PERDE ARKASI ; ŞEKER FABRİKALARI NEDEN KAPATILIYOR * TÜRKİYE ÜZERİNDE EMPERYALİST OYUNLAR ; CARGILL – NBŞ/ FRUKTOZ – I-II

ARAŞTIRMA YAZISI

PERDE ARKASI ; ŞEKER FABRİKALARI NEDEN KAPATILIYOR *
TÜRKİYE ÜZERİNDE EMPERYALİST OYUNLAR ; CARGILL – NBŞ/ FRUKTOZ
BÖLÜM I-II-III-IV-V-VI-VI
ARAŞTIRMA YAZISI BÖLÜMLERİ
http://nacikaptan.com/?p=55255 – BÖLÜM I-II
http://nacikaptan.com/?p=55274 – BÖLÜM III
http://nacikaptan.com/?p=55757 – BÖLÜM IV
http://nacikaptan.com/?p=55808 – BÖLÜM V
http://nacikaptan.com/?p=55965 – BÖLÜM VI

Bölüm I

Naci Kaptan
25 Şubat 2018

Değerli okur ,

Sizlerle paylaşmış olduğum yazılarımda NİŞASTA BAZLI ŞEKER’e
(NBŞ) FRUKTOZ TEHLİKESİNE dikkat çekmiştim. ŞEKER FABRİKALARININ özelleştirilmesi gündeme gelince yazılarımı güncelleyerek dizi halinde paylaşmamın yararlı olduğunu düşündüm.

ŞEKER FABRİKALARININ satılarak özelleştirilmesi gündeme gelince , Dünya devi olan gıda şirketlerinin , IMF ve DÜNYA BANKASININ isteği de yerine gelecektir. ŞEKER FABRİKALARI zaman içinde kapanacağından pancar şekeri üretimi de yok olacaktır. Türkiye şekeri dışarıdan ithal eder duruma gelecektir. Emperyalizm Türkiye üzerinde, destek aldığı işbirlikçilerle büyük oyun oynamakta ,ülkemizi yoksullaştırırken tarıma bir darbe daha vurarak toplumu da doğal şeker yerine hastalık yapan NBŞ’ye mahküm etmektedir. OYUN BÜYÜK OYUNDUR …

2018 Şubat ayında AKP Hükümeti 14 şeker fabrikasının özelleştirileceğini açıkladı . AKP, 2009’da şeker fabrikalarını yine satmak istemiş fakat Danıştay’ın iptal kararı ve de 2012’de de yükselen muhalefet nedeniyle yapamadığı şeker fabrikalarının özelleştirmesini bügünlerde yine gündeme getirdi .

Bu kez toplumu SAĞLIK YÖNÜNDEN toplumun sağlığını ve ÜLKE EKONOMİSİNİN yararını koruyacak yargı erki artık olmadığından ve toplumsal muhalefete de kulaklarını tıkayan tek adam rejimli AKP iktidarı , Cumhuriyet Hükümetlerinin tuğla üzerine tuğla koyarak yaptıkları şeker fabrikalarını özelleştirilmesiyle birlikte Türkiye yabancı firmaların FRUKTOZ ( NBŞ ) pazarı haline gelecek ve toplum sağlığı yüksek kotalı NBŞ üretimi nedeniyle bozulacak ve kanser hastalığı küçük yaşlarda başlayacaktır. Ekonomik anlamda pancar üreticisi yoksullaşacak ve bölge ticaretine katkı sağlayan ekonomik düzen bozulacaktır.

EMPERYALİZM TÜRKİYE’DE TARIMI ÇÖKERTMEYE
TÜTÜN VE PANCAR ÜZERİNDEN BAŞLADI.

Sözleşmeli üretim, IMF ve Dünya Bankası’nın çiftçileri şirketlere bağımlı kılan, kölesi yapan uygulamadır. MHP de hükümet olduğu dönemde IMF’nin buyruğuna uymuştu. AKP’den önce MHP’nin de ortağı olduğu 57. Hükümet IMF’nin buyruğu ile bir dizi yasa çıkardı. IMF’nin buyruğu ile çıkarılan bu yasalar; Türkiye tarımında tahribata yasal zemin oluşturdu, tahribatı hızlandırdı, artırdı.

MHP, seçim bildirgesinde sanki bu çıkarılan yasalarla ilgisi yokmuş gibi hiç söz etmiyor. Tarımda yabancı tarım ve gıda tekellerini egemen kılacak bu yasaların sonuca ulaşması için öngörülerde bulunuyor. Sözleşmeli üreticilik gibi çiftçileri köleleştirici, alternatif ürün projeleri gibi çiftçileri daha da yoksullaştırıcı öngörülerde bulunuyor. MHP hükümet olduğu dönemde Tütün Yasası’nı çıkarttı. Çıkarılan Tütün Yasası sonrasında; TEKEL devre dışı bırakıldı. Şimdi TEKEL tütünde ne destekleme alımı yapıyor ne de destekleme fiyatı açıklıyordu. (BirGün 13.07.2007)

Şeker Yasası: Şeker pancarında taban fiyatı kaldırıldı, fiyat belirleme fabrikaların keyfine bırakıldı. Pancar üretimine kota dönemi başladı. Köylü pancar ekemez hale getirildi. Fabrikaların bir kısmı satıldı, diğerlerinin satılması gündemde. Şeker ithalatının önü açıldı. Türkiye, Cargill’in ve kaçak şekerin işgaline uğradı.

Tütün Yasası: Tütün üretimine kota başladı. İthal tütünün önü açıldı. Sigara fabrikalarının tamamı satıldı. Biri hariç diğerleri kapatıldı. Tütün depolan ve işleme merkezleri kapatıldı. Tütün piyasası yüzde 95 oıanında yabancıların eline geçti.

Kemal Derviş’in çıkarttığı yasalarla Türk tarımı ipotek altına alınıyordu .Derviş, IMF’nin sözcüsüydü. “IMF borç para vermek için bu yasaların çıkmasını istiyor.15 günde çıkarmazsanız Amerika’dan gelmem” diye tehdit ediyordu. Emperyalizm Kemal Derviş politikaları üzerinden Türkiye’yi teslim almaya başlamıştı .

04.09.2015 tarihinde CHP Milletvekili Haluk Pekşen verdiği araştırma önergesinde şöyle diyordu ;

“Türkiye şeker pancarından şeker üretmek yerine NBŞ kotasını artırarak şeker pancarından şeker üretimini engellemekte, dolayısıyla şeker pancarı üretim alanlarını daraltmaktadır. NBŞ üretim kotasının artırılması ise mısır hammaddesinin ithalatını gerekli kılmaktadır. Ülkemizde üretilip, ülkemiz ekonomisine, çiftçisine, tarımına katkı yapan şeker pancarı tarımını kısıtlarken, mısır ithalatının önünü açacak NBŞ kotasının artırılması, hangi ülke yararına iktisat politikası üretildiğinin de sorgulanmasını gerektirmektedir. Türkiye’nin şeker üretim politikalarının değerlendirilmesi;

şeker pancarı üretimine getirilen kotaların ekonomiye verdiği zararların tespiti; NBŞ üretimi kotasının artırılmasının hem ekonomik hem de sağlık açısından vereceği zararların incelenmesi; şeker pancarı üretimine getirilen kotaların tarım sanayileşmesine verdiği zararların araştırılması; gelişmiş ülkelerin güdümünde uygulamaya konulan tarım politikalarının ülke besin güvenliğine ve ekonomisine yaptığı zararların tespit edilmesi; ülkemizin uzun dönemli çıkarları lehine şeker üretimi ve arzında istikrarı sağlamak için gerekli politikaların üretilmesi amacıyla Anayasa’nın 98 inci ve TBMM İçtüzüğünün 104 üncü ve 105 inci maddeleri gereği, Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.”

“Türkiye’de şeker pancarı üretimine 1998 yılından sonra kota uygulanmaya başlanırken; 2001 yılında yürürlüğe giren Şeker Kanunu ile şeker üretimi ve arzında istikrarı sağlamak amacı adı altında, üretilecek ve pazarlanacak şeker miktarlarına ayrıntılı kotalar getirilmiştir. Nişasta kökenli şekerler (NBŞ) için belirlenecek toplam A kotası, ülke toplam A kotasının % 10’unu geçemez hükmüne rağmen, Bakanlar Kurulu’na bu oranı, Şeker Kurumu’nun görüşünü alarak % 50’sine kadar artırma, %50’sine kadar eksiltme yetkisi verilmiştir. Bu yetkiye dayanarak, 2015/7530 Karar Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile “2014-2015 pazarlama yılında nişasta kökenli şekerler için Şeker Kurulu tarafından 250.000 ton olarak belirlenen kotanın %30 oranında artırılması” kararlaştırılmıştır.”

24 Aralık 2017 tarihinde yapılan bir açıklama ile OHAL kapsamında Bakanlar Kurulu tarafından hazırlanan 696 sayılı KHK ile Şeker Kurumu ve Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu (TAPDK) kapatıldı. Söz konusu kurumun görev ve sorumluluklarının da Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bünyesine geçtiği belirtildi. Bundan sonraki süreçte Bakanlık tarafından yapılacak olan işlemlere yönelik de açıklamalar yapıldı. Bu kapsamda Bakanlık, kotaların denetimleri, iç fiyat, arz talep dengesi gibi unsurları göz önünde bulundurarak şeker ticareti konusundaki kuralları tekrar belirleyeceği açıklandı. Böylece şeker piyasasını kontrolu doğrudan Bakanlığın ve dolayısıyla AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın denetimine girdi. Bu kapatmalar şeker fabrikalarının özelleştirilmesinin ön habercisi idi.

Fruktoz üreticilerinden en büyüklerden birisi ulusararası dev bir firma olan CARGILL’dir . IMF – DÜNYA BANKASI ve CARGILL Türkiye’de pancar üretimine ve şekere kota konmasını istediler. Böylece kontrol altına alınarak azaltılacak pancar ve şeker üretiminin boşalttığı alanı mısırdan üretilecek olan NBŞ dolduracaktı . Bu durum halk sağlığını önemsemeyen gıda firmaları için bir nimet idi .Böylece maliyetleri düşecek ve daha çok kazanacaklardı .Kim takar halk sağlığını !!!

Bu süreç içinde Cargill’in kankası olan ÜLKER firması da NBŞ üretimine başladı . Ülker bisküit – çukulata – gofret v.b gıda ürünlerinin en büyük üreticisi idi . Böylece çocuklar daha ucuza mal edilen cicili paketler içindeki NBŞ içerikli ürünleri tüketmeye başladı .

NBŞ – FRUKTOZ NEDEN TEHLİKELİ

ÖRNEK : Tatlı yapımında 1 kilo glukoz şurubu kullanılacaksa yarım kilo fruktoz şurubu kullanarak da aynı tat elde edilmektedir.Yani fazla glukoz kulanmak yerine daha az ve ucuz şekilde fruktoz şurubu kullanılmaktadır.

İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Radyasyon
Onkolojisi Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Yavuz Dizdar şöyle diyor :

“Fruktoz insan için uygun bir şeker değildir. Hastalığa neden olur. Birinci hastalık şişmanlıktır, ikinci hastalık diyabettir, üçüncüsü pankreas ve karaciğer yağlanması ile kanseridir. Diğer kanserlerle ilgili bir bulgu yoktur. İnsan metabolizması glikoz üzerine kuruludur. Yani biz şeker olarak glikozu kullanıyoruz. Fruktoz bize yabancıdır. Mısır şurubu fruktozdan serbest üretilen bir şekerdir. En zararlısı konusunda oklar fruktozun üzerine gidiyor. Ve doğrudan mısır şurubuna gidiyor”

NBŞ – FRUKTOZUN ZARARLARI

*Fruktoz şurubu normal bir glukoz şuruba göre 2 kat daha tatlıdır.

*Fruktoz şurubu vücuda alındığı andan itibaren şeker oranına alt üst eder,hormonal sistemin bozulmasında etkilidir.Şeker hastalığı oluşmasının en büyük etkenlerinden biridir.

*Fruktoz şurubu kanserli hücreleri beslediği ortaya çıkarılmıştır.

*Aşırı şeker yüklenmesinden dolayı karaciğer büyümesine neden olmaktadır.

*Bakır minareli başta olmak üzere birçok mineral üzerinde olumsuz etkisi vardır.

*Glukoz vücutta gliserol olarak depolanır.Ancak fruktoz şurubu yağ olarak depolandığı için kilo alma sorunu ortaya çıkarmaktadır.Buda doğal olarak obozite oranlarını oldukça yükseltmektedir.

*Fruktoz şurubu doyma hissi getirmez,yedikçe yeme isteği ortaya çıkarmaktadır.

*Fruktoz şurubu yağ yakma enzimi olan Leptin adlı enzimin üretimini engeller.

Kısaca görüldüğü üzere zararları göz ardı edilmeyecek kadar fazladır.Özellikle tadı çok güzel olduğu için çocuklar tarafından oldukça tüketilmektedir. Burda asıl görev bize düşmekte çocuklarımızdan mümkün olduğunca bundan uzak tutmamız gerekmektedir.

Bu konuda asıl görev kendimizde bitmektedir.Öncelikle sizlere bazı gıdalarda kullanılan fruktoz şurubu kodlarını gösterelim.Bazı gıdalar fruktoz şurubu yerine bazı kod isimlerini kullanmaktadırlar.Bunları tanıyalım..

G40 – Glikoz Şurubu (DE-40)
G58 – Glikoz Şurubu (DE-60)
G95 – Glikoz Şurubu(DE min 97)
M50 – Yüksek Maltoz Şurubu
M38 – Maltoz Şurubu
F85 – Fruktoz Şurubu
Yüksek Fruktozlu Glikoz Şurubu

Gördüğünüz üzere bu kodlu katkı maddelerinin de Fruktoz şurubundan bir farkı yoktur. İnsanları kandırmak amaçlı yapılan bir aldatmacadır. Bu kodları gördüğümüzde o gıdadan uzak durmalıyız.

Özet olarak yapmamız gerekenler ;
mümkün olduğunca yüksek fruktozlu glikoz şurubundan uzak durmalıyız.Bu şekeri ihtiva eden gıdalardan uzak durmalıyız. Marketten gıda alırken içindekiler kısmına bakarak FRUKTOZ katkılı olan gıdaları almamalıyız. Kola, gofret,çikolata,bisküvi, çocuk maması, çukulata ve tatlılar gibi bir çok gıdada bu FRUKTOZ (NBŞ) bulunmaktadır.

GİZLENEN ZEHİR RAPORU ORTAYA ÇIKTI

Gizlenen zehir raporu ortaya çıktı
Mısır şurubundan yapılan ve kamuoyunda nişasta bazlı şeker olarak bilinen NBŞ’nin zararları Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu tarafından belgelendi.

Mısır şurubundan yapılan ve kamuoyunda nişasta bazlı şeker olarak bilinen NBŞ’nin zararları Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu tarafından belgelendi. Tarihi rapora Milli Gazete ulaştı.

Millî Gazete’den Sadettin İnan’ın haberine göre; tarihi raporda, nişasta bazlı şekerlerin zararları saymakla bitirilemezken, hükümetten kotaların biran önce düşürülmesi talep edildi. Hükümet son 16 yılda 2017 yılı hariç her yıl NBŞ kotalarını ülkenin ihtiyacı olmadığı halde artırmıştı. Sağlık Bakanlığı, kamuoyunda ciddi tartışma konusu olan nişasta bazlı şekerlerle ilgili Bilim Kurulu’nu 8 yıl sonra yeniden topladı. Her biri alanında uzman 12 bilim adamından oluşan Bilim Kurulu, nişasta bazlı şekerlerin insan vücuduna olan etkilerini bilimsel araştırmalar ışığında yeniden değerlendirdi. Dünyadaki gelişmeleri de inceleyen Bilim Kurulu, nişasta bazlı şekerlerin zararları ile ilgili çarpıcı sonuçlara ulaştı.

BÜTÜN POLİTİKALARI ETKİLEYECEK

Tarihi rapor, nişasta bazlı şekerlere yönelik bütün politikaların yeniden gözden geçirilmesine neden olacak. Özellikle Sağlık Bakanlığı ile Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın bu rapor doğrultusunda acilen gerekli adımları atması bekleniyor. Kotaların düşürülmesi ve gıda maddesinde kullanımına da sınırlama getirilmesi gerekiyor.

KARARLAR 12 BİLİM ADAMININ OY BİRLİĞİ İLE ALINDI

Nişasta bazlı şekerlerin insan vücuduna olumsuz etkilerine yönelik kararlar, Bilim Kurulu’ndaki 12 bilim adamının oy birliği ile alındı. Nişasta bazlı şekerin zararları saymakla bitirilemezken, Bilim Kurulu neslin korunması için gerekli önlemlerin alınmasını istedi.

NBŞ KOTASI ABD’Lİ ŞİRKETLERİN TEKELİNDE

Türkiye’de nişasta bazlı şekerlere tanınan yüzde 10 kotanın yüzde 82’si ABD’nin küresel şirketi Cargill ve Amylum tarafından kullanılıyor. Tarihi rapor, bu şirketlerin üretimini ciddi anlamda sorgulattıracak.

YEME DAVRANIŞINI BOZUYOR

Beyindeki tokluk duygusunu algılayacak glukoz sensörleri bulunmaktadır. Früktoz için söz konusu olmayan bu durum yeme davranışını bozabilmektedir.

SİGARADAN FARKI YOK!

Tarihi raporda nişasta bazlı şekerlerin zararları saymakla bitirilemedi. Nişasta bazlı şekerlerin içinde bulunan fruktozun insan metabolizmasında anarşiye neden olduğu, sindirilmeden kana karıştığı için karaciğerde yağlanmaya neden olduğu, insülin salgılatmadığı için tokluk hissi hormonunu uyarmadığı ve aşırı yemeye neden olduğuna dikkat çekilen raporda, NBŞ ürünlerinde tüketilen yüksek fruktozun obeziteye kapı araladığına vurgu yapıldı.

BİLİMSEL KANITLAR ARTIYOR

Kolan ve meme kanserleri başta olmak üzere çeşitli kanser türlerinin de obeziteyle bağlantılı olduğu ve fruktozun gut hastalığı riskini de artırdığına dikkat çekilen tarihi raporda, fruktoz metabolizmasının farklı olması nedeni ile insülin direnci, obezite ve şeker hastalığına yol açacağı yönündeki bilimsel kanıtlar arttığı özellikle vurgulandı.

NBŞ’DE CIVA TEHLİKESİ!

Nişasta bazlı şekerlerdeki en büyük tehlikelerden birisinin de cıva konusu olduğunu belirten Bilim Kurulu, bu konudaki yayınlara dikkat çekerek, NBŞ ürünlerinin üretim aşamasında olası cıva ve karbonil bileşiklerinin izlenimi ve denetiminin artırılmasını istedi.

KOTALAR BİRAN ÖNCE DÜŞÜRÜLSÜN

NBŞ kotalarının Avrupa’da düşürüldüğüne dikkat çeken Bilim Kurulu, Türkiye’de de kotaların biran önce düşürülmesini istedi.

VATANDAŞIN HANGİ ŞEKERİ TÜKETTİĞİNİ BİLMESİ GEREKİYOR

Nişasta bazlı şekerlerdeki en önemli uyarı da etiket konusunda geldi. Halkın tükettiği gıdalarda hangi şekerin kullanıldığının bilinmesi için ‘NBŞ Şekerinin’ etiketlere açıkça yazılmasını öneren Bilim Kurulu, bu konuda Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nı göreve davet etti. Toplumda şeker konusundaki bilinçlendirmenin önemine işaret eden Bilim Kurulu, sağlıklı beslenme kültürünün tesisi için Sağlık Bakanlığı’nın kontrolünde ilgili tüm sektörlerle ve kamu kuruluşlarıyla işbirliği yapılmasını istedi.

CARGİLL LOBİSİNİN İDDİALARI ÇÜRÜTÜLDÜ

Bilindiği üzere kamuoyunda nişasta bazlı şekerlerin zararlarına yönelik uzmanların uyarıları artmasına rağmen, Cargill lobisi, NBŞ’nin pancar şekeri ile eşdeğer olduğu hatta bal kadar doğal olduğunu iddia ediyordu. Bilim Kurulu’nun bu raporu tarihi bir belge niteliği taşırken, Cargill lobisinin de bütün iddialarını çürüttü.

TARİHİ RAPORDA ŞOK UYARILAR

“Fruktoz glikozdan daha tatlıdır; bu nedenle başta çocuklar tarafından tüketilmesi ve damak tadının şekerli ürünlere doğrultusunda gelişmesi daha kolay olmaktadır.

NBŞ SİNDİRİLMEDEN KANA KARIŞIYOR

NBŞ de yer alan früktoz ve glukoz monomer halindedir (glikoz ve fruktoz bağları serbesttir) bu nedenle çok hızlı bir şekilde kana geçer. Halbuki sukrozdaki (çay şekerinde) glukoz ve früktoz disakkarit yani bağlıdır. Emilmek üzere monomer haline geçebilmesi için sindirime uğraması gerekir.

METOBOLİZMADA ANARŞİYE NEDEN OLUYOR

NBŞ kullanılan ürünlerinde yüksek fruktoz vardır. Halbuki sağlıklı beslenme önerilerinde günlük enerjinin yüzde 45-60 oranında karbonhidrat içeriği ve bunun da yüzde 15-20’sinin früktozdan gelmesi yer almaktadır. NBŞ ürünlerle aşırı miktarda früktoz alınmakta bu durumda metabolizmada anarşiye yol açmaktadır.

YAĞLANMAYA NEDEN OLUYOR

Fruktozun glikozdan karaciğer içindeki metabolizması farklıdır. Fruktoz katabolizması glikozdan hızlıdır. Hızla glikolize olur, yağ asitine çevrilir.

NBŞ AŞIRI YEMEYE NEDEN OLUYOR

İnsülin salgılanması ve tokluk duygusu veren hormonlar üzerindeki etkileri yönünden bir farklılık vardır. Fruktoz insülin salgılatmaz. Oysa glikoz metabolizmasında insülin salgılanır. İnsülin tokluk hormonu leptini uyarır, açlık hormonu grelin ise azalır. Aşırı yeme olmaz.

GUT HASTALIĞI RİSKİNİ ARTIRIYOR

Fruktoz glikozdan farklı olarak ürik asit artışına neden olur ve gut nefriti riski artar.Çeşitli kanser türleri (kolon kanserleri, kadınlarda meme kanserleri gibi) obezite artışı nedeni ile artmaktadır.

TÜRKİYE’DE OBEZİTE ARTIYOR

Ülkemizde 15 yaş üzeri yetişkinlerde obezite yüzde 32, fazla kilolu yüzde 34.8, diyabet prevalansı yüzde 12,1’i bulmuş olup çocuklarda obezite 7-8 yaşta yüzde 9.9, fazla kilo yüzde 14.6, orta okul çocuklarında yüzde 12.4 şişmanlık ve fazla kilo yüzde 21 bulunmuştur.

BİLİMSEL KANITLAR ARTIYOR

NBŞ fruktoz metabolizmasının farklı olması nedeni ile insülin direnci, obezite ve şeker hastalığına yol açacağı yönündeki bilimsel kanıtlar artmaktadır.

KAYNAKLAR

http://www.tekgida.org.tr/Oku/10993/Kemal-Dervisin-15-Kanunu-Neydi?
https://www.chp.org.tr/Haberler/4/peksen-seker-pancari-sektorunde-yasanan-sorunlarin-arastirilmasini-istedi-6021.aspx
https://gidabilinci.com/glikoz-fruktoz-misir-surubu-ne-demektir-zaralari-nedir
https://odatv.com/gizlenen-zehir-raporu-ortaya-cikti-0202181200.html

ARAŞTIRMA YAZISI

BÖLÜM II

Naci Kaptan
25 Şubat 2018

PERDE ARKASI ; ŞEKER FABRİKALARI NEDEN KAPATILIYOR * TÜRKİYE ÜZERİNDE EMPERYALİST OYUNLAR ; Türk Şeker Fabrikaları, ABD’li Cargill istedi diye mi satılıyor? CARGILL -NBŞ / FRUKTOZ – 2
Ve gündeme bomba gibi bir haber düştü ;

Amerika ile aramızın çok bozuk olduğu ABD’nin ülkemize karşı PYD/YPG terör gurubu ile ittifak kurarak silahlandırdığı bu süreçte , tarımda dünya devi ABD menşeli ,ülkemizde en büyük NBŞ/FRUKTOZ üreticisi Cargill Şirketinin ŞEKER FABRİKALARIMIZ hakkında iki rapor hazırlayarak kapatılmalarını önerdiği ortaya çıktı .

Birinin adı “Ulusal Şeker Piyasası ve Düzenleyici Reform Arayışları”, diğerinin ise “Şeker Piyasası Mevcut Durum ve Değerlendirme Raporu.”

Cargill kendisine rakip olan ve sağlıklı pancar şekeri üreten MİLLİ fabrikalarımızın , hazırladığı 2 rapor ile kapatılmasını istemişti !!!

Ehh AKP Hükümeti , daha doğrusu AKP genel Başkanı Erdoğan’ın eski tanışı olan Cargill’den böyle bir rapor gelince raporun gereği yapıldı ve Türk ekonomisine , tarımına bir balyoz daha vuruldu . 14 şeker fabrikasının ÖZELLEŞTİRME masalıyla yabancılara ve kankalara devredileceği ortaya çıktı .

BAKALIM NELER OLMUŞ

Türk Şeker Fabrikaları,
ABD’li Cargill istedi diye mi satılıyor?

Bir sabah uyandık ki, Şeker Kurumu kapatılmış. AKP’nin Bakanları, 27 Kasım 2017 tarihinde Bakanlar Kurulu’nda karar alıyor, ne Meclis’e danışıyor ne de ilgili örgütlere, Türkiye’nin ulusal şeker sektörünü yönlendiren kurumu ortadan kaldırıyor. Meclis’te tartışılmasını da istemiyorlar. Kanun Hükmünde Kararname…

Neden kararname?

Şeker Kurumu’nun ulusal güvenlikle nasıl bir ilişkisi olabilir ki?

Ekonomide köşe taşı değerinde bir kurum neden Meclis’in tartışmasından kaçırıldı?

Taşeron işçisine kadro meselesi ve FETÖ’cülerin devletten atılması hakkındaki uzun metnin arasına sokuşturmanın sebebi ne?

Kimin ihtiyacı? Pancar üreticisi mi istedi? Şeker fabrikalarının önünü mü tıkıyordu?

Herkes şokta… Ulusal kaygılarla bir izahı olan varsa beri gelsin.
Hükümetin ağzını bıçak açmıyor. “Ben yaptım, oldu” diyor sadece.

Cargill’in sunduğu DİKKAT ÇEKEN İKİ RAPOR

Çok geçmedi, iki rapor sızdı ortalığa. Birinin adı “Ulusal Şeker Piyasası ve Düzenleyici Reform Arayışları”, diğerinin ise “Şeker Piyasası Mevcut Durum ve Değerlendirme Raporu.”

Raporların adına bakınca, bizim kurumlardan ya da sektördeki örgütlerden biri hazırladı sanırsınız. Ziraat Odaları, Ziraat Mühendisleri Odası, Pankobirlik, belki de Şeker-İş…

Hiçbiri değilmiş meğer.

Dahası, bırakalım Şekerle ilgili bu kurum olmasını, milli bir kurum bile değilmiş meğer.

Sıkı durun şimdi.

Raporu hazırlayan, Amerika’nın şeker tekeli Cargill…

Afalladınız değil mi?

Türkiye’nin şeker sektörü hakkında Bakanlara rapor hazırlayana bakar mısınız? Eğer hükümet, bu şirketten bu sektör için raporu kendisi istedi ise, milli skandaldır.

Yok, eğer hükümet istemedi de, şirket işgüzarlık yapıp kendiliğinden hazırladı ise, bu da başka bir skandaldır, küstahlıktan da öte durumdur.

Olay şu ki hükümete rapor hazırlayan, Türkiye’nin ulusal şeker sektörünü ele geçirmek, tasfiye etmek isteyen, bu uğurda aleyhindeki yüksek yargı kararlarını bile çiğneyecek kadar pervasız davranan Cargill şirketidir.

“İnsan sağlığına zararlı, gıdalarda kullanılması tehlikeli” diyen bilim insanlarının giderek çoğaldığı mısır şurubunu üreten şirkettir…

Bu şirketin ABD için önemini anlamak için şunu hatırlamak yeterlidir; Sene 2003. AKP Hükümete yeni gelmiştir. Taa Amerika’dan resmi olmayan bir konuk gelir ve özel görüşme yapar o günlerde.

Bu, ABD’nin eski başkanlarından George H. W. Bush’dur.

Yani Afganistan’ı işgal eden, yerine geçen oğlu da Irak’ı ışgal ederken ona yol gösteren Bush… Türkiye’ye geldiği günlerde Irak’ın işgali sürmektedir, Conilerin çizmeleriyle girdiği camiler, ırzına geçtiği kadınlar, kumlara gömülen on binlerce Arap, herkesin malumudur artık.

Türkiye’de kimsenin bilmediği Cargill’in önündeki kapılar, o görüşmeden sonra “açıl susam” misali açıldı, “fabrikalarınızı satın” diyecek küstahlık noktasına, döşenen taşların üstünde geldi.

CARGİLL ZİL TAKIP OYNAMAYACAK MI?

Şimdi de başka sorular geliyor akla;

Şeker fabrikalarımızın rakibi olan, şeker sektörümüzü tasfiye ederek pazarını ele geçirmeye çalışan, şeker fabrikalarımızın ürettiği pancar yerine mısır şurubu üreten bir şirkete, kendi şeker sektörümüz hakkında rapor düzenletmek hangi aklın işidir?

Bu durum, Afrin’de Amerika ve PKK’ya karşı savaşan Türk Ordusu’nun komutanları hakkında, ABD Genelkurmayı’ndan rapor istemeye benzemiyor mu?

Böyle bir yerin raporundan başka bir öneri çıkmayacağını anlamamak çok mu zor? Doğal olarak Cargill de diyor ki, “şeker sektörünüz zarar ediyor, satın, kapatın.” (Bu raporlardan bazı bölümleri sonraki günlerde bilginize de sunacağım.)

Sonuçta, Şeker Kurumu’nun kapatılmasındaki manayı daha milletçe çözememişken, başka bir vurgunla, pancara kotadan beter saldırıyla karşılaşıyor Türkiye’nin milli şeker sektörü. Şeker fabrikalarımızı satmaya kalkıyor hükümet. Hem de bir, üç değil, tam 14 fabrika…

Yine sorular;

1-) Türkiye’nin şeker fabrikalarını satmak, pancar üreticisine, melasçıya, süt üreticisine, damızlık sığır yetiştiricisine, şeker işçisine, velhasıl ulusal şeker sektörümüze nasıl bir yararı sağlayacak?

2-) Şeker fabrikalarımızı satarsanız, Cargill zil takıp oynamayacak mı?

3-) Sınırımıza, 5 bin TIR silah ve PKK ile dayanan Amerikan emperyalizmine karşı Türk Ordusu vatanımızı savunmak için kahramanca savaşır, hatta canını verirken, sadece bir Amerikan tekelinin işine yarayacağı aşikar olan bir işe kalkmayı izah edecek bir vatanseverlik var mı?


KİM BU CARGİLL ?

Cargill kuruluşunu şöyle anlatıyor ;

Cargill, uzun yıllar boyunca kurucusu W.W. Cargill’in şu vizyonuna sadık kaldı: Çiftçilerin işlerini iyileştirmek, piyasalar arasında bağlantı kurmak ve gereksinim duydukları ürünleri tüketicilere ulaştırmak. Bu süre boyunca, olanakları çoğaltan yeniliklerle gıda ve tarımla ilgili çalışmalarımızı geliştirdik.

Yeni fırsatlara doğru yelken açıyor ve bu sırada işle ilgili sorumluluklarımızı her zaman yerine getirmiş olmaktan gurur duyuyoruz. Böylece birlik oluyor, her gün işlerimizi daha iyi bir şekilde yapmak için uğraşıyor ve dünyanın besin ihtiyacını karşılama yolunda emin adımlarla ilerliyoruz.

CARGILL William William Wallace (W. W.)

1865
William William Wallace (W. W.) Cargill Iowa, Conover’da ve McGregor & Western Railroad hattının sonunda yer alan bir tahıl ambarının sahibiydi.

1870
Şirketin kurucusu W. W. Cargill şirketin genel merkezini Minnesota, Albert Lea’da açtı ve Güney Minnesota Demiryolu’nun genişlemesinden faydalandı

1880
1875’te operasyonlarını Wisconsin, La Crosse’ye taşıdıktan sonra, W. W. Cargill işlerini tahılın da ötesine genişletti ve kömür, un, yem, kereste ve tohum gibi ticari malları taşımaya ve aynı zamanda demiryollarına, araziye, sulama sistemlerine ve çiftliklere yatırım yapmaya da başladı.

1885
W. W. Cargill ve iki erkek kardeşi, Minnesota ve Dakota eyaletlerinde toplamda 1,6 milyon kileden daha fazla tahıl kapasitesine sahip olan 100’den fazla tahıl depolama binasını ellerinde bulunduruyor veya kontrol ediyordu.

CARGILL SA tarım ambarı

1930
Cargill şirketleşti ve bugünkü adını aldı. Şirket gözünü küresel düzeyde genişlemeye dikti ve Kanada’nın Winnipeg, Hollanda’nın Rotterdam ve Arjantin’in Buenos Aires (bu ofis 2. Dünya Savaşı nedeniyle kapanacaktı) şehirlerinde küçük ofisler açtı.

1945
2. Dünya Savaşı’nın ardından şirket çalışma alanlarını çeşitlendirdi ve Nutrena Mills’i satın alarak yem işini büyüttü. Cargill ayrıca bir soya fasulyesi ve yağlı tohumlar işleme tesisini de satın aldı.

1955
Cargill’de çalışan bilimadamı Julius Hendel şirketin işleriyle ilgili bilimsel yöntemleri ortaya koydu ve bu da merkezileştirilmiş bir Araştırma Bölümü’nün kurulmasını sağladı. Bölümün Araştırma Çiftliği’nde, elektronik bilgi işlem, yem geliştirme işinde bir devrim yarattı.

1988
Cargill’in ürün ve hizmet portföyü önemli ölçüde genişledi. Tahıl, yem, tohum, yağlı tohum ve mısır öğütme işlerinin yanı sıra, şirketin iş kolları artık kimyasallar, kakao, kahve, pamuk, yumurta, gübre, mali hizmetler, un, meyve suları, malt, et, şeker kamışı, fıstık, petrol, domuz eti, kümes hayvanları eti, lastik, tuz, çelik, hindi eti ve yün işletmelerini de içermekteydi.

2003
Tarihinde ilk kez, Cargill’in elde edilen kazancı 1 milyar doları aştı.

2011
Cargill, Hollanda merkezli Provimi’yi satın alarak küresel düzeydeki hayvan besleme işini belirgin ölçüde büyüttü ve ön karışımları ve katkı maddelerini ürün portföyüne ekledi.

İşte böyle değerli okur. Bu büyüme planlı ve iyi bir yönetimin sonucu olsa gerek. Küçük bir tahıl deposundan 153 senede bir Dünya devi olmak .

Cargill Türkiye

1960 yılında Türkiye’deki faaliyetlerine yerli ortaklık ile başlayan Cargill, 1986 yılından itibaren ise faaliyetlerine Cargill olarak devam etmiştir. Bugün 600 kişiden fazla çalışanı ile Istanbul, Bursa, Adana, Ankara, Balıkesir, Kocaeli ve İzmir illerinde faaliyet göstermektedir.

1992 yılında açılan Cargill merkez ofisi Istanbul’da bulunmaktadır. Cargill’in Türkiye’de faaliyet gösterdiği üç ana alan ise: gıda, yem ve endüstriyel ürünler.Cargill Türkiye’de aşağıdaki alanlarda faaliyet göstermektedir ;

Nişasta ve tatlandırıcı üretimi ve satışı
Yenilebilir bitkisel yağ üretimi ve satışı
Oleo-kimyasal ve bio-ensütriyel ürünlerin üretimi ve satışı
Kakao ve çikolata ürünleri satışı
Kıvam verici çözüm ürünlerinin satışı
Hayvan beslenmesine ait premiks, temel karışım ve özel ürünlerin üretim ve satışı

Cargill Türkiye Kronolojik Faaliyet Takvimi

2015. Türkiye’nin önde gelen hayvan beslenmesi şirketlerinden Ekol Gıda hisselerinin yüzde 51’i satın alındı.

2014. Cargill’in bio-endüstriyel ürünlerinin yerel olarak üretilmesi hedefiyle Alemdar Kimya A.Ş.’yi satın aldı.

2014. Balıkesir’de bulunan Turyağ tesislerini tüm B2B markaları, tüm çalışanları ve satış/pazarlama ağı ile beraber bünyesine kattı.

2014. Yeni organizasyon yapısı ile Cargil Türkiye; Orta Doğu, Türkiye ve Kuzey Afrika pazarlarına hizmet etmeye başladı.

2013. Vaniköy Mısır Öğütme Fabrikası kapatılarak glikoz ve nişasta üretim üniteleri Orhangazi fabrikasına taşındı.

2013. Nişasta dışı Endüstriyel Ürün portföy ticaretine başlandı.

2002. Dünya genelinde Cerestar firmasının satın alınması ile Tükiye’de Cerestar’a ait olan Pendik Nişasta Sanayi hisselerinin %50’si Cargill’e geçti ve böylece Ülker Grubu ile eşit hisseli ortaklık doğdu.

2000. Orhangazi Mısır İşleme Tesisi tamamlandı ve üretime geçildi.

1998. Tohumculuk şirketi Cargill’in dünya genelinde yaptığı anlaşma ile Monsanto’ya satıldı. Böylece Türkiye’deki tohumculuk faaliyetlerinden çekilmiş oldu.

1992. İstanbul Merkez Ofisini açtı.

1987. Vaniköy Mısır Öğütme fabrikasını satın aldı.

1960. Bramer Ticaret A.Ş. ile yerel ortaklık kurdu.

KAYNAKLAR ;

https://www.aydinlik.com.tr/turk-seker-fabrikalari-abd-li-cargill-istedi-diye-mi-satiliyor-mehmet-akkaya-kose-yazilari-subat-2018
https://www.cargill.com.tr/tr/hakk%C4%B1nda

Naci Kaptan / 25.02.2018
Devam edecek

This entry was posted in ABD - AB - EMPERYALIZM, Calisma Dunyasi - Is ve Emekciler, Dizi Yazilari, Doga - Cevre - Ekoloji - Tarim, GDO, Saglik, YOLSUZLUKLAR. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *