YABANCI BASINDAN * Ağırlaştırılmış müebbete tepki yağıyor… Dünya faturayı siyasilere kesti: Ankara bir adım ileri iki adım geri gidiyor’

Cumhuriyet
17 Şubat 2018 Cumartesi

Ağırlaştırılmış müebbete tepki yağıyor…
Dünya faturayı siyasilere kesti:
Ankara bir adım ileri iki adım geri gidiyor’

Altan kardeşler ve Nazlı Ilıcak’a verilen cezalara yurtdışından da tepkiler geldi. İnsan Hakları İzleme Örgütü, “Bu karar iktidarın muhalifleri susturmak için ne kadar ileri gidebileceğini gösteriyor” açıklaması yaptı. ABD merkezli Freedom House ise yaptığı açıklamada “Bu karar Türkiye’de adalet sisteminin tamamen siyasetin kontrolünde olduğunu gösteriyor. Bağımsız mahkemelerin olmad…

New York Times gazetesi Türkiye’nin Avrupa ve ABD ile ilişkileri düzeltme arayışında on binlerce kişinin gözaltına alındığı OHAL’e takıldığını yazdı. Yazıda, Türkiye’nin bir ileri iki adım geri gittiği belirtilerek Alman yetkililerin tahliyesini takdir ettikleri Die Welt muhabiri Deniz Yücel hakkında 18 yıla kadar hapis istemiyle hazırlanan iddianame ile Ahmet Altan, Mehmet Altan, Nazlı Ilıcak’ın da aralarında olduğu altı kişiye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildiği hatırlatıldı. Türkiye’de 2016 darbe girişiminden bu yana 50 binden fazla kişinin hapiste olduğu, 140 bin kişinin işini kaybettiği de gündeme getirilirken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sadece darbe şüphelilerini değil aralarında akademisyen ve gazetecilerin de olduğu muhalifleri de hapse attırdığına dikkat çekildi.

NYT, Frankfurter Allgemeine gazetesi köşe yazarı Berthold Kohler’in Türkiye-Almanya ilişkileri ile ilgili “Serbest bırakılan rehineler bahar mevsimini getirmez. Hâlâ Erdoğan’ın zindanlarında kalan Almanlar var, binlerce Türk vatandaşından bahsetmiyorum bile. Ama Yücel’in tahliyesi en azından NATO müttefiki Türkiye’nin yumuşamakla ilgilendiğini gösteriyor” yorumunu yer verildi.

ABD merkezli düşünce kuruluşu Freedom House’un, Ahmet Altan, Mehmet Altan, Nazlı Ilıcak’ın da aralarında olduğu altı kişiye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesiyle ilgili yayımladığı açıklamada, “Bu şoke edici kararlar ve hapis cezaları Türkiye’de adalet sisteminin tamamen siyasetin kontrolünde olduğunu gösteriyor” denildi. Açıklamada, “Alt mahkemeler hükümetin katılmadığı Anayasa Mahkemesi’nin kararına uymayı reddediyor ve gazeteciler ömür boyu hapis cezasına çarptırılıyor. Bağımsız mahkemelerin olmadığı yerde adalet olmaz” ifadeleri kullanıldı

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün açıklamasında ise davanın en başından beri siyasi amaçlı olduğuna dikkat çekildi, kararın halen yargılanan diğer gazeteciler, yazarlar ve muhalifler için tehlikeli bir emsal oluşturduğu vurgulandı. İnsan Hakları İzleme Örgütü Avrupa ve Orta Asya direktörü Hugh Williamson da Deniz Yücel’in tahliyesinin suçlamalarla karşı karşıya olduğu gibi saçma bir gerçeği örtemeyeceğini, Altan kardeşler ve Ilıcak davasındaki kararla birlikte bunun Türk hükümetinin muhalif sesleri susturmak için ne kadar ileri gidebileceğini gösterdiğini” söyledi.

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/928702/

Posted in ERGENEKON - BALYOZ, FAŞİZM, Fetullah Gülen, HUKUK-YARGI-ADALET | Leave a comment

EKONOMİ * Baskıcı AKP rejimi yatırımcıyı kaçırıyor * AKP rejiminin toplumu kutuplaştırıcı icraatı firmalar dünyasına da yansıdı. Kamu ihalelerinde korunan, kayırılan kesimlerle iktidarın ilişkileri netleştikçe, birçok firma rejim tarafından biata zorlandıkça, firmalar için yatırım yeri seçmede muhtelif coğrafyalar da alternatifler arasına girdi.

Birgün / EKONOMİ
17.02.2018

Baskıcı AKP rejimi yatırımcıyı kaçırıyor

MMO, Türkiye’de dış yatırımların 2016’da 31 milyar doları bulduğuna dikkat çekti, “Yatırımcı dışarıya kaçıyor” uyarısında bulundu. MMO’nun yayımladığı analizde ülkedeki baskıcı, kayırmacı rejimin yatırımcıları kaçırdığı vurgulandı

TMMOB Makina Mühendisleri Odası (MMO), Türkiye’nin dışa yatırım stokunun 2008 sonrası hızlandığına ve düzenli artışlarla 2016’da 31 milyar doları bulduğuna dikkat çekti ve “Yatırımcı dışarıya kaçıyor” uyarısında bulundu.

MMO, her ay iktisatçı-yazar Mustafa Sönmez’in katkısıyla hazırladığı ‘Sanayinin Sorunları’ bülteninin 36’ncısını “Türkiye’nin Dış Yatırımları” konusuna ayırdı.

Ekonomi Bakanlığı, Merkez Bankası, IMF, Hazine ve çeşitli bakanlık verileri kullanılarak yapılan analizde, Türkiye’nin dışarıya yaptığı doğrudan yatırımlar incelendi. Türkiye’nin hem dış yatırım çekmede hem de dışa yatırım yapmada, birçok çevre ülkenin gerisinde olduğu tespitine yer verilen araştırmada, özellikle son dönemlerde dışarıya kaçma eğilimi ağır basan yatırım kararlarına, baskıcı yönetimin yatırımları da kaçırdığına, bunun özellikle yatırım bekleyen işsizler açısından önemli olduğuna dikkat çekildi.

2016’da 31 milyar doları buldu

Analizde şu noktalar öne çıkıyor:

“»Doğrudan yatırım biçimindeki sermaye ihracı, küresel kapitalizmin bir gerçeği olarak tüm dünyada artıyor. Türkiye, doğrudan yabancı yatırım çekmeye çalışırken farklı saiklerle dışarıya yatırım da yapıyor. Ancak, benzer çevre ülkelerle kıyaslandığında Türkiye’nin hem dış sermaye çekmede hem de dışarıya yatırımda, küresel kapitalizm ile bütünleşmenin arka sıralarında olduğu görülüyor.

»Türkiye’nin dışa yatırım stokunun 2008 sonrası hızlandığı, dış yatırımların düzenli artışlarla 2016’da 31 milyar doları bulduğu görülüyor. Türkiye’nin dışa yatırımlarının dörtte üçünden fazlası Avrupa’da yer alıyor.

Finans sektörü başta geliyor

»Dışa yapılan yatırımların yüzde 68’i finansla ilgili. Sanayinin payı, dış yatırım toplamında yüzde 15’te kalıyor.

»Türkiye’nin dış yatırımlarında finans sektörü üçte ikinin üstünde bir payla ön sıralarda bulunuyor.

Bankalar, çoğunlukla Avrupa’da şube açarak kredi bulma, dış ticaret işlemlerine aracılık etmek için dış yatırımlarda öncü oldular.

»Dışa yatırım yapan sanayi firmalarının, sektörlerinde öne çıkan ve iç pazarı artık yeterli görmeyen firmalar olması dikkat çekici. Yatırım yapılan ülkelerin bakir pazarları, ucuz işgücü, ucuz hammadde, ucuz enerji fiyatları da yatırımcıları cezbediyor.

»Sanayi dışında başta dış taahhüt, havaalanı işletmeciliği ve iletişim alanlarında da Türkiye kökenli firmaların dış yatırımları kendinden söz ettiriyor.

Rejim icraatları da etkili oldu

»Dışa yatırım, küresel kapitalizmin bir gerçeği olmakla birlikte, Türkiye’deki realite cılız, sistemsiz ve çok farklı saiklerle yapılıyor. Son yıllarda dışa yatırım kararlarında, ülkedeki kayırmacı, hukuksuz rejim icraatları da etkili olmaya başladı. AKP rejiminin toplumu kutuplaştırıcı icraatı firmalar dünyasına da yansıdı. Kamu ihalelerinde korunan, kayırılan kesimlerle iktidarın ilişkileri netleştikçe, birçok firma rejim tarafından biata zorlandıkça, firmalar için yatırım yeri seçmede muhtelif coğrafyalar da alternatifler arasına girdi.

OHAL derhal kaldırılmalı

»Yoğun işsizlik yaşayan Türkiye’nin yatırıma ihtiyacı varken firmaların yatırım yeri olarak yurt dışını seçmesi, firmalar açısından anlaşılır bulunsa da, ülkedeki iş bekleyen kitleler açısından olumsuz. Ayrıca, yatırımlardan yararlanan yan sanayiden ileri-geri bağlantılı alt sektörlere, tedarikçilere kadar bir dizi kesim açısından da yatırımların dışa akmasının negatif etkileri bulunuyor.

»Özellikle ülkedeki politik iticiliğin, artan risklerin etkisiyle verilmiş yurt dışı yatırım kararlarından cayılması için, ülkede OHAL uygulamasının hızla kaldırılması, demokratik normların hâkim kılındığı bir parlamenter düzene, hukuk devletine yeniden dönülmesi şart.”

https://www.birgun.net/haber-detay/baskici-akp-rejimi-yatirimciyi-kaciriyor-204704.html

Posted in Ekonomi, YOLSUZLUKLAR, YOZLAŞMA - AHLAKSIZLIK | Leave a comment

Haraç mezat özelleştirme Kamuya ait çok sayıda şirket ve varlığı satan hükümet, Hazine’ye ait tüm taşınmazları hiçbir yasal engele takılmadan satmaya hazırlanıyor

Birgün / EKONOMİ
NURCAN GÖKDEMİR
17.02.2018

Haraç mezat özelleştirme

Kamuya ait çok sayıda şirket ve varlığı satan hükümet, Hazine’ye ait tüm taşınmazları hiçbir yasal engele takılmadan satmaya hazırlanıyor

2018 yılında bazı limanlar ve üretim santrallarının özelleştirilmesini hedefine alan hükümet, Torba Yasa ile “Hazine’ye ait tüm taşınmazları” satış yetkisi alıyor. Petkim, Tüpraş ve Türk Telekom’un yanı sıra 36 maden sahası, 10 liman ve 81 santralı 60.9 milyar TL karşılığında özelleştiren hükümet, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşmeleri süren Torba Yasa Tasarısı ile bu konudaki yetkilerini “hiçbir yasal engele takılmayacak şekilde genişleterek” yeniden düzenledi.

Aralarında Şeker Fabrikaları’nın da bulunduğu önemli tesislerin özelleştirilmesine yol açacağı gerekçesiyle eleştirilen madde, değişiklik yapılarak komisyonda kabul edildi. Buna göre hükümet, “Ekonomide verimlilik artışı ve kamu giderlerinde azalma sağlamak için Hazine’ye ait taşınmazları” özelleştirebilecek.

Bu düzenleme ile hükümet “verimlilik artışı ya da giderleri düşürme” gibi gerekçeleri kolaylıkla ileri sürebileceğinden hiçbir yasal engele de takılmayacak, böylelikle iptal davaları açılmasının da önü kesilecek.

‘Yetki genişletiliyor’

HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan, değişikliğe “Hazine’ye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle” ibaresiyle hükümetin yetkilerinin genişletildiği gerekçesiyle karşı çıktı.

Temel amacın özellikle şehir içinde kalan son yeşil alanları, parkları, ormanları ranta açmak olduğunu ifade eden Paylan, şöyle konuştu: “Oralara iştahla bakan, greyderlerle girmeye hazır bekleyen müteahhitler Özelleştirme İdaresi’nin kapısına yığılacaklar.

Maliye Bakanlığı Hazine’ye ‘Bu araziyi bana aktar, şu X müteahhit geldi, bu yeşil alana bin daireli bir proje yapacak, şu kadar da ben gelir elde edeceğim’ diyecek ve her şeye para gözüyle bakan iktidar bu anlamda… Son yeşil alanlarımızı da o müteahhitlerin gazabına uğratma riskiyle karşı karşıyayız. Özelleştirme İdaresi’ne eğer ki Hazine mallarını bu anlamda devrederseniz müteahhitler o yeşil alanlarımızı da maalesef betonla donatacaklar ve şehirlerimize ihanet etmeye devam edeceğiz.”

https://www.birgun.net/haber-detay/harac-mezat-ozellestirme-204702.html

View post

Posted in Ekonomi, HABER GÜNDEM, YOLSUZLUKLAR | Leave a comment

HABER GÜNDEM 17.02.2018

AYDINLIK 17.02.2018

 

AKŞAM 17.02.2018

Posted in HABER GÜNDEM | Leave a comment

HAYATIN İÇİNDEN – GÜLÜMSE * AŞK

AŞK

Genç kız annesine sorar:

– Anne aşk nasıl bir şey?

– Aşk mı? Şey… Aşk şöyle bir şeydir kızım… Hani mesela çok zengin ve yakışıklı bir adama rastlarsın, arkadaş olursun, seni Venedik’e götürür, Avrupa’yı gezdirir, dönüşte sana güzel mücevherler alır, bir otomobil hediye eder, mutluluktan uçarsın, işte aşk böyle bir şeydir kızım…

– Ama anne, peki o heyecanlar, güzel duygular, kalbin küt küt çarpması, ilk buluşma, ilk öpücük… Bunlar yok mu?

– Ha onlar mı? Kızım onlar meteliksiz solcuların uydurduğu şeylerdir, aldırma…

Posted in GÜLMECE, HAYATIN İÇİNDEN, MİZAH | Leave a comment

EMPERYALİZM – BOP – SURİYE * ABD Fırat’ın doğusundan vazgeçmeyecek

Armağan KULOĞLU
oakuloglu@gmail.com
17 Şubat 2018

ABD Fırat’ın doğusundan vazgeçmeyecek

Zeytin Dalı Operasyonu devam ediyor. Operasyonun hedefi Afrin’i teröristlerden temizlemek. Bu nedenle başlangıçta ifade edilen 30 Km.lik tampon bölgenin ötesine geçilerek Afrin bölgesinde tam kontrolün sağlanması bekleniyor.

Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanması yeterli değil

Küresel güçler, başlangıçta bölünmüş Suriye üzerinde etkinlik sağlama peşindeyken bunun olamayacağını anlayınca, en azından toprak bütünlüğü sağlanmış Suriye içindeki otonom bölgeler üzerinde etkinlik sağlama çabasına girmişlerdir. Bu kapsamda ABD, Suriye’nin kuzeyinde PYD/PKK önderliğinde bir yapının ortaya çıkması için çalışmaktadır.

Suriye için yapılan toplantılarda toprak bütünlüğünün sağlanmasına vurgu yapılmaktadır. Toprak bütünlüğü sağlanmış bir Suriye’nin, bölünmüş bir Suriye’den daha iyi olduğu tartışılamaz. Ancak içinde otonom bölgelerin bulunduğu bir federatif yapı da toprak bütünlüğü sağlanmış Suriye demektir.

Suriye’nin kuzeyinde terör esaslı bir yapının, federasyon da olsa oluşması Türkiye için tehdittir. Bu nedenle Suriye’nin sadece toprak bütünlüğünün sağlanması yeterli değildir. Esas olan siyasi bütünlük içinde toprak bütünlüğüdür.

Türkiye Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanması için gayret göstermektedir. Ancak hedefi, siyasi bütünlük içinde torak bütünlüğü olmalı ve ifadelerinde buna özen göstermelidir. Politikasını ve bunun gereklerini bu esasa göre kurgulamalıdır.

Mevcut şartlarda siyasi bütünlüğün, PYD oluşumuna karşı olan, toprak bütünlüğünü sağlamak isteyen ve en azından bu konularda hem fikir olduğumuz mevcut Suriye yönetimiyle sağlanabileceği bir gerçektir. Bu nedenle Suriye yönetimiyle iletişim kurulmalıdır. Bu durum Rusya ve İran’la kurduğumuz ittifakı sağlamlaştıracak, elimizi de güçlendirecektir.

Afrin’de sonuna kadar gidilmeli

Zeytin Dalı Operasyonunun hedefi, Fırat Kalkanı operasyonuyla kontrol altına alınan bölgenin batıya doğru genişletilerek PYD/PKK’nın bir terör koridoru oluşturma ümidini ortadan kaldırmak ve bölgedeki teröristleri de temizleyerek Türkiye’ye olan tehdidi yok etmektir.

ABD kendi amacına ulaşmayı engelleyen bu operasyondan hoşnut değildir. Türkiye’yi frenlemeye, müzakerelerle oyalamaya, hatta aldatmaya çalışmaktadır.

Herhangi bir nedenle duraklamak, Türkiye’yi prestij kaybına uğratır. Müteakip hedefler için diplomatik zafiyet yaratır. Bu nedenle Rusya’yla sağlanan ittifak devam ettirilerek her hal ve şartta Afrin’in bütününün bir an evvel kontrol altına alınması gerekmektedir.

ABD, Suriye politikasında ısrarlı

ABD, İran’ı baskılamak ve kontrol altında tutmak, İsrail’in güvenliğini sağlamak ve Orta Doğu’daki etkinliğini arttırmak için Suriye’de etkin olma düşüncesindedir. Bu nedenle Suriye’de DEAŞ’la mücadele bahanesiyle PYD/PKK’yı desteklemekte ve onun Suriye kuzeyindeki konumunu güçlendirmektedir.

ABD Afrin’in kendi operasyon bölgesi dışında olduğunu söylemekle beraber, Türkiye’nin Zeytin Dalı Operasyonu’nda yıpranarak doğuya Menbiç’e, oradan da Fırat’ın doğusuna geçmesini önlemek istemektedir. Bunu sağlamak için teçhiz ettiği, silahlandırdığı ve eğittiği PYD/PKK teröristlerinin doğudan Afrin’e gitmesine göz yummaktadır.

ABD halen Türkiye’ye, daha önce PYD/PKK’yla birlikte işgal ettiği ve çekilme sözü verdiği Menbiç’e gelmemesi için gözdağı vermeye çalışmaktadır. Menbiç’i son kale olarak elde tutup, son tahlilde Fırat’ın doğusunda kalıcı olmayı hedeflemektedir.

ABD, Fırat’ın doğusu için her çareye başvurabilir

ABD Savunma ve Dışişleri bakanlarıyla yapılan görüşmelerde ABD’nin, gerçekleri yansıtmayan ve aklımızla alay edercesine teklifler ve açıklamalar yaptıkları görülmüştür.

ABD bir taraftan Türkiye’yi kaybetmemeye, diğer tartan da PYD/PKK üzerinden Suriye politikasını yürütmeye çalışmaktadır. Gerçeği görmelerine rağmen politikalarını uygulamakta ısrarlı olduğu görülmektedir. Fırat’ın doğusunda kalıcı olmak için her çareye başvurabilir.

Türkiye direnç göstermeye devam etmelidir. Türkiye’nin bu sefer kandırılamayacağına ve kararlı duruşunun da bu oyunu bozacağına inanılmaktadır.

Posted in ABD - AB - EMPERYALIZM, Bölücü KÜRTÇÜLÜK, BOP, ORTADOĞU ÜLKELERİ, PKK TERÖRÜ | Leave a comment

BENCE YİNE ALDATILDILAR ! Tillerson bizimkileri kafaladı ve gitti * ABD ile Türkiye arasında anlaşmaya varılan mutabakatta terör örgütleri arasında YPG’nin geçmemesi dikkat çekti * “ABD, BURANIN BİZİM MÜTTEFİK KUVVETLERİMİZİN KONTROLÜ ALTINDA OLMASINI İSTİYOR”

Cumhuriyet
Mustafa Çakır
16.02.2018

“ABD, BURANIN BİZİM MÜTTEFİK KUVVETLERİMİZİN
KONTROLÜ ALTINDA OLMASINI İSTİYOR”

Tillerson, “ABD, buranın bizim müttefik kuvvetlerimizin kontrolü altında olmasını istiyor. Başka herhangi bir gücün buraya tekrar girmesini istemiyoruz. Bu bizim tartışmalarımızın önemli noktalarından biri olacak. Menbiç kontrolümüzde olmalı” dedi.

***

ABD ve Türkiye arasındaki mutabakatta dikkat çeken YPG detayı

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ABD’li mevkidaşı Rex Tillerson ile Ankara’da bir araya geldi. Ortak basın toplantısında ilişkilerin normalleşmesi için mutabakata varıldığı açıklandı. Ancak, ABD ile Türkiye arasında anlaşmaya varılan mutabakatta terör örgütleri arasında YPG’nin geçmemesi dikkat çekti.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ABD’li mevkidaşı Rex Tillerson ile Ankara Palas’ta bir araya geldi.

Görüşme sonra düzenlenen basın toplantısında konuşan Çavuşoğlu, “Türkiye ve ABD uzun yıllardır stratejik ortaklığını derinleştirerek sürdürmüştür. Şimdi böylesine kritik bir aşamadayız. Ya bu ilişkileri tekrar yoluna koyacaktık ya da daha kötüye gidecekti. Dün akşamdan beri ortaya koyduğumuz irade ile esasen ilişkilerimizi tekrar normalleştirme konusunda bir mutabakata, anlayışa vardık. Bunu için atılması gereken adımlar var. Her iki tarafın da beklentileri var” dedi.

“YAŞAMSAL GÜVENLİK KAYGILARIMIZIN CİDDİYE ALINDIĞINI DÜŞÜNMEK İSTİYORUZ”

Çavuşoğlu, “Biz FETÖ ile mücadele konusunda ABD’nin YPG’ye verdiği destek konusunda ve PKK gibi terör örgütleri ile mücadele konusunda beklentilerimizi net bir şekilde dile getirdik. Yaşamsal güvenlik kaygılarımızın ciddiye alındığını düşünmek istiyoruz. Fakat bugüne kadar verilen sözler oldu konuştuğumuz konular oldu tutulmayan sözler de oldu çözemediğimiz konular da oldu. O nedenle bundan sonra çözüm odaklı adımları nasıl atabiliriz. Konuştuğumuz konuların sözde kalmaması için uygulanabilmesi için birlikte neler yapabiliriz bunları da konuştuk” dedi.

Yazının tamamı ;

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/dunya/927781/

Posted in ABD - AB - EMPERYALIZM, Bölücü KÜRTÇÜLÜK, BOP, DIŞ POLİTİKA, ORTADOĞU ÜLKELERİ, PKK TERÖRÜ, Politika ve Gundem | Leave a comment

EKONOMİYİ BİTİREN HESAPSIZ HARCAMALAR * Örtülü ödenekte hızlı başlangıç

Cumhuriyet
Mustafa Çakır
16.02.2018

Örtülü ödenekte hızlı başlangıç

Ocakta bütçe gelirleri geçen yılın aynı dönemine göre azalırken, harcamalar arttı. Örtülü ödenekten 163.9 milyon TL harcandı.

Bütçe gelirleri, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1 azalarak 58.2 milyar lira, bütçe giderleri ise yüzde 19.4 artarak 56.5 milyar lira olarak gerçekleşti. Bütçe 1.7 milyar lira fazla verirken, faiz dışı fazla 7.7 milyar lira oldu. Yeniden yapılandırmadan ocakta 2 milyar lira geldi.

Maliye Bakanlığı’nın yayımladığı ocak ayı bütçe sonuçları ile tablolarda yer alan diğer öne çıkan harcamalardan bazıları şöyle:

* Vergi gelirleri tahsilatı yüzde 7.4 artarak 51 milyar 996 milyon lira oldu. Genel bütçe vergi dışı diğer gelirleri ise, yüzde 46.9 düşüşle

* milyar 394 milyon lira olarak gerçekleşti.

* Güvenlik ve savunmaya yönelik mal, malzeme ve hizmet alımları 93.5 milyon lira oldu. Geçen yıl ocak ayında bu kalemden yapılan harcamalar, 32.8 milyon liraydı. Bu yıl ocakta yapılan güvenlik ve savunmaya yönelik harcamaların 61 milyon lirasını mühimmat alımları oluşturdu. Makine ve techizat alımları için de 25.1 milyon lira harcama yapıldı.

* “Örtülü ödenek” harcamaları bütçede “gizli hizmet giderleri” olarak yer alıyor. Nereye harcandığı gizli tutulan “örtülü ödenekten” ocakta 163.9 milyon lira harcama yapıldı. Geçen yıl ocakta bu rakam 163.8 milyon liraydı.

* Cumhurbaşkanı ödeneği 59 bin lira oldu. Geçen yıl ocak ayında 53 bin liraydı. Milletvekillerinin zam, tazminat, ödenekleri kapsamında bütçeden ocakta 39.8 milyon lira çıktı. Geçen yıl ocakta milletvekilleri için yapılan harcama 35.7 milyon liraydı.

Kiraya milyonlar

* Ocakta kiralara 48.9 milyon lira gitti. Geçen yılın aynı döneminde bu rakam 25.5 milyon liraydı. Özellikle taşıt kiraları için ödenen miktardaki artış dikkat çekti. Taşıt kiralaması için 27.6 milyon lira, hizmet binaları için 11.7 milyon lira harcandı. Geçen yıl ocakta taşıt kiraları için 8.3 milyon lira, hizmet binaları için de 12.1 milyon lira harcama yapılmıştı.

* Faiz giderleri için bütçeden yaklaşık 6 milyar 27 milyon lira çıktı. Geçen yıl aynı dönemde rakam 6.5 milyar liraydı.

* Görev zararları kapsamında sosyal güvenlik kurumlarına 3.9 milyar lira aktarıldı. Geçen yıl rakam 3.5 milyar liraydı. Sosyal güvenlik kurumlarına Hazine yardımları kapsamında da SGK’ya 4.5 milyar lira verildi.

* Ocakta hane halkına transferler kapsamında 2.6 milyar lira harcama yapıldı. Geçen yıl ocakta aynı kalemden yapılan harcama 995.7 milyon liraydı.

* Siyasi partilere geçen yıl ocak ayında 234.6 milyon lira verilmişti. Bu yıl ocak ayında rakam artarak 273.7 milyon liraya çıktı. Seçim giderleri için yapılacak ödemelerin de geçen yıl ocakta 243 bin lirayken, bu yıl ocakta 1.7 milyon liraya çıkması dikkat çekti.

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/ekonomi/927470/

Posted in Ekonomi, YOLSUZLUKLAR, YOZLAŞMA - AHLAKSIZLIK | Leave a comment

Yatır arayan general…

YAZIYAyorum

Gazeteci Yavuz Selim DEMİRAĞ tarafından emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi hakkındaki anlatılmış olan aşağıdaki YATIR ARAMA başlıklı yazı gerçek olabilir. Fakat konu aktarılırken abartı taşıyan cümleler var ,örneğin ;

Bölük komutanı üsteğmenin tugay komutanı generalin yanındaki askere ;

– “Ne yaptığınızı sanıyorsunuz siz!” diye çıkışır .

Askeri kural ve terbiye içinde bir üsteğmenin tugay komutanı generalin maiyetinde olan birisine  böylesi çıkışmış olması ve tugay komutanı tarafından azarlandığında da ;

– “Böyle aptalca şey mi olur? Burası benim bölüğümün sınırlarında ve benim sorumluluğumda böylesi salaklığa izin vermem. Derhal burayı terk edin!”

Diye yanıtlamış olması disiplin ve askeri kurallar nedeniyle olası değildir. Sanırım ki yazar konuyu abartarak aktarmış.

Naci Kaptan

Kaynak Yeniçağ:
Yavuz Selim DEMİRAĞ
ysd592@gmail.com

Yatır arayan general…

Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Sarayda yapılan “Güvenlik Zirvesi” fotoğrafını gördünüz mü? Başbakan ve yardımcıları ile diğer bakanlar, Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın var.

Afrin harekatının değerlendirildiği toplantı da asker olarak bir tek Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar var. iki de asker kökenli. Biri Astsubay Başçavuş MİT Müsteşarı Hakan Fidan diğeri de emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi…

SADAT Başkanı ve Erdoğan’ın askeri başdanışmanı Adnan Tanrıverdi ile ilgili çok şey yazılıp söylendi. Geçtiğimiz gün Odatv’de Müyesser Yıldız: “Hulusi Akar, SADAT ile görüşmek istemedi ama…” başlıklı müthiş bir habere daha imza attı. 15 Temmuz’dan önce ve sonra SADAT Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’dan randevu talep eder. Ancak Akar görüşmez. Yerine Plan-Prensipler Başkanı Korgeneral Salih Ulusoy görüşür. Üstelik karargah binasında değil bahçedeki kamelyada.

Salih Ulusoy’un şimdi “Yurtta Sulh Konseyi” üyesi olarak tutuklu olduğunu hatırlatıp, meşhur Adnan Tanrıverdi’ye gelelim. SADAT kurucusu ve eski Milli Gazete yazarı Tanrıverdi’nin Tuğgenerallik günlerini okuyucularımızla paylaşalım da “Güvenlik Zirvesi”ne kimlerin katıldığına dikkat çekelim.

“lunnn… Ihınnn…

“Yıl 1993 ve 1994 Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi Kartal-Maltepe’de Zırhlı Tugayda komutandır. Sert-otoriter kimliği ile tanınan Tanrıverdi yanında bir onbaşı, bir çavuş ile eğitim alanından incelemeye (!) çıkmış. Onbaşının elinde bir ağaç parçası “lunnn” diye gözleri kapalı yavaş yavaş yürüyor. Arkasında çavuş ile general…

Bölük başçavuşu, genç-idealist bölük komutanı üsteğmene tugay komutanının bölük sınırlarına geldiğini söyleyince karşılamaya çıkarlar. Tanrıverdi işaret parmağını dudaklarına götürüp “susun” işareti yapar. Üsteğmen bir gariplik olduğunu fark eder. Elinde ağaç parçası olan onbaşı “lunnn… Ihınnn…” inlemesiyle gözleri kapalı yürümeye devam edince üsteğmen ortada bir palyaçoluk olduğunu anlar ve bu işin askerlik kurallarına aykırı olduğunu hatırlatmak için:

“Ne yaptığınızı sanıyorsunuz siz!” diye çıkışır. Tuğgeneral sert üslupla genç üsteğmeni azarlayarak: “Sen karışma! Buralarda yatır var… Yatırı arıyoruz” cevabını verir. Ağaç parçası ile su kaynağı hatta maden arandığını duyan üsteğmen, yatır arandığını öğrenince öfkelenir.

“Böyle aptalca şey mi olur? Burası benim bölüğümün sınırlarında ve benim sorumluluğumda böylesi salaklığa izin vermem. Derhal burayı terk edin!” diye çıkışır.

Tanrıverdi şaşırır. Ne de olsa kendi general, kovan kişi genç bir üsteğmen… Karizma çizilmiştir. “Bunun hesabını sorarım” tehditi ile çıkar gider.Terörle mücadelede 3 yıl geçirip İstanbul’a tayin edilen yeni evli üsteğmen derhal tutanak hazırlar ve tanıklara “yatır arama” işini imzalatır.

Ertesi gün tugay içtimasında Tanrıverdi esip-gürlemekte ekmek arabasında nöbetçi astsubayın bulunmayışını bahane edip binden fazla er, yüzden fazla subay-astsubayın huzurunda küfürlü sözler ile sorumlu tabur ve bölük komutanlarını itham etmektedir. Genç bölük komutanı, tabur komutanını sessiz kalmasını içine sindiremez. Bir adım öne çıkarak:

“Askerliğin kitabı yeniden mi yazılıyor! Bu yaptığınız askerliğe sığmaz” diye isyan eder. Tanrıverdi beklemediği tepkiye sinkafla cevap verir. Üsteğmen de aynı şekilde sinkaf ile cevabını yapıştırır. Bu günün “Başdanışman”ı “derhal tutuklayın” emrini verir. Üsteğmen tutuklanarak disiplin koğuşuna atılır. Nereden bakılırsa en az 15 gün tutuklu kalıp, askeri mahkemeye çıkmayı göze alan üsteğmen hücrede sigarasından derin dumanlar çekmektedir.

Tugayın tecrübeli albay ve binbaşıları Tanrıverdi’nin makamına çıkıp: “Bu iş sizinde başınızı yakabilir. İlk küfürü siz ettiniz. İş mahkemeye intikal ederse zarar görürsünüz” uyarısını yaparlar. Kazın ayağını anlar Tanrıverdi. Tutukluluk kararının iptal edilmesini üsteğmenin salıverilmesini, olayın dallanıp budaklanmasına izin verilmeyeceğini söyler.

Emekliye sevk…Ancak idealist üsteğmenin bu işin peşini bırakmaya niyeti yoktur. Ertesi günü ordu karargahına gidip, şikayet dilekçesini verir ve askerlikten ayrılmaya karar verir. Fakat mecburi hizmeti sona ermemiştir. Ayrılma yerine atılması gerekir. Mesaiye gitmez. Tugayın bağlı olduğu kolordunun komutanı Korgeneral Hikmet Köksal, üsteğmenin Harb Okulu’ndan da komutanıdır.

Yatır arama işini zaten duymayan kalmamıştır. Helikopter ile tugaya gelen Köksal, üsteğmeni ayrılmak-atılmaktan vaz geçirmek ister. Fakat kararlıdır benim can dostum. Gece yarısı lojmanı boşaltıp, eşini de alıp çeker-gider. Üç ay hapsin ardından ordudan ayrılır. Şimdi başarılı bir işadamı…

Tanrıverdi ise bu olaydan sonra tugay komutanlığından alınıp “Sağlık Daire Başkanlığı”na tayin edilir. 1996 yılında da emekliye sevk edilir.General iken “yatır arayan” Tanrıverdi, emekli olunca SADAT’ı kurar. Milli Gazete yazarlığı yapar. Recep Tayyip Erdoğan’a danışmanlık yapar. Daha sonra Sarayda “Başdanışman” olur.

FETÖ ile mücadelede koordinatör, sınır ötesi operasyonda harekat merkezinde görev yapmaktadır. Tam da “buyurun buradan yakın” deme zamanı değil mi?

SADAT kurucusu Adnan Tanrıverdi bu yazdıklarımdan sonra mahkemeye verirse olayın tanıkları ile duruşma salonunda “yatır arama” operasyonunu ispatlayacağımı bilmelidir. Acı tarafı memleketin kaderi kimlerin elinde olduğu değil mi?

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/yatir-arayan-general-46028yy.htm

Posted in İrtica, ŞERİAT - İRTİCA - KARANLIĞIN AYAK SESLERİ, TSK, YOBAZLIK - GERİCİLİK | Leave a comment

PATAGONYA’DA YAŞAMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ!..

Özcan PEHLİVANOĞLU
16. Februar 2018

PATAGONYA’DA YAŞAMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ!..

Ben uzun zamandır hepinizin merak ettiği Patagonya’da yaşıyorum. Hani bazen konuşurken “oğlum sen Patagonya’da mı, yaşıyorsun?” diye denilen yerde!

Çok konuşuruz Patagonya’yı, çok söyleriz ama tahminim o dur ki, bir çoğumuz buranın nerede olduğunu bile bilmeyiz. Bilmeyiz ama yine de, bir Patagonya der geçeriz…

Patagonya, Güney Amerika’nın Arjantin ile Şili tarafından paylaşılan güney bölgesindeki uçsuz bucaksız coğrafyaya verilen isim. El değmemiş doğası ile Patagonya; yeryüzünde cenneti yaşayabileceğiniz birkaç yerden biridir.

Patagonya’nın yüzölçümü yaklaşık olarak 1.5 Türkiye’ye denk geliyor. Nüfus yoğunluğu ise çok düşük, kilometrekareye ikiden az insan düşüyor. Bu, eğer görmek istemiyorsanız günlerce hiçbir insan görmeden, dünyadaki tek kişi sizmişsiniz gibi yaşayabileceğiniz anlamına geliyor. Hatta bazı günler görmek isteseniz de kimseyi göremeyebiliyorsunuz…

Ancak her şey tahmin edemeyeceğiniz kadar yolunda!

Eğitim süper! Devlet okulları parasız ve kaliteli… Özel okul falan yok, binlerce liranız cebinizde kalıyor… Zaten daha çocuk doğar doğmaz sosyal devletin gereği olarak ailelere yardım başlıyor. Çalışan annelere kreş ve anaokulu desteği var.

Eğitim planlı, herkes kabiliyetine göre okuyor. Ülke ekonomisi öyle yapılanmış ki, işsizlik diye bir şey yok! Okulunu bitiren hemen işini buluyor. Hem de insanca geçinebileceği bir paraya!

Rantçı yerel belediyecilik anlayışı burada yok. Rantın ne demek olduğu da bilinmiyor. Gittiğimde rant dedim, rüşvet dedim, adam kayırma ve yolsuzluk dedim anlamadılar, aval aval suratıma baktılar.

Burada emek ve fikir hırsızlığı da yok. Sermayedarlar halka karşı son derece anlayışlı ve adaletli. Çalışanlar ezilmiyor.

Terör falan da buralarda kol gezmiyor. Türkiye ve etrafında olan ve adına “terör” denilen olayları bana sorup duruyorlar. Herkesin temel ilkesi; birinin hakkının bittiği yerde diğerinin hakkının başladığının farkında olmaları.

Hem siz Patagonya’nın adını uluslararası bir tartışmada hiç duydunuz mu? Komşular ve tüm dünya ile “sıfır sorun”!

Yargı son derece objektif. Hakim ve savcılar ülkenin en saygın kişileri. Onları sokakta görenler inanılmaz hürmet ediyorlar. Boşa hapise atılıp sonra da kusura bakma denilen vatandaşları da yok…

Siyasetçiler de, keza öyle çünkü tek amaçları ülkeye ve topluma hizmet etmek. Göreve bir toplu iğne ile gelip bütün Patagonya’yı ele geçirmek gibi bir amaçları yok. Bu konuları anlamıyorlar zaten. Ben de bazen bunlar zeka geriliğine mi, düçar oldular diye derin derin düşünüyorum.

Karun diyorsun bilmiyorlar, firavun diyorsun bilmiyorlar, tek adam diyorsun anlamıyorlar! Olsa olsa eğitim sisteminde bir aksaklık var diye düşünüyorum çünkü bu hususta bir yönleri cehalet içeriyor…

Milli gelir çok yüksek. Adaletli ve eşit bir şekilde dağıtılıyor. Kimse istatistiki rakamları şişirmiyor veya eksiltmiyor.

Asayiş son derece kontrol altında. Sokaklarda kavga yok, kadın cinayetleri yok, çocuklara cinsel istismar yok! Ne bileyim işte yok böyle şeyler!

Kimse dilenmiyor. Ben asgari ücrete geçinip gidiyorum hem de kira da oturuyorum. Açlık ve yoksulluk bilinmiyor bile… Kraliçe’nin veya Evangelistlerin uşaklığını yapan cemaat, tarikat, şeyh ve mürid bozuntuları da, yok burada!

Patagonya’ya benim gibi bunalım adamlar dışında sürü ile gelen insan göçleri de yok. Belki mevsimine göre kuşlar ya da leylekler geliyordur.

İnsanlar siyaset yapsın, bunun için partiler kursun diye iktidar tarafından teşvik ediliyor hatta destekleniyor. Malum siyaset zor zenaat…

Ülkenin dış borcu yok. Yeterli zenginlikler mevcut. Anlayacağınız çar çur yok. Büyük bir tasarruf var.

Of be kardeşim, yazarken bile sıkıldım bunlardan. Patagonya’da şöyle bir ağız tadı ile yaşayamıyoruz. Onun için Patagonya’da yaşamanın dayanılmaz hafifliği içindeyim. Öyle birbirinize “Patagonya’da mı, yaşıyorsun?” diye soracağınıza atlayın gelin Patagonya’ya… Görün halimizi!

Özcan PEHLİVANOĞLU

ozcanpehlivanoglu@yahoo.com
https://twitter.com/O_PEHLIVANOGLU

Posted in DIŞ POLİTİKA | Leave a comment