İŞGAL GÜNLERİNDE İŞBİRLİKÇİLER ve DEVRİM ŞEHİDİ KUBİLAY’IN KATLİNE AİT MAHKEME KAYITLARI * 3 – Devrimlerin toplum tarafından özümsenmesi için zamana gerek vardır.Hele hele 1930’lu yıllarda Okuma yazma oranının çok düşük olduğu dönemde,Padişaha ve hilafete alışmış cahil bir topluma çağdaşlığı,laikliği,Cumhuriyet rejimini anlatmak ve toplumsal alışkanlıkları değiştirmek çok zordur.devrimlerle varlığına son verilmiş olan tekke ve zaviyelerin ,cahil okuma yazma bilmeyen fakat din adamı görüntüsünde olan yobazların da toplum üzerindeki etkisini de göz ardı etmemek gerektir.

ARAŞTIRMA YAZISI :

İlk bölümler ;

Naci KAPTAN

İŞGAL GÜNLERİNDE İŞBİRLİKÇİLER ve DEVRİM ŞEHİDİ KUBİLAY’IN KATLİNE AİT MAHKEME KAYITLARI * 3

“Bir cuma günü Şeyh Saffet’le Mehdi’yi yolda bir çamlık arasında Rumca konuşmaktalar iken tesadüf ettim, bana sigara verdiler, içtim. Ve yanlarından ayrıldım ve çekildim, biraz yanlarından ayrıldım. kenardan Şeyh Saffet ile Mehdi’nin konuşmalarını ve vaziyetlerini takip ettim. Bir saat kadar konuştular” (Maznun Nalıncı Hasan’ın ifadesi)

***

Değerli okur,
Yukarıdaki ifadeye mim koy !!!
Şeyh Saffet ile Mehdi çamların arasında,gözden uzak,
Rumca konuşuyorlar !!!
Hadi arapça konuşsalar kabul edilebilir…
Din adamı sıfatlı kişiler neden gözden uzak,
Rumca konuşurlar ???
Yanıtı sizdedir …

GÜNÜN GAZETELERİNDE MENEMEN OLAYI

GİRİŞ

Menemen Olayı üzerinden uzunca bir süre geçmiş olmasına rağmen olay Giritli Derviş Mehmet’i irticanın sembolü, şehit subay Kubilay’ı ise cumhuriyet ve devrimlerin sembolü haline getirmiştir.Yazar ve araştırmacılara göre olay, rejim karşıtı olup, şeriat isteyenler tarafından gerçekleştirilmiştir ve planlı bir hareket olduğu mahkeme savcısının iddianamesinden ve günlük gazete haberlerinden,şahitlerin ifadelerinden anlaşılmaktadır.

Serbest Fırka’nın kapatılmasından henüz otuz beş gün sonra gerçekleşen vahim olay 23 Aralık 1930 Salı günü Menemen ilçesinde meydana gelmiştir. Cumhuriyet tarihimizde Menemen Olayı olarak geçen bu irticai hareket günümüze değin yaşanan İslami hareketler ya da irticai faaliyetler sonrasında “Yeni bir Menemen Olayı,” ” İrtica hortladı” sloganlarının atılmasına sebep olmuştur.

Bu tezde yerel basının iki önemli gazetesi, Yeni Asır ve Anadolu gazetelerinin 1939-1950 yıllarına ait baslıkları incelenerek, olayın niteliği, nedenleri, nasıl geliştiği, sonuçları, olaya karışanların yargılanma süreci ve olaya tepkiler ele alınacak ve değerlendirilecektir.

Cumhuriyet’in kurulması ile Türkiye vatandaşları için yeni bir sayfa açılmış, eski alışkanlıklardan uzak; çağdaş, modern, demokratik bir süreç ve bunun sağlanabilmesi için inkılâpların gerçekleştirildiği bir dönem başlamıştır. Nihayetinde cumhuriyet rejimi istenilen hedeflerine ulaşmayı başarmıştır. Ancak bir sorun vardır! Bu sorun toplumun beyninde yapılan yeniliklerin tam olarak yerleşmemesi ve benimsenmemesi idi. Siirt mebusu Mahmut Bey’in bir yazısı bunu çok iyi ifade etmektedir:

“Ruhlarla alakadar olan fikir ve içtimai ihtilaller, halk tarafından ne kadar samimi karşılanırsa karşılansın, uzun bir mazinin kurduğu zihniyet binasını kökünden yıkamaz. Yalnız cephelerini biraz değiştirebilir. Onun için ruhlara nüfuz etmeyen inkılâp hareketlerine karşı çok uyanık bulunmak lazım.

Devrimlerin toplum tarafından özümsenmesi için zamana gerek vardır.Hele hele 1930’lu yıllarda Okuma yazma oranının çok düşük olduğu dönemde,Padişaha ve hilafete alışmış cahil bir topluma çağdaşlığı,laikliği,Cumhuriyet rejimini anlatmak ve toplumsal alışkanlıkları değiştirmek çok zordur.devrimlerle varlığına son verilmiş olan tekke ve zaviyelerin ,cahil okuma yazma bilmeyen fakat din adamı görüntüsünde olan yobazların da toplum üzerindeki etkisini de göz ardı etmemek gerektir.

Menemen’de gerçekleşen vahim olay da bu tarz bir düşünce yapısının, yeniliklere karşı duyulan tepkinin, menfaatleri yitirmenin getirdiği bir olaydır. Olay çıkar çevreleri ve onların hükmünde olan cahiller tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu çevreler 1925’te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ile gerçekleşen çok partili denemede, Şeyh Sait isyanı ve onun “Din elden gidiyor” propagandası ile 1930’da ise Serbest Cumhuriyet Fırkası denemesinde yine aynı propaganda ile Menemen’de Menemen Olayı’nı gerçekleştirerek ortaya çıkmışlardır.

Menemen’de cereyan eden olayın kahramanı Kubilay’dır. Kubilay’ın asıl adı Mustafa Fehmi’dir. Mustafa Fehmi dönemin eski Türk isimlerine olan hayranlık modasına katılarak “Kubilay” ismini almıştır. Kubilay Menemen’de 43. Piyade Alayında yedek subaylık görevinde bulunmakta ayrıca Menemen Zafer İlköğretim Okulu’nda öğretmenlik yapmaktaydı. Şehit edilmesinin ardından bu okula “Kubilay İlköğretim Okulu” adı verilmiştir.

Kubilay’ın ihmaller, acemilikler ve yobaz mürtecilerin “Din elden gidiyor” diye planlı irtica hareketi başlatmaları sonucu şehit olmasından sonra Menemen Olayı irticai hareketlerin en büyük örneklerinden olurken, Şehit Teğmen ve Öğretmen Mustafa Fehmi Kubilay Cumhuriyetin ve Cumhuriyet inkılâplarının sembolü haline gelmiş; olayın kendisi de irticai bir hadise olarak nitelendirilmiştir.

Mustafa Müftüoğlu’na göre; Menemen’de yaşanan irtica olayı Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kapatılmasına meşruiyet kazandırmıştır.Bu olayın baş aktörü Derviş Mehmet, yardımcıları ise; Şamdan Mehmet, Sütçü Mehmet, Emrullah oğlu Mehmet ve Nalıncı Hasan ile Ali oğlu Hasan ve bir de Çakır oğlu Ramazan’dır. Dört Mehmet ve yaşları 18’i bile bulmayan iki Hasan, Manisa’nın bir köyünde dağda kurdukları bir çardakta günlerce ayinlere dalmışlar; tarikat mensupları ve şeyhleri ile ilişkilerini sürdürmüşlerdir. Derviş Mehmet, bu süre içinde onlara esrar içirerek akıllarını başlarından alma, tasarladığı yöne ve yöreye sürükleme çabasındadır. Mehdi olarak ortaya çıkan derviş Mehmet, İstanbul Erenköy’de bir köşkte oturan 84’lük Nakşibendî şeyhi Esat’ın güvendiği ve öne sürdüğü “mürit”lerdendir.

22 Aralık gecesi esrar âlemi yapan Derviş Mehmet ve grubu Menemen’e doğru yola çıkmışlar ve sabaha karşı alaca karanlıkta avcı kıyafetleri içerisinde Menemen’e girerler.Derviş Mehmet’i Menemen’de ilk gören üç tanık İsmail, Ahmet ve Feyzullah Hoca’nın anlattıklarına göre Müftü camii önüne gelen grup caminin müezzinini ve etrafta bulunan halkı tehdit yolu ile camiye toplamıştır. Burada “Yapılan ve yapılmakta olan devrimlerle memleketimizde kâfirlik adetleri yayılmaya çalışılıyor. Bu durum karşısında Allah’ın emri ile Mehdi olarak harekete geçmiş bulunuyorum. Yetmiş bin kişilik ordu Ankara hükümetini yıkıp halifeliği geri getirdi” sözleri ile amaçlarını ve buraya geliş nedenlerini ortaya koymuşlardır.

Bu sırada Derviş Mehmet ise hem tetiğe dokunuyor hem de Menemen ve çevresinin yetmiş bin kişi ile kuşatıldığını söylüyordu. Yanında yeşil bayrağı taşıyan genç de caminin önünde toplanan halka kendilerine katılmalarını söylüyordu. Derviş Mehmet şapka giymenin günah olduğunu belirtiyor, din devletinin kurulacağını bildiriyordu. Meydanda bayrağın altında izleyen ve zikredenlerin sayısı yaklaşık yüz kişi idi.Derviş Mehmet, bir süre burada eylemlerine devam ettikten sonra, Menemen’in mahallelerini gezmek istemiş ve Menemenli Ramiz öncülüğünde şehri dolaşmaya başlamışlardır.

Camiden aldıkları bayrakla birlikte yolda rastladıkları insanlara; “Müslüman mısınız? Mehdiye inancınız var mı?” gibi sorular sorarak halkı kendi yanlarına katılmaya ve meydanda toplanmaya çağırmışlardır. Kendilerine katılmayanların kılıçtan geçirileceğini ve ortada bir hükümetin olmadığını, herkesin dükkânlarını kapatıp kendilerine katılmalarını, arkalarından yetmiş bin kişilik ordunun gelip mehdinin huzurunda duracağını söylemişlerdir.

Arkadaşlarının yanından habersiz bir şekilde ayrılan Derviş Mehmet az ileride Saffet Hoca ile karşılaşmış, ona sancağın altından geçmesini söylemiştir. Ama Saffet Hoca başını eğerek yanlarından ayrılmıştır. Saffet Hoca’dan istedikleri desteği alamayan grup belediye meydanına doğru yürümeye devam etmiştir.

Derviş Mehmet ve grubu belediye meydanına yeşil bayrağı diktikten sonra tekbir getirerek etrafında dönmeye başlamışlar; şeriata dönüşü, peçe ve fesin geri getirilmesini, Arap harflerinin yeniden kullanılmasını savunmuşlar; kısaca cumhuriyetin en fazla gurur duyduğu inkılâplara karşı nutuk atmışlardır.

Olayın başından itibaren merkez jandarma komutanlığı ile hükümet arasında daha sonra da jandarma komutanlığı ile alay karargâh komutanlığı arasında sağlıklı bir haberleşme yapılamamıştır. Jandarma kumandanı istenilen kuvvetin ne için, ne amaçla ve ne gibi bir durum için talep ettiği hususunda alaya doğru dürüst bilgi sunmamış, ilk bölüğün cephanesiz yola çıkmasına sebep olmuştur.

26 asker ile kışladan çıkan Kubilay, jandarma kumandanının emrine girmek üzere hükümet konağı arkasına geleceği yerde aldığı Emire uymayarak meydan önüne gelmiştir. Kubilay’ın birliği saat 08.30’da olayın meydana geldiği alana ulaşmıştır.Olay yerinde bulunan Anadolu gazetesi muhabiri olayı şu şekilde aktarmaktadır:

Kubilay: “Bu nasıl şey! Haydi, buradan çekilin, işinize gidin” dedi. Fakat sahte mehdi resul, genç zabite kâfir dininden çıkmasını ve sancağın altından geçmesini söyledi. Genç zabit bu saçma hareketi yapamayacağını söyleyip bunları alıp götürmek istedi. Müsellah şerirlerden biri atıldı, sahte mehdi resulün emri ile genç zabitin üzerine yürüdü. Tabancasını çekti ve ateş etti. Zabitimiz yaralanmıştı. Oradaki halk dehşet içinde kalmıştı. Bir kısmı kaçıyordu. Vatan hainlerinden biri geldi, yaralı zabitimizin kolundan tuttu. Caminin ortasındaki bayrağın altına çekti, orada bıçakla boğazından kesti, başını gövdesinden ayırdı. Haydutlar genç zabitin kanını emmeye başladılar. Bu harekette bittikten sonra şehit zabitimizin başını bayrağın üzerine geçirdiler.

Güvenlik Güçlerinin Olaya Müdahalesi;
Kubilay ve askerleri olay yerine manevra mermisi (talimlerde kullanılan eğitim mermisi) ile gelmişlerdir. Bu sebeple kendisine ateş açıldığında halka dönerek “görüyorsunuz bana kurşun işlemiyor” demiştir. Derviş Mehmet Kubilay’ı sol tarafından yaraladıktan sonra sert bir yumruk yemiş ve yığılmış, bu sırada yaralı genç subay hükümet binasına doğru kaçmaya çalışmış ancak çok fazla ilerleyemeden yere yığılmıştır ve canice öldürülmüştür.

Kubilay’ın başını yeşil bayrağın direğine geçiren irticacılar tekbirler getirmiştir. Tam bu sırada mahalle bekçisi Hasan olay yerine gelir tabancasını çekip canilerden birisini yaralar başlayan çatışmada kendisi de şehit düşer. Ardından gelen Bekçi Şevki ise olayın üçüncü şehidi olmuştur.

Bir süre sonra olay yerine gelen makineli tüfek birliğinden “Teslim olunuz” uyarısı geldiği halde “ Bize kurşun işlemez” karşılığı alınması ile makineli tüfeklerle ateş açılmıştır.Açılan ateş neticesinde Derviş Mehmet, Sütçü Mehmet ve Şamdan Mehmet delik deşik halde yere yığılmışlar, yaralı olan Emrullah oğlu Mehmet ile iki Hasan ise kaçmalarına rağmen bir süre sonra yakalanmışlardır.

Neden Menemen?
Menemen olayı sanıklarından Mehmet Emin’in kendisine yöneltilen bu soruya verdiği cevap “Burada Serbest Cumhuriyet Fırkası taraftarları kazandıkları ve ilgi gördükleri için” olmuştur.Nitekim son seçimlerde SCF. bu belediyede 9000 oy alırken CHF ancak 300 oy alabilmiştir. Yanya göçmeni Saffet Hoca’nın burada tanınan birisi olması ve taraftar bulabilme düşüncesi de etkilidir. Derviş Mehmet’in burayı seçme sebeplerinden birisi de buradaki askeri birliklerin sayısının 180 kişi olduğunun bilinmesi olabilir. Kendilerine burada yandaş bulabilme imkânını da göz önünde tutulacak olursak bu rakam çok yüksek değildir.

18 Ağustos 1930’da kurulan SCF ile demokrasi ortamının daha özgür bir hâl alacağı düşünülmüştü. Ancak, partinin örgütleri arasına sızan, gerekse parti dışında bulunan çıkarcı çevreler ve zümreler kısa zamanda gizlilikten, sinmişlikten sıyrıldılar; laiklik ilkesini kendilerine göre yorumlama ve hatta zorlama gösterilerine giriştiler ve parti, kuruluşundan 3 ay sona kapatıldı. Menemen olayının gerçekleşme ortamı da sözü edilen dönemde din perdesine bürünen çıkarcı çevrelerin beslediği ve koruduğu bir ortamdır. Menemen olayının asıl neden ve ortamı budur.

SCF lideri Fethi Bey, İzmir gezisinde Balıkesir istikametinde ilerlerken Menemen’e uğradığında, Kazım Özalp Paşa’nın ifadesi ile Menemenliler kendisine sevgi gösterilerinde bulunmuşlar ve bir tepsi içine koydukları ekmek ve tuzu göstererek “biz buna da razıyız, açız aç, gel de kurtar bizi” diye haykırmışlardı.Ve SCF son seçimlerde belediye seçimini kazanmıştı.

Olayın perde arkasının henüz net olarak bilinememesi “ Neden Menemen? “ sorusuna net bir cevap vermemizi engellemektedir. Ancak Menemen’in genel siyasi eğilim açısından olayın yaşandığı dönemde SCF’yi desteklemesi ve bu partinin kapatılmasına meşruluk kazandırılması amacı ile olayın burada çıkarıldığının düşünülmesini sağladığı gibi şeriat yanlılarının burada destek bulabilme ümidi ile olayın burada çıkarıldığı günümüzde dahi tartışma konusudur. S.C.F.’nin burada seçimleri kazanması ve bu partinin irticai hareketler sebebi ile kapatılmış olması sahte mehdi ve grubunda bu düşünceyi sağlamış olabilir.
Olay yerine eğitim mermileri ile gelmesi, Kubilay’ın Cumhuriyet düşmanlarına karşı heyecan ve acele ile hareket etmiş genç bir subay olduğunu gösterir.

Kubilay’ın yakın arkadaşı ve Menemen Eski Belediye Başkanı Bedri Onat ise genç subayın acemiliğini destekleyecek şekilde bilgiler sunar ve olayda büyük hatası olduğunu ileri sürer. Onat, Kubilay’ın olayı çıkaranları kollarından tutup başlarını birbirlerine vurduğunu ve silahların bundan sonra patladığını, Kubilay’ın bu davranışı olmasa idi olayın basit bir zabıta olayı olarak kalacağını söyler.

Olay ile ilgili çalışma yaparken Menemen halkı ile yaptığım söyleşilerin çoğunda da Kubilay’ın acemice davranan bir yedek subay olduğu söylemi ile karşılaştım. “Neden Menemen?” sorusuna tam bir cevap verememiş olsak da Menemen Olayı’nda birtakım ihmallerin söz konusu olduğu şüphesizdir.

Duruşma zabıtlarına ara vererek Ankara’da neler olduğuna bakalım ;
Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk orduya başsağlığı mesajı gönderdi ;

Atatürk’ün orduya mesajı…
28 Aralık 1930

23 Aralık 1930 Salı günü meydana gelen olay üzerine Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, 28 Aralık’ta orduya başsağlığı mesajı yayınladı.

İçişleri Bakanı Şükrü Bey (Kaya) ile Ordu Komutanı Fahrettin Paşa (Altay), 27 Aralık’ta, İstanbul’a giderek Dolmabahçe Sarayı’nda Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’e olay hakkında bilgi verdiler. Mustafa Kemal Atatürk, 28 Aralık’ta orduya başsağlığı mesajı yayınladı.

Atatürk mesajında,” Büyük ordunun kahraman genç zabiti ve Cumhuriyetin mefkûreci muallim heyetinin kıymetli uzvu Kublay Bey, temiz kanı ile cumhuriyet hayatiyetini tazelemiş ve kuvvetlendirmiş olacaktır” dedi.

Atatürk, “Mürtecilerin (gericilerin) gösterdiği vahşet karşısında Menemen’deki ahaliden bazılarının alkışla tasvipkar bulunmalarının bütün cumhuriyetçi ve vatanperverler için utanılacak bir hadise” olduğunu belirtti.

***

Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa da aynı tarihte yayımladığı bir tamim ile Atatürk’ün mesajını orduya tebliğ etti.Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün, orduya mesajı şöyle:

28 Aralık 1930
Gazinin Orduya Taziyetnamesi

Menemen’de ahiren vukua gelen irtica teşebbüsü esnasında Zabit Vekili Kublay Beyin vazife ifa ederken duçar olduğu akıbetten Cumhuriyet ordusunu taziyet ederim. Kublay Beyin şehadetinde mürtecilerin gösterdiği vahşet karşısında Menemen’deki ahaliden bazılarının alkışla tavripkâr bulunmaları, bütün cumhuriyetçi ve vatanperverler için utanılacak bir hâdisedir. Vatanı müdafaa için yetiştirilen; dahilî her politika ve ihtilâfın haricinde ve fevkinde muhterem bir vaziyette bulunan Türk zabitinin mürteciler karşısındaki yüksek vazifesi vatandaşlar tarafından yalnız hürmetle karşılandığına şüphe yoktur.

Menemen’de ahaliden bazılarının hataları bütün milleti müteellim etmiştir. İstilânın acılığını tatmış bir muhitte genç ve kahraman Zabit Vekilinin uğradığı tecavüzü milletin bizzat cumhuriyete karşı bir suikast telâkki ettiği ve mütecasirlerle, müşevvikleri, ona göre takip edeceği muhakkaktır. Hepimizin dikkatimiz bu mes’eledeki vazifelerimizin icabatını hassasiyetle ve hakkile yerine getirmeğe matuftur.

Büyük ordunun kahraman genç zabiti ve Cumhuriyetin mefkûreci muallim heyetinin kıymetli uzvu Kublay Bey, temiz kanı ile cumhuriyet hayatiyetini tazelemiş ve kuvvetlendirmiş olacaktır.

Reisicumhur
Gazi Mustafa Kemal

***

Büyük Erkânı Harbiye Reisi Müşir Fevzi Paşa Hazretleri, şu tamimle mektubu orduya tebliğ etmiştir:

(Ayın Tarihi, cilt 20)

“Zabit Vekili Kublay Beyin feci bir surette vuku bulan şehadeti münasebetile Reisicumhur Hazretlerinin ordumuza taziyetnameleri sureti aynen yukarıya dercedilmiştir. Bütün kıtaat ve müessesatta umum zabit ve neferler muvacehesinde merasimi mahsusa ile okunmasını tamimen tebliğ ederim.

Yüksek ordumuz hakkında her vakit ızhar buyurulan ve bu defa da pek âli bir surette tecelli eden bu muhabbet ve hlssiyatı âliyeye karşı ordumuzun lâyezal rabıta ve şükranları Reisicumhur Hazretlerine bizzat arzolunmuştur. Bu kahraman arkadaşımızın şehadetinden dolayı teessürlerimi ifade ederken, bu aziz şehidin ruhunu tebcilen zati taziyetlerimin de bütün ordu arkadaşlarıma iblâğını ayrıca rica ederim.”

***

TBMM’de soru önergesi…
1 Ocak 1931

1 Ocak 1931 tarihinde Denizli Milletvekili Mazhar Müfit (Kansu) ve 43 arkadaşı, olayı, bir sözlü sonu önergesiyle TBMM Genel Kurulu’na getirdi.Soru önergesini Başbakan İsmet İnönü cevaplandırdı. İnönü, bu konuşmasıyla aynı zamanda Bakanlar Kurulu’nun bir gün önce aldığı sıkıyönetim kararının da gerekçelerini açıklamış oldu.

Soru önergesinde “Kahraman bir zabitimizin maruz kaldığı feci akıbet, haydutların bir kaç serseri veya esrarkeşten ibaret olmayıp mürettep ve şümullü ve irtica hareketi olduğu kanaatini vermiştir” denildi.

Denizli Milletvekili Mazhar Müfit (Kansu) ve 43 arkadaşının soru önergeleri şöyle:

(1 Ocak 1931)

REİS – Efendim; bu mesele hakkında bazı arkadaşların bir de sual takriri vardır. Şimdi bu sual takririni de okuyalım. Sual takriri okunduktan sonra Başvekil Paşa Hazretleri suale cevap verirler. Ondan sonra sual sahiplerinden arzu eden arkadaşlar da sözlerini söylerler.

YÜKSEK REİSLİĞE

Menemen’de tahaddüs eden irtica vak’ası Meclisi derin teessürlere garketmiş ve hadisenin doğrudan doğruya cumhuriyete müvecceh bir suikast olduğu anlaşılmakta bulunmuştur. Kahraman bir zabitimizin maruz kaldığı feci akıbet, haydutların bir kaç serseri veya esrarkeşten ibaret olmayıp mürettep ve şümullü ve irtica hareketi olduğu kanaatini vermiştir. Binaenaleyh Meclis büyük bir hassasiyet ve kat’iyetle vazifesini ifaya hazırdır. Evvelâ Hükümetçe hadise hakkında şimdiye kadar yapılan tahkikat safahatile netayicinin neden ibaret olduğu ve ne gibi tedbirler alındığı ve alınacağı hakkında Başvekil Paşanın Mecliste şifahen izahat ve malûmat vermesi için işbu sual takririmiz takdim kılındı efendim.

Denizli – Mazhar Müfit
Konya – Zühtü
Edirne -Zeki Mes’ut
Ordu – Recai
Bayazıt – Şefik
Çorum – İ. Kemal
Bitlis – Muhiddin
Ordu – Hamdi
Balıkesir – M. Emin
Manisa – Kemal
İsparta – Hâkim Riza
Ankara – Sami
Bitlis – Muhittin Nami
Bilecik – S. Asaf İzmir
Enver – Artvin
M.AIi – Van
Hakkı – Denizli
E. Aslan – Konya
A. Hamdi – Elâziz
Hüseyin – Mardin
Yakup Kadri – Konya
Kâzım Hüsnü – Konya
Mustafa – Konya
Tevfik Fikret – Muğla
Nuri Hakkı – Tokat
Mustafa K. Sadreddin – Denizli
Haydar Rüştü – Manisa
Dr. Saim – Aydın
Emin Fikri – Kütahya
İ. Hakkı – Balıkesir
Osman Niyazi – Tokat
Kâzım B. Lûtfi – Ordu
A. Şevket – Afyon Karahisar
Haydar Mahmut Reşit -Afyon Karahisar
M. Kâzım – Zonguldak
Nazif – Diyarbekir
Kâzım – Bayazıt
İhsan – Erzurum
Asım – Gazi Antep

Bölüm 3* Devam edecek
Naci KAPTAN
Güncellendi 22 Aralık 2012

This entry was posted in Arastirma, Dizi Yazilari, EMPERYALİZM, İrtica, MENEMEN OLAYI - KUBİLAY, Tarih. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *