ENKAZ DEVRALMAK CIA Tarihi * Bölüm 4 – (Legacy of Ashes – The History of CIA) * Tim Weiner

ENKAZ DEVRALMAK CIA Tarihi * Bölüm 4
(Legacy of Ashes – The History of CIA) Tim Weiner


Naci Kaptan / Güncellendi 30 Mayıs 2021

İlk Bölümler
BÖLÜM 1   http://nacikaptan.com/?p=1242
BÖLÜM 2   http://nacikaptan.com/?p=1261
BÖLÜM 3   http://nacikaptan.com/?p=1284
President Truman and General MacArthur
Truman ile MacArthur arasında 11 Ekim 1950 tarihinde Pasifik’teki Wake adasında yapılan toplantıya dönülecek olursa, CIA, görüşme gününe kadar Çin’in herhangi bir saldırı ihtimali olmadığına dair ısrarla yanıltıcı bilgiler verdi durdu. Ancak Çinliler, 1 Kasımda 300.000 kişilik bir orduyla öyle sert bir saldırıda bulundu ki,Amerikalıların tümü nerdeyse denize dökülüyordu. CIA, önceki yılın tüm siyasi gelişmelerini yanlış okumuştu;
Sovyetlerin atom bombası, Kore savaşı, Çin istilası… İşi Amerika’yı sürprizlerden korumak olan teşkilât fena faka basmıştı. Truman acil durum ilân etti ve General Eisenhower’ı yeniden aktif göreve davet etti. Olayların şaşkınlığındaki Bedell Smith ise CIA’yı profesyonel bir istihbarat servisine dönüştürme mücadelesine girişti.
Başkan Truman’a ve Ulusal Güvenlik Ajansına şu soruyu yöneltti: “CIA gerçekten Doğu Avrupa’da, Çin’de,Rusya’da silahlı darbe hareketlerini desteklemekle mi görevlidir?”. Pentagon ve Dışişlerinden şu cevabı aldı:
“Evet, bütün bunlar ve daha fazlası!”
General Bedell Smith
Bedell Smith bütün bunların nasıl gerçekleşeceğinin merakı içindeyken Gizli Operasyonlar sorumlusu Wisner,her ay yüzlerce üniversite öğrencisini işe alıyor, bunları birkaç haftalık üstün körü bir eğitimden geçirdikten sonra deniz aşırı ülkelere gönderiyordu. Bu genç insanlar, daha kendileri doğru dürüst bir askerî ve siyasi deneyimden yoksun iken, Pasifik’teki adı sanı duyulmamış adalarda, Kore’de, Çin’de, dilini kültürünü bilmedikleri insanları örgütleyip komünistlerin üzerine salmakla görevlendiriliyorlardı. Kendilerini neyin beklediğinden bîhaber olan bu gençler, karadan, denizden ve havadan düşman saflarının gerilerine gizlice geçiriliyor ve yüzlercesi, binlercesi hayalî direniş gruplarına katılacağım diye yitip yok oluyordu.
Bir Ulusal Güvenlik Ajansı yetkilisi yapılanları, sorumsuzluk örneği “intihar eylemleri” olarak nitelemişti.Bu anlamsız operasyonlar için milyonlarca dolar boş yere harcanıyor, olup bitenler ise üst yönetime birer başarı öyküsü olarak yansıtılıyordu. Kore savaşının bitiminden çok sonraları ortaya çıkan raporlarda bizzat CIA, bu zavallı ajanlar tarafından edinilip Pentagon ve Beyaz Saray’a sunulan istihbaratın aslında Kuzey Kore ve Çinli ajanların yanlış yönlendirmeleriyle düzenlenmiş uydurma bilgiler olduğunu kabul etti. Ne yapıldı ise bir türlü Kuzey Kore’ye nüfuz edilememiş olunması, CIA tarihindeki en uzun süreli istihbarat başarısızlığı olma şampiyonluğunu hala sürdürmektedir.

Teşkilât, Kore Savaşı sürerken 1951 yılında ikinci bir cephe açtı. Mao’nun savaşa girmesiyle panikleyen CIA Çin masası yetkilileri, her nasılsa kendilerini, Kızıl Çin içlerinde 1 milyon gerilladan oluşan rejim karşıtı bir güç olduğuna inandırmışlardı. Bu güçle buluşup Mao’ya karşı bir direniş başlatmak için ana kara içlerine 200.000 gerillayı donatacak yeterlilikte silah ve yüzlerce ajan indirildi. Ne var ki tüm arayışlara rağmen, varlığından bahsedilen direniş güçleri bir türlü bulunamadı.

general Li Mi
CIA’nın Kuzey Kore tiyatrosunun son sahnesi Burma’da oynandı. Trajik olduğu kadar komik bir öyküdür. 1951 yılı başlarında Çin komünist ordusu, General MacArthur’un güçlerini güneye doğru kovalıyordu. Pentagon,ulusalcı Çin birliklerine ikinci bir cephe açtırabilirse Amerikan ordusu üzerindeki baskıyı hafifletebileceğinidüşündü. Bu maksatla, Kuzey Burma’da, Çin sınırına yakın bir bölgede mahsur kalmış olan ulusalcı general Li Mi ile işbirliğine girişti. General, Amerikalılardan silah ve altın istedi. İstekleri karşılanan Li Mi birlikleriyle kuzeyden Çin’e girdi ama Mao güçlerince perişan edildi. Çünkü Bangkok’taki telsizci Çinli bir komünist ajandı ve olacakları karşı taraf haber vermişti. Li Mi ve adamları önce geri çekildi sonra yeniden toparlanmaya başladı.
Wisner onlara daha çok silah ve para gönderdi ama yandaş direnişçiler savaşmıyordu nedense. Çok sonraları, Golden Triangle (Altın Üçgen) diye anılan dağlık bölgeye gizlendikleri, buradaki yerel kadınlarla aile kurup çoluğa çocuğa karıştıkları ve haşhaş ekim işine giriştikleri anlaşıldı. Yirmi yıl sonra CIA, Burma’da yeni bir savaşa girmek zorunda kalacaktı. Bu seferki düşman, Burma’yı dev bir eroin laboratuvarı haline getirmiş olan uluslararası uyuşturucu baronu Li Mi idi!
Teşkilâtın tüm Kore operasyonları fiyasko ile sonuçlandı. CIA’nın ikinci adamı Dulles ise batı uygarlığı için gerçek savaş alanının Avrupa olduğuna inanıyordu. Onun görüşüne göre Asya, gösterinin alt unsurlarından biriydi. Uzak Doğuda kaybedilen binlerce Amerikalı ve Amerikan yandaşı yerel insanın hayatı için ise şunları söyledi: “Bütün birliklerinizi tam anlamıyla hazır hale getirip, savaşı yüzde yüz kazanacağınızdan emin olacağınız zamana kadar bekleyemezsiniz. Bir yerden başlamak ve ilerlemek zorundasınız… Bu arada birkaç şehidiniz olacak, bazı insanlar ölecek tabii…”
7. “Yanılsamalarla Dolu Alabildiğine Geniş Bir Alan ”
Dulles, komünizmin ancak gizli operasyonlarla çökertilebileceği inancındaydı. Eğer Rusya eski sınırlarına geriletilecekse, ona göre hücum, Doğu Avrupa’dan başlatılmalıydı. Yakında ABD’nin Moskova Büyükelçiliğine atanacak olan Chip Bohlen, Dulles’e şöyle dedi; “ Siyasi savaş mı açıyoruz? Bunu zaten 1946’dan beri sürdürüyoruz ve ne kadar başarılı olduğumuz tartışmalı. Söz konusu olan yeni bir hücum başlatmaksa,önümüzde yanılsamalarla dolu alabildiğine geniş bir alan görüyorum.”
Korean-War-era anti-American poster
Kore savaşı bütün hızıyla sürerken Genel Kurmay CIA’ya, Sovyetler Birliğini hedef alan geniş bir gizli operasyon başlatması talimatını verdi. O dönemde Marshall Plânı, Amerika’nın müttefiklerine silâh sağlama anlaşması haline dönüşmekteydi. CIA, bu eğilimi tüm Avrupa’yı, Sovyetlerle girişilebilecek bir savaşa karşı silahlandırma fırsatı olarak gördü. İskandinavya’nın ormanlarına, Fransa’ya, İtalya’ya, Yunanistan’a uçaklardan sandıklar dolusu silâh indirildi, göllere külçe altın atılıp gizlendi. Ukrayna’nın bataklıklarına, Baltık ülkelerine, paraşütle ajanlar ve milis güçleri indirildi. Sovyet imparatorluğunda casusluk yaparak bilgi toplama görevi giderek, rejimi yıkma amaçlı bir savaş biçimine bürünmekteydi.

Bedell Smith, Wisner’in bir haltlar karıştırdığından emindi. Güvendiği adamlardan biri olan General Trusscott’u Almanya’daki CIA çalışmalarını gözlemlemek ve şüpheli gördüğü her eylemi askıya aldırtmakla görevlendirdi.
Teftiş sırasında, saatli bomba gibi patlamak üzere olan bir çok şüpheli programla karşılaşıldı. Bunlardan biri,“Denizaşırı Ülkelerde Sorgulama Programı” adı verilen bir uygulamaydı. CIA, iki taraflı casusluk yaptığından şüphelendiği ajanları sorgulamak amacıyla gizli hapishaneler oluşturmaktaydı. Almanya ve Japonya’nın yanı sıra Panama’da faaliyete geçirilen hapishane bunların en büyüğü idi. Panama Kanalı yakınlarındaki bir ABD deniz üssünde bulunan bu hapishanenin tutukluları üzerinde, işkenceyi andıran teknikler ve beyin yıkama çalışmalarıyla sorgulama yapılıyor, ayrıca ilâç verilmesi suretiyle, insan aklını kontrol altına alma deneyleri yapılıyordu.
Project Arthichoke (E
(Enginar Projesi) adıyla anılan bu proje, 1948 yılında, CIA’nın Almanya’da çift taraflı çalışan ajanlarca aldatıldığını anlaması üzerine uygulanmaya başlamıştı. İnsanlar ilk kez kobay olarak kullanılıyordu.
http://www.popscreen.com/v/6eaT9/CIA-Mind-Control-Theories-What-is-Project-Artichoke
http://www.podcast.tv/video-episodes/project-artichoke-part-i-the-manchurian-candidate-15349558.html
Amerikan istihbarat subayları, yabancı ajanların ‘vücutlarına ve beyinlerine hükmedilmedikçe’onlara güvenilemeyeceği şeklinde bir şartlandırma ile yetiştirilmişlerdi. Bu anlayış doğrultusunda, beynin kontrol altına alınabilmesi için eroin, amfetamin ve uyku ilâçlarının yanı sıra yeni ilâçlar üzerinde de araştırmalar yapılıyordu. Bunlardan biri LSD idi.
Projenin ana hedeflerinden biri, sorgulama altında olan kişiyi, yalanlarını devam ettiremeyecek hale getirme özelliği olan bir ilâç keşfetmekti. LSD, bunun için geliştirilmişti. İlâçlar yüzünden hayatını Sovyetlerin mağlup edilmesi uğruna, harcanmasında mahsur olmayan mahkûmlar gözüyle bakıldı. Teşkilâtın dosyaları incelendiğinde, CIA bilim adamları ve doktorlarının, projenin gelişmelerini tartışmak maksadıyla 1956 yılına kadar düzenli biçimde toplantı yaptıkları ve bunu takip eden yıllarda da “özel sorgulama teknikleri”nin uygulandığı anlaşılıyor. Üst düzey CIA bürokratları, kamuya sızmaması için bu programla ilgili bir çok belgeyi imha etmiştir. Örnek gösteriyor ki, CIA, demir perdenin ardına nüfuz etme gayreti içinde, düşmanının taktiklerini benimser olmuştu.

General Trusscott’un sona erdirdiği projelerden biri de Young Germans (Genç Almanlar) ismini taşıyordu.Projenin liderlerinden çoğu, artık yaşlanmaya başlamış olan Hitler gençliği idi ve sayıları 1952 yılında 20.000’i buluyordu. Young Germans örgütünün görevi, CIA tarafından temin edilen silâhları, radyo telsizleri, kameraları ve paraları, ülkenin her tarafında güvendikleri noktalara, olası bir savaş halinde kullanmak üzere gömmekti.
Örgütün, vakti geldiğinde öldürülecekler listesinde, ülkenin önde gelen demokrat siyasetçileri bile vardı. Sırları bir gün açığa çıktı, olay büyük bir skandala dönüştü.Fiyaskoyla sonuçlanan bir başka CIA düzenlemesi “Free Jurists’ Committee” adlı genç avukatlar ve adalet çalışanlarından oluşan bir yeraltı grubunun yaptığı çalışmalardı. Bunların amacı, komünist rejimin Doğu Berlin’de işlediği suçlarla ilgili dosyalar hazırlayıp bunları dünya kamuoyuna açıklamak ve bu yolla Rusları zor duruma düşürmekti. CIA yönetimi, istihbarat toplamaya yönelik bu oluşumu, paramiliter bir güce dönüştürme kararı aldı. Kalem tutmaya alışık örgüt üyeleri, yeni görevlerinde başarılı olamadılar, isimleri açığa çıktı ve hepsi Ruslar tarafından tutuklandı.
Polonya’da olduğuna inanılan bir direniş örgütüne yardım etmek maksadıyla bu ülkeye gizlice paraşütle indirilen ajanlar, bunlarla birlikte gönderilen altın, silâh ve cephanenin durumu da bir başka başarısızlık öyküsüdür. Sovyetler, adı geçen bu örgütü daha 1947’de yok etmişti ama CIA, Rusların tertiplediği senaryoya inanarak, örgütün güçlü bir biçimde varlığını sürdürdüğü yanılsaması içindeydi. İndirilen onca ajan KGB tarafından tutuklandı veya öldürüldü. Silâhlar, paralar ve altınlar da Rusların eline geçti, üstelik de bir kısmı İtalyan Komünist Partisine seçim yardımı olarak gönderildi.
Doğu Avrupa’da bir kısım operasyonları yürüten F. Lindsay, patronları Dulles ve Wisner’e, CIA’nın Ruslar aleyhine gizli eylemler düzenleme stratejisinden vaz geçip, bilimsel ve teknik casusluk uygulamaları yapması gerektiğini söyleyerek istifa etti. Hayal ürünü direniş örgütlerine paramiliter destek veriyorum diye Don Kişot’luk yaparak Rusları Avrupa’dan püskürtmek mümkün olamayacaktı.
İleride CIA’nın Başkan Yardımcılığını yapacak olan McMohan adlı bir yetkili de konuyla ilgili raporunu, “Sovyetler Birliği’nin iç yüzüne ilişkin bilgimizin derecesi sıfırdır!” sözleriyle noktalamıştı.

Bu sıralarda CIA, 15.000 çalışanı, yıllık yarım milyar dolarlık gizli harcamalar fonu ve elliyi aşan ülkede çalışma merkezi bulunan dünya çapında bir güçtü. Bedell Smith, neredeyse bireysel iradesi sayesinde bu gücü, gelecek elli yıl boyunca kendi arzu ettiği biçimde işleyecek bir organizasyon haline getirdi ve Beyaz Saray nezdinde bir miktar saygınlık kazandırdı ama asla profesyonel bir istihbarat örgütü haline getiremedi. Bu olumsuzluğu, işiyapacak yetenekte insan bulunamamasına bağlıyordu. Son zamanlarında teşkilâtının yöneticilerini toplayarak,geniş bir alanda düşük performansla faaliyet gösterilmesi yerine, kısıtlı sayıda operasyon yapılmasını ama bunların ‘iyi’ yapılmasının istedi. Nasıl sonuç vereceği belirsiz nitelikteki operasyonların sonlandırılıp dağıtılmasının, aylar sürecek zorlu bir iş olduğunu söyleyen yardımcıları yüzünden bu arzusunu gerçekleştiremedi.
Dwight D. Eisenhower’ın seçimleri kazanmasında, Sovyet peyk devletlerinin özgürleştirilmesinin bir ulusal güvenlik meselesi olduğunu savunan politikalar önemli rol oynadı. Bunu gerçekleştirecek olan hür dünya ülkeleriydi. Konuyla ilgili konuşma metinlerinin çoğunu, Bedell Smith’in bir türlü otoritesini kabul ettiremediği yardımcısı Allen Dulles’in ağabeyi, John Foster Dulles yazmıştı. JF Dulles, Eisenhower’ın en yakın dış politika danışmanıydı. Zafer plânları, CIA’nın başına yeni bir direktör getirilmesini içeriyordu. Bu kişi, Bedell Smith’in itirazlarına rağmen Allen Dulles olarak belirlendi.
Naci Kaptan 30 Mayıs 2021 / Devam edecek
This entry was posted in ABD - AB - EMPERYALIZM, Dizi Yazilari, İSTİHBARAT KURUMLARI. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *