ABD – PYD/PKK İŞBİRLİĞİ *** Amerika’dan silah desteği sürüyor…* İşte ABD’nin PYD/PKK’ya verdiği silahların listesi

NECDET BULUZ

Amerika’dan silah desteği sürüyor…

Amerika’nın Suriye’deki PKK/ PYD’lilere silah desteğinin hızla sürmesi, endişeleri de artırıyor. Bu silahların günün birinde Türkiye’yi hedef alacağı kuşkusu, aynı zamanda Amerika’nın dost mu, yoksa düşman mı olduğunun da sorgulanmasına neden oluyor.

Biz, buna yanıtı kısa verelim:
Amerika, Türkiye’ye dost değil. Bugüne kadar dost ve müttefik olarak gördüğümüz Amerika, şimdi Türkiye’ye karşı düşmanlık yapıyor. Teröristlerle işbirliğine girerek, bu çapulcuları bize karşı kullanmaya hazırlanıyor.Son olarak TIR’lar dolusu yeni cip ve mayınlara dayanıklı zırhlı tankları da PKK/ PYD’ ye ulaştırdılar. Terörist gruplar kendilerine verilen bu yeni araçlarla bulundukları bölgede gövde gösterisi yapmaktan bile kaçınmadı.

Bir yandan teröristlerle bizi kuşatmaya çalışan Amerika, öte yandan ekonomik alanda da bizi hedef alamaz hale getirmenin hesaplarını yapıyor. Zarrap ve FETÖ terör örgütü lideri Gülen’i de elinde tutarak bu baskısını artırıyor.Bütün bu gelişmeler, hiç kuşkusuz Türkiye ile Amerika’nın her alanda sıkıntı yaşamasına ve bundan sonra da yaşayabileceğini gösteriyor. Sanıyoruz, bu saatten sonra ilişkilerin eskiye dönmesi kolay olmayacak. Olsa bile Amerika’nın bugün sergilediklerini unutmak mümkün mü?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son günlerde iyice gerilen ikili ilişkilerde Amerika’nın PKK/PYD gibi sicilli terörist gruplara halen silah desteği verdiğini ve bunun dostluk ve müttefikliğe sığmayacağını söyledi. Haklı olarak da Türkiye’nin bekasını korumak için hiçbir şeyden kaçınmayacağını duyurdu:

“DEAŞ’ın ortaya çıkış ve kayboluş süreci baştan sona muammalarla dolu. Peki hala neden silah yüklü TIR’lar Kuzey Suriye’ye veya Suriye’ye gidiyor? Bunları izah etmeleri lazım. Dert başka neyin ne olduğunu biliyoruz. Kimse Türkiye’nin kendi bekasını ilgilendiren bu sorunlar karşısında eli kolu bağlı beklemesini beklemesin. 3 bine yakın DEAŞ’lının etkisiz hale getirilmesi sıradan bir olay değil. DEAŞ bölgeden silinmiştir. Pek çok yerde bir terör örgütü gitmiş yerine başkası gelmiştir. Eli kanlı Esed rejimi hala duruyor. Suriyeli muhalifler neredeyse terörist durumuna düşmüştür. Bu coğrafyada bunca kan neden döküldü, bunca yıkım niye yaşanmıştır, akan kan kimin kanı? Bunun üzerinde durmayacak mıyız? Bizim derdimi bu, mesele terör değil.”

İdlib’deki Türk Birliğine karşı geçenlerde PKK/PYD’liler tarafından bir hain saldırı düzenlenmişti. Bu, terör örgütlerinin Türkiye’ye karşı bir hazırlık içinde olduğunu da gösteriyor. Tahrik edici ve kışkırtıcı olarak değerlendirdiğimiz bu saldırının Türkiye’nin Afrin’e operasyon hazırlığı dönemine denk gelmesi de düşündürücüdür.Ortadoğu uzmanları, Amerika’nın PKK/ PYD’yi silahlandırmasını iki aşamalı bir plan olarak değerlendiriyor.

Birinci aşamada, bu örgütler Amerika’nın bölgedeki kara birlikleri olarak görev yapacak, bölgedeki Amerikan çıkarlarının korunmasında rol alacaklar.İkinci aşamada ise, bu örgütler Türkiye’ye tehdit niteliğinde bulunacak. Gerektiğinde Türkiye’ye karşı da kullanılacak.

Ancak, Amerika’nın şimdiki hedefinin İran olduğu biliniyor. PKK/ PYD örgütlerinin İran’a karşı kullanılmasının da gündemde olabileceği ifade ediliyor.

Amerika bölgede karanlık oyunlar içinde bulunuyor. Ortadoğu coğrafyasının daha da karışması ve daha çok kan akması için bir dizi çalışma yapılıyor. Bu çalışmaların içinde İsrail ve Suudi Arabistan’ın varlığını da görmemiz gerekiyor.

Sorun Amerika ile de sınırlı sayılmaz.Suriye’de IŞİD’e karşı oluşturulan ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya gibi ülkelerin de terörist gruplara destek verdiği biliniyor. Adı geçen ülkelerden de bu gruplara silah yardımın halen sürmekte olduğunu görmekteyiz.

Dikkat edilecek olursa AB ülkeleri de Amerika’nın izinden gidiyor. Türkiye’ye karşı elbirliği ile düşmanlık yapılıyor.Konu ile ilgili yapılan değerlendirmeye de göz atalım:

“Ortadoğu’da harita değişimine 1991 yılında Irak’ın işgaliyle başlayan ABD-NATO ittifakı, başta PKK olmak üzere farklı terör gruplarını doğrudan ya da dolaylı olarak destekledi. Suriye’de 2011 yılında başlayan ayaklanma sonrası küresel çetenin terör odakları ile çalışma metodu farklı bir boyut kazandı. DEAŞ, PKK, DHKP-C başta olmak üzere birçok terör örgütüne Türkiye’nin ‘müttefiklerince’ silah, cephane, lojistik ve militan desteği verildi. Irak ve Suriye’de ‘gönüllü’ maskesi altında terör örgütü adına savaşan Batılı teröristlerin önemli bir kısmının Afganistan ve Irak’ta ‘NATO görevi’ kapsamında savaşmış isimlerden oluşması da dikkat çekiyor.

PKK/PYD saflarında halen 5 binden fazla ABD-Avrupalı terörist bulunuyor. PKK, NATO üyesi ülkelerden gelen bu teröristler için ‘International Taburu’ bile kurdu. Karargâhı Ayn el-Arab’ta bulunan lejyoner PKK taburuna kayıtlı teröristlerin çoğu Afganistan, Irak ve Libya’da NATO adına görev almış isimler. ABD-Avrupa ülkeleri doğumlu iyi eğitilmiş askerlerin görev aldığı PKK/PYD, DEAŞ bahanesiyle girdiği topraklarda etnik temizlik yürütüyor. ” *1*

necdetbuluz@gmail.com
www.facebook.com/necdet.buluz

Yeni Şafak
Haber Merkezi
02 Haziran 2017

İşte ABD’nin PYD/PKK’ya verdiği silahların listesi

ABD ordusunun Suriye’de PKK/YPG’li teröristleri gelişmiş silahlar ile donattığı süreç skandalların gölgesinde devam ediyor. Terör örgütüne yapılan son silah yardımları, ABD Savunma Bakanlığı’nın bütçe taslağına girdi.

Gece görüş gözlükleri, makineli tüfekler, gelişmiş optik teçhizatlar, ABD’den PKK’lı teröristlere verilen malzemelerden yalnızca bazıları.Gece görüş gözlükleri, makineli tüfekler, gelişmiş optik teçhizatlar.

Pentagon, Suriye’de terör örgütü PKK’yı ABD özel kuvvetlerinin kullandığı son teknoloji gelişmiş mühimmat ve silahlar ile donatmaya devam ediyor. Bu kapsamda yaşanan skandal gelişmeler, ABD’nin Suriye’de terör örgütü YPG’ye verdiği silahların detaylı listesi Savunma Bakanlığı’nın bütçe taslağına girdi.

ABD, geçtiğimiz günlerde bölgeye yüklü silah sevkiyatı yapmıştı.Suriye’ye yapılan silah sevkiyatıyla ilgili detaylar, Savunma Bakanlığı’nın 2018 bütçe taslağında da yer aldı.

Taslakta, Suriye’ye gönderilecek silahlar ilk kez bu kadar detaylı bir şekilde açıklandı. Habertürk’teki bilgilere göre; Silahların içerisinde birçok anti tank füzesi, yüksek teknolojili silahlar ve binlerce roketatar bulunuyor.

ABD’nin Suriye’ye gönderdiği silahlar şu şekilde:
6 bin adet PKM (BİKİSİ)
3500 adet DShK (DOÇKA)
3000 adet RPG-7
1000 adet AT4 ve SPG9
80 adet 60mm havan
80 adet 82mm havan
75 adet 120mm havan
150 adet AN/PVS gece görüş gözlüğü
150 adet AN/PEQ 2

İNFOGRAFİK: Suriye’de PKK terör örgütüne ABD’nin askeri desteği artmaya devam ediyor. (İnfografik: Tunç Çevik)

Taslakta ‘partner’ vurgusu

Taslakta, Suriye’de ve Irak’ta DEAŞ’a karşı yürütülen mücadele vurgulanırken, bunun için ABD’nin yerel partnerlerini güçlendireceği belirtildi.*2*

Amerika’dan silah desteği sürüyor…

*2* http://www.yenisafak.com/dunya/iste-abdnin-pydpkkya-verdigi-silahlarin-listesi-2692920
Posted in ABD - AB - EMPERYALIZM, Bölücü KÜRTÇÜLÜK, ORTADOĞU ÜLKELERİ, PKK TERÖRÜ | Leave a comment

DERİNLEŞEN BÜYÜK KARMAŞADA TÜRKİYE’nin DURUMU * Yetmez ama evet için güzel final.. Maalesef * Durumun vahametinin farkında değilsiniz. Türkiye’yi ekonomik olarak çökertecek bütün politikalar son 15 senede uygulandı. Şu an çok yüklü borçtan başka elde ne fabrika, ne şirket, ne üretim kaldı .

Yetmez ama evet için güzel final.. Maalesef

MÜTHİŞ BİR YAZI, YAZARI PAYLAŞIMA KAPALI
YAYINLADIĞI İÇİN İSİMSİZ OLARAK PAYLAŞIYORUM:

”ZENGİNLER, FAKİRLERE
TANRI’DAN BAŞKA BİR ŞEY BIRAKMADILAR”

Nietzsche’ye saygıyla ..

Face’deki artık son ciddi yazılarımdan biri, sıkıldım, anlatmayı beceremediğim için sıkıldım !!! ( bundan sonrası için 5-6 yazı daha koyacağım.)

Hülooggg Reza itirafçı oluyor, acaba konuşacak mı gibi derin analizler yapan arkadaşlar, bunları takip eden kitlenin belki de kütle demem lazım, büyüklüğü artık çok yorucu gelmeye başladı.Son bir seneyi aşkın süredir yazdım, Reza Zarrap, Türkiye ve İran’dan gelecek can güvenliğine yönelik tehditler sebebiyle ’TÜRKİYE’de ’’ Amerika’ya teslim ve itirafçı oldu. Ötesi senaryosal idi !!!!

Bu bir dünya geneli projeydi, parayı yönetenlerin dünyada 10.000 $ lık para hareketini bile takip edebildiği günümüzde, ancak oldukça eğitimsiz olanların kafayı kuma gömerek saklanacaklarını düşündüğü ve sonuçlarını hesaplayamadığı bir proje.Sistemin bu güne kadar göz ardı etmesi hatta teşvik etmesi, ve belli bir zamanlamada ortaya çıkarmak üzere her şeyi kayıt altına alması..

‘’Zarrap davasıyla’’ sadece Türkiye ve İran değil, Katar, Suudi Arabistan, Rusya, Avrupa, ABD dahil tüm dünyayı ‘’kara para/ terör finansmanı’’ gerekçesiyle yapılacak düzenlemelerle ekonomik olarak etkileyecek bir sürece girilmekte.

Ne tesadüftür ki, 120 dünya liderinin de Paradise Papers’da off shore hesaplarının döküldüğü süreç .

Atatürkçü oldu diyenlere..

Durumun vahametinin farkında değilsiniz. Türkiye’yi ekonomik olarak çökertecek bütün politikalar son 15 senede uygulandı. Şu an çok yüklü borçtan başka elde ne fabrika, ne şirket, ne üretim kaldı .Son 3-4 senedir net hata noksan kaleminden ( kaynağı belirsiz, nereden geldiği belli olmayan) parayla dönen ekonomi eşiği geçildi. (Zarrap davası sonunda dilerim bu para kaynağını da öğrenmeniz zor olmaz.)

Tarihsel bakarsak ;

22 mart 2016 Reza Zarrap ABD-Miami’de tutuklandı.
6 Mayıs 2016 Muktedir tarihinde ilk ‘Batı karşıtı’ konuşmasını yaptı.
10 Kasım 2017 Muktedir Atatürkçü oldu.

Değişimin ardına bakarsak ;

Zarrap davasıyla Türkiye’deki 6 Banka topun ağzında, Halkbank Gn. Md. Yrd. Hakan Atilla tutuklu…

İlk sinyalini Türkiye – İran – BAE arasındaki altın ticaretinin/ kara para trafiğinin yoğun olduğu 2014’de aldığımız, Ziraat Bankası’ New York Şb. sinin Amerikan Hazine Bakanlığı müfettişleri tarafından denetime alındığını hatırlayın. Aynı senenin yazında İran yaptırımlarını deldiği için (aynı gerekçeden hareketle !!! ) dünyaca ünlü 2 büyük bankaya cezalar kesildi.

BNP Paripas 8.9 milyar dolar, Credit Suisse 2.6 milyar dolar !!!!!!!!!
Şimdi bu dava sonucunda 6 Bankaya kesilmesi muhtemel ceza 24 milyar $.

Tahminim, bu borca ( gelmesi muhtemel demiyorum, % 100 gelecek olan bu borca ) ve günü gelen dış borç ödemelerimize karşılık, BB’nın açıklamasıyla, ‘’Darbe girişimin ardından ekonomide yaşanabilecek sıkıntıları minimuma indirmek için ‘’kurulan, Osmanlı’daki Düyun-u Umumiye türevi, Türkiye’nin dev kurumlarında Hazine’ye ait olan tüm hisselerin devredildiği Türkiye Varlık Fonu, o bildiğiniz Varlık Fonu kuruldu.

Türkiye’nin döviz rezervinin Nordea Bank’da, altın rezervinin ise borca karşılık rehin olmak üzere ( yıl 2015, Bizzat Mehmet Şimşek’in ağzından) Bank of England’da olduğunu daha öncede yazmıştım. Şekli uygulama şöyledir. Türkiye’nin ‘’REHİN’’ verdiği altın miktarının rakamsal değeri belirlenip verilen krediler ve faizler bu bedelden düşülmek üzere, Türkiye’ye borç verilir. Acaba ne kaldı geriye ki, altın toplama kampanyaları bu denli hızlandı ?

2017’nin ilk 9 ayında cari açık, geçen senenin aynı dönemine göre, % 27 artarak 31,1 milyar $’a, son 12 ayda gerçekleşen cari açık ise, önceki aya göre, 3 milyar $ artarak 39,3 milyar $’a çıktı.

Öte yandan özel sektörün 2017 Eylül sonunda uzun vadeli borcu 214,4 milyar $, kısa vadeli borcu 17 milyar $ oldu. Buna (2018) Zarrap davasından gelecek para cezasını da eklerseniz, ekonomi bilmenize gerek olmadan basit toplama çıkarma işlemiyle sonucu görürsünüz.

Merkez Bankası’nda şu an bulunan rezervlerin büyük kısmı, özel şirketler ya da kişilerden tahvil senedi ve kredi karşılığı alınan paralardan oluşmaktadır yani bu para Hazinenin kendi parası değildir. Yeterli rezerv olmazsa, günü geldiğinde tahvillerin ödemesi yapılamayacaktır… O yüzden daha önce okuyanların bildiği gibi banka mevduat ve döviz tevdiat hesaplarınıza dikkat dedim. Devlet tahvili karşılığı paralarınıza ihtiyaçları olacaktır, onlar da bitince devlet tahvillerini iyimser bir fikirle soba yakmakta kullanabilirsiniz.

Memur ve emekli maaşlarının 2018 içinde ödenemeyeceği vurgusunu bir kez daha yaparak, işin siyasi boyutuna gelirsek, terör finansmanı ve teröre destek veren ülke kapsamına alındıktan sonrasında gelecek yaptırımlara karşı, Atatürk masallarıyla konu süslenerek Zarrap davası “Milli bir mesele” havasında millete sunulmaya başlanacak.

Ambargolar sebebiyle kapanacak kapılar bilindiğinden, öncesinde ‘’milli ekonomi’’ vurgusu yapılarak ithalat/ ihracat sisteminde değişikliklere gidilecek. (büyük ihtimal 80 öncesi) Tüm medyadaki algı ajanlarıyla da “Türkiye köşeye sıkıştırılmak isteniyor” mesajı beyinlere kazınacak, en Atatürk’çü, en milliyetçi onlar olacak !!!

Yaşasın Değişim !!!!!!!!!!!

80’lerde en azından tarımsal olarak kendine kendi yeten bir ülkeyken, günümüzde tohumdan etine kadar ithal eden ülke .. Tek ağacın, tek tohumun kıymetini görecek ve yaşayacak bu halk.. ..

Lütfen para etmiyor diye kayısı, fındık ağaçlarını, rant beklentisiyle zeytin ağaçlarını kesenleri, buğday beklentimi karşılamadı deyip ekimden dikimden vazgeçenleri uyarınız !!!!!!!

2018 sonlarına doğru gerçekler tüm çıplaklığıyla dökülecek !!

Eğitimi, sağlığı, sanayisi, tarımı, hayvancılığı, suyu, toprağı ve Cumhuriyet tarihinin tüm kazanımlarıyla bilinçli olarak tüketilmiş bir ülkede, Kurtuluş savaşı zamanlarını mumla arayacağınız ölçüde( 2019 itibariyle) çok zor günler kapıda. (Önceki paylaşımlarımda Nato’dan atılma sürecini, dış müdahaleleri anlatmıştım, Şubat/ Mart 2018 ve Mayıs 2019 da yaşanması olası 2 vakayı es geçerek) Belki çok önceden yazdığım için izi kalmıyor ancak görene o kadar basit, her adımı belli olan bir proje.

Mümkünse olayların arka planlarını düşünün.Görebildiğiniz, düşünebildiğiniz ölçüde kurtuluş şansımız var hepimizin.Her gelen sene bir öncekini aratacak.

O yüzden mutlu olun, yaşadığınız her günün kıymetini bilin

Posted in Ekonomi, EMPERYALİZM, YOLSUZLUKLAR | Leave a comment

Hayvanların dünyasından * KAHRAMAN KÖPEK

http://www.woodsmall.com/wolf- and-the-smarter-dog.mp4
Posted in HAYATIN İÇİNDEN | Leave a comment

HAYATIN İÇİNDEN GÖRÜNTÜLER

İsviçreli fotoğraf ustası Alessandra Meniconzi, ‘Dünyanın sonu’ adlı çalışmayla Seyahat kategorisinin galibi oldu. Ailesine yakacak odun toplamada yardım eden kız çocuğunun fotoğrafı Rusya’nın Yamal bölgesinde çekildi.

Posted in FOTOĞRAFLAR, HAYATIN İÇİNDEN | Leave a comment

KÜRESEL POLİTİKALAR * Türkiye’nin ayrılışı NATO için sonun başlangıcı’

SPUTNİK / 21.11.2017

Türkiye’nin ayrılışı NATO için sonun başlangıcı’

Norveç’te Türkiye’yi hedef alan skandalı Sputnik’e değerlendiren Vatan Partili Yunus Soner “NATO’dan kopuş süreci başlayan Türkiye, Avrasya’ya yönelen Avrupa’nın öncüsü rolünde” derken; 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Başkanı Dilek “Türkiye, NATO’dan ayrılma noktasına gelmeden de ABD’ye ders verebilir” diye görüş bildirdi.

‘Türkiye, Fransa ve İtalya’nın attığı imza NATO’daki çatlakları gösteriyor’

NATO’nun Norveç’te gerçekleştirdiği bir tatbikatta, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın düşman hedefler olarak seçildiği skandal, NATO’dan hızla uzaklaşmakta olan Türkiye’nin, pakttan kopuşunu bir kez daha gündeme getirdi. Türkiye’nin tatbikattaki 40 askerinin tümünü derhal çekmiş olması ve NATO’nun skandala yol açan teknisyeni kovması; bir süredir NATO’yla bağları hızla incelen Türkiye’nin pakta yönelik tepkisini dindirmedi. Ankara’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da belirttiği üzere “şahıs veya parti değil Türkiye meselesi” olarak gördüğü bu skandal, ülke açısından ‘güvenlik değil baskı paktı’ haline gelen NATO’dan kopuş sürecinin temelini atabilir. Süreci ve olası senaryoları Sputnik’e değerlendiren politikacı ve uzmanlar, günlerdir sıkça sorulan “Türkiye NATO’dan çıkabilir mi?” sorusunun ötesinde “Türkiye, hangi durumda NATO’dan çıkar/çıkmalı?” ve “Türkiye’nin NATO’dan kopuş süreci nasıl ilerler?” sorularını yanıtladı.

‘TÜRKİYE, NATO’DAN ÇIKMAYA BAŞLADI BİLE’

Konuyu Sputnik’e değerlendiren Vatan Partisi Merkez Karar Kurulu üyesi ve Uluslararası İlişkiler Bürosu Başkan Yardımcısı Yunus Soner “Türkiye, NATO’dan çıkabilir mi?” sorusunun oldukça geç kalınmış bir soru olduğunu; Türkiye’nin bir süredir NATO’dan çıkmakta olduğunu ifade etti:

“Türkiye, NATO’dan çıkmaya başladı bile. Bunun bir örneği, Türkiye’nin Irak’taki Barzani referandumuna karşı siyasetinin NATO çerçevesinde değil Türkiye, Rusya, İran ve Irak arasındaki eş güdümle belirlenmiş olması. Buna bir diğer örnekse Türkiye’nin Suriye politikası. Zira bu da artık NATO çerçevesinde değil; Rusya, İran ve dolaylı olarak Suriye’yle müzakereler çerçevesinde belirlenmekte. Üçüncü bir örnekse Katar krizi sürecinde Türkiye’nin Amerikan kaynaklı Sünni NATO kurma girişimine katılmaması. Kısacası, her ne kadar askeri ve teknolojik düzeyde bazı iş birlikleri sürse de; Türkiye’nin dış politikasını artık NATO üyesi olması belirlemiyor. Bu yüzden ‘Türkiye, NATO’dan pat diye çıkabilir mi’ sorusu geçerliliğini yitirmiş bir soru. Bu noktadan ancak sürecin savunma sanayi ve diğer alanlarda nasıl uygulanabileceği tartışılabilir.”

Türkiye’nin savunma alanında Rusya ve Çin başta olmak üzere alternatiflerinin varlığına ve tam da bu sebeple ülkenin NATO’ya bağımlı olmadığına işaret eden Soner “Sürecin en önemli ve dikkat çekici kısmı, Türkiye’nin, dış politikasında, NATO ülkesi olarak hareket etmek şöyle dursun Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki NATO unsurlarını bile temizlemiş olması. ABD yetkilileri de bunu feryat etmek suretiyle çok kez itiraf ettiler” diye konuştu.

‘NATO TÜRKİYE’Yİ YALNIZCA GÖZDEN ÇIKARMAKLA KALMADI, HEDEF ALDI’

Norveç’te yaşanan NATO skandalını “bir teknisyenin yaptığı hata” olarak değerlendirmenin mümkün olmadığına ve olayın, Türkiye ve NATO’nun kopuşunun göstergesi olduğuna değinen Soner “Böyle bir skandala imza atan kişinin, çalıştığı ortamda bunu gerçekleştirebileceği bir iklim bulmuş olduğu gerçeği dikkatlerden kaçmamalı. Dolayısıyla NATO, daha doğrusu ABD, bırakın Türkiye’yi gözden çıkarmayı, ülkeyi hedef almış durumda. Bu tatbikatta yaşanan skandal sadece gelinen noktayı gösteren en son örnek. Başka bir gösterge ise, ABD tarafından PKK gibi terör örgütünün silahlandırılması ve Türkiye’ye karşı terör örgütlerinin doğrudan desteklenip savaş konumuna getirilmesi. Dün İdlib’de PYD unsurlarının Türk Silahlı Kuvvetleri’ne mesaj amacı güden havan topu saldırısı da ABD’nin bu tutumunun sonucu” dedi.

‘TÜRKİYE’NİN AYRILIŞI NATO İÇİN SONUN BAŞLANGICI’

Türkiye’nin NATO’dan çıkışının, paktın dağılmasında önemli bir unsur olacağına işaret eden Soner “Türkiye’nin önünde Şanghay İşbirliği Örgütü gibi önemli alternatifler var. Ayrıca Türkiye’nin katılımıyla bu örgütler de çok daha fazla gelişip, ilerleyip derinleşecek. Yani Türkiye, Atlantik’ten çıkıp Avrasya geçerek Avrasya’yı da daha ileri taşıyacak. İkincisi, Türkiye’nin NATO’dan uzaklaşması, NATO’nun içindeki de bir ayrışma ortaya çıktı. Çünkü NATO’dan sadece Türkiye değil önemli sayıda Avrupa ülkesi de uzaklaşıyor. Geçtiğimiz haftalarda, çeşitli Avrupa ülkelerinin ortak bir savunma sistemi kurmak konusunda anlaşması bu söylediğimin bir sonucu. Yine çok sayıda NATO ülkesi, NATO’nun Ukrayna’da ve Kırım’daki faaliyetlerinden oldukça rahatsızlar. İngiltere, Almanya ve Fransa, Amerika’nın İran’a karşı sergilediği tutumdan da çok rahatsız. Bu ülkeler Türkiye ile birlikte yeni bir güvenlik arayışı içine girecek ve ABD kurduğu NATO’da yalnız kalacak. Türkiye’nin kamp değiştirmesi büyük değişikliklerin önünü açacak” dedi.

Türkiye’de ülkenin NATO’da kalmasını savunan güçlü bir tez bile kalmadığına işaret eden Soner “Türkiye’nin NATO’dan çıkmasına güçlü bir şekilde muhalefet edilebilen yok. NATO’dan çıkmaya yönelik itirazlar ‘alet edevatımız, uçak motorumuz nasıl çalışır’ gibi soruların daha ötesinde bir öneme sahip değil. NATO’yu savunmak isteyenlerin savunması artık bundan ibaret. Türkiye’nin siyasi iklimi hem NATO hem de ABD iş birliğine karşıt durumda” diye ekledi.

NATO’DAN ÇIKMAK MI PAKTI HİZAYA GETİRMEK Mİ?

Sputnik’e açıklama yapan 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Başkanı Cahit Armağan Dilek’e göreyse Türkiye’nin NATO’dan çıkması, tahmin edilenin çok daha ötesinde karmaşık bir süreç içeriyor olması sebebiyle ülkenin öncelikli tercih olmamalı. Türkiye’nin önceliğinin NATO’dan çıkmak yerine paktın ülkedeki harekat faaliyetlerini askıya almak olması gerektiğine işaret eden Dilek “Türkiye, NATO’ya ders vermek istiyorsa ilk etapta NATO ülkelerinin Türkiye’deki harekat faaliyetlerini askıya alır. Ama bu yapılmıyor; sadece laflarla bağırış çağırışla konu iç politika malzemesi haline getiriliyor. Üstelik belki de bu tartışmaların en sonunda gündeme getirilecek Kürecik radarı vs medyada gündeme getiriliyor. Halbuki bundan önce siyasette diplomaside ve hatta askeri alanda ABD ve NATO’yu müttefiklik sınırlarına çekmek için yapılacak çok şey var” dedi.

Türkiye’nin yapması gerekenin aşamalı şekilde tedbirler almak olduğuna değinen Dilek “Öncelikli olarak Türk üslerindeki ABD/NATO operasyonel faaliyetlerinin durdurulmasından başlanabilir. (Karşı taraftan) gelecek tavıra bağlı olarak bilahare Türk üslerinde yabancı askeri varlığı bulundurulmasına yönelik izin iptal edilir ve ülkeyi terk etmeleri istenebilir. Böylece ABD, İncirlik’i anlaşma hükümlerine uygun olarak sadece lojistik maksatlarla kullanabilir. Bundan da sonuç alınamaz ise İncirlik tamamen ABD kullanımına kapatılır” dedi. Dilek şöyle devam etti:

“Ayrıca artık bir fonksiyonu kalmayan ama bazı NATO üyelerinin ısrarla göreve devam etmesini istediği Ege’de göçe karşı görev yapan NATO deniz gücünün görevi sonlandırılması sağlanır ve NATO gemilerinin Türk karasularını terk etmesi istenir. Suriye’de terör örgütü PKK/YPG’ye ulaşan silah ve malzemelere karşı operasyon yapılır. Sahada ABD Türkiye’ye karşı askeri bir hamle yapıyor, Fırat’ın doğusunda oluşturulan güvenli bölgede yani PKKistan’da terör örgütünden düzenli ordu yetiştiriyor, silah veriyor. Bu askeri hamleye Türkiye’nin de mütekabiliyet çerçevesinde askeri bir karşılık vermesi gerekiyor; o da o silah ve malzemeleri, onların bulunduğu depo ve üsleri vurmak olacaktır.”

https://sptnkne.ws/fZNW

Posted in ABD - AB - EMPERYALIZM, DIŞ POLİTİKA | Leave a comment

KÜRESEL POLİTİKALAR * EMPERYALİZM * İTTİFAKLAR *** Mecburiyetler oynak ittifakları kaldırmaz

Bülent Esinoğlu
11/23/17

Mecburiyetler oynak ittifakları kaldırmaz

Bölücülük yanlıları, liberaller, Amerikancılar anladılar ki, Türkiye’nin mecburiyetleri Türkiye’yi Avrasya’ya doğru sürüklüyor.Amerikancılıkta ve Batıcılıkta şartlanmış kafalar, yeni bir ittifak şekli yumurtladılar. Oynak İttifaklar.

Oynak ittifaktan amaçları; hem Atlantik İttifakında hem de Avrasya İttifakında birlikte devam edelim.Anti emperyalist kökten gelmeyen bazı yandaş sözcüleri de bu yalana sarılmış görünüyorlar.Oynak İttifak; hem şarap içelim, hem de ayık dolaşalım gibi bir şeydir.

Oynak İttifak, ittifaksızlıktır. Yalnızlıktır. Oynak İttifakı savunanlar, Avrasya ittifakına gitmemek için uydurulmuş bir ara istasyonda, ittifaksız bekleyelim demek istiyorlar.Güvenlik ittifakları keyfiyetten oluşmazlar. Ticaret ittifakına benzemez. Size bir yerlerden tehdit gelir. Siz o tehdidi tek başınıza karşılayamazsınız. Aynı tehdide maruz kalmış başka birimlerle birlikte güvenliğinizi sağlarsınız.

Tehdit doğrudan Atlantik İttifakından Türkiye’ye yönelmişse, hem Atlantik İttifakında kalırım, hem de Avrasya İttifakına giderim diyorsanız, ittifaksız kalırsınız. Atlantik de sizi yönetmeye devam eder. Bir gün Zarraf, öteki gün 15 Temmuz öyle şantajlarla yola devam edersiniz.

Efendim Amerika’nın kucağından kalkıp, Rusya’nın kucağına mı oturacağız diyenler var. Aslında bu sözü diyenler, kucağa oturmaya alışık olduğundan, Amerika’nın kucağından kalkınca, ille de oturacak bir kucak arıyorlar.Kendilerinin münhasıran önerdikleri bir ittifak yok. Ama ABD tehdidi de yanı başımızda duruyor.Biz istesek te istemesek de, bölgemizde yeni bloklar oluşuyor. ABD+İsrail+Suudi Arabistan+ Körfez ülkeleri+Mısır bir blok oldu.

Öte yanda; Türkiye+Rusya+İran+Irak+Suriye var.

Amerika bölge ülkelerini parçalamak için mezhep savaşlarından bir sonuç alamayacağını görünce, etnik temeldeki çatışmaları öne çıkarmak için PKK/PYD/YPG’ye silah ve lojistik destek veriyor.Amerikancılar Avrasya ittifakına çamur atmak için Rusların Kürt halkını dışlamamasını Avrasya İttifakına karşı kullanıyorlar.

Oynak ittifakçıların ikinci bir hamlesi de; Rusya ve ABD anlaştı Suriye’yi bölüşecekler!

Dün Soci’de varılan mutabakattan anlıyoruz ki; bölüşecekler söylemi ABD söylemidir.Elbette Avrasya İttifakının çözeceği ilk sorun; Suriye’nin toprak bütünlüğü ve siyasal sosyal birliğini sağlama almaktır.Soci Mütabakatı Avrasya İttifakının perçinleme aşamalarından biridir.

Türkiye’nin toprak bütünlüğünü sağlama almada önemli bir başarıdır.

Atlantikçilerin, iktidarın geçmişte yaptığı hatalar üzerinden giderek, güvenliğimizi sağlayacak her girişimi eski hatalar üzerinde değerlendirme çabaları; Türkiye’ye Türkiye’den bakma değil, Amerika’dan bakmadır.

Avrasya İttifakı bölgenin bir gerçeğidir. Öyle de devam edeceği Soci Mutabakatıyla bir kez daha anlaşılmıştır.

23.11.2017, bulentesinoglu@gmail.com

Posted in ABD - AB - EMPERYALIZM, BOP, BÜLENT ESİNOĞLU YAZILARI, DIŞ POLİTİKA | Leave a comment

YOLSUZLUK – KURAL TANIMAZLIK – RIZA SARRAF *** Saraylar titreten adam: Rıza Sarraf

Cumhuriyet
Aydın Engin
23 Kasım 2017 Perşembe

Saraylar titreten adam: Rıza Sarraf

Gece yarısı mezarlıktan geçerken korkusunu bastırmak için yüksek sesle türkü çığıran adamdan beter haldeler. Dahası birinin dediği ötekinin dediğini tutmuyor.

Biri – Bize ne yav… Sarraf’tan bize ne? Ticarette kirli işlere karışmış, ABD de hesabını soruyor. O kadar…

Öteki – Baştan uyanacaktık. Adam Amerika’ya gitmeden önünü alacaktık. O oraya ötmeye gitti. Ötecek, yanan biz olacağız…

Başka biri – Bizim enerji açığımız var. O İran ambargosunu delmesek enerjisiz kalacaktık. Kışın ortasında millet soğuktan titreyecekti…

Bir öteki – Sarraf bahane, Amerika’nın hedefi sayın liderimiz, Reisimiz. Bu dava 17/25 Aralık komplosunun Amerika’ya aktarılmış halinden ibarettir…

Bir yetkili – Sorun ambargo delinmesi filan değil. Cumhurbaşkanımızı yıpratmak, dik duruşunu bozmak. Bu bir hukuk davası değil, bir siyasi davadır vesselam…

Daha devam edebilirim. Bir değil birkaç Tırmık köşesini bu yavelerle doldurabilirim. Ama bu kadarı yetsin…Dahasını merak ediyorsanız ve içiniz kaldırırsa AKP medyasında köşeler tutmuş kalem, klavye sahipleri arasında bir dolanıverin. Göreceksiniz: Sarraf, Saray’ı titretiyor. Saray titreyince AKP medyası tiril tiril titriyor.

Evet, doğru. Saray’ı titreten Sarraf davası bir hukuk davasından ibaret değil. Siyasi yanı da güçlü ve siyasi sonuçlar doğurabilecek bir dava. Siyasi sonuçları olacak. Çünkü Rıza Sarraf gırtlağına kadar kirli para ilişkilerine girmiş; İran’dan satın alınan enerjiyi ödemek üzere Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin mali kaynaklarından elde edilenleri hileli yollarla Tahran’a aktarmış; bu arada hem kendi küpünü epey doldurmuş hem de etkili yetkili siyasetçilere “kol saati”nden ibaret olmayan “hoşluklar” yapmış.

Sonra…
Sonra devletin en tepesindeki siyasiler bunun yargıya intikal etmesini açıkça engellemişler. Savcılar gözlerini yummuşlar ve Rıza Sarraf nam delikanlı da, onunla işbirliği yapan kamu bankalarının yöneticileri de, siyasetin A takımında yer alan “bakan ve bakmayanlar” da hiç yargılanmadan aklanıp muteber vatandaş olarak hayatlarına devam etmişler. Daha doğru bir deyişle “devam etmek istemiş”ler…

Ancak olup biteni en az onlar kadar yakından izleyen, bilen, belgeleyebilecek ilişkilere ve teknik olanaklara sahip ABD yönetimi, bir taşla birkaç kuş vurmak üzere kolları sıvamış. Hem ambargo delme suçunu cezalandırmak, hem siyasal olarak kafa tutmaya kalkışanları dize getirmek için Rıza Sarraf’ı, ardından Halk Bank genel müdür yardımcısını (artık nasıl becerdilerse) Amerika’ya getirip, ardından da tutuklayıp jüri karşısına dikecek süreci başlatmışlar.

Yani ayakkabı kutularının, körfez emirliklerine gitmiş görünüp dolaylı yollardan Tahran’a giden altın külçelerinin hesabını Türkiye yargısı sormamış; ABD yargısı ise sormaya başlamış… Olup bitenin özü özeti bu olsa gerek.

Eh bütün bu kirli çamaşırların ortalığa döküleceği hemen hemen kesin. 27 Kasım duruşmasının 4 Aralık’a ertelenmesi, Sarraf düpedüz itirafçı olup suç ortaklarını bir bir sayıp dökecek mi, yoksa işbirliği yapan sanık olup cezasından indirim mi sağlayacak soruları filan artık ayrıntılardan ibaret.17/25 Aralık sürecini örtbas edenler rüzgâr ektiler, şimdi fırtına biçecekler.Fırtınada sadece ağaçlar değil saraylar da titrer…

Bu Tırmık da bugünlük (sadece bugünlük) burada biter.

http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/871788/

Posted in Politika ve Gundem, YOLSUZLUKLAR, YOZLAŞMA - AHLAKSIZLIK | Leave a comment

YANCI YOLSUZLUKLAR -ÇALI(ŞI)NCA OLUYOR * İETT’den damat tur * BigBUS İstanbul

Cumhuriyet
Miyase İlknur
22 Kasım 2017 Çarşamba

İETT’den damat tur

AKP iktidarında oğulların ve damatların ‘ayrıcalıklı’ ticari faaliyetleri gündemden düşmüyor. İstanbul’da çift katlı turist otobüslerinin işletmesi için açılan ihaleye Said Kavurmacı’nın ortağı olduğu şirket tek başına girdi. İhaleyi yaklaşık 3 milyon TL’ye alan şirketin kazancı milyon dolarlarla ifade ediliyor. Şirketi sektörde tek başına bırakmak için her şeyi yapan İETT, 60 milyon TL’ye başka bir şirketin aldığı ihaleyi gerekçesiz iptal etti. Said Kavurmacı, Kadir Topbaş’ın FETÖ’den tutuklanan damadı Ömer Faruk Kavurmacı’nın kuzeni. Aynı zamanda Bülent Arınç’ın ağabeyinin damadı.

AKP iktidarında önce oğulların yaptığı ticari faaliyetler gündeme gelmişti, son yıllarda ise damatların ticari faaliyetleri manşetlerden inmiyor. Eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın damadı Ömer Faruk Kavurmacı’nın belediye ile arsa alım satımı ve inşaat faaliyetleri çok konuşulmuştu. Şimdi de bir başka Kavurmacı’nın belediye ile ilişkileri ortaya çıktı. Bu Kavurmacı da aynı aileden. Topbaş’ın damadı Ömer Faruk Kavurmacı’nın kuzeni ve aynı zamanda Bülent Arınç’ın ağabeyinin damadı. Ömer Faruk Kavurmacı’nın amca oğlu olan Gök Global Turizm’in ortağı Said Kavurmacı, eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın ağabeyinin kızıyla evli.

Said Kavurmacı’nın belediye ile ilişkisi ise İETT’nin şehir içi turist taşımacılığı yapan üstü açık otobüslerin işletmecisi olmasıyla başlıyor. “Bunda ne var? Herkes gibi o da ihaleye girip almış olabilir?” diyenler çıkabilir. Ancak kazın ayağı öyle değil. İETT aldığı kararlarla, Said Kavurmacı’nın şirketi Gök Global’ı bu alanda hem tekel konumuna getirmiş hem de ihalede belirtilen sayıda otobüsün iki katı otobüsle taşımacılık yapılmasına göz yummuş. Kavurmacı’nın şirketi, taşımacılık yaptığı hatların ihalesine tek şirket olarak girmiş ve ihaleyi 3 milyon lira bedelle almış. 2015’te iki ayrı hat için ihale yapılmış ve 60 milyon lira karşılığında Globalist şirketi ihaleyi almasına karşın İETT hiçbir gerekçe göstermeden ihaleyi iptal etmiş. Böylece turistik hat taşımacılığında Kavurmacı’nın şirketi rakipsiz kalmış. İhalenin iptal edilmesiyle İETT de 60 milyon TL’lik gelirden olmuş.

15 yıllık serüven

İstanbul’da şehir içi turistik hat taşımacılığı 2002 yılında başladı. 27 Mayıs 2002 tarihinde İBB’nin Ulaşım Koordinasyon Müdürlüğü’ne başvuran İETT, “Taksim, Dolmabahçe, Eminönü, Sultanahmet, Süleymaniye gibi turistik mekânlarda çalışacak bir turistik hat kurulmasını ve 10 otobüs kiralanmasını teklif etti. Teklifi uygun bulan UKOM, 28 Haziran 2002 günü “Taksim, Dolmabahçe, Eminönü, Sultanahmet, Süleymaniye ve İETT’nin belirleyeceği diğer hat ve güzergâhlarda 20 adete kadar otobüsün kiralanmak suretiyle hizmet vereceği “TURİSTİK HAT’ın kurulmasına” karar verdi. Bu karardan bir yıl sonra oluşturulan hattın işletmesini alan Arar Tur ve bir İspanyol şirket, bir yıl sonra işi bıraktı. İETT de hattın işletmesi için Plan Tours’la anlaştı. İki otobüsle bu hatta taşımacılık işine giren Plan Tours, 2013 yılına kadar İETT ile sözleşme yaptı. Şirket 2010 yılına kadar bu hatlarda tur işletmeciliğini sürdürdü. Plan Tour’un çalıştığı hat; Taksim, Unkapanı, Fener; Balat, Eyüp, Edirnekapı, Topkapı, Mevlanakapı, Belgrad Kapı, Sahilyolu, Yenikapı, Kumkapı, Sultanahmet, Gülhane, Sirkeci, Eminönü, Karaköy, Dolmabahçe ve başlangıç noktası olan Taksim.

Ortaklardan biri

İETT 2010 yılına kadar iki yeni hat daha açtı: Sultanahmet-Çamlıca ve Sultanahmet- Dolmabahçe. Bu iki hattın ihalesine ise tek şirket girdi. Bu şirketin Ticaret Sicili’ndeki adı Gök Global Tturizm A.Ş. Firmanın yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gündoğdu. Ancak şirketin SSK’ye ve çalıştığı Türkiye Finans Katılım Bankası’na gönderdiği resmi yazılarda ortaklar olarak Halil Aydın, Said Kavurmacı ve Abdülhamit Erbay’ın isim ve imzaları yer almakta.

13 otobüs kiralayacak

Eski İBB Başkanı Kadir Topbaşı’ın damadı Ömer Faruk Kavurmacı’nın amcazadesi olan Said Kavurmacı’nın şirketi Gök Global Turizm A.Ş’nin tek başına girdiği ve aldığı ihalenin şartnamesine göre, bu hatta 10 yıl boyunca 13 otobüs kiralayarak turist taşımacılığı yapacak ve bunun karşılığında İETT’ye 1 milyon 212 bin tam bilet karşılığı bir para ödeyecek. Bugünkü tam bilet bedeli üzerinden hesaplandığında Gök Global’in ödeyeceği miktar 3 milyon lira. Bu ihale yapıldığında İETT Genel Müdür Hayri Baraçlı’dır. Yani şimdiki İBB Genel Sekreteri. Kavurmacı’nın şirketi 2010 yılından itibaren bu hatta çalışmaya başlıyor. İETT’ye 10 yıl boyunca ödeyeceği miktar sadece 3 milyon TL. Aynı şirket şehir turu yaptırdığı her turistten aldığı bilet bedeli ise 33 Avro. İETT’nin Gök Global’a desteği bununla da bitmiyor. Şirketin çalıştığı hatları ve otobüs saatlerini de kendi sitesinden yayımlayarak bedava şirketin reklamını da yapmış oluyor.

Big Bus Tours çekildi

2015 yılın sonunda İngiliz Big Bus Tours 10 milyon dolar karşılığında Gök Global Turizm’e ortak oluyor ve çoğunluk hissesini alıyor. Ancak ne oluyorsa koca şirket isim hakkını bırakarak bu işten çekiliyor. Çekilme nedenine ilişkin turizm piyasasında öğrendiğimiz şeyler oldukça ilginç. Ancak konumuz bu olmadığı için değinmiyoruz.

Kavurmacı tekel

İETT 2013’te sözleşmesi biten Plan Tours’un sözleşmesini yenilemiyor. İki yıl boyunca da bu hatlar için ihale açmayarak Gök Global Turizm’in alanında tekel olmasını sağlıyor. İETT Genel Müdürlüğüne Mümin Kahveci gelince 2015 yılında sözleşmesi yenilenmeyen Plan Tours’un işlettiği hattı ihaleye çıkarıyor. 26.11.2015 tarihinde yapılan “İstanbul genelinde turizm sektöründe hizmet vermek üzere 7 adet otobüs ile tek hat üzerinde 10 yıl süreli turistik hat kiralama” ihalesine 16 şirket katılıyor. İhaleyi Globalist Turizm Seyehat Ltd. Şti. 23 milyon 900 bin tam bilet karşılığı kazanıyor. Bu rakamın bugünkü karşılığı ise 60 milyon lira ediyor. Otobüs sayısı Kavurmacı’nın şirketi Gök Global’ın işlettiği otobüs sayısının yarısı, İETT’ye ödeyeceği para ise Gök Global’ın 18 katı olmasına karşın İETT, 24.12.2015 tarihinde ihaleyi nedensiz iptal ediyor. 2886 Sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 31.maddesi uyarınca ita amirince ihalenin iptal edilmesi yasal. Ancak bu ihalenin yenilenmesi gerekirken aradan iki yılı aşkın zaman geçmesine karşın ihale yenilenmiyor. İhalenin iptal edilip yenilenmemesi en çok Damat Said’in şirketine yarıyor. Böylece turistik hat işletmeciliğinde Kavurmacı’nın şirketi Gök Global Turizm’in tekel konumu sürmüş oluyor. İETT ise 60 milyon gelir kaybına uğruyor.

Kahveci sessiz

Kendisi de turizmci olan CHP İBB Meclis Üyesi Erdal Tüfekçi, bu ihalenin iptalinin doğurduğu kamu zararını meclis kürsüsünden dile getirmesine karşın grupta hazır bulunan İETT Genel Müdürü Mümin Kahveci, Tüfekçi’nin sorularına cevap vermek yerine sessiz kalmayı yeğliyor

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset/871752/iETT_den_damat_tur.html

Posted in YOLSUZLUKLAR, YOZLAŞMA - AHLAKSIZLIK | Leave a comment

POLİTİKA SEÇİMLER YSK * AKP “YSK’yı” KENDİ ÇIKARLARINA UYGUN YAPILANDIRARAK AYAR ÇEKİYOR

BirGün 22.11.2017

Posted in SEÇİM - SEÇSİS, SİYASİ PARTİLER, YOZLAŞMA - AHLAKSIZLIK | Leave a comment

BOP’da DURUM VAZİYETİ * ABD Güneydoğu sınırımıza sürekli ağır silah yığarak PYD’yi düzenli bir ordu olarak yapılandırıyor ! NEDEN ?

22.11.2017 Vatan

 

Posted in ABD - AB - EMPERYALIZM, BOP, ORTADOĞU ÜLKELERİ, TERÖR | Leave a comment