KURBAN KESMEK FARZ’mı? * Kurban, Allah’ın hoşnutluğuna vesile olan şey anlamındadır ve kurban bu anlamda tüm ibadetlerin ortak adı olarak Kullanılmaktadır. O halde; örneğin, ameliyat parası bulamayan bir yoksula kurban eti yerine o parayı vermek, Kur’an’a göre daha üstün bir “kurban” olacaktır.

Naci Kaptan / 12.08.2019 – Güncellendi 23.07.2021

KURBAN KESMEK FARZ MI?


Bağlantılı yazı; http://nacikaptan.com/?p=72253 
KURBAN KESMEK İSLAMİYETE ÖZGÜ BİR İNANÇ DEĞİL


Her Kurban Bayramında olduğu gibi yaşamakta olduğumuz  bu Kurban Bayramında da KURBAN KESİLMESİ hakkında tartışmalar yine gündeme geldi. Bu konuda ülkemizin aydın ve yetkin din adamlarının görüşlerinin bir bölümünü bir araya getirerek paylaşmanın yararlı olacağını düşündüm.

Bir arkadaş KURBAN KESMENİN İslamın şartlarından olduğunu yazdı ve bir başka arkadaş da  bu görüşe katılmayarak  kendisini yanıtladı. Üzücü olan şudur ki, Ülkemizin yaşamakta olduğu ekonomik, sosyal, politik ağır sorunlar hakkında tek söz etmeyen bazı yazışmacı arkadaşlar içinde hiç bir eleştiri taşımayan fakat Kurban Bayramı ve Kurban kesimi  konularında hemen oklarını yazışmacıya doğrultuyorlar. Üstelik de KURBAN KESİLMESİNİN İslamın farzı olduğunu sanıyorlar. Çok acıdır ki benimsedikleri dinin alfabesi olan İSLAMIN BEŞ ŞARTINI daha bilmiyorlar.


Kurban kesmek, geleneksel fıkha göre sünnet veya vacip bir İbadettir. İttifak edilen nokta kurban kesmenin farz olmadığıdır. Ülkemizde bu, göz ardı ediliyor ve kurban farz ibadet gibi algılanıyor. Bu yanlış algılama doğal olarak art arda birçok yanlışı da beraberinde getiriyor. [Prof. Dr. Yaşar Nuri ÖZTÜRK]

Geçenlerde sokakta yapılan bir TV programında gelip, geçene “La ilahe illallah” (kelime-Tevhid’in*) anlamı soruldu.

Sorulanlardan birisi şalvarlı, takkeli inançlı olduğunu söyleyen birisi idi, sorunun cevabını bilemedi! Onlarca kişiden sadece tek bir genç bu sorunun yanıtını verdi. Ağızlarından bu deyişi düşürmeyenler anlamını bilmiyordu.  Türk toplumunda Müslüman olduğunu söyleyenlerin büyük çoğunluğunun yaşadığı sorun budur. Arapça olan sözlerin, duaların anlamını bilmez. Papağana da birçok kelime öğretilebilir ve gayet güzel de söyler fakat O da bilmez!!! İşte cehaletin başladığı yer burasıdır.

Kurban kesenlere bakıldığında aralarında memur, işçi ve emeklilerin de olduğunu görüyorum. Aslında kendileri de yoksul olan bu kişilerin kurban kesmesinde MAHALLE BASKISI olduğunu düşünüyorum. Bazıları kredi kartıyla bazıları da borç alarak kurban kesiyorlar ki bunların sünnet olan bu ibadeti borçla yapmaları şaşırtıcıdır. Sonradan görme parayı bulanlar ise gösteri yaparak işi dana kesmeye vardırıyorlar. Yarattıkları çevre kirliliği ve vahşet ise bu kişiler için normal sayılıyor. Kurban atıklarını ise arkalarında bırakarak gidiyorlar. Ancak ilkel toplumlara has bir görüntü hafızalarda kalıyor.

Benim görüşüme göre; KURBAN sadece hayvan kesmek anlamında değildir. İhtiyacı olan yoksula, garip kişiye ALLAH ADINA yardım etmektir. Senede bir kez hayvan keserek, parçalara ayrılan kurbanın etlerini amca, enişte, dayıya dağıtmak ve kalanıyla da kendisi sucuk, kavurma yaparak kendi ihtiyacını karşılayarak inanışlarına göre sünnette görülen ALLAH ADINA yardımlaşmayı yerine getirmiyor. Böylece sözde kurban kesmiş oluyor!!!


AYDIN DİN ALİMLERİNİN KURBAN KESİLMESİ HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ

KURBAN KESMEK İBADET Mİ?
Prof. Dr. Yaşar Nuri ÖZTÜRK*

Kurban kesmek, Kur’an’ın açık beyanıyla, bir ibadet değildir;
sosyal yardımlaşmanın bir türüdür. Kurban, İslam terminolojisinde infak (yoksula ve yoksuna yardım, sahip olunandan başkalarına pay çıkarma) denen ve Kur’an’da altı sık sık çizilen paylaşmanın çok geniş çerçevesi içinde yer alan bir yardımlaşma şeklidir. Yardım ulaştırmada bir araçtır. Bu aracın yerine başka araçlar da konabilir.

Kurban, Allah’ın hoşnutluğuna vesile olan şey anlamındadır ve kurban bu anlamda tüm ibadetlerin ortak adı olarak Kullanılmaktadır. O halde; örneğin, ameliyat parası bulamayan bir yoksula kurban eti yerine o parayı vermek, Kur’an’a göre daha üstün bir “kurban” olacaktır.

Kısacası, kurban bayramı, yoksulun ve yoksunun imkan sahiplerinin varlıklarından pay aldığı bayramdır, hayvan kesimi bayramı değil. Hayvan kesimi bu pay çıkarmanın sadece bir şeklidir. Dileyen elbette ki o şekli uygular ama o şekle uymak kaçınılmaz değildir. Kaçınılmaz olan,yoksulun göz ardı edilmemesidir.

Allah’a, Kur’an’ın gösterdiği yoldan yaklaşmak isteyenler artık kurban bayramlarında, çevrelerindeki yoksulların en âcil ihtiyaçları neyse onu aramalı, sormalı ve kurbanlarının tutarını yoksulların o ihtiyaçlarını gidermek için harcamalıdırlar. Bunda başarılı olamayanlar, kurban paralarını Kızılay gibi, Mehmetçik Vakfı gibi, bağışın her kuruşunu en güzel biçimde yoksula, şehit ailelerine ileten kuruluşlara “hayvan kesimi istemiyoruz” kaydıyla vermelidirler.

Kurban kesmek, geleneksel fıkha göre sünnet veya vacip bir İbadettir. İttifak edilen nokta kurban kesmenin farz olmadığıdır. Ülkemizde bu, göz ardı ediliyor ve kurban farz ibadet gibi algılanıyor. Bu yanlış algılama doğal olarak art arda birçok yanlışı da beraberinde getiriyor.

İkinci olarak, kurban kesmek zengin sıfatı olan kişilere düşer. Yani bir kişinin kurban sünnetini yerine getirmesi için mali bakımdan zekat verecek,hacca gidecek nitelikte olması gerekir.Ülkemizde bu da göz ardı ediliyor. Hemen herkes kurban kesiyor.

Şöyle de denebilir: Hemen herkese kurban kestiriliyor. Hatta Anadolu’da birçok insan borçlanarak kurban kesmektedir. Nitekim Anadolu’da borçlanarak hacca gidenler de az değildir.Geleneksel fıkhın verilerini Kur’an’ın verileri açısından değerlendirmeden önce iki noktanın altını çizelim.

Birincisi: Özellikle son yıllarda, hızlı ve amansız bir biçimde yol alan din sömürüsünün önemli gelir kaynaklarından biri haline getirilen kurban,trilyonluk meblağların konusu bir sektöre dönüştü. Bu yüzden kurban, sünnet olmaktan çıkarılıp fiilen farzlaştırıldı; onunla da yerinilmedi, örtülü bir biçimde İslam’ın en büyük farzı haline getirildi. Din sömürüsü sektörü, elinden gelse,ailenin tüm bireylerine bir veya iki kurban kestirecek…

Son yıllarda, kurbanın esas İslami hedefi olan “yoksulun et yemesi” adeta unutulmuş, kurban denince akla bir tür deri kapma savaşı gelir olmuştur. Beş milyonu aşkın hayvan kesilmekte, Allah’ın ve fakirin adı paravan yapılarak birkaç başlı bir deri vurgunu sektörü beslenmektedir. Acı çektirilen, hakları ihlal edilen hayvanların Allah huzurunda bizden davacı olacaklarını söyleyen ilk insan bizim peygamberimizdir. Bu anlayışı biz uygulamalarla hayatımıza yansıtabildik mi? Nerede?

kurban kesimleri yer yer hayvanlara işkence manzarası andırmaktadır. Hayvanlar yetersiz-kör bıçaklarla dakikalarca kıvrandırılmakta, zaman zaman yarı kesilmiş halde ayağa kalkmakta, hatta bazen caddelere fırlayarak yan-kesik başlarıyla koşuşmaktadır.

İbadet adı altında, Allah’ın ve insanlığın önünde utanç verici, yürek paralayıcı bir acımasızlık sergilenmektedir. Allah elbette bunları görüyor ve bu mazlum hayvanların acılarından doğan günahı bir öfkeye dönüştürerek bu toprakların üstüne geri gönderiyor. Kur’an’ın dinini ve onun tebliğcisi Hz.Muhammed’i gerçekten tanıyanlar, şu söylediğimi anlamakta en küçük bir zorluk çekmeyeceklerdir.

Bir kez daha söylemek istiyorum: Peygamberimizin buyruklarına ters kurban kesimi hayvan katliamlarına, Kur’an’ın buyruklarına ters hac uygulaması ise yüzlerce, bazen binlerce insanın can vermesine sebep olmaktadır.Ve İslam dünyası, “ibadet” ettiğini sanarak kasılıp durmaktadır.

Konunun Özü, Hac suresi 36-37. ayetlerde verilmiştir. “… O hayvanlar,yanları yere yaslandığı zaman onlardan yiyin; isteyen yoksulu da istemeyen yoksulu da doyurun. Allah, o hayvanları sizin hizmetinize verdi ki şükredebilesiniz. Kurbanların etleri de kanları da Allah’a asla ulaşmaz, Allah’a sizin takvanız (tanrısal iradeye ters düşmekten sakınmanız) ulaşır…”

Bu ayetlerden açıkça anlaşılıyor ki, kurban kesiminde ibadet olan, kan akıtmak veya et değildir. Kurban ameliyesinde Allah’ın gözettiği, kesilen hayvandan yoksulların sağladığı yarardır. Allah’ı et ve kanla ilişkili göstermek, olaya: “Kan akmalıdır, kan akmasa maksat hasıl olmaz” şeklinde ilkel-paganist bir mantıkla bakmak Kur’an’ın asla kabul etmeyeceği bir yaklaşımdır.[1]


İlahiyatçı yazar İhsan Eliaçık ;

Kurban Bayramı ile ilgili çok konuşulacak bir yazı kaleme aldı. Kurbanın yanlış anlaşıldığını savunan ve hayvanların boşa kesildiğini belirten Eliaçık, bunun İslam öncesi bir kültürün devamı olduğunu anlattı.

RADİKAL – İlahiyatçı yazar İhsan Eliaçık, kurban bayramı ile ilgili çok konuşulacak bir yazı kaleme aldı. Kurbanın yanlış anlaşıldığını savunan ve hayvanların boşa kesildiğini belirten Eliaçık, bunun İslam öncesi bir kültürün devamı olduğunu, Sümerler’de ihtiyaç fazlası tapınağa getirilen malların üzerinin “Tanrı malı” diye damgalanarak ihtiyaç sahiplerine bırakıldığını anlattı.

Bu kültürün İslamiyette de sürdüğünü belirten Eliaçık, Adilmedya.com sitesindeki yazısında “Mekke’de çıkan Peygamber Hz. Muhammed de, insanlara aynı şeyi anlattı. Dedi ki, burası Allah’ın evidir, ihtiyacından fazla olanı herkes buraya getirsin. Getirdiler ve oraya bıraktılar. Üzerinde, Allah’ın ismi anılmak, üzerine Tanrı damgası vurulması kültürünün devamıdır” dedi ve şöyle devam etti:

“Üzerine Allah’ın adı anmayı, bıçağı eline alıp, bismillahirrahmanirrahim diyerek, böyle fışkırtarak hayvanın kanını dökmeye çevirdiler. Üzerinde Allah’ın ismi anılmak bu değildir! Üzerinde Allah’ın ismi anılmak demek, ben bu keçiyi, koyunu, deveyi, kamuya, yoksula, gitsin diye adıyorum demektir. Üzerinde yazıyor işte Tanrı malı, eskiden böyleydi, Kuran’dan sonra buna, üzerine Allah’ın ismini anmak dendi, bu sözler, bu hayvan kamu malıdır, yoksulun malıdır, kimse almasın demektir. İşte bunlara [hedy] denilir.”

KESMEKLE ALAKASI YOKTUR

“İlk bakışta bunların, kesmekle alakası yoktur” diyen Eliaçık şunları yazdı:

“Fakat daha sonra, uzak diyarlardan gelenler (hacılar) olduğu için, o hayvanlardan kesip, o insanların karınlarını doyurmak için de kullanılmıştır. Zamanla, önceki asli vazifesi unutulup, kesme ön plana çıkarılarak, getirilip kesiliyor, bırakılıp gidiliyor şekline dönüştü. Kuran geldiğinde Araplar bunu zaten yapıyorlardı, Kâbe’nin etrafı, kesilmiş kurbanlarla doluyordu. Kuran geldi ve bu insanlara dedi ki, bu kestiğiniz hayvanların etleri ve kanları Allah’a ulaşmaz, ulaşacak olan sizin takvanızdır.

Bu şu demektir: Bunları kesiyorsunuz da, bunlar Bana ulaşmıyor, dolayısı ile, kesip durmanıza gerek yok, siz asıl, kendi aranızdaki davranışlarınıza bakın, birbirinize iyilik etmeyi öğrenin, adaletle davranın, işçinizi ezmeyin, kimseyi sömürmeyin, kul hakkı yemeyin, Ben bunlara bakarım, kestiğinize ve kana değil! Bunu açıkça söylüyor. Fakat bunu da şöyle anladılar: Tamam, Allah ete ve kana bakmaz, takvaya bakar, yani bıçağı eline alır, hayvanı keserken ki duygularına bakar, bunu Allah için kesiyorum derken ki duygularına bakar, takva budur, diyorlar. Böyle yorumladılar.”

BOŞA KESİP DURMAYIN

“Ben bu yoruma da katılmıyorum, yanlış bir yorumdur. Kuran diyor ki, onların etleri kanları Allah’a ulaşmaz! Yani, boşuna kesip durmayın. Allah diyor ki, onlar Bana ulaşmaz, Ben sizden iyilik, doğruluk, dürüstlük, kardeşlik, merhamet, sevgi, bunları bekliyorum; karz-ı hasen, salât, zekât, ihtiyaç fazlasını verme, isâr, birbirinize kendinizi feda etme, yoksulları gözetme, zayıfın elinden tutma, düşmüşü kaldırma, bunları beliyorum, takva budur. Her yeri kan gölüne çevirdiğin zaman, Allah bundan mutlu oluyor değildir. İşin aslı buydu, sonra döndü dolaştı ve başka bir şeye dönüştü.” [2]


Sayın Mehmet Murat Binzet konuyu şöyle yazmış ;
11.08.2019

Bugün yine bir Kurban Bayramını kutlamaya hazırlanıyoruz. Masum zavallı hayvanları kesmenin nesi bayram oluyor onu da anlayabilmiş değilim. Kurban ibadeti kişiyi Allah’a yaklaştırabiliyorsa şüphesiz o kişi için büyük bir mutluluk ve bayramdır ama her yıl yaşanan hayvan eziyetine baktığımız zaman bunun öyle bayram edilecek bir tarafının olmadığı da belli oluyor. Yine her taraf kan gölüne dönecek, İstanbul Boğazı kırmızıya boyanacak, alınan tüm tedbirlere rağmen vatandaş yine kurbanını uluorta kesmeye devam edecek. Araç arkasında paket halinde taşınan kurbanlıklar, vücuduna saplanmış bıçaklarla kan revan içinde kaçan danalar, kurbanlıkları keserken orasını burasını budayan acemi kasaplar, vs.…

Ben, pek anlamadığım için bu Kurban konusunu biraz araştırdım ve şu bilgileri elde ettim:

Kurban ibadetinin farz olup olmadığı konusunda İslam âlimleri arasında tam bir ittifak bulunmamaktadır. Kur’ân çevirileri ya da meallerinde farklılıklar görünmektedir. Günümüzde bazı ilahiyat bilginleri kurban konusunda farklı görüşler sergilemektedirler.


Rahmetli Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ e göre;

Kurban kesmek farz bir ibadet değildir. Bu noktada şöyle diyor Öztürk; “Kurban kesmek, geleneksel fıkha göre sünnet veya vacip bir ibadettir. İttifak edilen nokta, kurban kesmenin farz olmadığıdır. Ülkemizde bu, göz ardı ediliyor ve kurban farz ibadet gibi algılanıyor. Bu yanlış algılama doğal olarak art arda birçok yanlışı da beraberinde getiriyor.” Kuran’da “kan akıtın” emri olmadığının altını çizen Yaşar Nuri Öztürk ilave olarak “Kurban farz değil sünnettir. Maddi durumu yerinde olan kişilere sünnet olan kurban, fakirlere yardım için kesilmektedir. Kuran’da ‘Hayvan kes’ diye bir emir yoktur. Yoksula yardımdan söz edilmektedir” demekte, bir kişinin kurban sünnetini yerine getirmesi için mali bakımdan zekât verecek, Hacc’a gidecek nitelikte olması gerektiğini belirtmektedir.


Günümüz ilahiyatçı yazarlarından R. İhsan Eliaçık kurban konusundaki görüşlerini şu sözlerle dile getirmektedir;

“İslam’da kurban üç mezhebe göre hacca gidenler tarafından yerine getirilir. Hanefi mezhebinin içindeki küçük bir gruba göre herkes tarafından kesilmesi gerekir. Kevser Suresinde ‘namaz kıl, kurban kes’ dendiği iddia edilir, onun namaz kılmak, kurban kesmekle alakası yoktur. ‘Allah’tan destek iste ve güçlüklere karşı göğüs ger’ demektir. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın tercih ettiği görüş, İslam’da Hanefi mezhebinin içindeki küçük, azınlık, marjinal bir görüştür. Asıl çoğunluğun görüşü benim savunduğum görüştür. Türkiye üzerinde kurbanın bu kadar yaygın olmasının sebebi Kur’ân’ı Kerim’den ve İslam’ dan kaynaklanmıyor, Şaman kültüründen kaynaklanıyor. Kurban kesmek isteyenler ki Hacc’a gitmesi gerekenlerin yapması gerekiyor ama illa ‘ben de onlara katılmak istiyorum’ diyorsa kurbanın parasını yoksula, garibe bizatihi kendi eliyle vermelidir. Peygamber zamanında da haccın etrafında müşrikler kurban kesiyorlar. Allah, ‘Bu kestiğiniz kurbanlar bana ulaşmaz. Bana ulaşacak olan sizin takvanızdır (günahtan kaçınma, sakınma). Yani ben sizden birbirinize karşı dürüst olmanızı, birbirinize karşı yanlış hareketlerden sakınmanızı istiyorum. Bunun dışında kestiğiniz hayvanların ne etleri, ne kanları bana ulaşmıyor‘ diyerek bu kesimin durmasını istiyor. Kuran’da kurban kesin dendiği yerleri tek tek çıkardım; hiçbirinde kurban kes demiyor. ‘Benim için kurban kesin‘, diye bir emir Kuran’da yok. İnsanlar zaten kurban kesmekte fakat bu kesilen kurbanların Allah’a falan ulaştığı yok. ‘Kesiyorsanız yoksullara dağıtın, kesmenize de gerek yok. Ben sizden böyle bir şey de istemiyorum‘ diyor.


Kuran araştırıcısı Hakkı Yılmaz’ a göre kurban;
“kişiyi amacına yaklaştıran şey” demektir. İlave olarak Hakkı Yılmaz şu görüşü savunmaktadır: “Kurban sözcüğü Türkçe dışında hayvan kesmeye verilen ad değildir. Hiçbir zaman Hak dinde hayvan keserek, insan keserek kurban diye bir şey yoktur. Peygamberin hayvan kesimiyle ilgili nakiller vardır. Onların hepsi de Hac döneminde Hac görevi içerisindeykendir. 26 tane rivayet vardır hepsi de Hacc’a yöneliktir ve o da hediyedir. Hediye ise Hac görevi yapan Müslümanların yemesi içmesi için gönderilen hayvan demektir.”


Diyanet İşleri eski Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu;
“Kesin hüküm bulunmamaktadır. Kurbanla ilgili açık bir hüküm yoktur… İslam bilginlerinin büyük çoğunluğu sünnettir demiştir. Sırf farz olduğu şeklinde yanlış anlama olmasın diye kurban kesmeyen büyük sahabeler vardır. Hz. Ömer, Hz. Ebubekir gibi. Durumu iyi olanlar keser. Bu da sünnet namazı gibi, vitr namazı gibi algılanır” tarzında açıklamaları bulunmaktadır.

Bence netice olarak Kurban kesmek farz bir ibadet değildir. Şartların oluşması durumunda Hacc’da yerine getirilmesi gereken bir yükümlülüktür. Bunun yanı sıra isteyen maddi durumu müsait ise istediği kadar kesebilir. İnsanların illâ da kurban keseceğim diye kendilerini zora sokmaları. Kredi kartı ya da banka kredisi ile kurban kesmeye çalışmaları doğru değildir. Mâli durumu iyi olanların kurban kesmek yerine bir yoksulun hastane masraflarını, kirasını ya da ne bileyim çocuklarının eğitim giderlerini karşılamalarının takva yönünden Allah’ın daha fazla hoşuna gideceği bir davranış olacağını düşünüyorum.

Hayvancılığın ölmeye mahkûm edildiği Türkiye’de her yıl binlerce hayvanın kurban uğruna yok edilmesinin ibadetin amacına hizmet edip etmediğini de sorgulamak gerekir.

Kurban derilerinin iştah kabartan bir rant yaratan piyasasını ve cemaatler ile kime ya da neye hizmet ettiği belirsiz bir takım türedi vakıflar tarafından istismar edilmesini de ilave edecek olursak Türkiye’de kesilen kurbanlıkların etlerinin ve kanlarının Allah’a ulaşıp ulaşmadığı konusunda (samimi Müslümanların kurbanlarını tenzih ediyorum ki bu da çok azdır sanırım) bir takım tereddütlerim var.

Son olarak, Kurban bayramının bir kavurma bayramına dönüştürülmeden, amacına uygun bir bayram olarak kutlanmasının, bizim samimi ve Allah’ın hoşnutluk duyacağı eylemlerimiz ile mümkün olabileceği kanısındayım.


* Kelime-i Tevhid ve Anlamı
Tevhîd birleştirme, birleme, bir olduğunu kabul etme ve bu şekilde inanma demektir. Istılahı manası ise; Allah’tan başka ilâh olmadığına iman etmek, O’ndan başka Rab ve Ma’bud tanımamaktır.

Kelime-i Tevhid’in Türkçe okunuşu ; “Lâ ilâhe İllellâh, Muhammedün Resûlüllah.”

Kelime-i Tevhid’in Türkçe anlamı; “Allah’tan başka İlah yoktur. Hazreti Muhammed (s.a.s.) Allah’ın Peygamberidir”


KAYNAKLAR
[1] https://dergipark.org.tr/download/article-file/10082
[2] http://www.radikal.com.tr/turkiye/ihsan-eliacik-bosa-kurban-kesmeyin-1217093/

Naci Kaptan / 12.08.2019

This entry was posted in DİN-İNANÇ, YOBAZLIK - GERİCİLİK. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *