SEÇSİS VE SEÇİM GÜVENLİĞİ * 4

SAHTE DEMOKRASİ “SPINNING BORIS”
ÖKÜZ BOKUNU ALTIN DİYE SATANLAR

BÖLÜMLER

BÖLÜM 1 http://nacikaptan.com/?p=8242
BÖLÜM 2 http://nacikaptan.com/?p=57121
BÖLÜM 3 http://nacikaptan.com/?p=57605
BÖLÜM 4 http://nacikaptan.com/?p=440
BÖLÜM 5 http://nacikaptan.com/?p=57976

Naci KAPTAN / 24 Kasım 2010
Güncellendi 15 Mayıs 2018

Aşağıda Yılmaz Dikbaş’ın GÖNÜLLÜ DEVŞİRMELER kitabından alıntılanan yazı Rusya üzerinden, günümüz Türkiye’sinde yaşanan siyasi olayların ve siyasi içerikli büyük hilelerin nasıl yapıldığını , Toplum bilincinin nasıl denetim altına alınarak yönlendirildiğini anlatır. Bu nedenle özellikle kitabı ve aşağıdaki yazıyı okumanızı öneririm. Küresel tuzakların , oyunların  ,  kurguların ardında var olan güç hep aynıdır . Küresel baronlar , oligarklar ve hilebaz siyasetçiler , emperyalizm…

SPINNING BORIS’in HİKAYESİ 

Olay 1996 yılında Rusya’da seçimlerin ABD’li ajanlar tarafından nasıl kontrol edilerek yönlendirildiğini anlatır.Demokrasi havarisi !!! olduğunu söyleyen ABD, NED ve CIA’nın kurmuş olduğu içinde demokrasi kelimesi taşıyan STÖ’leri kullanarak tüm dünya ülkelerinin içinde gizli amaçlı truva atları oluşturmuş ve beslediği yandaşlarla içine girdiği tüm ülkelerin varlığını bir sinsi kurt gibi kemirmektedir.Bu ülkelerdeki siyasi yapıyı ve yöneticileri de kendi amaçlarına uygun olanlardan belirleyerek iktidara gelmesini sağlarlar.

***

“IMF’ye teslim olmuş Rusya’nın 1995’de dış borçları çok artmıştı. Hem bu borçları ödemek hem de Rusya’da yeni türemiş işadamlarının 1996 başkanlık seçimlerinde desteğini alabilmek için, Yeltsin yeni bir özelleştirme yağması başlattı. Rusya’nın en büyük fabrika ve işletmelerinin hisselerini, yeni türemiş Rus bankalarına nakit para karşılığı yok pahasına sattı. Bu hissleri ele geçiren, kendilerine oligark denilen, hemen hemen tamamı Yahudi kökenli olan Rus işadamları ulusal medyanın ve bankaların sahibi oldular” (1)

“Rusya çok tehlikeli bir siyasi bunalımın içine yuvarlanmıştı. On binlerce Moskovalı sokaklara dökülmüş,meydanlar Yeltsin karşıtı sloganlarla inliyordu. Rus halkı, parlamentosunu savunuyordu Parlamento tarafından görevden alınan Boris Yeltsin Yeltsin görevden alındı, yerine yardımcısı atandı. Artık her şey çığırından çıkmıştı.Yeltsin, 4 Ekim 1993 günü, Beyaz Saray adı verilen Rus Parlamentosunu topa tutturdu. Tüm dünya televizyonları, Rus parlamentosunun topçu ateşi altında kalışını anında yayınladı. ABD Başkanı Bill Clinton,Yeltsin’in bu eylemini, demokrasinin savunulması olarak gördüğünü duyuruyor, demokrat Yeltsin’i destekliyordu. ” (1)

Araştırmacı yazar Yılmaz Dikbaş’ın Gönüllü Devşirmeler isimli kitabından alınan SEÇİMİ ABD VE MEDYA KAZANDIRDI başlıklı aşağıdaki yazısı ve bu konuyu irdeleyen iki ayrı ingilizce makaleyi sunuyorum .

Wilson’s Advisers Helped Yeltsin Top Communists
‘Americans to the Rescue’—A Russian Assignment

Naci Kaptan
24 Kasım 2010

SEÇİMİ ABD VE MEDYA KAZANDIRDI

Sizlere Boris Yeltsin’in 3 Temmuz 1996’da ikinci kez devlet başkanlığına seçilişinin öyküsünü anlatacağım.Bu öykünün, sömürgeci karşıtı yurtseverlere bir ders, ağızlarından ‘demokrasi’ sözcüğü hiç düşmeyen sömürgeci uşaklarının ise suratlarında patlayacak bir şamar olmasını diliyorum.

Rusya 3 Temmuz 1996 başkanlık seçimlerine giderken, Moskova’daydım. Tüm olup bitenleri günü gününe televizyondan izledim, gazetelerden okudum. Böylece Rusya’nın bu tarihi sürecine tanık oldum.Çok önemli dersler dolu 3 Temmuz 1996 seçimini ayrıntılarıyla anlatmadan önce, Boris Yeltsin’i dünyanın iki süper güçlü devletinden birinin başına getiren olayların çok kısa bir özetini sunuyorum.

Darbe Girişimi

1991 yılına girildiğinde Gorbaçov, Sovyetler Birliği’nin devlet başkanıydı.12 Haziran 1991’de Sovyetler Birliği’nin on beş cumhuriyetinden en büyüğü olan Rusya’da başkanlık seçimleri yapıldı. Oyların yüzde 57’sini alan Boris Yeltsin, Rusya tarihinde halkın oylarıyla seçilmiş ilk başkan oldu.

18 Ağustos 1991’de Yeltsin, bir askeri darbeyle devrilmek istendi. Darbecilerin tankları Moskova’ya girdi. Boris Yeltsin darbecileri hain ilan edip hızla Beyaz Saray adı verilen Rus Parlamentosuna koştu. Parlamentonun önünde konuşlanmış tanklardan birinin üzerine çıkarak, tüm dünya televizyonlarının canlı yayınladığı tarihi konuşmasını yaptı. Rus halkı adına darbecilere karşı direneceğini söyledi.

O ana kadar olup bitenleri evlerinde, televizyonlarının başında korkuyla izlemekte olan Rus halkının büyük bir bölümü Yeltsin’in karşı çıkışından cesaretlenerek yollara döküldü. Kısa bir sürede on binlerce Moskovalı, tankın üstündeki Yeltsin’in etrafını büyük bir coşkuyla sarmıştı.

21 Ağustos 1991 günü darbeciler Moskova’dan kaçtı. Gorbaçov tutsak bulunduğu Kırım’dan Moskova’ya getirildi. Yeltsin, Rusya’nın parlayan yıldızı olmuştu. ABD ve Batı Avrupa ülkeleri Yeltsin’in darbecilere karşı başarılı direnişini demokrasinin bir zaferi olarak görüyor, demokrat Yeltsin’i çılgınca alkışlıyordu.

Yeltsin, IMF ve Dünya Bankasına Teslim Oluyor

8 Aralık 1991 günü Sovyetler Birliği Komünist Partisini kapattıran Yeltsin, Sovyetler Birliği’nin de dağılmış olduğunu duyurdu.Yetmiş yılı aşkın bir süre, amansız düşmanı kapitalizme karşı savaşmış olan Rusya’nın devlet başkanı Boris Yeltsin, bozulan Rus ekonomisini düzeltmek için, ABD kapitalizminin en acımasız iki kurumu olan IMF ve Dünya Bankası’na başvurdu.

Sonraları ABD yöneticileri, Rusya’yı tek kurşun atmadan teslim aldıklarını söyleyeceklerdi. IMF’ye teslim olan Yeltsin, ‘şok tedavisi’ olarak sunulan IMF’nin önerilerini hemen kabul edip Rus halkına dayattı. Yeltsin, IMF’nin Rus halkını perişan edecek olan önerilerini, ‘radikal reformlar’ olarak niteliyor, hiç kimsenin bu reformlara karşı çıkmasını istemiyordu.

İşte Yeltsin’in reformlarının sonuçları:

* Faizler yükseldi, devlet yatırımları durdu.
* Sosyal harcamalarda büyük kesintiler yapıldı.
* Başta gıda maddeleri olmak üzere tüm tüketim maddelerinin fiyatları tavana vurdu.
* Dev ölçekli fabrikalarda üretim durdu, çoğu kapandı.
* Kadınlı erkekli milyonlarca kişi işsiz kaldı.
* Rus parası değer kaybetti, Rus halkının bir ömür boyu oluşturduğu birikimler buharlaştı.
* Ulusal gelir yarı yarıya azaldı, Rus halkı fakirleşti. Oligark denilen bir avuç vurguncu
dolar milyarderi oldu.
* Sağlık sistemi çöktü. Rus halkının ortalama yaşam süresi azaldı.
* Özelleştirme adı altında devletin fabrikaları, yeraltı ve yer üstü zenginlikleri yağmalandı.
* Büyük yağmacıların arkasında, Yeltsin’in etrafını kuşatmış Yahudi kökenli Rus politikacılara her türlü destek veren ABD’nin Siyonist bankerleri ve şirketleri bulunmaktaydı.
* Rus halkı açlık sınırına dayandı. Tüm Rusya, ABD ve Avrupa’da 1930’larda yaşanan büyük Ekonomik Bunalım’dan daha kötü bir bunalıma girdi.Rus halkı fakirleştikçe, ABD’nin Yeltsin’e olan övgüleri de artıyordu. Yeltsin’i tüm dünyaya örnek bir demokrat olarak tanıtıyorlardı.

Ekmek kuyruklarında sürünen Rus halkını görmezlikten gelen Yeltsin, ‘radikal reformların’ süreceğini duyuruyordu. Oysa kendi yardımcısı Rutskoy bile bu reform programını ekonomik soykırım’ olarak niteliyordu.

Yeltsin, Parlamentoyu Topa Tutuyor

Ekonomi çöküp milyonlarca insan işsiz kalınca, Yeltsin’e karşı siyasi hareket başladı. Parlamentoda iki cephe oluştu. Yeltsin’e karşı olanlar üst üste önergeler vererek Yeltsin’i görevden almaya çalışıyorlardı.21 Eylül 1993’te Yeltsin, televizyona çıktı, ulusa seslendi. Parlamentoyu kapattığını duyurdu. Yeni seçimlere kadar ülkeyi, özel yetkilerle kendisi yönetecekti. ABD’nin övdüğü örnek demokrat Yeltsin, muhalefete dayanamayıp parlamentoyu kapattığını duyurduğu günün hemen ertesinde Rus Parlamentosu toplandı. Yeltsin görevden alındı, yerine yardımcısı atandı. Artık her şey çığırından çıkmıştı. Rusya çok tehlikeli bir siyasi bunalımın içine yuvarlanmıştı. On binlerce Moskovalı sokaklara döküldü.

Meydanlar Yeltsin karşıtı sloganlarla inliyordu. Rus halkı, parlamentosunu savunuyordu. Ordunun ve güvenlik güçlerinin desteğini alan Yeltsin, 4 Ekim 1993 günü, Beyaz Saray adı verilen Rus Parlamentosunu topa tutturdu. Tüm dünya televizyonları, Rus parlamentosunun topçu ateşi altında kalışını anında yayınladı. ABD Başkanı Bill Clinton,Yeltsin’in bu eylemini, demokrasinin savunulması olarak gördüğünü duyuruyor, demokrat Yeltsin’i destekliyordu.

Özelleştirme Yağması

Yeltsin, Aralık 1994’de Çeçenistan’a askeri saldırıda bulunup işgal etti. Moskova’nın denetiminde özerk bir cumhuriyet kurmayı denedi. Ancak Çeçenlerin güçlü direnişi karşısında geri çekilmek zorunda kaldı, iç politikada güç duruma düştü.IMF’ye teslim olmuş Rusya’nın 1995’de dış borçları çok artmıştı. Hem bu borçları ödemek hem de Rusya’da yeni türemiş işadamlarının 1996 başkanlık seçimlerinde desteğini alabilmek için, Yeltsin yeni bir özelleştirme yağması başlattı. Rusya’nın en büyük fabrika
ve işletmelerinin hisselerini, yeni türemiş Rus bankalarına nakit para karşılığı yok pahasına sattı. Bu hissleri ele geçiren, kendilerine oligark denilen, hemen hemen tamamı Yahudi kökenli olan Rus işadamları ulusal medyanın ve bankaların sahibi oldular.[1][1]

Yeltsin İkinci Kez Başkan Olmak İstiyor

İşte şimdi sıra geldi, Boris Yeltsin’in ikinci kez devlet başkanlığına seçilişinin öyküsüne.
Alkol bağımlısı olan Yeltsin, 1995’de iki kez kalp krizi geçirdi.17 Aralık 1995’de yapılan parlamento seçimlerinde, Yeltsin taraftarları beklenmedik ağır bir yenilgi aldılar. Yeltsin’in dolaylı olarak desteklediği ‘Vatanımız Rusya Partisi’ oyların sadece % 12,2’sini alırken, Genadi Zuganov’un liderliğindeki ‘Rusya Federasyonu Komünist Partisi’ oyların % 34,9’unu alarak seçimden birinci parti olarak çıkmıştı. Artık herkes, Haziran 1996’da yapılacak devlet başkanlığı seçimini Komünistlerin lideri Zuganov’un kazanacağına kesin gözüyle bakıyordu.

Şubat 1996’da Boris Yeltsin, Haziran 1996’da yapılacak devlet başkanlığı seçimlerine katılacağını duyurdu. Bir dönem daha başkan olmak istiyordu.Yeltsin’in karşısında iki güçlü aday vardı:

– Komünistlerin lideri Genadi Zuganov
– General Aleksandr Lebed

Yeltsin adaylığını açıkladıktan hemen sonra yapılan kamuoyu yoklamalarının ortaya koyduğu görünüm şöyleydi:

Genadi Zuganov: % 50-55
General Lebed: % 30-35
Başkan Yeltsin: % 2-8

Ekonomiyi IMF’ye teslim eden, Rusya’nın yeraltı ve yer üsütü zenginliklerini özelleştirme adı altında yok pahasına yağmalatan, halkın işsiz ve aşsız kalmasına neden olan Yeltsin’i halk artık istemiyordu. Onun alkol bağımlısı oluşu, ciddi sağlık sorunlarının bulunuşu ve dengesiz davranışları da gözden iyice düşmesinin nedenleri arasındaydı.Kamuoyu yoklamalarının ortaya koyduğu kara tabloyu gören Yeltsin taraftarları paniğe kapıldılar.

En çok korkanların başında, özelleştirme yağmasıyla milyarlarca dolar vurgun vuran oligarklar geliyordu. Bu kişiler toplanıp, Yeltsin’e başkanlık seçimlerini iptal etmesi için baskı yaptılar. Açıktan açığa, ‘Seçime gerek yok, ülkeyi bir diktatör olarak siz yönetin!’ diyorlardı. Bunları söyleyenlerin tümü de, ABD tarafından desteklenip övülen Rusya’nın yeni demokrat yıldızlarıydı.

Yeltsin kendisine verilen öğüdü dinlemedi. Seçim kampanyasını yürütecek ekibi değiştirdi. Ekibin başına kızı Tatyana ve özelleştirme yağmasının mimarı Çubais’i getirdi. Çubais hemen işe koyuldu. Bankerlerden ve medya patronlarından oluşan bir çekirdek kadro kurdu. Medya patronları sürekli Yeltsin yanlısı propaganda yapacaklar, bankerler de paraları seçim kampanyasına akıtacaktı. Bu hizmetlerine karşılık olarak da Çubais, özelleştirme adı altında Rusya’nın en değerli kurum ve kuruluşlarını bu kişilere peşkeş çekecekti.

‘Öküz Bokunu Altın Diye Yutturanlar’

Moskova’da Yapılacak başkanlık seçiminde uygulanan kural şuydu: İlk oylamada oyların % 50’sinden fazlasını alan aday seçimi kazanıp başkan oluyordu. Eğer ilk oylamada hiçbir aday oyların % 50’sini alamazsa, bir ay içinde ikinci bir seçim yapılıyor bu kez en çok oy alan aday seçimi kazanıp başkan oluyordu.

Rusya devlet başkanlığı seçim tarihi, 16 Haziran 1996 olarak duyuruldu.

Seçim kampanyası başladı.Rus medyasının tamamı Yeltsin yanlısı propaganda yapıyor, diğer adaylara televizyonda konuşma fırsatı verilmiyordu. Buna rağmen yapılan kamuoyu yoklamalarında Yeltsin, hala Zuganov ve Lebed’in çok gerisinde kalıyordu.Yeltsin’in kampanyasını yürüten kızı Tatyana ve ortağı Çubais, çok çabuk bir çare bulmak zorundaydılar.Ve buldular da ;

Özelleştirme yağmasından milyarlarca dolar vurmuş olan Yahudi kökenli Rus işadamlarının aracılığıyla, ABD’den yardım istediler. Açıkcası, Amerikalıların Rusya’ya gelip başkanlık seçimini kendilerine kazandırmalarını bekliyorlardı!

Amerikan yönetimi, çok bilgili ve deneyimli üç siyasi uzman danışmanı Moskova’ya hemen göndermeye hazır olduğunu bildirdi.Üç Amerikalı siyasi uzman danışman; George Gorton, Dick Dresner ve Joe Shumate acele Moskova’ya geldiler ve hemen işe başladılar. Peki, bu üç danışman hangi konuda uzmandılar? Seçim kampanyalarını yönlendirmede uzmandılar.  Amerikan ağzıyla söyleyecek olursak, ‘öküz bokunu altın diye yutturabilecek’ kertede yetenekliydiler. Şimdi de Yeltsin’i Rus halkına, ‘eşi bulunmaz demokrat bir lider’ olarak yutturacaklardı.

Üç Amerikalı uzmanın ilk önerileri şu oldu:

Yeltsin’in rakipleri hakkında medya sürekli olarak yalan haberler uyduracak, çamur atacaktı! Ruslar bu öneriye karşı çıktı. Yalan söylenmeyecek, çamur atılmayacak, dürüstlük ilkesine bağlı kalınacaktı. Amerikalıların yanıtı ise çarpıcıydı: Seçimi kazanmak istiyorsanız bizim söylediğimiz gibi davranacaksınız, dürüstlükle seçim kazanılmaz!

Amerikalı üç siyasi uzman danışman ikinci önerilerini yaptılar:

Yeltsin halkın arasına girecek, onlarla kucaklaşıp öpüşecek, gençler için düzenlenecek eğlence programlarına katılacak, onlarla beraber şarkılar söyleyip dans edecek, kısacası ‘çok sevecen, çok tonton’ bir kişi rolünü oynayacaktı! Ruslar bu öneriye de sıcak bakmadı. Yeltsin’in doğal davranmasından yanaydılar, rol yapmasını istemiyorlardı. Amerikalı uzmanlar yine sert çıktılar, rol yapmadan, halkı kandırmadan seçim kazanılamazdı!

Yeltsin’in seçim kampanyası neredeyse tam bir çıkmaza girmişti ki, üç Amerikalı uzmanın ABD’den getirilmesinde payı olan Rusya’nın özelleştirme vurguncusu dolar milyarderleri ve medya patronları araya girdiler. Ateşli tartışmalardan sonra Amerikalı üç uzman danışmanın önerileri kabul edildi. Artık Yeltsin’in seçim kampanyasında ipler bu üç Amerikalının eline geçmişti.

Seçimin İlk Aşaması ‘

Öküz bokunu altın diye yutturabilecek’ düzeyde yetenekli üç Amerikalı uzman;
bir yandan Yeltsin’in nerede, neler konuşacağını, kimlerle buluşacağını belirlerken, bir yandan da medyanın kullanacağı sloganları üretiyordu.Rus medyası, Yeltsin’in rakipleri hakkında asılsız dedikodular, yalanlar, iftiralar uyduruyor, en aklıbaşındaların bile kafalarını karıştırıyordu.

Yeltsin’in rakipleri Zuganov ve Lebed bu karalama kampanyası karşısında şaşkın, kendilerini savunacak, seslerini duyuracak değil bir televizyon kanalı, bir gazete dahi bulmakta zorlanıyorlardı. İşte bu atmosferde, 16 Haziran 1996’da başkanlık seçimleri yapıldı. Katılım oranı % 70 olmuş ve şu sonuçlar alınmıştı:

Yeltsin ( % 35,3 ), Zuganov ( % 32 ), Lebed ( % 14,5 ).

Seçimin ilk aşamasında başkan seçilememişti, ancak bu sonuç Yeltsin için çok büyük bir başarıydı. Birkaç ay öncesine kadar kamuoyundaki desteği % 5 dolaylarındayken, sanki sihirli bir el değmiş ve bu oran % 35’e çıkmıştı! Yeltsin’in kampanya ekibi sevinç içindeydi. Üç Amerikalı uzman ise daha soğukkanlı davranıyor, asıl savaşımın yeni başladığını söylüyordu.

Seçimin İkinci Aşaması

Üç Amerikalı uzman hemen kolları sıvadılar. Yolun yarısını başarıyla geçmişlerdi, ama asıl öldürücü darbeyi şimdi vurmaları gerekiyordu. Yeltsin’e acele bir öneri götürdüler:

İlk aşamada % 14,5 oy alan Lebed’e, geri çeviremeyeceği kadar parlak bir teklif götürün ve Lebed’in ikinci aşamaya katılmasını önleyin!

Seçimin ilk aşamasından iki gün sonra, 18 Haziran 1996’da Başkan Yeltsin, üç Amerikalı uzmanın önerisini yerine getirdi. Lebed’i, ‘Rusya Federasyonu Güvenlik Konseyi Sekreteri’ ve ‘Başkanın Ulusal Güvenlik Danışmanı’ olarak atadı. Lebed, ağzı kulaklarında, bu yüksek prestijli atamayı hemen kabul etti ve başkanlık seçiminin ikinci aşamasından çekilmiş olduğunu ilân etti.

Lebed’in çekilmesiyle meydan, Yeltsin ve Zuganov’a kalmıştı. Üç Amerikalı uzman, Zuganov’u yıpratacak kampanyaya hemen Başladılar. Tüm medya hemen her gün ve neredeyse günün tamamında şu sloganları tekrar edip durdu:

‘Zuganov’a verilecek oylar,Komünistleri tekrar iş başına getirecektir!’, ‘Zugonov’u seçmek demek, diktatör Stalin’i diriltmek demektir!’, ‘Zuganov’a verilecek oylar, demokrasinin sonu, özgürlüklerin sonu olacaktır!’, ‘Bir komünist olan Zuganov eğer seçilecek olursa, Rusya’da iç şavaş çıkacaktır!’,

‘Mal sahibi, mülk sahibi, iş sahibi olmak istiyorsanız oyunuzu demokrat Yeltsin’e verin!’, ‘ABD’nin ve Avrupa’nın saygı duyduğu Başkan Yeltsin’i seçin!’.Medya bu tek yanlı propagandayı sürdürürken, özelleştirme vurguncusu Rus işadamlarının oluşturduğu havuzdan milyonlarca dolar, üç Amerikalı uzmanın saptadığı bölgelerde, belirlediği gruplara dağıtılıyordu.

Tam bu sırada IMF, Rusya’ya 10 milyar dolar kredi verdiğini duyurdu. Yeltsin’in seçim kampanyasını yürütenler sevinç içindeydiler.Üç Amerikalı uzman, Yeltsin’e bir öneri daha götürdüler: Neredeyse iki yıla yakın ödenmeyen emekli maaşlarını ve birikmiş işçi ücretlerini hemen ödeyin! Ödemeler derhal yapıldı. Televizyon kanalları, birikmiş emekli maaşlarını alan yaşlıların ve ücretlerini alan işçilerin Yeltsin’in boynuna sarılarak nasıl ağlaştıklarını, ellerini yüzünü nasıl öptüklerinini tekrar tekrar gösterip durdu.

Seçimin ikinci aşamasına bir hafta kala, Yeltsin bir kalp krizi daha geçirdi. Üç Amerikalı uzmanın yönlendirmesiyle medya bunu halka, Yeltsin aşırı yorgunluktan grip oldu, diye duyurdu. Yeltsin’in yanına hiç kimse sokulmadı, fotoğrafı çekilmedi, görüntüsü alınmadı. Bu olumsuzluğun ustaca atlatılmasından sonra, 3 Temmuz 1996 günü başkanlık seçiminin ikinci aşaması gerçekleştirildi.

Yüzde 68,9 katılımın sağlandığı seçimde iki aday şu oyları almıştı:
Yeltsin ( % 53,8 ), Zuganov ( % 40,3).

ABD’den özel olarak getirilen üç Amerikal uzman, medyanın ve özelleştirme vurguncularının desteğiyle, ‘öküz bokunu altın diye’ Rus halkına yutturmayı başarmışlardı. Boris Yeltsin, ikinci kez Rusya’nın devlet başkanı olarak seçilmişti.Yeltsin ikinci kez başkan olarak seçildikten sonra, IMF’den 40 milyar dolar borç alındı.Ancak bu para devletin kasasına girmedi! Yeltsin’in kızı Tatyana ve seçimlerde Yeltsin’den yana olan özelleştirme vurguncularının Amerika ve Avrupa’daki banka hesaplarına yatırıldı!

Bu gerçek öykü, 2002 yılında Amerika’da çekilen bir filmin senaryosunu oluşturdu. Filmin adı şuydu: ‘Spinning Boris’. Türkçeye şöyle çevirebiliriz: ‘Boris Yeltsin’in Rus Halkına Yutturulması’.

Peki, Türk halkına kimlerin nasıl yutturulduğunun öyküsünü yazmanın zamanı gelmedi mi? (1)

Yılmaz Dikbaş
25 Temmuz 2007, Antalya

***

Wilson’s Advisers Helped Yeltsin Top Communists

From California, with focus groupsJuly 09, 1996
By Edward Epstein, Chronicle Staff Writer

Russian President Boris Yeltsin deployed a secret weapon in his re-election triumph last week — three California political advisers whose hard-hitting style has helped Governor Pete Wilson win several elections.

The team of political consultants, which employed such sophisticated American techniques as focus groups, polling and tough television ads for its Russian client, was brought together by a Soviet immigrant from San Francisco who had lived a rags-to- riches story during his 17 years in the United States.

The activities of longtime Wilson strategists George Gorton, Richard Dresner and Joe Shumate were kept a closely guarded secret during the four months they spent holed up on the 11th floor of a hotel in central Moscow. It was feared that disclosure that Yeltsin’s campaign was being advised by Americans would hand a powerful issue to the Communist candidate, Gennady Zyuganov, who was already charging that Yeltsin was selling out Russia’s interests to the West.

Only now has the story dribbled out, making the cover of Time magazine this week. The three Wilson associates will hold a news conference today in Washington, D.C., to tell their story. They also will be joined by Felix Braynin, the 48-year-old San Franciscan who decided late last year that Yeltsin would need some outside professional help if voters in Russia’s infant democracy were to re-elect him.

Braynin, who had gone from being a housepainter to an international business consultant in San Fran-cisco, turned to a friend, attorney Fred Lowell of the big San Francisco law firm of Pillsbury, Madison & Sutro. Lowell, a Republican activist, knew that Wilson’s team was available after the collapse of the governor’s aborted Republican presidential candidacy.

Braynin was motivated by a fear that the Communists would return to power in Russia.

“I don’t think people understand how dangerous the situation was. . . . If the Communists take power in Russia, it would be catastrophic for the whole world,” he said yesterday.

Braynin, who had contacts in the Yeltsin campaign, set up the Californians with the Russian president’s advisers. So by February, Wilson’s men had signed a contract with the Yeltsin campaign calling for them to be paid $250,000 plus expenses. In March, off they went to the secluded President Hotel in Moscow, accompanied by Braynin. (2)

***

‘Americans to the Rescue’—A Russian Assignment

With the collapse of the Soviet Union in the 1990s, the U.S. electioneering industry began to operate in a more globalized environment, sustained by state funding and encouragement to establish in the name of “freedom” new bridgeheads for neoliberal economic conquests. As a former bête noire, Russia was an electioneering plum for U.S. foreign policy planners. Initially, with production of political television spots in 1993 and then in the 1996 Russian presidential election, the first American consultants were invited to Moscow to spin the blessings of capitalism and Boris Yeltsin over communism and Communist Party (KPRF) challenger Gannady Zyuganov. Just prior to the election campaign, the United States helped bankroll Yeltsin with $14 billion in loans. German Chancellor Helmut Kohl committed an additional $2.7 billion, most of which was fully unconditional (thereby permitting its use for massive vote-buying), and French Prime Minister Alain Juppé added $392 million to the kitty, “paid entirely into Russian state coffers.” International Monetary Fund managing director Michel Camdessus committed his organization, as a “moral obligation,” to supporting Yeltsin’s privatization plans. Most of the IMF funds went to the state treasury for discretionary spending—with the caveat that financial assistance would be suspended in the event of a Communist Party election victory. “In the end, though, the KPRF’s door-to-door campaign was obliterated by the heavily researched, well-financed, media saturating, modern campaign waged by the Yeltsin team.”9

Operating under cloak in the Yeltsin campaign were American consultants, George Gorton, Joe Shumate, and Richard Dresner, who previously had worked together on Pete Wilson’s California gubernatorial campaign.10 At a moment when Yeltsin fared poorly in the polls, the three were asked to use their American razzmatazz to help “rescue” Boris. They were joined in this task by Steven Moore, an American public relations specialist, and a Russian TV advertising production company, Video International. Dresner was a former business partner of Dick Morris and former gubernatorial campaign consultant to Bill Clinton. Morris, in turn, was Clinton’s main political advisor (previously having worked for conservative southern senators, Trent Lott and Jesse Helms) and acted as a liaison between the U.S. president and Morris’s friends on the Yeltsin team. Despite these close associations, the consultants denied any connections between the Russian campaign and the White House.11

Video International (VI) staff were trained for the election by the American advertising firm Ogilvy and Mather (part of the worldwide WPP advertising group). The campaign strategy, including use of archival footage of Stalin’s brutality, was to attack the KPRF and Zyuganov with an assortment of anti-communist tactics. Within just a few years of the fall of the Soviet Union, this was an extraordinary turnaround in Russian (formerly Soviet) politics. As one scholar found in her interviews with VI, the company’s producers mocked Zyuganov for failing to grasp the importance of political marketing, which suggested yet another remarkable adaptation in Russian political thinking.12

VI was run by former KGB member Mikhail Margolev, who had previously spent five years with American advertising agencies. Margolev next joined the Putin public relations team for the 2000 election campaign. Since then he has became a “senator” in the Federation Council, Russia’s legislative upper chamber. He and other close advisors to Putin have been receiving “first-hand insights into strategies and techniques of American campaign practice,” a tutelage they presumably assume will assist their leader’s grand political ambitions. Another VI company executive, Mikhail Lesin, became Putin’s press minister. Lesin is known in Russia for harassing media outlets that are critical of the Putin government, marking the growing authoritarian style of that leadership.13

The American campaign consultants worked closely with Yeltsin’s daughter and campaign operations manager, Tatyana Dyachenko, passing on to their Russian counterpart the American techniques of spin-doctoring. According to a published news report, “they advised the campaign on organization, strategic and tactical use of polls and focus groups” with a “central campaign message of anti-communism,” a role they shared with Burson-Marsteller and other American public relations firms. They also urged Yeltsin to assert authoritarian control and think in terms of how to make the state-run television stations “bend to your will.” Boasting that they had saved Yeltsin from certain defeat and Russia from a return to the Cold War, the consultants admitted to employing a host of manipulative tactics in their advertising strategy to sow fear among Russians, a style that has been well-rehearsed by many Republican political strategists. A Time magazine report on these events came with the brazen cover lead, “Yanks to the Rescue”—later inspiring a Showtime (cable TV and subsequent DVD) film undertaking, Spinning Boris, about how the heroics of American political consultants “saved Russia from communism.”14

The consultants’ political ads, mostly aired over state-run television and radio stations, which Yeltsin fully controlled, repeatedly pitched the theme that a Zyuganov victory would bring back a command economy and a climate of terror. For “personality” styling designed to capture the youth vote, the Americans asked Yeltsin to appear at rock concerts and had him “jitterbug” onstage at one of them. Some of Yeltsin’s Russian advisors did not approve of the stunt, possibly because it caused the candidate’s heart attack in the midst of the campaign. Ignored in the campaign slogans, and by the Clinton administration, were the out-of-control economy, Yeltsin’s poor health and alcohol addiction, and his broad use of repressive policies. Despite his autocratic tendencies, disregard for constitutionally guaranteed freedoms, frequent money-laundering scandals, and brutal war in Chechnya, Yeltsin received the unreserved endorsement of the leaders of the main market economies, as if open markets were the true measure of a democracy. A Time correspondent rationalized the American intervention in pure Machiavellian logic: “Democracy triumphed—and along with it came the tools of modern campaigns, including the trickery and slickery Americans know so well. If these tools are not always admirable, the result they helped achieve in Russia surely is.”15

Russians too have learned the dark arts of Machiavellian political chicanery. Moscow hosts a Center of Political Consulting, more popularly known as “Niccolo M”—referring to the famed theorist of political manipulation and spin. By 2002, Niccolo M, whose organizers were trained in NED-funded seminars by the NDI and IRI, was joined in Russia’s new electioneering business by several other new political consulting groups, such as the Center of Political Technologies, which helps design campaign strategies and arrange contacts between businesses and Kremlin officials. Niccolo M staff used all the methods learned from their mentors, including candidate marketing, polling, focus groups, direct mail, phone banks, heavy use of the mass media, attack ads, and spin doctoring. Following its 1996 election defeat, the KPRF began studying Western campaign manuals and adopting the same tactics. Russian business groups have learned to give their money directly to the consultants rather than to candidates for tighter control over policy making, a practice that corresponds to soft-money election financing in the United States.16

An NDI assessment congratulated itself on the role it played in transforming Russian society through the introduction of American electioneering techniques. Under U.S. influence, Russian political parties, the study confidently claimed, were now

targeting their communication to voters based on demographic and geographic information…conducting research on voter attitudes through focus groups and polling…small meetings, coalitions with civic groups, door knocking, phone banks, and public leafleting; organizing more sophisticated press operations that attempt to create news and respond to events….Much of this change can be attributed to NDI training. (emphasis added)17

If the U.S. influenced Russian politics as much as the NDI claimed, then the accession of Vladimir Putin suggests that American campaign practices have little to do with institutionalizing democracy. (3)

KAYNAKÇALAR

(1) http://www.kalinka.com.tr/ dikbas@kalinka.com.tr
[1][1] Yılmaz Dikbaş, “Gönüllü Devşirmeler”, Toplumsal Dönüşüm Yayınları, Eylül 2002,İstanbul, sayfa 147-154

(2) http://articles.sfgate.com/1996-07-09/news/17778890_1_yeltsin-campaign-russian-president-boris-yeltsin-governor-pete-wilson

(3) http://www.monthlyreview.org/1206sussman.php

This entry was posted in Dizi Yazilari, SEÇİM - SEÇSİS, SİYASİ PARTİLER, SİYASİ TARİH, YOLSUZLUKLAR, YOZLAŞMA - AHLAKSIZLIK. Bookmark the permalink.

One Response to SEÇSİS VE SEÇİM GÜVENLİĞİ * 4

  1. Pingback: SEÇSİS SİSTEMİNDE İKİ AŞAMALI HİLE SENARYOSU – The U.S. TURKISH LIBRARY & MUSEUM

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *