TARIM KÜLTÜRÜ * BİTKİ YETİŞTİRMEYE MERAKLI OLANLARA KARDEŞ BİTKİLER YÖNTEMİ‏ * (Companion planting)

KARDEŞ BİTKİLER YÖNTEMİ – Companion planting


Sebze ve çiçek yetiştirmeye meraklı arkadaşlar,
“Mart kazma kürek yaktırır” dense de bahçesinde ve balkonunda küçük seralar ve dikim yerleri oluşturacak zamanlar yaklaşıyor. Bu amaçla 2010 yılında paylaştığım KARDEŞ BİTKİLER YÖNTEMİ hakkındaki yazıma yurt dışında bu metoda ilgi duyanlar tarafından geri dönüşler geldi. İlk geri dönüş Türkiye’ye çok uzak olan Yeni Zellanda’dan olmuştu. İkinci geri dönüş ise Kanada’dan oldu. Bu mektubu da aşağıda sunuyorum. Mektubun içeriğinde  “sebze / Çiçek dikim takvimi” var.  Her iki mektup göndericisi olan ilgililer  özellikle bilinçli sebze üreticilerinin ilgi duyduğu KARDEŞ BİTKİLER YÖNTEMİ ile ilgilendiklerini belirtiyor. Paylaştığım bu yöntemle birbiri ile bağdaşan ve birbirini besleyerek geliştiren bitki türleri anlatılıyor. İnternetin bilgi iletişiminde ne kadar etkili olduğunu somut olarak bu gelen mektuplardan gördüm.

Merhaba”,
Bu linkte hazırlamış olduğumuz 2021 yılına ait sebze / Çiçek dikim takvimi ile ilgili bilgilere ulaşabilirsiniz; https://youryardguru.com/2021-planting-calendar/ Potansiyel olarak birlikte nasıl işbirliği yapabileceğimize dair herhangi bir fikriniz veya öneriniz varsa sizden haber almak isterim!
Saygılarımla,
Sophia Chandler
https://youryardguru.com/

Hi “there”,
Just a quick followup from me on this one regarding our article a 2021 planting calendar which you can find here: https://youryardguru.com/2021-planting-calendar/ – If you have any thoughts or suggestions on how we could potentially collaborate together then I’d love to hear from you! 🙂
Kind regards,
Sophia Chandler
https://youryardguru.com/

Amatör veya profosyenel tarımcılık meraklıları için 2010 senesinde paylaştığım  aşağıdaki KARDEŞ BİTKİLER YÖNTEMİ (Companion planting) hakkındaki yazı ile ilgili bir geri bildirim tam 10 sene sonra YENİ ZELLANDA’da bu konuda araştırma   ve çalışmalar yapan  https://happydiyhome.com/companion-planting/ sitesinin yöneticisi Jen Miller’den geldi. Mektup aşağıda sunulmuştur.
Jen Miller KARDEŞ BİTKİLER YÖNTEMİ (Companion planting) hakkında çalışmalar yaptığını yazarak internette yapılan paylaşımların zaman ve mesafe tanımadığını da bizlere göstermiş oldu.
Kardeş bitkiler (Companion planting) konusuna meraklı olanlar  aşağıdaki sayfayı ziyaret ederek bilgi alabilirler [https://happydiyhome.com/companion-planting/
(*) DIY = DO IT YOURSELF

On Saturday, March 14, 2020 at 7:19 AM, Jen Miller <jen@jenreviews.email> wrote:
Dear Editor,
My name is Jen and I’m an Editor at Jen Reviews. I was doing research on companion planting and just finished reading your wonderful piece: http://nacikaptan.com/?p=141
In that article, I noticed that you cited a solid post that I’ve read in the past: http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_companion_plants
We just published an updated, comprehensive guide on how to master companion planting on our sister site, Happy DIY Home. It is completely free and you can find it here: https://happydiyhome.com/companion-planting/
If you like the piece we’d be humbled if you cited us in your article. Of course, we will also share your article with our 100k newsletter subscribers and followers across our social platforms.
Either way, keep up the great work!
Warmly,
Jen

KARDEŞ BİTKİLER YÖNTEMİ (Companion planting)

Naci Kaptan – Eylül 01, 2010 / Güncellendi 05 Mart 2021

Kaynak: http://kardesbitkiler.blogspot.com/
“Kardeş bitkiler” (“companion planting”) sistemi, bitkilerin birbirine yarayan özelliklerini kullanmayı ve birbirine zarar vermelerini önlemeyi amaçlayan bir tarım yöntemidir. Uyumlu ve birbirine yarar sağlayan (gölge oluşturma, toprağa besin maddesi sağlama, zararlıları kaçırma, yararlı böcekleri çekme vs.) bitkilerin birbirinin yakınına, uyumsuz bitkilerin ise birbirinden uzağa ekilmesi temeline dayanır. Ekolojik tarım için kullanılabilecek en etkili yöntemlerden biridir. Çok da eğlencelidir. Sistemin en önem verdiği şeylerden biri toprağın hep bitki örtüsüyle kaplı kalmasıdır. Bu sayede yılın her mevsiminde ürün alınabiliyor. 
“Kardeş bitkiler” (“companion planting”) sistemi, daha önce Ankara – Güneşköy’de denediğimiz ve bu yıl da orada başarıyla uygulanan bir tarım yöntemidir. Bitkilerin birbirine yarayan özelliklerini kullanmayı ve birbirine zarar vermelerini önlemeyi amaçlar.
Örnek alınan model Gertrud Frank’ın “Companion Planting” kitabı. Bu sistem toprağın verimli kullanılmasını ve hasat süresini uzatmayı hedefliyor. Hastalık ve zararlılarla mücadele için ilaç kullanma gereğini ortadan kaldırıyor. Ürün münavebesini rutine bindirerek kolaylaştırıyor. Yabancı otları kontrol altında tutuyor. Toprağı zenginleştiriyor ve sürülmesi ihtiyacını ortadan kaldırıyor. Kompost hazırlamaya ihtiyaç bırakmıyor ve insan emeğini de en aza indiriyor.
Kardeş Bitkiler Komşuluk Çizelgesini (xls) indirmek için aşağıdaki linke sağ tıklayıp farklı kaydet – save target as yapınız:
BitkiKomsulukCizelgesiTurkceAlfabetik_doc_icinde_xls_dosyasi Orjinali : ( http://www.gb0063551.pwp.blueyonder.co.uk/seeog/companion/ )
http://permaculture.org.au/2010/07/30/companion-planting-guide/
http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_companion_plants

Sistemde şu uygulamalar var:
Örtü bitkisi
Kışın toprağın çıplak kalmaması, organik maddeler ve elementlerce zenginleşmesi ve toprağın gevşek kalması için canlı gübre görevi görecek bir örtü bitkisi yetiştiriliyor. Bunun için uygun zaman sonbahar (geç ürünler toplandığı sıra). Bu bitki çiçek açma zamanından önce (örneğin ilkbahar ortaları) kesilip olduğu yere bırakılıyor. Bunun için hardal iyi bir seçenek. Hızlı çimlenir, dona dayanıklıdır, kökleri toprağı yumuşatır, gövdesi geride sert kalıntı bırakmaz, az su ister, yabani otları engeller, uçucu yağıyla zararlı böcekleri kaçırır, kendisi de salatalarda kullanılabilir. Bunun yerine alternatif olarak küçük bakla veya arıotu (Phacelia) kullanılabilir. Diğer seçenekler: fiğ, yonca, burçak, karabuğday, korunga, mercimek. 
Toprağın sürülmemesi
Bu sistemde toprak sürülmüyor, sadece boşta olan topraklar çatallanarak biraz havalandırılıyor. Toprağı sürmek, toprağın içindeki yararlı canlılara ve besin maddelerine zarar verdiği ve ayrıca erozyonu artırdığı için ekolojik tarımda tercih edilmez.
Yerinde ekim
Yerinde ekim yapmak (fidelerin yerini değitirmemek) tercih ediliyor. Çünkü yer değiştirmeyen sebzelerin daha sağlıklı büyüdüğü gözlenmiş. Domates ve patlıcan gibi sıcaksever türler icin bu zor olabilir.
Sıra sınırlarına ıspanak ekimi
Ispanak sıraları ayırdermeye yarıyor. Ispanağın kökleri toprağı tutuyor ve toprak kaybını önlüyor. Sıralara ekilen fideler için hafif bir koruma sağlıyor. Ispanaklar bir karış olduğunda olduğu yerde kesilip bırakılıyor. Yapraklarının sümüksü yapısı toprağı yumuşatıyor ve besliyor. Kökler, yumuşak olduğundan toprakta kalıntı bırakmıyor. Solucanları ve mikroorganizmaları besliyor. Bir sonraki sezonda 25 cm kaydırma yapıldığında, yeni ürünler ıspanağın bıraktığı organik maddelerden yararlanıyor. Bu yöntem ayrı bir yerde kompost hazırlamayı gereksiz hale getiriyor.
Sıralar halinde yoğun ekim
Bahçe C-A-C-B-C şeklinde giden 50 cm aralıklı sıralar halinde düzenleniyor. A sıraları bütün bir sezona yayılacak ana ürünlere ayrılıyor. Örneğin domates, biber, kabak, hıyar, patlıcan, fasülye, bezelye, patates, lahana, kereviz vs. olabilir. B sıraları yılda iki ayrı ürünün alınabileceği sıralar. Örneğin sezonun ilk yarısında bakla, marul, kıvırcık, fındık turbu, pazı, karalahana, ıspanak, sarımsak, ikinci yarısında ise pırasa, lahana, brüksel lahanası, brokoli, karnabahar vs. C sıraları ise ya kısa sürede hasat veren ya da sık sık ürün alınabilen bitkilere ayrılıyor. Buralar özellikle salata malzemesi olabilecek otlar ya da diğer ana ürünlere yarar veren bitkilere ayrılıyor. Örneğin, maydanoz, turp, havuç, sarımsak, roka, tere, kıvırcık, rezene, anason, semizotu, dereotu vs. Geniş alana yayılan A bitkilerinin (örneğin hıyar, kabak) yanlarındaki C sıraları sadece ilkbaharda kullanılıyor, sonra boş bırakılıyor.
A, B,C sıraları bir kez belirlendikten sonra bütün sezon boyunca değişmiyor. Bir sonraki sezonda buların yerini bilmek önemli, çünkü yeni sıralar 25 cm kaydırılarak oluşuturuluyor. Böylece münavebe otomatikleşiyor ve kolaylaşıyor.
Sıralara hangi ürünlerin ekileceğini belirlerken çimlenme sıcaklığı, hasat süresi ve iyi-kötü komşuların göz önünde bulundurulması gerekiyor.
Çiçekler ve şifalı otlar
Ana ürün sıraları içine, C sıralarına ve bahçe sınırlarına çiçek ve şifalı otlar ekiliyor. Bunlar diğer bitkilere çeşitli yararlar sağlıyor ve biyolojik mücadeleye destek oluyor. Bahçe sınırları ısırganotu başta olmak üzere yabani bitkiler ekilebilir (ısırganotu uğurböceklerin çekiyor). Bahçenin her yerine ekilmesi tavsiye edilen, her bitkiye yararlı olan başlıca çiçekler: aynısafa, civanperçemi, kadife çiçeği.

Kardeş bitkiler doğal bir bağışıklık sistemi oluşturuyor
“Doğal dengeler gözetildiği için kardeş bitkiler yöntemi kullanılan alanlarda biyoçeşitlilik artıyor. Toprağın organik, canlı yapısı korunurken, hastalıklara ve zararlılara karşı da doğal bir mücadele yöntemi kullanılmış oluyor, bu da zehirli kimyasallar ve yapay gübre kullanımını ortadan kaldırıyor.”
Sohbetlerde ve eğitimlerde biyoçeşitlilikten, sürdürülebilirlikten, onarıcılıktan ve biyomimikriden yani doğayı taklit etmekten çok sık bahsediyoruz. Bitkiler doğada nadiren bizim bahçelerimizde olduğu gibi yalnız büyürler. Aslında diğer bitkilerle karışırlar ve genellikle simbiyotik ilişkilerle birbirlerine yarar sağlarlar. Bunu orman ekosistemlerinde çok açık ve net bir şekilde gözlemleyebiliriz. Hâlbuki biz kendi bahçelerimizde bunu bir karmaşa olarak görüp, zararlı ve estetikten yoksun bir şekilde sıra sıra dizilmiş, tek tip bitkileri tercih eder hale gelmişiz.
Kardeş bitkiler yöntemi, yabancı kaynaklarda “companion planting” olarak geçiyor: bir bahçede farklı türdeki bitkilerin yan yana ekilmesi. Doğada bulunan “sinerjistik etkileri” kullanan bir bahçecilik yöntemi, yani optimum sağlık ve canlılık elde etmek için bitkiler arasında işbirliğini teşvik ediyoruz. Birbirlerine yararlarını arttırıp, zararlarını azaltacak şekilde planlayarak ekiyor ve dikiyoruz. Ekolojik tarımda kullanılan etkili yöntemlerden biri, entegre zararlı mücadelesi olarak birebir…
Bitkilerin uyumlu olması ve birbirine yarar sağlaması ne demek diye düşünüyorsanız, hemen açıklamaya başlıyorum:
Zararlıları kaçırma: Tuzak bitkileri dikerek, zararlı böcekleri bu tuzak bitkilerine doğru çekiyoruz ve böylece esas yetiştirmek istediğimiz bitkileri rahat bırakmalarını sağlayarak daha sağlıklı bitkiler yetiştirebiliyoruz.
Toprağa besin maddesi olma: Azot sabitleyen bitkileri (baklagiller) sabitlemeyen bitkilerle beraber ekerek topraktaki azot miktarını arttırabiliriz.
Malç: Bazı yer örtücüler ve biraz büyüdükten sonra biçilerek toprak üzerinde bırakılan bitkiler yabani otların büyümesine engel oluyor, toprağın üzerini örttüğü için de topraktaki besin maddelerinin ve nemin daha uzun süre tutulmasını sağlıyor.
Fiziksel destek: En meşhur kardeş bitki birlikteliklerinden biri “üç kız kardeş”tir. Mısır, sırık fasulye ve kabak yan yana ekiliyor; sırık fasulye mısıra tırmanabiliyor ve kabak da yer örtücü görevi görüyor, gölge yapıyor, kökleri aşırı güneşten koruyor ve toprağın üstünü her zaman örtülü tutuyor.
Bu bahsettiklerimiz sayesinde, doğal dengeler gözetildiği için kardeş bitkiler yöntemi kullanılan alanlarda biyoçeşitlilik artıyor. Toprağın organik, canlı yapısı korunurken, hastalıklara ve zararlılara karşı da doğal bir mücadele yöntemi kullanılmış oluyor, bu da zehirli kimyasallar ve yapay gübre kullanımını ortadan kaldırıyor. Kardeş bitkiler yöntemini kullanarak oluşturduğunuz bir bahçenin, zamansal ve mekansal olarak bütününe baktığınızda, doğal bir bağışıklık sistemi oluştuğunu düşünebilirsiniz yani doğal bir savunma mekanizması geliştirmiş oluyorsunuz.
Aslında kardeş bitkiler yöntemi daha çok bahçelerde uygulanıyormuş gibi geliyor olsa da aslında geniş arazilerde yapılan tarımsal üretimde ve balkon gibi küçük alanlarda uygulanması da oldukça iyi sonuç verir. Sadece planlamasını daha büyük veya küçük düşünerek yapmak gerekir. Toprağın altından başka, üstünden başka fayda sağladığı için, aynı saksıda yetiştirmek ve farklı saksılarda yan yana yetiştirmek çeşitli avantaj ve dezavantajlar ortaya çıkarabilir.
Kardeş bitkiler yönteminde, “yardımcı bitkiler” dediğimiz bazı bitkiler de var. Bunlar direkt olarak asıl yetiştirmek istediğimiz bitkilerin sağlıklı büyümesine destek olur. Toprağa besin takviyesi yapar, yararlı böcekleri çeker, zararlıları uzak tutar ve bitkilerin en uygun şartlarda büyümesine imkan tanır. Sebzeler için birçok şifalı ve aromatik bitki ve çiçek iyi bir yardımcıdır. Örneğin fesleğen bahçelerin olmazsa olmazıdır… Kadife çiçeği, zinya, ada çayı, biberiye, civanperçemi, ısırgan otu, latin çiçeği gibi bitkiler hemen hemen her şeye yardımcı bitkidir.
Biraz araştırma yaparsanız hangi bitkilerin birbiriyle iyi anlaştığını kolayca bulabilir, ilgili tablolara ulaşabilirsiniz. Okumalarınızın ardından, bitkilerin özelliklerini ve birbirleriyle nasıl etkileşime girebileceklerini düşünmeye başlayabilirsiniz. Dikkat etmeniz gereken şeylerle ilgili ufak bir liste:
Su ihtiyacı: Eğer yan yana dikmeyi düşündüğünüz her şey sudan hoşlanıyorsa veya hepsi kuraklığa dayanıklıysa sorun yok ama ikisini karıştırırsanız sulama sizin için önemli bir soruna dönüşebilir.
Bitki kökleri: Kök sistemleri, bitkilerin rekabet etmeyeceği şekilde yerleştirmek gerekli. Mesela yayılıcı bir kökü olan domates ile kök bitkisi olan havuç iyi anlaşır. Fesleğen de bu birlikteliğe çok yakışır.
Bitki düzenlemesi: Farklı boyutlarda ve şekillerdeki bitkileri bir araya getirerek, yakın oldukları zaman nasıl çalışabileceklerini düşünün. Mesela o köşeye diktiğiniz asma ne kadar büyüyecek? Nereye yayılacak, neleri gölgede bırakacak? Ufak bir tüyo, asma altında marul gibi gölge isteyen yeşillikler güzel yetişir.
Böceklere karşı cazibesi: Yararlı böcekleri çekmek ve zararlıları caydırmak için kullanılan bitkilerin birlikte olması iyi olur. Örneğin, uğur böceği her zaman bahçenize görmek istediğiniz bir böcek, onu nasıl davet edebilirsiniz? Ayçiçeği bahçenizden eksik olmasın.
Toprak: Toprağın kalitesini arttırmak her zaman besin değeri yüksek ve lezzetli ürün almanızı sağlar. O yüzden toprağın üzerini örtmek, yani malçlamak önemli. Biçip bırakabileceğiniz bir türü zemin örtücü olarak kullanabilirsiniz. Bunun yanı sıra, toprağın besin değerini arttırmak için de azot bağlayan bitkileri tercih edebilirsiniz. Hiçbir şey dikmesem bile mutlaka bakla dikiyorum.
Yediğimiz şeyler üzerinden bir örnek vermem gerekirse, havuç, bezelye, marul, soğan, domates dereotu birlikte uyumlu bitkilerdir. Ama mesela, lahana ve domates uyumsuzdur.
Geçenlerde bir yazıda okudum ama ne yazık ki bunu yazarken aradığımda kaynağını bulamadım. Yukarıda bahsettiğim “üç kız kardeş” örneği, 700 yılı aşkın bir zamandır kullanılan, klasikleşmiş bir örnekmiş, zaten hep lafı geçer. Beslenme açısından neredeyse eksiksiz bir öğün oluşturacak, yani protein, karbonhidrat ve vitamin içeriği ile dengeli bir yemek ihtiyacımızı karşılayacak her şeyi birlikte yetiştirebilmemizi sağladığından, kendi kendine yetmeyi hedefleyen bir üretici için de harika bir birliktelik. Üç kız kardeş için en yaygın bilinen birliktelik mısır, kabak ve fasulye olsa da ayçiçeği, amarant ve kavun gibi benzer işlevi görecek bitkiler veya aynı familyadan olan bitkilerle de bu uyumu yakalamak mümkün.
İyi bir planlama ile çok şey yapılır; araştırın, okuyun, yazın ve çizin. Sonra oturup keyfini çıkarın, ben hiç iyi kayıt tutamıyorum ama, siz mutlaka tutun, bir sonraki sene çok faydasını görürsünüz.
Yasemin Kireç – https://www.bugday.org/blog/kardes-bitkiler-dogal-bir-bagisiklik-sistemi-olusturuyor/
Kardeş bitkiler sisteminin avantajları nelerdir? 
* Sebze, şifalı bitki, baharat, biyokütle, hayvan yemi ve arılar için balözü bitkileri ve yerel türler gibi çeşitli bitkileri bir arada üretir.
* Bahçe içinde doğal bağışıklık oluşturarak zararlılara ve hastalıklara karşı direnç geliştirir.
* Zararlı olabilecek böcek popülasyonlarını kontrol eden yararlı böcekleri çeker.
* Toprağın farklı tabakalarının bir arada kullanılmasına imkan verir.
* Doğal dengeleri gözetir ve biyolojik çeşitliliği artırır.
* Toprağın nemini ve besleyiciliğini korur.
* Kimyasal ilaç ve yapay gübre kullanımı gereğini ortadan kaldırır.
* Dönüşümlü ekimi (münavebe) kolaylaştırır.
* Sürekli ve yoğun tarım uygulamasıyla yüksek verim sağlar.
* Bahçe bakımı için gereki işgücü miktarını azaltır.
* Azot sabitleyen bitkiler (baklagiller) sabitlemeyen bitkilerle beraber ekilir. Örneğin mısırın yanına sırık fasulye, fiğin yanına yulaf/arpa
* Fiziksel destek: Mısırın yanına ekilen sırık fasulye mısıra tırmanabilir.
Yabani ot kontrolünü doğal yollarla gerçekleştirir. Ör: Çavdar yeşilken biçilirse ve tarlada malç olarak bırakılırsa çözünen artıkları yabancı ot çimlenmesini engelleyen bileşenler salgılarlar. Malçın üstüne dikilecek fidelere kolayca gelişebilecekleri rekabetten uzak bir ortam sağlanır.

Yardımcı Bitkiler 
* Yardımcı bitkiler diğer bitkilerin büyümesine yardım eder.
* Yardımcı bitkiler toprağa besin ve organik madde sağlayarak zenginleştirebilir.
* Bu bitkiler daha kısa bitkiler için gölge sağlayabilir veya çıplak-örtüsüz toprağı malçlamak için kullanılabilir.
* Bu bitkiler istenmeyen böcekleri kaçırarak veya yararlı böcekleri çekerek zararlı problemlerini engelleyebilir.
* Yardımcı bitkilerin ekimi ile bir alanda birden fazla çeşitde ürün alınabileceği için bahçe verimli olarak kullanılır.

Hangi çeşit bitkiler iyi bir yardımcı bitkidir?
Sebzeler için birçok yararlı ot (şifalı bitki) ve çiçekler iyi bir yardımcı bitkidir. Yardımcı bitkilerden oluşturulan en iyi bahçe çeşitli sebze, yararlı ot ve çiçeklerin karışımından oluşan bahçedir. Bazı yardımcı bitkiler toprağa besin takviyesi yaparlar. Buda toprağa ilave gübre uygulaması ihtiyacını azaltır.
Bazı örnekleri nelerdir?
Fincan şeklinde veya geniş çiçekleri olan bitkiler yararlı böcekleri çekmek için mükemmeldir. Borage (Hodan) bu bahçe dostlarını çekmek için iyi bir seçenektir. Dahlia (Yıldız çiçeği) ve marigold (Kadife çiçeği) topraktaki nematodları uzaklaştırır, nasturtium (Latin çiçeği) kabakgillere saldıran zararlıları engeller. Baklagiller ailesi toprağa azot sağlar. Çoğunlukla yoğun kokan bitkiler sebzeleri arayan zararlı haşeratı yanıltır.
Yardımcı bitkilerin kullanıldığı iyi bahçe örnekleri nelerdir?
Amerika yerlilerinin nesillerdir kullandığı “Three Sisters Garden” yardımcı bitkilerin kullanıldığı özgün bahçelerden birisidir. Mısırı sırık fasulye ile birlikte ekip, sonra altına kabak ekerler. Mısır fasulye için sırık sağlar, fasulye mısırın ihtiyaç duyduğu aşırı azot sağlar, kabak yaprakları da malç isini görerek bitki köklerine gölge yapar, su buharlaşmasını azaltır ve yabani ot büyümesini engeller.
Diğer örnekler:
• Brokoli altına veya patateslerin arasına ekilen Sweet alyssum (Beyaz kuduzotu) yararlı böcekleri çeker ve yabani ot büyümesini engeller.
• Fasulye ve patates iyi bir birlikteliktir. Birbirlerinin zararlı böceklerini şaşırtırlar.
• Hava sıcaklığı artınca uzun çiçekler marulların ihtiyaç duyduğu gölgeliği sağlar.
• Marigold (kadife çiçeği), basil ( fesleğen) ve artemesia (pelin, tarhun, yavşan vb.) gibi yoğun kokan bitkiler zararlıları şaşırtabilir.
• İstenmeyen böcekleri yakalamak için bitki ekimi. Patates böceği patlıcanı, flea beetles (kınkanatlılar ?) turpgilleri sever. Bu bitkiler böcekleri gözlemlemek için kullanılabilir ve böcekler bu bitkileri istila edince hepsi yok edilebilir.
• Civanperçemi zararlıları uzaklaştırdığı gibi yaprakları kompost için mükemmel bir katkıdır.
• Birçok yararlı ot (şifalı bitki) bahçenizde olmasını istediğiniz yararlı böcekleri çeker. Aster familyasından ayçiçeği (sunflowers), ? (coneflowers), kara gözlü suzan (black eyed susan) ve papatyagillerin çiçeklerini yararlı böcekleri çekmek için kullanabilisiniz. Maydonozgiller de (maydonoz, kişniş ve dereotu) iyi bir çekicidir.
• Deneyerek ve gözlemleyerek sizin için hangisinin işlediğini görmelisiniz.
• Gelecek yıl başarınızı artırmak için not almayı unutmayın.

Örnek Kardeş ve Uyumsuz Bitkiler 
Bitki   
Uyumlu
Uyumsuz
Domates
Soğan, Havuç, Maydanoz, Salatalık
Lahana
Havuç
Bezelye, Marul, Soğan, Domates
Dereotu
Soğan
Pancar, Havuç, Marul, Lahana
Fasulye, Bezelye
Maydanoz
Domates
Bezelye
Havuç, Turp, Salatalık, Mısır   
Soğan
Mısır
Fasulye, Bezelye, Kabak, Salatalık
Domates
Ispanak     
Çilek, Bakla
Fasulye     
Mısır, Turp     
Soğan, Pancar, Ayçiçeği
Lahana     
Kereviz, Pancar, Soğan, Ispanak     
Dereotu, Domates, Fasulye, Çilek
http://attra.ncat.org/attra-pub/complant.html#chart adresinden yararlanılmıştır.
Bitki birliktelikleri
* Soğanlar ve havuçlar yan yana, hem soğan sineğinden, hem havuç sineğinden korunurlar.
* Domates, kıvırcık salata, lahana, pancar, havuç ve maydanoz iyi birliktelik oluştururlar. Özellikle domates ve fesleğen (mutfakta olduğu kadar bahçede de) ve patlıcan ve fasulye birlikte harika olur.
* Mısır, fasülye veya hıyar birlikte iyidirler. Kıvırcık salatalar, kadife çiçeklerinin (fransız veya afrikalı farketmez) yanında daha iyi olurlar. Hodan domates, tatlı kabak ve çileğin gelişimi ve aromasını artıran bir bitkidir.
* Baklagiller ve soğangiller birlikteliği hiç sevmez. Aynı şekilde hıyarlar, patates veya aromatik bitkileri sevmez.
* Bazı bitkiler, diğerlerinin polen taşınımına yardımcı olacak yararlı böcekleri çekerler. Fesleğen arıları çeker ve yanındaki domateslere polen taşır. Ayrıca fesleğen ve domateslerin birlikteliği, domateslere aroma, fesleğenlere keskinlik katar.
* Fransız kadife çiçekleri, zararlı nematodları öldürür – domatesler boyunca ekin.
* Güllerden yaprak bitlerini uzaklaştırmak için çin sarımsağı yetiştirmeyi deneyin.
* Sedefotu (rue), fesleğen ile melezlendiğinden yan yana ekilmemelidir. Ayrıca adaçayının yanına da ekilmemelidir.
* Frenk maydanozu (chervil) dereotu (dill) ve kişniş (coriander) ile güzel büyür.
* Çin sarmısağı (Chives) and maydanoz (parsley) birlikte ekildiğinde daha güzel gelişirler.
*  Dereotu (ill) and rezene (fennel) birbirini sever, ancak çaprazlama eğilimindedir.
* Biberiye (rosemary) and adaçayı (sage) birlikte güzel gelişir.
* Rezene (fennel) frenk kimyonu (caraway) veya kişniş (coriander) ile yanyana ekilmemelidir.
* Kişniş (coriander) ve anason (anise) tohumları birlikte ekildiklerinde daha çabuk filizlenir.
* Kırmızı biber (chillies), kök  çürümesinden etkilenen bitkilere yardımcı olur.
Kaynak: http://groups.yahoo.com/group/permakultur-turkiye/

ÖRNEK KARDEŞ BİTKİLER BAHÇESİ
20 metre X 20 metrelik bir örnek ekolojik bahçe
– Kimyasal ilaç, hormon ve yapay gübre kullanılmayan
– Karışık ekimle hastalıklara karşı doğal direnç geliştiren
– Yerli sebze çeşitlerine ağırlık veren, yeni ürünleri de deneyen
– Sebzelerin yanı sıra şifalı bitkiler ve baharatlar içeren
– Toprağı koruyan ve yapısını zenginleştiren
– İşgücünü en aza indiren
– Düşük maliyetli – suyu ekonomik kullanan
– Yaban hayatına habitat oluşturan
bir ekolojik sebze bahçesi
Yöntemler:
– Kardeş bitkiler sistemiyle karışık ekim
– Tarlanın yakınında doğal bitki örtüsü
– Yararlı böcekleri çeken bitkiler ve çiçekler
– Allelopatik bitkiler ve örtü bitkisiyle yabani ot kontrolü
– Kışlık ve yazlık yeşil gübre bitkileriyle toprağın beslenmesi
– Toprakta azot tutan yerel çalılar; örneğin patlangaç.
– Toprağın sürülmesi yerine bitki kökleriyle gevşetilmesi
– Mümkün olursa: Damlama sulama
– Sıraların her yıl kaydırılmasıyla kolay münavebe
– Bahçe sınırlarına çok yıllık ya da kendiliğinden üreyen bitkiler: örneğin yerelması,aynısafa, dereotu
– Tohum alınması, saklanması ve takası
– Yöredeki çiftçilerin bilgilendirilmesi
– Bir Web sitesinde / Blogta sonuçlar, gözlemler, fotoğraflar ve ekolojik tarım hakkında bilgiler
İhtiyaçlar:
– İşgücü: Haftasonu 1-2 gün, hafta içi 2 gün.
– Su deposunun ziftlenmesi
– Tohum: olabildiğince yerel çeşitlerin araştırılıp edinilmesi; örneğin gerçek Ayaş domatesi
– Tohum kavanozları
– Bir Web sitesi / Blog oluşturulması
– Arazide gözlem yapılması ve gözlemlerin paylaşılması
– Bir kompost kulübesi
– Bir ya da birkaç varil: sıvı gübre yapımı için
– Mümkün olduğu kadar: Yanmış hayvan gübresi
– Mümkün olursa: Ahşaptan, yerden yükseltilmiş bir serender
– Mümkün olursa: 40 sıra X 20 metre damla sulama sistemi: Toplam 800 metre boru ve teçhizat
http://kendineyeterlitoplum.wordpress.com/2010/09/01/kardes-bitkiler-yontemi/
Posted in DOĞA - ÇEVRE, Doga - Cevre - Ekoloji - Tarim, DOĞAL YAŞAM | Leave a comment

BİLİM BİLİŞİM TEKNOLOJİ * Bluetooth’ ismi nereden geliyor: ‘Kral Mavi Diş’ lakabı teknolojinin adı oldu

‘Bluetooth’ ismi nereden geliyor:
‘Kral Mavi Diş’ lakabı teknolojinin adı oldu

Hüseyin Koyuncu • 05/03/2021

Çoğumuz yıllardır hayatımızın bir parçası olan Bluetooth teknolojisinin “mavi diş” anlamına geldiğini biliyoruz. Peki bu ismin 10’ncu asırda yaşamış İskandinav bir kraldan geldiğini biliyor musunuz?
Muhtemelen kablosuz kulaklığınızı bağlamak, dosyaları bir akıllı telefondan diğerine aktarmak veya klavyenizi ve farenizi bilgisayarınıza bağlamak için Bluetooth kullanıyorsunuz. Bu teknolojinin ortaya çıkması ciddi bir iş ortaklığı gerektiren girişim sayesinde mümkün oldu.
1996’da dönemin teknoloji devleri Ericsson, Nokia ve Intel farklı cihazları birbirine bağlamak için standart bir radyo bağlantısı teknolojisi geliştirdi. Geleceğe damgasını vuracak bu teknoloji için farklı isimler önerildi.
Intel “Biz-RF”, Ericsson “MC-Link ve Nokia “Low Power-RF” isimlerini önermişti ancak hiçbiri pazarlama ekipleri tarafından kabul görmedi. Artık bu yeni teknolojinin yayılmasına sayılı bir zaman kalmışken, Kanada’nın Toronto kentinde Intel’de mühendis olan Jim Kardach, Ericsson için çalışan Sven Mattison ile barda buluşuyor.
Tarihe ilgisi olan Kardach, Mattison’dan Vikinglerle ilgili okuyabileceği bir kitap önermesini istedi. Mattison da Danimarka Kralı 1. Harald’ın hikayesini anlatan “Longships” isimli kitabı önerdi.
Kral Harald İskandinavya bölgesindeki devletleri birleştiren ilk İskandinav kral olarak biliniyor. Cansız bir dişi olan kralın lakabı “Mavi Diş Harald” idi. Kardach için bu lakap çok anlamlıydı çünkü 3 farklı şirketin ortaklaşa geliştirdiği bu teknoloji birçok farklı cihazı birleştirecekti. Kardach’ın bu isim önerisi kısa zamanda üç şirketin yönetimi tarafından kabul gördü.
Bluetooth logosu nereden geliyor?
Ayrıca Bluetooth logosu Kral Mavi Diş’in isim ve soyisminin ilk harflerinin birleşmesi ile oluşmuş bir şekil. Bu harfler 9. yüzyıldaki runik tarzda İskandinav harfleri. İkisi kombine edilerek bugünkü bluetooth logosu ortaya çıkmış.
Posted in Bilim ve Teknoloji, BİLİŞİM - İNTERNET - | Leave a comment

DOĞU PERİNÇEK NEDEN “U” DÖNÜŞÜ YAPTI

“Vatan Partisi ilginç bir yapı!
Aslında Türk siyasetinde hiçbir ağırlığı ve önemi yok…


Oysa biz geçmiş yıllarda bu partiyi küçük bile olsa solcu olarak bilirdik! Hatta bazıları komünist bilir ve çok kızardı. Vatan Partisi son yıllarda ilginç bir çizgi değişikliği yaptı…
Ve AKP-MHP ortaklığının en büyük yandaşı, destekçisi oldu. Kendi çapında, aynen MHP gibi, muhalefete karşı muhalefet sergilemeye koyuldu. Özellikle CHP, İYİ Parti ve HDP’ye…
Ne oldu, köprülerin altından hangi sular geçti de bu inanılmaz iktidar yandaşlığı gerçekleşti, doğrusunu isterseniz bilemiyorum ve çok merak ediyorum!”
Bu söylediklerim yalan mı, yanlış mı?
AKP-MHP iktidarının en büyük destekçisi olmadılar mı? Bütün güçleriyle iktidara destek vermiyorlar mı?
Ancak gelin görün ki, yukarıdaki açıklamada bu konuda bir satır olsun bir şey söylemiyorlar. Yazımdaki esas rahatsız edici sorun örtülü ödenek parası değil, işte budur…
Geçmişin “Devrimci sol” partisinin günümüzde AKP-MHP iktidarının en büyük destekçisi kesilmesi ve neredeyse üçüncü ortağı olmasıdır!
Bu 180 derecelik değişim acaba hangi koşullarda ve hangi amaçla gerçekleşti?
Bana tekzip gönderip yalancılıkla, iftira atmakla, gazetecilik namusunu çiğnemekle suçlayanların “Nasıl böylesine yandaş oldunuz” sorusuna da birkaç satırla bile olsa değinmelerini beklerdim!

Emin Çölaşan – Söylediklerim yalan mı yanlış mı yazısından bölüm alıntısı
Posted in Politika ve Gundem, SİYASİ PARTİLER, YOZLAŞMA - AHLAKSIZLIK | Leave a comment

Mustafa Kemal, bizim temsil ettiğimiz dünyanın en büyük düşmanıdır.

Mustafa Kemal, bizim temsil ettiğimiz dünyanın en büyük düşmanıdır.

(Rothschild.)

 2014 yılında Amerika Birleşik Devletlerinde, ünlü petrol milyarderi, bankacı ve dünyanın en zengin ailelerinden biri olan Yahudi Rockefeller ailesinin, yakınlarda vefat eden en büyük ferdi David Rockefeller’in bir kitabı yayınlandı.  “Yüz yılın İtirafları “ adını taşıyan bu kitap maalesef çok kısa zamanda piyasadan çekildi. Çünkü kitapta, itiraflar vardı. Dünyayı yönetme isteği içinde olan ELİT bir tabakanın yüz yıl içerisinde, bazı devletler ve ülkeler içinde ve dışında, o ülkeleri kendi şemsiyeleri altına alabilmek için çevirdikleri dolaplar, entrikalar, soygunlar, sömürgeleştirme itiraf ediliyordu. Bu elit tabakanın daha fazla açığa çıkmaması ve masum halklara yaptıkları bilinmemesi için kitap piyasadan kaldırıldı.
Öncelikle Rockefeller ailesi hakkında bulabildiğimiz kadar bilgi verelim. Sonra bu ailenin en büyüklerinden olan David Rockefeller’in kaleme aldığı itiraflardan “Türkiye” hakkında yazdıklarını ve düşündüklerini öğrenelim:
 *DAVİD ROCKEFELLER*
6 kalp nakli, 3 böbrek ve 2 de ciğer nakli operasyonu geçiren 100 yaşına girdiğinde yaptığı açıklamada
“200. doğum günümü de kutlamak istiyorum” şeklinde konuşan David Rockefeller, 20 Mart 2017 tarihinde öldü.
“Rockefeller ailesi ABD’nin en büyük petrol, sanayi, siyaset ve bankacı ailesidir. Aile 19. Yüz yılın sonu yirminci yüz yılın başlarında Jhon Davison Rockefeller’in (1839 – 1937) ve kardeşi William Avery Rockefeller’in ( 1841 – 1922 ) zamanında Standart Oil vasıtasıyla petrol ticaretinde çok büyük başarılar elde etmiş, Manhattan Bankasına uzun zaman sahiplik yapmış ve bu zaman zarfında büyük servet, nüfuz ve şöhret sahibi olmuştur. Jhon Davison Rockefeller insanlık tarihinin ilk dolar milyarderi unvanını kazanmıştır.
 Rockefeller ailesinin elinde, aile üyelerine ve ailenin fertlerine ait bilgilerin ve dünya siyaseti, dünya ekonomisi hakkında yapılması gereken şeylerin listelerinin yer aldığı dünyaca meşhur bir arşivleri vardır. Bu büyük arşiv yer altına inşa edilmiş üç katlı büyük bir binada saklanır. Bu arşivde bulunan yetmiş milyon sayfalık belgeler, kırk iki bilimsel tahsil kurumuna aittir. Bu belgeler içerisinden araştırmacılara sadece, ailenin ölmüş üyelerine ait belgeler verilir. Sağ olan aile üyeleri hakkındaki belgeler ise hiç kimseye verilmez. 140 yıllık bir geçmişe sahip olan bu arşiv belgeleri ABD’nin 19 ve 20. Yüz yıllara dair dünya ölçeğindeki siyasi işlerinde ve çeşitli ülkelerde bu yıllarda ortaya çıkan sosyal olaylardaki rolünü öğrenebilmek için çok önemli bilgi kaynağıdır. Bu belgeler, dünya tarım işleri, güzel sanatlar, eğitim, uluslararası ilişkiler, ekonomik gelişme, tıp, tarih, politika, halklar, din, sosyal bilimler, kadın hakları tarihi, afro Amerikan tarihi gibi konuları kapsayan belgelerdir.
 David Rockefeller (1915 – 1996) felsefe doktorudur. Harward ve Chicago üniversiteleri mezunudur. Amerika’nın Uluslararası İlişkiler Şurasının, Rockefeller Üniversitesi’nin, çağdaş Newyork Güzel Sanatlar müzesinin fahri başkanı ve en önemlisi de 1969 – 1981 yılları arasında komitenin başkanlığını yapmıştır.
2013 yılında bir internet sitesi, bu Rockefellerin bazı yazılarını ele geçirmiş ve “ABD’li Yahudi Bankacı David Rokfeller’den Yüz yılın İtirafları” adıyla bunları yayınlamıştır. 2014 yılında ise sözünü ettiğimiz kitap basılmış; fakat piyasadan toplatılmıştır.
 Bu itiraflar ile ABD’nin ve Batı Avrupa’nın büyük devletlerinin yirminci yüz yılda dünya halklarının başlarına ne oyunlar ve felaketler getirdiği açık olarak ortaya çıkmıştır. Bu itiraflar, inanılmaz boyuttadır ve sadece Türkleri ve Türk Dünyası ile değil, bütün dünya ile ilgili meseleler üzerinde neler yaptıkları ve düşündükleri açıklanmıştır. Bu yazılarda Türkiye ile ilgili bölüm, bizi daha çok ilgilendiren bölümdür. Yapılan işlerin esas aktörleri, ABD ve Batı Avrupa devletleridir. Bütün icraatı yapan bunlardır. Bunların esas hedefleri Türkiye ve Türklerdir.
“Türkiye, coğrafi ve stratejik bakımından çok önemli bir ülkedir. Bu yüzden üzerinde daha fazla durmak istiyorum. Bu ülke bizim için çok önemlidir ve Türklere bırakılacak kadar önemsiz değildir….
1) Büyük İsrail Devleti’nin sularının büyük kısmının kaynakları Türkiye toprakları üzerindedir.
 2) Türkiye Avrupa ve Asya arasında bir köprüdür.
 3) Müslüman aleminde öncül ve demokratik tek ülkedir….
İslâmiyet’i yıkmak istiyorsak işe Türkiye’den başlamak gerekir. Bu Türkler aslında birleşip bir araya gelseler, karşılarında hiç kimse duramaz. Bu yüzden, böyle bir ihtimale karşı ajanlarımız her an iş başında bekliyorlar. Türk devletlerinde anahtar mevkilerde adamlarımız var. Bunlar böyle bir ihtimali sezseler o anda Türkiye’deki huzur ve güven ortamını bozacak olaylar yaratırlar ve bu darbelerle bu tür bir birleşmeyi önleriz.
 Medeniyetin kurucusu ve beşiği olarak Türkleri kabul edemeyiz; tam aksine entrikalar ile bu medeni miraslarına el koyarak biz, onları bütün dünyaya, barbar, hak – hukuk tanımayan bir halk olarak tanıttık ve bu alanda oldukça başarılı olduk. Sümer kralları Urukagina ve Urnammu çok Allah’lı bir cemiyet kurarak insanlar arasında adaleti korumak ve haksızlığı önlemek için kanunlar çıkararak çağdaş toplumlara örnek olurken bugün, tek Allah’lı bir halk olan Türkiye’de bizim çalışmalarımız sonucunda medeni vasıflar, ahlak, terbiye, saygı, sanat, edebiyat, tarih yok olurken; fahişelik, rüşvet, hırsızlık, haksız kazanç ve soygun hüküm sürmektedir. Dünya çapında Türkiye’de yetişmiş, bir tane bilim adamları, sanat adamları, edebiyat adamları ve siyaset adamları yoktur!
 Aslında Türkler, tarih kitaplarını açıp okusalar, bütün gerçeği görecekler. Ama Türkler için duyduğuna inanmak yeterlidir; okumak onlara çok zor gelmektedir. En kolayı, geçmişi öğrenmeden gece yatarken hissettiklerini kaleme alarak ertesi günü hüküm vermektir. Düşünün ki, hangi tesirin altındasınız ve kime kul olmaktasınız?
Ben de bu ana kadar en medeni ulus olarak İngilizleri görüyordum. Türk tarihini, Türk medeniyetini öğrenince, konuyu değiştirdim.
Provokatörlerimizin çalışmaları ile 1970’li yıllardan itibaren Türkiye’de sağ ve sol ideolojiler arasında adeta bir iç savaş yaşattık. Ülkeye koyduğumuz ambargo ile halk canından bezmiş, yağa, tuza, gaza muhtaç olmuştu. Birkaç kişi zenginleşmiş, halk ise sefalete düşmüştü. Provokatörler için halkı ayaklandırmak zor olmadı. Ülke o dereceye geldi ki, sokaklarda her gün elli – altmış kişi öldürülüyordu. Bütün ülke terör korkusundan adeta sinmiş saklanmıştı. Binlerce Türk genci, bizim uydurduğumuz ideolojiler esasında can verdi. Zamanı gelince bilgimiz dâhilinde indirilen bir darbe ile terör bitti, ortalık sakinleşti. Çünkü provokatörler işi bitirmişler, geriye dönmüşlerdi. Burada oynadığımız oyun, milleti birbirine düşürüp çaresiz bırakmak ve onlara bir kurtarıcı göndermekti. Bu durumda o kurtarıcı, kim olursa olsun, ‘anarşiyi – terörü bitiren, ölümleri sonlandıran’ insan olarak kabul görecekti. Bizim demokrasi uğrundaki mücadelemizin esası buydu.
 Askeri hükümet çok sert tedbirlerle bir müddet ülkeyi yönetti. Ellinin üzerinde genç, haklı – haksız sağdan ve soldan ayırımı yapılmadan idam edildi. Bu sert cezalar tesirini çabuk gösterdi ve ülke bir anda süt liman oldu. Askeri hükümet bir müddet sonra ülkeyi sivil yönetime devretti. Bizim istediğimiz bir kişi iktidarın sahibi oldu. Askeri darbeyi yapan şahıs cumhurbaşkanı oldu. Yeni hükümet tam bizim isteklerimiz doğrultusunda ülkenin kapılarını bize sonuna kadar açtı. Bizim büyük şirketlerimiz bu büyük pazara aç kurtlar gibi girdiler. Ülke ABD ve Avrupa malları ile doldu. Bu durumdan hem bizim şirketlerimiz faydalandı, hem de ülke boğazına kadar borç batağına girdi. Türkiye, kapitalizmi o kadar güzel uyguladı ki, yeni birçok vurgun ve soygun metotları bulundu. Hayali ihracat arttı, bankaların içi boşaltıldı, rüşvet devletin her kademesine girdi. Başta siyasiler olmak üzere, medya sahiplerine, üst düzey bürokratlara, bankacılara, yazar-çizer takımına ( gazeteci, dergi yazarı ) bu dönemde milyarlarca dolar rüşvet dağıttık.
 Kardeşlik, dostluk, iyi niyet, dürüstlük, ahlaklı ticaret unutuldu. Binlerce sahtekâr, yalancı, hem devlet kadrolarını, hem bankaları, hem de özel şirketleri doldurdu. Türkiye’nin bugünkü manzarasının sebebi 12. Eylül ihtilalidir desem abartmam… Ülke yapılanları görenler tarafından alttan alta kışkırtılmaya başlandı. Halk tepki koyuyor, sokaklar protestocularla doluyordu. Tepkileri azaltabilmek için tam o günlerde bir Kürt meselesi çıkardık. Önce, bir örgüt kurdurduk. Sonra küçük bir kasabaya baskın yaptırdık. Ülkenin gündemi bir anda değişti.
Kürt PKK terörü, şehit edilen asker ve polisler, halka her sıkıntıyı unutturdu. Türkiye otuz yıldır bu mesele ile uğraşıyor. Sonuç almasını her defasında engelledik. PKK’nın liderini ‘idam edilmemek’ kaydı ile biz teslim ettik. Otuz yıldır süren PKK terörü, Türkiye’nin ekonomisine büyük darbe vurdu. Binlerce insan bu terör dalgası içerisinde ölüp gitti. Türkiye, hem siyasi, hem ekonomik hem de sosyal açıdan büyük kayıplara uğradı. Ülkenin düzgün hale getirilebilmesi için bize başvurmak zorunda kaldı. Biz de, onlara, Osmanlı İmparatorluğuna yaptığımız teklifleri yaptık. Kabul ettiler. Bu işler için harcadığımız dolarların birkaç katını kazandık ve Türkiye’yi içinden çıkamayacağı bir borç sarmalına yuvarladık.
 Bugünkü Türkiye; yalancılığın, sahtekârlığın, halkı aldatmanın, bizlere hizmet etmenin içinde yüzüyor; Mustafa Kemal’in bizi reddetmesinin bedelini ödüyor. Böyle bir ülkenin uzun boylu yaşaması pek mümkün değildir. Ya ruhlarda bir ihtilal yaparak yeniden kendileri olacaklar, ya da tarihten silinip gidecekler. Anadolu toprakları da bizim yarattığımız Ermeni ve Kürt devletlerinin olacaktır”.
David Rockefeller, itiraflarının bir bölümünde de, başka bir zengin Yahudi ailesi olan Rothschild ailesinin bir ferdi ile yapmış olduğu sohbete yer vermiş. Bu sohbetten de bölümler aktaralım:
“Rockefeller’in, (Dünya ülkelerini nasıl ele geçiriyorsunuz?) sorusuna Rothschild; Birinci Dünya Savaşı Avrupa’da bize karşı olan imparatorlukları yıkmak ve en önemlisi Osmanlı İmparatorluğunu parçalayarak Orta Doğu’daki petrol yataklarını ele geçirmek ve İsrail devletinin kuruluş yolunu açmak için çıkarıldı”.
“İsrail devletinin kurucusu sayılan Tehodor Herzl o zamanki Osmanlı Sultanı II. Abdülhamid’in yanına giderek bizim ailemizin para desteği ile Filistin topraklarını satın almak istedi. Fakat Sultan bize karşı çıktı. Biz de gerekeni yaptık. Osmanlı İmparatorluğunu çaresiz bırakarak I: Dünya Savaşı’na soktuk. Çok zorlansak da, Osmanlı İmparatorluğunu yıktık. İstanbul’u ve Anadolu’nun bazı bölümlerini işgal ettik. Planlarımızı tam sonlandıracağımız zaman Mustafa Kemal adında, padişahı ve şeyhülislam’ı dinlemeyen asi bir general ortaya çıktı. Bütün planlarımız alt üst oldu. Hepsi geriye kaldı”.
“Mustafa Kemal, bizim temsil ettiğimiz dünyanın en büyük düşmanıdır. O’nun varlığı, İsrail devletinin kurulmasını otuz yıl kadar geciktirdi ve bize milyarlarca dolar kaybettirdi. İzmir suikastı denen bir olaya karıştığı için idama mahkûm ettiği, Osmanlı Maliye nazırlarından aziz dostumuz Cavit Bey’i kurtarmak için O’nun yanına gittik. Bizi çok soğuk karşıladı. Tekliflerimizin hiç birisini kabul etmedi. Ve adeta bizi, makamından kovdu. Birkaç gün sonra da Cavit Bey’i idam ettirdi”.
İtiraflarda, Türkiye’den başka birçok ülkeye ve çeşitli olaylara da yer verilmiş. Bu ülkelerde ve olaylardaki aktörlerden bahsedilmiş. İkinci Dünya Savaşı, Hitler, Stalin, atom bombası, ihtilaller, darbeler anlatılmış… İran-Irak savaşının çıkarılmasının sebepleri ve sonucu değişik bir perspektif ile açıklanmış.
Şimdi, kendimize bakarak düşünelim… Toplumumuzu, yaşam şartlarımızı, siyasilerimizi ve icraatlarını, bilim ve sanat seviyemizi, ahlaki halimizi, güven ve inançlarımızı, hayata bakış ve algılayış tarzımızı düşünelim ve sonra kendimize soralım: Yukarıda itiraf edilenlerin bugünkü durumumuzu yaratmada tesiri yok mu? Başkalarını dinleyerek mi bu duruma geldik? Yüz yıl önce, zengin olmayan, geçim sıkıntısı çeken; fakat dürüst, namuslu, çalmayan, aldatmayan, güven veren bir toplum yapımız varken bugün niçin, hırsızların, üçkâğıtçıların at oynattığı, sahtekâr, alçak, zalim ve gaddar bir toplum haline geldik? Bu nasıl oldu? İtiraflar, bize yıllardır dost olarak görünenlerin aslında düşman olduğunu göstermiyor mu?
Bu durumlardan kurtulmanın tek yolu, Ulu Önder Atatürk’ümüzün istediği gibi “önce vatan ve millet” duygusunun bütün fertler tarafından kabullenilmesi ve aklın kullanılmasıdır. Aklı, devreden çıkarırsak yapılabilecek bir şey yoktur. Hasta mutlaka ölecektir! Ölmemek için akıllı olmak ve önce vatan ve millet, diyebilmek gerekir. Tehdit ve tehlike çok büyük, farkında olmalıyız….

NOT: Bu makale, Azebaycan’da yayınlanan KREDO gazetesinde 17. Mayıs. 2014 tarihinde Gazanfer Kazımov’un yazdığı “Rockefeller’in İtirafları ve Dünya Medeniyetinin Kurucusu Türk’ün Bedbahtlığı” isimli makaleden yararlanılarak yazılmıştır.

https://haberguncel.blogspot.com/2021/03/yuzyilin-itiraflari.html
Posted in ABD - AB - EMPERYALIZM, BOP, KAPİTALİZM - LİBERALİZM | Leave a comment

Fransız öpücüğü

Fransız öpücüğü

Yılmaz ÖZDİL

İftar topları eskiden tehlikeliydi.
Kurusıkıydı ama, harbi harbi toptu.
Fitilinde barutunda filan sakatlık olursa, mekanizması sıkışırsa,
elde patlıyor, belediye görevlilerinde yaralanmalara yol açıyordu.
Yeni nesil iftar topları öyle değil.Adı top ama kendi top değil.
Fitilini ateşliyorsun, havayi fişek gibi ciyuvvv diye gidiyor, patlıyor.
Sanırsın atom bombasıdır, öylesine acayip gürültü çıkarıyor.
Tee kilometrelerce uzaktan duyuluyor.
Yüreğin ağzına geliyor.
Halbuki, parça tesirsiz.
Elinde bile patlasa, atana zarar vermiyor.
Çünkü, güya barutu var ama, bildiğin kartondan imal ediliyor.
Etrafa korku salan gümbürtü, barutun patlamasından değil,
sıkıştırılmış kartonun yırtılmasından çıkıyor.
Batarya istemiyor.
Canın nerden isterse, ordan atılıyor.
Uzmanlık da istemiyor.
İster zabıta ol,
ister imam ol, herkes atabiliyor.
Top’tan ucuz.
Havayi fişekten bile ucuz.
At atabildiğin kadar.
Dış politikamız, işte bu yeni nesil iftar toplarına benziyor.
Gümbür gümbür, at atabildiğin kadar.
“Eyy Macron bak sana sesleniyorum, beyin ölümünü kontrol ettir.”
Macron zihinsel tedavi görmeli.”
“Bu Macron denen zatın akli kontrole ihtiyacı var.”
“İslamfobi Fransa’da devlet başkanlığı seviyesinde teşvik ediliyor.”
“Azerbaycan’da yaşananların arkasında bu Macron var.”
“Eyy Macron sen tarih bilmiyorsun, Fransa tarihini bilmiyorsun.”
“Ruanda’da 800 bin insanı öldüren siz değil misiniz?”
“Cezayir’de bir milyon insanı öldüren siz değil misiniz?”
“Siz değil misiniz sömürge için Afrika’yı işgal eden?”
“Siz katilsiniz katil!”
“İslam düşmanısınız.”
“Gerçek anlamda faşistsiniz.”
“Macron’un hoşuna gitse de gitmese de çağrımı tekrarlamak istiyorum,
ırkçılık ve İslam düşmanlığı, makamı ne olursa olsun insanın akli ve vicdani melekelerini yok eden bir psikozdur.”
“Macron akli kontrole muhtaç.”
“Eyy Macron senin şahsımla daha çok sıkıntın olacak.”
“Macron senin çok az süren kaldı, gidicisin.”
“Milletime sesleniyorum,
sakın Fransız markalarını satın almayın.”
Netice?
Sayın ahalimize çaktırmadan “sevgili Emmanuel, ilişkilerimizi görüşmek isterim” diye mektup yazdığı ortaya çıktı. Önceki gün de görüntülü görüştüler… “Ortaklaşa hareket edebiliriz” dediği ortaya çıktı.
Fransa’yı boykot sırasında rabia işareti yaparak Fransız bayrağı yakan arkadaşlara müjdemi vereyim. Ramazan bayramı’na kalmadan “darbeci katil” dediği Sisi’yle de masaya otururuz… Orucunuzu Mısır hurmasıyla açmaya hazır olun!

https://www.sozcu.com.tr/2021/yazarlar/yilmaz-ozdil/fransiz-opucugu-6295872/
Posted in DIŞ POLİTİKA, Yılmaz Özdil | Leave a comment

TARZAN ZOR DURUMDA!

Zor durumdaki Tarzan insan haklarını keşfetti

Celal BAŞLANGI
Sovyetler Birliği’nin Kozmonot Yuri Gagarin’i uzaya göndermesinden 60 yıl sonra halkına müjdeyi verdi: “Uzayda bilimsel faaliyet yapacağız.”
ABD’li Astronot Neil armstrong’un Ay’a ayak basmasından 52 yıl sonra bir müjde daha verdi: “Ay’a gideceğiz inşallah.”
Ancak tek bir eksiğimiz vardı; Sovyetler uzaya gönderdikleri ilk insana “kozmonot”, ABD’liler Ay’a indirdikleri ilk insana “Astronot” demişlerdi.
Biz hala uzaya göndereceğimiz insana ne diyeceğimizi bulamamıştık. Onu bir bulsak uzay senin, Ay benim…
Zor durumdaki Tarzan’ın muhteşem keşifleri bunlarla da bitmiyordu elbette.
1948’de kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’nden 73 yıl…
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden 71 yıl sonra…
Açıkladığı “eylem planı” ile insan haklarını keşfettiği müjdesini verdi halkına. Oysa bu kadar yakın tarihe gelmesine gerek yoktu. Fransızların 232 yıl önce kabul ettiği 1789 Yurttaş ve İnsan Hakları Bildirgesi’ni bile keşfetseydi yeter de artardı bu memlekete.
Hatta ve hatta…
Memleketin hak, hukuk, adalet açısından durumu o kadar berbat ki…Kralın kanunlara uygun davranmasını ve hukukun kralın arzu ve isteklerinden daha üstün olduğunu kabul eden…
İngilizlerin günümüzden 806 yıl önce krala imzalattıkları 1215 tarihli Magna Carta Libertatum yani Büyük Özgürlük Fermanı bile ahali açısından bugünü kurtarırdı… Ama Tarzan’ın yeni keşifler yapması boşuna değil, zorunlu bir ihtiyaçtan.
Yarattığı yokluk, yoksulluk, işsizlik, haksızlık, hukuksuzluk düzeninde inananları her geçen gün azalıyor, ülkeyi yönetmede duvara toslamış durumda, iktidarı kaybetmek üzere ve bundan da çok korkuyor.
Bugüne kadar saldıra saldıra hizaya getirdiği muhalifleri artık Tarzan’ın oyunlarına gelmiyor. Kendisi gibi düşünmeyenlere saldırdıkça, onlar eskisi gibi arkasına hizalanmak yerine kendi aralarında daha çok kenetleniyorlar.
Artık insanlara anlatacak bir başarı hikayesi kalmadı bu ülkede.
Onun için Ay’a, uzaya gidileceğini müjdeliyor…
Yani bu ülkenin insanlarına diyor ki; “bu dünyadan umudunuzu kesin, daha fazla işiniz, aşınız, özgürlüğünüz olmayacak. Gözlerinizi gökyüzüne dikin ya Ay’a, ya uzaya bakın. Olmazsa da öbür dünya için dua edin.”
Sadece içeride değil, dışarıda da Tarzan zor durumda.
Onun için mecbur kaldı insan haklarını yeniden keşfetmeye.
Hatta öyle bir keşfetti ki insan haklarını, açıkladığı “eylem planı” bile bu ülkede yaşanan haksızlığın, hukuksuzluğun itirafıydı aslında. Meğer 19 yıldır yönettiği bu ülkede…Başında olduğu devlet insanın doğuştan sahip olduğu vazgeçilmez hakları korumuyormuş… İnsan onuru hukukun koruması altında değilmiş…
Dil, din, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, mezhep ve benzeri sebepler temelinde her türlü ayrımcılık söz konusuymuş ve herkes hukuk önünde eşit olamıyormuş…
Adli ve idari işleyiş; masumiyet karinesi, lekelenmeme hakkı ve ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesini korumuyormuş… Herkes başkalarının kişilik haklarına saygı göstermek suretiyle yaptığı eleştirileri veya düşünce açıklamaları nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılma tehlikesiyle karşı karşıyaymış…
Hukuksuzluk devleti, hak ve özgürlükler ile adaletin teminatını ortadan kaldırmak için her alanda tahkim edilmiş… Haklarının ihlal edildiğini iddia eden herkes etkili kanun yollarına zahmetsiz şekilde erişemezmiş… Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru sisteminin etkinliği yokmuş… Hakim ve savcıların coğrafi teminatı yokmuş…
Terfi ve teftiş mekanizması, objektif performans kriterleri çerçevesinde değilmiş…  Mevzuat ve uygulamada, ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı teminat altında değilmiş…
Gazetecilerin mesleki faaliyetleri alınan tedbirlerle zorlaştırılmış… Somut bir delile dayanmadan tutuklama istisnai bir koruma tedbiri olmaktan çıkartılmış. İfadelerini almak için sabahın köründe evlere baskın yapılıyor, insanlar gecenin bir yarısı otellerde yakalanıp gözaltına alınıyormuş…
İşkence iddialarıyla ilgili disiplin soruşturmaları zaman aşımı uygulamalarıyla geçiştiriliyormuş… Kolluk kuvvetlerinin eğitim faaliyetlerinde temel insan hakları konularına etkin şekilde yer verilmiyormuş…
19 yıllık iktidarında ülkeyi getirdiği berbat durumu İnsan Hakları Eylem Planı’nı açıklarken aslında işte böyle itiraf ediyor.
Bir de buna “sessiz devrim” diyor.
Ancak sattığı hayallerin ne içeride ne de dışarıda müşterisi var artık.
O yüzden içeride oylarını arttırmak için Ay’a, uzaya gidişi yeniden keşfediyor.
Dışarıda artık itibar yitirmek bir yana, yaptırım uygulanacak kural tanımaz bir devlet durumundan kurtulmak için göz boyuyor, kaşına gözüne insan hakları makyajı yapıyor. İnsan “Tarzan zor durumda” haline gelmesin; bin yıllık insan haklarını bile yeniden keşfeder.
Posted in Politika ve Gundem | Leave a comment

DÜZGÜN BİR ÜLKE…POGROM

6-7 Eylül 1955 İstiklal Caddesi
Hocam düzgün bir ülkede bütün kurum amirleri, şirket sahipleri, devlet adamları her gün ülkenin bir sorununu çözer. Böylece ülke bir bütün olarak her gün daha iyiye, daha güzele doğru gider.
Oysa bizde on yıllardır ülkenin gündelik sorunlarını çözmek şöyle kenarda dursun, yeni sorunlar, düşmanlıklar, fay hatları üretiliyor. Belediyelerde, merkez hükumette, vakıflarda, derneklerde toplumu kuşatan her yerde bırak sorun çözmeyi, düşmanlaştırma, ötekileştirme, cepheleşme siyaseti yürütülüyor.
Devlet adamları varoşların insanlarına merkez mahallelerin insanlarını düşman olarak hedef gösteriyor. Yeşilköy, Etiler, Levent, Bağdat Caddesi, Kadıköy, Erenköy insanları artık bir gün tıpkı 6-7 Eylül olaylarında olduğu gibi devlet eliyle örgütlenmiş, varoş insanlarının sevk edildiği toplumsal yağma ve pogrom yaşamayı rahatça bekleyebilir. Çünkü bu gizlenmiş, bir gündem değil, tam tersine göstere göstere yürütülen bir siyaset tarzıdır.
Pogrom nedir dersen?
Çarlık Rusya’sında yürütülen antisemitik kampanyalar sonucunda Yahudi mahallerinde yapılan yağma ve katliamlara denir. Bizdeki 6-7 Eylül, Edirne olayları da Pogromdur.
Evet, 5 yıl sonra, on yıl sonra halkın cebindeki GSM telefonların modelleri mutlaka artacaktır. Evet, otoyolların, duble yolların, tüp geçitlerin sayıları da artmış olabilir. Ama toplumsal refahın, gelir adaletinin artmayacağını, tam tersine daha da bozulacağını görmek için müneccimle yatağa girmeye gerek yok.
Bu ülke günden güne kızışan, ısınan, kaynayan, iç basıncı artan bir düdüklü tencere gibi.
Youtube’de boiler patlaması videoları var. İzleyin isterseniz. Birkaç yüz kiloluk patlayıcılar ile yarışır.
Oraj POYRAZ(0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc )
Posted in DURUM VAZİYETİ, FAŞİZM | Leave a comment

Eurocopter AS532 Cougar helikopter Bugün meydana gelen kazada 11 şehit verdik, 2 yaralımız var * AS 532 Cougar tipi helikopter ile şimdiye kadar toplam 39 şehit verildi

Eurocopter AS532 Cougar helikopter

Bugün meydana gelen kazada 11 şehit verdik, 2 yaralımız var
AS 532 Cougar tipi helikopter ile şimdiye kadar toplam 39 şehit verildi

Ahmet Alemdar 04 Mar 2021
Son olarak 4 Mart 2021’de Kara Kuvvetleri Komutanlığına ait Cougar tipi bir helikopterin düşmesi sonucu 11 asker şehit olurken 2 asker yaralandı. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin envanterine girdiği ilk zamanlardan itibaren 3 defa kaza ve bir defa füze saldırısı sonucu düşen AS532 Cougar helikopterleri 39 can aldı.

1993 yılında tedarik edilmesine karar verilen AS532 Cougar genel maksat helikopterlerinden ilk etapta Fransa’dan 20 adet sipariş verilmişti. Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine ilk olarak 1996 yılında giren Cougar helikopterlerinden 20 adet Fransa’dan hazır alımla tedarik edilmesinin ardından ikinci parti tedarik süreci başladı. Bu bağlamda 30 adet AS532 Cougar helikopteri Türk Havacılık ve Uzay Sanayii tesislerinde üretildi. TUSAŞ tesislerinde üretilen 30 adet AS532 Cougar helikopterlerinin 20 adeti Türk Hava Kuvvetlerinin envanterine girerken 10 adeti daha Kara Kuvvetlerine teslim edildi. Böylece TSK envanterine toplamda 50 adet AS532 Cougar genel maksat helikopteri girdi. Kara Kuvvetleri Komutanlığı envanterine ise 20 adet hazır alım ve 10 TUSAŞ üretimi AS532 Cougar genel maksat helikopteri girmiş oldu.

4 Haziran 1997- PKK MANPADS Saldırısı
4 Haziran 1997’de Cougar tipi helikopter Kuzey Irak’ın Zap bölgesinde düşmüştü. Olayın teknik çalışmaları sonucu helikopterin Rus yapımı SA-7B tipi karadan havaya atılan füzeler ile düşürüldüğü tespit edilmişti. 1997’de meydana gelen füze saldırısında 11 askerimiz şehit edildi. TSK envanterine yeni giren helikopterlerin füze uyarı/koruma sistemi olmadığından tüm Cougar tipi helikopterler batıdaki birliklere kaydırılmıştı. Füze uyarı/koruma sistemlerinin entegre edilmesinin ardından Cougar helikopterleri tekrar Güneydoğu’ya kaydırılmaya başlanmıştı.

29 Nisan 2003- Gerilim Hatlarına Çarpma
AS532 Cougar helikopterlerinin envantere girdikten sonra can aldığı bir diğer olay ise Isparta’nın Eğirdir İlçesi’nde 29 Nisan 2003’te oldu. Eğitim uçuşundaki AS532 Cougar helikopteri yüksek gerilim hattına takılarak düştü. Kazada dört asker şehit oldu. Bir asker de ağır yaralandı.

31 Mayıs 2017- Gerilim Hatlarına Çarpma
31 Mayıs 2017 Çarşamba günü, Şırnak/Şenoba Tugay Komutanlığından kalkış yapan ve içinde 13 TSK personelinin bulunduğu AS 532 COUGAR tipi bir helikopter, kalkışından kısa bir süre sonra yüksek gerilim hatlarına takılması sonucunda saat 20.55 sularında kaza kırıma uğradı. Kalkış yapan AS532 Cougar tipi helikopter sarp yükseltilerle örülü bir vadi boyunca ilerlerken yüksek gerilim hattı gibi engellere karşı ‘engel tanıma ve uyarı sistemi’ bulunmadığı için tellere çarpıp düştü. Düştükten sonra da yerde infilak etti. Kato Dağı’nı teröristlerden temizleyen 23. Jandarma Sınır Tümen Komutanı Tümgeneral Aydoğan Aydın’ın da aralarında bulunduğu 13 kahraman askerimiz şehit oldu. Helikopterde Tümgeneral Aydın’ın yanı sıra 2 albay, 1 yarbay, 1 binbaşı, 3 yüzbaşı, 2 başçavuş, 2 uzman çavuş ve 1 üsteğmen bulunuyordu.

Eurocopter (şimdi Airbus Helicopters) AS532 Cougar; çift motorlu, orta ağırlıkta, Fransız yapımı bir çok amaçlı helikopter olarak karşımıza çıkmaktadır. AS532; Aérospatiale Puma’nın geliştirilmiş ve yükseltilmiş bir versiyonudur. Aérospatiale Puma ise Eurocopter AS532 Super sivil havacılık helikopterinin askeri karşılığı olarak karşımıza çıkıyor. AS532’nin daha da gelişmiş bir varyasyonu Eurocopter EC725 olarak bilinmektedir.
Helikopter; 28 farklı hava kuvveti, sekiz ordu ve beş donanmada hizmet veriyor. Fransa, Suudi Arabistan ve Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından da muharebe arama kurtarma helikopteri (CSAR) olarak da kullanılıyor.

Meteksan Savunma – Helikopter Engel Tespit Sistemi
Hava platformlarının alçak uçuş seyir güvenliğini artırmak amacıyla 1550nm fiber lazer tabanlı bir Helikopter Engel Tespit Sistemi, Meteksan Savunma tarafından tasarlanıp geliştirilmiştir.
Sistem geliştirme çalışmaları kapsamında, 1cm kalınlığındaki yüksek gerilim hattının 1,5 km mesafeden saniyede 100,000 kez örneklenmesi başarılmış, ayrıca evre uyumlu algılama teknikleri de denenmiştir. FMCW Lidar tekniği ile 1 km mesafeden cm/sn hassasiyetinde Doppler hız tespiti yapılabildiği gösterilmiştir.
Askeri çevre koşullarına dayanıklılığı doğrulanan sistem ile görüş mesafesinin düştüğü karlı, yağmurlu ve sisli hava şartlarında da gerilim hatlarının tespit denemeleri başarıyla gerçekleştirilmiştir.

https://www.defenceturk.net/as-532-cougar-tipi-helikopter-ile-37-sehit-verildi
Posted in TSK | Leave a comment

SAVAŞ SANAYİİ * Boeing ile Avustralya ordusu pilotsuz savaş uçağının test uçuşunu tamamladı

Boeing ile Avustralya ordusu pilotsuz savaş uçağının test uçuşunu tamamladı

euronews • 02/03/2021

Boeing ile Avustralya Kraliyet Hava Kuvvetleri (RAAF) yaptıkları ortak açıklamada, mürettebatlı uçaklarla birlikte çalışmak üzere tasarlanmış pilotsuz savaş uçağı benzeri jetin ilk uçuş testini tamamladıklarını bildirdi.
“Loyal Wingman” adı verilen askeri jetin Güney Avustralya’daki bir yer kontrol istasyonundan onu izleyen Boeing test pilotunun gözetiminde başarılı bir şekilde uçtuğu bildirildi.
Avustralya hükümeti, Boeing’in diğer küresel müşteriler için de özelleştirilebilir olduğunu açıkladığı ürünün geliştirilmesi için 31 milyon dolar yatırım yaptı.
Silah taşıyabiliyor, kalkan görevi görüyor
Boeing’in ‘Loyal Wingman’i 11,6 metre uzunluğunda, 3 bin 704 kilometre menzile ve çeşitli yüklere uyumlu şekilde çıkarılabilen bir burna sahip. Silah taşıyabilen jet aynı zamanda savaş uçaklarının korunmasına yardımcı olmak için kalkan görevi de görüyor.
İngiltere de benzeri bir teknolojiye yöneldi
Dünyanın dört bir yanında ordular, kaynaklarını en üst düzeye çıkarmak için daha ucuz ve daha güvenli yollar ararken, otonom teknolojiye giderek daha fazla yatırım yapıyor.
Ocak ayında da İngiltere, Spirit AeroSystems’in Belfast birimi ile yine benzer tipte bir pilotsuz uçağın önümüzdeki üç yıl içinde deneme uçuşu yapması için 30 milyon sterlin değerinde bir sözleşme imzaladı.
https://tr.euronews.com/2021/03/02/boeing-ile-avustralya-ordusu-pilotsuz-savas-ucag-n-n-test-ucusunu-tamamlad

Boeing liderliğindeki Avustralya endüstri ekibi, Airpower Team System, tarafından yürütülen projede ilk insansız Loyal Wingman uçağını Avustralya Kraliyet Hava Kuvvetleri’ne sundu.
İnsanlı ve insansız platformların yeteneklerini genişletmek için yapay zeka kullanan uçak, 50 yıldan uzun bir süredir Avustralya’da tasarlanan ve üretilen ilk uçak olma özelliğini taşıyor. Boeing’in ABD dışındaki insansız uçaklara yaptığı en büyük yatırım olması yönünden de arı bir öneme sahip.
Avustralya’nın Loyal Wingman İleri Geliştirme Programı için 3 prototipten ilki olan uçak, küresel savunma pazarı için geliştirilen Boeing Hava Gücü Ekip Sistemi (ATS) için de temel teşkil ediyor.
Avustralya Başbakanı Scott Morrison ilgili olarak; “Bu, ülkemiz ve Avustralya’nın savunma alanında yenilik çabaları için gerçekten tarihi bir andır.” diyerek sözlerini “Loyal Wingman, Hava Kuvvetlerimizin ülkemizi ve müttefiklerini geleceğe taşımak için ihtiyaç duyduğu kritik yetenekleri araştırmak için çok önemli.” tamamladı.
Kraliyet Avustralya Hava Kuvvetleri Şefi Hava Mareşali Mel Hupfeld, ilk uçağın teslim edilmesinin Boeing Loyal Wingman projesinde önemli bir kilometre taşı olduğunu söyledi. Hupfeld, “Bu proje, işbirliği yoluyla ve savunma sanayii ile birlikte çalışarak neler yapılabileceğinin mükemmel bir örneğidir. Bu, Hava Kuvvetleri’nin Boeing Avustralya ve savunma sanayi ile olan ilişkisinin önemini daha geniş bir şekilde gösteriyor. Gelecekte bu uçağın mevcut filomuza getirebileceği yetenekleri araştırmayı dört gözle bekliyorum.” dedi.
Boeing Loyal Wingman ve Avustralya
Avustralya savunma endüstrisinin 35’den fazla üyesi, dört Avustralya eyaletinde prototip çalışmasını destekliyor. Son derece yetenekli ve uygun maliyetli insansız uçaklar için küresel bir pazar talebiyle karşılaşan Boeing, bu hedeflere ulaşmak için şirket çapında bir yenilik uyguladı.
Uçak, yapılarını, sistemlerini, yeteneklerini ve yaşam döngüsü gereksinimlerini modellemek için dijital bir ikiz kullanılarak, Boeing’in gelmiş geçmiş en büyük reçine ile aşılanmış tekli kompozit parça ile üretilmiş; kendini kanıtlayan gelişmiş üretim süreçleri kullanılarak tasarlandı ve monte edildi.
Boeing Defense, Otonom Sistemler Genel Müdürü ve Başkan Vekili Kristin Robertson, “Kraliyet Avustralya Hava Kuvvetleri ile bu önemli adımı atmaktan gurur duyuyoruz ve akıllı insansız ekiplerin kuvvet çarpanı olarak hizmet etme potansiyelini göstermekten gurur duyuyoruz.” dedi.
Kristin Robertson açıklamasının devamında, “Uçağı uçuş testine sokmayı ve insansız ekip konseptini kanıtlamayı dört gözle bekliyoruz. Aynı görev ihtiyaçları olan küresel müttefikler görüyoruz, bu yüzden bu program Boeing Airpower Ekip Sistemi’nin geliştirilmesini geliştirmek için çok önemli.” ifadelerini kullandı.

https://www.defenceturk.net/boeing-ilk-insansiz-ucak-olan-loyal-wingmani-tanitti
Posted in YENİ NESİL SİLAHLAR | Leave a comment

Freedom House raporu: Türkiye, 195 ülkenin bulunduğu özgürlük sıralamasında 146. sırada

Freedom House raporu: Türkiye, 195 ülkenin
bulunduğu özgürlük sıralamasında 146. sırada

euronews • 04/03/2021

Demokrasi, özgürlük ve insan hakları konularında araştırmalar yapan sivil toplum örgütü Freedom House 2020 yılı raporunda, Türkiye bu yıl da “özgür olmayan ülkeler” kategorisinde yer aldı. 100 puan üzerinden 32 puan alan Türkiye, 195 ülkenin yer aldığı “özgürlük” sıralamasında 146’ncı sırada.
Finlandiya, Norveç ve İsveç 100 puanla ilk sırada yer alırken, yıllardır iç savaşta olan Suriye 1 puan ile son sırada yer alıyor. Türkmenistan, Eritre ve Güney Sudan ülkeleri ise 2 puan ile son sıralarda.
Türkiye, son 10 yılda özgürlüklerin en çok gerilediği 2’nci ülke
Freedom House’a göre son 10 yıl içinde toplam 31 puan kaybeden Türkiye, Afrika ülkesi Mali’den sonra dünyada özgürlüklerin en çok gerilediği ülke konumunda.
Raporun Türkiye ile ilgili bölümünde, “muhalif siyasetçilere, sivil toplumun örgüt üyelerine, bağımsız gazetecilere ve Ankara dış politikasını eleştirenlere yönelik kovuşturma ve taciz kampanyalarının 2020 boyunca da devam ettiğinin” altı çizildi.
Ayrıca raporda, Kürt muhalifleri, Gülen hareketinin destekçilerini ve solcuları hedef alan terör suçlamaları, işkence ve aşağılayıcı muameleler içeren iddialara da yer verildi.
Freedom House raporunda, Türkiye’nin AİHM’in Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala’nın serbest bırakılmasına ilişkin kararlarını uygulamayı reddetmesi; Ankara’nın onlarca HDP’li belediyeye kayyum atamasını, haber kaynaklarının sürekli olarak kapatılması, gazetecilerin tutuklanması ve akademik özgürlüklerin zayıflamasını demokrasiye zarar veren ve özgürlükleri kısıtlayan önemli faktörler olarak değerlendirdi.
‘Basın ve ifade özgürlüğü baskı altında’
Türkiye’de ana akım medyanın başta televizyon kanalları olmak üzere, hükümetin duruşunu yansıtan yayınlar yaptığını ve haberlerde sık sık benzer manşetlerin atıldığı kaydedildi.
Bazı bağımsız gazete ve internet siteleri faaliyetlerine devam etse de bunların büyük bir siyasi baskı altında oldukları ifade edildi. Ayrıca, insanların sosyal medyada sıkı bir takip altında oldukları belirtildi.
Örneğin geçen yıl yüzlerce sosyal medya kullanıcısının Covid-19 salgınıyla ilgili “provokatif” olarak değerlendirilen paylaşımlar sebebiyle gözaltına alındıkları ve bazılarının da ekonomi, terörizm ya da askeri operasyonlar gibi konularda düşüncelerini dile getirdikleri için gözaltına alındıkları ya da yargılandıkları kaydedildi.
Türkiye’nin genel özgürlük skoru:
Genel skor: 32 (0 en düşük 100 en yüksek)
Politik Haklar: 16/40
Sivil Haklar: 16/60
Raporda otoriter devletlerin askeri güç kullanması dünya genelinde demokratik normlarda çürüme yaşandığının bir diğer sonucu olarak değerlendirildi.
Türkiye’de internet özgürlüğü düşüşte
Freedom House, ülkelerin vatandaşlarına sağladığı internet özgürlüğü de detaylı bir şekilde ele aldı. Raporun Türkiye bölümünde, “Bu yıl hükümetin, sosyal medya platformlarını geçici olarak engelleyerek birçok kullanıcının temel hizmetlere ve araçlara erişimden yoksun bırakmasıyla birlikte internet özgürlüğü Türkiye’de düşüşe geçti” ifadeleri kullanıldı.
Raporda, “hükümetin, sosyal medya şirketlerinin içerik kaldırma talepleri gibi tedbirlere yanıt verebilmeleri için ülke içinde temsilci bulundurmalarını zorunlu hale getirerek bu şirketlere sıkı kısıtlamalar koyan baskıcı bir yasayı onayladığını” ileri sürüldü.
Türkiye İnternet özgürlüğü skoru
Genel skor: 35 (en yüksek puan 100)
Erişimin Önündeki Engeller: 13/ 25
İçerik Sınırlamaları: 11/ 25
Kullanıcı Haklarının İhlalleri: 11/ 40

https://tr.euronews.com/2021/03/04/freedom-house-raporu-turkiye-195-ulkenin-bulundugu-ozgurluk-s-ralamas-nda-146-s-rada
Posted in FAŞİZM | Leave a comment