CÜNEYT ÜLSEVER NEDEN BAŞBAKANA HAKKINI HELAL ETMİYOR VE EMİRLE HIZLANDIRILMIŞ TREN KAZASI

CÜNEYT ÜLSEVER NEDEN BAŞBAKANA HAKKINI HELAL ETMİYOR VE
EMİRLE HIZLANDIRILMIŞ TREN KAZASI ?

Emirle hızlandırılmış tren kazasında ölen 41 kişinin ölüm nedeni, bilgiyi ve bilimi kabul etmeyerek doğmatik ve mescit bilgilerinin kullanılması mıdır ? Veya kendisinin bilim adamlarından ve teknik hesaplamalardan üstün gören bir “İmam hatipli’nin” HER ŞEYİ BEN BİLİRİM tavrı mıdır ?

Kazada 41 kişinin ölümünden ve yüze yakın insanımızın yaralanmasınadan sonra neden TAKDİRİ İLAHİ denmiştir ?

Naci KAPTAN

Değerli okur,

Aradan 9 yıl geçmiş 41 kişinin öldüğü yaklaşık 100 kişinin yaralandığı hızlı tren kazası neden gündeme geliyor ;
Açıklayayım ;

Gazeteci Cüneyt Ülsever’in aşağıdaki yazısı yenilerde yazıldı.Kazadan önce bilim adamlarının ve ilgili sendikaların tüm uyarılarına rağmen asırlık raylar üzerinde trenin emirle hızlandırılması talimatının başbakan Erdoğan tarafından verildiği yazılmaktadır.Böyle bir durumda kazadan sonra Başbakan Erdoğan’ın , Ulaştırma bakanı Bin Ali Yıldırım’ın ve TCDD genel müdürünün istifa etmesi gerekirdi.Başbakan ve Ulaştırma bakanı erdem göstererek istifa etmediler.TCDD Genel Müdürünü göstermelik görevden aldılar.Kısa bir zaman sonra da yine aynı göreve atadılar.

Kazanın suçluları ise MAKİNİSTLER OLDU !!!

Suriye’deki bebeklere ,Filistin’deki mazlumlara ağlar gibi yapan ama ABD askerlerinin sağlığına dua eden Başbakan Erdoğan’ın sorumlusu olduğu büyük kazaya sessiz kalması ve sorumluluk almamasının cezasını yargı vermemiştir ama ilahi adalet varsa orada cezası büyük olacaktır.

GELELİM CÜNEYT ÜLSEVER’İN YAZISI ve CHP MİLLETVEKİLİ ATİLLA KART’IN BU KONUDA VERDİĞİ SORU ÖNERGESİNE :

“2004’ün sonlarına doğru, ilk olarak Hızlı Tren kazasıyla, Benim içime kurt düşmeye başladı. Çok net öğrendim ki, Hızlı Trenin emrini veren kendisidir. Kendisine teknik olarak , o raylar üzerinde belli bir hızın üzerinde gitmenin mümkün olmadığı söylendiği halde ‘Ben emrediyorum.’ diyen kişidir.

35 kişinin hayatına mal oldu o kaza. Bunun liberallikle alakası yok, bunun insanlıkla alakası var…. Hızlı Tren gündeme geldiğinde eski TCDD Genel Müdürüyle temasa geçtim. O, dedi ki;

‘Ya Cüneyt, Türkiye Cumhuriyetine ne zaman yeni bir Başbakan, yeni bir Ulaştırma Bakanı gelse ilk hayalleri İstanbul-Ankara arasında hızlı tren koymaktır. Fakat hemen önüne bilimsel raporlar konulur. Denir ki , bu ray sistemini değiştirmeden, dünyanın hangi trenini getirirseniz getirin, hızlı treni bu ray sistemiyle açmak cinayettir. Bu yapılırsa, cana mal olur…’ gerçekten de adamın dediği oldu, cana mal oldu. Bu raporlar Başbakan’a bildirildi. Başbakan ‘Emrediyorum, Ben söz verdim.’ dedi. Bu , Beni çok rahatsız etti.

siyaset anlayışının ötesinde, Devlet yönetimi adına vahim bir anlayışı gösteren ve her bakımdan ibret alınması gereken bir anlayışı yansıtmaktadır. Başbakan; teknik olarak alt yapısı tamamlanmamış, yol emniyeti ve can güvenliği olmayan hızlı trenin faaliyete geçmesi noktasında kamu görevlilerine talimat vermiştir. Başbakan, şov yapmak, gösteriş yapmak ve kendince siyasi çıkar sağlamak uğruna maceraya atılmış ve onlarca insanın ölümüne yol açmıştır.Başbakan’ın vicdani sorumluluğu ve vebali çok açıktır.

Vicdani vebal ve sorumluluğu, kamuoyu maşeri vicdanında değerlendirecektir. Ancak, Hukuk Devletinde ve demokrasilerde açık olan bir diğer gerçek şudur; Kanunsuz Emir ve Talimat’ın yasal sonuçları vardır.Kanunsuz emir ve talimatın ; hem talimatı verenler , hem de yerine getirenler bakımından yasal yaptırımları vardır. Kanunsuz emir ve talimat yerine getirilemez. Başbakan ve Hükümet , öylesine bir korku iklimi ve biad anlayışı yaratmıştır ki, teknik ve bürokrat kadro ; alt yapı ve teknik yetersizlikleri bile bile yolcuları ölüme sevketmişlerdir.”

TREN KAZALARI VE ONUR İSTİFALARI

Romalılar, bir kemerin yapımını bitirdiklerinde, sorumlu olan mühendisin, iskele kaldırıldığında o kemerin altında durmasını beklerlermiş. Eğer kemer dayanıklı olmamışsa bunu ilk öğrenecek olan mühendis olurmuş.

Britanya’da, 10 Mayıs 2002′de Potters Bar kasabasında bir trenin dört vagonu raydan çıktı. Yedi kişi öldü. Trenin üzerinden geçtiği köprünün hatalı inşa edildiği ortaya çıkınca Ulaştırma Bakanı Stephen Byers istifa etti.

Yine Britanya’da, 17 Ekim 2000′de 160 kilometre hızla giden ekspres tren kaza yaptı. Dört kişi öldü. Kazaya raydaki bir kırıklığın neden olduğu saptanınca demiryolu işletmeciliğini üstlenen Railtrack şirketinin patronu Gerald Corbett görevinden ayrıldı.

Fransa’da 1998′de benzer bir tren kazası oldu. 56 kişinin öldüğü kazanın ardından Devlet Demiryolları Müdürü Philippe Rouvillois istifasını sundu.

Hindistan’da 2 Ağustos 1998′de iki tren ışıklandırma hatası nedeniyle çarpıştı. Demiryolları Bakanı Nitish Kumar ise henüz soruşturma bile açılmadan istifa etti.

Türkiye’de, 22 Temmuz 2004 tarihinde Sakarya Pamukova’da 41 kişinin ölüp, 89 kişinin yaralandığı
“Hızlandırılmış Tren” kazası oldu. 80 km hızla gidilmesi gerekirken 132 km hız yaptığı söylenilen iki makinist, sekizde dört kusurlu bulundu. Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde verilen karar gereği makinistlerden Fikret Karabulut 2 yıl 6 ay hapis, 1100 TL para cezası, Recep Sönmez de 1 yıl 3 ay hapis ve 733 TL para cezasına çarptırıldı. Tren şefi Köksal Coşkun beraat ederken, bilirkişi tarafından yol tamiratlarını yapmayan ve sinyalizasyon hatası yapan TCDD yönetimi de makinistlerle aynı oranda kusurlu bulundu. Fakat herhangi bir işlem yapılmadı.

Sivil Toplum Örgütleri ve muhalefet; “TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım istifa etmeli” diye sesini yükseltti.
 Binali Yıldırım, tepkilerin azalmaması üzerine Süleyman Karaman’ı kazadan 55 gün sonra görevinden aldı ve “Zor anlarda kaçacak adam değilim. Kazayı fırsat bilip bize karşı yönelenler ülkeye kötülük yapıyor…” dedi.


“Hayatım boyunca altında kaldığım tek iş bu oldu” diyen Karaman da görevden alınmasının kendisini zerre kadar etkilemediğini dile getirdi. Gelişmeler Karaman’ın gerçekten de etkilenmediğini gösterdi.

Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11 Mayıs 2005′te Karaman’ın görevden alınmasının hukuka uygun olmadığına hükmetti ve 8 Temmuz 2005’te Karaman yeniden görevinin başına döndü. Diğer iki makinist ise Ocak 2007’de yaptıkları açıklamada, “Hükümetin çıkardığı Sicil Affı’ndan faydalanarak bir ay önce TCDD’de iş başı yaptıklarını” söyledi.

TCDD Genel Müdürü ve Ulaştırma Bakanı hakkında herhangi bir işlem yapılmadığından, davayla ilgili karara makinist avukatları ve ölenlerin yakınları olmak üzere 20 kişi itiraz etti. Dava dosyaları, kararda adları geçen yakınlarını kaybeden ve yaralananların da bulunduğu 177 kişiye tebliğ edildikten altı ay sonra Yargıtay’a gönderildi. Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 1 Şubat 2008 tarihinde karara çıkan ‘Hızlandırılmış Tren’ kazasıyla ilgili dosyayı inceledikten sonra 5 yüksek yargıçtan oluşan mahkeme heyeti, kararı ‘usulden’ bozdu. Yargıtay bozma gerekçesini, ‘Kovuşturma ve soruşturma aşamasında şikâyetçi olan beş kişinin yokluğunda kararın verilmesi’ olarak gösterdi. Yargıtay’ın bu bozma kararı sonrasında ‘Hızlandırılmış Tren’ davası dosyası yeniden görülmesi için Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

Bugün her şeyi başa döndüren bu sonuç, ne ölen 41 kişiyi geri getirdi, ne de acıları biraz olsun dindirebildi.

Bazı Milletvekilleri, sert bir ifadeyle “Eleştirilerin dozunu kaçırıyorlar! Felaket çığırtkanlığı yapıyorlar” deyip kazayla ilgili olarak “Takdir-i ilahi” dedi. Oysa onların İlâhı bu yaklaşıma 14 asır önce, yine onların kutsal saydıkları kitabında; A’raf suresinin 28. Ayetinde yanıt vermişti: “Bilmediğiniz şeyleri Allah’ın üzerine mi atıyorsunuz?”

Hızlı Tren Bileti’nin resmi sitesi www.hizlitrenbileti.com’dan bir alıntı

“Hızlı tren güvenli mi? Evet, Hızlı tren güvenlidir. Çünkü 7 start kontrol testle open marş alır. Vira Bismillah nonstop ray-cer dinleyicisi railwayskinner da devreye kazandırılır. Ve hızlı trenleri euro- makinistlerimiz olan bir pilot timi sürer. Sistemin gerisinde ise DDY ailesi vardır. Hızlı tren güvensiz diyene siz gülün!” *1*

Bir de emirle hızlandırılan trenlerin ne kadar güvenli olduğu hakkında açıklama yapsalar !!!

22 Temmuz 2004 Perşembe günü Mekece-Osmaneli arasında bir tren kazası meydana geldi. Haydarpaşa’dan hareket eden alt yapısı eski raylarda emirle hızlandırılmış tren Pamukova’da raydan çıktı. Kazada 41 kişinin öldüğü, 80 kişinin yaralandığı açıklandı.

Hızlı tren kendine özel raylarıyla,güçlü lokomotifleriye,özel vagonlarıyla özel bir trendir. Örneğin en güçlü ,
hızlı lokomotif ve vagonları yapsanız da asırlık raylar üzerinde bu treni hızlı kullanmak isterseniz başa gelecek olan kazadır ,bunun için kahin olmaya da gerek yoktur.Ayrıca bu konuda bilim adamları kazadan önce Ulaştırma Bakanlığına ve TCDD’ye gereken uyarılarda bulunmuştur.

Demiryolu taşımacılığı AKP’nin yağmacılığının faturasını arka arkaya gelen kazalarla ödüyor. Ancak kazaların ardından sorumluluk ne AKP’nin TCDD’nin başına oturttuğu Süleyman Karaman’a ne de Ulaştırma Bakanı’na kesiliyor. Pamukova kazasında sorumluluk ise makinistlere yıkıldı ve makinistler hapis cezasına çarptırıldı.

Bu savaşı kaybeden komutanın hatalarının ordugah onbaşılarına yıkılması gibidir.Saygın siyasetçi olabilmek için görev sorumluğunun hem başarılarına hem de hatalarına sahip çıkılmasını gerektirir.Çok saygın siyasetçiler başarılarının arkasına saklanarak öne çıkmayan ama hatalarının bedelini hemen ödeyen kişilerdir.

Kaza 183. kilometrede oldu. Hızlandırılmış trenden önce tüm makinistler limitleri geçerse ceza kesiliyordu. Ancak hızlandırılmış trende limitleri yüzde 10 aşma hakkı tanındı. Yani makinist 70 km hızla girmesi gereken viraja 88 km hızla girme hakkına sahipti.

Hızlandırılmış tren için başlangıçta Ankara ve İstanbul’dan 10’ar makinist görevlendirildi. Ancak hepsi de son derece deneyimli olan bu makinistler riskli olduğu için hızlı treni istemedi. Dolayısıyla kaza günü ilk kez uygulanan bir yöntemle “turnike” sistemine geçildi. 65 makinistin nöbetleşe hızlandırılmış treni kullanması istendi. O gün hızlı treni kullanan makinist ilk kez bu sefere çıkıyordu. *2*

Pamukova Faciasında Ankara-İstanbul arasında hızlandırılmış tren seferini yapan Yakup Kadri Karaosmanoğlu adlı tren aşırı hızdan dolayı raydan çıkmış, toplam 230 yolcudan 41’inin ölümüne, 80’inin de yaralanmasına sebep olmuştu. Kaza Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) bünyesinde sürmekte olan özelleştirilme süreci ve yeni hayata geçirilen hızlı tren projesinin ilk adımında meydana geldi. Yolcu sayısı olarak en yoğun hat olan Ankara-İstanbul tren hattı arasında hızlı tren uygulamasına yetersiz altyapıya rağmen aceleyle yapılan geçiş yüzünden meydana gelen kazadan sonra dönemin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım yoğun kamuoyu tepkisine rağmen istifa etmedi ve görevden alınmadı.

Kaza

Kazadan sonra Prof. Dr. Sıddık Binboğa Yarman başkanlığında oluşturulan Bilim Kurulu raporuna göre kaza şu şekilde gerçekleşmiştir ;

Tren Mekece İstasyonunu geçtikten sonra 345 metre yarıçapındaki dönemece 132 kilometre/saat hızla girmiştir. Dönemeçte uyulması gereken hız limiti 80 km’dir. Aşırı hız yüzünden trenin ikinci yolcu vagonunun sol tekerleği raydan çıkmış, bu vagona bağlı vagonların da raydan çıkması sonucu trenin dengesi bozularak hızla sürüklenerek yana yatmıştır. Aynı raporda kaza mahalinde makinistler için uyarıcı işaret ve tabela bulunmadığı, toplam yolculuk için verilen 5 saat 15 dakikanın yeterli olmadığı ve uygun olmayan altyapının da kazayı etkileyen faktörlerden olduğu belirtilmiştir.

Olay yerindeki delillere müdahale

Sakarya 2.Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada sanıkların avukatı Salih Ekizler kaza sırasında vagonlardan savrulan parçaların kazadan hemen sonra TCDD yetkilileri tarafından bulundukları yerlerden alınarak yol kenarına öbeklendiğini ve bu şekilde delillerin karartıldığını iddia edecektir.

Dava süreci

Dava Sakarya 2.Ağır Ceza Mahkemesinde görülür. Davanın sonuçlanmasıyla beraber 1.makinist Fikret Karabulut 2 yıl 6 ay hapis ve 100 YTL para cezasına, 2.makinist Recep Sönmez 1 yıl 3 ay hapis ile 333 YTL para cezasına çarptırılır. Tren Şefi Köksal Coşkun ise beraat eder. Ayrıca Cumhuriyet Savcılığının TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman hakkında soruşturma açılması talebi Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım tarafından reddedilecektir.

Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası BTS kazanın yıldönümünde yaptığı açıklamada TCDD’nin 4/8 oranında suçlu bulunmasına rağmen yöneticilerin adalet önüne çıkartılmadığını vurgulamıştır.TMMOB Makina Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz yaptığı açıklamada Ulaştırma Bakanlığı ve TCDD Yönetimini eleştirmiş, kazadan önce yapılan teknik uyarıların dikkate alınmadığını belirtmiştir. Ayrıca yıllardır uygulanan özelleştirme politikalarını da eleştiren Koramaz, karayollarının demiryollarına karşı kollandığını ve demiryoluyla taşımacılığa yatırım yapılmadığını belirtmiştir. *3*

Mahkeme tarafından TCDD 4/8 oranında kusurlu bulundu.

Fakat diğer 4/8 kusurlunun kim olduğu bilinmiyor ve bu kusurlu/lar mahkemeye getirilmedi.Anlaşılan odur ki TCDD’ye güvenerek bilet almış olanlar,yolcular,kazada ölen ve yaralananlar da kusurludur.

Özelleştirme uğruna , birileri para kazansın diye ölümler olmuş çok mu!

Kaza, TCDD’yi parçalayarak özelleştirmeye hazırlamak üzere yolcu kapasitesi yüksek belli hatları daha kârlı hale getirmeyi hedefleyen “hızlı tren” projesinin, yeterli alt yapı yatırımları yapılmadan raylara çıkartılmasının sonucu olmuştu. Personel azaltılması ve nitelikli personelin kurumdan uzaklaştırılması gibi kazaya zemin hazırlayan diğer uygulamalar da özelleştirme hazırlıklarının bir parçasıydı.

Ulaştırma Bakanlığı ve TCDD kendilerine iletilen teknik raporlarda demiryolu hattının alt ve üst yapısının hızlandırılmış trene uygun olmadığının ve kaza riskinin çok yüksek olduğunun net bir şekilde belirtilmesine rağmen, AKP iktidarı bir “şov” uğruna hızlı tren seferlerini başlatmıştı. Makinistlere verilen cezayla birlikte AKP’nin ve TCDD yönetiminin sorumluluğu göz ardı edilmiş oldu. *4*

***

TCDD uyarıları dikkate almadı’

Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası Başkanı Fehmi Kütan, AKP’nin demiryollarını iç politika malzemesi haline getirmek istediğini ve kazanın bu anlayışın sonucu olduğunu söyledi. Kütan, TCDD’nin uyarılarını dikkate almadığını söyledi.

Toplantıda, TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası, TMMOB Makina Mühendisleri Odası, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası adına basına açıklama yapan Kütan, bilime, teknolojiye meydan okuyarak “ben yaparım efelenmesi” sonucunun facia ile noktalandığını bildirdi.

Hızlı tren sefere başlamadan önce bir basın toplantısı yaparak kamuoyunu bilgilendirdiklerini, hazırladıkları metni basın kuruluşlarına ve TCDD Genel Müdürlüğü’ne göndererek uyarıda bulunduklarını hatırlatan Kütan, AKP’nin demiryollarını seçimler öncesinden başlayarak iç politika malzemesi yaptığını söyledi.

YOL HIZ ARTIRIMINA UYGUN DEĞİL

Kütan bu yanlış anlayışın sonuçları hakkında sendika olarak defalarca uyarında bulunduklarını tekrarlayarak, “Bilim insanlarının uyarılarına kulağını tıkayan TCDD yönetimi, İstanbul Belediyesi’ndeki ve İETT’deki alışkanlıklarıyla belediye otobüs işletmeciliği ile demiryolu işletmeciliğini karıştırarak, yol emniyeti unutularak, hızını artıralım hızlı tren olsun mantığı ile kazaya davetiye çıkarılmıştır. Bu hatta demiryolu altyapısı, yolun geometrik ve fiziki standartları, çeken-çekilen araçların yıpranmışlığı, hızın artırılmasına kesinlikle uygun değildir” dedi.

Kütan, emniyet sağlanmadan hız artırımının kaza demek olduğunu defalarca sendikalar, odalar olarak dile getirdiklerini ifade ederek, bu uyarıları yok sayan TCDD’nin kaza nedenini açıklamak yerine kazanın hız nedeniyle olmadığını tekrarladığını vurguladı.

Kütan, daha bir kaç gün önce TCDD yönetimi ve bilim insanları arasında yapılan toplantıda, gerekli uyarıları yaparak yakın bir zamanda trenin yoldan çıkmasının sürpriz olmayacağını ve hızlandırılmış trenin hemen seferden kaldırılması gerektiğini belirttiklerini söyledi.

TCDD’nin bir inat uğruna treni işletmeye devam ettiğini kaydeden Kütan, “TCDD yönetimi kazanın nedenini saptırmaya çalışmaktadır. Kazanın tek nedeni, yolun bakımının yapılmadan, eski çeken ve çekilen araçlar kullanılarak, palyatif çözümlerle hızlı tren işleteceğini sanan TCDD yönetiminin basiretsizliği ve beceriksizliğidir. Kazanın sorumluları hakkında suç duyurusunda bulunacağız” dedi.

Kütan, gazetecilerin soruları üzerine, trende bulunan hız bandının bir tür kara kutu olduğunu, trenin yaptığı hızı ve saati kaydettiğini söyledi. Gazetecilerin kaza sonrasında açıklanan ölü sayısına ilişkin sorusu üzerine de Kütan, “Biz resmi açıklamayı baz almak durumundayız. Buna inanmak istiyoruz, ancak bölgeden aldığımız haberler daha farklı” şeklinde konuştu.

***

Hürriyetçi Ulaşım Hizmetleri Sendikası Genel Başkanı Sıddık Aksoy, Sakarya’nın Pamukova ilçesinde meydana gelen tren kazasının nedeni konusunda NTV’ye değerlendirmelerde bulundu.Aksoy, “Bu şekilde hızlı tren olmaz. Çünkü raylarımız şu anda 50 km hızı kaldırmıyor, değil ki 140 km sürat. Oradaki kaza 120 km’nin üzerindedir: Çünkü o tren kazasında en arkadaki vagon süratle en öndeki vagonun üstüne çıkıyor” dedi. *5*

Hızlandırılmış tren için uyarmıştı

Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aydın Erel, hızlı trenin güvenli olmadığını belirterek, “Seferden kaldırılmasını” istemişti.

23 Temmuz 2004— Gerekli altyapı çalışmaları yapılmadığını da belirten Prof. Erel, “Ben o trene binmem” demişti. Erel, seferlerin başlamasına rağmen, rayların hızlı trene uyguna olmadığını ve araştırılmasına yeni başlandığını iddia etmişti.

Yıldız Teknik Üniversitesi’nde ulaştırma uzmanı olan Prof. Dr. Aydın Erel yaptığı açıklamada, “Mevcut vagon ve raylarda yapılan iyileştirme yeterli değil. Şu anda hızlı trenin çalıştırılması bu demiryolu için uygun değildir. Birinci sebebi, demiryollarını kısa sürede bozacaktır ve çok yüksek maliyet oluşturacaktır” demişti.

Erel, İstanbul-Ankara arasını 5 saate geçebilmek için saatte yaklaşık 160 kilometre hıza ulaşan trenin “kaza yapma olasılığı” bulunduğunu iddia etmişti.Erel, “Bunun oluşturacağı titreşimler ve yola ilettiği kuvvet bir süre sonra taşıtın yoldan çıkmasına yol açabilir. Güvenliği konusunda kaygılarım var, kaza riskleri taşımaktadır” demişti.Prof. Dr. Aydın Erel, seferlerden önce yapılması gereken güvenlik araştırmasının henüz sonuçlanmadığını da belirtmişti. *6*

***

Erdoğan: Haddinizi bilerek soru sorun

Başbakan Tayyip Erdoğan, “Tren kazasından dolayı Ulaştırma Bakanı ve sorumlular hakkında tasarrufunuz olacak mı?” sorusuna sert yanıt verdi.
NTV

Erdoğan habercilere, “Haddinizi bilerek soru sorun” diye çıkıştı.Cuma namazından çıkarken bir gazetecinin, “Tren kazasından dolayı sorumlular hakkında tasarrufta bulunacak mısınız?” sorusu üzerine Başbakan Erdoğan gazetecinin hangi kurumdan olduğunu öğrenmek istedi. Başbakan, “Çok radikalsin. Sorunun cinsi, şekli şemali çok önemli, acı paylaşmıyorsun” dedi. Sorunun akla gelmeyecek nitelikte olduğunu belirten Erdoğan, “Bugüne kadar Türkiye’de bu tür kazalarda hep hükümetler mi istifa etmiş, hep bakanlar mı görevden alınmış” dedi. 23 Temmuz 2004—

***

2.12.2010

41 kişini öldüğü tren kazası davası yeniden başladı

Sakarya’nın Pamukova ilçesinin Mekece köyü yakınlarında, 41 kişinin öldüğü hızlandırılmış tren kazası davası yerel mahkemenin verdiği kararın Yargıtay 2. Ceza Dairesince 12 farklı gerekçeyle 2. kez bozulması nedeniyle yeniden görülmeye başlandı.

Yargıtay’ın usul yönünden iki kez bozduğu davanın dünkü duruşmasında, Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 7,5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğuna hükmetti. Kazada hayatını kaybedenlerin yakınları, davayı AİHM’ye taşımaya hazırlanıyor

DAVA ZAMAN AŞIMINDAN DÜŞTÜ !!!

SAKARYA – Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 22 Temmuz 2004’te meydana gelen ve 41 kişinin ölümüyle sonuçlanan hızlandırılmış tren kazası davasının, zaman aşımından düşürülmesine karar verdi.Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya tutuksuz yargılanan makinistler Fikret Karabulut ve Recep Sönmez katılmadı.

‘BU SUÇUN SAHİBİ YOK’

Adliye çıkışında gazetecilere açıklama yapan söz konusu kazada hayatını kaybeden İrem Candan’ın babası Mehmet Alaattin Candan, vicdanında adaletin yerini bulmadığını belirterek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gidebileceğini söyledi.

Candan’ın avukatı Engin Baltacı ise sanıklara 8’de 4 oranında kusur atfedildiğini belirterek, şöyle devam etti:

”Kusurun diğer kısmı kimde belli değil. Yeni deliller vardı ve yeniden başlanılabilirdi soruşturmaya ama bu yapılmadı. Biz 4/8 kusurun mukadderat olarak gerçekleştiğini söylemek zorundayız artık. Çünkü bu suçun sahibi yok. Bu davanın en can alıcı noktası budur. Beni ve müvekkilimi en çok yaralayan konu budur.” 07 Şubat. 2012 Salı *7*

***

Tüm köşebaşlarına ilahiyat ve imam hatip mezunlarını atayan,
çağdaşlık,bilim,akıl,liyakat ve teknolojiyi kadrolardan uzaklaştıran şark kafası,
BEN EMİR VERDİM oldu düşüncesiyle;

Treni emirle hızlandırıp onlarca insanı öldüren,
Sonra da yargıyı yavaşlatarak zaman aşımına sokanların omuzlarında
ölen 41 kişinin ve yaralanarak sakat kalan onlarca insanın vebali vardır
.

***

Uygarlığın gerçek ölçüsü ne nüfus çokluğu, ne kentlerin büyüklüğü ve akıllı binalar, ne kocaman kocaman alış veriş merkezleri, ne üretim bolluğu, ne herkesin cebinde bilgisayar taşıması, ne son model lüks araçların çokluğu, ne hızlı ve modern toplu ulaşım araçları, ne her şehirde bir üniversite yapılması, ne de insanların şık giyinmeleridir.

Gerçek ölçü, ülkenin yetiştirdiği insanlara ve ülkede yaşayan canlılara verdiği değerdir. Gerçek ölçü, ülkede yaşayan insanların akıl, duygu, kültür ve sorumluluk zenginliğidir. Gerçek ölçü, birey olma, kendini ifade edebilme, özgür düşünebilme ve özgürce karar verebilmektir. Gerçek ölçü, hukuk ve hukuk kurallarının insanlığın ortak vicdan, mantık ve akıl ölçülerine göre işlemesi ve bir gün Hukuk, herkes için ihtiyaç olacaktır ilkelerine göre uygulanmasıdır.(ismet Ak)

Naci Kaptan
24 Mayıs 2013

This entry was posted in Bilim ve Teknoloji, Politika ve Gundem. Bookmark the permalink.

1 Response to CÜNEYT ÜLSEVER NEDEN BAŞBAKANA HAKKINI HELAL ETMİYOR VE EMİRLE HIZLANDIRILMIŞ TREN KAZASI

  1. Pingback: Başbakan Erdoğan’ın siyasi hırsı *** Marmaray arızasının gerçek hikayesi | Cumhuriyetimiz İçin

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *