15 senede Türkiye’yi batırdılar.** Ayakları suya erdi,beyefendi! dedi ki ; “TULUMBANIN SUYU BİTTİ” * behey gafil bir sorsana “tulumbanın suyunu kim bitirdi”

sozcu.com.tr
6 Aralık 2016 

Battılar…

Ben demiştim; ekonomiden anlar…
Ekonominin durumunu kim bu kadar güzel anlatabilir:
“Tulumbanın suyu bitti…”
*

Şimdi dünyanın ünlü ekonomistlerini topla, de ki bana Türk ekonomisini anlatın… Cari açık, faiz, üretim, istihdam, yatırım, ithalat, ihracat, kur, banka, rezervler, Merkez Bankası, para politikaları, milli gelir, Hazine, özelleştirme…Her birisi ayrı bir bilmece…

Mesela; yoksulluk sınırının altındakiler artıyor, dış ve iç borç artıyor, işsizlik artıyor, ithalat-ihracat açığı artıyor, Türkiye nasıl “Büyüyen yıldız ülke” oluyor?..Bunu anlatacak ekonomist yok…
*
Bu biliyor…
Üç kelimeyle anlattı:
“Tulumbanın suyu bitti…”
*
Hızlı tren yapıyor, vagonlar ve raylar ithal… Metro yapıyor,
deliği açan Çinliler, raylar İspanyol, vagonlar Kore…
Köprü açıyor “Ya Allah Bismillah” diyenlerin yarısı Japon…
Dört bir yan aynalı kuleler, camdan gökdelenlerle doldu, tümünün asansörü, yürüyen merdiveni, cam sistemleri ithal…

“Çiftçinin yüzü güldü” diyor,ot ithal, ot…(9 Ağustos 2012 tarihli ithalat kararı ile “kuru ot” ithalatına izin verildi…)
*
7 milyon işsiz, 15 milyon yoksulluk sınırının altında, 3 milyon aç…
Bir ayda iflas eden esnaf sayısı; 50 bin…Ama dünyanın en büyük sarayını
yaptırınca, sanki “yıldız ülke” gibi…
*
Cumhuriyetin 70 yıllık tüm birikimlerini sattılar; limanlar,fabrikalar, kurumlar, işletmeler, elektrik, telefon, tekel, gaz, bankalar, tersaneler, terminaller…Bunlar bitince; orman, koruluk, koy, arsa, arazi, dere, yayla…
*
O da bitince…
Sıradan insanların yastıklarının altındaki dolarları istedi, dünkü rakamlara bakılırsa, yastık sahipleri güvenmedi…

Sonunda çok güzel anlattı durumu:
“Tulumbanın suyu bitti…”

Posted in Bekir Coşkun yazıları, Ekonomi | Leave a comment

Türkiye eğitimde de havlu attı * Arapça , kuran , peygamberin hayatı v.b. din derslerinin ağırlık kazanması ve eğitimin bilim ve çağdaşlıktan kopartılması sonucu OECD ölçütlerine göre PİSA sınavlarında Türkiye son sıralarda yer aldı.*** Türk öğrenciler, fende 52., okuma – yazmada 50., matematikte ise 49. sırada yer aldı. 2012’ye göre büyük düşüş yaşandı.

cumhuriyet.com.tr
2016-12-06
 
Eğitimde çöküş… PISA sınavlarında büyük düşüş yaşandı

PISA sınavlarında Türk öğrenciler, fende 52., okuma – yazmada 50.,
matematikte ise 49. sırada yer aldı. 2012’ye göre büyük düşüş yaşandı
.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından 3 yılda bir 15 yaş grubundaki öğrencilerin bilgi ve becerilerini değerlendirmek için yapılan Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı’nın (PISA) 2015’te yapılan ortak sınav sonuçlarını içeren rapor açıklandı. OECD üyesi 35 ülkenin de aralarında bulunduğu 72 ülkede uygulanan ve öğrencilerin okuma becerileri, matematik ile fen bilimleri alanlarındaki seviyelerinin ölçüldüğü sınavlarda, Türk öğrenciler fen bilimlerinde 52., okuma becerilerinde 50., matematikte ise 49. sırada yer aldı. Türkiye, üç ders alanında da OECD ortalamasının bir hayli gerisinde kaldı.

Buna göre, OECD ortalaması 493 olan fen bilimlerinde 425, yine 493 olan okuma yazma ortalamasında 428 puan ortalaması tutturan Türk öğrenciler, OECD ortalaması 490 olan matematikte ise 420’de kaldılar. Türkiye 3 yıl öncesine göre fen bilimlerinde 38, edebiyatta 47, matematikte ise 28 puanlık bir düşüş yaşadı. Böylece Türkiye fen bilimleri ve matematikte 2006’daki seviyesine gerilerken, okuma yazma becerileri alanında ise 2003’teki seviyenin bile altına düştü. Türkiye ayrıca üç derste en yüksek performans gösteren öğrencilerin eğitimdeki oranında da alt sıralarda kaldı. Türkiye bu sonuçla, genel ortalamada da OECD seviyesinin bir hayli gerisinde, 52. sırada yer aldı. Türkiye Kıbrıs Rum Kesimi, Moldova ve Arnavutluk’un hemen ardında yer alırken, başarı ortalamasında geçen ülkeler ise Trinidad Tobago, Tayland, Kosta Rika ve Katar oldu.
Erkekler daha başarılı

Yaklaşık 540 bin öğrencinin becerilerinin değerlendirildiği sınavda, genel olarak erkekler kız öğrencilerden daha başarılı olduğu gözlenirken, erkekler ve kızlar arasındaki başarı farkı fen bilimlerinde matematik ve okuma becerilerine göre daha fazla oldu. 2009’la 2015 arasında geçen sürede okuma yazma becerileri açısından kızlar ve erkekler arasındaki farkın azaldığı gözlenirken, tüm ülkeler içinde Finlandiya, kızların başarı ortalamasının erkeklere göre daha fazla olduğu tek ülke olarak dikkat çekti.

Zengin fakir farkı
Rapora göre dar gelirli öğrencilerin düşük performans gösterme seviyesinin refah seviyesi yüksek öğrencilere göre 3 kat fazla olduğu ortaya çıkarken, göçmen öğrencilerin de başarısız olma olasılığının diğer öğrencilere göre 2 kat fazla olduğu belirtildi. Buna karşın OECD Genel Sekreteri Angel Gurria, dünyanın artık “zengin ve iyi eğitimli uluslar’’ ve “fakir ve kötü eğitimliler’’ diye ikiye ayrılmadığına dikkat çekerek, şunları söyledi: “Vietnam’daki en dezavantajlı çocukların yüzde 10’u OECD ülkelerindeki ortalama bir öğrenciyle yarışacak düzeyde. Açıkçası tüm ülkeler ve ekonomiler mükemmel öğrencilere sahip ama çok azı tüm öğrencilerinin çok başarılı olabilmesini sağlayacak fırsatlar sunuyor”

Başarı azaldı
Sonuçlara bakıldığında neredeyse tüm ülkelerin başarı ortalamalarında bir azalma olduğu göze çarptı. 2006’dan beri OECD ülkelerinde ilk ve ortaöğretimde öğrenci başına yapılan harcama ortalama yüzde 20 oranında artarken, bu süreçte fen bilimleri alanında sadece 12 ülkenin performansını artırmış olması dikkat çekti. Bunun yanında Singapur’da her 4 öğrenciden 1’i yüksek performans gösterirken, OECD ortalamasına göre bu rakam 10’da 1. Raporda, ortaya çıkan sonucun OECD ülkelerinin sürdürülebilir eğitim hedeflerine ulaşmasını biraz daha zorlaştırdığına değinildi. Raporda ayrıca başarılı ülkelerin eğitim politikalarının öğrencilerinden yüksek ve evrensel beklentileri yansıttığının altı çiziliyor.

En başarılı Singapur
Geçen hafta açıklanan TIMSS sonuçlarında tüm alanlarda ilk sırayı alan Singapurlu öğrenciler, PISA’da da birinci oldular. Üç derste de diğer ülkelere fark atarak birinci sırayı alan Singapur’u fen bilimlerinde Japonya, okuma becerilerinde Kanada ve matematikte de Hong Kong takip etti. Japonya, Estonya, Kanada ve Finlandiya PISA sınavlarındaki en başarılı OECD ülkeleri oldu.

© 2016 www.yaynet.com.tr

Posted in EĞİTİM | Leave a comment

KANUNA UYGUN TECAVÜZ *** Her gün bir yurtta, bir okulda, bir kursta çocuklara tecavüz edildiği haberleri geliyor… 45 çocuk rekoru birkaç gün önce kırıldı: 75 erkek çocuk…

sozcu.com.tr
BekirCoşkun
19.11.2016

Kanuna uygun tecavüz…

Her gün bir yurtta, bir okulda,
bir kursta çocuklara tecavüz edildiği haberleri geliyor…
45 çocuk rekoru birkaç gün önce kırıldı:
75 erkek çocuk…

Sela sesi ile sopayı alıp demokrasiyi korumaya koşanlardan,
çocukları korumak için ses-seda çıkmıyor!..
Ne bir tepki…
Ne bir itiraz…
Ne bir ses…
Niçin?..

Çünkü; tecavüzcüsü ile evlendirilmek zorunda kalan çocuklarla ilgili yasa gündeme düşünce, Adalet Bakanı TBMM kürsüsüne çıkarak dedi ki:
“Düğün yapılmış, dernek yapılmış, gelmişler hediyelerini takmışlar, resmen evlenmişler… medeni kanun anlamında değil yani, halk arasında kabul şeklinde söyleyeyim… bunun savcı düğününe gelmiş…”
İnsanın çocuk gelin olası geliyor…

Hediye takılmış…
Düğün…
Dernek…
Savcı da gelmiş düğüne…

İşte bu kafadır…
Kediye, eşeğe, damacanaya bile tecavüz edilen ülkede, 12-13 yaşındaki kız çocukları, salyası akan dedeleri yaşındaki adamlara sunmayı devlet çıkıp savunursa…Sokaktaki sapığı tutamazsın…

Adalet-hukuk dersen düğünde…
Onu da Adalet Bakanı açıkladı zaten:
“Savcı gelmiş oturmuş…”
O zaman bu tecavüz kanuna uygun…

Ve devlet böyle yaparsa, sapıklık her yerdedir…
Sapık kaldırımda, çarşıda, okulda, yurtta, sokakta, aramızdadır…
Bir yaşındaki çocuğa tecavüz edip öldüren adamın gırtlağına sarılıp deli olur, bayram şekeri vereceğim diye götürülüp öldürülen üç yaşındaki minik kızla birlikte o gece ölürüz…
Çocuk yaştakilere tecavüzü “evlendiriyoruz” kılıfı ile devlet savunuyorsa, karabasanlar içinde sorarız:
“Dindar nesil böyle bir şey mi?…”

Şort giyen kıza tekme atan, başı açık olanı namussuz sayan, bira içeni ahlaksız gören, sevgilisinin elini tutanı kovalayan, kadının gülüşünü günah sayan, bu kafa için sokaklara dökülen millet…
Bak sela çocuklar için okunuyor…
Salı günü TBMM’de oylama var…
Çıksana…

Posted in Bekir Coşkun yazıları, DİN-İNANÇ, İrtica, YOBAZLIK - GERİCİLİK, YOZLAŞMA - AHLAKSIZLIK | Leave a comment

ÜLKE NE GÜZEL YÖNETİLİYOR !!! * Ekonomi dibe vurdu * Dolar piyasada 3,4080 ile tüm zamanların en yüksek düzeyini gördü. Euro da ilk kez 3,6105′e çıktı. Türk Lirası’nın dolar karşısındaki değer kaybı yılbaşından bu yana yüzde 16′yı buldu. Kasım başından bu yana değer kaybı yüzde 9′u aştı.


cumhuriyet.com.tr
19.11.2016

Ekonomi alarm veriyor…
Başbakan da gizleyemedi: Tepetaklak oluruz

OHAL ve başkanlık sistemi tartışmalarına, ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Janet Yellen’ın faiz artışına yönelik açıklamaları da eklenince Türk Lirası’nın Avro ve Dolar kaşısındaki değer kaybı arttı. İç ve dış politikadaki belirsizliğin risk iştahını da azaltmasıyla dolar ve avro rekor üstüne rekor kırdı. Dolar piyasada 3,4080 ile tüm zamanların en yüksek düzeyini gördü. Euro da ilk kez 3,6105′e çıktı. Türk Lirası’nın dolar karşısındaki değer kaybı yılbaşından bu yana yüzde 16′yı buldu. Kasım başından bu yana değer kaybı yüzde 9′u aştı.

Başbakan’ın açıklaması kafaları karıştırdı

Başbakan Binali Yıldırım, bugün Okan Üniversitesinin açılış törenine katıldı. Burada yaptığı konuşmada ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Yıldırım’ın söyledikleri kafaları karıştırdı. Başbakan Yıldırım, Türk Lirası’nın dolar karşısında değer kaybedip 3.40’ı görmesine ilişkin “Türkiye geçen bir yılda bazı sıkıntılar yaşadı. Şimdi küresel bazı sıkıntılar var. Bu sıkıntılardan Türiye’de bağımsız değil. Ama her şeye rağmen Türkiye’nin yarını bugünden daha güzel olacaktır. Frene basmayın. Durdukmu aynen bisiklet gibi ani fren yaparsak tepetaklak oluruz’” diye konuştu.

Tepeden tırnağa etkileyecek

Dolar kuru, rekor üstüne rekor kırarken bu durum ekonomiyi tepeden tırnağa etkileyecek. Sektörlerde maliyetlerin artmasının zamları da beraberinde getirecek. Kur yüzde 10 değer kazandığında, enflasyon 1.5 puan artıyor. Enflasyon artışı tüketimi olumsuz etkileyecek. Bu da büyümeyi vuracak. Diğer yandan şirketlerin borç yükü de artacak. Şirketlerin döviz açık pozisyonu, Merkez Bankası’nın ağustos ayı verilerine göre 210 milyar 520 milyon doları buluyor. Borç miktarı 310 milyar 938 milyon dolara ulaşırken, varlıklar 100 milyar 418 milyon dolarda kalıyor. Döviz borcu olan şirketler eğer kurun artış riskine karşı önlem almadıysa kur farkı gideri kaydedecek. Artan maliyetler şirketlerin kârlılıklarını azaltacak. Dolardaki artışın kalıcı olması halinde ithal ürünlere zam yolda. Akıllı telefon, tablet, TV, bilgisayar, akıllı saat gibi cihazların büyük kısmı yurtdışından geldiği için stoklara bağlı olarak kampanyalarını yavaşlatan teknoloji perakendecileri, yılbaşı dönemlerinde yüzde 10’luk zammın kaçınılmaz olduğuna dikkat çekti.

Posted in Ekonomi, MEDYA | Leave a comment

İHANET POLİTİKALARINDAN TECAVÜZCÜYÜ AKLAYAN PEDOFİLİ YASASINA *** Türkiye’nin adını değiştirmeyi düşünenler şimdi de çocuklara tecavüz edenleri çocukla evlendiğinde cezadan kurtaracak yasalar hazırlıyorlar * Ahlak dibe vurdu * Bu yasanın ardında çocuklara tecavüz edenlerin büyük çoğunluğunun imam Hatip mezunu din adamlarının olması mı yatıyor ?

cumhuriyet.com.tr
18.11.2016

“İşte şok rejim değişikliği planı:
Türkiye’nin adını değiştirmeyi bile düşünüyorlar”

CHP Milletvekili Barış Yarkadaş, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında Türkiye gündemini derinden sarsacak konuşmaların yapıldığını açıkladı.

Yarkadaş, Mecliste AKP’liler arasında yapılan konuşmaları aktardı. Meclis kulislerinde Türkiye’nin adının değiştirilmesinin bile konuşulduğunu söyleyen CHP’li vekil, Atatürk’ün yerine yeni bir simge getirileceğini de anlattı.

‘TÜRKİYE’NİN ADINI DEĞİŞTİRMEYİ BİLE KONUŞUYORLAR’

TBMM’deki basın toplantısında gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Yarkadaş, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Yarkadaş, bir gazetecinin “Anayasa’daki yemin metninden, Atatürk ve laiklik ifadesi çıkartılmak isteniyormuş, yorumunuz nedir sorusunu şöyle yanıtladı:

“Yapılmak istenen, Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun da ifade ettiği üzere bir rejim değişikliği çalışmasıdır. Bu bir sistem değil, rejim değişikliği hazırlığıdır. AKP’liler, kendi aralarında, ülkenin ismini değiştirmeyi dahi konuşmaktadır. Başkanlığı getirebildikleri taktirde, ülkenin isminin Yeni Türkiye ya da Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı olmasını konuşuyorlar. AKP’nin bir süredir her konuşmada Yeni Türkiye vurgusu yapmasının sebebi budur. Toplumsal psikoloji buna göre hazırlanmak ve şekillendirilmek isteniyor.

ATATÜRK YERİNE YENİ SİMGE

Başkanlığı getirebildikleri taktirde, Recep Tayyip Erdoğan’ı da Kurucu Başkan olarak konumlandırmak istiyorlar. Başkanlık tartışmalarını yakından izleyen kamuoyu, bu gerçekleri bilmeli ve ona göre kararını vermelidir.”

Yarkadaş, AKP’nin ”tek adam” rejimini anayasal kılıfa sokarak “Başkanlık” olarak pazarlamaya çalıştığını belirterek, şunları söyledi:

İLÇE BELEDİYELERİ KAPATILMAK İSTENİYOR

“Her yeri, her makamı tek bir kişinin yönetmesini ve her şeyin ona bağlı olmasını istiyorlar. Örneğin, üzerinde çalıştıkları bir tasarı var. Buna göre, ilçe belediye başkanlıkları kapatılacak. Örneğin, İstanbul’un Anadolu Yakası’nda 14 ilçe belediyesi var. Yapmak istedikleri değişiklik hayata geçerse, 14 ilçenin tek bir belediye başkanı olacak. Kadıköy, Ataşehir, Ümraniye, Beykoz, Maltepe, Kartal, Sultanbeyli gibi belediyeler ise Şube Müdürlüğü haline dönüştürülecek.”

KAZANAMADIKLARI BELEDİYELER HEDEFTE

AKP’nin, İstanbul’u 3 ayrı bölgeye ayırmak ve bu bölgelerin her birine bir belediye başkanı seçtirmek istediğini belirten Yarkadaş, sözlerine şöyle devam etti:

“Örneğin, İstanbul Anadolu Yakası’nın tek bir belediye başkanı olacak. 14 ilçenin belediye başkanlığı tasfiye edilecek. Aynısı Bakırköy ve Beşiktaş için de geçerli. 2. ve 3. Bölge olarak adlandırılan seçim çevresinin tek bir belediye başkanı olacak. Bölge Belediye Başkanı ise Büyükşehir Belediye Başkanı’na bağlanacak.

Ankara’da ise Çankaya, Yenimahalle gibi belediye başkanlıkları bu şekilde CHP’nin elinden alınmaya çalışılacak. Bu çalışma, Konak, Karşıyaka, Alanya, Muratpaşa, Bornova, Sarıyer, gibi tüm belediyeleri kapatmayı hedefliyor.”

AKP’NİN SÖZÜNÜ HATIRLATTI

AKP’nin 2002 yılında iktidara geldiğinde “yerel yönetimleri güçlendirme sözü” verdiğini anımsatan Yarkadaş, “Şimdi bu sözü unuttular, kazanamadıkları belediyeleri merkezi sisteme bağlayarak ele geçirmeyi tasarlıyorlar” dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş, “Çocuklara yönelik taciz ve tecavüzde adeta patlama yaşanıyor. Onlar ise Türkiye’nin adını Yeni Türkiye Cumhuriyeti ya da Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı yapmayı aralarında konuşuyor” dedi.

Yarkadaş, Atatürk’ün anayasadaki yemin metninden çıkartılmak, bunun yerine Recep Tayyip Erdoğan’ın ”Kurucu Başkan” olarak konumlandırılmak istendiğini dile getirdi. CHP’li vekil, “İlçe belediye başkanlıklarını da şube müdürlüğü haline getirmek istiyorlar” ifadesini kullandı.

”TACİZCİLER KORUNUYOR”

Yarkadaş, ”AKP ve Saray, Türkiye’nin hiçbir sorununu çözemiyor. Gerçek sorunlar ise halının altına süpürülmek isteniyor” diyen Yarkadaş, buna örnek olarak Kırıkkale ve Adıyaman’da yaşanan tacizi örnek gösterdi.

”MÜFTÜLÜK TECAVÜZÜ TESPİT ETTİ AMA…

Yarkadaş, “Adıyaman’da bir müstahdem ile 13 kamu görevlisi 74 çocuğu taciz etti. Kırıkkale’de bir Kuran Kursu’nda tecavüz yaşandı. Bunların tamamı Kırıkkale Müftülüğü’nce tutanak altına alındı. Ancak olayın üstü örtülüyor, tacizciler, tecavüzcüler adeta ödüllendiriliyor” dedi. Yarkadaş, Adıyaman’daki tacize karışan müstahdem MSG’nin erkek öğrencilerle aynı yatakhanede kaldığını da belirterek, “İktidar, bunun hesabını vermek zorundadır” dedi.

OKULUN MÜDÜRÜNE ÖDÜL GİBİ GÖREV

Adıyaman’da tacizin yaşandığı okulun müdürü M.K.’nın, Gürcistan’daki Maarif Vakfı Okulu’nda görevlendirildiğini belirten Yarkadaş, “Bir el, şüphelileri özenle koruyor, kolluyor” dedi. Yarkadaş, Karaman’da yaşanan tecavüz sonrası AKP’li Bakan Sema Ramazanoğlu’nun ”Bir kereden bir şey olmaz” dediğini de anımsatttı. CHP’li vekil, “İşte bu anlayış, tacizcileri ve tecavüzcüleri cesaretlendiriyor” dedi.

‘TACİZ VAKALARI YÜZDE 700 ARTTI’

Çocuklara yönelik tacizin yüzde 700 oranında arttığını belirten Yarkadaş, “2006 yılında çocuklara yönelik taciz vakası iki bin dört yüz iken, 2015 yılında bu sayı on altı bin dokuz yüz elli yediye çıktı” diye konuştu.

AKP’LİLERE TACİZ -TECAVÜZ MEKTUBU

Adıyaman ve Kırıkkale’de yaşanan son iki vakanın ardından, AKP’nin bir de ”tecavüzcüleri koruyan bir önerge”yi gündeme getirdiğini belirten CHP’li vekil, Başbakan Binali Yıldırım, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’ya mektup yazdığını açıkladı. Elindeki mektup metnini basın mensuplarına gösteren Yarkadaş, “Kırıkkale ve Adıyaman’da yaşananları kendilerine anlattım. Ve dün gece apar topar meclise getirdikleri önergeyi geri çekmeleri için çağrı yaptım” ifadesini kullandı. CHP’li vekil, taciz ve tecavüze uğrayan çocukların psikolojik tedavileri için CHP’nin bakanlığa yardım için hazır olduğunu da sözlerine ekledi.

‘MECLİS’E BU AYIBI YAŞATMAYIN’

Meclis’e getirilen önergenin, çocuklara yönelik taciz ve tecavüzü teşvik edeceğini, suçluları ise koruyacağını belirten Yarkadaş, “Meclis’e bu utancı yaşatmayın. Yanlış bir adım attınız. Gelin geri dönün. Özür dilemek de erdemdir. Bunu siyasi mesele olmaktan çıkaralım, çocuklarımızın geleceğini tacizcilerin tecavüzcülerin ipoteği altına sokmayalım” dedi.

“AKP tacizcilerden ve tecavüzcülerden hesap sormak yerine dün gece bu önergeyi alel acele meclise getirdi” diyen Yarkadaş, “Yapmayın, bu önergenin altında kalırsınız’’ ifadesini kullandı.

’12 YAŞINDAKİ ÇOCUKLA EVLİLİK OLMAZ’

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile AKP’lilerin önergeyi savunurken büyük bir yanlış yaptığını belirten Yarkadaş, “Bu önerge çocukların tecavüzcüleriyle evlendirilmesi anlamına geliyor. Bu, çocuklara verilen ikinci bir cezadır. Adalet Bakanı’na şunu sormak gerekiyor. 12-13 yaşında zorla evlendirilen çocuk tecavüze uğramış sayılmıyor mu? Adalet Bakanı ve AKP ne yapmaya çalışıyor? Tecavüzcüleri, istismarcıları cezaevinden çıkararak neyi amaçlıyor?” dedi.

Yarkadaş şöyle devam etti:

“Sayın bakan, 12 yaşında 13 yaşında bir çocuğun evliliği söz konusu olamaz. 30 yaşındaki bir adam 12 yaşındaki çocukla cinsel ilişkiye girmişse buna cinsel ilişki değil, tecavüz denir. 10 yaşındaki bir çocuk tacize uğrasa bile bunu anlayamaz. O yüzden gelin tacizcileri, tecavüzcüleri temize çıkaracak bu önergeden vazgeçin.’’

GİZLİ SAKLI GETİRDİLER

AKP’nin küçük yaştaki çocukların uğradığı tecavüzü, “evlilik ya da cinsel birleşme” olarak adlandırdığını belirten Yarkadaş, “Aramızda temel bir anlayış farkı var. Bunu bildikleri içi önergeyi gece gizlice getirdiler” dedi. Yarkadaş, “AKP, salı günü bu önergeyi geri çekmelidir. AKP tabanı da partilerine bu yönde telkinde bulunmalıdır” ifadesini kullandı.

YARDIM EDENLER DE AFFEDİLİYOR

CHP’li vekil, sözlerine şöyle devam etti:

“Bu önergeyle birlikte, sadece tacizci-tecavüzcüler değil, onlara yardım edenler de affediliyor. Bunun adı af yasasıdır. Örneğin, 30 yaşındaki bir kişi, 13 yaşındaki bir çocuğu istismar ettiyse ve bu yüzden cezaevine girdiyse, kanuna göre, evlenmeleri halinde bu kişi dışarı çıkıyor. Ve ona bu suçta yardım edenler de affediliyor. Eğer kişi, evlendikten sonra 30 yıl içinde boşanırsa, yeniden hapse giriyor. Ancak ona yardım edenlere herhangi bir yaptırım uygulanmıyor. Bu önerge, çocukların evlenmelerinin önünü de açıyor. Neresinden bakarsanız bakın, bir utanç önergesidir bu…”

Skandal önerge Meclis’te:
Cinsel istismara uğrayan mağdur tecavüzcüsüyle evlendirilsin

AKP yine skandal bir önergeye imza atarak, TBMM’de tecavüze uğramış çocuğun tecavüzcüsüyle evlendirilmesi durumunda cezasının ertelenmesini istedi.

AKP, TBMM Genel Kurulu’na cinsel istismar suçunda yargılamaya ilişkin olarak bir önerge getirdi. Önergeye göre, “cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın işlenen cinsel istismar suçunda, mağdurla failin evlenmesi durumunda hükmün açıklanması geri bırakılıyor” ve hüküm verilmiş ise infazın ertelenmesine karar veriliyor. Evliliğin failin kusuruyla bitmesi halinde fail hakkındaki hüküm tekrar uygulanıyor. Önerge, açık oylamada 184 oyu bulamaması sebebiyle salı günü tekrar görüşülecek.

Bakan Bekir Bozdağ çocuğa tecavüzü “Küçüğün rızası” diyerek savundu
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, cinsel istismar suçunda mağdurla failin evlenmesi durumunda cezayı ortadan kaldıran yasayla ilgili skandal bir açıklama daha yaptı. Bozdağ, çocuğa tecavüzü “Küçüğün rızası” diyerek savundu.

Eski Çorum Ensar Vakfı Başkanı çocuk istismarından tutuklandı!

Olay, Eylül 2007′de meydana geldi. İddiaya göre o dönem Ensar Vakfı Çorum Şubesi Başkanı olan ve bir lisede din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliği yapan Zekai İşler  ile ilgili vakıftaki kurslara katılan kız öğrencilerden olay tarihinde 14 yaşında olan E.Y. ile 13 yaşında olan E.G.’ye cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla aileleri şikayetçi oldu. Bunun üzerine Zekai İşler hakkında 1′inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘çocuğun cinsel istismarı’ suçundan dava açıldı.

‘HER ÖĞRETMENİN ÖĞRENCİSİNE YAKLAŞTIĞI ŞEKİLDE BAKTIM’

Yargılama sırasında E.Y.’nin ruh sağlığının bozulduğu verilen raporla belirlendi. Şüphelinin dizüstü bilgisayarında yapılan incelemede pornografik olabileceği değerlendirilen görüntüler tespit edildi.

Zekai İşler, yargılama sırasındaki savunmasında hakkındaki iddiaların iftira olduğunu belirterek, “Ben yaklaşık 30 yıllık eğitimciyim. Her öğretmenin öğrencisine normal şekilde yaklaştığı şekilde öğrencilerime bakmışımdır. Bunun istismar olduğu düşünüldüğünde bütün öğretmenlerin suçlu olması gerekirdi. Benim yaptığım davranışlar normal ve olağan karşılanan davranışlardır. Şahısları yanaklarından öptüğüm sonrasında göğüslerini ve kalçalarını okşadığım iddiaları tamamiyle gerçek dışıdır. Elbise denendiği sırada bacaklarına baktığım ve bilgisayarda porno içerikli görüntüleri izlettiğim iddiaları da doğru değildir. Vakfa ödev yapmaya gelip bilgisayarımdan faydalanmaya gelen öğrencilere bilgisayarım açarım, şifremi hiç kimseye de söylediğimi hatırlamıyorum. Söylediğim zaman da mutlaka şifremi değiştiririm. Bilgisayardaki görüntülerin nasıl ve ne şekilde indirildiğini bilmiyorum. Bilgisayarımda ödev yapan öğrencilerin de yapmış olabileceğini düşünüyorum. Suçlamaları kabul etmiyorum” dedi.

YARGITAY KARARI BOZDU

Mahkeme Nisan 2010′da verdiği kararda E.G. ile ilgili iddialar hakkında delil yetersizliğinden dolayı Zekai İşler’e ceza vermezken, E.Y’ye yönelik ‘çocuğun cinsel istismarı’ suçundan 4 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırdı. Ancak tarafların karara itiraz etmesi üzerine dosya Yargıtay’a gönderildi. Yargıtay verilen kararı bozarak dosyayı tekrar yerel mahkemeye gönderdi.

YARGITAY KARARI ONADI

Yargılama sonunda Haziran 2015′de yerel mahkeme, şüphelinin E.G’ye yönelik eylemleri nedeniyle açılan davanın ayrılmasına, müstehcanlik suçundan ise beraatine karar verdi. E.Y’ye yönelik ise basit istismar suçunu işlediğini belirleyip Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddesince önce 15 yıl hapis cezası verdi. Ardından Zekai İşler’in mahkemeye karşı saygılı tutum ve davranışlarından dolayı cezasını 12 yıl 6 aya indirdi.

Yerel mahkemenin Zekai İşler hakkında verdiği 12,5 yıl hapis cezası kararına avukatları itiraz etti. Ancak Yargıtay verilen kararı 11 Ekim 2016 da onadı ve Zekai İşler, bugün kent merkezindeki evinde gözaltına alındı. Adliyedeki işlemleri tamamlanan İşler, tutuklanarak Çorum L Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderildi.

Posted in İHANET VE YABANCI YANDAŞLAR, İrtica, YOBAZLIK - GERİCİLİK, YOZLAŞMA - AHLAKSIZLIK | Leave a comment

BASINDAN MANŞETLER * 17.11.2016 * Sözcü

Posted in DURUM VAZİYETİ, MEDYA | Leave a comment

BASINDAN MANŞETLER * 17.11.2016 * Hürriyet

Posted in DURUM VAZİYETİ, MEDYA | Leave a comment

BASINDAN MANŞETLER * 17.11.20016 * Cumhuriyet

Posted in DURUM VAZİYETİ, Gundem, MEDYA | Leave a comment

AKP NEDEN SARRAF’ı KURTARMAYA ÇALIŞIYOR *** ABD ‘17 Aralık’ı açtı

cumhuriyet.com.tr

17.11.2016

Bağlantılı yazılar

ABD ‘17 Aralık’ı açtı

Türkiye’de kapatılan 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonunda gündeme gelen dört eski bakanın rüşvet aldığına ilişkin iddiaların yer aldığı fezlekeler, ABD’de tutuklu bulunan Rıza Sarraf’ın dava dosyasına girdi. Belgelerin doğruluğunun FBI tarafından teyit edildiğini belirten New York Güney Bölgesi Başsavcısı Preet Bharara, Türkiye’de 17 Aralık operasyonunun başlamasına neden olan ancak daha sonra kapatılan 400 sayfalık 17 Aralık fezlekesinin İngilizce çevirisi ve fezlekede yer alan görseller ve tapelerinde yer aldığı dosyayı elektronik olarak Amerikan Federal Adalet Sistemi’ne koydu. Bu şekilde Türkiye’de yayın yasağı getirilen ve engellenen 17 Aralık fezlekesi kamuya açık bir şekilde dava dosyasına girmiş oldu.

Amerika’nın Sesi’nden Can Kamiloğlu’nun haberine göre, dava sürecinde tartışmaların odak noktasını, Türk polisi tarafından 17 Aralık 2013 yılında Sarraf hakkında hazırlanan fezlekenin mahkemeye delil olarak sunulması oluşturuyor. Türkiye’de 17 Aralık’ta hazırlanan polis fezlekesinin, Sarraf’ın, epostalarını okumak için delil olarak kullanılıp mahkemeden izin alınmasına avukatlar itiraz ediyor. Avukatlar ayrıca Sarraf’ın epostalarının incelemek için alınan yasal iznin Türk Adalet Bakanlığı’yla da paylaşılması konusunda mahkemeye bir başvuruda bulundular.  New York Güney Bölgesi Federal Mahkeme Hâkimi Richard Berman, savunmanın bu isteğini reddetti.

Dava sürecinde nelerin delil olarak kullanılacağı yönünde bir iddia ve savunma makamı arasında bir uzlaşma sağlanmazken, bu konuda son kararı yargıç Berman verecek.

Türkiye’ye ret

New York’ta devam eden Sarraf davasının hâkimi Berman, önceki gün aldığı bir kararla iddia makamını mahkemeye davet etti. Hâkim Berman ve New York Güney Bölgesi Başsavcılığı yetkililerinin gerçekleştirdiği toplantı sonrasında gizli kalmak kaydıyla 10 Kasım tarihinde Başsavcı Preet Bharara tarafından kaleme alınan yeni bir dilekçe daha Federal Adalet Sistemi’nde akşam geç saatlerde yayımlandı. Belgede, Sarraf soruşturmasının başlatılmasına esas olan 2014 tarihinde gizli olan bir mahkeme belgesinin, gizlilik kararı kaldırılarak kendileriyle paylaşılması yönündeki Türk Adalet Bakanlığı talebinin kabul edilemez olduğu belirtildi.

Müdahale suçlaması

Bharara dilekçesinde Türk Adalet Bakanlığı’nı, Amerikan hukukunun bir belgeyi nasıl kullanacağına müdahale etmekle de suçladı. New York Güney Bölgesi başsavcısı dilekçede, Türkiye’nin Amerikan adalet sisteminin nasıl çalıştığını bilmeden müdahale ettiğini savunuyor.

‘Hepsi gerçek’

Bharara, imzalı dilekçede kanıt olarak mahkemeye sunulan fezlekenin doğruluğunun İstanbul’da görevli FBI yetkilileri tarafından teyit edildiği belirtildi. Dilekçede, “Bu fezlekenin ortaya çıkması sonrasında soruşturmayı yürütenler ya tutuklandılar ya da görev yerleri değiştirildi. İstanbul’da görevli FBI ajanları sunduğumuz bu fezlekeyle ilgili doğruluğu yönünde emin oldukları konusunda görüş bildirdiler. Hazırlanan fezlekede bulunan şahıslar gerçek kişiler, telefon kayıtları ve fotoğraflar gerçek. ABD yetkili makamlarının da bu konuda yapmış olduğu bağımsız soruşturmada vardığı kanı hazırlanan fezlekeyle örtüşüyor” denildi.

Dosyada 4 bakan başroldeydi

17 Aralık soruşturmasında şüpheliler arasında İçişleri Bakanı Muammer Güler, Ekonomi Bakanı zafer Çağlayan, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ve Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış bulunuyordu.

‘Yiyip içmedik’ cevabı

Bharara, mahkemeye sunduğu dilekçede, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın açıklamalarını hatırlatıp Sarraf’ın olayı siyasileştirmek istediğini belirterek, ABD’de görülen davanın Türk politikacıları ilgilendirmediğini ancak Sarraf’ın suç ortaklarını da kapsadığını belirtti. Erdoğan’ın “Savcı Bharara da hâkim Richard Berman Türkiye’de daha önce FETÖ’nün yedirip içirdiği isimler” açıklamasına da dilekçesinde tepki gösteren Bharara, “New York Güney Bölgesi Başsavcılığı’na bağlı hiçbir kimse Türkiye’de yiyip içmedi” ifadelerini kullandı.

Posted in YOLSUZLUKLAR, YOZLAŞMA - AHLAKSIZLIK | Leave a comment

BAŞKANLIK KİSVESİ ALTINDA ..Türkiye geçmişe dönük dönüşümle rejim değiştiriyor. Başkanlık rejimi kisvesiyle demokrasiden diktatörlüğe geçiyor. Arap demokrasileri için bir model sunacakken otokratik gerilemenin modeli oluyor”

Posted in FAŞİZM | Leave a comment