik bilginin temellerini açıkladı; tohumu ayırt etmeyi, meyvelerin nasıl toplanacağını gösterdi. Kısacası, onları, hareketlerini kolaylaştıracak ve hayatlarını uygarlaştıracak her şey için  öğretip eğitti. 
O zamandan beri onun talimatlarına hiçbir ilerleme eklenmedi….
Mehmet Boz / 18.04.2020 

Yunusların insanlarla ve diğer canlılarla olan dostluğu ve sevecenliğini gösteren yukarıdaki videoyu ve bu konuda uzak denizlerden bir denizci öyküsünü de paylaşmak istedim.

UZAK DENİZLERDEN BİR YUNUS ÖYKÜSÜ

Naci Kaptan / 13.04.2020


BAĞLANTILI ÖYKÜ;  DENİZ VE YUNUS ÖYKÜLERİ * İOSAS’lı HERMİAS * Yunus’un Sırtındaki Çocuk  http://nacikaptan.com/?p=77842

Uzak denizlere sefer yapan bir yük gemisinde tayfalardan birinin apandisti patlamıştır. Yükü götürdükleri limana varabilmek için yaklaşık bir gün zaman vardır. Tayfanın durumu gittikçe kötüleşmektedir. limana kadar yaşayacağı bile şüphelidir. [Burada kısa bir bilgi vermek isterim, Modern denizciliğin başlamasına kadar diğer deyişle buharlı gemilerin denizlerde sefer yapmaya başladığı dönemlere kadar profesyonel denizciler sefere çıkmadan önce apandistlerini aldırır ve denizde çaresizlik içinde ölüme karşı önlem alırlardı.]

Öykümüze dönelim; [Kaptanlar rotaları çizerken temel iki konu göz önüne alınır, geminin rotası EN GÜVENLİ ve EN KISA doğrular üzerinde olmalıdır.] Varılacak limana daha kısa ve kestirme bir giriş daha vardı. Bu giriş, yolu 12 saat daha kısaltan dar ve güvensiz bir geçiş yolu idi. Tayfanın durumu ise iyice ağırlaşmıştı. Kaptan ise zorlu ve güç bir seçim yapmak zorunda idi. Ya güvenli yoldan gidecek fakat tayfasını kaybedecek, ya kayalıklarla dolu dar kanaldan geçecek ve gemi güvenliğini riske atacaktı.

Ve gemi dar kanalın girişine geldiğinde, köprü üstünde gözleri denizde karar vermeye çalışan kaptan, geminin pruvasında su üstüne çıkarak atlayan ve kanala doğru gidip geri dönen yunusa takıldı. Sanki Yunus beni izle der gibi sürekli aynı sıçramaları yapıyordu. 

Kaptan Yunusu takip etmeye karar verdi, Dümenciye “iskele 15 kanal ağzına viya, yunusu izle” kumandasını verdi. Yunus önde gemi ardında kayalıkların arasından zorlukla dönerek limana vardı. Liman halkı ilk kez bu dar kayalıklı ve tehlikeli geçişten büyük bir geminin gelmesine hayret etmişlerdi. Halk limana toplandı. Hasta tayfa süratle hastahaneye götürüldü ve hayatı kurtarıldı. 

Limanda yaşayanların arasında yunusun varlığı ve yaptığı rehberlik yayıldı. Limana gelip giden kaptanlar da bu yunusu öğrendiler ve gemiler bu dar kanala geldiklerinde rehber [pilot] yunusu beklediler ve rehberliğinde limana gittiler. Yolları kısalmış ve limanın da ticareti artmıştı.

Gel zaman, git zaman bu limana ilk kez gelen bir kaptan kanal ağzından geçerken yunus yine çıktı ve yol göstermek istedi. Kaptan yunusu görünce köprüüstünde bulundurduğu tüfeği aldı, nişanladı, ateş etti….  Yunus havada döndü, tiz bir ses geldi, deniz kanlandı ve yunus kayboldu. Tayfalar bu zalim ve acımasız kaptana nefretle baktılar.

Zalim kaptanın gemisi uzun yoldan limana vardığında sordular; “Neden kısa yoldan gelmemişti, yunusun rehberliğini söylediler” Kaptan ise sessiz kaldı. O günden sonra yunus senelerce görülmedi. 

Taa ki, aynı gemi ve kaptanı bu limana tekrar gelene kadar. Kaptan kanalın girişinde yine sıçrayan ve yol gösteren yunusu görünce sevindi. Gemi yunusun peşine dümen kırdı. Kanala girdiler. İlk dönüş, ikinci dönüş, kanalın yarısında gemi önce mercan kayalıklarına sürtmeye başladı ve karinasında büyük bir yarık açıldı. Gemi yan dönerek batarken Yunus köprüüstünün hizasına gelerek sıçradı, kaptana baktı ve suların içinde kayboldu gitti…..

Rivayet odur ki bu rehber ve sevecen yunus bir daha gözükmemiştir.

Tüm denizcilerin pruvaları nete, rüzgarları uyarına olsun… Rehber yunusları var olsun.

Naci Kaptan

This entry was posted in DENİZ VE DENİZCİLİK, EDEBİYAT - ANI - ÖYKÜ - ŞİİR, HAYATIN İÇİNDEN, MİTOLOJİ. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *