İSYANIMDIR !!! * Oyunu Bozmak

Değerli dostum Aydoğan Kekevi ,AKP-MHP’nin , İYİ partiyi demokrasi ilkelerinin dışında siyasi bir kumpasla SEÇİMLERE SOKMAMAK için  yaptıkları oyunu DEMOKRASİ ADINA bozan CHP’ye karşı yapılan haksız ve ağır eleştirilerine karşı bir İSYAN yazısı yazmış  . Bu İSYAN yazısına ben de katılıyorum.

CHP’nin bu tutumu içimizdeki DEMOKRASİ filizlerini yeşertmiştir . AKP ve MHP’nin siyaseten güç birliğine gitme amaçları HAKSIZ SİYASİ ÇIKAR SAĞLAMAKTIR . Erdoğan Cumhurbaşkanı seçilebilmek için MHP’den oy devşirmek istemekedir. MHP ise baraj altı kaldığı için , siyasi tarihten silinmemek için AKP’nin oyun dolabı olmayı içine sindirmiştir.

Fakat CHP’nin İYİ Partiye verdiği 15 milletvekilinden dolayı ,demokrasi adına ONURLU DAVRANARAK DEMOKRASİYİ KORUMAKTAN öte, arka planda siyaseten GİZLİ bir çıkarı yoktur. Doğal olan odur ki Türkiye’ye dayatılmakta olan TEK ADAM REJİMİ ve laik demokratik Cumhuriyet karşıtlığı, ancak böylesi bir  DEMOKRATİK birlik ve beraberlikle ALT EDİLEBİLECEKTİR. .Akıl ve erdem AKP-MHP’nin antidemokratik çıkarcı oyununu bozmuştur.

Naci kaptan/24.04.2018

Posted in Politika ve Gundem, SEÇİM - SEÇSİS, SİYASİ PARTİLER, YOZLAŞMA - AHLAKSIZLIK | Leave a comment

SİYASİ GÜNDEM * CHP , İYİ PARTİYE KURULAN KUMPASI DEMOKRASİ YOLUYLA ÖNLEDİ

Sözcü 23 Nisan 2018

Posted in Politika ve Gundem, SEÇİM - SEÇSİS, SİYASİ PARTİLER | Leave a comment

Kuş uçmaz , kervan geçmez dağ yollarında ; BAYRAK – ATATÜRK VE ATATÜRK ÇOCUKLARI

Posted in ATATURK | Leave a comment

BASIN AÇIKLAMASI 23 Nisan 2018, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Türk ulusuna ve ulusumuzun can suyu çocuklarımıza kutlu olsun.

Atatürk 1929 tarihili 23 Nisan Kutlamalarında, Ankara

Dr. Orhan Çekiç
TÜMÖD İstanbul Şubesi Başkanı
Yönetim Kurulu adına
22 Nisan 2018

BASIN AÇIKLAMASI

23 Nisan 2018, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Türk ulusuna ve ulusumuzun can suyu çocuklarımıza kutlu olsun.

98 yıl önce bugün, 23 Nisan 1920 Cuma günü, Mustafa Kemal’in önderliğindeki Türk ulusu, ulusal egemenliğine sahip çıkarak, emperyalist işgalcilere ve onların yerli işbirlikçilerine karşı bir ulusal bağımsızlık mücadelesini başlatmak üzere,Türkiye Büyük Millet Meclisini açmıştır.

Meclis’i toplantıya davet eden Mustafa Kemal’dir ama Meclis’i açan Türk ulusudur. Bu Gazi Meclisin milletvekilleri, o günkü koşullardaki Anadolu bozkırının ortasında, 20.000 nüfuslu bir kasaba olan Ankara’da, gaz lambalarının aydınlattığı mektep sıralarında oturup yasalar çıkartarak ordular kurmuş, vatanın kurtuluşu için tam bir ulusal dayanışmayı sağlayarak, tarihin görmediği bir zafere imza atmıştır. Osmanlı devletini yok etme aşamasına gelen emperyalistler, Anadolu’daki işte bu kutsal şahlanışın karşısında, tarihin kaydetmediği bir mağlubiyetin tarafı olmuşlardır. Bu zafer sonucudur ki Lozan’a giden yol açılmış, tam bağımsız, egemen, sosyal bir hukuk devleti niteliğindeki Türkiye Cumhuriyeti, işte böylece kurularak, tüm sömürge halklarına ışık ve rehber olmuştur

Bu çıkılan yolda ilk adımı atan lider, elbette Gazi Mustafa Kemal’dir. Türk ulusu ona Atatürk adını vermiş, UNESCO 1981 yılını tüm dünyada ”Atatürk Yılı” ilan etmiştir. Bir Türk olarak bununla övünmek varken, devlet kademelerindeki en üst makamları işgal eden kimilerinin bile, özellikle son dönemlerde, yönetimdeki kendi beceriksizliklerini örtmek için, sık sık Atatürk dönemine göndermeler yaparak, hiçbir şekilde bilimsel olmayan kıyaslamalara girişmeleri, kabul edilemez. Bu girişimleri yapanların, Atatürk Dönemi İktisat Tarihi’nin tek bir satırını dahi kavrayamamış olması ise, dehşet vericidir.

TÜMÖD Tüm Öğretim Elemanları Derneği İstanbul Şubesi mensupları olarak bilinmesini isteriz ki, Atatürk dönemi yöneticileri, o yılların şartlarında bile, bugünkü Meclis Başkanı’nın dile getirdiği gibi iki kalası birleştirip önünde poz vermediler. Onlar, açtıkları fabrikaların, kurdukları sanayi tesislerinin önlerinde onurla poz verdiler 1 ABD dolarının 95 kuruş olduğu, yani Türk lirasının dolardan daha kıymetli olduğu, enflasyonun % sıfır olduğu bir ekonomik modeli geliştirdiler. Köylüyü yok etmenin değil, var etmenin yollarını aradılar ve buldular. Öte yandan da Osmanlı Devleti’nin borcunu tamamen ödediler, kendilerinden sonraki yönetime de borçsuz, harçsız, başı dik, onurlu, özgür bir vatan bırakırken, Merkez Bankası’na da 27 ton altın bıraktılar. Şimdi de bu temelsiz ithamları bir tarafa bırakalım da, huzur içinde uyusunlar.

Dr. Orhan Çekiç
TÜMÖD İstanbul Şubesi Başkanı
Yönetim Kurulu adına
22 Nisan 2018

Posted in ATATURK, CUMHURİYET - DEMOKRASİ - ÇAĞDAŞLIK, DEMOKRASİ-ÖZGÜRLÜK, Tarih | Leave a comment

YENİ KİTAP ; Atatürk’ün Ekonomi Devleti Vizyonu

Değerli Nazım Güvenç’i , Atatürk’ün ekonomik vizyonunu anlatan bu yararlı kitabı için kutluyorum . (Naci Kaptan)

***

Nazım Güvenç
23.04.2018

Selam arkadaşlar,

23 Nisan bayramımız hepimize kutlu ve mutlu olsun.
Benden duyun: bu sabah ben kalkar kalkmaz kutlu ve mutlu oldum bile!

Aydınlık gazetesindeki köşesinde ekonomist arkadaşım Melih Baş, -sağ olsun- çok zarif bir yazıyla benim yeni çıkan kitabımı tanıtmış. Yazısını sizlerle de paylaşmak zevkini de tatmaktan kendimi alamadım. Gerçi siz nasıl olsa Aydınlık ‘tan okursunuz, biliyorum; lakin bir de benden duyun istedim.

İyi okuyuşlar [“okuma”lar değil! ]

Selamlar, sevgiler

Nazım Güvenç

Melih Baş
Aydınlık Gazetesi, 23.4.2018

Atatürk’ün ekonomi devleti vizyonu

Tüm yurttaşlarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun. Biz de kutlamaya başka bir renk katalım. Aydınlık gazetemizin 2013 yılında tekrar günlüğe dönüşünde ekonomi sayfası editörlüğünü üstlenen sevgideğer Nazım Güvenç’in kitabı “Atatürk’ün Ekonomi Devleti Vizyonu” kitabı Anahtar Kitaplar Yayınevi tarafından basıldı. Hem yayınevini Sn. Mehmet Atay nezdinde hem de kitabın yazarı arkadaşım N. Güvenç’i kutluyorum. Bugünün anlam ve önemine de uygun bir kitap doğrusu.

Güvenç, Önsöz’de kitaba adını veren devlet-i iktisadiye kavramını Mustafa Kemal’in 17-18 Ocak 1923’te İzmit’te İstanbul gazeteleri temsilcileri ile yaptığı basın toplantısında açıkladığını belirtmiş. Mustafa Kemal o tarihte şöyle söylemiş:

Yeni Türkiye devleti temellerini süngü ile değil, süngünün dahi dayandığı iktisadiyatla kuracaktır. Yeni Türkiye devleti cihangir bir devlet olmayacaktır. Fakat Yeni Türkiye devleti bir devlet-i iktisadiye olacaktır.’ Güvenç haklı olarak iktisat devleti kavramının iktisadî devlet kavramıyla farkının aynı hukuk devleti ve hukuki devlet kavramları arasındaki fark gibi olduğunun altını çizmiş. Mustafa Kemal’in iktisadi devlet yaklaşımının gözden kaçtığını belirten Güvenç, Batı’dan ithal edilen hukuk devleti kavramının daha sonra da sosyal-hukuk devleti kavramının dillere pelesenk olduğunu ve CHP’lilerin dilinden düşmediğini vurguluyor. Sonuç olarak diyor ki Güvenç, “Atatürk buldu biz kaybettik!, çünkü hep Atatürk’ün izinden gittik, oysa izini sürmek değil, izini sürdürmemiz gerekti.”

GÜDÜMLÜ EKONOMİ

Güvenç, Atatürk’ün bir bütün olarak dünya görüşünü “yol” olarak adlandırmanın daha uygun olacağı görüşünde. İktisat devleti veya Güvenç’in tercihiyle ekonomi devleti kavramı uluslararası bağlamda bir kuram-kılgı olarak ‘4. Yol’ oluşturma gücüne sahip, iflas eden üç yol olan kapitalist devlet, devlet sosyalizmi ve karma 3.yol’dan sonra. 4. Yol bir yeni sentez ve 6 Ok da bu yolda birer tutamaktır Güvenç’e göre.

Yazar, Atatürk’ün “yepyeni bir güdümlü ekonomi düzeni kurmakla uğraşıyoruz” sözünün üstünde durarak, bunun klasik devletçilikten de devlet sosyalizmi’nden de çok farklı olduğunu vurguluyor ve Merkez Bankası’ndan bütçeye, ticaret cephesinden tarıma bir çok örnekle Atatürk’ün bu güdümlü ekonomiyi kılgısal düzlemde nasıl organize ettiğini anlatıyor.

Yazar, farklı algılamalara da dikkat çekiyor, örneğin, Atatürk’ün devlet sosyalizmini benimsemekten söz etmediğini, çeşitli sosyal haklara ve güvenliğe anca devlet sosyalistliğine yaklaşarak varılabileceğini söylediğini yazmış kitabında.

Kitapta, Atatürk’ün kendi kaleminden bölümler (devletçilik, demokrasi, özgürlük, demokrasi) oldukça titizce seçilmiş metinler olarak gözüküyor. Güvenç ilginç bir şeye daha dikkat çekmiş. Mustafa Kemal, devlet-i iktisadiye kavramını kullandığı konuşmasında bir de sanayileşmeye dayalı bir piyasa ekonomisini geliştiren ve Batı kültüründen farklı bir yapıya sahip olan Japonya’ya yollama yapıyor, biz de başaracağız diyor.

SERBEST AMA BAŞIBOŞ DEĞİL

Güvenç, kitabında kapitalizm karşıtlığı ile piyasa karşıtlığı kavramlarını da enine boyuna tartışmış. Kâr amacı ve piyasa kavramları tartışma gündemine açılmış! Katma değer amacı ve paylaşım ekonomisi kavramları belki sonraki baskıya kalmış olmalı!

Kitapta ‘ekonominin tekerleği: para ve finans’ temasıyla finansallaşan kapitalizme ışık tutulmuş. Serbest ama başıboş olmayan bir piyasa ve finans olması gereğine dikkat çekilmiş. Ayrıca ekonomiyle devlet ve toplum ilişkileri ele alınmış, SSCB, Yugoslavya ve Arnavutluk örnekleri de kısaca incelenmiş. Bence kitabın en ilginç bölümü “Yeni Vizyon, Yeni Söylem, 4.Yol” başlıklı bölümü. Burada sosyal demokrasiden neoliberal bir politika çıkarmak anlamındaki 3. Yol’a ait eleştiriler çok gerçekçi. Güvenç Atatürk modeline Tony Blair vd.’lerinin türettiği 3. Yol adını vermenin doğru olmadığını söylüyor.

Sonsöz (Atatürk’ten bir alıntı): Bir milletin kültür seviyesi; üç sahada, Devlet, Fikir ve Ekonomi sahalarındaki faaliyet ve başarı neticelerinin hasılası ile ölçülür.

https://www.aydinlik.com.tr/ataturk-un-ekonomi-devleti-vizyonu-melih-bas-kose-yazilari-nisan-2018
Posted in ATATURK, Ekonomi, SİYASİ TARİH, Yeni Kitaplar | Leave a comment

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızın 98.yıldönümü kutlu olsun…*

Mehmet Boz
04/23/18

23 Nisan Ulusal Egemenlik
ve Çocuk Bayramımızın
98.yıldönümü kutlu olsun…!

Ezilmiş ulusların bağımsızlık savaşı çağını açan 23 Nisan 1920’de Ankara’da açılmış olan TBMM(Türkiye Büyük Millet meclisi)dir.

Ulusal egemenlik ülküsüne inanmış milletimizin Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun.

Yaşasın laik, sosyal, hukuk devleti güvencemiz Türkiye Cumhuriyeti…

(Yeri geldiği için 2 yıl önceki Yılmaz Özdil’in makalesi aşağıya alınmıştır)

***

Nisan 15, 2016/Yılmaz Özdil

23 Nisan törenleri “şehitler var” diye iptal öyle mi?

Kurtuluş Savaşı’nda sayısız şehit çocuğu öksüz ve yetim kalmıştı. Bu kutsal emanetlere sahip çıkabilmek için, bizzat Mustafa Kemal’in himayesinde 1921’de Ankara Himaye-i Etfal Cemiyeti kuruldu.

23 Nisan henüz “hakimiyeti milliye” bayramıydı. Çocuk bayramı değildi.

23 Nisan 1923’te TBMM’de yapılan Hakimiyeti Milliye Bayramı töreninde, Mustafa Kemal’in isteğiyle, Himaye-i Etfal Cemiyeti Başkanı’na protokolde yer verildi.

Bir sene sonra, 23 Nisan 1924 törenlerinde Himaye-i Etfal Cemiyeti’ni Mustafa Kemal’in eşi Latife hanım temsil etti.

23 Nisanlar cemiyetin tanıtımı için fırsat olarak değerlendiriliyordu. Mesela… Gelir elde etmek için rozet satılıyordu, 23 Nisan törenlerine katılan herkes bu rozetleri takıyordu. Gazeteler teşvik edici yayınlar yapıyordu.Her rozet, bir şehit çocuğuna destek manasına geliyordu.

23 Nisanlar, Himaye-i Etfal’le özdeşleşmişti. 23 Nisan denilince şehit çocukları, şehit çocukları denilince 23 Nisan akla geliyordu.

Milliyet gazetesi 23 Nisan 1926’da “Çocuk Bayramı” manşeti attı. Alt başlığında “bugün istiklal günü, vatanın kimsesiz çocuklarına yardım edelim” deniliyordu. Bağış patlaması oldu. Cemiyet, yardım kutuları koydu, para atmak için kuyruk oluştu. Ankara’nın lokantacı, kahveci, otomobilci esnafı 23 Nisan hasılatlarını Himaye-i Etfal’e verdi.

23 Nisan 1927… Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin yayınladığı bildiri gazetelerin manşetlerindeydi: “Büyük Gazimiz, çocuklarımızın 23 Nisan bayramını daha sevinçli geçirmelerine vesile olacak büyük bir jestte bulunmuşlardır. Mustafa Kemal Paşa, otomobillerinden birini, törenlerde çocuklara tahsis etmiş, Cumhurbaşkanlığı bandosunun çocuk bayramı için görev yapmasını sağlamıştır. Çocuklarımız ne kadar övünse ve sevinse yeridir.”

Himaye-i Etfal aynı zamanda şu çağrıyı yapıyordu: “Yaşınızı, memuriyetinizi, işinizi bir tarafa bırakarak, bugün çocuklarınızı şevk ve muhabbetle eğlendiriniz, çocuk şenliklerine katılınız. Bu saadetli günü yavrunuzu bağrınıza basarak bahtiyarlıkla geçirirken, sizin müşfik yardımlarınızı bekleyen, memleketin anasız, babasız yavrularını unutmayınız.”

Mustafa Kemal o sene Himaye-i Eftal balosuna katıldı. Ankara Evkaf Oteli’ndeki baloda, 10 bin lira yardım toplandı.

23 Nisan 1928, artık tamamen “Hakimiyeti Milliye ve Çocuk Bayramı” adıyla kutlanıyordu.

23 Nisan 1929, sadece bir günlük bayramla bırakılmadı, Mustafa Kemal’in talimatıyla yedi güne çıkarıldı, “çocuk haftası” ilan edildi. Etkinlikler çığ gibi büyümüş, tüm yurda yayılmıştı. Himaye-i Etfal’in bu organizasyonu tek başına yapabilmesi artık mümkün değildi. Balolar, konferanslar, anne eğitimleri, müsamereler, yarışmalar, şenlikler içeren kapsamlı kutlamaların organizasyonu, dönemin en büyük sivil toplum kuruluşu Türk Ocakları’na verildi.

(Çocuk Haftası’nın ilk sürprizi şuydu… Türk Ocakları’nın yönetimi 23 Nisan’da çocuklara bırakılacaktı. Bugünkü koltuk geleneği böyle icat edildi.)

Himaye-i Etfal, sadece üç kuruşluk rozet satarak başladığı macerada… Yedi sene gibi çok kısa sürede 300 binden fazla şehit çocuğuna ulaşmayı başarmıştı. 1929 itibariyle, 300 binden fazla yetime düzenli olarak kitap, elbise, çamaşır, oyuncak, süt, yemek ve şeker dağıtır hale gelmişti.

Himaye-i Etfal sayesinde herkes gücü ölçüsünde amca, teyze, dayı, hala olmuş, şehit çocuklarının elinden tutmuştu. Mustafa Kemal vizyonuyla“dünyanın en büyük ailesi” kurulmuştu.

Yani?

Yanisi şu…
23 Nisan törenlerini “şehitler var” gerekçesiyle iptal etmek, sadece Atatürk alerjisi değildir, aynı zamanda cehaletin daniskasıdır.

23 Nisan Çocuk Bayramı’nın varlık sebebi, bizatihi şehit çocuklarıdır.

23 Nisan, kendi çocuğumuzu şefkatle bağrımıza basarken, şehit çocuklarını unutmayalım günüdür. 23 Nisan, bizim çocuklarımızın saçının teline zarar gelmesin diye, kendi canını hiçe sayan kahramanları unutmayalım günüdür.

23 Nisan, bu milletin şehitlerine ve çocuklarına borcudur.

23 Nisan törenlerini, güya hassasiyet göstererek “şehitler var” diye iptal etmek… Sadece Atatürk alerjisi değildir. Şehitlere dair hassasiyetten haberlerinin bile olmadığının kanıtıdır.

Ekstra hazin tarafı…

Şehit çocuklarını himaye etmek için kurulan Himaye-i Etfal Cemiyeti, 1935’te Çocuk Esirgeme Kurumu’na dönüştü. Ve bugün maalesef, Ensar Vakfı’nı himaye eden aile bakanına bağlı… Hakikaten utanç vericidir.

Posted in ATATURK, CUMHURİYET - DEMOKRASİ - ÇAĞDAŞLIK, DEMOKRASİ-ÖZGÜRLÜK | Leave a comment

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ NASIL YAPILAMAYACAK ? * Benim imzam nerede?

Benim imzam nerede?

Söylenene (TV ekranlarında Bakan Yazıcıoğlu tarafından) ve de meclise de bu konuda teklif verilmiş olduğu bilgisine dayanarak ifade edeyim ki 100.000 imza şöyle elde edilecek(miş).

Kişilerin her biri ki yani bizzat kendileri ellerinde Nüfus Cüzdanı ve de ayrıca ikâmetgâh Belgesi ile bulunduğu ilçenin Seçim Kuruluna başvurarak diyecek kiii “Ben falanca kişinin C.Başkanı olmasını istiyorum buyrun bununla ilgili imzamı da veriyorum, bunu belgeleyin” diyecek. İlçe Seçim Kurulu da kişiye bu isteği ile ilgili olarak imza verdiğini bir belge ile karşılayacak, yani bir alındı verecek şahsa.

Böylece her isteği olan bulunduğu ilçenin Seçim Kuruluna gidip bu şekilde davranacak ve bir anlamda bir görev yerine getirmiş olacak. Olacak daaa o kadar. Daha sonra kendi önerdiği isme kaç imza verildiğini ancak ve ancak Y.Seçim Kurulu’nun bunu açıklaması ile öğrenecek.

Yani Y. Seçim Kurulu diyelim bu iş ile ilgili açıklamanın yapılacağı gün (bu bi süre ise o sürenin sonnuda) bir duyuruda bulunarak “Şu kişi şu kadar bu kişi bu kadar o kişi o kadar imza aldı (topladı)” diye ilân edecek. Ve böylece C.Başkanı için seçime girmeye hak kazanan kişiler belirlenmiş olacak.

Da…acaba, Y.S. Kurulu bu sayıyı elde ederken doğru mu toplamış olacak acaba? İmzaların toplamında ismi önerilenlerden biri için (veya 1’den fazla kişi için) 1 imza eksik sayılsa ve “99.999 imza toplamıştır” diye ilân edilse. O kişi (veya kişiler) “Bir daha sayılsın/toplansın” diye itiraz edebilecek mi? Tutun ki böyle bir hakkı var, Türkiye çapında tekrar nasıl sayılıp toplanacak?

Ya o kimsenin böyle bir hakkı yoksa (ancak imza sahiplerinin mantıken ve hukuken böyle bir itiraz hakkı olmalıdır ve olacaktır da) imza sahiplerinin her biri ne yapacak? İlçe Seçim kuruluna her biri başvurup da “Benim imzam mı yok? Elimde imza verdiğime dair verdiğiniz bege var” diye mi soracaklar? İnsanların başka işi mi yok? Ya da bu nasıl mümkün olabilecek ki? Başa çıkılır mı? Olacak şey mi?

Pekiii mühürsüz zarfları son anda (son oylamada) hukuksuz olarak geçerli kabûl etmiş olan Y.S.K.nın bu açıklamasına nasıl itibar edecek vatandaş? Ki kararlarına itiraz mümkün değil…(Hoş bu defa geçerli sayılacak bu ell ve kesin) Bunun yerine bir aday ortaya çıksa da bir imzalı dilekçesi altına 100.000 oy toplansa olmaz mı? Sahte isim ve imza ile hazırlanan belgelerin hem usûlsüz sayılması ve hem de buna tevessül edenlerin cezalandırlacağı bildirilse, bilinse olmaz mı? Ben ne diye işimi gücümü bırakayım da hasta mıyım sakat mıyım neyim, hiç ona buna bakmadan İ. Seçim Kurulunu arayıp bulacağım da orada var olan (ki sanırım) kalabalığın ardında sıraya gireceğim de imza verip belge alacağım da birini aday göstereceğim ha? Yok ya başka işim mi yok.

Hadi ister misiniz…Henüz bir mahkûmiyet hükmü yok (belki aranıyor ama kırmızı bültenle) (Muhterem) Fethullah Gülen (Hoca Efendi Hazretleri) için imza verenler olsa ve de mümkündür 100 değil 300.000 oy verilse, Y.S.K. bunu 99.999 diye nasıl geçiştirecek?

Ve aldı mı yeterli oy ve kazandı mı C.Başkanlığı seçimini. E ne olacak o zaman? Esenboğa’ya Humeyni gibi alâ-yı valâ ile inecek mi? Hadi buyurun buradan. J

Benim imzam nerede?

Posted in SEÇİM - SEÇSİS, SİYASİ PARTİLER | Leave a comment

*NEDEN SANA OY VERMEYECEĞİM DİYORUM.*

Almanya’dan Güzelcan Çelik’in paylaşımı
sosyal medyada paylaşım rekoruna koşuyor.
İşte o paylaşım:

*NEDEN SANA OY VERMEYECEĞİM DİYORUM.*

Ben Amerika’ya katil derken
_Sen katile hizmet ediyordun_

Ben Fetö’ye terörist derken
_Sen hoca efendi diyordun_

Ben Apo’ya bölücübaşı derken
_Sen barış elçisi diyordun_

Ben Atatürkçü paşalara sahip çıkarken
_Sen Ergenekon’un savcısıydın_

Ben Suriye’nin iç işlerine karışmayalım derken
_Sen Amerika’nın gazıyla Esed gidecek diyordun_

Ben milli bayramlarımda coşayım derken
_Sen bana biber gazı sıkıyordun_

Ben 1 Mayıs’ta işçi tulumuyla halay çekerken
_Sen beni copluyordun_

*İşte bu yüzden seni sevmiyorum*

Ben ülkemin muassır medeniyetler seviyesinde olmasını istiyorum
_Sen tarikatlar şeyhler ve müritler ülkesi yapmaya çalışıyorsun_

Ben bütün inançlara eşit mesafedeyim
_Sen kendi inancın dışındakilere düşmanlık yapıyorsun_

Ben kadınla erkek eşittir diyorum
_Sen kadını aşağılıyorsun_

Ben bilimi birinci yol gösterici kabul etmişim
_Sen bilime düşmanlık ediyorsun_

Ben sanatın içinde yaşıyorum
_Sen sanatın içine tükürüyorsun_

Ben ormana yeşile sahip çıkıyorum
_Sen rant uğruna kesiyorsun_

Ben demokrasiyi amaç edinmişim
_Sen demokrasiye araç diyorsun_

*İşte bu yüzden seninle anlaşamıyorum*

Ben insanım
_Sen kul olayım istiyorsun_

Ben düşünüyorum
_Sen vuruyorsun_

Ben sorguluyorum
_Sen biat istiyorsun_

Ben çoğulcu demokrasiden yanayım
_Sen tek adamlık istiyorsun_

Ben Cumhuriyetçiyim
_Sen saltanat istiyorsun_

Ben laikim
_Sen şeriat istiyorsun_

Ben halkçıyım
_Sen kralcı olmamı istiyorsun_

Ben Anadolu çocuğuyum
Sanayide çıraklık
Tarlada ırgatlık
Kışlada askerlik yaptım
_Sen çocuğuna çürük raporu alıyorsun_

Ben türküyüm
Hasret Gültekin’im
Nesimi Çimen’im
Muhlis Akarsu’yum
_Sen beni yakıyorsun_

Ben ozanım
Aşık Mahsuni’yim
Arif Sağ’ım
Fevzi Kurtuluş’um
_Sen sazımı kırmak istiyorsun_

Ben halkım
Deniz Gezmiş’im
Dadaloğlu’yum
Pir Sultan Abdal’ım
_Sen kellemi istiyorsun_

Ben solcuyum
Ben Nazım Hikmet’im
ben Uğur Mumcu’yum
_Sen bana vatan haini diyorsun_

Ben Atatürk’ün torunuyum
_Sen ATA’ma ayyaş diyorsun_

*İşte bu yüzden sana Oy vermeyeceğim diyorum !..*”

“Neden ‘SANA OY VERMEYECEĞİM’ DİYORUM” Herkes PAYLAŞSIN

Posted in CUMHURİYET - DEMOKRASİ - ÇAĞDAŞLIK, DEMOKRASİ-ÖZGÜRLÜK, İNSAN HAKLARI - DEMOKRASİ, SEÇİM - SEÇSİS | Leave a comment

CHP GENEL BAŞKANI KILIÇDAROĞLU’nu İYİ PARTİ İLE İŞBİRLİĞİ YAPARAK AKP-MHP TARAFINDAN KURULAN SEÇİM TUZAĞINI BOŞA ÇIKARTMASINI KUTLUYORUM * Tek adam rejiminden kurtulmak , demokrasi ve parlamenter rejimi geri getirmek için muhalefet cephesini daha da büyüterek güçlendirmek gereklidir.

Halktv.com
22.04.2018

CHP’li 15 vekilin partisine geçmesine
ilişkin Meral Akşener’den açıklama

CHP’li 15 milletvekilinin İYİ Parti’ye geçmesine ilişkin açıklama yapan Meral Akşener, “Ortak tuzak kurdular, boşa çıkarıldı. Kılıçdaroğlu’nun adımı her türlü takdirin üzerinde.” dedi.

CHP’li 15 milletvekili İYİ Parti’ye geçti. CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Kılıçdaroğlu’nun talimatıyla İYİ Parti’ye geçen 15 milletvekilini basın toplantısı ile duyurdu.

CHP’li heyet saat 16.00’da Akşener’i ziyaret etti. Ziyaretin ardından Akşener yazılı bir açıklama yaptı.

Akşener, “Demokrasi bir ahlak rejimidir, bir hukuk rejimidir, erdemliler rejimidiri. Hukukun üstüne basmak, çiğnemek, tanımamak en büyük ahlak yoksunluğudur. Demokrasiyi çiğnemek, adaleti emre amade kılmak kabul edilemez. Kanunların çok açıkı hükümlerine rağmen hak gasbı kabul edilemez.

Siyasi iktidar muhalifleri yargıya hükmederek yargı organları üzerinden engelleme bir gelenek haline getirmiştir. İYİ Parti’yi seçimlere sokmama teşebbüsü, demokrasiye saldırıdır. Ülkeyi korkutarak yönetmeye çalışanlar, bir büyük tuzak hazırlığı içerisine girdiler. ”

Akşener sözlerine şöyle devam etti: CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun koyduğu tavır her türlü takdirin üzerinde. Tarihi demokratik tavır. Siyasi demokrasi tarihimizde övgüyle yerini alacaktır dedi.

***

CHP’den İYİ Parti’yle ittifak açıklaması

CHP’li vekiller TBMM’de bir araya gelerek İYİ Parti’yle yapılan ittifakla ilgili bilgilendirme açıklaması yaptı. Duyuruyu parti adına CHP Grup Başkanvekili Engin Altay yaptı.

İYİ Parti’nin seçimlere katılabilmesi için, 15 CHP’li milletvekili CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun talimatıyla istifa ederek İYİ Parti’ye katıldı.

CHP heyeti, TBMM’de basın toplantısı düzenleyerek 15 milletvekilinin isimleri tek tek açıklandı.

Konuya ilişkin açıklama yapan CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, beraberinde İYİ Parti’ye geçen 15 vekille birlikte TBMM’de basın toplantısı düzenledi.

Altay, şu açıklamalarda bulundu:

“Türkiye’nin bu demokrasi ayıbından kurtulması lazım katılabilecek partilerin standartları bellidir. Demokrasimizin daha fazla tahrip edilmesini doğru bulmuyoruz. Biz yok edilen adaleti yeniden inşa edeceğiz. YSK’nın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan partilerin seçim gerekliliklerini tamamlayıp tamamlamadıklarına ilişkin istediği görüşün İYİ Parti açısında olumlu olmasına rağmen YSK’da İYİ Parti adına olumlu bir yaklaşım olmasını siyasi bir karardır.

Dolu dizgin seçimlere giden bir parti için bu durum doğru olamaz. Biz bu demokrasi ayıbıyla mücadele edeceğiz. YSK’nın bu ayıba zorlanmasıyla mücadele edeceğiz.Demokrasi bizin için değil herkes için deriz biz. Bu sebeple yargının bu siyasi tasarrufunu ortadan kaldırılması için CHP’ye mensup 15 vekil bugün partimizden istifa edip İYİ Parti’ye geçmişlerdir.”

***

YSK İYİ Parti kararını verdi
YSK, 24 Haziran’da yapılacak seçime AK Parti, BTP, BBP, CHP, DP, HDP, İYİ Parti, MHP, Saadet Partisi ve Vatan Partisi’nin girebileceğine karar verdi.

http://halktv.com.tr/chpden-iyi-partiyle-ittifak-aciklamasi-318439

Posted in Politika ve Gundem, SEÇİM - SEÇSİS, SİYASİ PARTİLER | Leave a comment

Mustafa Kemal Paşanın adını bile duymaya tahammüleri yok * ‘Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa’ dediler, konserleri yarıda kesildi!

Birgün GÜNCEL
22.04.2018

‘Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa’ dediler,
konserleri yarıda kesildi!

Cumhuriyet Kadınları Korosu, bakanların katıldığı etkinlikte ‘Biz Atatürk kadınlarıyız’ ve ‘Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa’ deyince konser yarıda kesildi.

Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ valilikleri ile Trakyalılar Vakfı tarafından düzenlenen “Trakya Tanıtım Günleri” programında Cumhuriyet Kadınları Korosu’na yapılanlar tepki çekti.

Sözcü’den Deniz Ayhan’ın haberine göre; bölgenin tarihi, turizmi, sosyal ve kültürel faaliyetlerini tanıtmak için Ankara’da “Trakya Günleri” etkinlikleri düzenlendi. Yaşları 40-85 arasında değişen kadınların oluşturduğu Cumhuriyet Kadınları Korosu da etkinlikte bir konser verdi.

Kırklareli Ertuğrul Köyü’nden Ankara’ya giden koronun konserini dinlemeye, Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Sağlık eski Bakanı Mehmet Müezzinoğlu da gitti. Şiirlerinde “Biz Atatürk kadınlarıyız, Cumhuriyet’in öğretmenleriyiz” diyen koro, “Yaşa Mustafa Kemal Paşa Yaşa” türküsünü de söyledi. Ancak kadın korosunun programı erken bitirildi. Otellerine giden kadınlar, rezervasyonlarının da iptal edildiğini öğrenince köylerine dönmek zorunda kaldı. Koro şefi Şükran Akdeniz, olayla ilgili konuşmak istemedi.

Programı izleyen CHP Genel Başkan Yardımcısı Çetin Osman Budak ise yaşananları şöyle aktardı: “Kadınlar Atatürk’le ilgili konuşmalar yapıyordu. Alkış ve büyük tezahüratlar aldılar. Benim sol tarafımda bakanlar ve milletvekilleri oturuyordu. Herkes alkışlarken onlar alkışlamadı. ”

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Lütfü Türkkan da “Tek suçları konserde ‘Bizler Atatürk kadınlarıyız’ demeleridir” açıklamasını yaptı, duruma tepki gösterdi.

Trakyalılar Vakfı yetkilileri ise kadınların konserinin kesilmediğini, zaten kısa olduğunu savundu.

https://www.birgun.net/haber-detay/yasa-mustafa-kemal-pasa-yasa-dediler-konserleri-yarida-kesildi-213117.html
Posted in ATATURK, CUMHURİYET - DEMOKRASİ - ÇAĞDAŞLIK | Leave a comment