Hukuk mu, gak-guk mu?

YAZIYA YORUM

AKP iktidarlarının zararları saymakla bitmez.Ancak, bu dönemde adalete duyulan güven neredeyse hiç mertebesine gelmiştir.Bu çok kötü.Doğrusu, herkesin kendi adaletini, kendisinin sağladığı yeni bir self-servis adalet dönemi içine girdiğimizi söylemek abartı olmamalı.

Baksanıza gazetelerin üçüncü sayfaları bunun haberleriyle doludur.Doğrusu, çeşitli siyasi davalarda gadre uğrayanların hala adalete güven duymaları bende hayret yaratıyor.

Yargıtay’da adalet sağlanacak.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nede adalet sağlanacak.

Hayaldir, sağlanmayacak, benden size garanti.Sağlanırsa gelin bana hesap sorun.Çünkü biliyorum, onlarca kere yazdım.Yargıtay mahkemeleri düzmecedir.Tıpkı siyasi davalara bakan diğer mahkemeler gibi.Bunlardan bir cacık olmaz.

Halen ülkemizde fiili olarak kuvvetler birliği sistemi vardır.Adli sistem tepeden, tabana tam olarak yürütmeye bağlıdır.Mahkemeler hükümetin tetikçisi durumundadır.Tersini iddia eden ya çocukça bir saflık içindedir, ya da fanatik bir taraftardır.Açıkçası AKP hükümetleri anayasal rejimi yasal yolları suistimal ederek, tağyir tebdil ve ilga etmiştir.

Bırakın adalet yolunu bulsun.Adli süreç devam ediyor.Bunlarda işkenceyi uzatmanın bahaneleri.Gadre uğrayanlar katlanmak zorunda kalsınlar.Ömürleri tükensin, hapiste ölsünler demenin Türkçesidir.Ben size tercüme edeyim.

Ne yapmak lazım?

Ne diyeyim, doğrusu benim aklımda çok seçenek yok.Bilmiyorum.
Akli bir çözüm yok.Duygusal tepkimeler var.

İzmirde görülen casusluk davası.Dava kapsamında hakkında eşini Rus casusu, fahişe durumuna düşüren iddianameler yazılan subaylar.Kızının erkek arkadaşıyla cileveleşirken videoları dahil edilen general falan.Doğrusu, ülkeni doğusunda bu iftiralara maruz kalanların neler yaptığını bir düşünün, isterseniz.Onu hatırlatayım dedim.

Şakası yok bu işlerin.Ağırdır, yarın devran döner, senin karına, kızına da tasallut ederler.Ağlar, inlersin.Söyleyecek sözün olmaz.İntikamın intikamının alındığı işlere kan davası denir.

Saygılar

20.09.2013
Oraj POYRAZ
cimcime@neomailbox.net

***

ALİ RIZA ÖZKAN

Hukuk mu, gak-guk mu?

Kanun önünde herkes eşittir, diyorlar.
İnanalım mı?

Herkes yasalar önünde eşitse, o halde sevgilisinin başını kesen Cem Garipoğlu ve ailesinin aylarca korunmasına ne demeli?

Bizzat Recep Tayyip Erdoğan, „Baba, kanal kanal anlatıyor, ajite ediliyor” demiş ve katil zanlısı Cem Garipoğlu ile varsa işbirlikçilerinin 197 gün boyunca yakalanamayışını eleştiren medyayı da “cinayet tüccarlığı” yapmakla itham etmişti.O dönem İstanbul valisi olan Muammer Güler ile Tayyip Erdoğan medyanın bunaltıcı baskısı olmasaydı acaba katili ve yardımcılarını yakalanabileceğini iddia edebilirler mi?

Peki, hâlâ katilin korunmasına ve saklanmasına yardımcı olduğu için hapis cezası alan Hayyam Garipoğlu’nun yakalanamayışını Sayın Başbakan nasıl açıklayacak acaba?
Gene mi, medya kusurlu?

Eşit miyiz, gerçekten?
Hergün gazetelerde, yayaların katledildiği kaza haberleri okuyoruz.
Ben burada sadece birisini anayım, hani şu Alevilere AKP’ye yamanma konusunda öğütler veren ama, kendisinden başka dinleyeninin olmadığı Dünya Ehli Beyt Vakfı Başkanı Fermani Altun’un oğlu Özgür Fermani Altun’un mahkemede hiçbir gelirinin olmadığını belirtmesine rağmen, hakimin “oğlum peki 600 bin liralık Ferrari’ye nasıl biniyorsun?” diyemediği kazayı hatırlayalım.

4.Levent Metro durağının önünde, karşıdan karşıya geçmeye çalışan hamile bir kadın ile kocasının ölümüne sebebiyet veren Özgür Fermani Altun, “taksirle 2 kişiyi öldürmek suçundan sabit bulan eylemine uyan TCK’nın ilgili maddesi gereğince 4 yıl hapis cezası ve 343 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına, bu cezanın da TCK’nın ilgili maddelerince indirime gidilerek 1 yıl 3 ay hapis ve 105 YTL para cezası ile cezalandırılmasına” karar verildi.Verilen ceza daha sonra 4 bin 155 YTL adli para cezasına çevrildi.

Karnında bebeği ve elini tuttuğu kocası ile Ferrari’nin altında kalan kadın ile, Ferrari’nin üstüne oturan kişinin kanun önünde eşit olduğunu, bu durumda kim iddia edebilir?

Daha da vahim olanı söyleyeyim: Baba, yani Aleviler adına politika yapma iddiasındaki Fermani Altun kararın açıklanmasından sonra şunları söylemiş:

“Türkiye’de yılda belki 10 bin insan trafik kazasında hayatını kaybediyor.
150-200 bin insan yaralanıyor.

Aile davadan vazgeçti.
Biz sulh yönünü seçtik.
Bu kazanın sonucunda bizler de çok büyük acılar çektik.Onlar belki ölüp kurtuldular ama bizde aynı acıları, üzüntüleri çektik”

Yani, sayın Altun kısaca diyor ki, biz ölenlerin ailesiyle “aramızda hallettik”.

Zenginimiz bedel verir, ölenimiz fakirdendir.

Fermani Altun’un son cümlesi ise, zirve yaptığı ifadesi oluyor: “Onlar belki ölüp kurtuldular ama biz de aynı acıları, üzüntüleri çektik”

Ölüm yoksul için kurtuluşsa, hâlâ, eşitiz diyebilir miyiz?
Ahmet Burak Erdoğan; Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu.34 ABR 93 plakalı Opel marka bir otomobille 16 Mayıs 1998’de, Şişli ilçesindeki Abide-i Hürriyet caddesinde, saat 11:45 civarında bir trafik kazası yaptı.

Kazada otomobiliyle çarptığı kişi, Türk Sanat Müziği’nin ünlü solistlerinden Sevim Tanürek’ti. A.Burak Erdoğan’ın 14 Kasım 1997′de 42485 sicil numarasıyla Kağıthane İlçe Emniyet Müdürlüğü’nden B sınıfı ehliyet aldığı mahkeme kayıtlarına geçse de, Sevim Tanürek’in eşi sanığın karakolda ehliyetinin olmadığını belirttiği konusunda ısrar ediyordu.

Kazadan hemen sonra belediye arazözlerinin caddeyi baştan aşağıya yıkayarak 35 metrelik fren izini tamamen sildikleri, Sevim Tanürek’in yakınlarının azarlandığı,tanıkların hepsinin tehdit edilip korkutulduğu iddia edildi.Sonuçta, Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi,Burak için
“kusursuzdur” raporu düzenledi.Ölen Sevim Tanürek ise, 8/8 kusurlu bulundu!

Yasalar önünde, hepimiz eşitiz, diyebilir miyiz?

Hukuku bilim olarak sınıflandıranlar var.Bilim, her şeyden önce, rasyonalizm, denenirlik ve eşit koşullarda eşit sonuç demektir.Hukuku “usûl” olarak algılayan ve hatta, bunu muhafazakarlık ötesi bir bağnazlıkla rasyonalizmin karşısına koyan, aynı suça her durumda farklı cezalar verebilen, sanık ve mağdurun sosyal statülerini ceza verirken ve indirim yaparken gözetmeyi kural haline getiren bir sistemde herkes için yasalar çıkarılabilir.Ama, herkesin çıkarılan yasalardan eşit oranda faydalanacağına inanmak, en hafif ifadeyle “safdillik” olur.

“Sistem” güçlüyü korumak ve kollamak, zayıfı ise ezmek ve yok saymak üzerine bir “refleks” geliştirmiş.Bu “düzen”in demokratikleşme şansı, ancak adalet siteminin “çoğunluğun mağduriyetini meşrulaştırmak” görevini zayıflatmak ile mümkün olacaktır.

ABD’de tasarlanıp AKP eliyle ülkemizde servis edilen “üretilmiş demokratikleşme sendromu”na adaletin temel sorusunu soramayan aydıncıklar işte bu nedenle “iliştirilmiş sol” haline dönüştüler.

http://www.harbigazete.com/kose-yazisi/914/hukuk-mu-gak-guk-mu.html

This entry was posted in DEVRİM VE KARŞI DEVRİMLER, HAYATIN İÇİNDEN, HUKUK-YARGI-ADALET. Bookmark the permalink.

1 Response to Hukuk mu, gak-guk mu?

  1. Pingback: ARŞİV SANDIĞINDAN * Kaldırımda yürürken hızla gelen bir araba çarparak sizi öldürürse siz mi suçlusunuz ? * EL BİRLİĞİYLE ÜSTÜ KAPATILAN BİR CİNAYET…1998’de Meydana Gelen Bir Trafik Kazası | Cumhuriyetimiz İçin

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *